Danıştay Kararı 8. Daire 2018/2587 E. 2022/5223 K. 28.09.2022 T.

Danıştay 8. Daire Başkanlığı         2018/2587 E.  ,  2022/5223 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
SEKİZİNCİ DAİRE
Esas No : 2018/2587
Karar No : 2022/5223

TEMYİZ EDENLER : 1- (DAVALI) … Bakanlığı
VEKİLİ : Av. …
2- (DAVACI) … Müteahhitlik Haf. ve Tic. Ltd. Şti.
VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … gün ve E:…, K:… sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: İstanbul ili dahilinde … sicil numaralı IV. grup işletme ruhsatı sahibi davacı tarafından, ruhsat sahasının İstanbul 3. havalimanı projesi ile çakıştığından madencilik faaliyetinde bulunamamasına karşın maden mevzuatı kapsamında ruhsat sahiplerine yüklenen mali, idari, çevresel, rehabilitasyon ve benzeri tüm yasal yükümlülüklerinin ortadan kaldırılması için davalı idarece düzenleme yapılması talebinin reddine ilişkin Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nın … tarihli … sayılı işleminin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararda; davacının maden işletme faaliyetinin durdurulmasının kendi isteği ve arzusu dışında bölgede yapımı devam eden 3. havalimanı inşaatı sebebiyle olduğu ve davacının söz konusu alandaki faaliyetlerinin fiilen sonlandırıldığı, dolayısıyla davacının isteminin 3213 sayılı kanunun 32. maddesi uyarınca terk başvurusu sayılıp, bu madde uyarınca yapması gerekenleri ve alması gereken tedbirler için davacıya makul bir süre verilip ruhsat ilişkisinin sonlandırılması gerekirken, davacının faaliyette bulunamayacağı bir alana ilişkin olarak 3213 sayılı Kanunundan doğan sorumlulukların yerine getirmesinin istenildiği dava konusu işlemde ise hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemin karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: … Bölge Mahkemesi … İdari Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve davalı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, ruhsat sahası için Maden Kanunundan doğan yükümlülüklerin ruhsat hukuku devam ettiği sürece devam edeceği, yürürlükte olan ruhsat sahaları için Maden Kanunu kapsamındaki yükümlülüklerden muaf olunması için ruhsat sahası için terk talebinde bulunulması, terk talebinin idarece kabulünün ardından ruhsat hukukunun son bulması ile Maden Kanunu kapsamından doğan yükümlülüklerin sona ereceği, davacının bu yönde bir talebinin bulunmadığından dava konusu işlemin hukuka uygun tesis edildiği ileri sürülmektedir.
Davacı tarafından, başvurusunun terk talebi sayılamayacağı, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinin idarenin takdir yetkisini kaldıracak şekilde idarece yapılacak işlemi tarif etmesi nedeniyle yerindelik denetimi yapılmış olduğundan, karardan yerindelik denetimine yönelik kısmın çıkartılarak düzeltilmesi gerektiği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı tarafından, idarenin temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’NUN DÜŞÜNCESİ : Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararına karşı davacı tarafından yapılan temyiz isteminin süre aşımı nedeniyle reddine, idarece yapılan temyiz isteminin kabulü ile kararın bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY :
İstanbul ili Gaziosmanpaşa ilçesi dahilinde … sicil numaralı IV. grup işletme ruhsatı sahibi davacı tarafından, ruhsat sahasının İstanbul 3. havalimanı projesi ile çakıştığından madencilik faaliyetinde bulunamamasına karşın maden mevzuatı kapsamında ruhsat sahiplerine yüklenen mali, idari, çevresel, rehabilitasyon ve benzeri tüm yasal yükümlülüklerinin ortadan kaldırılması için davalı idarece düzenleme yapılması talebinin Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nın … tarihli … sayılı işlemi ile ruhsat sahası için Maden Kanunundan doğan yükümlülüklerin ruhsat hukuku devam ettiği sürece devam edeceği belirtilerek reddi üzerine bakılan dava açılmıştır.

İLGİLİ MEVZUAT:
3213 sayılı Maden Kanunu’nun 13. maddesinin 1. fıkrasında “Yürürlükteki ruhsatlar için her yıl ocak ayının sonuna kadar ruhsat bedelinin tamamının yatırılması zorunludur. İşletme ruhsat bedelinin %70’i genel bütçeye gelir kaydedilmek üzere ilgili muhasebe birimi hesabına, %30’u çevre ile uyum planı çalışmalarını gerçekleştirmek üzere ruhsatı veren idarenin muhasebe birimi hesabına aktarılmak üzere Bakanlığın belirlediği bankada açılacak teminat hesabına yatırılır. I. Grup (a) bendi madenlerin ruhsat bedelleri ise, büyükşehir belediyesi dışındaki illerde il özel idaresi hesabına yatırılır. Ruhsat bedelinin yatırılmaması veya eksik yatırılması hâlinde 20.000 TL idari para cezası verilir ve ruhsat bedelinin üç ay içinde tamamlanması istenir. Bu süre içinde ruhsat bedelinin yatırılmaması durumunda ruhsat iptal edilir. Verilen sürede yatırılmayan ruhsat bedelinin %70’ine tekabül eden tutar 6183 sayılı Kanun hükümlerine göre takip ve tahsil edilmek üzere ilgili tahsil dairesine bildirilir. Kaynak tuzlalarından ruhsat bedeli alınmaz. Faaliyet sonrası sahanın çevre ile uyumlu hâle getirilmesini müteakip, çevre ile uyum bedeli iade edilir.” hükmüne, Kanunun 14. maddesinin 1. fıkrasında, ” Devlet hakkı, ocaktan çıkarılan madenin ocak başındaki fiyatından alınır.” hükmüne, aynı maddenin 5. fıkrasında ise, “Ruhsat sahibi tarafından beyan edilen ocak başı satış fiyatı Bakanlık tarafından denetlenir ve eksik beyanlar tamamlattırılır. İşletme izni olan maden ruhsatlarından her yıl en az ruhsat taban bedeli kadar Devlet hakkı alınır. Ancak, kaynak tuzlalarında alınacak Devlet hakkında bu şart aranmaz.” hükmüne, Kanunun 32. maddesinde “(1) Ruhsat sahibi sahasında gerekli emniyet tedbirlerini almak ve sahanın son durumunu gösterir imalat haritası ve maden jeoloji haritasını Genel Müdürlüğe vermek suretiyle terk talebinde bulunabilir. (2) Herhangi bir nedenle hükümden düşmüş veya ruhsat hukuku yürürlükte olan sahalarda terk edilen alanlarda ruhsat sahibi gerekli emniyet tedbirlerini almak ve sahanın son durumunu gösterir teknik belgeleri Genel Müdürlüğe vermek zorundadır. (3) Ruhsat sahibi yukarıda belirtilen tedbirleri en geç bir yıl içinde almak ve işletme faaliyetinde bulunulan alanı işletme projesi doğrultusunda çevreye uyumlu hale getirmek zorundadır. (4) Verilen bu sürede çevre ile uyum planı çerçevesinde gerekli güvenlik önlemlerinin ve çevresel önlemlerin alınmaması durumunda tedbir alınana kadar sorumluluk ruhsat sahibinin olması şartıyla, bu durum valiliğe bildirilir. Çevre ile uyum çalışması için gerekli tedbirler, çevreye uyum planına uygun olarak orman arazilerinde ilgili orman idaresi, diğer alanlarda il özel idareleri veya valilikler tarafından yerine getirilir. Orman idaresi, il özel idaresi veya valilik tarafından çevre ile uyum planına uygun olarak yapılan masraflar, ruhsat bedelinden çevre ile uyum planı çalışmaları için emanete yatırılan tutarlardan karşılanır. Teminatların yeterli olmaması durumunda çevre ile uyum planı çerçevesinde eksik kalan masrafların ödenmesi için ruhsat sahibine bir ay ödeme süresi verilir. Süresinde ödenmeyen ve Bakanlık tarafından ilgili vergi dairesine bildirilen tutarlar 6183 sayılı Kanuna göre ruhsat sahiplerinden tahsil edilir. İlgili idare tarafından çevreye uyum planı dışında başkaca bir proje veya uygulama yapılması hâlinde buna ilişkin masraflar, ilgili idare tarafından karşılanır ve ruhsat sahibinden herhangi bir bedel talep edilmez. (5) Çevre ile uyum çalışmasının Hazinenin özel mülkiyetindeki yerler ile Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerde yapılması hâlinde uygulamanın yürütülmesine ilişkin usul ve esaslar Bakanlık ve Maliye Bakanlığınca müştereken belirlenir.” hükmüne yer verilmiştir.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Davacının temyiz istemi yönünden yapılan inceleme:
Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararı davacıya 13.03.2018 tarihinde tebliğ edilmiş, karar davalı idarece 27.03.2018 tarihinde karar temyiz edilmiştir. Davacı tarafça 23.04.2018 tarihinde davalı idarenin temyiz dilekçesine cevap verilerek, kararın onanması ile davalı idarenin temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur. Davacının 23.05.2019 tarihinde dosya kapsamına giren “Temyize cevap dilekçesi” ile kararın gerekçesinin düzeltilmesini istediği görülmüş olup, davacı tarafından yasal süreler geçtikten sonra yapılan temyiz isteminin süre aşımı nedeniyle incelenmesine olanak bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
Davalı idarenin temyiz istemi yönünden yapılan inceleme:
Davacının ruhsat sahasının tamamı İstanbul 3. havalimanı proje alanında kalmaktadır. Bu nedenle anılan saha için Ulaştırma Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı Devlet Hava Meydanları İşletmesi Genel Müdürlüğü tarafından yer teslimi 01.05.2015 tarihinde yapılmıştır. Davacının talebi dava konusu işlem ile davacının ruhsat sahasının tamamının ve ruhsata ait maden kömürü işletme izninin tamamının 3. havalimanı proje alanında kaldığı, ancak ruhsat hukukunun halen devam ettiğinin tespit edildiği, ruhsat sahası için mevzuat kapsamında oluşan yükümlülüklerin ruhsatın geçerli olduğu müddetçe devam edeceği, sahanın tamamı 3. havalimanı proje alanında kaldığından alanda herhangi bir faaliyette bulunulmaması gerektiği belirtilerek reddedilmiştir.
Davacı tarafından idareden istenilenin, Maden Kanunu kapsamında ruhsat sahibine yüklenen yükümlülüklerden sahaya girip çalışma imkanı ortadan kalktığı için muaf tutulması konusunda düzenleme yapılmasıdır. Ancak Maden Kanunu kapsamında ruhsata ait yasal yükümlülüklerden sorumlu olmamak için ruhsat hukukunun sonlandırılması gerektiği açıktır. Davacının dosya kapsamındaki beyanlarından, ruhsat hukukuna son verilmesi yönünde bir iradesi bulunmadığı, aksine Mahkemece dava konusu başvurusunun terk başvurusu sayılarak yerindelik denetimi yapıldığı ileri sürülmüştür.
Mahkemece davacının başvurusu Maden Kanunu 32. maddesi uyarınca terk başvurusu sayılıp ruhsat ilişkisinin sonlandırılması gerekirken faaliyette bulunamayacağı bir alana yönelik Maden Kanunundan doğan sorumluluklarının yerine getirilmesi istenilen işlemde hukuka uygunluk bulunmadığından iptal edilmişse de, davacının dava konusu talebinin kendi özel durumu nedeniyle hakkında bir düzenleme yapılması istemini içermektedir. Ancak Maden Kanunundan doğan yükümlülüklerin ruhsat hukuku geçerliliği koruduğu sürece devam edeceği açık olduğundan ve kanunda idareye olaya ve kişilere özgü düzenleme yapma yetkisi verilmediği gibi idarece kanuna aykırı şekilde düzenleme yapma yetki ve sorumluluğu bulunmamaktadır.
Bu nedenle davacının başvurusunun terk talebi şeklinde nitelendirilemeyeceği açık olup, davalı idarece tesis edilen işlemde hukuka aykırılık bulunmadığından, aksi yöndeki karara karşı yapılan istinaf istemini reddeden Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet görülmemiştir.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin süre aşımı nedeniyle reddine,
2. 2577 sayılı Kanun’un 49. maddesine uygun bulunan davalının temyiz isteminin kabulüne,
3. … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın … Bölge Mahkemesi … İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 28/09/2022 tarihinde kesin olarak oybirliği ile karar verildi.