Danıştay Kararı 8. Daire 2018/5035 E. 2022/5449 K. 06.10.2022 T.

Danıştay 8. Daire Başkanlığı         2018/5035 E.  ,  2022/5449 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
SEKİZİNCİ DAİRE
Esas No : 2018/5035
Karar No : 2022/5449

TEMYİZ EDENLER : 1- (DAVACI) …
VEKİLİ : Av. …

2- (DAVALI) … Büyükşehir Belediye Başkanlığı
VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … gün ve E:…, K:… sayılı kararının karşılıklı olarak temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: İstanbul İli, Üsküdar İlçesi, … Mahallesi, … Caddesi, … pafta, … ada, .. parsel nolu taşınmazda … kapı nolu … katlı apartmanın maliki olan davacı tarafından, … Büyükşehir Belediyesi sorumluluğunda yürütülen …-… Tünel Hattı inşaatı nedeniyle binada meydana gelen zararın …Sulh Hukuk Mahkemesi nezdinde … D.İş. Esas numarası ile tespit yaptırılarak ve tespit dosyasında bulunan bilirkişi raporuna dayanılarak 764.000,00.-TL maddi, 100.000,00.-TL manevi tazminatın 13.03.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte tazminine karar verilmesi istemiyle dava açılmıştır.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararda; oluşan zararın …-… Tünel Hattı inşaatından meydana gelip gelmediği hususunun tespiti amacıyla davalı idarece Jeoloji Mühendisi … hazırlatılan ve dava dosyasına sunulan 10.02.2017 tarihli raporda özetle; binanın yatay uzaklık olarak tünelden etkilenmeyecek kadar uzak olduğu, heyelan bölgesinin topuk kısmında yer aldığı, sahada daha eski oluşumlu çatlakların gözlemlendiği, tünel ile bina arasında kalan yolda, çeşmede, yolun yamacındaki trafo binasında herhangi bir deformasyonun bulunmadığı, bölgede yer altı suyunun yüksek olduğu, yüzeyden süzülen suların … Caddesine doğru boşaldığı, mevsimsel etkilerden dolayı artan yağışlara bağlı olarak gelişen zemin hareketleri olduğu, binadaki hasarın tünel inşaatı ile ilgisinin olmadığı yönünde kanaat bildirildiği, yine aynı hususun tespiti için idarece İnşaat Yüksek Mühendisi …’a hazırlatılan ve dosyaya sunulan 09.02.2017 tarihli raporda ise özetle; binanın yol ile kesiştiği kısımda 20-25 yıl öncesinde aynı şekilde başka bir binanın yıkıldığı ve bu yeni yüksek katlı binanın tekrar yapıldığı, eski yıkılan binanın gelişigüzel şekilde kolonları, kirişleri ve döşemesinin yeni yapılan binanın merdiven kovasına dayandırıldığı, eski yıkılan binanın yol tarafından gelen yüke dayanamadığı ve eski çatlaklar bulunduğu, binada eski ve yeni ayrılmaların olduğu, bina ile tünel arasında yatayda 145 m mesafe olduğu, bina ile tünelin kotlarına bakıldığında kot olarak yüksek olan tünelin binayı etkilemesinin mümkün olmadığı, tünellerin etki alanının tünel üstündeki binalar ve yatayda tünel ekseninden itibaren 10-15 metre tünel koruma bandı içerisinde yer aldığı, binanın tünelin etki alanında yer almadığı, davacının binası dışında bölgede zarar gören bina bulunmadığı, yer altı suyunun cadde başındaki binanın olduğu bölgeden girip cadde eğimine uygun olarak caddeyi takip ederek derin çukur oluşturacak şekilde yoluna devam ettiği, binayı çevreleyen duvarın niteliksiz ve eski çatlaklarla dolu olduğu, eski yıkılan binanın yeni binanın merdiven kovası ile ilişkilendirilmesi sebebiyle eski duvar ve eski binada meydana gelen hareketin yeni binanın merdiven kovasını etkileyerek diagonal çatlattığı, dolayısıyla hasarın tünel inşaatı ile ilişkisinin bulunmadığı ifadelerine yer verildiği, öte yandan Mahkemelerince yapılan ara kararı üzerine gönderilen bilgi ve belgelerin incelenmesinden, davaya konu binanın inşaat ruhsatının bulunmadığı, buna göre tekniğe ve mühendislik ilkelerine uygun olarak inşa edilmediği de görülen binada oluşan zararın idarenin kusurlu eyleminden kaynaklandığının kabulüne olanak bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesince; … İdare Mahkemesi’nce verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı karara karşı davacı istinaf başvurusunun reddine, davalı idare istinaf başvurusunun incelenmesi yönünden, “Bu durumda maddi ve manevi tazminat istemli olarak açılan ve davanın reddine karar verilen uyuşmazlıkta, İdare Mahkemesince reddedilen maddi ve manevi tazminat istemleri bakımından davalı idare lehine ayrı ayrı ve maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, tek bir vekalet ücretine hükmedilmesinde hukuki isabet görülmemiştir.” gerekçesiyle kısmen kabulüne karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, vekalet ücreti yönünden, davacı tarafından ise binanın ruhsatsız olmasının idarenin hizmet kusurunu ortadan kaldırmayacağı ileri sürülerek davanın reddine yönelik kısmının temyizen bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, davacının temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’NIN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile usul ve yasaya aykırı olan Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü;

İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY :
İstanbul ili, Üsküdar İlçesi, … Mahallesi, …Caddesi, … pafta, … ada, … parsel nolu taşınmazda … kapı nolu … katlı apartmanın maliki olan davacı tarafından, … Büyükşehir Belediyesi sorumluluğunda yürütülen …-… Tünel Hattı inşaatı nedeniyle yapılan derin kazılar sonucunda zeminde oluşturulan kaynak yolu değişiklikleri ve hafriyattan çıkarılan ağır toprak kütlelerinin civarda tomruk suyu diye bilinen kaynak suyunun kaynağına yaptığı baskı sebebi ile binada hasar meydana geldiği, derin çatlaklar olduğu ve oturulamaz hale geldiği, binanın temelini sarstığı, akabinde hemen tahliye edilerek belediyece acil şekilde yıktırıldığı gerekçesiyle, …Sulh Hukuk Mahkemesi nezdinde … D.İş. Esas numarası ile tespit yaptırarak ve tespit dosyasında bulunan bilirkişi raporuna dayanılarak 764.000,00-TL maddi, 100.000,00-TL manevi tazminatın işleyecek yasal faizi ile birlikte tazmini istemiyle idareye yapılan 13.03.2017 tarihli başvurunun zımnen reddedilmesi üzerine söz konusu tazminatın ödenmesi talebiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.

İLGİLİ MEVZUAT:
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 125. maddesinde, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmış bulunmaktadır. İdarenin belirtilen bu sorumluluğu hukuk devleti ilkesinin doğal sonucudur.
İdarenin bir eylem ya da işleminden dolayı tazminatla yükümlü kılınabilmesi için olayda hizmet kusurunun ya da kusursuz sorumluluğunun bulunması zorunludur. İdarenin hukuki sorumluluğundan söz edebilmek içinse, bir zararın mevcut olması ve bu zararın idari bir işlem veya eylemden meydana gelmesi ve oluşan zararla idari işlem veya eylem arasında illiyet bağının kurulabilmesi gerekmektedir.
İdarenin üstlendiği kamu hizmetlerini gereği gibi yerine getirmekle zorunlu olduğu; hizmetin işleyiş ve ifası sırasında gerekli önlemlerin alınmaması nedeniyle gerçek veya tüzel kişilere verilen zararların hukuken geçerli biçimde ispatlanması şartıyla idarece tazmininin gerekeceği idare ve sorumluluk hukukunun bilinen ilkelerindendir.
5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 14. maddesinde “Belediye, mahallî müşterek nitelikte olmak şartıyla; a) İmar, su ve kanalizasyon, ulaşım gibi kentsel alt yapı… hizmetlerini yapar veya yaptırır…” hükmü yer almaktadır.
3194 sayılı İmar Kanunu’nun 31 ve 32. maddelerinde kullanma izni alınmamış yapılar ve ruhsatsız veya ruhsat ve eklerine aykırı olarak başlanan yapılar hakkında düzenlemeler yapılmış, 31. maddede; inşaatın bitme gününün, kullanma izninin verildiği tarih olduğu, kullanma izni verilmeyen ve alınmayan yapıların, izin alınıncaya kadar elektrik, su ve kanalizasyon hizmetlerinden ve tesislerinden faydalandırılmayacakları, ancak kullanma izni alan bağımsız bölümlerin bu hizmetlerden istifade ettirileceği düzenlemesi yer almıştır.
2577 sayılı İdari Yargılamla Usulü Kanunu’nun “Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu ile Vergi Usul Kanununun Uygulanacağı Haller” başlığını taşıyan 31. maddesinde, bu Kanunda hüküm bulunmayan hususlarda; … bilirkişi, keşif, delillerin tespiti, … işlemlerinde Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu hükümlerinin uygulanacağı, ancak, davanın ihbarı ve bilirkişi seçiminin Danıştay, mahkeme veya hakim tarafından re’sen yapılacağı kurala bağlanmış olup,anılan hükümle atıfta bulunulan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “Bilirkişiye Başvurulmasını Gerektiren Hâller” başlığını taşıyan 266. maddesinde, Mahkemenin, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde, taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden, bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar vereceği, hâkimlik mesleğinin gerektirdiği genel ve hukuki bilgiyle çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişiye başvurulamayacağı, 282. maddesinde ise hâkimin, bilirkişinin oy ve görüşünü diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendireceği hükmüne ye verilmiştir.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Yukarıda alıntısı yapılan usul hükümlerinden anlaşıldığı üzere, bir uyuşmazlığın çözümlenebilmesi için hukuk dışında, özel veya teknik bir bilginin gerekmesi halinde konunun uzmanı olan bilirkişilerin görüşlerinin alınması ve bu vesile ile uyuşmazlığın en doğru şekilde çözüme kavuşturulması amaçlanmıştır. Bu bakımdan seçilecek bilirkişilerin konunun uzmanı olması elzem olup; farklı hususların birlikte değerlendirilmesinin gerekmesi halinde, bilirkişi heyeti teşkil edilmek suretiyle konunun değişik açılardan yorumlanmasının sağlanması, bilirkişilik müessesesinden beklenilen faydanın temini bakımından vazgeçilmez niteliktedir.
Uyuşmazlıkta İdare mahkemesince, davacıya ait bahse konu apartmanda oluşan zararın tespiti amacıyla yeni bir bilirkişi incelemesi yaptırılmayarak sadece davalı idarece Mahkemeye sunulan ve idarenin iç işleyişine yönelik olarak Jeoloji Mühendisi …’e hazırlatılan 10.02.2017 tarihli raporun ve İnşaat Yüksek Mühendisi …’a hazırlatılan 09.02.2017 tarihli raporun hükme esas alınarak davanın reddine karar verilmesinde hukuka uyarlık bulunmamıştır.
Bu durumda İstanbul ili, Üsküdar İlçesi, … Mahallesi, … Caddesi, … pafta, … ada, … parsel nolu taşınmazda … kapı nolu … katlı apartmanın … Büyükşehir Belediyesi sorumluluğunda yürütülen …-… Tünel Hattı inşaatı nedeniyle yapılan derin kazılar sonucunda zeminde oluşturulan kaynak yolu değişiklikleri ve hafriyattan çıkarılan ağır toprak kütlelerinin civarda tomruk suyu diye bilinen kaynak suyunun kaynağına yaptığı baskı sebebi ile binada hasar meydana geldiği, derin çatlaklar olduğu ve oturulamaz hale gelmesinden dolayı oluştuğu iddia edilen zararının var olup olmadığının tespit edilmesi için konularında uzman bilirkişi heyeti oluşturularak, bu heyetin vereceği raporun değerlendirilmesi sonucunda karar verilmesi gerektiği açıktır.
Öte yandan, İdare Mahkemesinin 09/11/2017 tarihli ara kararı ile dava konusu taşınmaza ilişkin ruhsat dosyasının var olup olmadığı sorulmuş, Üsküdar Belediye Başkanlığının 21/12/2017 tarihli yazısında, bahse konu taşınmaza ait inşaat ruhsatı bulunmadığı belirtilmiştir. Bu durumda yapılan kaçak yapı nedeniyle davacının müterafık kusuru bulunmakla birlikte söz konusu kaçak yapının her türlü belediye hizmetinden yararlanıp yararlanmadığı saptanarak sonucuna göre Belediyenin hizmet kusuru yönünden de değerlendirme yapılması gerektiği açıktır.
Bu durumda; oluşturulacak bilirkişi heyetine yaptırılacak inceleme sonucu düzenlenecek bilirkişi raporunun değerlendirilmesinden sonra davanın esası hakkında bir karar verilmesi gerekmekte olup; aksi yorum ile tesis edilen İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. 2577 sayılı Kanun’un 49. maddesine uygun bulunan temyiz istemlerinin kabulüne,
2. … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … gün ve E:…, K:… sayılı kararının BOZULMASINA,
3.Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın … Bölge İdare Mahkemesi …. İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 06/10/2022 tarihinde kesin olarak oybirliği ile karar verildi.