Danıştay Kararı 8. Daire 2018/5626 E. 2022/6403 K. 10.11.2022 T.

Danıştay 8. Daire Başkanlığı         2018/5626 E.  ,  2022/6403 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
SEKİZİNCİ DAİRE
Esas No : 2018/5626
Karar No : 2022/6403

Temyiz İsteminde Bulunan (Davacı) : …
Vekili : Av. …
Karşı Taraf (Davalı) : … Odası Başkanlığı
Vekili : Av. …

İstemin Özeti: … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:… , K:… sayılı kararının hukuka aykırı olduğu öne sürülerek, 2577 sayılı Kanunun 49. maddesi uyarınca temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

Savunmanın Özeti : İstemin reddi gerektiği savunulmuştur.

Danıştay Tetkik Hakimi : …
Düşüncesi : Hukuka aykırı olduğu anlaşılan İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren Danıştay Sekizinci Dairesince işin gereği görüşüldü:
Dava; … Odası Başkanlığında, sözleşmeli memur olarak, Genel Sekreter vekili kadrosunda görev yapan davacının, iş sözleşmesinin feshedilmesine ve 05.07.2012- 21.02.2015 tarihleri arasında aldığı vekalet ücretinin iadesinin istenilmesine ilişkin … Odası Meclisinin … tarih ve … sayılı işlemin iptali ve göreve son vermeden itibaren mahrum kalınan parasal haklarının yasal faiziyle birlikte tazmini istemiyle açılmıştır.
İdare Mahkemesince; Dairemizin 31.05.2016 tarih ve E:2016/3784, K:2016/6034 sayılı kısmen onama, kısmen bozma kararının; bozma kısmına uyularak, mahkeme kararının, davacının görevine son verilmesine ilişkin meclis kararı yönünden davanın süre aşımı nedeniyle reddi ilişkin kısmının onanarak kesinleştiği anlaşıldığından, meclis kararının esası yönünden değerlendirme yapma olanağının bulunmadığı; davacının yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte tazminine karar verilmesi istemi yönünden; parasal hak istemine dayanak idari işlemin süresinde dava konusu yapılmayarak kesinleşmiş olması nedeniyle, hukuka uygunluk karinesinden istifade eden idari işleme bağlı parasal hak isteminin karşılanmasına olanak bulunmadığından, istemin reddi gerektiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Anayasa’nın 125. maddesinin son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu kurala bağlanmıştır.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunun ”İptal ve tam yargı davaları” başlığını taşıyan 12. maddesinde; ”İlgililer haklarını ihlal eden bir idari işlem dolayısıyla Danıştaya ve idare ve vergi mahkemelerine doğrudan doğruya tam yargı davası veya iptal ve tam yargı davalarını birlikte açabilecekleri gibi ilk önce iptal davası açarak bu davanın karara bağlanması üzerine, bu husustaki kararın veya kanun yollarına başvurulması halinde verilecek kararın tebliği veya bir işlemin icrası sebebiyle doğan zararlardan dolayı icra tarihinden itibaren dava süresi içinde tam yargı davası açabilirler. Bu halde de ilgililerin 11 nci madde uyarınca idareye başvurma hakları saklıdır.” kuralı yer almıştır.
2577 sayılı Kanunun yukarıda aktarılan 12. maddesi, idari işlem dolayısıyla hakları ihlal edilen kişilere seçimlik bir hak tanımış olup; kişiler bu Kanun maddesi uyarınca; haklarını ihlal eden idari işlemlerin iptali isteminde bulunmadan, doğrudan doğruya sadece tam yargı davası açabilecekleri gibi iptal ve tam yargı davasını birlikte açmaları, iptal davası sonrası tam yargı davası açmaları ya da işlemin icrası sebebiyle tam yargı davası açmaları mümkündür. Kişilerin haklarını ihlal eden işlem nedeniyle doğrudan doğruya tam yargı davası açmaları durumunda, idari işlemin, uğranıldığı ileri sürülen zarara yol açıcı nitelikte olması gerektiği gibi uğranılan zarar ile illiyet bağının bulunması gerekmektedir. Burada kişinin amacı, idari işlemin iptal edilmesi değil, işlem nedeniyle uğradığı zararın giderilmesidir. Kişi iptal davası açmadan, hatta idareye başvurmadan, hakkını ihlal eden işlem nedeniyle tam yargı davası açabilmektedir. Bu çerçevede açılan davada; idari yargı merci tarafından, kişinin bir hakkının bulunup bulunmadığı ve idari işlem nedeniyle bu hakkının ihlal edilip edilmediği yönünde değerlendirme yapılmalıdır.
Uyuşmazlıkta; davacının, … Odası Yönetim Kurulunun … tarih ve … sayılı kararıyla sözleşmeli memur olarak, Genel Sekreter vekili kadrosunda görev yapmasına ve uygun diğer görevlerde çalıştırılabilmesine karar verilmiş olup, davacı ile davalı İdare arasında, 15.06.2012 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere, 05.07.2012 tarihli 3 yıl süreli hizmet sözleşmesi imzalanmıştır. … Odası Meclisinin davaya konu kararıyla, davacının Genel Sekreter vekili olarak görevlendirilmesinin, Oda Meclis kararıyla mümkün olmasına karşın, sadece Oda Yönetim Kurulu kararıyla görevlendirilmiş olduğundan bahisle iş sözleşmesinin feshine, 05.07.2012- 21.02.2015 tarihleri arasında aldığı vekalet ücretinin iadesinin istenilmesine karar verilmiştir.
Davacı tarafından; kıdem ve ihbar tazminatı ile işçilik alacaklarının tazmini istemiyle 06.04.2015 tarihinde adli yargıda açılan dava; uyuşmazlığın çözümünün idari yargının görev alanına girdiğinden, yargı yolunun caiz olmadığı gerekçesiyle usulden reddedilmiş ve bu kararın Yargıtay incelemesinden geçerek, 19.10.2015 tarihinde kesinleşmesi üzerine bakılan dava açılmıştır. Adli yargıda açılan davada; iş sözleşmesinin feshedilmesine ve 05.07.2012- 21.02.2015 tarihleri arasında aldığı vekalet ücretinin iadesinin istenilmesine ilişkin … Odası Meclisinin … tarih ve … sayılı işlemin iptali isteminde bulunulmamış olması nedeniyle İdare Mahkemesince davanın süre aşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir. Dairemizce; Mahkeme Kararının, Oda Meclis kararı yönünden davanın süre aşımı nedeniyle reddine ilişkin kısmının onanmasına; parasal hakların tazmini isteminin adli yargıda açılan davanın devamı olarak kabulüyle bu kısım yönünden işin esasına geçilerek karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir.
Davacı tarafından yoksun kalındığı öne sürülen parasal hakların kaynağı olarak gösterilen dava konusu Oda Meclis kararının, 23.02.2015 tarihinde tebliğ alınması suretiyle öğrenilmesi üzerine, parasal haklarının ihlâl edilmesi sebebiyle zarar oluştuğu iddiasıyla, dava açma süresi içerinde, 06.04.2015 tarihinde doğrudan doğruya tam yargı davası açma hakkının kullanıldığı görülmüştür.
Bakılan davada; adli yargıda açılmış olan ve görev yönünden reddedilen tazminat istemi ile birlikte adli yargıda dava konusu edilmemiş olan sözleşmenin feshine ilişkin işlem de dava konusu edilmektedir. Bu noktada, sözleşmenin feshine ilişkin işlemin dava açma süresinde dava konusu edilmemiş olması, süresinde açıldığı açık olan tam yargı davasının esasının incelenmesine engel teşkil etmeyecektir.
Uyuşmazlığın çözümü için, İdare Mahkemesince, sözleşmenin feshedilmesine ilişkin işlem nedeniyle davacının yoksun kaldığını ileri sürdüğü parasal hakkının, ödenmesini hak edip etmediğinin değerlendirmesi zorunludur. Bu çerçevede; sözleşmenin feshinin geçerli bir nedene dayanıp dayanmadığı ve sözleşmenin feshinin geçerli bir nedene dayanmaması durumunda davacının istediği parasal haklarının ve tazmin edilebilecek parasal hakların neler olduğunun, gerekirse ara kararı ve bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle tespit edilmesi sonrası karar verilmelidir.
Bu bağlamda; sözleşmenin feshinin geçerli bir nedene dayanıp dayanmadığı, davacının parasal kayıpların ödenmesini hak edip etmediği ve bu parasal hak kayıplarının neler olduğu değerlendirilmeden, sözleşmesinin feshine ilişkin işlemin süresinde dava konusu yapılmayarak kesinleşmiş olduğundan hareketle, süresinde dava konusu edilmek suretiyle ödenmesinin istenildiği anlaşılan yoksun kalınan parasal hak kayıplarının doğrudan reddedilmesinin, eksik inceleme ve değerlendirmeye dayanması nedeniyle İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
Açıklanan nedenlerle; … İdare Mahkemesinin temyize konu kararının bozulmasına, dosyanın yeniden bir karar verilmek üzere anılan Mahkemeye gönderilmesine, bu kararın tebliğ tarihini izleyen 15 (onbeş) gün içerisinde kararın düzeltilmesi yolu açık olmak üzere, 10.11.2022 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.

KARŞI OY :
(X)- İdare ve vergi mahkemeleri tarafından verilen kararların temyiz yolu ile incelenip bozulabilmeleri 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesinin 1. fıkrasında yazılı nedenlerin bulunmasına bağlıdır.
İdare Mahkemesince verilen karar ve dayandığı gerekçe usul ve kanuna uygun olup, bozulmasını gerektiren bir neden bulunmadığından, temyiz isteminin reddi ile anılan kararın onanması gerektiği oyu ile aksi yönde oluşan çoğunluk kararına katılmıyorum.

KARŞI OY :
(XX) Dava; … Odası Başkanlığında, sözleşmeli memur olarak, Genel Sekreter vekili kadrosunda görev yapan davacının, iş sözleşmesinin feshedilmesine ve 05.07.2012- 21.02.2015 tarihleri arasında aldığı vekalet ücretinin iadesinin istenilmesine ilişkin … Odası Meclisinin … tarih ve … sayılı işlemin iptali ve göreve son vermeden itibaren mahrum kalınan parasal haklarının yasal faiziyle birlikte tazmini istemiyle açılmıştır.
Olayda; davacının iş sözleşmesinin feshine ilişkin Oda Meclis kararının iptali ile birlikte işçilik alacaklarının tazmini isteminde bulunulduğu ve iş sözleşmesi ile davacının Genel Sekreter vekili olarak görev yaptığı dikkate alındığında, uyuşmazlığın görüm ve çözümünde adli yargının görevli olması nedeniyle olumsuz görev uyuşmazlığı çıkarılması gerektiği yönünde karşı oyum bulunmakla birlikte; 2577 sayılı Kanunun 22. maddesi uyarınca esas hakkında oyumu kullanmam gerekirse,
İdare Mahkemesince; Dairemizin 31.05.2016 tarih ve E:2016/3784, K:2016/6034 sayılı kısmen onama, kısmen bozma kararında, parasal haklar yönünden, uyuşmalığın adli yargıda açılan davanın devamı olarak kabulü ile işin esasına geçilerek karar verilmesi gerektiğinin belirtilmesine karşın, bozma kararımızın, gereğinin yerine getirilmemiş olması nedeniyle usul yönünden hukuka aykırı olması nedeniyle kararın bozulması gerekmektedir.
Bununla birlikte; sözleşmenin feshinin geçerli bir nedene dayanıp dayanmadığı ve sözleşmenin feshinin geçerli bir nedene dayanmaması durumunda davacının istediği parasal haklarının ve tazmin edilebilecek parasal hakların neler olduğunun, gerekirse Ara kararı ve bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle tespit edilmesi sonrası karar verilmesi gerektiği oyu ile gerekçe yönünden çoğunluk kararına katılmıyorum.