Danıştay 8. Daire Başkanlığı 2018/6777 E. , 2022/5451 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
SEKİZİNCİ DAİRE
Esas No : 2018/6777
Karar No : 2022/5451
TEMYİZ EDENLER : 1- (DAVACILAR) 1- …
2- …
VEKİLİ : Av. …
2- (DAVALI) … Belediye Başkanlığı
VEKİLİ : Av. …
DAVALI YANINDA MÜDAHİL : … Anonim Şirketi
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : …Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin …tarih ve E:…, K:…sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacıların çocuğu …’un 06.03.2015 tarihinde …Mahallesi Belde Limanı çevresinde bulunan yaklaşık 30 metre yüksekliğindeki istinat duvarından düşerek ölümü nedeniyle idarenin hizmet kusuru bulunduğundan bahisle uğranılan zarara istinaden anne …için 500,00-TL (ıslah talebi ile 37.770,15-TL) destekten yoksun kalma ve 200.000,00-TL manevi, baba … için 500,00-TL(ıslah talebi ile 20.920,80-TL) destekten yoksun kalma ve 200.000,00-TL manevi tazminatın ödenmesine karar verilmesi istemiyle dava açılmıştır.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:…sayılı kararında; dava konusu tazminat isteminin baba … için 20.920,80-TL maddi 80.000,00-TL manevi, anne … için ise 37.770,15-TL maddi 80.000,00-TL manevi tazminat olmak üzere toplam 58.630,95-TL maddi tazminat ve 160.000,00-TL manevi tazminat isteminin kabulüne, kabul edilen maddi tazminatın 1.000,00-TL’si için idareye başvuru tarihi olan 20.05.2016 tarihinden itibaren, geri kalan maddi tazminat için ıslah dilekçesinin davalı idareye tebliğ edildiği 21.02.2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı idarece davacılara ödenmesine, kabul edilen manevi tazminat miktarını aşan kısma yönelik davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: …Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesince; istinaf incelemesine konu kararda, davacıların maddi tazminat istemlerinin tamamının kabulüne karar verildiği, kararın hüküm fıkrasında reddolunan maddi tazminat olmamasına karşın Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen 9.392,91-TL avukatlık ücretinin davacılardan alınarak davalı idareye verilmesi yönünde hüküm kurulduğu belirlendiğinden, kararın bu kısmında hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle bu kısım yönünden istinaf isteminin kabulüne diğer hususlar yönünden ise istinaf istemlerinin reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, olayda hiçbir ihmal ve kusurlarının olmadığı, hizmetin geç işlemesi, hiç işlememesi gibi bir durumun da söz konusu olmadığı, olayda zarar gören kişinin 2.5 metrelik istinat duvarının çitle çekili olması ve dikenli tellerle kapatılmış olmasına rağmen, özel mülke ait bir alandan geçerek düştüğü, bu nedenle temyiz başvurusunun kabulü, davacılar tarafından ise yerel mahkeme tarafından manevi tazminata işleyecek faize ilişkin olarak bir hüküm kurulmadığı, davadaki talebin belirsiz alacak davası niteliğinde olduğu bu nedenle maddi tazminata uygulanan faizin idareye başvuru tarihi olarak düzeltilmesi talebiyle istinaf kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacılar ve Davalı idare tarafından savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’NIN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının faiz başlangıç tarihi kısmı yönünden düzeltilerek onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İLGİLİ MEVZUAT
İdare ve vergi mahkemeleri tarafından verilen kararların temyiz yolu ile incelenip bozulabilmeleri 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesinin 1. fıkrasında yazılı nedenlerin bulunmasına bağlıdır.
Yine, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun “Temyiz incelemesi üzerine verilecek kararlar” başlıklı 49. maddesinin 1. fıkrasının b bendinde “temyiz incelemesi sonunda kararda yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmayan maddi hatalar ile düzeltilmesi mümkün eksiklik veya yanlışlıklar varsa Danıştay’ın kararı düzelterek onayacağı” hükme bağlanmıştır.
Temyize konu Mahkeme kararı taraflarca temyiz edilmiş olup; uyuşmazlıkta, destekten yoksun kalma tazminatının miktar artırım (ıslah) dilekçesiyle arttırılan kısmına yürütülecek faizin başlangıç tarihine ve hükmedilen manevi tazminata ilişkin talep edilen faiz kısmı yönünden değerlendirme yapılmıştır.
Tam yargı davalarında istemle bağlı olma kuralının sebep olduğu hak kayıplarının giderilmesi amacıyla 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 16. maddesinin 4. fıkrasına, 30/04/2013 tarihinde yürürlüğe giren 6459 sayılı Kanun’un 4. maddesi ile; “Ancak, tam yargı davalarında dava dilekçesinde belirtilen miktar, süre veya diğer usul kuralları gözetilmeksizin nihai karar verilinceye kadar, harcı ödenmek suretiyle bir defaya mahsus olmak üzere artırılabilir ve miktarın artırılmasına ilişkin dilekçe otuz gün içinde cevap verilmek üzere karşı tarafa tebliğ edilir.” cümlesi; aynı Kanun’un 5. maddesi ile de, 2577 sayılı Kanun’a Geçici 7. madde ile “Bu maddeyi ihdas eden Kanunla, bu Kanunun 16. maddesinin dördüncü fıkrasına eklenen hüküm, kanun yolu aşaması dâhil, yürürlük tarihinde derdest olan davalarda da uygulanır.” hükmü eklenmiştir.
Nitekim, 6459 sayılı Kanun’un 4. maddesinin gerekçesinde; “AİHM, devletin sorumluluğuna ilişkin tazminat davalarında, davacıların yargılamanın yavaş işlemesinden doğan zararlarını ortadan kaldıracak yeterli bir çözüm bulunmadığı yönünde ülkemiz aleyhinde ihlal kararları vermektedir. Düzenlemeyle, idarî yargıda açılan tam yargı davalarında talep edilen tazminatın daha yüksek olduğunun dava devam ederken anlaşılması durumunda, davacıya talep edilen miktarı arttırma hakkı verilmemesinin adil yargılama hakkının ihlali olarak kabul edilmesi sebebiyle, nihai karar verilinceye kadar ıslah suretiyle talep edilen tazminat miktarını arttırma hakkı tanınmaktadır.” ifadesine yer verilmiştir.
Faiz, idarenin tazmin borcu bağlamında, kişilerin, idarenin eylem ve/veya işlemlerinden dolayı uğradıkları zararların giderilmesi istemiyle başvurmalarına karşın, idarenin zararı kendiliğinden ödemeyip, yargı kararıyla tazminata mahkûm edilmesi sonucunda, idarenin temerrüde düştüğü tarihten tazminatın ödendiği tarihe kadar geçen süre için 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun’a göre hesaplanacak tutarı ifade etmektedir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 13. maddesinde; idari eylemlerden hakları ihlal edilmiş olanların dava açmadan önce, bu eylemleri yazılı bildirim üzerine veya başka suretle öğrendikleri tarihten itibaren bir yıl ve her halde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde idareye başvurarak haklarının yerine getirilmesini istemeleri gerektiği kuralı yer almakta olup, anılan maddede, idari eylemler nedeniyle uğranılan zararın tazmini için idareye başvuruda bulunulmasının dava ön şartı olarak öngörülmesi ve zararın idare tarafından en erken bu tarihte sulhen ödenebilecek olması nedeniyle yargı yerince hükmedilecek tazminat miktarına, ön karar için idareye yapılan başvuru tarihi, görevli olmayan adli yargıda dava açılması halinde adli yargıda dava açıldığı tarih itibarıyla yasal faiz uygulanması ilkesi benimsenmiştir. Nitekim bu durum, Danıştayın yerleşik içtihatlarıyla da kabul edilmiştir.
Dava şartı olan ön karar için idareye yapılan başvuruda ihlal edilen hakkın yerine getirilmesinin istenilmesi esas olup, idare ile işin esasında ihtilafa düşüldükten, başka bir ifadeyle, tazminatın ödenmesi istemiyle idareye yapılan başvuru üzerine, bu istemin idare tarafından açıkça veya zımnen reddi üzerine, idarenin, tazminat istemi karşısında direnmeye (temerrüde) düşürüldükten sonra davacının tazminat miktarını dava açarak talep edebileceği, açılacak davada talep edilecek tazminat miktarının serbestçe tayinine hukuki bir engel bulunmamakla birlikte, talep edilecek tazminat miktarının yüksek tutulması durumunda davacının talep ettiği tutar ölçüsünde ödemek zorunda kalacağı ve bu tür davalarda nispi olarak belirlenen yargılama harçlarının da yüksek olacağı, bunun da mahkemeye erişim hakkını kısıtlayacağı açıktır.
Yapılan bu açıklamalar karşısında, uğranılan zararın gerçek miktarının Mahkeme tarafından yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucunda net bir şekilde ortaya çıkması durumunda, ortaya çıkan bu gerçek zararın tamamının tazmini amacıyla verilen miktar artırımına (ıslah) ilişkin dilekçenin yeni bir dava niteliğinde olmayıp, mevcut davada talep edilen tazminat miktarının ıslah suretiyle artırımına olanak sağlayan yasal bir hakkın kullanımına ilişkin olduğu da göz önünde bulundurulduğunda, artırılan tazminat miktarı yönünden davanın kabul edilmesi halinde, yasal faizin başlangıcının bu miktar yönünden de, idarenin uyuşmazlığın esasında ihtilafa, bir başka anlatımla temerrüde düştüğü tarih olduğu sonucuna varılmaktadır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Yukarıda aktarılan hususlarla birlikte değerlendirildiğinde, esasen davacıların ilk dava açarken yüksek oranlı yargılama harçları vb. nedenlerden dolayı tazmini isteminde bulundukları bedel dava dilekçesinde düşük belirtilmiş ise de, davacıların tazminine karar verilmesi konusunda gerçek iradelerini yansıtan miktarın, ıslah ile arttırılan gerçek zararları olduğunun, bu gerçek zararın, Mahkemece yaptırılan bilirkişi incelemesi veya ıslah dilekçesinin verildiği tarihte değil, esasen olay tarihinde ya da idarelere başvuru tarihinde ortaya çıktığı, ancak, davacılar tarafından miktarı tam olarak bilinemediğinden ve tespit edilemediğinden dava açılırken talep edilemeyen bir zarar olduğunun kabulü, bu kabul doğrultusunda da ıslahla arttırılan dava değerinin tamamına davalı idarenin temerrüde düştükleri idareye başvurma tarihinden itibaren yasal faiz yürütülmesinin hukuka ve hakkaniyete uygun olduğunun kabulü gerekmektedir.
Nitekim; Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu’nun 09/06/2020 tarih ve E:2019/53, K:2020/853 sayılı kararı da bu yöndedir.
Bu durumda, İdare Mahkemesince verilen gerekçeli kararın hüküm fıkrasının “kabul edilen maddi tazminatın 1.000,00-TL’si için idareye başvuru tarihi olan 20.05.2016 tarihinden itibaren, geri kalan maddi tazminat için ıslah dilekçesinin davalı idareye tebliğ edildiği 21.02.2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı idarece davacılara ödenmesine” kısmının, “baba … için kabul edilen toplam 20.920,80-TL TL maddi tazminatın, anne … için ise kabul edilen toplam 37.770,15-TL maddi tazminatın idareye başvuru tarihi olan 20.05.2016 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davacılara ödenmesine” şeklinde düzeltilmesi gerekmektedir.
Öte yandan, hükmedilen manevi tazminatın faiz başlangıç tarihine ilişkin olarak hüküm kurulmamış ise de hükmedilen tazminat miktarının davalı idareye başvuru tarihi olan 20.05.2016 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davacılara ödenmesi gerektiği tabidir.
Temyize konu kararın diğer kısımları yönünden ise; karar hukuk ve usule uygun olup bozulmasını gerektiren bir neden bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle,
1. Temyiz istemlerinin reddine,
2. …Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının yukarıda belirtilen şekliyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunanlar üzerinde bırakılmasına, posta gideri avansından artan tutarın Mahkeme tarafından iadesine,
4. Kesin olarak, 06/10/2022 tarihinde oybirliği ile karar verildi.