Danıştay Kararı 8. Daire 2018/6779 E. 2022/5303 K. 30.09.2022 T.

Danıştay 8. Daire Başkanlığı         2018/6779 E.  ,  2022/5303 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
SEKİZİNCİ DAİRE
Esas No : 2018/6779
Karar No : 2022/5303

TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …
KARŞI TARAF (DAVALI) : … Belediye Başkanlığı
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … gün ve E:… , K:… sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: İstanbul İli, Kadıköy İlçesi … Caddesinde 24/02/2017 tarihinde aracını park edip indiği sırada ayağının kaldırımda bulunan taş mantarlara takılması sonucu düşerek sağ el bileğinin kırıldığını iddia eden davacı tarafından, yaşanan olayda davalı idarenin hizmet kusuru bulunduğundan bahisle (fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla) 150.000,00.-TL maddi, 350.000,00.-TL manevi zararının tazmini istemiyle dava açılmıştır.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesince verilen … tarih ve E:… , K:… sayılı kararda; davacının sağ el bileğinde oluşan kırığın iddia ettiği gibi aracından inerken kaldırımda bulunan taş mantarlara ayağının takılması nedeniyle oluştuğu kabul edilse dahi, davacının aracından inerken gerekli dikkati göstermemesinden kaynaklı olduğu, araçların park etmesi amacıyla gerekli standartlara uygun olarak kaldırım kenarına sınır taşı olarak konulduğu, anılan taşların farkedilmesi amacıyla bordo renge boyandığı, oluşan zararda idarenin hizmet kusuru bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve davacı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, belediye tarafından kaldırıma döşenen taşlar ve mantarlar ile ilgili herhangi bir yönetmelik bulunmadığı, mantarların gelişigüzel bir şekilde kaldırıma yerleştirildiği, kaldırımlarda yürümenin anayasal bir hak olduğu belirtilerek bölge idare mahkemesi kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacının temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ … ‘NIN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE:

MADDİ OLAY :
İstanbul ili, Kadıköy İlçesinde ikamet eden davacının, 24/02/2017 tarihinde İstanbul Kadıköy İlçesi, … Caddesinde, aracını park edip inerken ayağının kaldırımda bulunan taş mantarlara takılması sonrasında sağ el bileğinin kırıldığı, söz konusu olay nedeniyle İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığına bağlı Yol Bakım Müdürlüğü görevlileri hakkında … Cumhuriyet Başsavcılığına şikayette bulunması sonrasında, elektronik ortamda gönderdiği … tarih ve … sayılı dilekçesiyle davalı idareye de (beyaz masaya) başvurarak, kaza nedeniyle oluşan zararının giderilmesini talep ettiği, davacının anılan başvurusunun, davalı idarenin 18/04/2017 tarihli cevap yazısında “…söz konusu mantarların araçların kaldırıma park etmesini engellemek amacıyla, proje ve usulüne uygun olarak monte edildiği, oluşan zararda herhangi bir ihmal ve kusurlarının bulunmadığı…” belirtilmek suretiyle reddedilmesi üzerine temyize konu davanın açıldığı görülmektedir.
İLGİLİ MEVZUAT:
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 125. maddesinin son fıkrası hükmüne göre idareler, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü bulunmaktadırlar.
Kamu idareleri, yapmakla yükümlü bulundukları hizmetlerini gereği gibi ifa etmekle beraber bu hizmetin işleyişini sürekli kontrol etmek ve hizmetin yürütülmesi sırasında gerekli önlemleri almakla da yükümlüdürler. İdarenin bu yükümlülüğünü yerine getirmeyerek bir zarara sebebiyet verilmiş olması halinin hizmet kusuru nedeniyle meydana gelen zararları tazmin sorumluluğu yükleyeceği idare hukukunun yerleşmiş ilkelerindendir.
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 125. maddesinde idarelerin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararları gidermekle yükümlü oldukları kurala bağlanmıştır. Kamu hizmetinin görülmesi sırasında kişilerin uğradıkları özel ve olağandışı zararların idarece tazmini; Anayasa’nın 125 inci maddesi gereği ve Türkiye Cumhuriyeti’ nin ” Sosyal Hukuk Devleti” niteliğinin doğan bir sonucudur.
14/09/2012 tarih ve 28411 sayılı Resmî Gazetede yayımlanarak yürürlüğü giren İçişleri Bakanlığının Şehir İçi Yollar – Kaldırım Ve Yaya Geçitlerinde Ulaşılabilirlik İçin Yapısal Önlemler Ve İşaretlemelerin Tasarım Kuralları İle İlgili Tebliğin, “Amaç Ve Dayanak” başlıklı 1.maddesi; “Bu Tebliğ, 14/2/1985 tarihli ve 3152 sayılı İçişleri Bakanlığı Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun ile 18/11/1960 tarihli ve 132 sayılı Türk Standardları Enstitüsü Kuruluş Kanununa dayanılarak hazırlanmıştır.” hükmü, “Standardın zorunlu olması” başlıklı 2.maddesi “Türk Standardları Enstitüsü (TSE) tarafından hazırlanan TS 12576 “Şehir İçi Yollar – Kaldırım ve Yaya Geçitlerinde Ulaşılabilirlik İçin Yapısal Önlemler ve İşaretlemelerin Tasarım Kuralları Standardı” mal veya hizmet alımları ile yapım işlerinde ve bunların ihale, geçici kabul, kabul, denetim ve muayene safhalarında zorunlu olarak uygulanır.” hükmü, “Standardın kapsamı” başlıklı 3.maddesinde, “Bu standard, hareket kısıtlılığı bulunanlar dahil tüm yayaların, şehir içi yollarda kaldırımları, yaya yollarını, yaya geçitlerini ve kavşakları güvenli ve rahatça kullanabilmeleri için oluşturulacak yapısal önlemlerin ve işaretlemelerin tasarım kurallarını kapsar.” hükmü, “Standarda uyulması zorunluluğu” başlıklı 4.maddesi, “Söz konusu standard kapsamına giren konulardaki mal veya hizmet alımları ile yapım işlerini yapan veya yaptıranların bu Tebliğ hükümlerine uymaları zorunludur.” hükmünü içermektedir.
Bahse konu tebliğde belirtilen, TS 12576 sayılı düzenlemenin, 0.2.7.1 sayılı maddesinde yaya kaldırımı,” … taşıt yolu kenarı ile, gerçek veya tüzel kişilere ait mülkler arasında kalan ve bordür taşıyla taşıt yolunda ayrılmış plâtformun yayaların kullanımına tahsis edilmiş kısımdır” olarak tanımlanmış, 1.2 – Yaya Kaldırımlarının ölçülerine yönelik maddesinde ise “Özürlülerin, yayalara ayrılan yollarda serbestçe, engellenmeden ve durmadan dolaşabilmeleri ve hareketlerinin bilincinde olarak, yaya kaldırımını kullanabilmeleri için kaldırım sathında engeller bulunmamalıdır. Tehlikeli olacak her türlü düzensizlikten kaçınılmalıdır (örnek; yer ızgaraları, yer mantarları, yola gerilmiş oto park zincirleri, yol sathındaki anormal döşeme farklılıkları, çukurlar, yoldaki gelişi güzel seviye farklılıkları ve yükseklikler vb. Düzenlemeler).” hükümlerine yer verilmiştir.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Doktrinde ve yargı içtihatlarında hizmet kusuru; idarenin yapmakla yükümlü olduğu bir kamu hizmetinin kuruluşunda, teşkilatın yapısında, personelde ya da işleyişinde gereken emir, direktif ve talimatların verilmemesi, gözetim ve denetiminin yapılmaması, hizmete yönelik araçların yetersiz, elverişsiz, kötü olması, gereken tedbirlerin alınmaması, geç hareket edilmesi veya hiç faaliyette bulunulmaması sonucu oluşan birtakım aksaklık, aykırılık, bozukluk, özensizlik, eksiklik ve sakatlık olarak tanımlanmaktadır.
İdarenin bir eylem ya da işleminden dolayı tazminatla yükümlü kılınabilmesi için, o olayda hizmet kusurunun ya da kusursuz sorumluluğunun bulunması zorunludur. İdarenin hukuki sorumluluğu belirtilen biçimlerde oluşmakla birlikte, zararın varlığının ve niceliğinin ortaya konulmasında, maddi olayın tüm unsurlarıyla incelenmesi ve tazmin sorumluluğu açısından bir tespitin yapılması da yargının görevidir.
Bu itibarla; idarelerin, yukarıda anılan yükümlülüklerini yerine getirmeyerek hizmetin kötü veya geç işlemesi ve bu yüzden bir zarara neden olunması durumunda, Anayasa’nın yukarıda anılan hükmü uyarınca uğranılan zararları tazmin etmek zorundadır. Ancak, ortada tazmini gereken zararın bulunmaması, zarar gören kişinin kendisinin veya üçüncü kişinin eyleminden doğması, zararın mücbir sebeplerden kaynaklanması, zararla idari faaliyet arasında nedensellik bağının kurulamaması, idare hukukuna özgü tazmin nedenlerinin bulunmaması durumlarında idarenin tazmin yükümlülüğü ortadan kalkar.
Bakılan uyuşmazlıkta; davacı tarafından, Kadıköy İlçesi, … Caddesinde, aracını park edip inerken ayağının kaldırımda bulunan ve standartlara uygun yapılmayan taş mantarlara takılması sonrasında sağ el bileğinin kırılmasında davalı idarenin hizmet kusuru olduğunun ileri sürüldüğü, İdare Mahkemesince davacının sağ el bileğinde oluşan kırığın, şahsın aracından inerken gerekli dikkati göstermemesinden kaynaklı olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği görülmekte olup, olayın meydana gelmesinde idarenin kusurunun bulunup bulunmadığına ilişkin etkin ve yeterli ölçüde araştırma inceleme yapılmadığı anlaşılmaktadır.
Bu durumda, İdare Mahkemesince, olayın meydana geldiği kaldırımın standartlarının mevzuata uygun olup olmadığı, zarara sebep olduğu iddia olunan mantarların bahse konu yerlerde bulunmasının gerekçeleri de ortaya konularak davalı idarelerin hizmet kusuru ile davacının gereken dikkat ve özen yükümlülüğünü yerine getirip getimediğine göre belirlenecek kusur durumlarının birlikte değerlendirilerek ayrı ayrı bulunacak kusur oranları çerçevesinde yapılacak bilirkişi incelemesi sonrasında bir karar verilmesi gerekirken eksik incelemeyle verildiği anlaşılan temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. 2577 sayılı Kanun’un 49. maddesine uygun bulunan temyiz isteminin kabulüne,
2. … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … gün ve E:… , K:… sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 30/09/2022 tarihinde kesin olarak oybirliği ile karar verildi.