Danıştay Kararı 8. Daire 2018/7076 E. 2022/4520 K. 29.06.2022 T.

Danıştay 8. Daire Başkanlığı         2018/7076 E.  ,  2022/4520 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
SEKİZİNCİ DAİRE
Esas No : 2018/7076
Karar No : 2022/4520

DAVACILAR : 1- …
2- …
3- …
4- …
5- …
6- …
7- …
8- …
VEKİLİ : Av. …

DAVALI : … Birliği Başkanlığı
VEKİLİ : Av. …

DAVALI YANINDA MÜDAHİL: …Bakanlığı
VEKİLİ : Av. …

DAVANIN KONUSU :
Noter olan davacılar tarafından; 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 40. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca düzenlenen tescil talepnameleri hakkında Türkiye Noterler Birliği’nin 19/11/2018 tarih ve 23 sayılı Genelgesi’nin iptali istenilmektedir.

DAVACILARIN İDDİALARI :
7099 sayılı Kanun’un 21. maddesi ile değişik 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 40. maddesinin ikinci fıkrasında, sadece şirket kuruluş aşamasında kurucuların şirket sözleşmesine atacakları imzanın noterliklere onaylatılma zorunluluğunun kaldırıldığı, oysa davaya konu Genelge ile her aşamadaki (şube kuruluşu, kapanışı, esas sözleşme değişiklikleri, ortaklar kurulu kararı, hisse devri vb.) tescil talepnamelerinin, dayanağı Kanun, Ticaret Sicili Yönetmeliği ve Tebliğ’i aşar şekilde ticaret sicili müdürlüklerine yönlendirildiği, 1512 sayılı Noterlik Kanunu’nun 60. maddesinde “Yapılması kanunla başka bir makam, merci veya şahsa verilmemiş olan her nevi hukuki işlemleri düzenlemek” ile görevli olan noterlerin, şirket kuruluş aşaması dışında, diğer aşamalarda ilgililerin istemi üzerine tescil talepnamelerini onaylama görev ve yetkisinin devam ettiği, dava konusu Genelge ile getirilen uygulamanın noterler bakımından iş kaybına sebebiyet verdiği, öte yandan tüzel kişilerin ve işlem ilgililerinin hukuki güvenliğini zedelediği, iş hayatında belirsizliklere sebebiyet verdiği, noterlik belgelerinin resmi belge hükmünde olması, bu belgelerin
ispat gücü, kesin delil niteliği ve hukuk güvenliğini sağladığı açık olup uygulamanın bu yönlerden yoksunluk doğuracağı, ticaret sicil müdürlüğü personelinin hukukçu kimliğinin bulunmaması sebebiyle işlem güvenliğinin yeterli ölçüde sağlanamayacağı, davaya konu Genelgenin, noterlik mesleğinin tanımına, kuruluş amacına ve icra ettiği işlevlere açıkça aykırı düştüğü gibi, ticari teamüllere, hizmet gerekleri ve kamu yararı ilkelerine de açıkça aykırı olduğu ileri sürülmüştür.

DAVALI İDARENİN SAVUNMASI :
Şirket kuruluşu dışında kalan tescil talepnamelerinin noterliklerde düzenlenmesi nedeniyle işlemlerin ticaret sicil memurluklarınca kabul edilmediği, bu nedenle mağduriyetlere neden olunduğu yolunda Türkiye Noterler Birliği’ne yakınmaların iletildiği, konunun aydınlatılması amacıyla Türkiye Noterler Birliği Yönetim Kurulu’nun 07/11/2018 tarihli toplantısında alınan karar doğrultusunda davaya konu Genelge’nin yayımlandığı, her ne kadar 7099 sayılı Kanun’un metni ve gerekçelerinde değişikliğin amacı şirket kuruluşlarının hızlandırılması olarak belirtilmiş ve yakınmalara konu sicil talepnamelerinin şirket kuruluş aşamasından sonra gerçekleşen hususlardaki talepnamelere ilişkin bulunmakta ise de; 6102 sayılı Kanun’da sicil talepnameleri hakkında sadece 40. maddede bir düzenleme yapıldığı ve bu maddenin de her tacir ile her aşamadaki tescil talepnamelerini kapsaması nedeniyle tescil talepnamesi düzenleme başvurularının ilgili ticaret sicil müdürlüğüne yönlendirilmesi gerektiği yönünde yapılan düzenlemeye ilişkin davaya konu Genelge’de hukuka aykırılık bulunmadığı ve davanın reddine karar verilmesi gerektiği savunulmuştur.

DAVALI YANINDA MÜDAHİL … BAKANLIĞI’NIN SAVUNMASI :
Dava konusu Genelge’ye dayanak oluşturan mevzuat hükümlerinin ihdas edilmesi ile esasen ticari hayat içinde tacirlerin menfaatlerinin korunmasının amaçlandığı, Genelge iptal edilse bile Kanun ve Şirket Kuruluş Sözleşmesinin Ticaret Sicili Müdürlüklerinde İmzalanması Hakkında Tebliğ’de yer alan ilgili düzenlemelerin varlığını koruyacağı, bu sebeple Genelge’nin iptalinde davacıların herhangi bir menfaatlerinin olmadığı, davanın ehliyet şartı yokluğundan reddi gerektiği, 7099 sayılı Kanun’da yapılan değişikliklere uyum sağlanması amacıyla anılan Tebliğ’de 13/03/2018 ve 17/04/2018 tarihlerinde gerekli değişikliklerin yapıldığı, 6728 ve 7099 sayılı Kanun’lar ile 6102 sayılı Kanun’da yapılan değişikliklerle ticaret sicili müdürlüklerinin şirket kuruluş işlemlerinde tek temas noktası haline gelmesinin amaçlandığı, bu çerçevede kurucuların imza tasdikleri ve imza beyanları için ayrıca noterlere gitme zorunluluğunun kaldırılarak bu işlemin yalnızca ilgili ticaret sicili müdürlüğünde gerçekleştirilebilmesinin sağlandığı, 6102 sayılı Kanun’un 40. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan ifade doğrultusunda, herhangi bir ayrım gözetmeksizin gerçek kişi tacirler ile kollektif, adi komandit, sermayesi paylara bölünmüş komandit, anonim, limited şirket ve kooperatifleri temsil ve ilzama yetkili kılınan şahısların tamamının imza beyanlarının kuruluş ve kuruluş sonrası dönemi de kapsar şekilde ticaret sicili müdürlüğüne verilmesinin zorunlu olduğu, Devletin gözetim ve denetiminde faaliyet gösteren ve tacirlere ilişkin tüm ticari kayıtların tutulduğu resmi sicilde görevli personel tarafından kanun çerçevesinde verilen bir belgede kamu güvenliğinin sağlanamayacağı iddiasının hukuki bir temele dayanmadığı, ticaret sicilinin tutulmasından doğan tüm zararlardan devlet ve ilgili odanın müteselsilen sorumlu olduğu, dava konusu Genelge’de hukuka aykırılık bulunmadığı ve davanın reddine karar verilmesi gerektiği belirtilmiştir.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Davanın reddi gerektiği düşünülmektedir.

DANIŞTAY SAVCISI : …
DÜŞÜNCESİ : Dava, noter olarak görev yapan davacılar tarafından, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 40. maddesinin 2. fıkrası uyarınca düzenlenen tescil talepnameleri hakkındaki Türkiye Noterler Birliği’nin 19/11/2018 tarih ve 23 sayılı Genelgesi’nin iptali istemiyle açılmıştır.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun, ‘Tescil’ başlıklı 40. maddesinin ikinci fıkrası, ‘Her tacir kullanacağı ticaret unvanını ve bunun altına atacağı imzayı notere onaylattıktan sonra sicil müdürlüğüne verir. Gerçek kişi tacir ile tüzel kişi tacir adına imza atmaya yetkili kişi, ticaret unvanını ve bunun altına atacağı imzayı, noter onayı şartı aranmaksızın ticaret sicili müdürü yahut yardımcısı huzurunda yazılı beyanda bulunmak suretiyle de verebilir.’ şeklinde düzenlenmiş iken, anılan Kanunda, 10/03/2018 günlü ve 30356 sayılı Resmi Gazetede Yayımlanan 7099 sayılı ‘Yatırım Ortamının İyileştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 21. maddesiyle Kanunun 40. maddesinin ikinci fıkrası, ”Her tacir kullanacağı ticaret unvanını ve bunun altına atacağı imzayı sicil müdürlüğüne verir. Tacir, tüzel kişi ise unvanla birlikte onun adına imzaya yetkili kimselerin imzaları da sicil müdürlüğüne verilir. İmza beyanı, herhangi bir ticaret sicili müdürlüğünde yetkilendirilmiş personelin huzurunda yazılı beyanda bulunmak suretiyle verilir. Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar Gümrük ve Ticaret Bakanlığınca çıkarılacak tebliğ ile belirlenir.” şeklinde yeniden düzenlenmiş, başka bir anlatımla, noterlere ilişkin ibareler madde metninden çıkarılmıştır.
Dosyanın incelenmesinden, Türk Ticaret Kanunu’nun 40. maddesinde yapılan değişiklik sonrasında, şirket kuruluşu dışında kalan tescil talepnamelerinin noter de düzenlenip düzenlenmeyeceği konusunda yaşandığı ileri sürülen duraksamaların giderilmesi amacıyla Türkiye Noterler Birliği Yönetim Kurulu’nun 07/11/2018 tarihli toplantısında alınan karar ile, 40. madde de yapılan değişiklik uyarınca, noterlerin, her tacir ile her aşamadaki tescil talepnamesi düzenleme başvurularının ilgili ticaret sicil müdürlüğüne yönlendirilmesi gerektiği yönünde dava konusu Genelgenin çıkarıldığı anlaşılmaktadır.
İnceleme konusu olayda uyuşmazlığın konusunu, Kanunun 40. maddesinin ikinci fıkrasında yapılan değişiklik sonrası, şirket kuruluş işlemlerinde; sadece şirket kuruluş aşamasına ilişkin işlem mi, yoksa her aşamadaki tescil işlemlerinin ilgili ticaret sicil müdürlüklerince yapılacağı hususu oluşturmaktadır.
Türk Ticaret Kanunu’nun 40. maddesinde düzenlenen tescil işleminin sadece kuruluşa ilişkin ilk kayıt olmayıp, bununla birlikte kuruluş sonrasına ilişkin işlemleri de kapsadığının kabulü, kanunun yorumuna uygun düşecektir.
Kaldı ki, 7099 sayılı ‘Yatırım Ortamının İyileştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun; işlemlerin sadeleştirilmesi, tek temas noktasında şirket kuruluş işlemlerinin bitirilmesi suretiyle tacirlerin menfaatlerinin korunmasına ilişkin amacı da dikkate alındığında, Kanun Koyucunun, şirket kuruluş işlemlerinde noterleri sürecin dışında tutarak ticaret sicili müdürlüklerini bu konuda işlem yapmaya yetkili kıldığı anlaşılmaktadır.
Öte yandan, 7099 sayılı Kanun ile yapılan değişikliklere uyum sağlanması amacıyla ‘Şirket Kuruluş Sözleşmesinin Ticaret Sicili Müdürlüklerinde İmzalanması Hakkında Tebliğ’de de 13/03/2018 ve 17/04/2018 tarihlerinde gerekli değişikliklerin yapıldığı, burada da imza tasdiki ve imza beyanı için ayrıca noterlere gitme zorunluluğunun sona erdirildiği görülmektedir.
Sonuç olarak, şirket kuruluş işlemlerinde, kuruluş sonrası dönemi de kapsar şekilde her aşamadaki tescil işlemleri için ayrıca notere gitme zorunluluğunun kaldırılarak bu işlemin yalnızca ilgili ticaret sicili müdürlüklerinde gerçekleştirilebilmesinin sağlanmasını öngören, dava konusu Türkiye Noterler Birliği’nin 19/11/2018 tarih ve 23 sayılı Genelgesi’nin üst hukuk normu olan Tebliğ ve Kanuna uygun düzenlendiği görüldüğünden, davanın reddine karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE:
İlgili Mevzuat:
1512 sayılı Noterlik Kanunu’nun “Noterlik Mesleği” başlıklı 1. maddesinde; “Noterlik bir kamu hizmetidir. Noterler, hukuki güvenliği sağlamak ve anlaşmazlıkları önlemek için işlemleri belgelendirir ve kanunlarla verilen başka görevleri yaparlar.
“, “Noterlerin genel olarak yapacakları işler” başlıklı 60. maddesinde; “Noterlerin görevleri: 1. Yapılması kanunla başka bir makam, merci veya şahsa verilmemiş olan her nevi hukuki işlemleri düzenlemek, 2. Kanunlarda resmi olarak yapılmaları emredilen ve mercileri belirtilmemiş olan bütün hukuki işlemleri bu kanun hükümlerine göre yapmak, 3. (Değişik: 23/6/2022-7413/11 md.) Taşınmaz satış vaadi sözleşmesi yapmak ve bu sözleşmeyi taraflardan birinin talep etmesi, harç ve giderleri ödemesi hâlinde tapu bilişim sistemi vasıtasıyla tapu siciline şerh vermek, taşınmaz satış sözleşmesi yapmak, 4. Bu kanuna uygun olarak dışarda yazılıp getirilen kağıtların üzerindeki imza, mühür veya herhangi bir işareti veya tarihi onaylamak, 5. Bu kanun hükümlerine göre yapılan işlemlerin dairede kalan asıl veya örneklerinden veya getirilen kağıtlardan örnek çıkarıp vermek, 6. Belgeleri bir dilden diğer dile veya bir yazıdan başka bir yazıya çevirmek, 7. Protesto, ihbarname ve ihtarname göndermek, 8. Kanunen tescili gereken işlemleri tescil etmek, 9. Bu ve diğer kanunlarla verilmiş sair işleri yapmak.
“, 163. maddesinin birinci ve ikinci fıkrasında; ” 1) Noterlik meslekinin amaçlarına uygun bir şekilde görülmesini, meslekin gelişmesini ve meslekdaşlar arasında birlik ve yardımlaşmayı sağlamak üzere, kamu kurumu niteliğinde ve tüzel kişiliğe sahip, Türkiye Noterler Birliği kurulur. Birliğin merkezi Ankara’dır. 2) Birlik ve organları, kuruluş amaçları dışında faaliyette bulunamazlar.”, “Türkiye Noterler Birliği’nin Görevleri” başlıklı 166. maddesinin beşinci
fıkrasında ” Uyulması zorunlu meslek kurallarını tespit ve tavsiye etmek”, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun dava konusu Genelge’nin yayımlandığı tarihte yürürlükte olan (7099 sayılı Kanun’un 21. maddesi ile değişik) 40. maddesinin ikinci fıkrasında; “Her tacir kullanacağı ticaret unvanını ve bunun altına atacağı imzayı sicil müdürlüğüne verir. Tacir, tüzel kişi ise unvanla birlikte onun adına imzaya yetkili kimselerin imzaları da sicil müdürlüğüne verilir. İmza beyanı, herhangi bir ticaret sicili müdürlüğünde yetkilendirilmiş personelin huzurunda yazılı beyanda bulunmak suretiyle verilir. Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar Gümrük ve Ticaret Bakanlığınca çıkarılacak tebliğ ile belirlenir.” 10/03/2018 tarih ve 30356 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 7099 sayılı Yatırım Ortamının İyileştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 23. maddesinde; “13/1/2011 tarihli ve 6102 sayılı Kanunun 428 inci, 430 uncu ve 431 inci maddeleri yürürlükten kaldırılmıştır.”, 24. maddesinde; “6102 sayılı Kanunun 575. maddesinin birinci fıkrasında yer alan “kurucuların imzalarının noterce onaylanması veya şirket sözleşmesinin ticaret sicili müdürü yahut yardımcısı” ibaresi “kurucular tarafından ticaret sicili müdürlüğünde yetkilendirilmiş personelin” şeklinde değiştirilmiştir.”, 25. maddesinde; “6102 sayılı Kanunun 585. maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesinde yer alan “imzalarının noterce onaylandığı veya ticaret sicili müdürü yahut yardımcısı” ibaresi “ticaret sicili müdürlüğünde yetkilendirilmiş personelin” şeklinde değiştirilmiş ve ikinci cümleden sonra gelmek üzere aşağıdaki cümle eklenmiştir.“Ancak nakden taahhüt edilen payların itibari değerlerinin en az yüzde yirmibeşinin tescilden önce ödenmesi şartı limited şirketler bakımından uygulanmaz.”, 26. maddesinde; “6102 sayılı Kanunun 587. maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesinde yer alan “noterce onaylanmasını veya şirket sözleşmesinin ticaret sicili müdürü yahut yardımcısı” ibaresi “ticaret sicili müdürlüğünde yetkilendirilmiş personelin” şeklinde değiştirilmiştir.” hükmüne yer verilmiştir.
06/12/2016 tarih ve 29910 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Şirket Kuruluş Sözleşmesinin Ticaret Sicili Müdürlüklerinde İmzalanması Hakkında Tebliğ’in dava konusu işlemin yayımlandığı tarihte yürürlükte olan 12. maddesinde; “(1) Şirket kuruluş ve ticari işletme açılışı işlemlerinde müdürlüklere ibrazı zorunlu olan imza beyannameleri, herhangi bir ticaret sicili müdürlüğünde yetkilendirilmiş personelin huzurunda düzenlenebilir. İmza beyannameleri, gerçek kişi tacir ile tüzel kişi tacir adına imza atmaya yetkili kişinin, ticaret unvanı ve bunun altına atacağı imzayı içeren belgedir.”, 13. maddesinde; “Müdürlüğe imza beyannamesi verilebilmesi için, MERSİS üzerinden şirketin kuruluş veya ticari işletme açılış başvurusunun onaya gönderilerek talep numarası alınması gerekir. (2) Yetkilendirilmiş personel talep numarası ile MERSİS üzerinden oluşturacağı formu, kimlik bilgileri bu Tebliğin 6. ve 7. maddeleri çerçevesinde doğrulandıktan sonra gerçek kişi tacire veya kurulacak şirket adına imzaya yetkili şahsa imzalatır; ayrıca yetkilendirilmiş personel tarafından mühür basılmak ve imzalanmak suretiyle form onaylanır. İmza beyannamesi kuruluş başvurusunun yapıldığı Müdürlükte düzenlenmesi durumunda onaylanan beyanname şirketin veya işletmenin dosyasına konur. (3) İmza beyannamesinin kuruluş başvurusunun yapıldığı Müdürlükten başka bir Müdürlüğe verilmesi durumunda beyanname iki nüsha olarak düzenlenir. Beyannameyi onaylayan Müdürlük beyannameyi MERSİS’e yükler ve beyannamenin bir
nüshasını fiziki ortamda ilgili Müdürlüğe gönderir ve bir nüshasını da Müdürlükte ayrı bir dosyada saklar. (4) Şirketin kuruluş veya işletmenin açılış tescili, imzaya yetkili kişilerin tamamının imza beyannamelerinin kuruluş başvurusunun yapıldığı Müdürlüğe verilmesinin veya beyanname başka bir Müdürlükte onaylanmışsa beyannamenin bir örneğinin elektronik ortamda kuruluş başvurusunun yapıldığı Müdürlüğe iletilmesinin ardından gerçekleştirilir.Beyannameyi onaylayan Müdürlük beyannamenin bir nüshasını fiziki ve bir örneğini de elektronik ortamda ilgili Müdürlüğe gönderir. (5) Bu Tebliğin 5. maddesinin ilgili hükümleri imza beyannamesinin düzenlenmesinde de kıyasen uygulanır. (6) Yabancı ülkede yerleşik olan imzaya yetkili kimselerin imza beyanı, bunların imzalarının o ülkedeki Türk konsolosluğundan onaylatılması suretiyle de verilebilir.”, 13/A maddesinde; ” (1) Aşağıdaki durumlarda ayrıca imza beyannamesi verilmesine gerek bulunmamaktadır: a) Kurucunun, şirket sözleşmesini müdür veya müdür yardımcısı yahut yetkilendirilmiş personel huzurunda asaleten imzalaması ve aynı zamanda şirketi temsile yetkili olması durumunda ayrıca imza beyannamesi verilmez. b) Şirket sözleşmesinin müdür veya müdür yardımcısı yahut yetkilendirilmiş personel huzurunda vekâleten imzalanması ve kurucunun aynı zamanda şirketi temsile yetkili olması durumunda, kurucunun ıslak imzasını ihtiva eden vekâletnamenin Müdürlüğe ibraz edilmesi koşuluyla ayrıca imza beyannamesi verilmez. Vekâletnamenin yabancı bir ülkede düzenlenmesi halinde, Türk konsolosluğundan veya Yabancı Resmi Belgelerin Tasdiki Mecburiyetinin Kaldırılması Sözleşmesi hükümlerine göre tasdik ettirilmesi ve noter onaylı Türkçe çevirisi ile birlikte Müdürlüğe verilmesi durumunda aynı hüküm uygulanır. 14. maddesinin birinci fıkrasında; ” Sicil müdürü, bu Tebliğde düzenlenen işlemlerin yerine getirilmesi için yeterli sayıda personel görevlendirir.” düzenlemesine yer verilmiştir.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
6102 sayılı Kanun’un 40. maddesinin ikinci fıkrasında 7099 sayılı Kanun’un 21. maddesi ile yapılan değişiklik ve akabinde Şirket Kuruluş Sözleşmesinin Ticaret Sicili Müdürlüklerinde İmzalanması Hakkında Tebliğ ile getirilen düzenlemeler kapsamında; Türk Ticaret Kanununda sicil talepnameleri hakkında sadece 40. maddede düzenleme yapılması ve bu maddenin de her tacir ile her aşamadaki tescil talepnamelerini kapsaması nedeniyle, Noterlik Kanununun 60/1’nci maddesi de göz önüne alınarak tescil talepnamesi düzenleme başvurularının ilgili ticaret sicil müdürlüğüne yönlendirilmesine ilişkin Türkiye Noterler Birliği’nin 19/11/2018 tarih ve 23 sayılı Genelgesinin yayımlanması üzerine bakılmakta olan dava açılmıştır.
2011 yılında yürürlüğe giren Türk Ticaret Kanununun 40. maddesi ikinci fıkrasının ilk halinde her tacirin ticaret unvanı ile bu unvan ile kullanacağı imzasının, tüzel kişi tacirler bakımından ise onun adına imzaya yetkili kişilerin imzalarının notere onaylattırıldıktan sonra sicil müdürlüğüne verilmesi öngörülmüşken; anılan fıkrada 6728 sayılı Kanun’un 66. maddesi ile yapılan değişiklik ile ticaret unvanı ile bunun altına atılacak imzanın noter onayı şartı aranmaksızın ticaret sicili müdürü veya yardımcısı huzurunda yazılı beyanda bulunmak suretiyle de verilebileceği hükmüne yer verilmiştir. Dava konusu Genelgenin tesis edildiği tarih itibariyle 6102 sayılı Kanun’un 40. maddesinin ikinci fıkrasında 7099 sayılı Kanun’un 21. maddesi ile yapılan değişiklik uyarınca; ticaret unvan ve unvan ile kullanılacak imzalar için noter onayı veya
ticaret sicil müdürü veya yardımcısına yazılı beyanda bulunulması hususunda seçimlik hak tanınması usulünden vazgeçilerek; imza beyanının, herhangi bir ticaret sicili müdürlüğünde yetkilendirilmiş personelin huzurunda yazılı beyanda bulunmak suretiyle verilebileceği ve bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esasların Gümrük ve Ticaret Bakanlığınca çıkarılacak tebliğ ile belirleneceği hükmünün getirildiği görülmektedir.
6102 sayılı Kanun’un şirket sözleşmesi, şirketin kurulma anı ile şirket sözleşmesinin tescil ve ilanına ilişkin 575., 585. ve 587. maddeleri ile Ticaret Sicil Yönetmeliğinin ilgili maddelerine de “imzaları noter tarafından onaylanmış veya müdürlükte huzurda imzalanmış şirket sözleşmesi”, “şirketi temsile yetkili olanların Kanunun 40. maddesi uyarınca düzenlenmiş imza beyannamesi” , “Ticari temsilcinin Kanunun 40. maddesi uyarınca düzenlenmiş imza beyannamesi “, İşletme sahibinin veya temsile yetkili kılınan kişinin Kanunun 40. maddesi uyarınca düzenlenmiş imza beyannamesi”, vb. değişiklikler yapılmak suretiyle kanunda yapılan değişik Ticaret Sicil Yönetmeliğine işlenmiştir.
Dava konusu uyuşmazlığın konusunu, 6102 sayılı Kanun’un 40. maddesinin ikinci fıkrasında yapılan değişiklik sonrası, gerçek ve tüzel kişi tacirlerin unvanları ile unvan ile birlikte onlar adına imzaya yetkili kimselerin imzalarının tescilinin herhangi bir ticaret sicili müdürlüğünde yetkilendirilmiş personelin huzurunda yazılı beyanda bulunmak suretiyle yapılabileceği kuralının, sadece şirket kuruluş aşamasına ilişkin olarak mı uygulanacağı, yoksa her aşamadaki tescil işlemleri için de anılan kuralın uygulanıp uygulanmayacağı hususu oluşturmaktadır.
Yukarıda belirtilen mevzuat hükümlerinden de anlaşılacağı üzere; 6102 sayılı Kanun’un 40. maddesinin ikinci fıkrası; “Her tacir kullanacağı ticaret unvanını ve bunun altına atacağı imzayı sicil müdürlüğüne verir. Tacir, tüzel kişi ise unvanla birlikte onun adına imzaya yetkili kimselerin imzaları da sicil müdürlüğüne verilir. İmza beyanı, herhangi bir ticaret sicili müdürlüğünde yetkilendirilmiş personelin huzurunda yazılı beyanda bulunmak suretiyle verilir…” hükmü imza beyanlarının tescilinin şirket kuruluş aşaması veya sonraki dönemlere ilişkin olması arasında bir ayrım yapmamış ve tüm imza beyanlarının tescilinin ticaret sicili müdürlüğünde yetkilendirilmiş personelin huzurunda yazılı beyanda bulunmak suretiyle yapılabileceği hüküm altına alındığından, dava konusu düzenlemede üst hukuk normlarına ve hukuka aykırılık görülmemiştir.
Öte yandan, işbu dava görülmekte iken dava konusu Genelgenin dayanağını oluşturan 6102 sayılı Kanun’un 40. maddesinin ikinci fıkrası 7263 sayılı Kanun’un 22. maddesi ile; “Gerçek kişi tacir ile tüzel kişi tacir adına imzaya yetkili olanların imzaları, kamu kurum ve kuruluşlarınca veri tabanlarında tutulan imza verilerinden elektronik ortamda temin edilerek merkezi ortak veri tabanındaki sicil dosyasına kaydedilir. Kamu kurum ve kuruluşlarının veri tabanlarında imza kaydının bulunmaması halinde, imzaya yetkili kişilerin imza beyanlarının ticaret sicili müdürlüğüne verilmesinin usul ve esasları ile bu maddenin uygulanmasına ilişkin diğer usul ve esaslar Ticaret Bakanlığınca çıkarılacak tebliğ ile belirlenir.” şeklinde değiştirilmiş, bu değişiklik kapsamında Tebliğ’in 12. maddesinin üçüncü fıkrası; “İlgili veri tabanında imza kaydının bulunmaması veya kaydın temin edilememesi halinde, ilgililerin imzaları, fiziki olarak notere onaylattırılmak veya herhangi bir müdürlükte yetkilendirilmiş personel huzurunda yazılı beyanda bulunmak suretiyle müdürlüğe verilir.” düzenlemesi ile imza tescilinin elektronik ortamda yapılmasının mümkün bulunmadığı hallerde fiziki olarak noterlerce tescil yapılabileceği kuralına yer verilerek, noterlerin tescil yapabileceği haller ayrıca düzenlenmiştir.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Türkiye Noterler Birliği’nin 19/11/2018 tarih ve 23 sayılı Genelgesi’nin iptali istemiyle açılan DAVANIN REDDİNE,
2. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam …-TL yargılama giderinin davacılar üzerinde bırakılmasına,
3. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca …-TL vekâlet ücretinin davacılardan alınarak davalı idareye verilmesine, müdahilin yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına
4. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra istemi halinde davacılara iadesine,
5. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere,
29/06/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.