Danıştay Kararı 8. Daire 2019/125 E. 2022/5727 K. 18.10.2022 T.

Danıştay 8. Daire Başkanlığı         2019/125 E.  ,  2022/5727 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
SEKİZİNCİ DAİRE
Esas No : 2019/125
Karar No : 2022/5727

DAVACI : 1- … 2- …
VEKİLİ : Av. …

DAVALI : … Bakanlığı
VEKİLİ : Av. …

DAVANIN KONUSU :
Davacılar tarafından, 11.12.2007 tarihli ve 26727 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Jeotermal ve Doğal Mineralli Sular Kanunu Uygulama Yönetmeliği’nin, ekleri kısmında yer alan ve 24.09.2013 tarihli Resmi Gazete ile yürürlüğe giren Ek-8’deki ‘Kaynak Koruma Alanını Zonlara Ayırma ve Bu Zonlarda Alınması Gereken Tedbirler’ üst başlıklı kısmında, 1. zon başlığı altında bulunan 1. maddesindeki ‘umumi amaçlara yönelik termal turizm ve sağlık tesislerinin yapılmasına’ ilişkin ifadenin iptali istenilmektedir.

DAVACILARIN İDDİALARI :
Davacılar bölgenin termal turizm merkezi olduğu için, bölgede plan yapma, nereye ne yapılacağına karar verme yetkisinin Kültür ve Turizm Bakanlığı’na ait olduğu, Yönetmelikteki iptali istenen düzenleme nedeniyle termal turizm bölgesinde planlama yapma konusunda yetkili olan Kültür ve Turizm Bakanlığı’na tanınan plan yapma yetkisinin anılan Bakanlıkça kullanılamadığı, davalı Bakanlıkça hazırlanan yönetmelik eki madde nedeniyle taşınmazında istediği planlamayı yapamadıkları, maddi manevi kayıpları olduğunu, Yönetmeliğin ilgili kısmının iptali için Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’na 13.06.2018 tarihinde başvuru yaptıkları, başvurularının Bakanlıkça yanlış değerlendirilerek 04.07.2018 tarihli yazı ile reddedildiği, bunun üzerine bakılan davayı açtıkları, taleplerinin, idarece yanlış değerlendirildiği, 5686 sayılı Kanunda düzenlenen teknik konuların (1. zon hattının korunması, il idaresi tarafından yapılacak havza tespiti vb) ihtilaf konusu olmadığı, Devletin jeotermal havzanın kirlenmemesi için Doğanbey Turizm Bölgesinin merkez arıtma sistemini tamamladığı, davalı idarenin dava konusu edilen Yönetmelik düzenlemesi nedeniyle alanda Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından, planlarında 1. zon hattında 5 katlı %65 inşaat alanlı 2000-3000 yatak kapasiteli turistik tesis yapılmasına müsaade ettiği, ancak 50-100 m2 lik kuyumcu, halıcı kafeterya gibi iş yerlerine az sayıda kişinin yaşadığı konuta yer verilemediği, taşınmazlarının (158 ada 2 parsel) 26.03.2007 tarihinde ticari saha olarak planlandığı, tapuya ticari saha olarak tescil edildiği, fakat dava konusu Yönetmelik nedeniyle arsalarının ticari saha tapusu iptal edilerek bitişikteki 120 dönümlük turizm alanının içine atıldığı, plan iptali davası açtıkları, Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın Mahkemeye ve ilgili Seferihisar Belediyesine yazdığı yazılarda, kendilerinin haklı olduğu ve planın eskisi gibi ticari saha olarak yapılacağının bildirildiği ancak dava konusu düzenlemenin buna engel olduğu, konut sahasında bulunan dört tarafı konutlarla çevrili olan Doğanbey … parsel sayılı taşınmazlarına, dava konusu maddeden dolayı konut izni verilmediği, bu durumun Anayasa’daki fırsat eşitliğine aykırı olduğu ileri sürülerek düzenlemenin iptali gerektiği öne sürülmüştür.

DAVALININ SAVUNMASI :
Öncelikle, usule ilişkin olarak, davanın süresinde açılmadığı ileri sürülmüştür.
Esasa ilişkin olarak ise, 5686 sayılı Kanun kapsamında ruhsatlandırma işlemleri ve projelerinde değerlendirilmesi hususunda görev yetki ve sorumlulukların idarelerde bulunduğundan, ruhsat sahasının isabet ettiği ilin idaresince işlemlerin icra edildiği, tüm doğal kaynaklarda olduğu gibi jeotermal sistemlerde de sürdürülebilirlik kavramının büyük bir önem taşıdığı, kaynakların her türlü kirletici etkilerden korunması, geliştirilmesi ve doğru bir şekilde işletilmesine bağlı olduğu, böylelikle hem jeotermal kaynak ve jeotermal akışkanı bünyesinde bulunduran rezervuarın bir takım çevresel etkenlerle kirlenmesinin önlenmesi hem de rezervuardaki basınç ve sıcaklık koşullarında meydana gelebilecek olumsuz değişimlerin önüne geçilmesi önlenmiş olacağı, ayrıca sahanın geliştirilmesi ile daha çok jeotermal kaynağın elde edilebileceğinin savunulduğu, 1. derece zon sınırının sahanın jeotermal potansiyel olarak en önemli bölgesini oluşturduğu, anılan zon sınırının yeni kuyular açılarak sahanın geliştirilmesi, yeni jeotermal kaynağa ulaşarak yatırıma ve ekonomiye kazandırılması için en önemli potansiyel alanı oluşturduğu, bu sebeple Kanun koyucu tarafından 1. derece zon sınırında, jeotermal rezervuarın hem kirletici etkilerden korunması hem de ilave yapılaşma engellenerek kaynağın ve sahanın sürdürülebilirliğinin sağlanması hedeflenerek belirli şartlarda olmak kaydıyla sadece sıcak suyun kullanılabileceği termal turizm ve sağlık tesislerine izin verildiği, davacının iddialarının aksine mevcut konutların haklarına, anılan konutlar ekonomik ömrünü doldurana kadar herhangi bir engel getirmediği, 5686 sayılı Jeotermal ve Doğal Mineralli Sular Kanunu kapsamında ruhsatlandırma işlemleri ve projelerinde değerlendirilmesi hususunda görev, yetki ve sorumluluklar İdarelerde bulunduğundan, ilgili işlemler İzmir Valiliği Yatırım İzleme ve Koordinasyon Başkanlığınca icra edildiği savunulmuştur.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : 11.12.2007 tarihli ve 26727 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Jeotermal ve Doğal Mineralli Sular Kanunu Uygulama Yönetmeliği’nin, ekleri kısmında yer alan ve 24.09.2013 tarihli Resmi Gazete ile yürürlüğe giren ek-8’deki ‘Kaynak Koruma Alanını Zonlara Ayırma ve Bu Zonlarda Alınması Gereken Tedbirler’ üst başlıklı kısmında, 1. zon başlığı altında bulunan 1. maddesindeki ‘umumi amaçlara yönelik termal turizm ve sağlık tesislerinin yapılmasına’ ilişkin ifadenin iptali istemiyle açılan davada, dava konusu düzenlemenin Yönetmeliğin amacı doğrultusunda jeotermal kaynağın kirlenmesini önlenmesine yönelik yapılaşmaya kısıtlama getirerek sadece belirli yapılara izin vermesine ilişkin kuralın, hukuka aykırı bir yönü bulunmadığından davanın reddi gerektiği düşünülmektedir.

DANIŞTAY SAVCISI : …
DÜŞÜNCESİ : Dava; 11/12/2007 tarih ve 26727 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Jeotermal Kaynaklar ve Doğal Mineralli Sular Kanunu Uygulama Yönetmeliği’nin ekinde yer alan Ek-8’in “Tedbirler” başlıklı bölümünün “1. zon” başlıklı kısmının 24/09/2013 tarih ve 28775 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Yönetmelik ile değişik 1. maddesinde yer alan “umumi amaçlara yönelik termal turizm ve sağlık tesislerinin yapılmasına” ibaresinin iptali istemiyle Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanlığına karşı açılmıştır.
13.6.2007 tarihinde yürürlüğe giren 5686 sayılı Jeotermal Kaynaklar ve Doğal Mineralli Sular Kanunu’nun 3. Maddesinin 14. Fıkrasında, “Koruma alanı: Kaynak ve bunların bağlı olduğu jeotermal sistemin; bozulmasına, kirlenmesine ve sürdürülebilir özelliğinin yitirilmesine neden olacak dış etkenlerden korumak amacıyla sahanın jeolojik, hidrojeolojik yapısı, iklim koşulları, zemin cinsi ve tipleri, drenaj sahası sınırı, kaynak ve kuyu çevresindeki yerleşim birimleri, endüstri tesisleri, çevrenin topografik yapısı gibi unsurlara bağlı olarak belirlenmiş önlemler alınması gereken, içerisinde yapılan faaliyetlerin kontrol ve denetime tâbi olduğu ve gerektiğinde yapılaşma ve arazi kullanım faaliyetleri kısıtlanabilir alanları” şeklinde tanımlanmış; 20. Maddesinde, (1) Bu Kanunun uygulanmasına dair usûl ve esaslar, bu Kanunun yürürlük tarihinden itibaren altı ay içerisinde, Bakanlık tarafından çıkarılacak yönetmelikler ile düzenlenir.” hükmü getirilmiştir.
Yukarıda yer verilen 20. madde uyarınca hazırlanarak 11/12/2007 tarih ve 26727 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Jeotermal Kaynaklar ve Doğal Mineralli Sular Kanunu Uygulama Yönetmeliği’nin, 4. maddesinde “Koruma Alanı; Kaynak ve bunların bağlı olduğu jeotermal sistemin; bozulmasına, kirlenmesine ve sürdürülebilir özelliğinin yitirilmesine neden olacak dış etkenlerden korumak amacıyla sahanın jeolojik, hidrojeolojik yapısı, iklim koşulları, zemin cinsi ve tipleri, drenaj sahası sınırı, kaynak ve kuyu çevresindeki yerleşim birimleri, endüstri tesisleri, çevrenin topografik yapısı gibi unsurlara bağlı olarak belirlenmiş, önlemler alınması gereken, içerisinde yapılan faaliyetlerin kontrol ve denetime tâbi olduğu ve gerektiğinde yapılaşma ve arazi kullanım faaliyetleri kısıtlanabilir alanlar” olarak tanımlanmış, ”Kaynak Rezervuarının Korunması” başlıklı 23. Maddesinin 3. Fıkrasında ise; “Jeotermal sistemi olumsuz etkileyecek maden işletmesi, kanal, yol yapımı gibi faaliyetlere, kaynak koruma etüt raporuna göre İdarece değerlendirme yapılarak gerekli tedbirlerin alınması halinde izin verilir veya verilmez. Kaynak koruma alanı zonlara ayırma esasları ve bu zonlarda alınması gereken tedbirler Ek-8’de yer almaktadır.” hükmüne yer verilmiştir.
5686 sayılı Jeotermal Kaynaklar ve Doğal Mineralli Sular Kanunu’nun Uygulama Yönetmeliği’nin Ek 8 hükümlerinde kaynak koruma alanı etütlerinde kaynak alanı, içerisinde alınacak tedbirlerin derecesine göre 1., 2. ve 3. olmak üzere zonlara ayrılmış ve bu kapsamda 1. Derece Kaynak Koruma Alanı; “1. zon: Kaynak alanında yer alan jeolojik formasyonların litolojik ve hidrojeolojik özellikleri, akışkan taşıyan aktif kırıkların konumu, jeotermal sistemin açık veya kapalı sistem olup olmadığı, örtü kayacın varlığı ve kalınlığı, doğal çıkış ve kuyular ile yeni kuyu açılabilecek alanlar dikkate alınarak çizilir.” şeklinde tanımlanmış, birinci derecede zonda alınması gereken tedbirlerin; “1-Yapılaşmaya ilişkin kısıtlama ve yasaklar yer alabilir ve bunlar imar planlarında esas alınır. Ancak jeotermal suyun alınması ve depolanması amacına yönelik yapı ve tesislerle, umumi amaçlara yönelik termal turizm ve sağlık tesislerinin yapılmasına doğal çıkışlardan elli metre, kuyulardan ise otuz metre çapında dairesel alan hariç olmak üzere, en fazla iki kata kadar atıklarını hijyenik şekilde 3. zon dışına taşımaları koşuluyla sınırlı şekilde izin verilebilir. olduğu belirtilmiş; bu hükümdeki, “umumi amaçlara yönelik termal turizm ve sağlık tesislerinin yapılmasına” ifadesinin iptali istenilmiştir.
Yukarıda yer verilen değişiklik ile; jeotermal kaynakların, her türlü kirletici etkilerden korunması yanında bunun sürdürebilirliğini ve tespit edilen alanların geliştirilmesini sağlamanın hedeflendiği; başka bir deyişle “1. Derece zon” sınırında, jeotermal kaynağın, her türlü kirletici etkilerden korunması yanında, ilave yapılaşmanın engellenmek suretiyle; belli koşulların mevcudiyeti halinde, sadece sıcak suyun kullanılabileceği termal turizm ve sağlık tesislerine izin verilmesinin hedeflendiği anlaşılmaktadır.
Diğer taraftan; davacılara ait bahse konu taşınmazları da kapsayan alanın “ticaret alanı” olarak ayrılmasına ilişkin imar planlarının dava konusu edildiği; devamında bu alanların “turizm merkezi” olarak belirlendiği ve bu değişikliklere karşı açılan davalarda, İzmir 3. (E:2016/1183, K:2018/333) ve 5. İdare (E:2014/1535, K:2017/1783) mahkemelerince verilen “ret” kararlarına yapılan istinaf başvurularının İzmir Bölge İdare Mahkemesi 3. İdari Dava Dairesince reddedildiği görülmektedir.
Bu durumda; dava konusu ibarede üst hukuk normlarına aykırılık bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
Açıklanan nedenlerle, davanın reddi gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

HUKUKİ SÜREÇ :
11.12.2007 tarihli ve 26727 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Jeotermal ve Doğal Mineralli Sular Kanunu Uygulama Yönetmeliği 3/6/2007 tarihli ve 5686 sayılı Jeotermal Kaynaklar ve Doğal Mineralli Sular Kanununun 20 nci maddesine dayanılarak hazırlanmıştır.

İNCELEME VE GEREKÇE:

USUL YÖNÜNDEN: Davalı idarenin usule ilişkin iddiaları yerinde görülmemiştir.

ESAS YÖNÜNDEN:
İlgili Mevzuat:
5686 sayılı Jeotermal ve Doğal Mineralli Sular Kanunu Uygulama Yönetmeliği’nin Tanımlar başlıklı 4. maddesinin 1. fıkrasının (y) bendine yer alan “Koruma alanı: Kaynak ve bunların bağlı olduğu jeotermal sistemin; bozulmasına, kirlenmesine ve sürdürülebilir özelliğinin yitirilmesine neden olacak dış etkenlerden korumak amacıyla sahanın jeolojik, hidrojeolojik yapısı, iklim koşulları, zemin cinsi ve tipleri, drenaj sahası sınırı, kaynak ve kuyu çevresindeki yerleşim birimleri, endüstri tesisleri, çevrenin topografik yapısı gibi unsurlara bağlı olarak belirlenmiş, önlemler alınması gereken, içerisinde yapılan faaliyetlerin kontrol ve denetime tâbi olduğu ve gerektiğinde yapılaşma ve arazi kullanım faaliyetleri kısıtlanabilir alanları” şeklinde tanımlandığı, “Kaynak rezervuarının korunması” başlıklı 23. maddesinde “(1) Kaynak koruma alanı etüdü; jeoloji ve hidrojeoloji çalışmaları, çevre mevzuatında yer alan kriterlere göre yüzeysel kirletici unsurların belirlenmesi, jeotermal sistemin unsurlarını oluşturan beslenme alanı, rezervuar, örtü kaya, ısıtıcı
kaya, kaynak çıkış alanı belirlenmesi, kaynağın kirletici unsurlardan korunması amacıyla, koruma alanı zonları ve bu zonlarda alınması gereken tedbirleri içerir.
(3) Jeotermal sistemi olumsuz etkileyecek maden işletmesi, kanal, yol yapımı gibi faaliyetlere, kaynak koruma etüt raporuna göre İdarece değerlendirme yapılarak gerekli tedbirlerin alınması halinde izin verilir veya verilmez. Kaynak koruma alanı zonlara ayırma esasları ve bu zonlarda alınması gereken tedbirler Ek-8’de yer almaktadır.
(5) Koruma Alanları Etüt Raporunda belirlenmiş olan koruma alan sınırlarının, mevcut imar planı içerisine düşen kısımları plan üzerine işlenir.” kuralına yer verilmiştir.
Yönetmeliğin Ek-8 inci maddesinde yer alan “Kaynak Koruma Alanını Zonlara Ayırma ve Bu Zonlarda Alınması Gereken Tedbirler” başlıklı kısımda ise,
Zonlara Ayırma Esasları:
Kaynak koruma alanı etütlerinde kaynak alanı, içerisinde alınacak tedbirlerin derecesine göre 1., 2. ve 3. olmak üzere zonlara ayrılır:
1. zon: Kaynak alanında yer alan jeolojik formasyonların litolojik ve hidrojeolojik özellikleri, akışkan taşıyan aktif kırıkların konumu, jeotermal sistemin açık veya kapalı sistem olup olmadığı, örtü kayacın varlığı ve kalınlığı, doğal çıkış ve kuyular ile yeni kuyu açılabilecek alanlar dikkate alınarak çizilir.
2. zon: Tali kırık hatları, hidrojeolojik faktörler, biyolojik kirletici unsurların kaynak alana ulaşımının önleneceği mesafe de dikkate alınarak çizilir.
3. zon: Drenaj yapısı ve su bölüm çizgileri dikkate alınarak çizilir.
Tedbirler:
1.zon:
1- (Değişik:RG-24/9/2013-28775) Yapılaşmaya ilişkin kısıtlama ve yasaklar yer alabilir ve bunlar imar planlarında esas alınır. Ancak jeotermal suyun alınması ve depolanması amacına yönelik yapı ve tesislerle, umumi amaçlara yönelik termal turizm ve sağlık tesislerinin yapılmasına doğal çıkışlardan elli metre, kuyulardan ise otuz metre çapında dairesel alan ile akışkan taşıyan aktif kırıklar ve jeotermal sistemde kirlenmeye açık, kirlilik açısından zayıf zonları oluşturacak bol kırıklı, çatlaklı yapıya sahip litolojik zonların çevresinde elli metrelik sınır hariç olmak üzere, jeotermal rezarvuardan yapılan üretimin veya reenjeksiyonun yeraltısuyu seviyesinde meydana getirebileceği değişimlerin binalarda oturma, şişme veya tasmana neden olmayacağı bilimsel ve teknik çalışmalarla belirlenen MTA’nın teknik görüşü alındıktan sonra ilgili idarece onaylanan alanlarda 5 kata kadar atıklarını hijyenik şekilde 3. zon dışına taşımaları koşuluyla sınırlı şekilde izin verilebilir.
2-Her türlü kirlenme ihtimalini ortadan kaldıracak öneriler ve rezervuarın kirlenmesine yol açabilecek tedbirler önerilir.
3-Rezervuarın korunmasına yönelik tedbirler bu yönetmeliğin 23üncü madde 2nci fıkra hükümlerine göre önerilir.
4- Etüdü yapan mühendis veya mühendislerin önereceği alanın özelliğine bağlı diğer hususlar.
2.zon:
1- Alanda kirliliğe neden olabilecek çöp, gübre ve moloz yığını gibi atık maddelerin bulunması ve depolanması önlenmelidir.
2- Atık sular tecrit edilmiş kapalı borularla alan dışına taşınmalıdır.
3- Etüdü yapan mühendis veya mühendislerin önereceği alanın özelliğine bağlı diğer hususlar.
3.zon:
1. ve 2. zonları öngörülen tedbirleri tehlikeye sokabilecek faaliyetlere izin verilmemelidir. ” düzenlemesi yer almıştır.
Dava Konusu Yönetmeliğin İncelenmesi:
Jeotermal ve Doğal Mineralli Sular Kanunu Uygulama Yönetmeliği’nin 23. maddesinde kaynak rezervuarının korunmasına ilişkin hususlar düzenlenmektedir. Maddenin üçüncü fıkrasında kaynak koruma alanını zonlara ayırma ve bu zonlarda alınması gereken tedbirler ise Yönetmeliğin Ek-8 kısmında yer almaktadır.
Dava konusu iptali istenen ifadelerin de yer aldığı Yönetmeliğin Ek-8’inde, kaynak koruma alanını zonlara ayırma esasları ile bu zonlarda alınması gereken tedbirlere yer verildiği, kaynak koruma alanında alınacak tedbirler derecesine göre 1. 2. ve 3. olmak üzere zonlara ayrıldığının belirtilerek tek tek her zonda alınacak tedbirlerin yazıldığı, dava konusu edilen ifadenin yer aldığı kısımda ise, 1. zonda yapılaşmaya ilişkin kısıtlamalara yer verildiği ve sadece iki durumda, belli koşullar altında yapılaşmaya izin verilebileceğinin belirtildiği görülmektedir.
Yönetmeliğe göre 1. zonda belirli şartlar halinde yapılmasına izin verilebilecek yapıların, ilkinin jeotermal suyun alınması ve depolanması amacına yönelik yapı ve tesisler olduğu, ikincisinin ise umumi amaçlara yönelik termal turizm ve sağlık tesisleri olduğu belirtilmiştir.
Davacıların taşınmazlarının yer aldığı yer, İzmir Seferihisar Doğanbey bölgesi içinde ve termal turizm merkezidir. Davacılar tarafından termal turizm merkezinde bulunan taşınmazları ile ilgili plan yapma yetkisinin Kültür ve Turizm Bakanlığında olması nedeniyle Kültür ve Turizm Bakanlığı’na 13.02.2018 tarihli dilekçeleri ile İzmir Seferihisar ilçesi Doğanbey Mahallesinde bulunan 158 ada 2 sayılı parselin, nazım imar planında, konut + turizm tercihli olarak planlanmasının istenildiği, Bakanlıkça 06.04.2018 tarihinde verilen yanıt ile 02.07.2014 tarihinde onaylanan uygulama imar planında ilgili parselin “turizm tesis alanı” “12 metrelik taşıt yolu” “yeşil alan (refüj) olarak planlandığı, davacının plana askı ilan sürecinde yaptığı itiraz ile taşınmazın ticaret alanı olarak planlanmasını istediği, itiraz değerlendirilmesi sırasında, turizm merkezi sınırları içine, dava dışı üçüncü şirket adına kayıtlı jeotermal işletme sahalarına ilişkin hazırlanan kaynak koruma etüt raporları ve 5686 sayılı Jeotermal ve Doğal Mineralli Sular Kanunu ile Uygulama Yönetmeliği uyarınca taşınmazın 1. derece kaynak koruma alanında kalması nedeniyle tercihli kullanım alanı talebinin uygun görülmediği, Bakanlıkça 30.05.2016 tarihinde ve 30.10.2017 tarihinde onaylanan imar planı değişiklikleriyle de 158 ada 2 parselin “turizm tesis alanı” olarak korunduğu belirtilmesi üzerine davacı tarafından 13.06.2018 tarihli dilekçe ile Yönetmeliği yürüten davalı idareye başvurularak dava konusu edilen ‘umumi amaçlara yönelik termal turizm ve sağlık tesislerinin yapılmasına’ ifadenin iptal edilmesinin istenildiği, davalı idarece bu talebin 04.07.2018 tarihli işlem ile reddi üzerine bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Davacılar tarafından dava konusu Yönetmelik ekinde yer alan düzenleme nedeniyle taşınmazlarında plan yapmaya yetkili olan Kültür ve Turizm Bakanlığı’nca bu yetkisinin kullanılamadığı iddia edilmişse de, Yönetmeliğin 23. maddesinin 3. fıkrasında “Jeotermal sistemi olumsuz etkileyecek maden işletmesi, kanal, yol yapımı gibi faaliyetlere, kaynak koruma etüt raporuna göre İdarece değerlendirme yapılarak gerekli tedbirlerin alınması halinde izin verilir veya verilmez. Kaynak koruma alanı zonlara ayırma esasları ve bu zonlarda alınması gereken tedbirler Ek-8’de yer almaktadır.” düzenlemesi ile yine aynı maddenin 5. fıkrasında “Koruma Alanları Etüt Raporunda belirlenmiş olan koruma alan sınırlarının, mevcut imar planı içerisine düşen kısımları plan üzerine işlenir.” düzenlemesi uyarınca, termal turizm merkezlerinde yapılacak imar planlarında jeotermal kaynağın koruma sınırlarına imar planında yer verilerek, rezervuarın korunmasının amaçlandığı, yine Yönetmeliğin dava konusu edilen kısmının düzenleniş amacının, jeotermal kaynağın kirlenmesini ve zarar görmesini önlemek için birtakım yapılaşmaya ilişkin kısıtlamalar getirilmesine ilişkin olduğu, sadece belirli şartlar dahilinde sınırlı olarak belirli yapılara izin verilmesine ilişkin kurallar getirdiği anlaşıldığından, iptali istenen “umumi amaçlara yönelik termal turizm ve sağlık tesislerinin yapılmasına” ilişkin düzenlemede hukuka aykırılık görülmemiştir.
Jeotermal kaynağın devamlılığını sağlamak için yapılaşma kısıtlaması getiren dava konusu düzenlemenin Kanuna ve hukuka aykırı olmadığı sonucuna varılmıştır.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. DAVANIN REDDİNE,
2. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam … TL yargılama giderinin davacılar üzerinde bırakılmasına,
3. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca … TL vekâlet ücretinin davacılardan alınarak davalı idareye verilmesine,
4. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra istemi halinde davacılara iadesine,
5. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 18/10/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.