Danıştay 8. Daire Başkanlığı 2019/150 E. , 2022/7140 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
SEKİZİNCİ DAİRE
Esas No : 2019/150
Karar No : 2022/7140
DAVACI : …
DAVALI : … Başkanlığı
VEKİLİ : Av. …
DAVANIN KONUSU :
09/11/2018 tarih ve 30590 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Öğretim Üyesi Dışındaki Öğretim Elemanı Kadrolarına Yapılacak Atamalarda Uygulanacak Merkezi Sınav ile Giriş Sınavlarına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin 7. maddesinin 3. fıkrasının iptali istenilmektedir.
DAVACININ İDDİALARI :
Dava konusu Yönetmelikte istisna hükmü olmadığından geçmişe yürütüleceği ve tezsiz yüksek lisans mezunu kişilerin öğretim görevlisi olabilme yönünden sahip oldukları haklı beklentilerinin ihlal edileceği, önceki dönemde öğretim görevlisi kadrosuna atanan ancak tezli yüksek lisans derecesi olmayan kişilerin başka bir üniversiteye geçme imkanının kalmadığı, öğretim görevlisi olarak görevden ayrılanların tekrar öğretim görevlisi olmak istediklerinde tezli yüksek lisans yapmadan bu hakka sahip olamayacakları, yürürlüğe giren Yönetmelikten sonra herhangi bir öğretim görevlisi alım ilanına başvurma imkanı kalmadığı, 2547 sayılı Kanunda tezli-tezsiz yüksek lisans şeklinde bir ayrımın olmadığı, Yönetmelik hükmünde yer verilen “tezli yüksek lisans derecesi” kavramının 06.02.2013 tarihinden önce mezun olanlar yönünden uygulanma imkanının bulunmadığı ileri sürülmektedir.
DAVALININ SAVUNMASI :
Usul yönünden, davanın süresinde açılmadığı; esas yönünden, öğretim görevlisi olarak atanacaklar için tezli yüksek lisans mezunu olma şartının ilk kez 14.03.2016 tarihli Yönetmelik değişikliğiyle getirildiği, tezli yüksek lisans programlarının akademik kariyer için, tezsiz yüksek lisans programlarının ise iş hayatı için düzenlendiği, lisansüstü eğitim mezunu sayısının hızla artması nedeniyle yükseköğretim kurumlarında istihdam edilecek öğretim görevlilerinin asgari mezuniyet seviyelerinin artırıldığı, tezli yüksek lisansın asgari sayıda ders yükünü tamamlamak, ilgili bilim alanında seminer ve tez hazırlamak gibi akademik ve bilimsel yeterliliklere sahip olmayı gerektirdiği, bu itibarla ölçülebilir ve denetlenebilir bir yanının olduğu, öğretim görevlisi ihtiyacını karşılayacak kadar tezli yüksek lisans mezunu bulunduğu, lisans ve önlisans eğitimi verecek olan öğretim görevlilerinin akademik yetkinliklerinin bulunması gerektiği, kazanılmış hakların zedelendiğinden söz edilemeyeceği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Davanın reddi gerektiği düşünülmektedir.
DANIŞTAY SAVCISI : …
DÜŞÜNCESİ : Dava; 09/11/2018 tarih ve 30590 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan, Öğretim Üyesi Dışındaki Öğretim Elemanı Kadrolarına Yapılacak Atamalarda Uygulanacak Merkezi Sınav ile Giriş Sınavlarına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin 7. maddesinin 3. fıkrasının iptali istemiyle açılmıştır.
2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu’nun “Yükseköğretim Kurulu” başlıklı 6. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde, “Yükseköğretim Kurulu, tüm yüksek öğretimi düzenleyen ve yükseköğretim kurumlarının faaliyetlerine yön veren, bu kanunla kendisine verilen görev ve yetkiler çerçevesinde özerkliğe ve kamu tüzel kişiliğine sahip, bir kuruluştur. Yükseköğretim Kuruluna; Yükseköğretim Denetleme Kurulu ile gerekli planlama, araştırma, geliştirme, değerlendirme, bütçe, yatırım ve koordinasyon faaliyetleri ile ilgili birimler bağlıdır.” hükmüne, “Yükseköğretim Kurulunun görevleri” başlıklı 7. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde, “Yükseköğretim kurumlarının bu Kanunda belirlenen amaç, hedef ve ilkeler doğrultusunda kurulması, geliştirilmesi, eğitim – öğretim faaliyetlerinin gerçekleştirilmesi ve yükseköğretim alanlarının ihtiyaç duyduğu öğretim elemanlarının yurt içinde ve yurt dışında yetiştirilmesi için kısa ve uzun vadeli planlar hazırlamak, üniversitelere tahsis edilen kaynakların, bu plan ve programlar çerçevesinde etkili bir biçimde kullanılmasını gözetim ve denetim altında bulundurmak” hükmüne, (b) bendinde ise, “Yükseköğretim kurumları arasında bu Kanunda belirlenen amaç, ilke ve hedefler doğrultusunda birleştirici, bütünleştirici, sürekli, ahenkli ve geliştirici işbirliği ve koordinasyonu sağlamak” hükmüne yer verilmiştir.
2547 sayılı Kanun’un “Öğretim görevlileri” başlıklı 31. maddesinde de, “Öğretim görevlileri; üniversitelerde ve bağlı birimlerinde bu Kanun uyarınca atanmış öğretim üyesi bulunmayan dersler veya herhangi bir dersin özel bilgi ve uzmanlık isteyen konularının eğitim – öğretim ve uygulamaları için, kendi uzmanlık alanlarındaki çalışma ve eserleri ile tanınmış kişiler, süreli veya ders saati ücreti ile görevlendirilebilirler. Öğretim görevlileri, ilgili yönetim kurullarının görüşleri alınarak fakültelerde dekanların, rektörlüğe bağlı bölümlerde bölüm başkanlarının önerileri üzerine ve rektörün onayı ile öğretim üyesi, öğretim üye yardımcısı ve öğretim görevlisi kadrolarına atanabilirler veya kadro şartı aranmaksızın ders saati ücreti veya sözleşmeli olarak istihdam edilebilirler. Öğretim üyesi kadrolarına öğretim görevlileri en çok iki yıl süre ile atanabilirler; bu süre sonunda işgal ettikleri kadroya başvuran öğretim üyesi bulunmadığı ve görevlerine devamda yarar görüldüğü takdirde aynı usulle yeniden atanabilirler. Atanma süresi sonunda görevleri kendiliğinden sona erer. Bunların yeniden atanmaları mümkündür. Bu takdirde ilk atama usulü uygulanır. Konservatuvarlar ile meslek yüksekokullarına gerektiğinde sürekli olarak öğretim görevlisi atanabilir.
” hükmü yer almıştır.
Dava konusu edilen, 09/11/2018 tarih ve 30590 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan, Öğretim Üyesi Dışındaki Öğretim Elemanı Kadrolarına Yapılacak Atamalarda Uygulanacak Merkezi Sınav ile Giriş Sınavlarına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin 1. maddesinde, “Bu Yönetmeliğin amacı, öğretim üyesi dışındaki öğretim elemanı kadrolarına yapılacak atamalarda uygulanacak merkezi sınav ve giriş sınavlarına ilişkin usul ve esaslarla bu sınavlara girecek adaylarda aranacak şartları belirlemektir.” hükmüne, 2. maddesinin 1. fıkrasında, “Bu Yönetmelik, devlet ve vakıf yükseköğretim kurumlarının öğretim görevlisi ve araştırma görevlisi kadrolarına yapılacak atamaları kapsar.”, “Özel şartlar” başlıklı 7. Maddesinin 3. Fıkrasında ise, “Öğretim görevlisi kadrosuna başvuracak adaylarda en az tezli yüksek lisans derecesine sahip olmak şartı aranır…” hükmüne yer verilmiştir.
Öte yandan, 20/04/2016 tarih ve 29690 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan, Lisansüstü Eğitim ve Öğretim Yönetmeliği’nin “Tezli yüksek lisans programı” başlıklı 6. maddesinde; “Tezli yüksek lisans programı öğrencinin bilimsel araştırma yöntemlerini kullanarak bilgilere erişme, bilgiyi derleme, yorumlama ve değerlendirme yeteneğini kazanmasını sağlar.” hükmüne, “Tezsiz yüksek lisans programı” başlıklı 11. maddesinde ise, “Tezsiz yüksek lisans programı, öğrenciye mesleki konularda bilgi kazandırarak mevcut bilginin uygulamada nasıl kullanılacağını gösterir.” hükmü yer almaktadır.
Kamu otoritelerinin, normlar hiyerarşisine aykırı olmayacak şekilde, kamu hizmetinde etkinliği sağlamak, gelişen durumlara ayak uydurma ve ortaya çıkan ihtiyaçları karşılayabilmek amacıyla düzenleyici işlemler üzerinde gerekli değişiklikleri yapma hususunda takdir yetkisi bulunmaktadır. İdarelere tanınan bu yetki, mutlak ve sınırsız olmayıp, hukuk kuralları içinde ve başta kamu yararı olmak üzere, hizmet gereklerine, hukuk devleti, hukuk güvenliği ve kazanılmış haklara riayet ilkelerine uygun olarak kullanılması gerekmektedir
Hukuk devleti ilkesinin ön koşullarından biri olan “hukuk güvenliği” ile kişilerin hukuki güvenliğinin sağlanması amaçlanmaktadır. Hukuk güvenliği ilkesi, hukuk normlarının öngörülebilir olmasını, bireylerin tüm eylem ve işlemlerinde devlete güven duyabilmesini, devletin de yasal ve/veya idari düzenlemelerinde bu güven duygusunu zedeleyici yöntemlerden kaçınmasını gerekli kılmaktadır. Bu bağlamda, önceden oluşmuş hukuksal durumların, sonradan yapılacak işlemlerle değiştirilmesi, hukuktan beklenen güvenle bağdaşmayacaktır.
“Kazanılmış hak” ise doktrinde, yürürlükteki hukuka uygun olarak doğan ve böylece kişiye özgü lehte sonuçlar doğurmuş, daha sonra mevzuat değişikliği ya da işlemin geri alınması gibi durumların varlığına rağmen hukuk düzenince korunması gereken bir hak olarak tanımlanmaktadır. İdarenin ister düzenleyici işlem, ister bir taahhüt, isterse uzun süren bir uygulamasına güvenerek olsun, bireylerin çıkarlarına ya da lehlerine olan bir sonuca ulaşabileceklerini ümit etmelerine de “haklı beklenti” denilmektedir.
Dava konusu edilen Yönetmelik hükmüne göre, öğretim görevlisi kadrosuna başvuracak adaylarda en az tezli yüksek lisans derecesine, sahibi olmak şartının aranacağı, tezsiz yüksek lisans programından mezun olan kişilerin öğretim görevlisi kadrolarına atanmak üzere başvurmasının mümkün olmadığı anlaşılmaktadır. Öte yandan, tezsiz yüksek lisans programının sadece akademik kariyer yapmak isteyen kişilerin başvurduğu bir program olmadığı, Lisansüstü Eğitim ve Öğretim Yönetmeliğinde belirtilen şartları taşıyan herkesin söz konusu programa girme hakkının bulunduğu, bu itibarla sırf tezsiz yüksek lisans mezunu olmanın, öğretim görevlisi kadrosuna başvuru için bir haklı beklenti oluşturmayacağı, yine tezli yüksek lisans programında kazanılan bilimsel yöntem ve araştırma tekniklerinin seviyesinin, tezsiz yüksek lisans programında kazanılandan daha üst seviyede olması karşısında, dava konusu düzenlemede, hukuka, kamu yararı ve hizmet gereklerine aykırılık görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle, yasal dayanaktan yoksun bulunan davanın reddine karar verilmesi gerektiği, düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ SÜREÇ :
2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu’nun 6. 7. ve 65. maddelerine dayanılarak, 09/11/2018 tarih ve 30590 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan, Öğretim Üyesi Dışındaki Öğretim Elemanı Kadrolarına Yapılacak Atamalarda Uygulanacak Merkezi Sınav ile Giriş Sınavlarına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik yürürlüğe konulmuştur.
Bakılan uyuşmazlıkta ise, anılan Yönetmeliğin 7. maddesinin 3. fıkrası dava konusu edilmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE:
USUL YÖNÜNDEN
Davalı idarenin usule ilişkin itirazı yerinde görülmeyerek işin esasının incelenmesine geçildi.
ESAS YÖNÜNDEN
İlgili Mevzuat:
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 124. maddesinde, kamu tüzelkişilerinin, kendi görev alanlarını ilgilendiren kanunların ve tüzüklerin uygulanmasını sağlamak üzere ve bunlara aykırı olmamak şartıyla yönetmelikler çıkarabileceği kurala bağlanmıştır.
Anayasa’nın “Yükseköğretim üst kuruluşları” başlıklı 131. maddesinde, “Yükseköğretim kurumlarının öğretimini planlamak, düzenlemek, yönetmek, denetlemek, yükseköğretim kurumlarındaki eğitim-öğretim ve bilimsel araştırma faaliyetlerini yönlendirmek, bu kurumların kanunda belirtilen amaç ve ilkeler doğrultusunda kurulmasını, geliştirilmesini ve üniversitelere tahsis edilen kaynakların etkili bir biçimde kullanılmasını sağlamak ve öğretim elemanlarının yetiştirilmesi için planlama yapmak maksadı ile Yükseköğretim Kurulu kurulur.” hükmü yer almaktadır.
2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu’nun “Yükseköğretim Kurulu” başlıklı 6. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde, “Yükseköğretim Kurulu, tüm yüksek öğretimi düzenleyen ve yükseköğretim kurumlarının faaliyetlerine yön veren, bu kanunla kendisine verilen görev ve yetkiler çerçevesinde özerkliğe ve kamu tüzel kişiliğine sahip bir kuruluştur. Yükseköğretim Kuruluna; Yükseköğretim Denetleme Kurulu ile gerekli planlama, araştırma, geliştirme, değerlendirme, bütçe, yatırım ve koordinasyon faaliyetleri ile ilgili birimler bağlıdır.” hükmüne, “Yükseköğretim Kurulunun görevleri” başlıklı 7. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde, “Yükseköğretim kurumlarının bu Kanunda belirlenen amaç, hedef ve ilkeler doğrultusunda kurulması, geliştirilmesi, eğitim – öğretim faaliyetlerinin gerçekleştirilmesi ve yükseköğretim alanlarının ihtiyaç duyduğu öğretim elemanlarının yurt içinde ve yurt dışında yetiştirilmesi için kısa ve uzun vadeli planlar hazırlamak, üniversitelere tahsis edilen kaynakların, bu plan ve programlar çerçevesinde etkili bir biçimde kullanılmasını gözetim ve denetim altında bulundurmak” hükmüne, (b) bendinde ise, “Yükseköğretim kurumları arasında bu Kanunda belirlenen amaç, ilke ve hedefler doğrultusunda birleştirici, bütünleştirici, sürekli, ahenkli ve geliştirici işbirliği ve koordinasyonu sağlamak” hükmüne yer verilmiştir.
Dava açıldığı tarihteki haliyle, 2547 sayılı Kanun’un “Öğretim görevlileri” başlıklı 31. maddesinde de, “Öğretim görevlileri; üniversitelerde ve bağlı birimlerinde bu Kanun uyarınca atanmış öğretim üyesi bulunmayan dersler veya herhangi bir dersin özel bilgi ve uzmanlık isteyen konularının eğitim – öğretim ve uygulamaları için, kendi uzmanlık alanlarındaki çalışma ve eserleri ile tanınmış kişiler, süreli veya ders saati ücreti ile görevlendirilebilirler. Öğretim görevlileri, ilgili yönetim kurullarının görüşleri alınarak fakültelerde dekanların, rektörlüğe bağlı bölümlerde bölüm başkanlarının önerileri üzerine ve rektörün onayı ile öğretim üyesi, öğretim üye yardımcısı ve öğretim görevlisi kadrolarına atanabilirler veya kadro şartı aranmaksızın ders saati ücreti veya sözleşmeli olarak istihdam edilebilirler. Öğretim üyesi kadrolarına öğretim görevlileri en çok iki yıl süre ile atanabilirler; bu süre sonunda işgal ettikleri kadroya başvuran öğretim üyesi bulunmadığı ve görevlerine devamda yarar görüldüğü takdirde aynı usulle yeniden atanabilirler. Atanma süresi sonunda görevleri kendiliğinden sona erer. Bunların yeniden atanmaları mümkündür. Bu takdirde ilk atama usulü uygulanır. Konservatuvarlar ile meslek yüksekokullarına gerektiğinde sürekli olarak öğretim görevlisi atanabilir.
” hükmü yer almıştır.
09/11/2018 tarih ve 30590 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan, Öğretim Üyesi Dışındaki Öğretim Elemanı Kadrolarına Yapılacak Atamalarda Uygulanacak Merkezi Sınav ile Giriş Sınavlarına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin 1. maddesinde, “Bu Yönetmeliğin amacı, öğretim üyesi dışındaki öğretim elemanı kadrolarına yapılacak atamalarda uygulanacak merkezi sınav ve giriş sınavlarına ilişkin usul ve esaslarla bu sınavlara girecek adaylarda aranacak şartları belirlemektir.” hükmüne, 2. maddesinin 1. fıkrasında, “Bu Yönetmelik, devlet ve vakıf yükseköğretim kurumlarının öğretim görevlisi ve araştırma görevlisi kadrolarına yapılacak atamaları kapsar.” hükmüne yer verilmiştir.
Anılan Yönetmeliğin “Genel şartlar” başlıklı 6. maddesinde, “(1) Bu Yönetmelik kapsamındaki öğretim elemanı kadrolarına yapılacak atamalarda;
a) 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 48 inci maddesinde belirtilen şartları taşımak,
b) ALES’ten en az 70, Yükseköğretim Kurulu tarafından kabul edilen merkezi yabancı dil sınavından en az 50 puan veya eşdeğerliği kabul edilen bir sınavdan bu puan muadili bir puan almış olmak gerekir. Merkezi sınav muafiyetinden yararlanmayı talep edenlerin ön değerlendirme ve nihai değerlendirme aşamalarında ALES puanı 70 olarak kabul edilir.
(2) Meslek yüksekokullarının Yükseköğretim Kurulu tarafından belirlenen uzmanlık alanlarındaki öğretim görevlisi kadroları hariç olmak üzere üniversite ve yüksek teknoloji enstitüleri, senato kararıyla, bu Yönetmelikte belirlenen ALES ve yabancı dil puan barajlarının üzerinde bir puanı asgari puan olarak belirleyebilirler.
(3) Ön değerlendirme ve nihai değerlendirme aşamalarında lisans mezuniyeti notunun hesaplanmasında kullanılacak 4’lük ve 5’lik not sistemlerinin 100’lük not sistemine eşdeğerliği Yükseköğretim Kurulu kararıyla belirlenir. Diğer not sistemlerinin 100’lük not sistemine eşdeğerliğine yükseköğretim kurumlarının senatoları karar verir.
(4) Adaylarda, yabancı dille eğitim ve öğretim yapılan programlardaki öğretim görevlisi kadrolarına yapılacak atamalarda atama yapılacak programın eğitim dilinde; bilim alanı yabancı dille ilgili kadrolara yapılacak öğretim görevlisi atamaları ile 4/11/1981 tarihli ve 2547 sayılı Yükseköğretim Kanununun 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (ı) bendi uyarınca zorunlu yabancı dil dersini vermek üzere öğretim görevlisi kadrolarına yapılacak atamalarda ilgili dilde; yükseköğretim kurumlarının uluslararası ilişkiler ile yabancı dille ilgili uygulamalı birimlerinde istihdam edilecek öğretim görevlisi atamalarında, en az bir dilde Yükseköğretim Kurulu tarafından kabul edilen merkezi yabancı dil sınavından en az 80 puan veya eşdeğerliği kabul edilen bir sınavdan bu puan muadili bir puana sahip olma şartı aranır.
(5) Yükseköğretim kurumları, bu Yönetmeliğe tabi öğretim elemanı kadro ilanlarında lisans veya lisansüstü mezuniyet alanları ile ilan edilen alana ait bilimsel, nesnel ve denetlenebilir koşullar dışında belirli bir adayı tanımlayan özel şartlar koyamazlar.
(6) İlanlarda, alanında tecrübe sahibi olmak şartının, hangi öğrenim düzeyinden sonrasına ait olduğu, belirli bir adayı tanımlamayacak şekilde belirtilir.” hükmü yer almıştır.
Anılan Yönetmeliğin “Özel şartlar” başlıklı 7. maddesinde ise,
“(3) Öğretim görevlisi kadrosuna başvuracak adaylarda en az tezli yüksek lisans derecesine sahip olmak şartı aranır.” hükmüne yer verilmiştir.
Öte yandan, 20/04/2016 tarih ve 29690 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan, Lisansüstü Eğitim ve Öğretim Yönetmeliği’nin “Tezli yüksek lisans programı” başlıklı 6. maddesinde; “Tezli yüksek lisans programı öğrencinin bilimsel araştırma yöntemlerini kullanarak bilgilere erişme, bilgiyi derleme, yorumlama ve değerlendirme yeteneğini kazanmasını sağlar.” hükmüne, “Tezsiz yüksek lisans programı” başlıklı 11. maddesinde ise, “Tezsiz yüksek lisans programı, öğrenciye mesleki konularda bilgi kazandırarak mevcut bilginin uygulamada nasıl kullanılacağını gösterir.” hükmüne yer verilmiştir.
Dava Konusu Yönetmeliğin İncelenmesi:
Dava konusu edilen Yönetmelik hükmünde, öğretim görevlisi kadrosuna başvuracak adaylarda en az tezli yüksek lisans derecesine sahip olma şartı arandığı anlaşılmaktadır.
İdarelerin düzenleyici işlemler yapabilme yetkisi Anayasa’nın 124. maddesine dayanan anayasal bir yetki olması nedeniyle, idareler tarafından mevzuatla verilen görevlerin yerine getirilmesi amacıyla düzenleyici işlemler yapılabileceği kuşkusuzdur.
Davalı idarece, lisans eğitimi verecek öğretim görevlilerinin akademik ve bilimsel yetkinliklerinin bulunması gerekliliğinden hareketle bu yetkinlik için objektif olarak tezli yüksek lisans derecesine sahip olma kriterinin arandığı, zira; tezli ve tezsiz yüksek lisans programları arasında eğitim ve amaç farklılığının bulunduğu, tezli yüksek lisans programında; ders, seminer ve tez çalışmaları süreçlerinden geçerek, bilimsel araştırma yöntemlerini kullanarak bilgilere erişme, bilgiyi derleme, yorumlama ve değerlendirme yeteneği kazandırıldığı ve alanında özel bilgi ve uzmanlık kazanımları sağlandığı, tezsiz yüksek lisans programında ise; ders ve proje süreçlerinden geçerek mesleki konularda bilgi kazandırıldığı ve bilginin nasıl kullanılacağının gösterildiği dikkate alındığında davalı idarenin 2547 sayılı Kanun ile kendisine verilen düzenleme yetkisini, yükseköğretimde kalitenin arttırılması amacıyla hukuka uygun kullandığı görüldüğünden, dava konusu düzenlemede hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. DAVANIN REDDİNE,
2. Davacının adli yardım istemi kabul edildiğinden dava açılırken alınmayan ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam …-TL yargılama giderinin davacıdan tahsili için 6100 sayılı Kanun’un 339. maddesi uyarınca kararın kesinleşmesinden sonra Ankara Veraset ve Harçlar Vergi Dairesine müzekkere yazılmasına ve kararın bir örneğinin tebliğine, davalı idare tarafından ödenen …-TL yürütmenin durdurulması itiraz harcı ile …-TL posta giderinin davacı tarafından davalıya ödenmesine,
3. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca …-TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,
4. Davalı idare tarafından yatırılan posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra istemi halinde davalıya iadesine,
5. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere,
02/12/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.