Danıştay Kararı 8. Daire 2019/3001 E. 2022/6386 K. 09.11.2022 T.

Danıştay 8. Daire Başkanlığı         2019/3001 E.  ,  2022/6386 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
SEKİZİNCİ DAİRE
Esas No : 2019/3001
Karar No : 2022/6386

DAVACI : … Derneği
VEKİLLERİ : Av. …, Av. …

DAVALI : … Kurumu
(… Bakanlığı)
VEKİLİ : …

DAVANIN KONUSU :
11/07/2017 tarihli ve 30121 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortasında Tarife Uygulama Esasları Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 4. maddesi ile düzenlenen “EK-4 Riskli Sigortalılar Havuzu Çalışma Esasları” başlıklı Ek’in, Uluslararası Taşıma Belgesi (C2) sahibi uluslararası taşımacıların faaliyetlerinde kullandıkları tırları, kamyon ve çekici türündeki araç gruplarına dahil eden “Kapsam” başlıklı 1. maddesinin 1. fıkrası içeriğinde yer alan “Kamyon ve çekici” ibaresi ile “Primler ve Komisyon Oranları” başlıklı 2. maddesinin 1. fıkrası içeriğinde yer alan “Kamyon ve çekici” ibaresinin iptali istenilmektedir.

DAVACININ İDDİALARI :
Yeşil kart sigortasına sahip uluslararası nakliye sektöründe kullanılan çekici türündeki tırların sigortacılıkta geçerli olan hasar prim oranları ile hasar frekanslarının mecburi trafik sigortası yapılan diğer araçlara göre çok daha düşük olmasına rağmen ‘uluslararası taşıma belgesi (C2) sahibi uluslararası taşımacıların faaliyetlerinde kullandıkları tırların’ yurt içinde faaliyet gösteren ve sigortacılık hasar frekansı çok yüksek olan kamyon, damper, hafriyat kamyonu, çekici, beton mikseri vb. araç türleri ile birlikte değerlendirilerek riskli sigortalılar havuzuna dahil edilmesinin; sigortacılık esaslarına, usul ve yasaya aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
C2 yetki belgesi alan ve karayoluyla uluslararası eşya taşımacılığı sektöründe faaliyet gösteren araçların sigorta maliyetlerinin yabancı rakipleri ile karşılaştırıldığında çok yüksek olduğu, uluslararası taşımacılık sektörünün yüksek maliyetler nedeniyle birçok sigortayı (kasko vb.) yaptırmaktan vazgeçmek zorunda kaldığı, bu durumun Ülke menfaatlerini ve uluslararası taşımacılık sektörünü olumsuz etkilediği, dava konusu düzenleme ile sigorta prim ödemeleri çok olup sigorta kaza hasarları/zararları/tazminat ödemeleri az olan ve “kamyon ve çekici türündeki araç grupları” kapsamında olan “Uluslararası Taşıma Belgesi (C2) sahibi uluslararası taşımacıların faaliyetlerinde kullandıkları tırlar” ile sigorta prim ödemeleri düşük olup sigorta kazaları/zararları/tazminat ödemeleri yüksek olan diğer kamyon ve çekiciler arasında eşitsizlik yaratıldığı, işlemin sebebi ve konusu arasında ölçüsüzlük bulunduğu, davalı idarenin takdir yetkisini ve değerlendirme marjını aykırı kullandığı, işlemin sebep, konu ve amaç yönünden hukuka aykırı olduğu belirtilmiştir.
Sigortacılığın temelini oluşturan “riski yüksek olandan yüksek, düşük olandan düşük ücret alınması” şeklindeki ilke dikkate alındığında, yılın önemli bir kısmını yurt dışında geçiren ve bu süre içerisinde Türkiye’de fiilen hiçbir risk oluşturmayan; araç takip sistemleri ile sürekli olarak izlenebilen, zorunlu eğitim ile “mesleki yeterlilik belgesine” sahip olan profesyonel uluslararası tır sürücülerinin sevk ve idare ettiği taşıtlar ile yapılan uluslararası nakliyecilikte kullanılan çekici cinsi tır araçlarının hiçbir ayrışma yapılmaksızın riskli sigortalılar havuzuna alınmış olmasının hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğu iddia edilmiştir.

DAVALININ SAVUNMASI :
Riskli sigortalılar havuzu kapsamındaki araçların belirlenmesi sürecinde, sigorta şirketlerinin zorunlu trafik sigortası poliçesi düzenlemekten kaçındıkları hasar frekansı yüksek araç gruplarının tespit edildiği, Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi’nden alınan araç grubu bazında hasar frekansı verilerine göre kamyon araç grubu %14,88 ve çekici araç grubu %18,16 hasar frekansına sahip olduğundan bu araçların yüksek riskli araç gruplarında yer aldığı, bu çerçevede hasar olasılığının oldukça yüksek olduğu ve sigorta şirketlerinin poliçe düzenlemekten imtina ettikleri kamyon ve çekici araç gruplarının da dahil olduğu 6 araç grubunun havuz kapsamına alınarak, bu araç grupları için düzenlenen zorunlu trafik sigortası poliçelerine ait prim ve hasarlar sigorta şirketleri arasında paylaştırılıp araç işletenlerinin sigortasız kalma sorununun giderildiği belirtilmiştir.
Anılan araç grupları içinde kullanım şekli ve kullanım sıklığına bağlı olarak hasar davranışlarının farklılık göstermesi muhtemel ise de, uluslararası taşıma belgesi sahibi uluslararası taşımacıların faaliyetlerinde kullandıkları araçların zorunlu trafik sigortası tarifesinde yer alan kamyon veya çekici araç gruplarının genelinden farklı bir risk profiline sahip olmasından bahisle söz konusu araçların havuz kapsamı dışında bırakılması veya bu araçlar için ayrı bir sigorta havuzu kurulmasının sigortacılık prensipleriyle bağdaşmadığı; dolayısıyla dava konusu düzenlemenin sebep, konu ve amaç bakımından sakat olduğu iddiasının dayanaksız olduğu savunulmuştur.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Davanın reddi gerektiği düşünülmektedir.

DANIŞTAY SAVCISI : …
DÜŞÜNCESİ : Dava; 11/07/2017 tarihli ve 30121 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortasında Tarife Uygulama Esasları Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 4. maddesiyle düzenlenen “EK-4 Riskli Sigortalılar Havuzu Çalışma Esasları” başlıklı Ek’in, Uluslarası Taşıma Belgesi (C2) sahibi uluslararası taşımacıların faaliyetlerinde kullandıkları tırları kamyon ve çekici türündeki araç gruplarına sokan “Kapsam” başlıklı 1. maddesinin 1. fıkrası içeriğinde yer alan “Kamyon ve çekici” ibaresi ile “Primler ve Komisyon Oranları” başlıklı 2. maddesinin 1. fıkrası içeriğinde yer alan “Kamyon ve çekici” ibaresinin iptali istemiyle açılmıştır.
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 1. maddesinde, bu Kanunun amacının, karayollarında, can ve mal güvenliği yönünden trafik düzenini sağlamak ve trafik güvenliğini ilgilendiren tüm konularda alınacak önlemleri belirlemek olduğu belirtilmiş; 93. maddesinde de, zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartları, teminat tutarları ile tarife ve talimatlarının Hazine Müsteşarlığının bağlı bulunduğu Bakanlıkça tespit edilerek Resmi Gazetede yayımlanacağı hükme bağlanmıştır.
5684 sayılı Sigortacılık Kanunu’nun 1.maddesinde, bu Kanunun amacının, ülkemiz sigortacılığının geliştirilmesini sağlamak, sigorta sözleşmesinde yer alan kişilerin hak ve menfaatlerini korumak ve sigortacılık sektörünün güvenli ve istikrarlı bir ortamda etkin bir şekilde çalışmasını temin etmek üzere bu Kanuna tâbi kişi ve kuruluşların, faaliyete başlama, teşkilât, yönetim, çalışma esas ve usûlleri ile faaliyetlerinin sona ermesi ve denetlenmesine ilişkin hususlar ve sigorta sözleşmesinden doğan uyuşmazlıkların çözümlenmesine yönelik olarak sigorta tahkim sistemi ile ilgili usûl ve esasları düzenlemek olduğu hükme bağlanmış; Tarifeler başlıklı 12. maddesinde, sigorta tarifelerinin, sigortacılık esasına ve genel kabul görmüş aktüeryal tekniklere uygun olarak sigorta şirketleri tarafından serbestçe belirleneceği, ancak, bu Kanuna ve diğer kanunlara göre ihdas edilen zorunlu sigortaların teminat tutarları ile tarife ve talimatlarının Bakan tarafından tespit olunacağı ve Resmî Gazete’de yayımlanacağı, Bakanın, gerek görülen hallerde hayat, bir yıldan uzun süreli ferdî kaza, sağlık, hastalık ve ihtiyarî deprem sigortaları tarifeleri ile prim, formül ve cetvellerinin uygulamaya konulabilmesini Müsteşarlığın onayına tâbi kılabileceği veya özel kanunlardaki hükümler saklı kalmak kaydıyla gerekli görülen hallerde, tespit ve ilan ettiği aracılık komisyonlarını, tasdike tâbi kıldığı veya tespit ettiği her türlü tarifeyi serbest bırakabileceği hükmü yer almış, anılan Kanun’un zorunlu sigortalar başlıklı 13. maddesinin dava tarihinde yürürlükte bulunan 1. fıkrasında, Bakanlar Kurulunun, kamu yararı açısından gerekli gördüğü hallerde zorunlu sigortalar ihdas edebileceği, sigorta şirketlerinin, 20. maddenin ikinci fıkrasının (b) bendi ile üçüncü fıkrası hükümleri saklı kalmak kaydıyla faaliyet gösterdiği sigorta branşlarının kapsamında bulunan zorunlu sigortaları yapmaktan kaçınamayacağı hükmüne yer verilmiştir.
5684 sayılı Kanun’un 12. maddesi ile 4059 sayılı Kanun’un 2. maddesinin birinci fıkrasının (e) bendine dayanılarak, karayolları motorlu araçlar zorunlu mali sorumluluk sigortası tarifelerinin sigorta şirketlerince serbest olarak belirlenmesine ilişkin usul ve esasları düzenleme ve karayolları motorlu araçlar zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamında; sigorta primlerinin sigorta şirketlerince serbest olarak tespiti esaslarına, asgari sigorta teminat tutarlarına, motorlu araçlarla ilgili mesleki faaliyette bulunanlar ile yarış düzenleyenlerin yaptırmak zorunda oldukları sorumluluk sigortasına ilişkin hükümleri düzenlemek üzere dava konusu Yönetmelik yürürlüğe konulmuştur.
Anılan yönetmeliğin geçici 11. maddesinde, trafik sigortası poliçelerine ilişkin primlerin tespitine dair kurallar yer almış; Riskli sigortalılar havuzu başlıklı geçici 12. maddesinde, “(1) Bu Yönetmeliğin 4 üncü maddesinin altıncı fıkrası çerçevesinde, hasar frekansı yüksek basamak ve/veya araç grupları için 12/4/2017 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere “Riskli Sigortalılar Havuzu” kurulmuştur. Havuz kapsamındaki trafik sigortası poliçelerine ilişkin prim ve hasar Türkiye Motorlu Taşıt Bürosunca Ek-4’teki esaslar çerçevesinde sigorta şirketleri arasında paylaştırılır. (2) 5684 sayılı Sigortacılık Kanununun 32 nci maddesinin dördüncü fıkrasına dayanarak Müsteşarlık, a) Havuz kapsamında trafik sigortası poliçesi düzenlemekten kaçınan ve bu sebeple Müsteşarlıkça uyarılan sigorta şirketinin, bu durumu düzeltmemesi halinde, Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi ekranlarına erişim yetkisini 3 günden az 10 günden fazla olmamak üzere tedbir amaçlı olarak kaldırabilir. b) Bahse konu kaçınma fiiline devam eden sigorta şirketi hakkında söz konusu ekranlara erişim yetkisinin sürekli kaldırılması dâhil sigortacılık mevzuatında öngörülen diğer tedbirleri uygulayabilir.” hükmüne yer verilmiş; Ek 4 maddesinde de, Riskli Sigortalılar Havuzu Çalışma Esasları düzenlenmiş, Kapsam başlıklı 1. maddesinin, 1. fıkrasında, 1, 2 ve 3. basamaklarda bulunan tüm araç grupları ile 4, 5, 6 ve 7. basamaklardaki taksi, minibüs (sürücü dâhil 10-17 koltuk), otobüs (sürücü dâhil 18-30 koltuk), otobüs (sürücü dâhil 31 ve üstü koltuk), kamyon ve çekici türündeki araç grupları Havuz kapsamındadır.” hükmü, Primler ve Komisyon Oranları başlıklı 2. maddesinde de, “(1) Havuz kapsamındaki taksi, minibüs (sürücü dâhil 10-17 koltuk), otobüs (sürücü dâhil 18-30 koltuk), otobüs (sürücü dâhil 31 ve üstü koltuk), kamyon ve çekici türündeki araç gruplarında 5, 6 ve 7. basamaktaki araçlar için Ek-2’deki indirim oranları sırasıyla %10, %20 ve %30 olarak uygulanır.” hükmü yer almıştır.
Davacı tarafından, dava konusu hükümlerin, C2 belgesi kapsamında uluslararası taşımacılıkta kullanılan (tırların) çekici ve kamyon gibi araçların, yurtiçi taşımacılıkta kullanılan araçlar kadar yüksek risk oluşturmadığı halde, bu husus göz ardı edilerek uluslararası taşımacılıkta kullandıkları araçların da riskli araçlar havuzuna alınmasına yönelik düzenleme içerdiği, bu nedenle dava konusu madde hükümlerinde hukuka uyarlık bulunmadığı öne sürülerek iptali istenilmektedir.
Davalı idare ise, 12/04/2017 tarihinden itibaren zorunlu trafik sigortasında azami prim uygulamasına geçildiği, bu uygulama sırasında hasar frekansı yüksek araç grupları yönünden çıkan sorunların giderilmesi amacıyla hasar frekansı yüksek basamak veya araç grupları için düzenlenen poliçelerin trafik sigortası branşında ruhsat sahibi tüm şirketlere dağıtılmasının amaçlandığı, bu amaçla oluşturulan havuz kapsamındaki araç türlerinin belirlenmesinde sigorta bilgi ve gözetim merkezinden alınan araç grubu bazında hasar frekansı verilerinin değerlendirildiği, bu verilere göre kamyon ve çekici araç gruplarının da yüksek riskli olduğunun tespiti üzerine kamyon ve çekicilerin de yer aldığı 6 araç grubunun havuz kapsamına alındığı, bu nedenle yapılan düzenlemenin hukuka uygun olduğu ileri sürülerek davanın reddini savunmaktadır.
Yukarıda yer verilen açıklamalar değerlendirildiğinde, sigorta sözleşmesinde yer alan kişilerin hak ve menfaatlerini korumak ve sigortacılık sektörünün güvenli ve istikrarlı bir ortamda etkin bir şekilde çalışmasını temin etmekle görevli olan idarece, zorunlu trafik sigortasında azami prim uygulaması sırasında hasar frekansı yüksek araç grupları yönünden uygulamada çıkan sorunların giderilmesi amacıyla hasar frekansı yüksek basamak veya araç grupları için düzenlenen poliçelerin trafik sigortası branşında ruhsat sahibi tüm şirketlere dağıtılmasının amaçlanması ve bu amaçla havuz oluşturulmasında herhangi bir hukuka aykırılık bulunmamaktadır. Ancak söz konusu alanı düzenlemeyle yetkili olan idarenin riskli araçlar havuzu oluştururken, kapsama alınan araçların kullanım şekli ve kullanım sıklığına bağlı olarak farklı risk profiline sahip olabileceği hususunu da göz önünde bulundurması sigorta sözleşmesinde yer alan kişilerin hak ve menfaatlerini korumak açısından gereklilik arz etmektedir.
Somut olayda, Ülkemizde trafikte seyreden kamyon ve çekici gibi araçların yüksek risk taşıyan araçlar niteliğinde olduğu hususu tartışmasız ise de, bu araç türlerinin riskinin kullanım şekli ve kullanım sıklığına bağlı olarak farklılık gösterdiği, yani uluslararası taşımacılıkta kullanılan araçların zorunlu trafik sigortası tarifesinde yer alan diğer kamyon ve çekicilerden farklı risk profiline sahip olduğu yolundaki iddiaların taraflarca kabul gördüğü anlaşılmaktadır.
Bu durumda, C2 belgesi kapsamında uluslararası taşımacılıkta kullanılan (tırların) çekici ve kamyon niteliğindeki araçların Ülke trafiği açısından risk oranlarının ayrıca belirlenmesi ve buna göre bir düzenleme yapılması gerekirken; böyle bir ayrıma gidilmeyerek bu araçlar yönünden herhangi bir araştırma ve belirleme yapılmaksızın, Ülke trafiğinde sıklıkla kullanılmakla yüksek risk oluşturduğu belirlenen kamyon ve çekicilerin bulunduğu havuzda değerlendirilmesi yolundaki iptali istenilen düzenlemede uluslararası faaliyette kullanılan bu tür araçlar yönünden hukuka uyarlık görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle, 11/07/2017 tarihli ve 30121 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortasında Tarife Uygulama Esasları Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 4. maddesiyle düzenlenen “EK-4 Riskli Sigortalılar Havuzu Çalışma Esasları” başlıklı Ek’in, “Kapsam” başlıklı 1. maddesinin 1. fıkrası içeriğinde yer alan “Kamyon ve çekici” ibaresi ile “Primler ve Komisyon Oranları” başlıklı 2. maddesinin 1. fıkrası içeriğinde yer alan “Kamyon ve çekici” ibaresinin iptali yolunda karar verilmesi gerekmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, 18/10/2019 tarih ve 30922 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 47 sayılı Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumunun Teşkilat ve Görevleri Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin geçici 2. maddesi gereğince Hazine ve Maliye Bakanlığı yerine Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu hasım mevkiine alınarak, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

HUKUKİ SÜREÇ :
11/07/2017 tarihli ve 30121 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortasında Tarife Uygulama Esasları Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 2. maddesi ile esas Yönetmeliğe “Riskli Sigortalılar Havuzu” başlıklı Geçici 12. madde eklenmiş ve bu maddede “(1) Bu Yönetmeliğin 4 üncü maddesinin altıncı fıkrası çerçevesinde, hasar frekansı yüksek basamak ve/veya araç grupları için 12/4/2017 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere “Riskli Sigortalılar Havuzu” kurulmuştur. Havuz kapsamındaki trafik sigortası poliçelerine ilişkin prim ve hasar Türkiye Motorlu Taşıt Bürosunca Ek-4’teki esaslar çerçevesinde sigorta şirketleri arasında paylaştırılır. (2) 5684 sayılı Sigortacılık Kanununun 32 nci maddesinin dördüncü fıkrasına dayanarak Müsteşarlık, a) Havuz kapsamında trafik sigortası poliçesi düzenlemekten kaçınan ve bu sebeple Müsteşarlıkça uyarılan sigorta şirketinin, bu durumu düzeltmemesi halinde, Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi ekranlarına erişim yetkisini 3 günden az 10 günden fazla olmamak üzere tedbir amaçlı olarak kaldırabilir. b) Bahse konu kaçınma fiiline devam eden sigorta şirketi hakkında söz konusu ekranlara erişim yetkisinin sürekli kaldırılması dâhil sigortacılık mevzuatında öngörülen diğer tedbirleri uygulayabilir.” hükmüne yer verilmiş; Yönetmeliğin 4. maddesi ile Yönetmeliğe eklenen “Riskli Sigortalılar Havuzu Çalışma Esasları” başlıklı Ek 4’ün “Kapsam” başlıklı 1. maddesinin birinci fıkrasında; “1, 2 ve 3. basamaklarda bulunan tüm araç grupları ile 4, 5, 6 ve 7. basamaklardaki taksi, minibüs (sürücü dâhil 10-17 koltuk), otobüs (sürücü dâhil 18-30 koltuk), otobüs (sürücü dâhil 31 ve üstü koltuk), kamyon ve çekici türündeki araç grupları Havuz kapsamındadır.” hükmüne; “Primler ve Komisyon Oranları” başlıklı 2. maddesinin birinci fıkrasında; “Havuz kapsamındaki taksi, minibüs (sürücü dâhil 10-17 koltuk), otobüs (sürücü dâhil 18-30 koltuk), otobüs (sürücü dâhil 31 ve üstü koltuk), kamyon ve çekici türündeki araç gruplarında 5, 6 ve 7. basamaktaki araçlar için Ek-2’deki indirim oranları sırasıyla %10, %20 ve %30 olarak uygulanır.” hükmüne yer verilmiştir.

İNCELEME VE GEREKÇE:
İlgili Mevzuat:
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 1. maddesinde, bu Kanun’un amacının, karayollarında, can ve mal güvenliği yönünden trafik düzenini sağlamak ve trafik güvenliğini ilgilendiren tüm konularda alınacak önlemleri belirlemek olduğu; 85. maddesinin 1. fıkrasında, bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olacağı; 91. maddesinin 1. fıkrasında, işletenlerin, Kanun’un 85. maddesinin birinci fıkrasına göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmalarının zorunlu olduğu; 101. maddesinin 1. fıkrasında ise, bu Kanun’da öngörülen zorunlu mali sorumluluk sigortasının Türkiye’de kaza sigortası dalında çalışmaya yetkili olan sigorta şirketleri tarafından yapılacağı ve bu sigorta şirketlerinin zorunlu mali sorumluluk sigortasını yapmakla yükümlü oldukları hükme bağlanmıştır.
Aynı Kanun’un 93. maddesinde, zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartları, teminat tutarları ile tarife ve talimatlarının Hazine Müsteşarlığının bağlı bulunduğu Bakanlıkça tespit edileceği ve Resmi Gazete’de yayımlanacağı; tarife ve talimatların tespitinde; araç türleri; coğrafi bölge; sigorta süresi içinde herhangi bir hasar ödemesine neden olmayan işletenlerin primlerinin indirilmesi yoluyla ödüllendirilmesi, hasar ödemesine neden olan işletenlerin primlerinin yükseltilmesi yoluyla cezalandırılması ve gerekli görülen diğer hususların dikkate alınacağı düzenlenmiştir.
5684 sayılı Sigortacılık Kanunu’nun 12. maddesinde ise, sigorta tarifelerinin, sigortacılık esasına ve genel kabul görmüş aktüeryal tekniklere uygun olarak sigorta şirketleri tarafından serbestçe belirleneceği, ancak, bu Kanuna ve diğer kanunlara göre ihdas edilen zorunlu sigortaların teminat tutarları ile tarife ve talimatlarının Bakan tarafından tespit olunacağı ve Resmî Gazete’de yayımlanacağı, Bakanın, gerek görülen hallerde hayat, bir yıldan uzun süreli ferdî kaza, sağlık, hastalık ve ihtiyarî deprem sigortaları tarifeleri ile prim, formül ve cetvellerinin uygulamaya konulabilmesini Müsteşarlığın onayına tâbi kılabileceği veya özel kanunlardaki hükümler saklı kalmak kaydıyla gerekli görülen hallerde, tespit ve ilan ettiği aracılık komisyonlarını, tasdike tâbi kıldığı veya tespit ettiği her türlü tarifeyi serbest bırakabileceği düzenlemesine yer verilmiştir.
14/07/2007 tarihli ve 26582 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortasında Tarife Uygulama Esasları Hakkında Yönetmeliğin (dava konusu işlem tarihindeki haliyle) 1. maddesinin 1. fıkrasında, bu Yönetmeliğin amacının karayolları motorlu araçlar zorunlu mali sorumluluk sigortası tarifelerinin sigorta şirketlerince serbest olarak belirlenmesine ilişkin usul ve esasları düzenlemek olduğu; 2. maddesinde, Yönetmeliğin 03/06/2007 tarihli ve 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu’nun 12. maddesi ile 09/12/1994 tarihli ve 4059 sayılı Hazine Müsteşarlığı ile Dış Ticaret Müsteşarlığı Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun’un 2. maddesinin birinci fıkrasının (e) bendine dayanılarak hazırlandığı; 4. maddesinin 1. fıkrasında sigorta şirketlerinin, bu Yönetmeliğin ekindeki tablolarda yer alan araç türüne göre il bazında temel sigorta primini serbestçe tespit edebileceği, 3. fıkrasında bir sigorta şirketi adına aynı riske sahip araçlar ve/veya işletenler için akdedilen sigorta sözleşmelerinin aynı prim üzerinden düzenlenmesinin esas olduğu, aynı maddenin 6. fıkrasında Hazine Müsteşarlığının riski yüksek olan sigortalılar bakımından sigorta şirketleri arasında prim ve hasar paylaşımı için özel kurallar getirebileceği, bu sigortalıların priminin Müsteşarlıkça tespit edileceği kuralına yer verilmiştir.
03/05/2017 tarihli ve 30055 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortasında Tarife Uygulama Esasları Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 1. maddesi ile Yönetmeliğe “Trafik sigortası poliçelerine ilişkin primlerin tespiti” başlıklı Geçici 11. madde eklenmiş ve bu maddede “(1) Bu Yönetmeliğin 5 inci maddesinin birinci fıkrası ile 16 ncı maddesinin uygulanması bakımından 12/4/2017 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere, ilgili branşta ruhsat sahibi sigorta şirketleri tarafından her bir araç türü bazında 4. basamak için belirlenecek prim tutarları Ek-1’de yer alan prim tutarlarını geçemez.(2) Ek-1’de yer alan azami prim tutarları, 2017 yılı Mayıs ayından itibaren aylık %1 (bir önceki ayın azami prim tutarları üzerinden) olarak arttırılacaktır. Müsteşarlık, hasar frekansı, hasar maliyetleri ve diğer hususları göz önünde bulundurarak bu oranı %50’sine kadar azaltmaya veya arttırmaya yetkilidir.(3) Diğer basamaklar için belirlenecek prim tutarları, Ek-2’de yer alan 4. basamak prim tutarlarına uygulanacak indirim/artırım oranlarının ardından elde edilen tutarları aşamaz.(4) Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi, Ek-3’te yer alan indirim/artırım oranlarına ilişkin sistemsel kontrolleri gerçekleştirir. Sigorta şirketleri tarafından il bazında belirlenen primler, Ek-1 ve Ek-2’ye uygun olarak hesaplanan primler üzerinden, Ek-3’te yer alan oranların uygulanması sonucu elde edilecek prim tutarlarını aşamaz. (Şirketlerin tercihine göre aracın plaka ili ya da işletenin ikametgâh ili esas alınabilecektir.)(6) İşleten sıfatıyla ilk kez trafiğe çıkacaklar için prim artırımı ve indirimi içermeyen basamak (4. basamak) uygulanır.” hükmüne yer verilmiş; Yönetmeliğin 2. maddesi ile de esas Yönetmeliğe “Ek-1:Araç Grubu Bazında 4. Basamak Azami Prim Tablosu”, “Ek-2: Hasarsızlık Sebebiyle Prim İndirimi ve Hasar Sebebiyle Prim Artırım Oranları Tablosu” ile “Ek-3:İl Bazında Uygulanacak İndirim Oranları Tablosu” eklenmiş; Ek-1’de yer alan araç grubu tablosunda otomobil, kamyonet, motorsiklet, traktör, minibüs (sürücü dahil 10-17 koltuk), kamyon, çekici, otobüs (sürücü dahil 18-30 koltuk), taksi, iş makinesi, otobüs (sürücü dahil 31 ve üstü koltuk), özel amaçlı araç, römork, tanker, tarım makinesi yer almıştır.
14/05/2015 tarihli ve 29355 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nın “Sigortanın Coğrafi Sınırı” başlıklı A.4. maddesinde ise, karayolları motorlu araçlar zorunlu mali sorumluluk sigortasının Türkiye sınırları içinde geçerli olduğu hükme bağlanmıştır.

Hukuki Değerlendirme:
Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortasında Tarife Uygulama Esasları Hakkında Yönetmeliğin “Trafik sigortası poliçelerine ilişkin primlerin tespiti” başlıklı Geçici 11. maddesi ile 12/04/2017 tarihinden itibaren uygulanmak üzere zorunlu trafik sigortasında azami prim uygulamasının yürürlüğe konulduğu; azami prim uygulaması sonrasında idareye gelen şikayetlerden bazı sigorta şirketlerinin özellikle taksi, minibüs, otobüs, kamyon ve çekici gibi hasar frekansı yüksek araç grupları için poliçe düzenlemekten kaçındıkları anlaşıldığından bu tür araçlara sahip işletenlerin sigortaya erişimde yaşadıkları sorunun çözümü amacıyla hasar frekansı yüksek basamak ve/veya araç grupları için düzenlenen poliçelerin trafik sigortası branşında ruhsat sahibi tüm şirketlere dağıtılarak riskin bazı şirket veya şirketler üzerinde yoğunlaşmasının engellenmesi ve bahsi geçen gruplarda yer alan araçların sigortasız kalmamasını teminen anılan Yönetmeliğin 4. maddesinin altıncı fıkrasında yer alan “Müsteşarlık, riski yüksek olan sigortalılar bakımından sigorta şirketleri arasında prim ve hasar paylaşımı için özel kurallar getirebilir. Bu sigortalıların primi Müsteşarlıkça tespit edilir.” hükmüne istinaden Yönetmeliğe eklenen Geçici 12. madde hükmü ile 12/04/2017 tarihinden itibaren uygulanmak üzere “Riskli Sigortalılar Havuzu”nun oluşturulduğu; 1, 2 ve 3. basamaklarda bulunan tüm araç grupları ile 4, 5, 6 ve 7. basamaklardaki taksi, minibüs (sürücü dâhil 10-17 koltuk), otobüs (sürücü dâhil 18-30 koltuk), otobüs (sürücü dâhil 31 ve üstü koltuk), kamyon ve çekici türündeki araç gruplarının Havuz kapsamında olduğu ve bu kapsamdaki araçlara farklı indirim oranlarının uygulanacağı görülmektedir.
Uluslararası karayolu taşımacılığını Türkiye’de ve uluslararası alanda geliştirme amacıyla kurulan davacı Dernek tarafından; dava dilekçesinde, uluslararası taşıma belgesi (C2) sahibi uluslararası taşımacıların faaliyetlerinde kullandıkları tırların “kamyon ve çekici” türü araç grupları riskli sigortalılar havuzundan çıkarılması ve bu araçların “Uluslararası taşıma belgesi (C2) sahibi uluslararası taşımacıların faaliyetlerinde kullanılan çekici grupları” şeklinde sigortacılıkta ayrı bir sigortalı araçlar havuzunda değerlendirilmesinin sağlanması ve buna bağlı olarak 365 gün risk varsayımı ile sigorta primlendirme yapılmasının önüne geçilebilmesi için uluslararası taşımacılık yapan her tır aracı için gerek yurt içi zorunlu mali sorumluluk sigortasının gerekse yurt dışı taşımalar için yeşil kart sigortasının, tırların yurt içinde ve yurt dışında bulunduğu (risk barındıran) süreleri kapsayacak şekilde ve Avrupa Birliği ülkelerinde olduğu gibi tek teminat ve tek poliçe ile yapılması veya yıl sonlarında, tırların yurt dışında kaldığı süreler dikkate alınarak, poliçe yenileme dönemlerinde yurt dışında kaldığı gün sayısının yeni poliçeye ilave edilmesinin sağlanması gerektiği belirtilmiş olup işbu davanın “EK-4 Riskli Sigortalılar Havuzu Çalışma Esasları” başlıklı Ek’in, “Kapsam” başlıklı 1. maddesinin 1. fıkrası ile “Primler ve Komisyon Oranları” başlıklı 2. maddesinin 1. fıkrası içeriğinde yer alan “Kamyon ve çekici” ibaresinin uluslararası taşıma belgesi sahibi uluslararası taşımacıların kullandıkları tırlar yönünden iptali istemiyle ve uluslararası taşımacılıkta kullanılan araçların riskli sigortalılar havuzu uygulaması ve düzenlemesi kapsamından çıkarılması amacıyla açıldığı anlaşılmaktadır.
Uyuşmazlık bu çerçevede incelendiğinde; davalı idarece riskli sigortalılar havuzunun kapsamının belirlenmesinde, azami prim uygulaması kapsamında olup sigorta şirketlerinin zorunlu trafik sigortası poliçesi düzenlemekten kaçındıkları hasar frekansı yüksek araç gruplarının ve sigorta bilgi ve gözetim merkezinden alınan araç grubu bazında hasar frekansı verilerinin (hasar frekansı kamyon araç grubunda %14,88, çekici araç grubunda %18,16) değerlendirildiği; bu anlamda tarife tespitinde gözetilmesi gereken yasal bir unsur olan “araç türleri”nin esas alındığı görülmektedir.
Bununla birlikte, Trafik Sigortası’nın temel amacının aracın kazaya karışması durumunda üçüncü kişilere verilen zararın tazmini olduğu ve Genel Şartlar gereğince Trafik Sigortası’nın coğrafi sınırının Türkiye olması nedeniyle ilgili araçların ancak Türkiye sınırları içerisinde gerçekleşen riskleri teminat altına aldığı gözetildiğinde, söz konusu havuz sisteminde, uluslararası taşımacılıkta kullanılan araçlar ile diğer araçların “kullanım sıklığı” risklerin ayrıştırılmasında esas alınamayacağından ve üst hukuk normlarında da uluslararası taşımacılık yapan araçlara yönelik bir ayrım söz konusu olmadığından dava konusu düzenlemelerde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1.DAVANIN REDDİNE,
2. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam … TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
3. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca … TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,
4. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra istemi halinde davacıya iadesine,
5. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere,
09/11/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.