Danıştay 8. Daire Başkanlığı 2019/379 E. , 2022/5244 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
SEKİZİNCİ DAİRE
Esas No : 2019/379
Karar No : 2022/5244
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVALI) : … Valiliği
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … gün ve E:… , K:… sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Aydın İli, Söke İlçesi, … Mahallesi, … Sokak, No:… adresinde bulunan davacıya ait üç katlı tripleks müstakil evin, izinsiz öğrenci barıdırma faaliyetinde bulunduğundan bahisle Valilik Oluru ile Aydın İl Milli Eğitim Müdürlüğü’nce tesis edilen … tarih ve … sayılı işlem ile kapatılması ve davacının 35.550,00 TL tutarlı idari para cezası ile tecziyesine ilişkin … tarihli ve … sayılı işlemin iptali istenilmektedir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:… , K:… sayılı kararıyla; dava konusu taşınmaza ilişkin olarak usule uygun şekilde izin ve ruhsat alınmaksızın öğrencilere yönelik öğrenci yurdu-öğrenci evi tarzında konaklama hizmetinin verildiği ve burada öğrenci barındırma faaliyetinin yapıldığının sabit olduğundan bahisle dava konusu işlemlerde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … gün ve E:… , K:… sayılı kararıyla; istinaf başvurusuna konu Mahkeme kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve davacı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, şirketin faaliyet alanı kapsamında oda kiralama ile kendisinin bir ilgisinin bulunmadığı, dava konusu işlemin iptali gerektiği, temyize konu kararın hukuka aykırı olduğu ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, yapılan denetim uyarınca tesis edilen işlemin mevzuata uygun olduğunu, istemin reddi gerektiği savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ … ‘IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Bölge Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY :
Dava, davacıya ait üç katlı tripleks müstakil taşınmazın, izinsiz öğrenci barıdırma faaliyetinde bulunduğundan bahisle Valilik Oluru ile Aydın İl Milli Eğitim Müdürlüğü’nce tesis edilen … tarih ve … sayılı işlem ile kapatılması ve davacının 35.550,00 TL tutarlı idari para cezası ile tecziyesine ilişkin … tarihli ve … sayılı işlemin iptali istemiyle açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT:
Anayasa’nın 38. maddesinin birinci fıkrasında; “Kimse, işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanunun suç saymadığı bir fiilden dolayı cezalandırılamaz…”, üçüncü fıkrasında; “Ceza ve ceza yerine geçen güvenlik tedbirleri ancak kanunla konulur.” denilerek suçun ve cezanın kanuniliği esası benimsenmiş; yedinci fıkrasında ise ceza sorumluluğunun şahsi olduğu belirtilmiştir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 31. maddesinde; “Bu Kanunda hüküm bulunmayan hususlarda; hakimin davaya bakmaktan memnuiyeti ve reddi, ehliyet, üçüncü şahısların davaya katılması, davanın ihbarı, tarafların vekilleri, feragat ve kabul, teminat, mukabil dava, bilirkişi, keşif, delillerin tespiti, yargılama giderleri, adli yardım hallerinde ve duruşma sırasında tarafların mahkemenin sükununu ve inzibatım bozacak hareketlerine karşı yapılacak işlemler ile elektronik işlemlerde Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu hükümleri uygulanır. Ancak, davanın ihbarı ve bilirkişi seçimi Danıştay, mahkeme veya hakim tarafından re’sen yapılır.” hükmü yer almaktadır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 447/2. maddesinde, “Mevzuatta, yürürlükten kaldırılan 18/6/1927 tarihli ve 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununa yapılan yollamalar, Hukuk Muhakemeleri Kanununun bu hükümlerin karşılığını oluşturan maddelerine yapılmış sayılır.” hükmü uyarınca 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununu ek ve değişiklikleri ile birlikte tümüyle yürürlükten kaldıran ve 01/10/2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 61. maddesinde, “Taraflardan biri davayı kaybettiği takdirde, üçüncü kişiye veya üçüncü kişinin kendisine rücu edeceğini düşünüyorsa, tahkikat sonuçlanıncaya kadar davayı üçüncü kişiye ihbar edebilir. Dava kendisine ihbar edilen kişinin de aynı şartlarda bir başkasına ihbarda bulunması mümkündür ve bu şekilde ihbar tevali ettirilebilir.”, 63. maddesinde ise; “Dava kendisine ihbar edilen kişi, davayı kazanmasında hukuki yararı olan taraf yanında davaya katılabilir.” hükmüne yer verilmiştir.
5661 sayılı Yüksek Öğretim Öğrenci Yurtları ve Aşevleri Hakkındaki Kanuna Ek Kanun’un 1. maddesi’nde; gerçek ve tüzelkişiler tarafından yemekli ve yemeksiz öğrenci yurtları ve buna benzer kurumlar açılması ve işletilmesinin Milli Eğitim Bakanlığının iznine bağlı olduğu, Milli Eğitim Bakanlığı’nın bu gibi yurt ve kurumları tespit edeceği esaslara göre denetleyeceği düzenlendikten sonra anılan maddeye 694 sayılı KHK ile eklenen (h) bendinin Ek fıkrasında; ”Yurt ve benzeri kurumlar, ortaokul, ortaöğrenim ve yükseköğrenim öğrencilerine barınma hizmeti vermek amacıyla açılır ve bu Kanun ile 25/8/2011 tarihli ve 652 sayılı Millî Eğitim Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin 13 üncü maddesine göre işyeri açma ve çalışma ruhsatı alırlar. Öğrenim düzeyine göre barınma hizmeti verilecek öğrenciler ile bu hizmetin verilebileceği kurumlar ve bu hizmeti sunacak gerçek ve tüzel kişilerin nitelikleri yönetmelikle belirlenir. Her ne ad altında olursa olsun, öğrenci barınma hizmetlerine ilişkin faaliyetlerin ruhsatsız yürütülmesi halinde brüt asgari ücretin yirmi katı idari para cezası uygulanır ve bu yerler valilikçe kapatılır.” hükmüne yer verilmiştir.
20/02/2017 tarih ve 2017/10090 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile kabul edilen ve 06.05.2017 tarih ve 30058 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Özel Öğrenci Barınma Hizmetleri Yönetmeliği’nin 1. maddesinde; bu Yönetmeliğin amacının; ortaokul, imam-hatip ortaokulu ve ortaöğretim kurumları ile yükseköğretim kurumlarında öğrenim gören öğrencilere öğrenim dönemlerinde barınma hizmetleri sunmak amacıyla gerçek ve tüzel kişiler tarafından öğrenci yurdu, öğrenci pansiyonu, öğrenci apartları ve öğrenci stüdyo daireleri açılmasına, işletilmesine ve bunların denetimine ilişkin usul ve esasları düzenlemek olduğu belirtildikten sonra, “Tanımlar” başlıklı 3. maddesinde; “Bu Yönetmeliğin uygulanmasında; (…) b) Barınma hizmeti: Öğrencilerin öğrenim dönemi boyunca konaklaması, beslenme ve sosyal ihtiyaçlarının karşılanması ve eğitim hazırlıklarını yapmasını sağlayıcı hizmetleri, g) Kurum: Bu Yönetmelik kapsamında faaliyet gösteren öğrenci yurdu, öğrenci pansiyonu, öğrenci apartları ve öğrenci stüdyo dairelerini, ı) Öğrenci apartları: Yükseköğrenim öğrencilerine barınma hizmeti vermek amacıyla açılmış, bağımsız girişi bulunan bir veya etrafı ihata duvarıyla çevrili ortak bir taşınmazın üzerinde tamamı kuruma ait birden fazla binadan oluşan ve bağımsız her dairesinde birden fazla odası bulunan kurumu, i) Öğrenci pansiyonu: Ortaöğretim kurumları ve yükseköğrenim öğrencileri için bağımsız bir bina veya etrafı ihata duvarıyla çevrili ortak bir taşınmazın üzerinde tamamı kuruma ait birden fazla binadan oluşan en az bir ay olmak üzere barınma hizmetlerinin sunulduğu kurumu, j) Öğrenci stüdyo daireleri: Yükseköğrenim öğrencilerine barınma hizmeti vermek amacıyla bir ana taşınmazın 23/6/1965 tarihli ve 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanununa göre bağımsız bölümlerinde öğrencilerin barındığı ve bazı hizmetlerin ortak sunulabildiği kurumu, k) Öğrenci yurdu: Bir binadan veya etrafı ihata duvarıyla çevrili ortak bir taşınmazın üzerinde tamamı kuruma ait birden fazla binadan oluşan, yatakhaneleri, ortak kullanım alanları bulunan ve toplu hizmetlerin sunulduğu kurumu (…) ifade eder.” hükmüne yer verilmiştir.
Anılan Yönetmeliğin 4. maddesinin 1. fıkrasında; kurumların, kurum açma izni ile işyeri açma ve çalışma ruhsatlarının Bakanlık tarafından verileceği düzenlenmiş ve “Bakanlıkça ve valilikçe yapılacak işlemler” başlıklı 5. maddesinin 6. fıkrasında; “Kurum açma izni ile işyeri açma ve çalışma ruhsatı düzenlenmeden her ne ad altında olursa olsun öğrenci barınma hizmeti veren yerler ile öğrenci ibaresi kullanılarak faaliyet gösteren barınma yerleri açılamaz ve işletilemez. 14/7/2005 tarihli ve 2005/9207 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan İşyeri Açma ve Çalışma Ruhsatlarına İlişkin Yönetmelik uyarınca yetkili idareden otel, motel, pansiyon ve benzeri konaklama tesisi ruhsatı alarak bu Yönetmelik kapsamında öğrenci barınma hizmeti veren veya öğrenci yurdu, öğrenci pansiyonu, öğrenci apartları, öğrenci stüdyo daireleri gibi işletilen ya da tabelasında öğrenci ibaresi bulunduran yerlerin işyeri açma ve çalışma ruhsatları yetkili idare tarafından iptal edilir. Bu yerler, ruhsatı veren yetkili idarece işlem yapılmaması veya ruhsatlarının bulunmaması halinde 10/6/1949 tarihli ve 5442 sayılı İl İdaresi Kanunu hükümleri uyarınca valilikçe kapatılır.” hükmüne; “Kurum açma izni ile işyeri açma ve çalışma ruhsatının iptali ve idari para cezaları” başlıklı 42. maddesinin 4. fıkrasında; “Her ne ad altında olursa olsun öğrenci barınma hizmetlerine ilişkin faaliyetlerin, Kanunun 1 inci maddesinin dördüncü fıkrasında belirtilen ruhsat alınmadan yürütülmesi halinde aynı fıkrada belirtilen idari para cezası verilir ve bu yerler valilikçe kapatılır.” hükmüne; aynı maddenin 8. fıkrasında “İdari para cezaları, kurum açma iznini vermeye yetkili makam tarafından uygun görülmesi halinde verilir. Verilen idari para cezası gerçek kişi ise kurucuya; tüzel kişilik ise kurucu temsilcisine 11/2/1959 tarihli ve 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümlerine göre valilikçe tebliğ edilir. Kanunda belirtilen idari para cezaları, yetkili makam tarafından cezanın verildiği günde yürürlükte bulunan brüt asgari ücret üzerinden belirlenir. Verilen idari para cezaları e-Barınma modülüne işlenir ve aynı fiillerin tekrarının olup olmadığı bu modül üzerinden kontrol edilir.” hükmüne; “Kurumlara ilişkin geçiş hükümleri” başlıklı Geçici 2. maddesinin 1. fıkrasında; “Bu Yönetmeliğin yürürlüğe girdiği tarihte Bakanlığa bağlı olarak faaliyette bulunan özel öğrenci yurtlarının işyeri açma ve çalışma ruhsatları, 26/8/2017 tarihine kadar başkaca bir işleme gerek kalmaksızın Bakanlıkça düzenlenir. Bakanlıkça ruhsat düzenlenmesi ile birlikte, İşyeri Açma ve Çalışma Ruhsatlarına İlişkin Yönetmelik hükümleri uyarınca yetkili idarelerce bu yurtlara verilmiş mevcut ruhsatlar iptal edilmiş sayılır.” aynı maddenin 5. fıkrasında ise; “6/5/2017 tarihinde İşyeri Açma ve Çalışma Ruhsatlarına İlişkin Yönetmeliğin 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde belirtilen yetkili idareden otel, motel, pansiyon ve benzeri konaklama tesisi ruhsatı aldığı halde öğrenci barındırma hizmeti veren öğrenci yurdu, öğrenci pansiyonu, öğrenci apartları veya öğrenci stüdyo daireleri gibi çalıştırılan yerler 1/9/2018 tarihine kadar depreme karşı dayanıklılık ve yangına karşı güvenlik önlemlerinin alındığına dair düzenlenen raporlar ve ek-1’de yer alan özel öğrenci barınma hizmetleri kurumu açacaklar için başvuru formu ile kurum açmak üzere il veya ilçe millî eğitim müdürlüğüne müracaat ederler. Gerçek kişi kurucularda lisans mezunu olma şartı aranmaksızın, müracaatı uygun görülenlere kurum açma izni ile işyeri açma ve çalışma ruhsatı düzenlenir. Bu kurumlar, 1/8/2019 tarihine kadar binalarını bu Yönetmelikte belirlenen şartlara uygun hale getirirler. 1/10/2018 tarihine kadar bu fıkra hükümleri doğrultusunda kurum açma izni ile işyeri açma ve çalışma ruhsatı almayan yerler, 5442 sayılı Kanun hükümleri uyarınca valilikçe kapatılır.” hükmüne yer verilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Yukarıda yer alan mevzuat hükümlerinden anlaşıldığı üzere; dava konusu işlem tarihi itibarıyla öğrencilere yönelik barınma hizmeti sunulmasına yönelik olarak öğrenci apartı, öğrenci pansiyonu, öğrenci stüdyo dairesi ya da öğrenci yurdu şeklinde sunulan bütün barınma hizmetlerinin Milli Eğitim Bakanlığı’nın denetim ve gözetimi altında yapılması gerektiği açık olup; bu çerçevede anılan barınma hizmeti sunum şekilleriyle izinsiz ve ruhsatsız olarak hizmet sunumunun tespiti halinde ilgili yerlerin Valiliklerce kapatılması gerekmektedir.
Bir başka ifadeyle; Yönetmelik hükümleri uyarınca, dava konusu işle tarihi itibariyle barınma hizmetinin öğrenci apartı öğrenci pansiyonu, öğrenci stüdyo dairesi ya da öğrenci yurdu şeklinde sunulmasının mümkün olduğu, her bir hizmet sunum şekline ilişkin izin ve ruhsat alımı, hizmetin sunumu, sonlandırılması, bu çerçevede hak ve yükümlülüklerin Yönetmelikte ayrı ayrı hükme bağlandığı görülmektedir.
Dava dosyasının incelenmesinden, mülkiyeti davacıya ait olan Aydın İli, Söke İlçesi, … Mahallesi, … Sokak, No:… adresinde bulunan 3 katlı tripleks müstakil evde, Söke Kaymakamlığı İzleme ve Koordinasyon Komisyonu üyelerinin katılımıyla 26/12/2017 tarihinde yapılan denetlemede, söz konusu yerde, açılış onayı ve işyeri ruhsatı olmamasına rağmen öğrenci barındırıldığının tespit edildiği, yapılan tespit sonrasında tutanak tutularak durumun İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü aracılığıyla Aydın İl Milli Eğitim Müdürlüğü’ne bildirildiği, sonrasında ise Aydın İl Milli Eğitim Müdürlüğü’nün teklifi ve Valiliğin Oluru ile anılan işyerinin kapatıldığı, aynı zamanda 5326 sayılı Kabahatler Kanunu ve Özel Öğrenci Barınma Hizmetleri Yönetmeliğine istinaden Valilik Oluru da alınarak 35.550,00 TL idari para cezası tahakkuk ettirildiği, yapılan işlemlerin davacıya tebliğ edilmesi üzerine de bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Uyuşmazlıkta; Söke Kaymakamlığı İzleme ve Koordinasyon Komisyonu üyelerince düzenlenen 26/12/2017 tarihli tutanakta; yapılan denetim sırasında temizlik ve yemek işlerini yapan K.Y. ile konuşulduğu, K.Y.’nin, binada onbir kız öğrencinin kaldığını ve kendisinin sigortalı olarak çalışmadığını beyan ettiği, dairede kalan dört öğrenci ile görüşüldüğü, öğrencilerin, üniversite kampüsünde kayıt sırasında kurulan tanıtım standında yer alan broşürlerden kurumu görerek buraya kayıt yaptırdıklarını beyan ettikleri, dairede kalan onbir öğrenci ile ayrı ayrı sözleşme imzalandığı, dairenin yangın merdiveninin bulunmadığı, davacı tarafından, aynı ilçede bulunan ve ruhsatsız barınma faaliyeti sunulduğundan bahisle kapatılan … Kız Öğrenci yurdunun kapanması ile açıkta kalan öğrencilerin de buraya getirildiğinin beyan edildiği tespitlerine yer verilmiştir.
Yine, dosya içerisinde bulunan ve anılan yere ait olduğu görülen reklam broşüründe; “… Kız Öğrenci Evi” başlığı altında, anılan taşınmazın 7/24 güvenlik, sınırsız internet, sabah kahvaltısı, akşam yemeği, 7/24 sıcak su, kütüphane, dinlenme salonu gibi imkanlara sahip olduğu açıklamalarına yer verildiği görülmektedir.
Ayrıca; davacı tarafından, kendisine ait taşınmazı, … Ajans Gazetecilik Reklam Matbaa Turizm Sanayi Ticaret Limited Şirketi’ne mesken olarak kiraya verdiğini, işlem tesis gerekçesi olarak gösterilen izinsiz ve ruhsatsız barınma hizmetinin sunulmasına ilişkin faaliyetin kendisi ile bağlantısının bulunmadığı ileri sürülerek iddiasını destekler niteliği haiz 20/12/2017 tarihli kira kontratı dava dosyasına sunulmuştur.
Anayasa Mahkemesi’nin 20/12/2017 tarih ve 30276 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 01/11/2017 tarih ve E:2017/36; K:2017/147 sayılı kararında; “…Ceza sorumluluğunun şahsiliği ceza hukukunun temel kurallarındandır. Cezaların şahsiliğinden amaç, bir kimsenin işlemediği bir fiilden dolayı cezalandırılmamasıdır. Diğer bir anlatımla bir kimsenin yalnızca kendi eyleminden sorumlu olmasıdır. Bu ilkeye göre asli ve feri failden başka kişilerin bir suç sebebiyle cezalandırılmaları mümkün değildir. Anayasa’nın 38. maddesinin yedinci fıkrası ile ilgili gerekçede de “…fıkra, ceza sorumluluğunun şahsi olduğu; yani failden gayri kişilerin bir suç sebebiyle cezalandırılamayacağı hükmünü getirmektedir. Bu ilke dahi ceza hukukuna yerleşmiş ve ‘kusura dayanan ceza sorumluluğu’ ilkesine dahil, terki mümkün olmayan bir temel kuralıdır.” denilmektedir. Anayasa’nın 38. maddesinde idari ve adli cezalar arasında bir ayrım yapılmadığından idari para cezaları da bu maddede öngörülen ilkelere tabidir.” şeklinde tespitlere yer verilmiştir.
Suç ve cezaların şahsiliği ilkesi uyarınca; bir kimse, işlemediği bir fiilden dolayı cezalandırılamaz. Ceza Hukukunun temel prensiplerinden olan; “suç ve cezaların şahsiliği ilkesi”, idari para cezaları açısından da geçerli olup; idari para ceza verilmesine gerekçe gösterilen kabahatin kim tarafından işlendiğinin tespiti, görülmekte olan uyuşmazlığın davacıya idari para cezası verilmesine ilişkin kısmının çözümünde önem arz etmektedir.
Davacı ile … Ajans Gazetecilik Reklam Matbaa Turizm Sanayi Ticaret Limited Şirketi arasında imzalan 20/12/2017 tarihli kira kontratı ve şirket ile öğrenci olduğu ileri sürülen kişiler arasında yapılan kira kontratları incelenerek, izinsiz ve ruhsatsız barınma hizmeti sunumu tespitinin yapılması akabinde, anılan faaliyetin failinin tespiti üzerine işlem tesisi gerektiği açıktır.
Burada, ayrı bir tüzel kişiliğe sahip şirketin, öğrenci olduğu ileri sürülen kişilerle imzalamış olduğu kira kontratları dikkate alındığında, mülk sahibi olan davacıya idari para cezası verilmesinin suç ve cezaların şahsiliği ilkesine aykırı olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Ayrıca, idari para cezası verilmesine ilişkin işlem yanında kapatma işleminin de tesis edildiği görüldüğünden; davanın, … Ajans Gazetecilik Reklam Matbaa Turizm Sanayi Ticaret Limited Şirketi’ne ihbar edilerek anılan şirketin davaya katılması sağlandıktan sonra karar verilmesi gerektiği anlaşılmakta olup; aksi yönde, ihbar yapılmaksızın yapılan inceleme üzerine verilen Mahkeme kararına karşı yapılan istinaf kanun yolu başvurusunun reddi yolunda verilen Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. 2577 sayılı Kanun’un 49. maddesine uygun bulunan temyiz isteminin kabulüne,
2. … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … gün ve E:… , K:… sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın … Bölge İdare Mahkemesi … . İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 29/09/2022 tarihinde kesin olarak oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY :
(X)- İdare ve Vergi Mahkemeleri tarafından verilen kararların temyiz yolu ile incelenip bozulabilmeleri 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Yasasının 49. maddesinin 1. fıkrasında yazılı nedenlerin bulunmasına bağlıdır.
İdare Mahkemesince verilen kararın dayandığı gerekçe usul ve yasaya uygun olup, Mahkeme kararına karşı yapılan istinaf kanun yolu başvurusunun reddi yolunda verilen Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulmasını gerektiren bir neden bulunmadığından, temyiz isteminin reddi ile anılan kararın onanması gerektiği oyu ile aksi yöndeki karara katılmıyorum.