Danıştay 8. Daire Başkanlığı 2019/5040 E. , 2022/5477 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
SEKİZİNCİ DAİRE
Esas No : 2019/5040
Karar No : 2022/5477
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Başkanlığı
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı tarafından, … Üniversitesi Rektör Yardımcısı ve Sosyal Bilimler Enstitüsü Müdürü olarak görev yaptığı dönemde 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 125/D-I maddesinde belirtilen ” kişilerin yarar veya zararını hedef tutan davranışlarda bulunmak” fiilini işlediğinden bahisle ”Kademe İlerlemesinin Durdurulması” cezası ile tecziyesi, ancak daha önce de iki defa kademe ilerlemesinin durdurulması cezası aldığından tekerrür hükümleri uyarınca ”Devlet Memurluğundan Çıkarma” cezası ile tecziyesine ilişkin … tarih ve … sayılı işlemin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararında; davacıya isnat edilen ve soruşturma sonucunda kademe durdurma cezasına esas teşkil eden fiillerinin Yükseköğretim Denetleme Kurulu Başkanlığı’nın 06/10/2015 tarihli yazısı ekinde Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı’na gönderilen … tarih ve … sayılı denetim raporunda belirtildiği ve davacı hakkında disiplin soruşturması yapılmasının teklif edildiği; buna göre yukarıda açık metnine yer verilen gerek 657 sayılı Kanun, gerekse 2547 sayılı Kanun ve ilgili Yönetmelik hükümleri uyarınca Yükseköğretim Kurulu Başkanı tarafından 06/10/2015 tarihinden itibaren bir ay içerisinde soruşturma Olur’u verilerek soruşturmaya başlanılması gerekirken, soruşturma zamanaşımı süresi geçtikten sonra verilmiş olan … tarih ve … sayılı soruşturma Olur’una dayalı olarak tesis edilen dava konusu işlemde, usul bakımından hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılarak, dava konusu işlemin iptaline karar verilmişir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu Mahkeme kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, davacının eylemlerinin sübuta erdiği, disiplin soruşturmasına yasal süre içerisinde başlanıldığı, işlemin mevzuata uygun olduğu ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’IN DÜŞÜNCESİ : Bölge İdare Mahkemesi kararının gerekçeli olarak onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE
MADDİ OLAY:
Davacıya, … Rektör Yardımcısı ve ve Sosyal Bilimler Enstitüsü Müdürü olarak görev yaptığı dönemde 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 125/D-I maddesinde belirtilen ” kişilerin yarar veya zararını hedef tutan davranışlarda bulunmak” fiilini işlediğinden bahisle ”Kademe İlerlemesinin Durdurulması” cezası ile tecziyesi, ancak daha önce de iki defa kademe ilerlemesinin durdurulması cezası aldığından tekerrür hükümleri uyarınca ”Devlet Memurluğundan Çıkarma” cezası ile tecziyesine ilişkin 10/11/2016 tarih ve 2016/52 işlemi ile devlet memurluğundan çıkarma cezası ile cezalandırılmasına karar verilmesi üzerine bakılan dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT:
Anayasanın 130. maddesinde; çağdaş eğitim-öğretim esaslarına dayanan bir düzen içinde milletin ve ülkenin ihtiyaçlarına uygun insan gücü yetiştirmek amacı ile; ortaöğretime dayalı çeşitli düzeylerde eğitim-öğretim, bilimsel araştırma, yayın ve danışmanlık yapmak, ülkeye ve insanlığa hizmet etmek üzere çeşitli birimlerden oluşan kamu tüzelkişiliğine ve bilimsel özerkliğe sahip üniversitelerin Devlet tarafından kanunla kurulacağı; yükseköğretim kurumlarının kuruluş ve organları ile işleyişleri ve bunların seçimleri, görev, yetki ve sorumlulukları üniversiteler üzerinde Devletin gözetim ve denetim hakkını kullanma usulleri, öğretim elemanlarının görevleri, unvanları, atama, yükselme ve emeklilikleri, öğretim elemanı yetiştirme, üniversitelerin ve öğretim elemanlarının kamu kuruluşları ve diğer kurumlar ile ilişkileri, öğretim düzeyleri ve süreleri, yükseköğretime giriş, devam ve alınacak harçlar, Devletin yapacağı yardımlar ile ilgili ilkeler, disiplin ve ceza işleri, mali işler, özlük hakları, öğretim elemanlarının uyacakları koşullar, üniversitelerarası ihtiyaçlara göre öğretim elemanlarının görevlendirilmesi, öğrenimin ve öğretimin hürriyet ve teminat içinde ve çağdaş bilim ve teknoloji gereklerine göre yürütülmesi, Yükseköğretim kuruluna ve üniversitelere Devletin sağladığı mali kaynakların kullanılmasının kanunla düzenleneceği kurala bağlanmıştır.
2547 sayılı Kanu’nun, 01/03/2014 tarih ve 6528 sayılı Kanun ile değişik 53/b maddesinde; ”Öğretim elemanları, memur ve diğer personele uygulanabilecek disiplin cezaları uyarma, kınama, yönetim görevinden ayırma, aylıktan kesme, kademe ilerlemesinin durdurulması, üniversite öğretim mesleğinden çıkarma ve kamu görevinden çıkarma cezalarıdır. Hangi fiillere hangi disiplin cezasının uygulanacağı, bu bentte sayılan kişilerin disiplin işlemleri ve disiplin amirlerinin yetkileri, Devlet memurlarına uygulanan usul ve esaslar da göz önüne alınmak suretiyle Yükseköğretim Kurulunca düzenlenir.” kuralı yer almıştır.
Anayasa Mahkemesinin 07.04.2015 tarih ve 29319 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 14/01/015 tarih ve E:2014/100, K:2015/6 sayılı kararı sonrası, 2547 sayılı Kanun’un 53. maddesi, 09.12.2016 tarih ve 29913 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 6764 sayılı Kanun ile değişikliğe uğramış ve 2547 sayılı Kanun’un 53/b maddesinde; Devlet ve vakıf yükseköğretim kurumlarının öğretim elemanlarına uygulanabilecek disiplin cezalarının uyarma, kınama, aylıktan veya ücretten kesme, kademe ilerlemesinin durdurulması veya birden fazla ücretten kesme, üniversite öğretim mesleğinden çıkarma ve kamu görevinden çıkarma cezaları olduğu belirtilerek, maddede disiplin suç ve cezalarına, disiplin uygulamalarına ilişkin usul ve esaslara yer verilmiştir.
2547 sayılı Kanun’un, 6764 sayılı Kanun ile değişik 53. maddesinin (b) fıkrasının (1), (2), (3), (4) ve (6) numaralı bentlerinde yer alan “657 sayılı Kanundaki fiillere ilave olarak…” ibarelerinin, Anayasa Mahkemesinin 17/07/2019 tarih ve 30834 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan, 10/04/2019 tarih ve E:2017/33, K:2019/20 sayılı kararıyla iptaline ve kararın Resmi Gazete’de yayımlanmasından başlayarak dokuz ay sonra yürürlüğe girmesine karar verilmiş ve 2547 sayılı Kanun’un 53. maddesinin (b) fıkrasının (1), (2), (3), (4) ve (6) numaralı bentleri, 17/04/2020 tarih ve 31102 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 7243 sayılı Kanun’un 7. maddesi ile değişikliğe uğrayarak, “657 sayılı Kanundaki fiillere ilave olarak…” ibareleri yürürlükten kaldırılmıştır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Kamu görevlileri görevlerini dikkat ve itina ile yerine getirmek, devlet malını korumak ve her an hizmete hazır halde bulundurmak için gerekli tedbirleri almakla görevli ve sorumludurlar Bu görev ve sorumluluklarını usulü dairesinde yerine getirmeyen kamu görevlilerine disiplin cezası vermek, kamu otoritesinin görev yetkisinde bulunmaktadır. Dava konusu işlem, üniversite kaynaklarının değerinin altında satılması sonucunda üniversitenin gelir kaybına, satın alan şirketin ise fazladan para kazanmasına neden olmak gerekçesiyle tesis edilmiştir.
Bu itibarla, kamu kaynaklarının korunması, kamu yararına uygun şekilde değerlendirilmesi hususunda sorumluluğu bulunan idarenin, bu görevinin gereği olarak yaptığı soruşturma sonucunda tesis edilen disiplin işlemi, ceza verme yetkisinin zamanaşımına uğradığı gerekçesiyle iptal edilmiş ise de, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 127. maddesinde yer alan ve soruşturmanın başlatılması için öngörülen bir aylık süre hak düşürücü zamanaşımı süresi olmayıp, kanıtların kaybolmasını önlemek, soruşturmanın daha çabuk yapılarak disiplin suçunu işlemiş olan kişiye daha etkin ve çabuk ceza verilmesini sağlamak amacıyla konulmuştur.
Bu nedenle, disiplin cezasının verilmesinden önceki evrelerde belirli sürelere uyulmaması, bu konuda görevli olanların kişisel sorumluluğu ile ilgili olup, disiplin suçu işleyen kişiye ceza verilmemesi sonucunu doğurmaz.
Anayasa Mahkemesinin 07/04/2015 tarih ve 29319 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 14/01/2015 tarih ve E:2014/100, K:2015/6 sayılı kararı ile yükseköğretim kurumları yönetici, öğretim elemanı ve memurlarının disiplin işlemleri için getirilmiş herhangi bir kanuni güvence bulunmadığı ve yasal belirlilik sağlanmadığı belirtilerek, Anayasa’nın 38., 128. ve 130. maddelerine aykırı olduğu gerekçesiyle, 2547 sayılı Kanun’un 53/b maddesinin 2. cümlesinin iptal edilmesine ve kararın Resmi Gazete’de yayımlanmasından başlayarak dokuz ay sonra yürürlüğe girmesine karar verilmiş ve karar 07/01/2016 tarihinde yürürlüğe girmiştir.
Anayasa Mahkemesinin anılan kararı sonrası, 2547 sayılı Kanun’un 53. maddesi, 09/12/2016 tarih ve 29913 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan 6764 sayılı Kanun ile değişikliğe uğramış ve maddede yükseköğretim kurumlarının öğretim elemanlarına uygulanabilecek disiplin suç ve cezalarına, disiplin uygulamalarına ilişkin usul ve esaslara yer verilmiştir.
Devam eden süreçte; 2547 sayılı Kanun’un, 6764 sayılı Kanun ile değişik 53. maddesinin (b) fıkrasının (1), (2), (3), (4) ve (6) numaralı bentlerinde yer alan “657 sayılı Kanundaki fiillere ilave olarak…” ibarelerinin, “…öğretim elemanı, memur ve diğer personelden oluşan yükseköğretim kurumları kamu personeline ilişkin disiplin kuralları öngörülürken kanun koyucu tarafından bunlar arasında görevin niteliğinden kaynaklanan ve Anayasa tarafından öngörülen ayrım ve farklılıkların dikkate alınmayarak öğretim elemanları ile memur ve diğer personelin tümüyle aynı kurallara tabi kılınması ve dava konusu ibareler yoluyla öğretim elemanlarının disiplin sorumluluğu kapsamına 657 sayılı Kanun’da sayılan fiillerin tamamının dâhil edilmesi, Anayasa’da bu kişiler için öngörülen güvencelerle örtüşmediği gibi gerek uygulayıcılar gerekse disiplin kurallarının muhatapları yönünden birtakım belirsizliklere de yol açtığından dava konusu kuralların Anayasa’nın 2., 27. ve 130. maddeleriyle bağdaşmadığı” gerekçesiyle Anayasa Mahkemesinin 17/07/2019 tarih ve 30834 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan, 10/04/2019 tarih ve E:2017/33, K:2019/20 sayılı kararıyla iptaline ve kararın Resmi Gazete’de yayımlanmasından başlayarak dokuz ay sonra yürürlüğe girmesine karar verilmiş ve 2547 sayılı Kanun’un 53. maddesinin (b) fıkrasının (1), (2), (3), (4) ve (6) numaralı bentleri, 17.04.2020 tarih ve 31102 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 7243 sayılı Kanun’un 7. maddesi ile değişikliğe uğrayarak, “657 sayılı Kanundaki fiillere ilave olarak…” ibareleri yürürlükten kaldırılmıştır.
Anayasanın 130. maddesinde; üniversiteler, bilimsel çalışmaların yapıldığı ve bilimin öğretildiği kurumlar olarak kabul edilmiş olup, bilimsel ve idari özerklik tanınmak suretiyle, diğer kamu kurumlarından farklı değerlendirilmiştir. Anılan maddede öğretim elemanlarının, Yükseköğretim Kurulunun veya üniversitelerin yetkili organları dışında kalan makamlarca görevden uzaklaştırılamayacakları; görevleri, atamaları gibi birçok hususun kanunla düzenleneceğinin kurala bağlandığı dikkate alındığında, öğretim elemanlarının diğer kamu görevlilerine nazaran daha güvenceli bir personel rejimine tabi kılındığı anlaşılmıştır. Bu bakımdan; Anayasanın 130. maddesi gereği öğretim elemanlarının bilimsel özerkliğe dayalı farklı statüleri dikkate alınarak, disiplin sorunlarının genel nitelikli 657 sayılı Kanun yerine öğretim elemanlarının niteliklerinin gözetildiği, özel bir kanun olan 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu uyarınca çözümlenmesi gerekmektedir.
Nitekim; 657 sayılı Kanun’un 1. maddesinin 3. fıkrasında, öğretim elemanlarının kendi özel kanunlarına tabi olduğu kurala bağlanmış ve aynı Kanunun disipline ilişkin 125. maddesinin 6. fıkrasında, özel kanunların disiplin suç ve cezalarına ilişkin hükümlerinin saklı olduğu belirtilmiştir.
Bu çerçevede; her ne kadar; İdare Mahkemesince, gerek 657 sayılı Kanun, gerekse 2547 sayılı Kanun ve ilgili Yönetmelik hükümleri uyarınca, 06/10/2015 tarihinden itibaren bir ay içerisinde soruşturma Olur’u verilerek soruşturmaya başlanılması gerekirken, soruşturma zamanaşımı süresi geçtikten sonra 07/12/2015 tarih ve 10696 sayılı soruşturma Olur’una dayalı olarak ve 657 sayılı Kanun hükümlerine göre tesis edilen dava konusu işlemde, usul bakımından hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılarak, dava konusu işlemin iptaline karar verilmişse de; Anayasanın 130. maddesi gereği öğretim elemanlarının bilimsel özerkliğe dayalı farklı statüleri dikkate alındığında, bu konuda, 657 sayılı Kanun uygulanamayacak olup; öğretim elemanlarının niteliklerinin gözetildiği ve eylem tarihinde yürürlükte olan Yüksek Öğretim Kurumları Yönetici, Öğretim Elemanları ve Memurları Disiplin Yönetmeliği hükümlerinin uygulanması gerekmektedir.
Davacının, 08/11/2013 ile 07/03/2015 tarihleri arasında işlediği Üniversite kaynaklarının değerinin altında satılması sonucunda Üniversitenin gelir kaybına, satın alan şirketin ise fazladan para kazanmasına neden olmak suretiyle işlediği fiillerinin , Anayasa Mahkemesinin 14/01/2015 tarih ve E:2014/100, K:2015/6 sayılı kararının, 07/04/2015 tarih ve 29319 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmasından ve anılan kararın 2547 sayılı Kanun’un 53/b maddesinin 2. cümlesinin iptali nedeniyle doğacak hukuksal boşluğun kamu düzenini ihlal edici nitelikte olduğu gözetilerek, Resmi Gazete’de yayımlanmasından sonra yürürlüğe girmesi için öngörülen dokuz aylık sürenin bitiminden önce işlendikleri anlaşılmıştır.
Buna göre; eylem tarihi itibariyle yürürlükte olan ve 2547 sayılı Kanuna dayanılarak ihdas edilen Yükseköğretim Kurumları Yönetici, Öğretim Elemanı ve Memurları Disiplin Yönetmeliği uyarınca usulüne uygun olarak yapılacak disiplin soruşturması sonucu fiilin sübuta ermesi durumunda, davacının anılan mevzuat hükümlerine göre disiplin cezasıyla cezalandırılması gerekirken, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 125/D-I maddesi uyarınca tecziye edilmesinin hukuka aykırı olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Öte yandan; davacının fiilerinin 2547 sayılı Kanun’un 53/b maddesinin 2. cümlesinin Anayasa Mahkemesi tarafından iptal hükmü kurulmakla birlikte 9 aylık süreyle yürürlüğünün korunduğu tarihten önce işlendiği, ancak davacı hakkında yürütülen disiplin soruşturması devam ederken, dokuz aylık sürenin dolduğu 07/01/2016 tarihine kadar, yasa koyucu tarafından yeni bir yasal düzenleme yapılmamakla birlikte, dava konusu işlemin tesis edilmesinden sonra 2547 sayılı Kanun’un 53. maddesinde, 09/12/2016 tarih ve 29913 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 6764 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikle öğretim elemanlarına disiplin işlemlerinde kanuni güvencelerin tanındığı dikkate alınarak, işbu yargı kararının gereğinin yerine getirilmesi amacıyla işlem tesis edilirken, 2547 sayılı Kanun’un disipline ilişkin olarak varsa lehe hükümlerinin göz önüne alınmak suretiyle disiplin cezasının verilmesi gerektiği de açıktır.
Bu bağlamda; Bölge İdare Mahkemesi kararının sonucu itibarıyla hukuka uygun olduğu anlaşılmıştır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle,
1. Temyiz isteminin reddine,
2. … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının yukarıda aktarılan GEREKÇEYLE ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, posta gideri avansından artan tutarın Mahkeme tarafından iadesine,
4. Kesin olarak, 07/10/2022 tarihinde oybirliği ile karar verildi.