Danıştay 8. Daire Başkanlığı 2019/5214 E. , 2022/5702 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
SEKİZİNCİ DAİRE
Esas No : 2019/5214
Karar No : 2022/5702
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Genel Müdürlüğü
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVACI) : … Ürünleri Plastik Tarım Hayvancılık Turizm İnş. San. Tic. İth. ve İhr. Ltd Şti
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi …İdari Dava Dairesinin … gün ve E:…, K:… sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Antalya İli, Konyaaltı İlçesi, … Mahallesi hudutları dahilindeki 1.143.848,56 m²’lik ormanlık sahada özel ağaçlandırma yapımı maksadıyla 49 yıllığına davacı adına verilen iznin “uyarılara rağmen projedeki teknik esaslara uygun çalışılmadığı”ndan bahisle iptaline ilişkin … onay tarihli ve … sayılı Orman Genel Müdürlüğü işleminin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararda; davacı tarafından idarece tespit edilen projeye aykırılıkların kabul edildiği ancak iznin iptaline gerekçe gösterilen hususların saha tesliminin yetkisiz kişiye yapıldığı döneme ilişkin olduğu ileri sürülmekteyse de, saha teslimi yapılan …’in 2017 yılına kadar şirketin iki ortağından birisi olduğundan ticari vekil olarak kabul edilmesi gerektiği, kaldı ki …’e saha tesliminin 02/04/2013 tarihinde, şirket yetkilisine ise kısa bir süre sonra 07/07/2013 tarihinde yapıldığı, arazi incelemesinin ise 28/10/2016 tarihinde yapıldığı ve şirket yetkilisine teslim tarihinden itibaren üç yıldan fazla bir sürenin geçtiği, inceleme tarihi olan 28/10/2016 tarihine kadar sahada projeye uygun çalışma yapılabileceği, davacının birden fazla kez uyarıldığı halde uygulama projesindeki teknik esaslara uygun olarak çalışmadığı anlaşıldığından dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılarak davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesince; Orman Kanunu’nda izin iptalinin hangi usûller ve esaslar dairesinde yürütüleceğinin Yönetmelik’le belirleneceği hususuna yer verilmesine istinaden, maddî olay özelinde dava konusu işlemin hukuka uygunluğunun, Yönetmelik’le belirlenen izin iptali usûllerine uyulup uyulmadığı noktasında yapılması gerektiği, proje hükümlerine aykırı faaliyet gösteren davacı şirkete Ağaçlandırma Yönetmeliğinin 23/3 üncü maddesi kapsamında, işletme müdürlüğünce (6 ayı geçmeyecek şekilde) uygun görülen bir sürenin verilerek projeye aykırılıkların düzeltilmesinin/giderilmesinin davacıdan istenilmesi, verilen süre sonunda tesbit edilen projeye aykırılıkların tamamının giderilip giderilmediğinin tekrar incelenmesi, verilen süre sonunda projeye aykırılıkların/eksikliklerin giderilmediğinin tesbiti halinde iznin iptal edilmesi gerekirken, “uygun bir süre” verilmeden ve süre sonunda eksikliklerin giderilip giderilmediği kontrol edilmeden ilk inceleme sonrasında doğrudan izin iptali yönünde tesis edilen işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı kanaatine, davanın reddine dair ilk derece mahkemesi kararında hukukî isabet bulunmadığı sonucuna varılarak, istinaf başvurusunun kabulüne, … İdare Mahkemesi’nin … tarih ve E: …, K: … sayılı kararının kaldırılmasına, dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, davacıya imar ve ihya amaçlı özel ağaçlandırma izni verildiği dolayısıyla sadece bakım, aşılama ve canlandırma yapılabileceğini, yapılan uyarılara rağmen uygulama projesindeki teknik esaslara uygun olarak çalışmadığı, asla traşlama şekilinde kesim yapılmaması gerekirken, yapıldığını taahhütname hükümlerine aykırı davrandığından saha izninin iptal edildiği, arazide yapılan incelemede kesikliklerin tespit edildiği, traşlama kesim sebebiyle asla sahanın eski hale getirilemeyeceğini, hukuki ve fiili imkansızlık bulunması nedeniyle süre verilmesinin gerekmediği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’İN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 17. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca davalının duruşma istemi yerinde görülmeyerek işin gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY :
Antalya ili Konyaaltı ilçesi … mahallesi sınırları dahilinde 1.328.369,271 m2 yüzölçümlü Devlet Ormanı vasfındaki alan üzerinde 49 yıl süre ile özel imar ihya projesinin uygun bulunması sonrasında Bakanlığın … tarih ve … olur ile davacı şirkete özel ağaçlandırma izni verildiği, … tarih ve … sayılı olur ile 184.520,71 m² lik alanın düşülerek 1.143.848,561 m² alan için iznin devamına karar verildiği, özel imar ihya projesinin 10/06/2011 tarihinde onaylandığı, davalı idarenin 07/04/2011 tarihli ihtarı ile bir kısım eksikliklerin giderilmesi için davacının ihtar edildiği, 31/12/2012 tarihinde revizyon uygulama projesinin onaylandığı, davacı tarafından 30/01/2013 tarihinde noter marifetiyle taahhüt senedi verildiği, 02/04/2013 tarihinde davacı şirket adına şirket ortağı …’e saha teslimi yapıldığı, davalı idarenin yetkisiz kişiye teslim yapıldığından bahisle 07/07/2013 tarihinde şirket yetkilisine saha teslimi yapıldığı, davacı hakkında şikayette bulunulması üzerine idarece sahada inceleme yapılarak, 28/10/2016 tarihinde yapılan arazi incelemesi raporunun düzenlendiği, inceleme raporunda sahanın orta kesiminde 10 ha lık bir kısmının tam alanda traşlama olarak kesildiği, kesim sonucu çıkarılan orman emvalinin çıkarılması için sahada yol yapıldığı ve sahanın tel ihatasının yapılmadığının görüldüğü, kesilen sahada örnekleme mahiyetinde yapılan kısmi tespitde 3-15 cm arasında değişen dip köklere rastlanıldığının ayrıca sahanın korunması için bekçi ve karavanın olmadığının tespit edildiği, bu rapora istinaden de düzenlenen gerekçe raporu ile de özel ağaçlandırma izninin iptalinin uygun olacağı yönünde kanaat bildirildiği, dava konusu işlemle de yapılan uyarılara rağmen uygulama projesindeki teknik esaslara uygun olarak çalışılmadığı, taahhütname hükümlerine aykırı davranıldığı gerekçesi ile özel ağaçlandırma izninin iptali üzerine de bakılmakta olan dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT:
6831 sayılı Orman Kanunu’nun “Ağaçlandırma ve imar işleri” başlıklı 57. maddesinde; “Orman sahasını artırmak maksadıyla, orman sınırları içinde yangın ve çeşitli sebeplerle meydana gelmiş açıklıklarda, verimsiz, vasıfları bozulmuş ve amenajman planlarında toprak muhafaza karekteri taşımadığı halde muhafazaya ayrılmış orman alanları ile, Devlete ait olup orman yetişme muhiti şartları bakımından elverişli olan yerlerde; köy tüzelkişilikleri ve diğer gerçek ve tüzelkişiler tarafından Orman Genel Müdürlüğünce uygun görülecek planlara göre ağaçlandırma yapılabilir. Köy, kasaba ve şehirler civarında Devlete veya diğer kamu tüzelkişilerine ait arazilerle de gerekli şartlar bulunduğu ve ilgili kuruluşların talebi olduğu veya muvafakatları alındığı takdirde bu kuruluşlarca tesis edilmek ve bakılmak şartıyla orman idaresince ağaçlandırmalar yapılabilir. Bu yerler için lüzumlu fidan ile ağaçlandırma planları ve ağaçlandırma ile ilgili yardımlar bedelsiz sağlanabilir. Ağaçlandırılan sahayı orman halinde koruyup idame ettirmeyenlerden izin hakları geri alınır. İmar ihya çalışması yapılacak bozuk koru ve bozuk baltalık ormanların da bu fıkra hükümleri uygulanır. Mülkiyeti hazinede kalmak üzere bu ağaçlandırma sonucu meydana gelecek ormandan faydalanma usulü, bu Kanunda yer alan hususi ormanlara ait hükümlere göre yürütülür. Bozuk ormanlardan çıkacak her nevi orman emvali, üretim, taşıma ve diğer giderler kendilerine ait olmak üzere bu sahaları boşaltıp ağaçlandıracaklara tarife bedeli üzerinden pazar satışı olarak verilir. Uygulama usul ve esasları Tarım Orman ve Köyişleri Bakanlığınca hazırlanacak yönetmelikte gösterilir.” hükmü bulunmaktadır.
23.08.2012 tarihli 28390 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Ağaçlandırma Yönetmeliği’nin “Kapsam” başlıklı 2. maddesininde ” a) Ağaçlandırma, rehabilitasyon, erozyon ve sel kontrolü, çığ ve heyelanların önlenmesi, mera ıslahı, ağaç ıslahı, orman ağaç, ağaççık ve florasına ait tohum ve fidan üretimi, fidanlık ve imar ihya çalışmalarına,
b) Asli ve odun dışı orman ürünlerinin üretileceği ormanların kurulması amacıyla, kamu kurum ve kuruluşları ile gerçek ve tüzel kişiler tarafından yapılacak ağaçlandırma, erozyon kontrolü, imar-ihya ve orman fidanlığı kurma çalışmalarına, ilişkin usul ve esasları kapsar.” hükmü, “Devlet ormanlarında yapılacak ağaçlandırma, erozyon kontrolü, imar-ihya çalışmaları ve hak sahibi tespiti” başlıklı 12. maddesinin 10. fıkrasında “…Gerçek veya tüzel kişiler tarafından çeşitli gayelerle kullanılmakta iken kesinleşen orman kadastrosu neticesinde veya mahkeme kararı ile orman sayılan yerler içerisinde kalan sahalara özel ağaçlandırma ve özel imar ihya gayesi ile müracaatta bulunulması durumunda; bu sahalarda özel ağaçlandırma ve özel imar ihya yapılması amacıyla orman-halk ilişkilerinin bozulmaması için önceden kullanan gerçek veya tüzel kişilere izin verilebilir. Bu tür alanlarda Devlet ormanları için geçerli olan 0,5 hektarlık alt sınır aranmaz. Bu şekilde verilecek izinlerde bölge müdürü veya yardımcısı başkanlığında, ağaçlandırma/ağaçlandırma ve silvikültür şube müdürü, ilgili işletme müdürü, ilgili işletme şefinden oluşan komisyon marifetiyle izin raporu düzenlenir ve saha izni Genel Müdürlükçe verilir.” hükmü, “Özel imar-ihya tesisinde uyulacak esaslar” başlıklı 19. maddesinde ” İmar-ihya amacıyla talepte bulunan gerçek ve tüzel kişilere; bozuk orman alanlarında, hazine arazilerinde ve sahipli arazilerde canlandırma kesimi, aşılama, boşlukların uygun türlerle ekim veya dikim yoluyla doldurularak verimli hale dönüştürülmesine izin verilebilir. Bozuk veya verimsiz orman alanlarında mevcut türlerden gerekenler korunur, aşılanır, orman içi boşluk alanlar, bölgede tabii olarak yetişen türlerle ekim, dikim ve aşılama suretiyle imar-ihya edilerek doldurulabilir.” hükmü, “İzin ve proje iptali” başlıklı 23. maddesinde ise ”
(1) Devlet ormanı ve sahipli arazilerde uygulama projesinin onaylandığının ilgiliye tebliğ tarihinden itibaren en geç 60 gün içerisinde taahhütnameyi işletme müdürlüğüne teslim etmeyen gerçek ve tüzel kişilerin saha izni/kira sözleşmesi ve uygulama projesi iptal edilir.
(2) Devlet ormanlarında ve hazine arazilerinde saha tesliminden sonra, sahipli arazilerde de taahhüt senedinin işletme müdürlüğüne tesliminden sonra, 90 gün içerisinde işe başlamayan, gerçek ve tüzel kişilerin saha izni/kira sözleşmesi ve uygulama projesi iptal edilir.
(3) Uygulama esnasında onaylı uygulama projesinde belirtilen teknik esaslara uygun hareket etmediği tespit edilenler, işletme müdürlüğünce uygun görülen süre sonuna kadar eksikliklerin giderilmesi hususunda yazılı olarak ikaz edilir. Bu süre 6 ayı geçemez. İkazın gereğini mücbir sebepler dışında verilen süre içinde yerine getirmeyenlerin, saha izni/kira sözleşmesi ve uygulama projesi iptal edilir.
(4) Amaç dışı kullanımın tespit edildiği durumlarda idarece verilen 30 günlük süre sonunda ikazın gereğini yerine getirmeyenlerin, saha izni/kira sözleşmesi ve uygulama projesi iptal edilir.” hükmü yer almaktadır.
Öte yandan Ağaçlandırma Yönetmeliği’ndeki bazı maddelere açıklık getirilmesi ve uygulamada birlikteliğin sağlanması gayesiyle düzenlenen 12.03.2013 tarihli 6912 sayılı Özel Ağaçlandırma Tamimi’nin “Özel imar-ihya ve özel erozyon kontrolu çalışma esasları” başlıklı 15. maddesinde “Özel imar-ihya çalışmaları; bozuk veya verimsiz orman alanlarında, Hazine arazilerinde ve sahipli arazilerde mevcut türlerden gerekenlerin korunması ile birlikte canlandırma kesimi, aşılama, boşlukların imar-ihyaya uygun, yörede doğal olarak yetişen ya da emekle yetiştirilen türlerin ekimi, dikimi veya aşılı fidanlarının kullanımı ile verimli hale dönüştürülmesidir.
Devlet ormanlarında özel imar-ihya çalışmaları, kesinleşmiş orman sınırları içerisinde kalan sahalarda yapılır…
İmar-ihya çalışmalarında;
-Sadece aşılama yapılacak ise mutlak toprak derinliği aranmaz, fizyolojik derinliğin yeterli olmasına dikkat edilir. Şayet boşlukların dikim yolu ile doldurulması gerekiyor ise fidanların dikileceği yerlerde mutlak ve fizyolojik toprak derinliği aranır.
-Diri örtü temizliği veya sürgün kontrolu sadece aşılama veya canlandırma kesimi yapılacak fertlerin etrafında yapılabilir.
-Boşluklara ekilecek ya da dikilecek aşılı veya aşısız türün havzada doğal olarak bulunması veya emekle yetiştirilmiş olması şartı aranır.
-Dikim ya da ekim yapılacak alanlarda tam alanda makineli veya işçi ile arazi hazırlığı yapılabilir.
-Boşluklara tamim ekindeki özel ağaçlandırma ve özel erozyon kontrolü çalışmalarında kullanılabilecek türlerle saf veya karışık olarak ekim ya da dikim yapılabilir.
– Özel imar-ihya çalışmalarında ana türün altında alt tür olarak, yörede tabii olarak yetişen tıbbi, aromatik, yumrulu ve soğanlı bitkilerin yetiştirilmesine izin verilebilir…” düzenlemesi bulunmaktadır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Devlet ormanlarında özel ağaçlandırma, rehabilitasyon, erozyon ve sel kontrolü, çığ ve heyelanların önlenmesi, mera ıslahı, ağaç ıslahı, orman ağaç, ağaççık ve florasına ait tohum ve fidan üretimi, fidanlık ve imar ihya çalışmaları yapılması amaçlarıyla köy tüzel kişiliği adına ya da gerçek ve tüzel kişilerce Orman Genel Müdürlüğünce uygun görülecek planlara göre ağaçlandırma yapılabileceği ve Özel imar-ihya tesisinde, yalnızca İmar-ihya amacıyla talepte bulunan gerçek ve tüzel kişilere; bozuk orman alanlarında, hazine arazilerinde ve sahipli arazilerde canlandırma kesimi, aşılama, boşlukların uygun türlerle ekim veya dikim yoluyla doldurularak verimli hale dönüştürülmesine izin verilebilebileceği, bozuk veya verimsiz orman alanlarında mevcut türlerden gerekenler korunur, aşılanır, orman içi boşluk alanlar, bölgede tabii olarak yetişen türlerle ekim, dikim ve aşılama suretiyle imar-ihya edilerek doldurulabileceği düzenlenmiştir.
Dava konusu olayda, 2016 yılı içerisinde davacı şirketin özel imar ihya alanındaki çalışmalarının şikâyet edildiği, konu hakkında inceleme yapıldığı, 28/10/2016 tarihinde davalı idare tarafından yapılan arazi incelemesinde, davacıya ait onaylanan projede “diri örtü temizliği yapılmayacak, sadece korunması gereken fertlerin etrafındaki 1 m²’lik alandaki çalılar temizlenecektir” hükmünün yer almasına karşın; sahanın orta kısmında yaklaşık 10 ha’lık bir kısmın tam alan tıraşlandığı, Projede. “sürgün kontrolü; fidanların çevresinde, siper etkisi yapan ya da boğma tehlikesi oluşturan sürgün ve sarılıcı bitkilerin fidanların çevresinden kesilip zararsız hale getirilmesi suretiyle yapılır. Sürgün kontrolü; diri örtünün fidana baskı yapan sürgünlerinin toprak seviyesinden itibaren 10-15 cm yüksekten başlayarak dışarı doğru yükselen ters koni şeklindeki bir alanın kesilmesi suretiyle yapılacaktır. Bu işlem yapılırken fidanın ışık ihtiyacının esas alınacağı” hükmünün yer almasına karşın; 21.10.2016 tarihinde yapılan arazi incelemesinde sahanın orta kısmında yaklaşık 10 ha’lık bir kısmın tam alan tıraşlandığı, Projede “Saha etrafına 5+750 km dikenli tel çekilip sahanın korunmasının proje sahibince yapılacağı, sahaya konacak 2 adet karavan içerisinde bekçinin koruma yapacağı, sahada 40 m² baraka yapılarak elde edilen ürünlerin depolanacağı” hükmünün yer almasına karşın; dikenli tel ihatasının yapılmadığı, emvalin çıkarılması için yol yapıldığı, bekçi korumasının olmadığı, bekçi karavanının bulunmadığı, depolama barakasının yapılmadığı”, dolayısıyla davacının proje hükümlerine aykırı faaliyet gösterdiği davacı şirketin projeye aykırı faaliyette bulunduğu hususuna ilişkin olarak bir ihtilaf bulunmadığı; projeye aykırı faaliyetin sabit olduğu açıktır.
Mevzuat hükümleri ile, ağaçlandırma izni verilen alanda amaç dışı kullanımın tespit edildiği durumlarda idarece verilen süre sonunda ikazın gereğini yerine getirmeyenlerin saha tahsisi/kira sözleşmesi ve uygulama projesinin iptal edileceği düzenlenmekle birlikte, dava konusu olayda, ağaçlandırma izni verilen alan ile ilgili imar ve ihya iznine uygun işlem yapılmadığının açık olduğu ve traşlama kesim sebebiyle süre verilse dahi davacı tarafından eksikliklerin giderilmesi imkanı bulunmadığı yani fiili imkansızlık bulunduğu anlaşıldığından davacıya bildirimde bulunulmaksızın işlem tesis edilmesinde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
Bu itibarla, davanın reddi kararına yönelik istinaf isteminin kabulüne ilişkin temyize konu Bölge Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. 2577 sayılı Kanun’un 49. maddesine uygun bulunan temyiz isteminin kabulüne,
2. … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … gün ve E:…, K:… sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 18/10/2022 tarihinde kesin olarak esasta oybirliği, gerekçede oyçokluğu karar verildi.
GEREKÇEDE KARŞI OY :
(X)- Dava, Antalya İli, Konyaaltı İlçesi, … Mahallesi hudutları dahilindeki 1.143.848,56 m²’lik ormanlık sahada özel ağaçlandırma yapımı maksadıyla 49 yıllığına davacı adına verilen iznin “uyarılara rağmen projedeki teknik esaslara uygun çalışılmadığı”ndan bahisle iptaline ilişkin … onay tarihli ve … sayılı Orman Genel Müdürlüğü işleminin iptali istemiyle açılmıştır.
23.08.2012 tarihli 28390 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Ağaçlandırma Yönetmeliği’nin “Kapsam” başlıklı 2. maddesininde “a) Ağaçlandırma, rehabilitasyon, erozyon ve sel kontrolü, çığ ve heyelanların önlenmesi, mera ıslahı, ağaç ıslahı, orman ağaç, ağaççık ve florasına ait tohum ve fidan üretimi, fidanlık ve imar ihya çalışmalarına,
b) Asli ve odun dışı orman ürünlerinin üretileceği ormanların kurulması amacıyla, kamu kurum ve kuruluşları ile gerçek ve tüzel kişiler tarafından yapılacak ağaçlandırma, erozyon kontrolü, imar-ihya ve orman fidanlığı kurma çalışmalarına, ilişkin usul ve esasları kapsar.” hükmü,
“Özel imar-ihya tesisinde uyulacak esaslar” başlıklı 19. maddesinde “İmar-ihya amacıyla talepte bulunan gerçek ve tüzel kişilere; bozuk orman alanlarında, hazine arazilerinde ve sahipli arazilerde canlandırma kesimi, aşılama, boşlukların uygun türlerle ekim veya dikim yoluyla doldurularak verimli hale dönüştürülmesine izin verilebilir.
Bozuk veya verimsiz orman alanlarında mevcut türlerden gerekenler korunur, aşılanır, orman içi boşluk alanlar, bölgede tabii olarak yetişen türlerle ekim, dikim ve aşılama suretiyle imar-ihya edilerek doldurulabilir.” hükmü bulunmaktadır.
Uyuşmazlıkta, İdare Mahkemesince hükme esas alınan 28/10/2016 tarihinde davalı idare tarafından yapılan arazi incelemesinde, davacıya ait onaylanan projede “diri örtü temizliği yapılmayacak, sadece korunması gereken fertlerin etrafındaki 1 m²’lik alandaki çalılar temizlenecektir” hükmünün yer almasına karşın; sahanın orta kısmında yaklaşık 10 ha’lık bir kısmın tam alan tıraşlandığı, Projede. “sürgün kontrolü; fidanların çevresinde, siper etkisi yapan ya da boğma tehlikesi oluşturan sürgün ve sarılıcı bitkilerin fidanların çevresinden kesilip zararsız hale getirilmesi suretiyle yapılır. Sürgün kontrolü; diri örtünün fidana baskı yapan sürgünlerinin toprak seviyesinden itibaren 10-15 cm yüksekten başlayarak dışarı doğru yükselen ters koni şeklindeki bir alanın kesilmesi suretiyle yapılacaktır. Bu işlem yapılırken fidanın ışık ihtiyacının esas alınacağı” belirtilmekte iken 21.10.2016 tarihinde yapılan arazi incelemesinde sahanın orta kısmında yaklaşık 10 ha’lık bir kısmın tam alan tıraşlandığı, yine Projede “Saha etrafına 5+750 km dikenli tel çekilip sahanın korunmasının proje sahibince yapılacağı, sahaya konacak 2 adet karavan içerisinde bekçinin koruma yapacağı, sahada 40 m² baraka yapılarak elde edilen ürünlerin depolanacağı” hükmünün yer almasına karşın; dikenli tel ihatasının yapılmadığı, emvalin çıkarılması için yol yapıldığı, bekçi korumasının olmadığı, bekçi karavanının bulunmadığı, depolama barakasının yapılmadığı”, dolayısıyla davacının proje hükümlerine aykırı faaliyet gösterdiği yönündeki tespit nedeniyle dava konusu işlem tesis edilmiştir. Traşlama yapıldığı tespit edilen alanın toplam alanın küçük bir kısım olduğu da göz önünde bulundurularak davacının arazideki “traşlama” yaptığı faaliyetin mahiyeti itibariyle orman arazinde telafisi mümkün olamayan bir zarara uğratılıp uğratılmadığının öncelikle, İdare Mahkemesince yapılacak keşif ve bilirkişi incelemesi suretiyle tespit edilmesi hakkaniyete daha uygundur.
Bu nedenle, eksik inceleme ve araştırma sonucunda verilen İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun kabulüne dair Bölge İdare Mahkemesi kararının bu gerekçe ile bozulması gerektiği oyu ile çoğunluk kararına gerekçe yönünden katılmıyoruz.