Danıştay Kararı 8. Daire 2019/530 E. 2022/5371 K. 05.10.2022 T.

Danıştay 8. Daire Başkanlığı         2019/530 E.  ,  2022/5371 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
SEKİZİNCİ DAİRE
Esas No : 2019/530
Karar No : 2022/5371

TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ….
VEKİLİ : Av…

KARŞI TARAF (DAVALI) : … Valiliği
VEKİLİ : Av…

İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacıya ait, … İli, … İlçesi, … Mah. … Cad. No:.. adresinde faaliyet gösteren “…” isimli işyerinin kapatılmasına ve 40.590,00-TL idari para cezası verilmesine ilişkin … tarih ve E….sayılı işlemin ve … tarih ve E…. sayılı idari yaptırım kararının iptali istenilmektedir.

İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla; davacıya ait olduğu görülen işyerinde ve dosyaya sunulan fotoğraflarda, eğitim öğretim faaliyeti yapıldığını kanıtlar nitelikte öğrenci, öğretmen, kursiyer gibi unsurların bulunmadığı, ayrıca İlçe İzleme ve Komisyon Raporunun ”denetlemede yapılan tespitler ve değerlendirmeler” kısmında da, özel eğitim ve rehabilitasyon merkezi gibi faaliyet gösterdiği kanaatine varıldığı denilerek, bu işyerinde sağlık, danışmanlık ve rehabilitasyon hizmeti dışında eğitim ve öğretim alanıyla ilgili faaliyette bulunulduğu ve bu işyerine başvuranlara eğitim – öğretim hizmeti verildiğine dair somut ve net bir bilgi belgenin de dosya kapsamında bulunmadığı, davacıya ait işyerinde izinsiz eğitim- öğretim faaliyeti yapıldığının şüpheden uzak, kesin ve net olarak ortaya konulmaksızın, somut ve yeterli bir tespite dayanmadan tesis edilen dava konusu kapatma ve idari para cezası işlemlerinde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemlerin iptaline karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla; özel eğitim ve rehabilitasyon merkezlerinin Milli Eğitim Bakanlığı’nın iznine ve denetimine tabi olduğu, izin alınmadan eğitim öğretim faaliyetinin yapılması halinde işyerinin kapatılacağı ve para cezası uygulanacağı, özel eğitim ve rehabilitasyon merkezlerinde engelli bireylere yönelik destek eğitimi hizmeti verileceği, bu eğitimin de Bakanlıkça onaylanmış bir eğitim programı ile verilmesinin mümkün olduğu, bu merkezlerde destek eğitimi almaları uygun görülen bireylere verilen eğitim yanında engelli bireylerin eğitimine aktif bir biçimde katılımını sağlamak için aile eğitimi ve danışmanlığı hizmeti de verileceği, çalışan personelin niteliği, Aile ve Sosyal Politikalar İl Müdürlüğü elemanlarınca tutulan tutanak ve dosyada yer alan diğer tüm bilgi ve belgeler birlikte değerlendirildiğinde, davacıya ait işyerinde özel eğitime ihtiyaç duyan engelli çocuklara dil ve konuşma bozuklulukları terapisi yapılmak suretiyle izinsiz olarak özel eğitim ve rehabilitasyon hizmeti verildiği ve bahse konu çocukların ailelerine bilgilendirme yapılması suretiyle danışmanlık hizmeti de verildiği, dolayısıyla her ne kadar davacı tarafından yaptığı bu faaliyetlerin eğitim faaliyeti olmadığı ileri sürülmekte ise de, verilen hizmetin 5580 sayılı Kanun ve ilgili Yönetmelik hükmünde belirtilen faaliyetler kapsamında olduğu ve Milli Eğitim Bakanlığı’nın iznine tabi olduğu, davacıya ait işyerinin kapatılmasına ilişkin işlem ile idari para cezası uygulanmasına dair işlemde hukuka aykırılık, aksi yöndeki Mahkeme kararında hukuki isabet bulunmadığı gerekçesiyle davalı idarenin istinaf başvurusunun kabulüne, … .. İdare Mahkemesi’nin … gün ve E:…, K:… sayılı kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, kararın hukuka aykırı olduğu ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMAS : Davalı idare tarafından, istemin reddi gerektiği savunulmuştur.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin, verilecek Ara Karar gereğinin yerine getirilmesini müteakip incelenmesi gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin işin gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle,
1. Temyiz isteminin reddine,
2. Bölge İdare Mahkemesi . … … İdari Dava Dairesinin tarih ve E:…, K:… sayılı kararının ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, posta gideri avansından artan tutar ile kullanılmayan … TL yürütmenin durdurulması harcının istemi halinde davacıya Mahkeme tarafından iadesine,
4. Kesin olarak, 05/10/2022 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.

KARŞI OY :

(X)- Dava, davacıya ait, İstanbul İli, Beşiktaş İlçesi, … Mah. … Cad. No:… adresinde faaliyet gösteren “… Çocuk Değerlendirme Danışmanlık Terapi Merkezi” isimli işyerinin kapatılmasına ilişkin 02/02/2018 tarih ve E.2277256 sayılı işlemin ve 40.590,00-TL idari para cezası verilmesine dair 05/02/2018 tarih ve E.2436209 sayılı işlemin iptali istemiyle açılmıştır.
5580 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu’nun 1. maddesinde; ”(1) Bu Kanunun amacı, Türkiye Cumhuriyeti uyruklu gerçek kişiler, özel hukuk tüzel kişileri veya özel hukuk hükümlerine göre yönetilen tüzel kişiler tarafından açılacak özel öğretim kurumlarına kurum açma izni verilmesi, kurumun nakli, devri, personel çalıştırılması, kurumlara yapılacak malî destek ve bu kurumların eğitim-öğretim, yönetim, denetim ve gözetimi ile yabancılar tarafından açılmış bulunan özel öğretim kurumlarının; eğitim-öğretim, yönetim, denetim, gözetim ve personel çalıştırılmasına ilişkin usûl ve esasları düzenlemektir. (2) Bu Kanun, Türkiye Cumhuriyeti uyruklu gerçek kişiler, özel hukuk tüzel kişileri veya özel hukuk hükümlerine göre yönetilen tüzel kişilerce açılan özel öğretim kurumları ile yabancılar tarafından açılmış bulunan özel öğretim kurumlarını kapsar.” hükmüne yer verilmiştir.
Aynı Kanunun ”Tanımlar” başlıklı 2. maddesinde; kurumun, okul öncesi eğitim, ilköğretim, ortaöğretim, özel eğitim okulları ile çeşitli kursları, uzaktan öğretim yapan kuruluşları, motorlu taşıt sürücüleri kursları, hizmet içi eğitim merkezleri, öğrenci etüt eğitim merkezleri, özel eğitim ve rehabilitasyon merkezleri ile benzeri özel öğretim kurumlarını ifade edeceği, 3. maddesinde ise; bir kurumda öğretime başlayabilmek için kurum açma izni alınmasının zorunlu olduğu düzenlemesine yer verilmiştir.
Milli Eğitim Bakanlığı Özel Öğretim Kurumları Yönetmeliği’nin dava konusu işlem tarihinde yürürlükte olan 5. maddesinin 4. fıkrasında ise; ”Gerçek veya tüzel kişiler tarafından Kanun kapsamında belirtilen faaliyetlerin Kanuna göre yetkili makamlardan kurum açma izni alınmadan veya her ne ad altında olursa olsun eğitim öğretim sunmak amacıyla yürütülen faaliyetlerin izinsiz yapıldığının tespiti halinde söz konusu yerler 10/6/1949 tarihli ve 5442 sayılı İl İdaresi Kanunu hükümleri uyarınca valilikçe kapatılır.” hükmü yer almaktadır.
Yukarıda yer alan hükümlerden anlaşıldığı üzere; ülke içerisinde gerek resmi gerekse özel eğitim kurumları ve bu kurumların faaliyet alanları ve kurumlarca verilen eğitime ilişkin denetim ve gözetim yükümlülüğü Milli Eğitim Bakanlığın görev ve yetki alanına girmekte olup; eğitim alanında kamu hizmetinin sunumuna yönelik olarak, Milli Eğitim Bakanlığı’nın kendi görev ve yetki alanı içerisinde kalan faaliyetlere yönelik her zaman düzenleme yapabileceği ve çerçevede Bakanlığa bağlı kurumları ve/veya Bakanlığa bağlı olamamakla birlikte yapılan faaliyet itibariyle Bakanlığın görev ve yetki alanında kalan işlerle iştigal eden her gerçek ve tüzel kişiyi her zaman denetleyebileceği ve bazı yaptırımlara tabi tutabileceği izahtan varestedir.
Dolayısıyla; gerçek ve tüzel kişilerce sunulacak eğitim öğretime ilişkin her türlü faaliyet Bakanlığın izni ve/veya onayına bağlıdır.
Öte yandan, 1219 sayılı Tababet ve Şuabatı San’atlarının Tarzı İcrasına Dair Kanun’un Ek 13. maddesinde;
” a) Klinik psikolog; psikoloji veya psikolojik danışma ve rehberlik lisans eğitimi üzerine klinik ortamlarda gerekli pratik uygulamaları içeren klinik psikoloji yüksek lisansı veya diğer lisans eğitimleri üzerine psikoloji veya klinik psikoloji yüksek lisansına ilaveten klinik psikoloji doktorası yapan sağlık meslek mensubudur.
Klinik psikolog, nesnel ve yansıtmalı ölçüm araçları, gözlem ve görüşme teknikleri kullanarak psikolojik değerlendirme ile uluslararası teşhis ve sınıflama sistemlerinde hastalık olarak tanımlanmayan ve Sağlık Bakanlığının da uygun bulduğu durumlarda psikoterapi işlemleri yapar. Hastalık durumlarında ise ancak ilgili uzman tabibin teşhisine ve tedavi için yönlendirmesine bağlı olarak psikoterapi uygulamalarını gerçekleştirir.
Psikoloji lisans eğitimi üzerine ilgili mevzuatına göre Sağlık Bakanlığınca uygun görülen psikolojinin tıbbi uygulamalarıyla ilgili sertifikalı eğitim almış ve yeterliliğini belgelemiş psikologlar sertifika alanlarındaki tıbbi uygulamalarda görev alabilirler.
Uzman tabibin teşhis ve yönlendirmesiyle ya da bağımsız olarak yapılabilecek mesleki uygulamalar, bu bentteki prensipler çerçevesinde Sağlık Bakanlığınca çıkarılacak yönetmelikle belirlenir.
b) Fizyoterapist; fizyoterapi alanında lisans eğitimi veren fakülte veya yüksekokullardan mezun sağlık meslek mensubudur.
Fizyoterapist, hastalık durumları dışında, kişilerin fiziksel aktivitelerini düzenlemek ve hareket kabiliyetlerini arttırmak için mesleğiyle ilgili ölçüm ve testleri yaparak kanıta dayalı koruyucu ve geliştirici protokolleri belirler, planlar ve uygular. Hastalık durumlarında ise fiziksel tıp ve rehabilitasyon uzmanı tabibin veya uzmanlık eğitimleri sırasında fiziksel tıp ve rehabilitasyon rotasyonu yapmış veya uzmanlık sonrasında ilgili dalın rotasyon süresi kadar fiziksel tıp ve rehabilitasyon eğitimi almış uzman tabiplerin kendi uzmanlık alanları ile ilgili teşhisine ve tedavi için yönlendirmesine bağlı olarak hastaların hareket ve fiziksel fonksiyon bozukluklarının ortadan kaldırılması veya iyileştirilmesi amacıyla gerekli uygulamaları yapar. Hastaların tedavisi yönünden rehabilitasyon ekibinin diğer üyeleri ile işbirliği içinde çalışır ve tedavinin gidişi hakkında ilgili uzman tabibe bilgi verir.
c) Odyolog; odyoloji alanında lisans eğitimi veren fakülte veya yüksekokullardan mezun veya diğer lisans eğitimleri üzerine odyoloji yüksek lisansı veya doktorası yapan, sağlıklı bireylerde işitme ve denge kontrolleri ile işitme bozukluklarının önlenmesi için çalışmalar yapan ve ilgili uzman tabibin teşhis veya tedavi için yönlendirmesine bağlı olarak işitme, denge bozukluklarını tespit eden, rehabilite eden ve bu amaçlarla kullanılan cihazları belirleyen sağlık meslek mensubudur.

d) Dil ve konuşma terapisti; dil ve konuşma terapisi alanında lisans eğitimi veren fakülte veya yüksekokullardan mezun veya diğer lisans eğitimleri üzerine dil ve konuşma terapisi alanında yüksek lisans veya doktora yapan, bireylerin ses, konuşma ve dil bozukluklarının önlenmesi için çalışmalar yapan ve ilgili uzman tabip tarafından teşhisi konulmuş yutkunma, dil ve konuşma bozukluklarının rehabilitasyonunu sağlayan sağlık meslek mensubudur.

Tabipler ve diş tabipleri dışındaki sağlık meslek mensupları hastalıklarla ilgili doğrudan teşhiste bulunarak tedavi planlayamaz ve reçete yazamaz. Sağlık meslek mensuplarının iş ve görev ayrıntıları ile sağlık hizmetlerinde çalışan diğer meslek mensuplarının sağlık hizmetlerinde çalışma şartları, iş ve görev tanımları; sertifikalı eğitime ilişkin usul ve esaslar Sağlık Bakanlığınca çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir.” hükmü yer almakta olup; anılan hüküm uyarınca, sağlık Bakanlığınca Sağlık Meslek Mensupları ile Sağlık Hizmetlerinde Çalışan Diğer Meslek Mensuplarının İş ve Görev Tanımlarına Dair Yönetmelik 22/05/2014 tarih ve 29007 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
Uyuşmazlıkta; davalı idare tarafından dosyaya sunulan dava konusu işlemin dayanağını teşkil eden Beşiktaş İlçe İzleme Koordinasyon Komisyonu Raporu’nun 10/01/2018 tarihinde yapılan denetim neticesinde hazırlanan tespit tutanağında, ”Söz konusu yerde küçük yaşta çocuklara birebir eğitim gerçekleştirildiği, özel eğitim ve rehabilitasyon merkezi gibi faaliyet gösterildiği kanaatine varıldığı, herhangi bir ruhsatının bulunmadığı” bilgisine yer verildiği, davacıya ait olduğu görülen işyerinde, İl Sağlık Müdürlüğü’ne yapılan başvuruya göre Odyoloji ve Konuşma Bozuklukları Uzmanı/Fizyoterapist, Klinik Psikolog, Uzman Gelişim Psikoloğu, Uzman Psilokolog, Uzman Gelişim Psikoloğu, Ergoterapist, Dil ve Konuşma Terapisti ve Psikologdan oluşan personel kadrosu ile Aile Danışmanlığı, Oyun Danışmanlığı, Dil ve Konuşma Terapisi, Ergoterapist, Psiko-Gelişimsel Değerlendirme ve Terapi, Anne-baba Destek ve Eğitim Çalışmaları, Ergoterapi, Eğitim Programları (Bakıcı Eğitimi, Stajyer Eğitimi ve Süpervizyon) alanlarında hizmet verildiği, vergi levhasında ise, davacı işyerinin ana faaliyet kodunun ve adının, ”Tıp Doktorları Dışında Yetkili Kişilerce Sağlanan Akıl Sağlığı Hizmetleri (Psikoanalistler, Psikologlar ve Psikoterapistler Tarafından sağlanan hizmetler) (Hastane Dışı)” olarak belirtildiği ve bu işyerinin davacı tarafından 1219 sayılı Tababet ve Şuabatı Sanatlarının Tarzı İcrasına Dair Kanunun 12. maddesine istinaden Sağlık Bakanlığı tarafından kayıt altına alınmak üzere 17/04/2107 tarihli dilekçe ve eki belgelerle Beşiktaş İlçe Sağlık Müdürlüğü’ne başvuruda bulunularak Beşiktaş Belediye Başkanlığından alınan 08/11/2016 tarih ve … sayılı iş yeri açma ve çalışma ruhsatı ile faaliyete başlandığı görülmektedir.
Öte yandan, Aile ve Sosyal Politikalar İl Müdürlüğü elemanlarınca yapılan denetim neticesinde düzenelenen 28/11/2017 tarihli tutanakta; merkezde 1-12 yaş arası çocuklara dil ve konuşma bozuklukları terapisi verildiği, çocuklara yapılan terapi ve verilen eğitimler hakkında ebeveynlerin bilgilendirildiği, bununla birlikte merkezde her konuda özel eğitime ihtiyacı olan çocuklarla çalışma yürütüldüğü, merkezde bulunan bölümlerin çocuk eğitimine uygun şekilde düzenlendiği şeklinde bilgilerin yer aldığı anlaşılmaktadır.
Ayrıca, davacının İlçe Sağlık Müdürlüğü’ne mesleğini icra edebilmek için işyerinin kayıt altına alınması talebi ile başvuruda bulunduğu, Sağlık Bakanlığı ile yapılan yazışmalar neticesinde, Bakanlığın 21.04.2016 tarihli yazısı ile hekim dışı sağlık çalışanlarının (diyetisyen, klinik psikolog, dil ve konuşma terapisti, fizyoterapist gibi) mesleklerini serbest olarak icra etmesinin uygun görülmemesi sebebiyle ve Bakanlığın ikinci bir emre kadar yeni kayıt altına başvuru alınmaması yolundaki talimatı gereği davacının söz konusu başvurusunun sonuçlandırılmadığı, dolayısıyla bu haliyle İlçe Sağlık Müdürlüğü’nün işyerini kayıt altına almasının söz konusu olmadığı görülmektedir.
Anılan işleme karşı açılan davada; dava konusu işlemin iptali yolunda verilen …İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararına karşı yapılan istinaf kanun yolu başvurusunun… İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla reddi üzerine davalı idarece temyiz kanun yoluna başvurulmuş olup; anılan dosya Danıştay Onuncu Dairesi kayıtlarında derdest olarak görünmektedir.
Yukarıda ayrıntılı bir şekilde yer alan açıklamalardan da anlaşıldığı üzere; “Günışığı Çocuk Değerlendirme Danışmanlık Terapi Merkezi” isimli kurumda, Aile Danışmanlığı, Oyun Danışmanlığı, Dil ve Konuşma Terapisi, Ergoterapist, Psiko-Gelişimsel Değerlendirme ve Terapi, Anne-baba Destek ve Eğitim Çalışmaları, Ergoterapi, Eğitim Programları (Bakıcı Eğitimi, Stajyer Eğitimi ve Süpervizyon) alanlarında verilen hizmete yönelik olarak bu hizmetlerin; Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı özel eğitim ve rehabilitasyon merkezi adı altında eğitim öğretim faaliyeti olarak mı, yoksa Sağlık Bakanlığına bağlı olarak sağlık hizmeti sunumu kapsamında hekim dışı çalışanların mesleklerini serbest olarak icrası niteliğinde mi kabulü gerekeceği hususunun uyuşmazlığın özünü oluşturduğu anlaşılmaktadır.
Nitekim; davacı tarafından, sunulan hizmetin, alanı itibariyle Sağlık Bakanlığı’na bağlı olduğu, hekim dışı sağlık personeli olarak yine sağlık alanında hizmet verdiği, verilen hizmetin eğitim öğretim hizmeti ile bir bağlantısının bulunmadığı iddia edilmekte ve bu iddiayı destekler nitelikte Sağlık Bakanlığı’na yapılan başvurular ve Sağlık Bakanlığı’nın bu konuya yönelik verdiği cevaplar ve yargı kararları dosyaya sunulmuştur.
Bu itibarla; davacının faaliyet alanı (Aile Danışmanlığı, Oyun Danışmanlığı, Dil ve Konuşma Terapisi, Ergoterapist, Psiko-Gelişimsel Değerlendirme ve Terapi, Anne-baba Destek ve Eğitim Çalışmaları, Ergoterapi) itibariyle sunulan hizmetin tanımı ve tabi olacağı mevzuat hükümlerine yönelik olarak gerekli mevzuat çalışmasının ivedilikle yapılarak başvurunun sonuçlandırıması gerekirken, davacının anılan merkezde sunduğu hizmetin dışında eğitim öğretim faaliyeti kapsamında kabul edilebilecek başkaca bir tespit de yapılmaksızın izinsiz eğitim öğretim faaliyeti verildiğinden bahisle tesis edilen dava konusu işlemin hukuka aykırı olduğu, işlemin iptali yolunda verilen Mahkeme kararını kaldıran Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği görüşüyle aksi yöndeki çoğunluk kararına katılmıyoruz.