Danıştay Kararı 8. Daire 2019/5300 E. 2022/6996 K. 30.11.2022 T.

Danıştay 8. Daire Başkanlığı         2019/5300 E.  ,  2022/6996 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
SEKİZİNCİ DAİRE
Esas No : 2019/5300
Karar No : 2022/6996

Temyiz İsteminde Bulunan (Davalı) : … Belediye Başkanlığı
Vekili : Av. …
Karşı Taraf (Davacı) : …
Vekili : Av. …

İstemin Özeti : … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının hukuka aykırı olduğu öne sürülerek, 2577 sayılı Kanunun 49. maddesi uyarınca temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

Savunmanın Özeti : Savunma verilmemiştir.

Danıştay Tetkik Hakimi : …
Düşüncesi : İstemin kabulü ile Mahkeme kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren Danıştay Sekizinci Dairesince işin gereği görüşüldü:
Dava, İstanbul İli, Beykoz İlçesi, … Mahallesinde bulunan … ada, … parsel sayılı, 46.075,11 m² yüzölçümlü 2/B niteliğindeki taşınmazın, 8.754,25 m²’lik kısmının, 6292 sayılı Kanun uyarınca satın alınması istemiyle yapılan başvurunun reddine ilişkin … tarih ve … sayılı işlemin iptali istemiyle açılmıştır.
İdare Mahkemesince verilen görev ret kararının Dairemizin 08/02/2017 tarih ve E:2016/1779, K:2017/632 sayılı kararı ile bozulması üzerine, bozma kararına uyularak; taşınmazın 8.754,25 m²’lik kısmı yönünden hak sahibi olan davacıya 02/07/2014 tarihinde gönderilen yazı içeriği incelendiğinde; taşınmazın bedelinin belirlendiği ve davacının bu yazının tebliği tarihinden itibaren en geç üç ay içerisinde peşinat bedelini ödemek üzere davalı İdareye başvurmasının gerektiği belirtilmesine karşılık, davacının üç ay içerisinde taşınmazın ilk taksidini ödemek üzere başvuru yapmaması durumunda bunun sonuçları hakkında yeterli ve gerekli olan açıklamayı ihtiva etmediği gibi 6292 sayılı Kanunda ilk taksidin yatırılmaması halinde ilgilinin 6292 sayılı Kanundan kaynaklı olan hakkının ortadan kalkacağına ilişkin bir düzenlemenin de yer almadığı görüldüğünden, davacı tarafından üç aylık sürenin bitimi tarihinden kısa bir süre sonra satış yapılmak için kendisine yönelik olarak yeniden bir bildirim yapılması istemini içerir başvurusunun reddedilmesine ilişkin dava konusu işlemde hakkaniyet ilkesi de gözönünde bulundurulduğunda hukuka uyarlılık bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun “Bilinen adrese tebligat” başlıklı 10. maddesinde; “Tebligat, tebliğ yapılacak şahsa bilinen en son adresinde yapılır. (2) Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır. (3) Şu kadar ki; kendisine tebliğ yapılacak şahsın müracaatı veya kabulü şartiyle her yerde tebligat yapılması caizdir.” hükmüne, “Tebliğ imkansızlığı ve tebellüğden imtina” başlıklı 21. maddesinin birinci fıkrasında; “Kendisine tebligat yapılacak kimse veya yukarıdaki maddeler mucibince tebligat yapılabilecek kimselerden hiçbiri gösterilen adreste bulunmaz veya tebellüğden imtina ederse, tebliğ memuru tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir veya memurlarına imza mukabilinde teslim eder ve tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırmakla beraber, adreste bulunmama halinde tebliğ olunacak şahsa keyfiyetin haber verilmesini de mümkün oldukça en yakın komşularından birine, varsa yönetici veya kapıcıya da bildirilir. İhbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarih, tebliğ tarihi sayılır”, anılan maddenin ikinci fıkrasında; “Gösterilen adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olup, muhatap o adreste hiç oturmamış veya o adresten sürekli olarak ayrılmış olsa dahi, tebliğ memuru tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir veya memurlarına imza karşılığında teslim eder ve tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırır. İhbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarih, tebliğ tarihi sayılır.”, “Usulüne aykırı tebliğin hükmü” başlıklı 32. maddesinde; “Tebliğ usulüne aykırı yapılmış olsa bile, muhatabı tebliğe muttali olmuş ise muteber sayılır. Muhatabın beyan ettiği tarih, tebliğ tarihi addolunur.” hükmüne yer verilmiştir.
25/01/2012 tarih ve 28184 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmelik’in “Bilinen adreste tebligat” başlıklı 16. maddesinde; (1) Tebligat, öncelikle tebliğ yapılacak şahsın bilinen en son adresinde yapılır. Bilinen en son adresin tespitinde, tebliğ isteyenin beyanı, muhatabın veya diğer ilgililerin bildirimleri ya da mevcut belgeler esas alınır. (2) Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır. Ayrıca başkaca adres araştırması yapılmaz. 79. maddenin ikinci fıkrasına göre renkli bastırılan tebligat zarfında, adresin muhatabın adres kayıt sistemindeki yerleşim yeri adresi olduğu belirtilerek bu adrese tebligat yapılacağına dair meşruhata yer verilir.
“, “Tebliğ imkânsızlığı ve tebellüğden kaçınma ile adres kayıt sistemindeki adreste bulunamama halinde yapılacak işlem” başlıklı 31. maddesinde; (1) Tebliğ memuru; (a) Muhatap veya muhatap adına tebligat yapılabilecek kişiler, o adreste bulundukları halde hiçbirinin tebliğ anında gösterilen adreste mevcut olmamaları, (b) Muhatap ya da kendilerine tebligat yapılabilecek kişilerin tebellüğden kaçınması, (c) Muhatap, gösterilen adreste hiç oturmamış veya bu adresten sürekli olarak ayrılmış olsa dahi tebligatın, muhatabın adres kayıt sistemindeki yerleşim yeri adresine bu husus meşruhat verilerek çıkarılması, hallerinden biri gerçekleştiği takdirde tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti veya meclisi üyesinden birine ya da kolluk amir veya memuruna imza karşılığında teslim eder. Tebliğ memuru, Ek-1’de yer alan (2) numaralı örneğe uygun olarak düzenlenen ihbarnameyi gösterilen adresteki kapıya yapıştırır. (a) bendinde belirtilen halin gerçekleşmesi durumunda tebliğ memuru, tebliğ olunacak şahsa keyfiyetin haber verilmesini de mümkün oldukça en yakın komşularından birine, varsa yönetici veya kapıcıya da bildirir. (2) Birinci fıkranın (c) bendi gereğince yapılacak tebligatlarda tebliğ memurunca 30 uncu maddeye göre araştırma yapılmaz.”, “Usulüne aykırı tebliğin hükmü” başlıklı 53. maddesi, “Tebliğ, usulüne aykırı yapılmış olsa bile, muhatabı tebliği öğrenmiş ise geçerlidir. Aksi takdirde tebligat yapılmamış sayılır. Muhatap, her ne şekilde olursa olsun tebliğ evrakını veya davetiyeyi alırsa ya da bunların içeriğini öğrenirse tebliği öğrenmiş sayılır. Muhatabın tebliği öğrendiğini beyan ettiği tarih, tebliğ tarihi olarak kabul edilir. Tebliğin usulüne aykırı yapılmış olması halinde, muhatabın tebliği öğrendiğinin ve bunun tarihinin iddia ve ispatı mümkün değildir”, düzenlemesi bulunmaktadır.
Dosyanın incelenmesinden; İstanbul İli, Beykoz İlçesi, … Mahallesinde bulunan … ada, … parsel sayılı, 46.075,11 m² yüzölçümlü 2/B niteliğindeki taşınmazın, 6292 sayılı Kanun’un 8. maddesi kapsamında Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca proje alanı olarak belirlenerek Beykoz Belediyesine tahsis edildiği, daha sonra Milli Emlak Genel Müdürlüğünce, Beykoz Belediyesi adına tapuda tescil edildiği, Beykoz Belediye Meclisinin … tarih ve … sayılı kararı ile taşınmazın, 6292 sayılı Kanun hükümleri çerçevesinde hak sahiplerine satışına karar verildiği, bu kapsamda söz konusu taşınmazın, 8.754,25 m²’lik kısmı yönünden hak sahibi olan davacıya 02/07/2014 tarihli yazı gönderildiği ve söz konusu yazının tebliğ tarihinden itibaren üç ay içerisinde peşinat bedelini ödemek üzere belirtilen belgelerle birlikte Belediyenin 2/B Taşınmaz Satış Bürosuna başvurması gerektiğinin bildirildiği, üç aylık süre geçtikten sonra davacının 20/11/2014 tarihinde davalı idareye başvurduğu ve 02/07/2014 tarihli yazının kendisine tebliğ edilmediğini, bu nedenle bu yazıdan haberdar olmadığını, tarafına tanınan haklardan yararlanarak taşınmazı taksitli olacak şekilde satın almak istediğini belirttiği, söz konusu başvurunun dava konusu işlem ile reddedilmesi üzerine de bakılan davanın açıldığı anlaşılmıştır.
Uyuşmazlıkta; davacının 12/05/2014 tarihli dilekçesi ile davalı idareden çekişmeli taşınmazın kullanıcısından muvafakatname ile haklarını devraldığını ve tapulama işlemlerinin muvafakatnamedeki bilgiler esas alınarak yapılmasını talep ettiği, davalı idarenin 02/07/2014 tarihli işlemi ile bu yazının tebliğ tarihinden itirbaren üç ay içerisinde peşinat bedelini ödemek üzere belirtilen belgelerle birlikte Belediyenin 2/B Taşınmaz Satış Bürosuna başvurması gerektiğinin bildirildiği, söz konusu bu işlemin davacının 12/05/2014 tarihli dilekçesinde belirtmiş olduğu adreste kardeşi “…” a tebliğ edildiği görülmüştür.
7201 sayılı Kanun’un bilinen adrese tebligatı düzenleyen 10. maddesinin birinci fıkrasına göre; tebligat, muhatabın bilinen en son adresine yapılır. 7201 sayılı Kanun’da yazılı bilinen en son adres kavramı ise, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’ndaki yerleşim yeri kavramı ile aynı anlama gelmemekte olup daha geniş bir anlam içermektedir. Tebligat Kanunu’nun Uygulanmasına Dair Yönetmelik’in 16. maddesinin birinci fıkrasına göre bilinen en son adresin tespitinde tebliğ isteyenin beyanı, muhatabın veya diğer ilgililerin bildirimleri ya da mevcut belgeler esas alınmaktadır.
7201 sayılı Kanun’un 10. maddesine 19/01/2011 tarih ve 6099 sayılı Kanun ile eklenen ikinci fıkrasının; “Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır.” hükmü ile gerçek kişilere yapılacak tebligatla ilgili olarak iki aşamalı bir yol benimsenmiştir. İlk olarak muhatabın adresi takip alacaklısı (veya davacı) tarafından bildirilecek ve normal tebligat çıkarılacaktır. İlk defa bildirilen adresin muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi veya başka bir adresi olması arasında fark bulunmamaktadır. Her iki adres de 7201 sayılı Kanun’un 10. maddesinin birinci fıkrası kapsamında bilinen adrestir. Bildirilen adrese çıkarılan tebligatın bilâ tebliğ iade edilmesi halinde ise; ikinci aşama olarak tebligat, muhatabın adres kayıt sistemindeki yerleşim yeri adresine 7201 sayılı Kanun’un 21. maddesinin ikinci fıkrasına göre çıkarılacaktır.
Bu durumda; davacı tarafından davalı idareye sunulan 12/05/2014 tarihli dilekçesinde belirttiği adresin bilinen adresi olduğunun kabulü gerektiği, davalı idare tarafından bu adrese yapılan tebligatın geçerli olduğu, usulüne uygun olarak yapıldığı, işlemi kusurlandıracak başkaca bir husus da olmadığından, davacı tarafından taşınmazın satışına karar verildiğini şifahen öğrenmesi üzerine yapılan itiraz başvurusu sonucu davalı idarece tesis edilen dava konusu işlemde hukuka aykırılık, aksi yönde verilen İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmadığı sonucuna ulaşılmaktadır.
Açıklanan nedenlerle; … İdare Mahkemesinin temyize konu kararının bozulmasına, dosyanın yeniden bir karar verilmek üzere anılan Mahkemeye gönderilmesine, bu kararın tebliğ tarihini izleyen 15 (onbeş) gün içerisinde kararın düzeltilmesi yolu açık olmak üzere, 30/11/2022 tarihinde oybirliği ile karar verildi.