Danıştay Kararı 8. Daire 2019/532 E. 2022/5587 K. 12.10.2022 T.

Danıştay 8. Daire Başkanlığı         2019/532 E.  ,  2022/5587 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
SEKİZİNCİ DAİRE
Esas No : 2019/532
Karar No : 2022/5587

TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Üniversitesi
VEKİLİ : Av. …

KARŞI TARAF (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: … Üniversitesi, Hukuk Fakültesi, İdare Hukuku Anabilim dalında öğretim üyesi olarak görev yapan davacının 05/06/2017-21/06/2017 tarihleri arasında mazeretsiz bir şekilde 10 günü aşan bir süre mesaiye gelmediğinden bahisle 657 sayılı Devlet Memurları Kanunun 20. ve 94. maddesi uyarınca 16/10/2017 tarihi itibariyle “görevinden çekilmiş sayılmasına” ilişkin Rektörlük olurlu … tarih ve …. işlemin iptali ve 10.000,00-TL tutarında manevi tazminata hükmedilmesi istemiyle açılmıştır.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararında; mevzuat hükümleri birlikte değerlendirildiğinde; 2547 sayılı Kanunun 62. maddesi ve 2914 sayılı Kanunun 20. maddesi ile üniversite öğretim elemanlarının özlük hakları ile ilgili hüküm bulunmayan hallerde 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun ve genel hükümlerin uygulanacağının belirlendiği, 657 sayılı Kanunun 94. maddesinde yer verilen Devlet memurlarının çekilmiş sayılmasına ilişkin düzenlemenin ise özlük hakkı kapsamında değerlendirilmesinin mümkün olmadığı görüldüğünden, anılan Kanun hükümleri uyarınca yapılan atıflara istinaden üniversite öğretim elemanları hakkında 657 sayılı Kanunun 94. maddesinin uygulanamayacağı, öte yandan, genel kanun niteliğinden yola çıkılarak 657 sayılı Kanunun özlük hakları dışındaki düzenlemelerinin üniversite öğretim elemanları hakkında uygulanabilmesi için ortada kamu düzenini ihlal edici nitelikte bir hukuksal boşluğun bulunması gerektiği, çekilme düzenlemesinin 2547 ve 2914 sayılı Kanunda yer almamasının bir hukuksal boşluk olarak nitelendirilip nitelendirilemeyeceği hususunun bu noktada önem kazandığı, dayanağı Kanun hükmü Anayasa Mahkemesi’nce iptal edilerek hukuki dayanağını kaybetmiş olsa bile Yükseköğretim Kurumları Yönetici, Öğretim Elemanı ve Memurları Disiplin Yönetmeliği’nde 10 gün kesintisiz ve mazeretsiz göreve gelmeme fiilinin karşılığı olarak görevinden çekilmiş sayılma disiplin cezasının öngörüldüğü halde bu düzenlemenin yapılan değişiklikle Yönetmelikten çıkarıldığı, bunun yanında 2547 ve 2914 sayılı Kanunlara tabi üniversite öğretim elemanlarının görevleri ile 657 sayılı Kanuna tabi memurların yürüttükleri kamu hizmetinin farklı nitelik arz ettiği hususları bir bütün olarak değerlendirildiğinde, salt genel Kanun niteliğinde olması nedeniyle 657 sayılı Kanunun 94. maddesinin üniversite öğretim elemanları hakkında uygulanamayacağı sonuç ve kanaatine varılarak dava konusu işlemin iptaline; dava konusu işlemin yürütmesini durduran İstinaf Dairesi kararı üzerine davacının tekrar göreve başlatıldığı, dava konusu işlemin yarattığı hukuki sonuçların telafi edilemeyecek derecede çok ağır olmadığı ve iptal edilmesiyle maddi yöndeki olumsuz sonuçlarının ortadan kalkacağı hususları hep birlikte dikkate alınarak manevi tazminat verilmesinin koşullarının oluşmadığı manevi tazminat talebi yönünden davanın reddine; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunun 17/1. maddesi uyarınca, davacının talebi üzerine duruşma icrasının “dava konusu işlem” yönünden zorunlu olarak yapılmış olması ve taraflar talepte bulunsa dahi 25.000,00.-TL’yi (güncel değeri 36.000,00.-TL’yi) aşanmayan tam yargı davalarında duruşma yapma zorunluluğunun bulunmaması (mahkemenin takdirine bağlı olması) ve “hak arama özgürlüğünün” kısıtlanmaması sebepleriyle; duruşma yapılmasına tek başına sebep olan dava konusu işlemde davacının haklı çıktığı da gözetilerek, davacının yerinde görülmeyen manevi tazminat talebi için davalı lehine duruşmasız işler için öngürülen vekalet ücreti takdir edileceği belirtilerek, davacı lehine duruşmalı işler için belirlenen vekalet ücretine, davalı lehine ise duruşmasız işler için belirlenen vekalet ücretine hükmedilmiştir.

Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu Mahkeme kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve davalı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, mesai zorunluluğunun öğretim üyelerinde kati yorumlanmamasının ilgililerin akademik çalışmalarını üniversite dışında yürütebilmesinden kaynaklandığı, ancak öğretim üyelerinin bu amaç dışında keyfi olarak fakülteye hiç uğramamasının mümkün olmadığı, davacının da haklı bir mazereti olmaksızın görevine gelmediği, dava konusu işlemin hukuka uygun olduğu ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı tarafından istemin reddi gerektiği savunulmuştur.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’İN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile kararın vekalet ücreti yönünden düzeltilerek onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 17. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca davacının duruşma istemi yerinde görülmeyerek ve dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin işin gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun ‘Temyiz incelemesi üzerine verilecek kararlar’ başlıklı 49. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde; temyiz incelemesi sonunda kararda yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmayan maddi hatalar ile düzeltilmesi mümkün eksiklik veya yanlışlıklar varsa Danıştay’ın kararı düzelterek onayacağı hükme bağlanmıştır.
Dava konusu işlemin tesis edildiği tarih itibarıyla yürürlükte olan 21/08/1982 tarih ve 17789 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Yükseköğretim Kurumları Yönetici, Öğretim Elemanı ve Memurları Disiplin Yönetmeliği’nin ‘Görevinden Çekilmiş Sayma’ başlıklı 10. maddesinin (c) fıkrasının ilk halinde “İzinsiz veya kurumca kabul edilen mazereti olmaksızın görevi kesintisiz 10 gün terk etmek, kısmi statüde bulunanlar için ise kesintisiz 40 saat veya daha fazla göreve devamsızlık göstermek” fiili görevinden çekilmiş sayma cezasını gerektiren eylemlerden sayılmış olup, 29/01/2014 tarih ve 28897 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Yükseköğretim Kurumları Yönetici, Öğretim Elemanı ve Memurları Disiplin Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik ile anılan madde mülga edilmiş; Yönetmelik de 20/10/2017 tarih ve 30216 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Yükseköğretim Kurumları Yönetici, Öğretim Elemanı ve Memurları Disiplin Yönetmeliğinin Yürürlükten Kaldırılmasına Dair Yönetmelik ile kaldırılmıştır.
Aynı Yönetmeliğin ‘Kademe İlerlemesinin Durdurulması’ başlıklı 9. maddesinin (b) fıkrasında; “İzinsiz veya kurumlarca kabul edilen özürü olmaksızın kesintisiz 3-9 gün veya kısmi statüde bulunan öğretim üyeleri için 12-36 saat devamsızlık göstermek” fiili kademe ilerlemesinin durdurulması gerektiren eylemlerden sayılmış olup ‘Kamu Görevinden Çıkarma’ başlıklı 11. maddesinin (c) fıkrasında; “İzinsiz veya kurumlarınca kabul edilebilir özrü olmaksızın bir yıl içinde toplam olarak devamlı statüde olanlar için 20 gün göreve gelmemek, kısmi statüde olanlar için 80 saat devamsızlık göstermek” fiili ise kamu görevinden çıkarma cezasını gerektiren eylemlerden sayılmıştır.
17/04/2020 tarih ve 31102 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7243 sayılı Yükseköğretim Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 7. maddesi ile de 2547 sayılı Kanun’un 53. maddesinde yer alan disiplin hükümlerinde düzenlemeler yapıldığı anlaşılmaktadır. Bu kapsamda, “özürsüz ve kesintisiz 3-9 gün göreve gelmemek” eylemi aylıktan veya ücretten kesme cezasını gerektiren fiiller arasında; “özürsüz veya izinsiz olarak bir yılda toplam 20 gün göreve gelmemek” eylemi ise üniversite öğretim mesleğinden çıkarma cezasını gerektiren fiiller arasında sayılmıştır.
2547 ve 2914 sayılı Kanunlara tabi öğretim elemanlarının Kanunda tanımlanmış olan görevleri ile 657 sayılı Kanuna tabi memurların yürüttükleri kamu hizmetinin farklı niteliklerde olduğu açıktır.
Yasa koyucu tarafından, bu farklılık gözetilmek suretiyle, 2547 sayılı Yasada öğretim elemanları açısından göreve devamsızlık hali için bir idari tasarruf öngörülmeyerek ilgili Yönetmelik ile disiplin cezasına tabi kılındığı anlaşılmakla birlikte; disiplin cezası şeklinde tesis edilecek bir işlem ile idari bir tasarruf niteliği taşıyan işlemin oluşturulma süreci ve ilgilisi açısından oluşturacağı hukuki sonuçların etkileri birbirinden farklıdır. Bu çerçevede, Yönetmelik kapsamında disiplin cezası uygulanması gereken uyuşmazlığın, daha farklı sonuçları olan idari bir tasarrufa konu edilmesi hukuka uygun olmayacaktır.
Bu durumda; davacı hakkında Yönetmelik uyarınca yapılacak bir soruşturma ile fiilinin sübut bulup bulmadığı hususunun tespit edilerek, işlem tesis edilmesi gerekirken; 657 sayılı Kanunun 94. maddesi uyarınca tesis edilen dava konusu işlemde hukuka uygunluk bulunmamaktadır.
Ayrıca, İdare Mahkemesince, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 17/1. maddesi uyarınca, davacının talebi üzerine duruşma icrasının “dava konusu işlem” yönünden zorunlu olarak yapılmış olması ve taraflar talepte bulunsa dahi 25.000,00.-TL’yi aşanmayan tam yargı davalarında duruşma yapma zorunluluğunun bulunmaması ve “hak arama özgürlüğünün” kısıtlanmaması sebepleriyle; duruşma yapılmasına tek başına sebep olan dava konusu işlemde davacının haklı çıktığı da gözetilerek, davacının yerinde görülmeyen manevi tazminat talebi için davalı lehine duruşmasız işler için öngürülen vekalet ücreti takdir edilmiştir.
2577 sayılı Kanunun ‘Duruşma’ başlıklı 17. maddesinin 1. fıkrasında, “Danıştay ile idare ve vergi mahkemelerinde açılan iptal ve yirmibeşbin Türk Lirasını aşan tam yargı davaları ile tarh edilen vergi, resim ve harçlarla benzeri mali yükümler ve bunların zam ve cezaları toplamı yirmibeşbin Türk Lirasını aşan vergi davalarında, taraflardan birinin isteği üzerine duruşma yapılır.” düzenlemesine, İdare Mahkemesi karar tarihinde yürürlükte olan 30/12/2017 tarih ve 30286 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nde İdare ve Vergi Mahkemelerinde takip edilen davalar için duruşmasız ise 1.090,00TL, duruşmalı ise 1.660,00TL vekalet ücretine hükmedileceği düzenlenmiştir.
Bu kapsamda, 2577 sayılı Kanunun 17. maddesinde yirmibeş bin Türk Lirasını aşan tam yargı davalarında taraflardan birinin isteği üzerine duruşma yapılacağına ilişkin düzenlemenin yalnızca tam yargı davası açılmasına ilişkin bir düzenleme olduğu, iptal ve tam yargı davasının birlikte açılması ve duruşma isteminde bulunulması durumunda, iptal davası sebebiyle duruşma yapılması zorunluluğu bulunması sebebiyle hükmedilecek vekalet ücretinin de duruşmalı işler için belirlenen miktarda olması gerekmekte olup, iptal ve tam yargı davasının bölünerek ayrı ayrı değerlendirme yapılmasında hukuki isabet bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Bu durumda, İdare Mahkemesince verilen gerekçeli kararın hüküm fıkrasının 28. paragraf başının “Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca duruşmalı işler için belirlenen 1.660,00.-TL vekalet ücretinin davacı tarafından davalı idareye verilmesine” şeklinde düzeltilmesi gerekmektedir.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle,
1. Temyiz isteminin reddine,
2. … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının davalı idare lehine hükmedilen vekalet ücretine ilişkin kısmın DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, posta gideri avansından artan tutarın Mahkeme tarafından iadesine,
4. Kesin olarak, 12/10/2022 tarihinde oybirliği ile karar verildi.