Danıştay 8. Daire Başkanlığı 2019/5502 E. , 2021/6451 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
SEKİZİNCİ DAİRE
Esas No : 2019/5502
Karar No : 2021/6451
Kararın Düzeltilmesi İsteminde Bulunan (Davalı) : …Genel Müdürlüğü – …
Vekili : Av. …
Karşı Taraf (Davacı) : …Seyahat Otelcilik Turizm San.ve Ticaret A. Ş.
Vekili : Av. …
İstemin Özeti : Danıştay Sekizinci Dairesinin 14/12/2018 tarih ve E:2016/3296, K:2018/8332 sayılı kararının hukuka aykırı olduğu öne sürülerek, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 54. maddesi uyarınca düzeltilmesi istenilmektedir.
Savunmanın Özeti : İstemin reddi gerektiği savunulmaktadır.
Danıştay Tetkik Hakimi : …
Düşüncesi : İstemin gerekçeli olarak reddi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren Danıştay Sekizinci Dairesince işin gereği görüşüldü:
Danıştay dava daireleri ve İdari veya Vergi Dava Daireleri Kurulları tarafından verilen kararlar hakkında karar düzeltilmesi yoluna başvurulabilmesi 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 54. maddesinde yazılı nedenlerin bulunmasına bağlıdır.
Dava; Antalya İli, Aksu İlçesi’nde faaliyet gösteren …isimli otelin maliki ve işleticisi davacı şirket tarafından, 03.12.2014 tarihli ASAT Genel Kurulu kararıyla çıkarılan 2015 yılı su tarifesinin “otel, motel, pansiyonlar” abonelerine ilişkin kısmının iptali istemiyle açılmıştır.
İdare Mahkemesi’nce; turizm tesislerine, 2634 sayılı Turizm Teşvik Kanunu uyarınca uygulanan indirimli tarife uygulamasından, 4736 sayılı Kanunun yürürlüğe girmesi nedeniyle vazgeçilmesinde hukuka aykırılık bulunmadığı, ancak önceki yıl tarifelerine göre 2015 yılında otel, motel ve pansiyonlara uygulanan tarifede makul düzeyin çok üstünde %62.7 oranında artış yapıldığı, bu durumun da haklı sebeplerle izah edilemediği; öte yandan davalı idarelerce her ne kadar son yıllarda turistik tesislerin olduğu bölgede büyük ve ciddi yatırımlar yapıldığı, bu durumun da maliyetleri artırdığı ileri sürülmüşse de; otel motel ve pansiyonların birçoğunun yatırım yapılan yerler dışında bulunduğu, buralarda önceki tesislerin çalıştırılmaya devam edildiği dikkate alındığında Antalya’nın tamamında yer alan bütün otel, motel ve pansiyonların su tarifelerinin bu derece yükseltilmesinin bu sava dayandırılamayacağı belirtilerek tesis edilen işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
Dairemizin 14/12/2018 tarih ve E:2016/3296, K:2018/8332 sayılı kararı ile davacının temyiz istemi bakımından, 4736 sayılı Kanun’un 1. maddesinin dava konusu olayda uygulanma imkanının bulunmadığı, 2634 sayılı Kanun ile turizm sektörünün düzenlenmesi, geliştirilmesi, dinamik bir yapı ve işleyişe kavuşturulması ile turizm yatırımlarının teşvikinin amaçlandığı düşünüldüğünde tarife belirlenirken 2634 sayılı Kanunun, turizm belgeli yatırım ve işletmeler hakkındaki 16. maddesinin uygulanması gerektiği gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline ilişkin Mahkeme kararının bu gerekçeyle onanmasına, davalı idarenin temyiz isteminin ise reddine karar verilmiştir.
Davalı idare tarafından anılan kararın düzeltilmesi istenilmektedir.
2560 sayılı İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun’un “Tarife Tespit Esasları” başlıklı 23. maddesinde, “Su satışı, kanalizasyon tesisi bulunan yerlerdeki kullanılmış suların uzaklaştırılması, septik çukurların boşaltılması giderleri için ayrı tarifeler yapılır. Bu tarifelerin tespitinde, yönetim ve işletme giderleri ile amortismanları doğrudan gider yazılan (aktifleştirilmeyen) yenileme, ıslah ve tevsi masrafları ve (…) bir kar oranı esas alınır. Tarifelerin tespiti ile tahsilatla ilgili usul ve esaslar bir yönetmelik ile belirlenir.”, hükmü yer almış; Ek 5. maddesinde ise, “Bu Kanun diğer büyükşehir belediyelerinde de uygulanır.” hükmüne yer verilmiştir.
Antalya Su ve Atıksu İdaresi Genel Müdürlüğü Tarifeler Yönetmeliği’nin “Tarifenin Esasları” başlıklı 8. maddesinde; su satış tarifesi ile kullanılmış suların uzaklaştırılması tarifesinin belirlenmesinde rol oynayan iki ana faktörden birincisinin, yönetim ve işletme giderleri ile amortismanlar, aktifleştirilemeyen yenileme, ıslah ve tevsi masrafları ve en az %10 karlılık oranı olduğu, tarifelerin belirlenmesindeki ikinci ana faktörün; üretilen ve kayıplar düşüldükten sonra yapılacağı varsayılan ölçülebilir su satış miktarı olduğu, su satış miktarının tahminine; gerçekleşen satışlarla, üretim artışı sağlamak ve kayıpları azaltmak amacıyla alınacak önlemlerin sonuçlarının gerçekçi bir şekilde değerlendirilerek ulaşılacağı, “Su Tarifeleri” başlıklı 9. maddesinde; abone türlerine uygulanacak su satış tarifelerinin, 8. maddede belirtilen yönetim ve işletme giderleri ile amortisman giderlerini karşılayacak ve en az % 10 kâr sağlayabilecek düzeyde olmasının esas olduğu, ASAT’ın su tasarrufunu teşvik, israfı önlemek ve gelirini artırmak için, kademeli tarife uygulaması yapabileceği ve faaliyetlerini daha seri yürütebilmek ve verimi artırabilmek amacıyla, abonelerine tahakkuk edecek su ve atıksu bedellerinde, işletmecilik gereği ticarî indirimler yapabileceği, gerekli kademe aralıkları ile uygulama zamanı ve tarifelerin tespitinin Genel Kurul tarafından belirleneceği düzenlenmiştir.
16.03.1982 tarih ve 2634 sayılı Turizmi Teşvik Kanunu’nun “Elektrik, havagazı ve su ücretleri ” başlığını taşıyan 30.05.1991 tarih ve 3754 sayılı Kanunla değişik 16. maddesinde, “Turizm belgeli yatırım ve işletmeler elektrik, gaz ve su ücretlerini o bölgedeki sanayi ve meskenlere uygulanan tarifelerden en düşüğü üzerinden öderler.” hükmü yer almaktadır.
19.01.2002 tarih ve 4736 sayılı Kamu Kurum ve Kuruluşlarının Ürettikleri Mal ve Hizmet Tarifeleri ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun’un, dava tarihinde yürürlükteki haliyle, 1. maddesinin birinci fıkrasında; “Genel bütçeye dahil daireler ile katma bütçeli idareler, bunlara bağlı döner sermayeli kuruluşlar, kanunla kurulan fonlar, kefalet sandıkları, sosyal güvenlik kuruluşları, genel ve katma bütçelerin transfer tertiplerinden yardım alan kuruluşlar, kamu iktisadi teşebbüsleri ve bağlı ortaklıkları ile müesseseleri, il özel idareleri ve belediyeler ile bunların kurdukları birlik, müessese ve işletmeler, özel bütçeli kuruluşlar, özelleştirme işlemleri tamamlanıncaya kadar, 24.11.1994 tarihli ve 4046 sayılı Kanuna tâbi kuruluşlar ve özel hukuk hükümlerine tâbi, kamunun çoğunluk hissesine sahip olduğu kuruluşlar, kamu banka ve kuruluşları ile bunlara bağlı iş yerleri ve diğer kamu kurum ve kuruluşlarınca üretilen mal ve hizmet bedellerinde işletmecilik gereği yapılması gereken ticarî indirimler hariç herhangi bir kişi veya kuruma ücretsiz veya indirimli tarife uygulanmaz.” hükmü, 6. fıkrasında “Bakanlar Kurulu birinci fıkra hükmünden muaf tutulacak kişi veya kurumları tespit etmeye yetkilidir.” hükmü ile son fıkrasında “Bu Kanunun yayımı tarihinden önce beşinci fıkrada belirtilen kanunlar dışında; kanun, kanun hükmünde kararname, tüzük, yönetmelik, genelge ve benzeri düzenleyici işlemler ile diğer idari işlemlerle tesis edilmiş bulunan ücretsiz veya indirimli tarife uygulamalarına 31.12.2001 tarihinden itibaren son verilir.” hükmü bulunmaktadır.
4736 sayılı Kanun’un yürürlüğe girmesinden sonra turizm belgeli yatırım ve işletmeler hakkında 12.04.2002 tarih ve 2002/4100 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile elektrik abonesi bazı kişi ve kuruluşların 4736 sayılı Kanun’un 1. maddesinin 1. fıkrası hükmünden muaf tutulması ve uygulama esaslarının düzenlendiği, söz konusu Karar’ın “İndirimli tarifeden yararlanan kişi ve kurumlar” başlıklı 2. maddesinde; 2634 sayılı Turizmi Teşvik Kanunu’nun 16. maddesine göre turizm belgeli yatırım ve işletmelerin Kararın 3. maddesinde belirtilen koşullar çerçevesinde 4736 sayılı Kanun’un 1. maddesinin birinci fıkrası hükmünden muaf oldukları belirtilmiş, “İndirimli tarifelerin belirlenmesi” başlıklı 3. maddesinin (b) bendinde, “2634 sayılı Turizmi Teşvik Kanunu’nun 16 ncı maddesine göre turizm belgeli yatırım ve işletmelere, belgenin geçerlik süresinin belirtilmesi kaydıyla onaylı belgelerini ibraz ettikleri takdirde, şantiye dönemi de dahil olmak üzere o bölgedeki mesken ve sanayi abonelerine uygulanan tarifelerden en düşüğü üzerinden elektrik enerjisi verilir. Gelir kaybı tutarı, ilgili abone grubu aylık ortalama satış fiyatı ile uygulanan satış fiyatı arasındaki fark kadar belirlenir.” hükmüne yer verilmiş, söz konusu Bakanlar Kurulu Kararının 2. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi ile 3. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi daha sonra 29.06.2010 tarih ve 27626 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 2010/478 sayılı “Turizm Belgeli Yatırım ve İşletmelere Elektrik Enerjisi Desteği Hakkında Karar” ile yürürlükten kaldırılmış olup, 2010/478 sayılı Karar’ın 3.maddesinde, Bakanlıkça belgelendirilmiş turizm yatırımları veya işletmelerinde, şantiye dönemi dahil tüketilen elektrik enerjisi giderlerinin; tesisin bulunduğu ildeki mesken ve sanayi abonelerine uygulanan tarifelerden en düşüğü ile kendi abone grubuna uygulanan tarife arasındaki fark kadar olduğu ve bu miktarda elektrik enerjisi desteğinde bulunulacağı kuralına yer verilmiştir.
Dosyanın incelenmesinden; Antalya İli, Aksu İlçesi’nde faaliyet gösteren Limak Lara isimli otelin maliki ve işleticisi davacı şirket tarafından, 03.12.2014 tarihli ASAT Genel Kurulu kararıyla çıkarılan 2015 yılı su tarifesinin “otel, motel, pansiyonlar” abonelerine ilişkin kısmının iptali istemiyle bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Yukarıda yer verilen mevzuat hükümlerinin değerlendirilmesinden; 2634 sayılı Turizmi Teşvik Kanunu uyarınca turizm yatırım ve işletme belgesi bulunanların anılan Yasanın 16. maddesi uyarınca yararlandıkları indirimli tarife uygulamasının 4736 sayılı Yasa ile kaldırıldığı, nitekim turizm yatırım ve işletme belgesi bulunanların elektrik tarifesi yönünden 4736 sayılı Kanun’un 1. maddesi hükmünden muaf tutulması için Bakanlar Kurulu Kararı ile mesken ve sanayi abonelerine uygulanan tarifelerden en düşüğü üzerinden elektrik enerjisi verilerek “indirimli tarifeden” faydalanmalarının sağlandığı ve fakat su tarifesi yönünden 4736 sayılı Kanun’un 1. maddesinden muaf tutulmaları yönünden herhangi bir Bakanlar Kurulu Kararı’nın alınmadığı, bu itibarla turizm belgeli yatırım ve işletmelerin 4736 sayılı Kanun’un yürürlüğe girmesinden sonra su abonelikleri için indirim yapılmasına yönelik uygulamanın sona erdiği ve söz konusu işletmeler için ayrı bir su tarifesinin belirlenebileceği anlaşılmaktadır.
Hal böyle olmakla birlikte 2560 sayılı İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun’un uygulanma mecburiyeti bulunan büyükşehirlerde, su tarifesi belirlenirken idarelerin sınırsız bir takdir yetkisi bulunmamakta olup, şebeke suyunun dağıtımı, depolanması ve fiyatının belirlenmesi konusunda tekel konumunda olan davalı idarenin, abonelerine ekonomik olarak yük teşkil edecek, makul sayılamayacak uygulamalardan kaçınması ve su ücretlerine yapılacak zammın günün ekonomik koşulları, enflasyon oranları ile hizmetin sunumunda ortaya çıkacak ek maliyet unsurları ile birlikte değerlendirmek suretiyle belirlenmesi gerekeceği de açıktır.
Somut uyuşmazlıkta, davalı idare tarafından 2014 yılı giderlerinin 2014 yılı gelirlerinden fazla olduğu, 2015 ve devamı yıllarda yapılması planlanan yatırım harcamalarının miktarları ve Kanunda yer alan maliyet unsurları dikkate alınarak su tarifesinin belirlendiği, söz konusu yatırım harcamalarının ağırlıklı olarak turistik tesislerin yoğun olduğu bölgelere yönelik olduğu ve en çok turizm işletme sahiplerinin bu yatırımlardan faydalanacağı belirtilerek belirlenen bedellerin makul olduğu ileri sürülmüş ise de, söz konusu su tarifesinin belirlenmesine ilişkin herhangi bir hesaplama ve analiz raporunun dosyada yer almadığı, Yönetim Kurulu’nca Genel Kurul’a sunulan tarife teklifinde %9 oranında bir artış yapılarak 2,35-TL bedel öngörülmüş iken Komisyon tarafından yapılan incelemeler sonucunda otel, motel ve pansiyon aboneliklerinde 3,50-TL olacak şekilde artışa gidilmesinin uygun olacağının belirtildiği ve fakat bu hesaplamanın hangi kriterler esas alınarak yapıldığına dair bir raporun sunulmadığı, maliyet artışının ağırlıklı olarak otel, motel ve pansiyon işletmecilerine yansıtılacak şekilde ücret belirlemesine gidilmesinin ve bu belirlemenin dayanaklarının yeterli açıklıkta ortaya konulmadığı anlaşıldığından dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı sonuç ve kanaatine varılmaktadır.
Bu durumda, davalı idarenin karar düzeltme isteminin bu gerekçeyle reddine karar verilmesi gerekmektedir.
İstemde bulunan tarafından öne sürülen düzeltme nedenleri sözü edilen maddede belirtilen nedenlerden hiçbirisine uymadığından karar düzeltme isteminin yukarıda belirtilen gerekçeyle reddine, karar düzeltme giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, 16/12/2021 tarihinde esasta oybirliği, gerekçede oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY :
(X)- Danıştay dava daireleri ve İdari veya Vergi Dava Daireleri Kurulları tarafından verilen kararlar hakkında karar düzeltilmesi yoluna başvurulabilmesi 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 54. maddesinde yazılı nedenlerin bulunmasına bağlıdır.
Dava; Antalya İli, Aksu İlçesi’nde faaliyet gösteren …isimli otelin maliki ve işleticisi davacı Şirket tarafından, 03.12.2014 tarihli ASAT Genel Kurulu kararıyla çıkarılan 2015 yılı su tarifesinin “otel, motel, pansiyonlar” abonelerine ilişkin kısmının iptali istemiyle açılmıştır.
4736 sayılı Kamu Kurum ve Kuruluşlarının Ürettikleri Mal ve Hizmet Tarifeleri ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunun 1. maddesi ile kamu kurum ve kuruluşlarınca üretilen mal ve hizmet bedellerinde işletmecilik gereği yapılması gereken ticari indirimler hariç herhangi bir kişi veya kuruma ücretsiz ve indirimli tarife uygulanmayacağı hükme bağlanmış ise de; 2634 sayılı Kanunun 16. maddesinde yer alan turizm belgesi sahibi işletmelere elektrik, gaz ve su ücretlerinde o bölgedeki sanayi ve konutlara uygulanan tarifenin en düşüğünün uygulanacağına yönelik hükmün “indirimli tarife” uygulaması olarak kabulü mümkün olmadığından olayda turizm belgeli yatırım ve işletmeler hakkında 2634 sayılı Kanun’un 16. maddesi hükümlerinin uygulanmasına devam edilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varılmaktadır.
Bu itibarla, 14/12/2018 tarih ve E:2016/3296, K:2018/8332 sayılı Daire kararımıza bu gerekçe eklenmek suretiyle davalı idarenin karar düzeltme isteminin reddi gerektiği görüşüyle çoğunluk kararına gerekçe yönünden katılmıyoruz.