Danıştay 8. Daire Başkanlığı 2019/6355 E. , 2022/6296 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
SEKİZİNCİ DAİRE
Esas No : 2019/6355
Karar No : 2022/6296
DAVACI : … A.Ş.
VEKİLİ : Av. ……
DAVALI : … Genel Müdürlüğü
VEKİLİ : Av. …
DAVANIN KONUSU :
Davacı tarafından, Orman Genel Müdürlüğü’ne bağlı ilgili orman idarelerince taahhüt senetlerine özel hüküm olarak eklenen ilave ağaçlandırma bedelinin ödeneceği yönündeki beyanın kaldırılması, bu ibarenin taahhüt senetlerine yazılmaması ve ormanlık alanlardan geçen teşekküle ait enerji iletim tesislerinden meri mevzuat hükümleri içerisinde yer almayan ilave ağaçlandırma bedeli ödenmesi talebine son verilmesi ile zikredilen tesislerden ilave ağaçlandırma bedeli alınmaması talebiyle yapılan başvurunun reddine ilişkin … tarih ve … sayılı işlemin iptali istenilmektedir.
DAVACININ İDDİALARI :
Dava konusu işlemde bahsedilen Genel Müdürlük talimatının yasal dayanağının ortaya konulmadığı; 6831 sayılı Orman Kanunu’nun Ek 5. maddesinde, orman izinlerinde alınacak bedellerin tespitinin Yönetmelik ile yapılacağının düzenlendiği; anılan hükme dayanılarak çıkartılan Orman Kanunu’nun 17/3 ve 18. Maddelerinin Uygulama Yönetmeliği’nde ilave ağaçlandırma bedeli ile ilgili herhangi bir ifade bulunmadığı; ayrıca talimatta enerji üretimi için yapılan santrallere verilecek izinlerden bahsedilmekle birlikte teşekküllerinin enerji iletimi yaptığı, üretim faaliyetinde bulunmadığı; yasal dayanağı bulunmayan işlemin öncelikle yürütmesinin durdurulması ve sonrasında iptali edilmesi gerektiği ileri sürülmektedir.
DAVALI İDARENİN SAVUNMASI :
16/07/2013 tarih ve 880 sayılı talimatın kapsamına giren projelerin işin doğası gereği ormanların zirvelerinde yapıldığı, buralara ulaşmak için genellikle geniş ve uzun yeni yolların ve türbinlerden üretilen enerjinin ulusal şebekeye bağlanması için enerji nakil hatlarının yapılması gerektiği; her bir tesis için enerji nakil hattı da dahil olmak üzere yaklaşık 1 hektar ormanlık alanın zarar gördüğü; ormanların kapalılık oranı yani meşcereyi oluşturan ağaçların toprağı siperleme oranı arttıkça ilave ağaçlandırma bedelinin artırılmasıyla projelerin mümkün oldukça ormanlık alan dışında yapılması, ormanlık alanlarda izin verilmesi durumunda ise mümkün olduğunca bozuk ve ağaçsız alanda izin verilmesinin amaçlandığı; borcun kaynağının yalnızca talimat olmadığı, talimat uyarınca ilgililerden alınan taahhüt senedi olduğu, bu bedeli ödemeyi taahhüt ederek izni alan ve sahayı teslim alan davacının bu bedelin alınmasına dair talebinin haksız olup taahhüdüne uymadığı; ön izin aşamasında imzalanan taahhüde uyulmadan kesin izin verilmesinin mümkün olmadığı belirtilerek davanın reddine karar verilmesi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Dava konusu işlemin iptali gerektiği düşünülmektedir.
DANIŞTAY SAVCISI : …
DÜŞÜNCESİ : Dava, Orman Genel Müdürlüğü’ne bağlı ilgili orman idarelerince taahhüt senetlerine özel hüküm olarak eklenen ilave ağaçlandırma bedelinin ödeneceği yönündeki beyanın kaldırılması, bu ibarenin taahhüt senetlerine yazılmaması ve ormanlık alanlardan geçen teşekküle ait enerji iletim tesislerinden meri mevzuat hükümleri içerisinde yer almayan ilave ağaçlandırma bedeli ödenmesi talebine son verilmesi ile tesislerden ilave ağaçlandırma bedeli alınmaması talebiyle yapılan başvurunun reddine ilişkin …tarih ve …sayılı işlemin iptali istemiyle açılmıştır.
Dava konusu uygulamanın dayanağı olarak gösterilen; Orman ve Su İşleri Bakanlığı’nın, 16/07/2013 tarih ve 880 sayılı ve “Rüzgar Enerji Santralleri, Biokütle Enerji Santralleri ve Termik Santralleri İzinlerinde Ayrıca Alınacak Ağaçlandırma Bedeli” konulu Genelgesinde özet olarak: Rüzgar Enerji Santrali, Biokütle Enerji Santrali ve Termik Santrali izinlerinde; Uygulama Yönetmeliği gereğince alınan bedellere ilave olarak Orman Amenajman Planlarına göre; Tepe kapalılığı oranlarına bağlı olarak ilave ağaçlandırma bedeli alınması ve alınacak ağaçlandırma bedellerine ilişkin taahhüt senedi düzenlenmesi öngörülmüştür.
Bu Genelgenin iptali istemiyle açılan davalarda Danıştay Sekizinci Dairesi’nin 15/05/2019 tarih ve E:2014/5896, K:2019/4611 sayılı ve yine aynı tarih ve E:2014/5904, K:2019/4614 sayılı kararları ile, Yönetmelikle sayılan tesislerden bazılarından bazı durumlarda ilave ağaçlandırma bedeli alınması gerektiğine dair düzenlemenin Yönetmelik ile yapılması gerekirken, Genelge ile yapılmasında hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle iptaline karar verildiği anlaşılmaktadır.
Öte yandan dava dosyasında bulunan bilgi ve belgelerin incelenmesinden, Davalı idarece anılan iptal kararı gereğince, İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 28. maddesi çerçevesinde işlem yapılarak izin raporu tanziminde ilave ağaçlandırma bedeli hesaplanmaması hususunun tüm teşkilata talimatlandırıldığı ve Genelgenin iptali ile birlikte artık ilave ağaçlandırma bedeli talep edilmediği görülmektedir.
Bu durumda, dava konusu işlemin dayanağını teşkil eden 16/07/2013 tarih ve 880 sayılı Genelgenin Sekizinci Daire kararlarıyla iptal edilmiş olması sonrasında, anılan iptal kararları doğrultusunda davalı idarece işlem tesis edilerek ilave ağaçlandırma bedeli alınması uygulamasından vazgeçildiği, bu konuda tüm birimlere ilave ağaçlandırma bedeli hesaplanmaması konusunda … günlü ve E… sayılı Yazının gönderildiği anlaşıldığından, davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığı sonucuna varılmıştır.
Açıklanan nedenlerle, konusu kalmayan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerektiği, düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
ESAS YÖNÜNDEN:
İlgili Mevzuat:
Anayasa’nın 169. maddesinde, “Devlet, ormanların korunması ve sahalarının genişletilmesi için gerekli kanunları koyar ve tedbirleri alır. Yanan ormanların yerinde yeni orman yetiştirilir, bu yerlerde başka çeşit tarım ve hayvancılık yapılamaz. Bütün ormanların gözetimi Devlete aittir.
Devlet ormanlarının mülkiyeti devrolunamaz. Devlet ormanları kanuna göre, Devletçe yönetilir ve işletilir. Bu ormanlar zamanaşımı ile mülk edinilemez ve kamu yararı dışında irtifak hakkına konu olamaz.
Ormanlara zarar verebilecek hiçbir faaliyet ve eyleme müsaade edilemez. Ormanların tahrip edilmesine yol açan siyasi propaganda yapılamaz; münhasıran orman suçları için genel ve özel af çıkarılamaz. Ormanları yakmak, ormanı yok etmek veya daraltmak amacıyla işlenen suçlar genel ve özel af kapsamına alınamaz.
Orman olarak muhafazasında bilim ve fen bakımından hiçbir yarar görülmeyen, aksine tarım alanlarına dönüştürülmesinde kesin yarar olduğu tespit edilen yerler ile 31/12/1981 tarihinden önce bilim ve fen bakımından orman niteliğini tam olarak kaybetmiş olan tarla, bağ, meyvelik, zeytinlik gibi çeşitli tarım alanlarında veya hayvancılıkta kullanılmasında yarar olduğu tespit edilen araziler, şehir, kasaba ve köy yapılarının toplu olarak bulunduğu yerler dışında, orman sınırlarında daraltma yapılamaz.” hükmü yer almaktadır.
6831 sayılı Orman Kanunu’nun 17. maddesinin 3. fıkrasında, “Savunma, ulaşım, enerji, haberleşme, su, atık su, petrol, doğalgaz, altyapı, katı atık bertaraf ve düzenli depolama tesislerinin; baraj, gölet, sokak hayvanları bakımevi ve mezarlıkların; Devlete ait sağlık, eğitim, adli hizmet ve spor tesisleri ile ceza infaz kurumlarının ve bunlarla ilgili her türlü yer ve binanın Devlet ormanları üzerinde bulunması veya yapılmasında kamu yararı ve zaruret olması halinde, gerçek ve tüzel kişilere bedeli mukabilinde Çevre ve Orman Bakanlığınca izin verilebilir. Devletçe yapılan ve/veya işletilenlerden bedel alınmaz. Bu izin süresi kırkdokuz yılı geçemez. Bu alanlarda Devletçe yapılanların dışındaki her türlü bina ve tesisler iznin sona ermesi halinde eksiksiz ve bedelsiz olarak Orman Genel Müdürlüğünün tasarrufuna geçer. Söz konusu tesisler Orman Genel Müdürlüğü veya Çevre ve Orman Bakanlığı ihtiyacında kullanılabilir veya kiraya verilmek suretiyle değerlendirilebilir. İzin amaç ve şartlarına uygun olarak faaliyet gösteren hak sahiplerinin izin süreleri; yer, bina ve tesislerin rayiç değeri üzerinden belirlenecek yıllık bedelle doksandokuz yıla kadar uzatılabilir. Bu durumda devir işlemleri uzatma süresi sonunda yapılır. Verilen izinler amaç dışında kullanılamaz.” hükmüne yer verilmiştir.
6831 sayılı Orman Kanunu’nun Ek 5. maddesinde ise, “Bu Kanunun uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar ile orman alanlarından yararlanma karşılığı alınacak bedel miktarlarının tespiti ve tahsiline ilişkin hususlar, Orman Genel Müdürlüğü tarafından yürürlüğe konulan yönetmelikle belirlenir.” düzenlemesi bulunmaktadır.
6831 sayılı Orman Kanunu’nun 17/3, 18. ve Ek 5. maddelerine dayanılarak hazırlanan ve işlem tarihinde yürürlükte olan 18/04/2014 tarih ve 28976 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Orman Kanununun 17/3 ve 18 inci Maddelerinin Uygulama Yönetmeliği’nin 3. maddesinde, ağaçlandırma bedeli, izin verilen alan üzerinden bir defaya mahsus alınan bedel olarak tanımlanmış olup; “Alınacak bedeller” başlıklı 8. maddesinin 1. fıkrasında, verilen ön izinlerde ön izin bedeli, kesin izinlerde ise; ağaçlandırma bedeli, arazi izin bedeli, orköy bedeli, erozyon bedeli alınacağı belirtilmiştir.
Aynı Yönetmeliğin “Bedellerin tespiti” başlıklı 9. maddesinde ise, ” (1) Alınacak bedellerden;
a) Ağaçlandırma bedeli; Genel müdürlükçe, Asgari Ücret Tespit Komisyonu tarafından yılın ikinci yarısı için tespit edilen 16 yaşını doldurmuş işçilerin bir günlük normal çalışma karşılığı asgari ücretlerinin 294 gün/hektar katsayısıyla çarpımı sonucu belirlenen ağaçlandırma birim hektar bedelinin, izin alanı ile çarpımı sonucu,
b) Arazi izin bedeli; İzin alanının metrekaresi, cari yıl ağaçlandırma birim metrekare bedeli, bu Yönetmeliğin ekinde yer alan izin türü katsayısı (Ek-1), ekolojik denge katsayısı (Ek-2) ve il katsayısının (Ek-3) çarpımlarının sonucu,
c) Orköy bedeli; Toplam proje bedelinin yüzde üçü (%3) alınarak,
ç) Erozyon bedeli; Toplam proje bedelinin yüzde ikisi (%2) alınarak,
d) Depolama bedeli; Cari yıl bir metrekare ağaçlandırma bedelinin, büyükşehir belediyesi bulunan illerde dört katı, diğer illerde ise üç katının toplam depolama hacmi ile çarpımı sonucu,
bulunur.
…
(3) Bu bedellerden arazi izin bedeli her yıl, diğer bedeller izin başlangıcında bir defaya mahsus defaten alınır.” hükmü bulunmaktadır.
Öte yandan; Orman ve Su İşleri Bakanlığı’nın, 16/07/2013 tarih ve 880 sayılı ve “Rüzgar Enerji Santralleri, Biokütle Enerji Santralleri ve Termik Santralleri İzinlerinde Ayrıca Alınacak Ağaçlandırma Bedeli” konulu Genelgesinde, Rüzgar Enerji Santrali, Biokütle Enerji Santrali ve Termik Santrali izinlerinde; Uygulama Yönetmeliği gereğince alınan bedellere ilave olarak Orman Amenajman Planlarına göre;
1-Tepe kapalılığı %0-10 arasındaki bozuk orman alanlarında 1 kat ilave ağaçlandırma bedeli,
2-Tepe kapalılığı %11-40 arasındaki 1 kapalı meşcerelerde 2 kat ilave ağaçlandırma bedeli,
3-Tepe kapalılığı %41-70 arasındaki 2 kapalı meşcerelerde 3 kat ilave ağaçlandırma bedeli,
4-Tepe kapalılığı %71’den fazla 3 kapalı meşcerelerde 5 kat ilave ağaçlandırma bedeli alınması, ilave alınacak olan ağaçlandırma bedellerinin ön izin taahhüt senedinde belirtilmesi, kesin izin aşamasında ise, bu bedellerin Orman Genel Müdürlüğü Özel Bütçe Hesaplarına yatırılmasının uygun görüldüğü, ayrıca Rüzgar Enerji Santrali, Biokütle Enerji Santrali ve Termik Santrali izinlerinde uygulamada birlikteliğin sağlanması açısından, ön izin taahhüt senetlerinin özel hükümler bölümüne, “Kesin izin aşamasında Tepe kapalılığı %0-10 arasındaki bozuk orman alanlarında 1 kat ilave ağaçlandırma bedeli, tepe kapalılığı %11-40 arasındaki 1 kapalı meşcerelerde 2 kat ilave ağaçlandırma bedeli, tepe kapalılığı %41-70 arasındaki 2 kapalı meşcerelerde 3 kat ilave ağaçlandırma bedeli, tepe kapalılığı %71’den fazla 3 kapalı meşcerelerde 5 kat ilave ağaçlandırma bedeli ödeyeceğimi kabul ve taahhüt ederim” ibaresinin eklenmesi ve buna uygun taahhüt senedi alınması gerektiği belirtilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Davacı tarafından, 19/04/2019 tarihinde davalı idareye bir başvuruda bulunularak, Orman Genel Müdürlüğü’ne bağlı ilgili orman idarelerince taahhüt senetlerine özel hüküm olarak eklenen ilave ağaçlandırma bedelinin ödeneceği yönündeki beyanın kaldırılması, bu ibarenin taahhüt senetlerine yazılmaması ve ormanlık alanlardan geçen teşekküle ait enerji iletim tesislerinden meri mevzuat hükümleri içerisinde yer almayan ilave ağaçlandırma bedeli ödenmesi talebine son verilmesi ile zikredilen tesislerden ilave ağaçlandırma bedeli alınmamasının talep edildiği; davalı idarece cevaben verilen ve dava konusu edilen … tarih ve …sayılı işlemde, ilave ağaçlandırma bedeli alınmasına yönelik … tarih ve …nolu Bakanlık Makamı Olur’u ve … tarih ve …sayılı Genel Müdürlük talimatı yürürlükte olduğundan, ilave ağaçlandırma bedelinin alınmasından vazgeçilmesinin söz konusu olmadığının belirtildiği görülmektedir.
Davacı tarafından, dava konusu işlemde bahsi geçen 16/07/2013 tarih ve 880 sayılı Genel Müdürlük talimatının yasal dayanağı bulunmadığından, işlemin iptali gerektiği ileri sürülmektedir.
Davalı idarece, ilave ağaçlandırma bedeli alınmasının yalnızca 16/07/2013 tarih ve 880 sayılı Genel Müdürlük talimatına dayanmadığı, talimat uyarınca ilgililerden alınan taahhüt senedinin de bulunduğu, bu bedeli ödemeyi taahhüt ederek izni alan ve sahayı teslim alan davacının bu bedelin alınmasına dair talebinin haksız olup taahhüdüne uymadığı savunulmaktadır.
Dava konusu …tarih ve …sayılı işlemin dayanağını oluşturan 16/07/2013 tarih ve 880 sayılı Genelgenin iptali istemiyle açılan davada Danıştay Sekizinci Dairesi’nin 15/05/2019 tarih ve E:2014/5896, K:2019/4611 sayılı ve aynı tarih ve E:2014/5904, K:2019/4614 sayılı kararında “Anayasa’nın 124. maddesinde, Cumhurbaşkanı bakanlıklar ve kamu tüzel kişilerinin, kendi görev alanlarını ilgilendiren kanunların ve Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin uygulanmasını sağlamak üzere ve bunlara aykırı olmamak şartıyla yönetmelikler çıkarabileceği hükme bağlanmıştır.
Yasa koyucu düzenleyeceği konularda genel prensipleri belirler ve bunun uygulanmasını, yürütmeye, bir başka ifadeyle idarelere bırakır. Bu asli düzenleme yetkisinin Yasama organına ait olmasının doğal bir sonucudur. Ancak, idarelerin düzenleyici işlem yapma yetkisi yasama organının çizdiği sınırlar içinde, başta Anayasa olmak üzere, Kanun, Tüzük gibi üst hukuk normlarına aykırı olmamak kayıt ve şartına bağlı olarak gerçekleşebilir.
Bakanlıklar ile diğer kamu kurum ve kuruluşları, görev alanlarına ilişkin olarak tüzük ve yönetmelik dışında, kılavuz, yönerge, tebliğ, genelge gibi çeşitli adlar altında da düzenleme yapabilmektedirler. Ancak bu düzenlemeler arasında uyulması gereken “normlar hiyerarşisi” kuramına göre hukuk düzeni, farklı kademede yer alan Anayasa, kanun, tüzük, yönetmelik ve diğer düzenleyici işlemlerden oluşan birçok normu içermekte ve her norm geçerliliğini bir üst basamakta yer alan normdan almaktadır. Bu nitelikleri gereği, dayandıkları üst hukuk normlarına aykırı hüküm ihtiva etmeleri mümkün değildir.
Normlar hiyerarşisine göre kanundan sonra gelen tüzük, yönetmelik, genelge, kılavuz gibi düzenlemelerin ancak kanunda verilmiş olan hakkın kullanılmasının açıklanması ile ilgili olacağı, bu metinlerde kanun ile verilmiş olan hakkı genişletici veya daraltıcı mahiyette hükümlere yer verilemeyeceği hukukun genel ilkelerindendir.
İdarenin düzenleyici idari işlem tesis etme yetkisinin “Yasama yetkisinin devredilmezliği” ilkesinin bir sonucu olarak ikincil nitelikte bir kural koyma yetkisi olduğu göz önüne alındığında; söz konusu yetkinin kanunların çizdiği çerçeve içinde kalması ve kanunlara uygun olarak kullanması zorunludur. Bu bağlamda kanunun öngördüğü düzenleme yetkisinin yine kanunda belirtildiği gibi kullanılması, kanun hükmü bir konunun yönetmelikle düzenlenmesini öngörüyorsa düzenlemenin yönetmelikle yapılması, ayrıca normlar hiyerarşisinde yönetmeliğe göre daha alt düzeyde yer alan düzenleyici işlemlerin yönetmelikle çizilen sınırı aşmaması ve yönetmeliğe uygun olması bir diğer zorunluluktur.
6831 sayılı Kanunu’nun 17. maddesinin uygulanmasıyla ilgili şekil, şart ve esaslar ile orman alanlarından her türlü yararlanma karşılığı alınacak bedel miktarlarının tespiti ve tahsiline ilişkin hususların Yönetmelik ile düzenleneceğine ilişkin açık hükmüne rağmen, dava konusu genelge ile ile ek ağaçlandırma bedeline ilişkin düzenleme yapıldığı görülmektedir.
Ülkemizde; ormanlık alanlarda çeşitli nedenlerle kurulacak tesisler için verilen izinlerin çok uzun süreli olduğu gibi daha fazla uzatma imkanı sağlandığı halde uygulamada alınan bedellerin bu uzun süreye rağmen ilk başta bir defaya mahsus olduğu ve kurulacak tesise göre cüzi miktarlarda kalabileceği açık ise de; şayet belirli tesisler için daha fazla ağaçlandırma bedeli alınması gerekiyorsa bu hususun yukarıda yazılı Yönetmelikte düzenlenmesi gerektiği şüphesizdir. 6831 sayılı Kanunu’nun 17. maddesinin uygulamasını Uygulama Yönetmeliği ile gösteren idarenin, bu Yönetmelikte getirilen kuralları aşan nitelikte getireceği yeni düzenlemeleri de yine bu Yönetmelikle yapması, alt düzenleyici işlemlere bırakmaması gerekmektedir. Zira, genelge gibi alt düzenleyici işlemler kurallar hiyerarşisi gereği, dayandığı Yönetmelik hükümlerini genişletici değil, açıklayıcı hükümler içerebilirler.
Bu durumda; Yönetmelikle sayılan tesislerden bazılarından bazı durumlarda ilave ağaçlandırma bedeli alınması gerektiğine dair düzenlemenin Yönetmelik ile yapılması gerekirken, Genelge ile yapılmasında hukuka uyarlık bulunmamaktadır.” gerekçeleriyle 16/07/2013 tarih ve 880 sayılı Genelgenin iptaline karar verilmiştir.
Öte yandan, Dairemizin 11/11/2019 tarih ve E:2019/6355 sayılı ara kararıyla; dava konusu işlemin dayanağı olan 16/07/2013 tarih ve 880 sayılı Genelgede, enerji üretimi maksadıyla yapılacak santrallere verilecek izinler için ilave ağaçlandırma bedeli alınmasının öngörüldüğü, buna karşılık davacı şirketin elektrik iletim faaliyetlerinde bulunmak amacıyla teşkil olunan bir iktisadi devlet teşekkülü olduğu görüldüğünden, bu hususa ilişkin açıklama yapılmasının istenildiği ve anılan Genelge haricinde, elektrik iletim faaliyetlerinden de ilave ağaçlandırma bedeli alınacağına ilişkin düzenleme bulunup bulunmadığı davalı idareden sorulmuş olup; 13/03/2020 tarihinde Dairemizin kaydına giren cevapta, yukarıda ayrıntısı yer alan, Dairemizin E:2014/5896 ve E:2014/5904 sayılı dosyalarında verilen iptal kararlarının temyiz edilmesinden Genel Müdürlük makamının Oluru ile vazgeçilip, İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 28. maddesi çerçevesinde işlem yapılarak izin raporu tanziminde ilave ağaçlandırma bedeli hesaplanmaması hususunun İzin ve İrtifak Dairesi Başkanlığı’nın 31/07/2019 tarih ve E.1537968 sayılı yazısıyla tüm teşkilata talimatlandırıldığı ve Genelgenin iptali ile birlikte İdarelerince artık ilave ağaçlandırma bedeli talep edilmediğinin İzin ve İrtifak Dairesi Başkanlığı’nın … tarih ve E… sayılı yazısında belirtildiği bildirilmiştir.
Bu durumda, dava konusu işlemin dayanağını teşkil eden 16/07/2013 tarih ve 880 sayılı Genelgenin Dairemizin kararlarıyla iptal edilmiş olması karşısında, anılan iptal kararları doğrultusunda davalı idarece işlem tesis edilerek ilave ağaçlandırma bedeli alınması uygulamasından vazgeçildiği de göz önünde bulundurulduğunda, dava konusu işlemde hukuka uyarlık görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Dava konusu işlemin İPTALİNE,
2. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam … TL yargılama giderinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine,
3. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca … TL vekâlet ücretinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine,
4. Posta giderleri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra istemi halinde davacıya iadesine,
5. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere,
04/11/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.