Danıştay 8. Daire Başkanlığı 2019/732 E. , 2022/6423 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
SEKİZİNCİ DAİRE
Esas No : 2019/732
Karar No : 2022/6423
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVALI) : … Üniversitesi
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: … Üniversitesi … Fakültesi, … Anabilim Dalı’nda araştırma görevlisi olarak görev yapan davacı tarafından, görev süresinin uzatılmamasına ilişkin … tarih ve … sayılı Erzincan Üniversitesi Hukuk Fakültesi Yönetim Kurulu kararının iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile; davacının 09/11/2010 tarihinde … Üniversitesi … Fakültesi, … Anabilim Dalında araştırma görevlisi kadrosuna atandığı, 2011-2012 Eğitim-Öğretim yılında Erzincan Üniversitesi Sosyal Bilimleri Enstitüsü … tezli yüksek lisans programına başladığı, söz konusu eğitim öğretim dönemi sonunda yüksek lisans derslerini tamamladığı, … tarih ve … sayılı Hukuk Fakültesi Yönetim Kurulu Kararı ile, 2011-2012 Güz döneminden itibaren sekiz yarıyıldan fazla bir zaman geçmesine rağmen seminer ödevini tamamlayıp tez aşamasına geçemediği, ayrıca … Anabilim Dalı Başkanı ve eski danışmanı Prof Dr. … yönelik tehdit ve şantaj niteliğindeki eylemlerinden dolayı 3 yıl süreyle kademe ilerlemesinin durdurulması cezası verildiği, hakkında açılan ceza soruşturması nedeniyle lüzum-u muhakemesine karar verildiği gerekçesiyle görev süresinin uzatılmamasına karar verildiği, davacı vekili tarafından, davacı hakkında tehdit ve şantaj niteliğinde eylemde bulunduğu iddiaları hakkında verilen lüzum-u muhakeme kararına yapılan itiraz üzerine, Danıştay Birinci Dairesinin 20/10/2016 tarih ve E:2016/812, K:2016/1438 sayılı kararı ile “mevcut delillerin şüpheliye atılı suçun işlendiğini doğrulayacak ve hakkında kamu davası açılmasını gerektirecek nitelikte bulunmadığı” gerekçesiyle lüzum-u muhakeme kararının kaldırıldığı ileri sürülmekte ise de, dava konusu işlemin tek ve asıl gerekçesinin davacı hakkında verilen lüzum-u muhakeme kararı ve disiplin cezası olmadığı, görev süresinin uzatılmamasının asıl gerekçesinin yüksek lisans eğitimindeki başarısızlığı olduğu, bu nedenle anılan gerekçe yönünden hukuki değerlendirme yapıldığı,araştırma görevlilerinin öğretim üyelerinin kaynağını oluşturduğu, bu görevde bulunanların yüksek lisans ve doktora eğitimini süresinde başarmaları gerektiği, yüksek lisans ve doktora eğitiminde başarısız elemanların araştırma görevliliği görevine son verilmemesi halinde, bu kadroların başarısız kişiler tarafından devamlı şekilde işgal edileceği ve üniversitenin ihtiyacı olan öğretim üyelerinin kaynağını oluşturan yeni ve başarılı araştırma görevlilerinin atanmasının imkansız hale geleceği, bu durumda; Yönetmelik hükmüne göre davacının yüksek lisans eğitimini en fazla altı yarıyılda tamamlaması gerekirken, sekiz yarıyıldan fazla bir zaman geçmesine rağmen seminer ödevini tamamlayıp tez aşamasına geçemediği ve bu nedenle yüksek lisans eğitiminde başarısız olduğu tartışmasız olduğundan, görev süresinin uzatılmamasına ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık görülmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu Mahkeme kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve davacı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, Mahkeme kararında delillerin tartışılmadığı, eksik inceleme ve araştırma ile karar verildiği, idarenin takdir yetkisinin mutlak ve sınırsız olmadığı ve keyfi kullanılamayacağı, idarenin takdir yetkisini eşitlik ilkesine aykırı kullandığı, işlemin gerekçeli olmadığı, görev süresi dolmadan önce faaliyet raporu istenmesinin gerekli olmasına rağmen kendisinden istenmediği, 5 yıl boyunca Erasmus ve Bologna Koordinatörlüğü yaptığı, fakülte web sitesini İngilizceye çevirdiği, masa tenisi takımını çalıştırma, kütüphanedeki kitapların tasnifi gibi işlerin kendisine verildiği, araştırma görevlisinin derslere tam zamanlı girmesi yasak olmasına rağmen Üniversitedeki derslere girdiği, tanıtım filmlerinde dahi reklam yüzü olduğu, araştırma görevinin dışında işler yaptırılarak, psikolojik baskı ve yıldırma politikası ile lisansüstü eğitimini ve tezini tamamlamasının önüne geçildiği, olaylar nedeniyle uyum bozuklukları tanısı aldığı, kendisinden farkı olmayan arkadaşlarının eğitimlerini tamamladıkları, eğitimin uzamasına idarenin neden olduğu, tehdit ve şantaj niteliğinde eylemde bulunduğu iddiaları hakkında verilen lüzum-u muhakeme kararına yapılan itiraz üzerine, Danıştay Birinci Dairesinin 20/10/2016 tarih ve E:2016/812, K:2016/1438 sayılı kararı ile “mevcut delillerin şüpheliye atılı suçun işlendiğini doğrulayacak ve hakkında kamu davası açılmasını gerektirecek nitelikte bulunmadığı” gerekçesiyle lüzum-u muhakeme kararının kaldırıldığı, halen lisansüstü eğitiminin devam edip ilişiğinin kesilmediği, diğer araştırma görevlilerin atamaları 1 yıllığına yapılırken kendisinin 6 ayda bir yapıldığı, bunun eşit davranma yükümlülüğüne aykırı olduğu, kararın usul ve yasaya aykırı olduğu ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, davacının görev süresinin uzatılmamasının nedenlerinin başarısızlık, danışmanı ve aynı zamanda Anabilim Dalı Başkanı olan Prof. Dr. .. yönelik şantaj ve tehdit eylemleri nedeniyle disiplin cezası alması ve hakkında lüzum-u muhakeme kararı verilmesi olduğu, davacının sekiz yarı yılı aşkın süredir tez aşamasına geçemediği, dava konusu işlemin hukuka uygun olduğu savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’NİN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 17. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca davacının duruşma istemi yerinde görülmeyerek işin gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle,
1. Temyiz isteminin reddine,
2. Bölge İdare Mahkemesi . … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, posta gideri avansından artan tutarın Mahkeme tarafından iadesine,
4. Kesin olarak, 10/11/2022 tarihinde oybirliği ile karar verildi.