Danıştay Kararı 8. Daire 2019/7427 E. 2022/4713 K. 14.09.2022 T.

Danıştay 8. Daire Başkanlığı         2019/7427 E.  ,  2022/4713 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
SEKİZİNCİ DAİRE
Esas No : 2019/7427
Karar No : 2022/4713

TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Kurulu Başkanlığı
VEKİLİ : Av. …

KARŞI TARAF (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi …İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: … Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi’nde araştırma görevlisi olan davacının, 21.07.2015 tarihinden itibaren görevine mazeretsiz ve izinsiz olarak gelmediğinden bahisle 657 sayılı Kanunun 125/E-d maddesi uyarınca Devlet memurluğundan çıkarma cezasıyla cezalandırılmasına ilişkin Yükseköğretim Yüksek Disiplin Kurulunun … tarih ve … sayılı işleminin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararında; davacının 07.09.2015- 09.10.2015 tarihleri arasında izinsiz ve mazeretsiz 20 günden fazla göreve gelmediğinden bahisle 657 sayılı Kanunun 125/E-d maddesi uyarınca devlet memurluğundan çıkarma cezasıyla cezalandırılmasına karar verilmişse de; davacının, 07.09.2015 tarihinden itibaren hakkında tutanakların tutulmaya başlandığı ve 10 iş günü izinsiz, kesintisiz ve mazaretsiz olarak 18.09.2015 tarihine kadar görevine gelmediği görüldüğünden, 657 sayılı Kanunun 94. maddesi uyarınca davacının izinsiz, mazeretsiz ve kesintisiz olarak göreve gelmediği tarihin başlangıcı olarak 07.09.2015 tarihinden itibaren hesaplanacak 10. günün sonunda görevinden çekilmiş sayılması gerekirken, idarece daha uzun bir süre beklenerek sonuçları daha ağır olan 657 sayılı Kanunun 125/E-d maddesi uyarınca işlem tesis edilmesinde kamu personeli ile ilgili genel ilkelere ve hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu Mahkeme kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacının fiilinin sabit olduğu, 657 sayılı Kanunun 125/E-d maddesi uyarınca tesis edilen işlemin hukuka uygun olduğu ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’IN DÜŞÜNCESİ : Bölge İdare Mahkemesi kararının gerekçeli olarak onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE
MADDİ OLAY:
… Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi’nde araştırma görevlisi olan davacının, 21.07.2015 tarihinden itibaren görevine mazeretsiz ve izinsiz olarak gelmediğine ilişkin tutulan tutanaklar ve çeşitli tarihlerde yurtdışına çıkış yaptıktan sonra geri döndüğüne ilişkin Emniyet Müdürlüğü yazısından, 20 iş günü izinsiz ve mazaretsiz olarak göreve gelmediğinin anlaşılması üzere isnat edilen fiilin sübuta erdiğinden bahisle Yükseköğretim Yüksek Disiplin Kurulunun … tarih ve … sayılı işlemi ile 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 125/E-d maddesi uyarınca Devlet memurluğundan çıkarma cezası ile cezalandırılmasına karar verilmesi üzerine bakılan dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT:
Anayasanın 130. maddesinde; çağdaş eğitim-öğretim esaslarına dayanan bir düzen içinde milletin ve ülkenin ihtiyaçlarına uygun insan gücü yetiştirmek amacı ile; ortaöğretime dayalı çeşitli düzeylerde eğitim-öğretim, bilimsel araştırma, yayın ve danışmanlık yapmak, ülkeye ve insanlığa hizmet etmek üzere çeşitli birimlerden oluşan kamu tüzelkişiliğine ve bilimsel özerkliğe sahip üniversitelerin Devlet tarafından kanunla kurulacağı; yükseköğretim kurumlarının kuruluş ve organları ile işleyişleri ve bunların seçimleri, görev, yetki ve sorumlulukları üniversiteler üzerinde Devletin gözetim ve denetim hakkını kullanma usulleri, öğretim elemanlarının görevleri, unvanları, atama, yükselme ve emeklilikleri, öğretim elemanı yetiştirme, üniversitelerin ve öğretim elemanlarının kamu kuruluşları ve diğer kurumlar ile ilişkileri, öğretim düzeyleri ve süreleri, yükseköğretime giriş, devam ve alınacak harçlar, Devletin yapacağı yardımlar ile ilgili ilkeler, disiplin ve ceza işleri, mali işler, özlük hakları, öğretim elemanlarının uyacakları koşullar, üniversitelerarası ihtiyaçlara göre öğretim elemanlarının görevlendirilmesi, öğrenimin ve öğretimin hürriyet ve teminat içinde ve çağdaş bilim ve teknoloji gereklerine göre yürütülmesi, Yükseköğretim kuruluna ve üniversitelere Devletin sağladığı mali kaynakların kullanılmasının kanunla düzenleneceği kurala bağlanmıştır.
2547 sayılı Kanunun, 01.03.2014 tarih ve 6528 sayılı Kanun ile değişik 53/b maddesinde; ”Öğretim elemanları, memur ve diğer personele uygulanabilecek disiplin cezaları uyarma, kınama, yönetim görevinden ayırma, aylıktan kesme, kademe ilerlemesinin durdurulması, üniversite öğretim mesleğinden çıkarma ve kamu görevinden çıkarma cezalarıdır. Hangi fiillere hangi disiplin cezasının uygulanacağı, bu bentte sayılan kişilerin disiplin işlemleri ve disiplin amirlerinin yetkileri, Devlet memurlarına uygulanan usul ve esaslar da göz önüne alınmak suretiyle Yükseköğretim Kurulunca düzenlenir.” kuralı yer almıştır.
Anayasa Mahkemesinin 07.04.2015 tarih ve 29319 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 14.1.2015 tarih ve E:2014/100, K:2015/6 sayılı kararı sonrası, 2547 sayılı Kanunun 53. maddesi, 09.12.2016 tarih ve 29913 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 6764 sayılı Kanun ile değişikliğe uğramış ve 2547 sayılı Kanunun 53/b maddesinde; Devlet ve vakıf yükseköğretim kurumlarının öğretim elemanlarına uygulanabilecek disiplin cezalarının uyarma, kınama, aylıktan veya ücretten kesme, kademe ilerlemesinin durdurulması veya birden fazla ücretten kesme, üniversite öğretim mesleğinden çıkarma ve kamu görevinden çıkarma cezaları olduğu belirtilerek, maddede disiplin suç ve cezalarına, disiplin uygulamalarına ilişkin usul ve esaslara yer verilmiştir.
2547 sayılı Kanun’un, 6764 sayılı Kanun ile değişik 53. maddesinin (b) fıkrasının (1), (2), (3), (4) ve (6) numaralı bentlerinde yer alan “657 sayılı Kanundaki fiillere ilave olarak…” ibarelerinin, Anayasa Mahkemesinin 17.07.2019 tarih ve 30834 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan, 10.04.2019 tarih ve E:2017/33, K:2019/20 sayılı kararıyla iptaline ve kararın Resmi Gazete’de yayımlanmasından başlayarak dokuz ay sonra yürürlüğe girmesine karar verilmiş ve 2547 sayılı Kanun’un 53. maddesinin (b) fıkrasının (1), (2), (3), (4) ve (6) numaralı bentleri, 17.04.2020 tarih ve 31102 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 7243 sayılı Kanun’un 7. maddesi ile değişikliğe uğrayarak, “657 sayılı Kanundaki fiillere ilave olarak…” ibareleri yürürlükten kaldırılmıştır.
Anılan Kanunun 53. maddesinin (b) fıkrasının (5) numaralı bendinin, 17.04.2020 tarih ve 31102 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 7243 sayılı Kanun ile değişik (c) alt bendinde; özürsüz veya izinsiz olarak bir yılda toplam 20 gün göreve gelmemek fiilinin, üniversite öğretim mesleğinden çıkarma cezasını gerektirdiği kurala bağlanmıştır.
21.08.1982 tarih ve 17789 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan mülga Yükseköğretim Kurumları Yönetici, Öğretim Elemanı ve Memurları Disiplin Yönetmeliğinin 11/b-3 maddesinde; izinsiz ve kurumlarınca kabul edilebilir özrü olmaksızın bir yıl içinde toplam olarak devamlı statüde olanlar için 20 gün göreve gelmemek, kamu görevinden çıkarma cezasını gerektiren fiil ve haller arasında belirtilmiştir. Ancak anılan Yönetmelilk 20.10.2017 tarih ve 30216 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Yükseköğretim Kurumları Yönetici, Öğretim Elemanı ve Memurları Disiplin Yönetmeliğinin Yürürlükten kaldırılmasına Dair Yönetmelikle yürürlükten kaldırılmıştır.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Anayasa Mahkemesinin 07.04.2015 tarih ve 29319 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 14.1.2015 tarih ve E:2014/100, K:2015/6 sayılı kararı ile yükseköğretim kurumları yönetici, öğretim elemanı ve memurlarının disiplin işlemleri için getirilmiş herhangi bir kanuni güvence bulunmadığı ve yasal belirlilik sağlanmadığı belirtilerek, Anayasa’nın 38., 128. ve 130. maddelerine aykırı olduğu gerekçesiyle, 2547 sayılı Kanunun 53/b maddesinin 2. cümlesinin iptal edilmesine ve kararın Resmi Gazetede yayımlanmasından başlayarak dokuz ay sonra yürürlüğe girmesine karar verilmiş ve karar 07.01.2016 tarihinde yürürlüğe girmiştir.
Anayasa Mahkemesinin anılan kararı sonrası, 2547 sayılı Kanunun 53. maddesi, 09.12.2016 tarih ve 29913 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan 6764 sayılı Kanun ile değişikliğe uğramış ve maddede yükseköğretim kurumlarının öğretim elemanlarına uygulanabilecek disiplin suç ve cezalarına, disiplin uygulamalarına ilişkin usul ve esaslara yer verilmiştir.
Devam eden süreçte; 2547 sayılı Kanun’un, 6764 sayılı Kanun ile değişik 53. maddesinin (b) fıkrasının (1), (2), (3), (4) ve (6) numaralı bentlerinde yer alan “657 sayılı Kanundaki fiillere ilave olarak…” ibarelerinin, “…öğretim elemanı, memur ve diğer personelden oluşan yükseköğretim kurumları kamu personeline ilişkin disiplin kuralları öngörülürken kanun koyucu tarafından bunlar arasında görevin niteliğinden kaynaklanan ve Anayasa tarafından öngörülen ayrım ve farklılıkların dikkate alınmayarak öğretim elemanları ile memur ve diğer personelin tümüyle aynı kurallara tabi kılınması ve dava konusu ibareler yoluyla öğretim elemanlarının disiplin sorumluluğu kapsamına 657 sayılı Kanun’da sayılan fiillerin tamamının dâhil edilmesi, Anayasa’da bu kişiler için öngörülen güvencelerle örtüşmediği gibi gerek uygulayıcılar gerekse disiplin kurallarının muhatapları yönünden birtakım belirsizliklere de yol açtığından dava konusu kuralların Anayasa’nın 2., 27. ve 130. maddeleriyle bağdaşmadığı” gerekçesiyle Anayasa Mahkemesinin 17.07.2019 tarih ve 30834 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan, 10.04.2019 tarih ve E:2017/33, K:2019/20 sayılı kararıyla iptaline ve kararın Resmi Gazete’de yayımlanmasından başlayarak dokuz ay sonra yürürlüğe girmesine karar verilmiş ve 2547 sayılı Kanun’un 53. maddesinin (b) fıkrasının (1), (2), (3), (4) ve (6) numaralı bentleri, 17.04.2020 tarih ve 31102 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 7243 sayılı Kanun’un 7. maddesi ile değişikliğe uğrayarak, “657 sayılı Kanundaki fiillere ilave olarak…” ibareleri yürürlükten kaldırılmıştır.
Anayasanın 130. maddesinde; üniversiteler, bilimsel çalışmaların yapıldığı ve bilimin öğretildiği kurumlar olarak kabul edilmiş olup, bilimsel ve idari özerklik tanınmak suretiyle, diğer kamu kurumlarından farklı değerlendirilmiştir. Anılan maddede öğretim elemanlarının, Yükseköğretim Kurulunun veya üniversitelerin yetkili organları dışında kalan makamlarca görevden uzaklaştırılamayacakları; görevleri, atamaları gibi birçok hususun kanunla düzenleneceğinin kurala bağlandığı dikkate alındığında, öğretim elemanlarının diğer kamu görevlilerine nazaran daha güvenceli bir personel rejimine tabi kılındığı anlaşılmıştır. Bu bakımdan; Anayasanın 130. maddesi gereği öğretim elemanlarının bilimsel özerkliğe dayalı farklı statüleri dikkate alınarak, disiplin sorunlarının genel nitelikli 657 sayılı Kanun yerine öğretim elemanlarının niteliklerinin gözetildiği, özel bir kanun olan 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu uyarınca çözümlenmesi gerekmektedir.
Nitekim; 657 sayılı Kanunun 1. maddesinin 3. fıkrasında, öğretim elemanlarının kendi özel kanunlarına tabi olduğu kurala bağlanmış ve aynı Kanunun disipline ilişkin 125. maddesinin 6. fıkrasında, özel kanunların disiplin suç ve cezalarına ilişkin hükümlerinin saklı olduğu belirtilmiştir.
Bu çerçevede; her ne kadar; İdare Mahkemesince, davacının, 657 sayılı Kanunun 94. maddesi uyarınca izinsiz, mazeretsiz ve kesintisiz olarak göreve gelmediği tarihin başlangıcı olarak 07.09.2015 tarihinden itibaren hesaplanacak 10. günün sonunda görevinden çekilmiş sayılması gerektiği gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmişse de; Anayasanın 130. maddesi gereği öğretim elemanlarının bilimsel özerkliğe dayalı farklı statüleri dikkate alındığında, bu konuda, 657 sayılı Kanun uygulanamayacak olup; öğretim elemanlarının niteliklerinin gözetildiği, özel nitelikli bir kanun olan 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu’nun uygulanması gerekmektedir. 2547 sayılı Kanunda ise öğretim elemanları için görevinden çekilme isteğinde bulunmuş sayılma ile görevin sonlandırılması yönünde bir düzenlemeye yer verilmemiştir. Nitekim; akademik personel disiplin mevzuatında, öğretim elemanları bakımından, özürsüz ve izinsiz olarak bir yılda toplam 20 gün göreve gelmemek fiili, disiplin hukuku kapsamında değerlendirilmiş ve disiplin cezası öngörülmüştür.
Davacının, 21.07.2015 tarihinden itibaren mazeretsiz ve izinsiz olarak 20 iş günü göreve gelmeme fiilinin, Anayasa Mahkemesinin 14.1.2015 tarih ve E:2014/100, K:2015/6 sayılı kararının, 07.04.2015 tarih ve 29319 sayılı Resmi Gazetede yayımlanmasından sonra ve anılan kararın 2547 sayılı Kanunun 53/b maddesinin 2. cümlesinin iptali nedeniyle doğacak hukuksal boşluğun kamu düzenini ihlal edici nitelikte olduğu gözetilerek, Resmi Gazetede yayımlanmasından sonra yürürlüğe girmesi için öngörülen dokuz aylık süre içerisinde işlendiği anlaşılmıştır. Buna göre anılan dokuz aylık sürenin sonuna kadar iptaline karar verilen kuralın uygulanmaya devam edeceği dikkate alınarak, 2547 sayılı Kanun ve bu Kanuna dayanılarak ihdas edilen Yükseköğretim Kurumları Yönetici, Öğretim Elemanı ve Memurları Disiplin Yönetmeliği uyarınca usulüne uygun olarak yapılacak disiplin soruşturması sonucu fiilin sübuta ermesi durumunda, davacının anılan mevzuat hükümlerine göre disiplin cezasıyla cezalandırılması gerekirken, 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 125/E-d maddesi gereğince “Devlet memurluğundan çıkarma” cezası ile cezalandırılmasının hukuka aykırı olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Bununla birlikte; Anayasanın ”Suç ve Cezalara İlişkin Esaslar” başlığını taşıyan 38. maddesinde; ”Kimse, işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanunun suç saymadığı bir fiilden dolayı cezalandırılamaz; kimseye suçu işlediği zaman kanunda o suç için konulmuş olan cezadan daha ağır bir ceza verilemez.” kuralı yer almakta olup; 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun ”Özel kanunlarla ilişki” başlığını taşıyan 5. maddesinde; ”Bu Kanunun genel hükümleri, özel ceza kanunları ve ceza içeren kanunlardaki suçlar hakkında da uygulanır.” kuralı ve ”Zaman bakımından uygulama” başlığını taşıyan 7. maddesinde ise ”İşlendiği zaman yürürlükte bulunan kanuna göre suç sayılmayan bir fiilden dolayı kimseye ceza verilemez ve güvenlik tedbiri uygulanamaz. İşlendikten sonra yürürlüğe giren kanuna göre suç sayılmayan bir fiilden dolayı da kimse cezalandırılamaz ve hakkında güvenlik tedbiri uygulanamaz. Böyle bir ceza veya güvenlik tedbiri hükmolunmuşsa infazı ve kanuni neticeleri kendiliğinden kalkar. Suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur. Hapis cezasının ertelenmesi, koşullu salıverilme ve tekerrürle ilgili olanlar hariç; infaz rejimine ilişkin hükümler, derhal uygulanır.” kuralı yer almıştır.
Ceza hukuku kökenli ”lehe olan hükmün uygulanması” ilkesi; işlendiği zamanın hukuk normları uyarınca suç sayılan bir fiil sonradan yürürlüğe giren bir düzenleme ile suç olmaktan çıkarılmış bulunuyorsa veya sonradan yürürlüğe giren düzenleme suçun işlendiği zaman mevcut olan düzenlemeye göre failin lehine ise, sonraki normun daha önce işlenmiş olan fiillere uygulanmasını öngörmektedir. Kural olarak idari işlemlerin yargısal denetimi tesis edildiği tarihte yürürlükte bulunan mevzuata göre yapılmaktadır. Bu anlamda idari işlem niteliğindeki disiplin yaptırımının da tesis edildiği tarihte yürürlükte bulunan mevzuata göre yargısal denetiminin yapılması gerekmekte ise de, ilke olarak suç ve cezadan lehe olan normun uygulanması kuralının disiplin cezaları yönünden de geçerli olduğunun kabulü gerekmektedir. Dolayısıyla, fiilin işlendiği tarih itibarıyla yürürlükte bulunan mevzuat ile daha sonra yürürlüğe giren mevzuat hükümleri farklı ise disiplin cezası ile cezalandırılacak olan kişilerin lehine olan mevzuat hükmü dikkate alınmalıdır. Ancak lehe hükmün uygulanması amacıyla verilecek bir iptal kararının başka disiplin cezalarının uygulanmasına engel olmayacağı da kabul edilmelidir.
Bu durumda, davacının işe gelmeme fiilinin, 2547 sayılı Kanunun 53/b maddesinin 2. cümlesinin Anayasa Mahkemesi tarafından iptal hükmü kurulmakla birlikte 9 aylık süreyle yürürlüğünün korunduğu tarihte işlendiği ancak davacı hakkında yürütülen disiplin soruşturması devam ederken, dokuz aylık sürenin dolduğu 07.01.2016 tarihine kadar, yasa koyucu tarafından yeni bir yasal düzenleme yapılmamakla birlikte, dava konusu işlemin tesis edilmesinden önce 2547 sayılı Kanunun 53. maddesinde, 09.12.2016 tarih ve 29913 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 6764 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikle öğretim elemanlarına disiplin işlemlerinde kanuni güvencelerin tanındığı dikkate alınarak, işbu yargı kararının gereğinin yerine getirilmesi amacıyla işlem tesis edilirken, 2547 sayılı Kanunun 7243 sayılı Kanun ile değişik 53/b-5-c maddesi ile getirilen lehe hükmün uygulanması suretiyle disiplin cezasının verilmesi gerektiği de açıktır.
Bu bağlamda; Bölge İdare Mahkemesi kararının sonucu itibarıyla hukuka uygun olduğu anlaşılmıştır.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle,
1. Temyiz isteminin reddine,
2. … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının yukarıda aktarılan GEREKÇEYLE ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, posta gideri avansından artan tutarın Mahkeme tarafından iadesine,
4. Kesin olarak, 14/09/2022 tarihinde oybirliği ile karar verildi.