Danıştay Kararı 8. Daire 2019/7737 E. 2022/5440 K. 06.10.2022 T.

Danıştay 8. Daire Başkanlığı         2019/7737 E.  ,  2022/5440 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
SEKİZİNCİ DAİRE
Esas No : 2019/7737
Karar No : 2022/5440

TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …

KARŞI TARAF (DAVALI) : … Üniversitesi
VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … gün ve E:…, K:… sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: … Üniversitesi Eğitim Fakültesi Fen Bilgisi Eğitimi Bölümü’nde 2547 sayılı Kanunun 33/a maddesi kapsamında araştırma görevlisi olarak görev yapan davacı tarafından, 29/01/2018 tarihinde sona eren görev süresinin uzatılmamasına ilişkin … Üniversitesi Rektörlüğü’nün … tarih ve … sayılı işleminin iptali ile işlem sebebiyle yoksun kalınan parasal haklarının yasal faiziyle birlikte tazminine ve özlük haklarının iadesine karar verilmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesince verilen … tarih ve E:… K:… sayılı kararda; idare tarafından, davacının görev yaptığı bölümde araştırma görevlisine ihtiyaç olmadığı hususu ve davacıya isnad edilen sınav dönemlerinde verilen görevleri çeşitli gerekçelerle yerine getirmeyerek görev yaptığı bölümde huzursuzluğa yol açtığı ve eğitimi aksattığı hususları göz önünde bulundurulduğunda, 2547 sayılı Kanunun 33/a maddesi kapsamında araştırma görevlisi olarak görev yapan ve görev süresi sona eren davacının, görev süresi uzatılma konusunda davalı idarenin yargı kararıyla zorlanmasına olanak bulunmadığı, ayrıca davalı idarenin bu takdir yetkisini kamu yararı ve hizmet gerekleri dışında subjektif nedenlerle kullandığına dair herhangi bir bilgi belge bulunmadığı da göz önünde bulundurulduğunda, davacının görev süresinin uzatılmaması yönünde tesis olunan dava konusu işlemde kamu yararı ve hizmet gerekleri yönünden hukuka ve mevzuata aykırılık görülmediği sonucuna varılarak davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu kararın hukuka ve usule uygun olduğu ve davacı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, 2009 yılından itibaren davalı üniversitede araştırma görevlisi olarak çalıştığı, 2016 tarihinde açılan yardımcı doçentlik kadrosuna dönemin dekanı tarafından başvurmaması konusunda baskı yapıldığı, bu baskıya rağmen anılan kadroya başvurduğu ve başvurusunun olumsuz sonuçlanması üzerine dava açtığı, dava açmasından sonra üniversitede mobinge uğradığını, dava açtığı tarihe kadar hakkında açılan herhangi bir disiplin soruşturması yokken bu tarihten sonra hakkında asılsız iddialar sebebiyle soruşturmalar açıldığı ve disiplin cezaları verildiği, verilen disiplin cezalarının Mahkeme kararlarıyla iptal edildiği, mobinge uğradığı iddialarıyla dönemin dekan ve rektörü hakkında şikayet dilekçeleri verdiği, soruşturma açılmamasına gerek olmadığına dair verilen kararların Danıştay 1. Dairesince bozulduğu, dönemin Rektörü hakkında şu an Yükseköğretim Kurulu’nca soruşturma yürütüldüğü, sonuç olarak mobinge uğradığı iddialarıyla hukuk mücadelesi başlattığı gerekçesiyle hakkında yürütülen asılsız iddialarla açılan ve sonrasında Mahkeme kararlarıyla iptal edilen disiplin cezaları gerekçe gösterilerek sözleşmesinin uzatılmaması işleminin hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek istinaf kararının bozulması istenilmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …NUN DÜŞÜNCESİ : Temyize konu Bölge Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY :
… Üniversitesi Eğitim Fakültesi Fen Bilgisi Eğitimi Bölümü’nde 30/09/2009 tarihinde 2547 sayılı Kanun’un 33/a maddesi kapsamında araştırma görevlisi olarak göreve başlayan davacının, görev süresinin ikişer yıllık dönemler halinde uzatıldığı, davacının 27/11/2017 tarihli dilekçesi ile … Üniversitesi Rektörlüğü’ne başvuru yaparak 29/01/2018 tarihinde dolacak olan görev süresinin uzatılması talebinde bulunması üzerine, davalı idarece yapılan değerlendirmeler sonucunda, 29/01/2018 tarihinde sona erecek olan görev süresinin uzatılmaması yönünde karar verilmiştir.
Bunun üzerine davacı tarafından, görev süresinin uzatılmamasına ilişkin işlemin iptali ile işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal ve özlük haklarının geri verilmesi istemiyle bakılan dava açılmıştır.

İLGİLİ MEVZUAT:
2547 sayılı Kanun’un ”Araştırma görevlileri, uzman, çevirici ve eğitim – öğretim planlamacıları” başlığını taşıyan 33. maddesinin dava konusu işlemin tesis edildiği tarih itibarıyla yürürlükte olan haliyle (a) bendinde; araştırma görevlilerinin, yükseköğretim kurumlarında yapılan araştırma, inceleme ve deneylerde yardımcı olan ve yetkili organlarca verilen ilgili diğer görevleri yapan öğretim yardımcıları olduğu; bunların ilgili anabilim veya anasanat dalı başkanlarının önerisi, Bölüm Başkanı, Dekan, enstitü, yüksekokul veya konservatuvar müdürünün olumlu görüşü üzerine rektörün onayı ile araştırma görevlisi kadrolarına en çok üç yıl süre ile atanacakları; atanma süresi sonunda görevlerinin kendiliğinden sona ereceği; bunların aynı usulle yeniden atanabileceği hükmü yer almaktadır.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
İdareye ataması uygun görülen ve görülmeyen akademik personelin belirlenmesi ve süresi dolan personelin görev sürelerinin uzatılıp uzatılmaması hususlarında takdir yetkisi tanındığı kuşkusuzdur.
Anayasa ve İdari Yargılama Usulü Kanununda yer alan, idarenin takdir yetkisini kaldıracak şekilde yargı kararı verilemeyeceği kuralı, takdir yetkisine dayanılarak yapılan işlemlerin yargı denetimi dışında kalacağı anlamına gelmemektedir. Bu sebeple, idarenin takdir yetkisinin hukuka uygun kullanılıp kullanılmadığı, idari yargı mercilerince denetlenmektedir.
İdarelere takdir yetkisi tanınan hallerde idarenin bu konuda yargı kararı ile zorlanamayacağı, diğer bir ifadeyle idari işlem niteliğinde yargı kararı verilemeyeceği, ancak bu takdir yetkisinin de mutlak olmayıp, kamu yararı ve hizmet gerekleriyle sınırlı olduğu, takdire dayanan işlemlerin sebep ve maksat bakımından yargı denetimine bağlı bulunduğu hususu açık ise de, idarenin bu takdir yetkisinin denetiminde; görevin niteliği, hizmet alanı, gizliliği, özel durumu gibi şartların kamu yararı da gözetilerek değerlendirileceği tartışmasızdır.
Üniversitelerde sözleşmeli olarak çalışan akademik personelin, görev süresinin uzatılmamasına ilişkin işlemlerin gerekçelerinin davalı idarece açıkça ortaya konulması gerekmektedir. Sözleşme uzatım taleplerinin değerlendirilmesi aşamasında, akademik personelin görev yaptığı dönemlerde göstermiş olduğu akademik başarısı ve mesleki yeterliliğinin yanında, daha önceden almış olduğu disiplin cezaları da göz önüne alınarak bir karar verilmesi kuşkusuzdur. Ancak görev süresinin uzatılmamasına, salt almış olduğu disiplin cezaları gerekçe olarak gösterilmiş ve bu disiplin cezalarına karşı açılan davalar ile disiplin cezalarının hukuka aykırı olduğuna karar verilmesi durumunda, disiplin cezaları sebebiyle görev süresinin uzatılmamasına ilişkin işlemin de sakat olmasına sebep olacak ve iptalini gerektirecektir.
Dava dosyasında yer alan bilgi belgeler ile davalı idarece verilen savunma dilekçelerinin incelenmesinden, davacının sözleşmesinin yenilenmemesine ilişkin gerekçe olarak, davacının üniversitede görev yapan iş arkadaşlarına ve amirlerine karşı mesnetsiz iddialarda bulunarak suç isnadında bulunduğu, doğum sonrası izninin ihmal edildiği gerekçesiyle CİMER aracılığıyla usulsüz şikayetlerde bulunduğu, kendisine sürekli mobing yapıldığı iddiasıyla şikayet dilekçeleri verdiği, 2015-2016 akademik yılı bahar yarıyıl finallerinin yapıldığı tarihlerde sağlık raporu aldığı, sağlık raporunun bittiği tarihte kendisine sınav görevinin telefonla bildirilmesine rağmen yeni bir sağlık raporu aldığı, bu durumun birimdeki eğitim öğretimi olumsuz yönde etkilediği, dolayısıyla davacıdan yeterli verim alınamadığı, davacının görev yaptığı ilgili anabilim alında yeterli araştırma görevlisi bulunması sebebiyle hizmetine ihtiyaç duyulmaması sebebiyle görev süresinin uzatılmadığının belirtildiği görülmektedir.
Davacı tarafından ise, 2009 yılından itibaren davalı üniversitede görev yaptığı ve 2016 yılında açılan yardımcı doçentlik kadrosuna başvurulmaması yönünde dönemin dekanı tarafından baskı yapılmasına rağmen başvurusunu çekmediği, başvurusunu çekmemesi üzerine görev yaptığı birimdeki dekan tarafından sürekli mobing uygulandığı, haksız iddialarla disiplin soruşturmaları açıldığı, disiplin soruşturması sonrasında verilen disiplin cezalarının Mahkeme kararlarıyla iptal edildiği belirtilerek sözleşmesinin kişisel husumet sebebiyle uzatılmadığı iddia edilmiştir.
Dava dosyasında yer alan bilgi ve belgelerin incelenmesinden, davacı hakkında 02-09 Nisan 2016 tarihleri arasında sınav gözetmeni olarak görevlendirilmesine itiraz ettiği, itiraz esnasında saygısız tavırlar içerisinde bulunduğu gerekçesiyle hakkında tutanak tutulması üzerine açılan disiplin soruşturması sonucunda kınama cezası verildiği, bu cezaya karşı … İdare Mahkemesince … esas sayılı dosya ile açılan dava sonucunda iptal kararı verildiği, verilen kararın … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesi’nin … tarih ve E:…,K:… sayılı kararı ile istinaf isteminin reddine karar verildiği, yine davacı hakkında “dayanaksız, yersiz ve kasıtlı olarak suç isnadında bulunmak” disiplin suçunu işlediği gerekçesiyle hakkında yürütülen soruşturma sonucu verilen 1/30 oranında aylıktan kesme cezasının da … İdare Mahkemesi’nin … tarih ve E:…,K:… sayılı kararıyla iptal edildiği ve bu kararın da istinaf isteminin … İdari Dava Dairesi’nin … tarih ve E:…,K:… sayılı karar ile reddine karar verildiği görülmektedir.
Bu durumda, davacının sözleşmesinin uzatılmamasına gerekçe olarak gösterilen hususlar hakkında yapılan disiplin soruşturmaları sonucunda verilen disiplin cezalarının Mahkeme kararlarıyla iptal edildiği, davacının almış olduğu sağlık raporlarının da hukuka aykırı olduğu yönünde davalı idarece herhangi bir inceleme yaptırılmadığı, dolayısıyla hukuken geçerli olarak alınan sağlık raporlarının tek başına sözleşme uzatılmamasına gerekçe olamayacağı hususları birlikte değerlendirildiğinde, davacının, sözleşmesinin uzatılmamasına ilişkin gerekçelerin hukuka uygun olmadığı sonucuna varılmıştır.
Davalı idarece savunma dilekçesinde sadece davacının görev yaptığı birimdeki akademik personelin sayısı belirtilerek davacının hizmetine ihtiyaç duyulmadığı belirtilmişse de, birimde eğitim gören öğrenci sayıları, akademik personeller tarafından hangi derslerin verildiği yönünden herhangi bir belge ve bilginin dosyada bulunmadığı, diğer yandan dava konusu işlemin tesisinden önce Anabilim Dalı ve Bölüm Başkanlığı’ndan alınan görüşlerde de buna ilişkin herhangi bir değerlendirme yapılmaksızın sadece sözleşmesinin uzatılmasına yönelik olumsuz görüşün verildiği görüldüğünden, davalı idarece davacının hizmetine ihtiyaç bulunmadığının somut bilgi ve belgelerle ortaya konulmadığı görülmektedir.
Öte taraftan, yargı mercilerinde, akademik personelin sözleşmelerinin yenilenmemesine ilişkin işlemlere karşı açılan davalarda; dava konusu işlemlerde hukuka aykırılık tespit edilmesi halinde verilen iptal kararlarının hukuksal sonucu olarak tesis edilen işlemler ortadan kalkmakla birlikte; idare ile ilgili arasındaki sözleşmenin sona ermiş olması nedeniyle ortada bir sözleşme ilişkisi bulunmamakta olup, verilen iptal kararları üzerine davalı idarece, sözleşmenin yenilenmesi veya yenilenmemesi yönünde yeni bir karar alınması gerekmektedir.
Dava konusu olayda da, dava konusu işlemin hukuka aykırı bulunarak iptal edilmesi, davacının görev süresinin doğrudan uzayacağı anlamına gelmemekte olup, davalı idarece yapılacak yeniden değerlendirme sonrasında sözleşmenin uzatılıp uzatılmaması konusunda yeni bir karar verileceğinden, davacı hakkında kesin ve net olarak belirli olmayan parasal hak kayıplarına ilişkin olarak sözleşmenin yenilendiği varsayımı ile doğrudan bir kabul kararı verilmesi mümkün olmadığından, yoksun kalınan parasal hakların yasal faiziyle birlikte tazmini istemi yönünden, bu aşamada karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekmektedir.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. 2577 sayılı Kanun’un 49. maddesine uygun bulunan temyiz isteminin kabulüne,
2. … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … gün ve E:…, K:… sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 06/10/2022 tarihinde kesin olarak oyçokluğu ile karar verildi.

KARŞI OY :
(X)- Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediğinden, temyiz isteminin reddi ile Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği görüşüyle aksi yöndeki çoğunluk kararına katılmıyoruz.