Danıştay 8. Daire Başkanlığı 2019/894 E. , 2022/5693 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
SEKİZİNCİ DAİRE
Esas No : 2019/894
Karar No : 2022/5693
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVALI) : … Başkanlığı
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … gün ve E:…, K:… sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Çankırı Karatekin Üniversitesi’nde araştırma görevlisi olarak görev yapan davacının, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 125/E-d maddesi uyarınca 84 gün göreve gelmediğinden bahisle “Devlet memurluğundan çıkarma” cezası ile cezalandırılmasına ilişkin … tarih ve … sayılı Yüksek Öğretim Kurulu Yüksek Disiplin Kurulu kararının iptali ile yoksun kalınan parasal hakların her bir aya ait maaşın işlem tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte tarafına ödenmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararda; dava dosyasına ekli tutanaklar, 09.07.2015 tarihli soruşturma raporu, tanık ifadeleri ve davacı tarafından yapılan savunmaların birlikte değerlendirilmesinden, davacının göreve gelmediğine ilişkin 01/06/2015 tarihinden başlamak üzere 27/11/2015 tarihine kadar aralıklı olarak tutanakların mevcut olduğu, 21/12/2015 tarihinde soruşturmacı tarafından alınan ifadesinde davacının Anadolu Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü … Bölümü’nde doktora eğitimi aldığını ve tez aşamasında olduğunu belirttiği, tez aşamasında yeterli kaynaklara erişmek amacıyla Ankara İli’ne taşındığını ve Çankırı’ya gidiş geliş yaptığını söylediği, tez döneminde sağlık problemlerinin ortaya çıktığı ve bunun evliliğini ve tez sürecini etkilediğini ifade ettiği, bu sebeplerle teziyle alakalı problemler çıktığı ve durumun motivasyonunu düşürerek yaz dönemindeki aksaklıklara sebebiyet verdiğini belirttiği, ancak dava dilekçesinde eşi tarafından şiddete maruz kaldığını ve eşinin görevine gitmesine engel olduğunu beyan etmesi sebebiyle ifadelerin çelişki içerdiği ve itibar etmenin mümkün olmadığı yanında göreve gelmeme hususunda davacının ikrarı bulunduğu görülerek, hem davacı ikrarı hem de bölüm başkanlığı tarafından tutulan tutanaklar ve tanık ifadeleriyle davacıya isnad edilen özürsüz ve izinsiz olarak 2015 yılı içerisinde 84 gün göreve gelmemeye ilişkin tespitin sabit olduğu anlaşıldığından, davacının eylemine uyan disiplin cezasında hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna ulaşılarak davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve davacı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, mazeret olmaksızın görevin terk edilmesi ve bu terkin 10 gün devam etmesi halinde çekilme isteğinde bulunulmuş sayılması gerektiği, devlet memurluğundan çıkarma cezasının verilemeyeceği ileri sürülerek istinaf kararının bozulması istenilmiştir. ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, işlemin hukuka uygun olduğu ileri sürülerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE
MADDİ OLAY:
Çankırı Karatekin Üniversitesi … Fakültesi’nde araştırma görevlisi olan davacının, 01/06/2015 tarihinden itibaren tutulan tutanaklarla 84 gün izinsiz ve mazaretsiz olarak göreve gelmediğinin anlaşılması üzere isnat edilen fiilin sübuta erdiğinden bahisle Yükseköğretim Yüksek Disiplin Kurulu’nun … tarih ve … sayılı işlemi ile 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 125/E-d maddesi uyarınca Devlet memurluğundan çıkarma cezası ile cezalandırılmasına karar verilmesi üzerine bakılan dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT:
Anayasanın 130. maddesinde; çağdaş eğitim-öğretim esaslarına dayanan bir düzen içinde milletin ve ülkenin ihtiyaçlarına uygun insan gücü yetiştirmek amacı ile; ortaöğretime dayalı çeşitli düzeylerde eğitim-öğretim, bilimsel araştırma, yayın ve danışmanlık yapmak, ülkeye ve insanlığa hizmet etmek üzere çeşitli birimlerden oluşan kamu tüzelkişiliğine ve bilimsel özerkliğe sahip üniversitelerin Devlet tarafından kanunla kurulacağı; yükseköğretim kurumlarının kuruluş ve organları ile işleyişleri ve bunların seçimlerinin, görev, yetki ve sorumluluklarının üniversiteler üzerinde Devletin gözetim ve denetim hakkını kullanma usullerinin, öğretim elemanlarının görevleri, unvanları, atama, yükselme ve emekliliklerinin, öğretim elemanı yetiştirmenin, üniversitelerin ve öğretim elemanlarının kamu kuruluşları ve diğer kurumlar ile ilişkilerinin, öğretim düzeyleri ve sürelerinin, yükseköğretime giriş, devam ve alınacak harçların, Devletin yapacağı yardımlar ile ilgili ilkelerin, disiplin ve ceza işleri, mali işler, özlük hakları, öğretim elemanlarının uyacakları koşulların, üniversitelerarası ihtiyaçlara göre öğretim elemanlarının görevlendirilmesinin, öğrenimin ve öğretimin hürriyet ve teminat içinde ve çağdaş bilim ve teknoloji gereklerine göre yürütülmesinin, Yükseköğretim kuruluna ve üniversitelere Devletin sağladığı mali kaynakların kullanılmasının kanunla düzenleneceği kurala bağlanmıştır.
2547 sayılı Kanunun, 01.03.2014 tarih ve 6528 sayılı Kanun ile değişik 53/b maddesinde; ”Öğretim elemanları, memur ve diğer personele uygulanabilecek disiplin cezaları uyarma, kınama, yönetim görevinden ayırma, aylıktan kesme, kademe ilerlemesinin durdurulması, üniversite öğretim mesleğinden çıkarma ve kamu görevinden çıkarma cezalarıdır. Hangi fiillere hangi disiplin cezasının uygulanacağı, bu bentte sayılan kişilerin disiplin işlemleri ve disiplin amirlerinin yetkileri, Devlet memurlarına uygulanan usul ve esaslar da göz önüne alınmak suretiyle Yükseköğretim Kurulunca düzenlenir.” kuralı yer almıştır.
Anayasa Mahkemesinin 07.04.2015 tarih ve 29319 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 14.1.2015 tarih ve E:2014/100, K:2015/6 sayılı kararı sonrası, 2547 sayılı Kanun’un 53. maddesi, 09.12.2016 tarih ve 29913 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 6764 sayılı Kanun ile değişikliğe uğramış ve 2547 sayılı Kanun’un 53/b maddesinde; Devlet ve vakıf yükseköğretim kurumlarının öğretim elemanlarına uygulanabilecek disiplin cezalarının uyarma, kınama, aylıktan veya ücretten kesme, kademe ilerlemesinin durdurulması veya birden fazla ücretten kesme, üniversite öğretim mesleğinden çıkarma ve kamu görevinden çıkarma cezaları olduğu belirtilerek, maddede disiplin suç ve cezalarına, disiplin uygulamalarına ilişkin usul ve esaslara yer verilmiştir.
2547 sayılı Kanun’un, 6764 sayılı Kanun ile değişik 53. maddesinin (b) fıkrasının (1), (2), (3), (4) ve (6) numaralı bentlerinde yer alan “657 sayılı Kanundaki fiillere ilave olarak…” ibarelerinin, Anayasa Mahkemesinin 17.07.2019 tarih ve 30834 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan, 10.04.2019 tarih ve E:2017/33, K:2019/20 sayılı kararıyla iptaline ve kararın Resmi Gazete’de yayımlanmasından başlayarak dokuz ay sonra yürürlüğe girmesine karar verilmiş ve 2547 sayılı Kanun’un 53. maddesinin (b) fıkrasının (1), (2), (3), (4) ve (6) numaralı bentleri, 17.04.2020 tarih ve 31102 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 7243 sayılı Kanun’un 7. maddesi ile değişikliğe uğrayarak, “657 sayılı Kanundaki fiillere ilave olarak…” ibareleri yürürlükten kaldırılmıştır.
Anılan Kanunun 53. maddesinin (b) fıkrasının (5) numaralı bendinin, 17.04.2020 tarih ve 31102 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 7243 sayılı Kanun ile değişik (c) alt bendinde; özürsüz veya izinsiz olarak bir yılda toplam 20 gün göreve gelmemek fiilinin, üniversite öğretim mesleğinden çıkarma cezasını gerektirdiği kurala bağlanmıştır.
21.08.1982 tarih ve 17789 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan mülga Yükseköğretim Kurumları Yönetici, Öğretim Elemanı ve Memurları Disiplin Yönetmeliği’nin 11/b-3 maddesinde; izinsiz ve kurumlarınca kabul edilebilir özrü olmaksızın bir yıl içinde toplam olarak devamlı statüde olanlar için 20 gün göreve gelmemek, kamu görevinden çıkarma cezasını gerektiren fiil ve haller arasında belirtilmiştir. Ancak anılan Yönetmelilk 20.10.2017 tarih ve 30216 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Yükseköğretim Kurumları Yönetici, Öğretim Elemanı ve Memurları Disiplin Yönetmeliğinin Yürürlükten Kaldırılmasına Dair Yönetmelikle yürürlükten kaldırılmıştır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Anayasa Mahkemesinin 07.04.2015 tarih ve 29319 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 14.1.2015 tarih ve E:2014/100, K:2015/6 sayılı kararı ile yükseköğretim kurumları yönetici, öğretim elemanı ve memurlarının disiplin işlemleri için getirilmiş herhangi bir kanuni güvence bulunmadığı ve yasal belirlilik sağlanmadığı belirtilerek, Anayasa’nın 38., 128. ve 130. maddelerine aykırı olduğu gerekçesiyle, 2547 sayılı Kanun’un 53/b maddesinin 2. cümlesinin iptal edilmesine ve kararın Resmi Gazete’de yayımlanmasından başlayarak dokuz ay sonra yürürlüğe girmesine karar verilmiş ve karar 07.01.2016 tarihinde yürürlüğe girmiştir.
Anayasa Mahkemesinin anılan kararı sonrası, 2547 sayılı Kanunun 53. maddesi, 09.12.2016 tarih ve 29913 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan 6764 sayılı Kanun ile değişikliğe uğramış ve maddede yükseköğretim kurumlarının öğretim elemanlarına uygulanabilecek disiplin suç ve cezalarına, disiplin uygulamalarına ilişkin usul ve esaslara yer verilmiştir.
Devam eden süreçte; 2547 sayılı Kanun’un, 6764 sayılı Kanun ile değişik 53. maddesinin (b) fıkrasının (1), (2), (3), (4) ve (6) numaralı bentlerinde yer alan “657 sayılı Kanundaki fiillere ilave olarak…” ibarelerinin, “…öğretim elemanı, memur ve diğer personelden oluşan yükseköğretim kurumları kamu personeline ilişkin disiplin kuralları öngörülürken kanun koyucu tarafından bunlar arasında görevin niteliğinden kaynaklanan ve Anayasa tarafından öngörülen ayrım ve farklılıkların dikkate alınmayarak öğretim elemanları ile memur ve diğer personelin tümüyle aynı kurallara tabi kılınması ve dava konusu ibareler yoluyla öğretim elemanlarının disiplin sorumluluğu kapsamına 657 sayılı Kanun’da sayılan fiillerin tamamının dâhil edilmesi, Anayasa’da bu kişiler için öngörülen güvencelerle örtüşmediği gibi gerek uygulayıcılar gerekse disiplin kurallarının muhatapları yönünden birtakım belirsizliklere de yol açtığından dava konusu kuralların Anayasa’nın 2., 27. ve 130. maddeleriyle bağdaşmadığı” gerekçesiyle Anayasa Mahkemesinin 17.07.2019 tarih ve 30834 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan, 10.04.2019 tarih ve E:2017/33, K:2019/20 sayılı kararıyla iptaline ve kararın Resmi Gazete’de yayımlanmasından başlayarak dokuz ay sonra yürürlüğe girmesine karar verilmiş ve 2547 sayılı Kanun’un 53. maddesinin (b) fıkrasının (1), (2), (3), (4) ve (6) numaralı bentleri, 17.04.2020 tarih ve 31102 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 7243 sayılı Kanun’un 7. maddesi ile değişikliğe uğrayarak, “657 sayılı Kanundaki fiillere ilave olarak…” ibareleri yürürlükten kaldırılmıştır.
Anayasanın 130. maddesinde; üniversiteler, bilimsel çalışmaların yapıldığı ve bilimin öğretildiği kurumlar olarak kabul edilmiş olup, bilimsel ve idari özerklik tanınmak suretiyle, diğer kamu kurumlarından farklı değerlendirilmiştir. Anılan maddede öğretim elemanlarının, Yükseköğretim Kurulunun veya üniversitelerin yetkili organları dışında kalan makamlarca görevden uzaklaştırılamayacakları; görevleri, atamaları gibi birçok hususun kanunla düzenleneceğinin kurala bağlandığı dikkate alındığında, öğretim elemanlarının diğer kamu görevlilerine nazaran daha güvenceli bir personel rejimine tabi kılındığı anlaşılmıştır. Bu bakımdan; Anayasanın 130. maddesi gereği öğretim elemanlarının bilimsel özerkliğe dayalı farklı statüleri dikkate alınarak, disiplin sorunlarının genel nitelikli 657 sayılı Kanun yerine öğretim elemanlarının niteliklerinin gözetildiği, özel bir kanun olan 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu uyarınca çözümlenmesi gerekmektedir.
Nitekim; 657 sayılı Kanunun 1. maddesinin 3. fıkrasında, öğretim elemanlarının kendi özel kanunlarına tabi olduğu kurala bağlanmış ve aynı Kanunun disipline ilişkin 125. maddesinin 6. fıkrasında, özel kanunların disiplin suç ve cezalarına ilişkin hükümlerinin saklı olduğu belirtilmiştir.
Bununla birlikte; Anayasanın ”Suç ve Cezalara İlişkin Esaslar” başlığını taşıyan 38. maddesinde; ”Kimse, işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanunun suç saymadığı bir fiilden dolayı cezalandırılamaz; kimseye suçu işlediği zaman kanunda o suç için konulmuş olan cezadan daha ağır bir ceza verilemez.” kuralı yer almakta olup; 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun ”Özel kanunlarla ilişki” başlığını taşıyan 5. maddesinde; ”Bu Kanunun genel hükümleri, özel ceza kanunları ve ceza içeren kanunlardaki suçlar hakkında da uygulanır.” kuralı ve ”Zaman bakımından uygulama” başlığını taşıyan 7. maddesinde ise ”İşlendiği zaman yürürlükte bulunan kanuna göre suç sayılmayan bir fiilden dolayı kimseye ceza verilemez ve güvenlik tedbiri uygulanamaz. İşlendikten sonra yürürlüğe giren kanuna göre suç sayılmayan bir fiilden dolayı da kimse cezalandırılamaz ve hakkında güvenlik tedbiri uygulanamaz. Böyle bir ceza veya güvenlik tedbiri hükmolunmuşsa infazı ve kanuni neticeleri kendiliğinden kalkar. Suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur. Hapis cezasının ertelenmesi, koşullu salıverilme ve tekerrürle ilgili olanlar hariç; infaz rejimine ilişkin hükümler, derhal uygulanır.” kuralı yer almıştır.
Ceza hukuku kökenli ”lehe olan hükmün uygulanması” ilkesi; işlendiği zamanın hukuk normları uyarınca suç sayılan bir fiil sonradan yürürlüğe giren bir düzenleme ile suç olmaktan çıkarılmış bulunuyorsa veya sonradan yürürlüğe giren düzenleme suçun işlendiği zaman mevcut olan düzenlemeye göre failin lehine ise, sonraki normun daha önce işlenmiş olan fiillere uygulanmasını öngörmektedir. Kural olarak idari işlemlerin yargısal denetimi tesis edildiği tarihte yürürlükte bulunan mevzuata göre yapılmaktadır. Bu anlamda idari işlem niteliğindeki disiplin yaptırımının da tesis edildiği tarihte yürürlükte bulunan mevzuata göre yargısal denetiminin yapılması gerekmekte ise de, ilke olarak suç ve cezadan lehe olan normun uygulanması kuralının disiplin cezaları yönünden de geçerli olduğunun kabulü gerekmektedir. Dolayısıyla, fiilin işlendiği tarih itibarıyla yürürlükte bulunan mevzuat ile daha sonra yürürlüğe giren mevzuat hükümleri farklı ise disiplin cezası ile cezalandırılacak olan kişilerin lehine olan mevzuat hükmü dikkate alınmalıdır. Ancak lehe hükmün uygulanması amacıyla verilecek bir iptal kararının başka disiplin cezalarının uygulanmasına engel olmayacağı da kabul edilmelidir.
Dosyanın incelenmesinden, davacının 2015 yılı içerisinde izinsiz ve mazeretsiz olarak 84 gün işe gelmemek fiilinin, 2547 sayılı Kanunun 53/b maddesinin 2. cümlesinin, Anayasa Mahkemesi tarafından iptal hükmü kurulmakla birlikte 9 aylık süreyle yürürlüğünün korunduğu süre içerisinde gerçekleştiği, disiplin soruşturması devam ederken, dokuz aylık sürenin dolduğu, 07/01/2016 tarihine kadar, yasa koyucu tarafından yeni bir yasal düzenleme yapılmadığı, 2547 sayılı Kanunun 53. maddesinde, 09/12/2016 tarih ve 29913 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 6764 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikten sonra 19/01/2017 tarihinde dava konusu işlemin tesis edildiği anlaşılmaktadır.
Bu durumda, 2547 sayılı Yasa’ya tabi öğretim üyesi olarak görev yapan davacı hakkında durumun, eylem ve işlem tarihinde yürürlükte bulunan 2547 sayılı Kanun’un disiplin hükümleri uyarınca yapılacak bir soruşturma ile tespit edilerek, bunun sonucuna göre işlem tesis edilmesi gerekmekte iken, 657 sayılı Kanun’un 125/1. maddesinin E-d bendi gereğince ”devlet memurluğundan çıkarma” cezası ile cezalandırılması yönünde tesis edilen dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Bu itibarla, davanın reddi yönündeki Mahkeme kararına yönelik istinaf isteminin reddine ilişkin temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. 2577 sayılı Kanun’un 49. maddesine uygun bulunan temyiz isteminin kabulüne,
2. … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … gün ve E:…, K:… sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 14/10/2022 tarihinde kesin olarak oybirliği ile karar verildi.