Danıştay 8. Daire Başkanlığı 2019/8973 E. , 2022/6372 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
SEKİZİNCİ DAİRE
Esas No : 2019/8973
Karar No : 2022/6372
DAVACI : …
VEKİLİ : Av. …
DAVALI : … Bakanlığı
DAVANIN KONUSU :
Dava; servis ve taşımacılık işinde “şoför” olarak çalışan davacı tarafından, … tarih ve … sayılı Makam Oluru ile belirlenen Okul Servis Araçlarının Çalıştırılmasına ilişkin Usul ve Esasların, “Sözleşme imzalamada taşımacıdan istenilecek belgeler” başlıklı 9. maddesinin, “Sözleşmenin feshi ve iptali” başlıklı 11. maddesinin, “Okul servis araçları çalıştırması tip şartnamesi” başlıklı EK-1 ekinin ve “Okul servis araçları Sözleşmesi” başlıklı Ek-2 ekinin iptali istemiyle açılmıştır.
DAVACININ İDDİALARI :
Dava konusu düzenlemenin masumiyet karinesine aykırı olduğu, Devletin kişilerin lekelenmeme hakkını öncelikle koruması gerektiği, düzenlemenin ceza yargılamasında masumiyet karinesini destekler nitelikte olan hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumunun amacına aykırı olduğu; öğrencilerle servis şoföründen/rehber personelden daha etkin ve önemli bir role sahip öğretmenler yönünden 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 48/5. maddesinde sayılan suçlardan mahkum olmamak şartı aranırken servis şoförü/rehber personel için öngörülen kovuşturma bulunmamak şartının amaca uygun ve orantılı bir düzenleme olarak kabul edilemeyeceği, bu kişiler hakkında beraat kararı verilmesi halinde çalışma özgürlüğünün de engellenmiş olacağı; öte yandan, kovuşturma olup olmadığını araştırma yetkisi bulunmayan işverene böyle bir yükümlülük getirilmesinde de hukuki isabet bulunmadığı, düzenlemenin ulusal ve uluslararası hukuk kuralları ile hukukun temel ilkelerine aykırı olduğu ileri sürülmektedir.
5258 sayılı Aile Hekimliği Kanunu ile Aile Hekimliği Uygulama Yönetmeliği’nde düzenlenmemiş bir görevin, dava konusu düzenlemelerle aile hekimlerine verilmesinin hukuka aykırı olduğu, aile hekimlerinin servis şoförü ve rehber personelin psikolojik muayenesini yapma konusunda uzman olmadığı, raporların uzman hekimlerden oluşan bir kurul tarafından tam teşekküllü hastanelerce düzenlenmesi gerektiği, düzenlemelerin içeriğinde raporların niteliği net olarak belirtilmediğinden ve hastanelere sevk hakkı tanınmadığından dava konusu hükümlerin eksik düzenleme nedeniyle iptaline karar verilmesi gerektiği ileri sürülmektedir.
DAVALININ SAVUNMASI
Öğrenci servis araçları ile ilgili Ülke genelinde son zamanlarda yaşanan olumsuzluklar, basında yer alan haberler ve benzeri nedenlerden dolayı sorunun çözümlenmesi ve bir standarda bağlanarak yükümlülüklerini yerine getirmeyenlere cezai müeyyidelerin artırılması amacına yönelik olarak düzenleme yapılması ihtiyacı doğduğu belirtilmektedir.
Dava konusu düzenlemede sayılan suçların çocukların/öğrencilerin ruhsal ve fiziksel sağlığı ile güvenliğini tehdit eden suçlar olduğu, okul servis araçlarında çalıştırılacak servis şoförlerinin taşıma faaliyeti sırasında öğrencilere ve çocuklara refakat etmesi, hal ve hareketleriyle öğrencilere örnek olması gerektiği gözetilerek düzenleme yapıldığı ileri sürülmektedir.
Okul servis aracı şoförünün/rehber personelinin fiziksel ve ruhsal sağlığının görev yapmalarını engelleyecek bir durum içerip içermediğinin tespiti için aile hekimlerince kontrol yapılmasının hem öğrenci güvenliği hem de toplumsal olay veya kazaların azaltılmasında etkili olacağı değerlendirilerek dava konusu düzenlemelerin yapıldığı, birinci basamak aile hekimlerince yapılacak muayene sonucunda uygun olanlara tek hekim durum bildirir rapor düzenlenmesinin, uygun olmayanların bir üst basamağa sevk edilerek sağlık kurul raporu düzenlenmesinin amaçlandığı ve raporda aranacak şartların Sağlık Bakanlığınca belirlendiği belirtilerek davanın reddine karar verilmesi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Davanın kısmen ehliyet yönünden, kısmen esastan reddine karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.
DANIŞTAY SAVCISI : …
DÜŞÜNCESİ :Dava; servis ve taşımacılık işinde “şoför” olarak çalışan davacı tarafından, … tarih ve … sayılı Makam Oluru ile belirlenen Okul Servis Araçlarının Çalıştırılmasına ilişkin Usul ve Esasların 9. maddesinin (ç) bendinin, 11. maddesinin (b) bendinin, EK-1’in 6. maddesinin (b) bendinin ve EK-2’nin 7. maddesinin (e) bendinin iptali istemiyle Milli Eğitim Bakanlığına karşı açılmıştır.
Okul Servis Araçlarının Çalıştırılmasına ilişkin Usul ve Esaslar, 25.10.2017 tarih ve 30221 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Okul Servis Araçları Yönetmeliği’nin 8. maddesinin 6. fıkrasına dayanılarak Milli Eğitim Bakanlığı tarafından hazırlanmış ve Bakanlığın internet sitesinde yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
Bahse konu Usul ve Esasların dava konusu 9. maddesinin (ç) bendinde, “her yıl okul servis şoförlüğüne uygun olduğuna dair aile hekimliğinden veya ilgili sağlık sunucusundan alacağı okul servis şoförlüğü yapabileceğine ilişkin sağlık raporu”, sözleşme imzalamada taşımacıdan istenilecek belgeler arasında sayılmış; anılan Usul ve Esasların dayanağı Okul Servis Araçları Yönetmeliği’nin 9. Maddesinin 1-c bendinde, “… her yıl okul servis şoförlüğüne uygun olduğuna dair aile hekiminden rapor almış olmak zorunda olduğu” hükmü ile aynı yönde düzenleme yapılmıştır.
Anılan Yönetmeliğin dayanaklarından olan 4925 sayılı Karayolu Taşıma Kanunu’nun 34. Maddesinde, “… taşıma işlerinde çalışan şoför ve diğer görevlilerde aranacak şartlar ve nitelikleri, taşıma hizmetlerinin denetimi ve belge taleplerinin incelenmesi ile ilgili esasları, ücretsiz ve tarife altı uygulama esasları ve Kanunun uygulanmasıyla ilgili diğer esas ve usulleri düzenleyen yönetmeliklerin Bakanlıkça hazırlanarak Resmî Gazetede yayımlanacağı” düzenlenmiştir.
Yine bahse konu Yönetmeliğin dayanaklarından 21.04.2004 tarihli 5258 sayılı Aile Hekimliği Kanunu’nun 2. Maddesinde, “Aile hekimi; kişiye yönelik koruyucu sağlık hizmetleri ile birinci basamak teşhis, tedavi ve rehabilite edici sağlık hizmetlerini yaş, cinsiyet ve hastalık ayrımı yapmaksızın her kişiye kapsamlı ve devamlı olarak belli bir mekânda vermekle yükümlü, gerektiği ölçüde gezici sağlık hizmeti veren ve tam gün esasına göre çalışan aile hekimliği uzmanı veya Sağlık Bakanlığının öngördüğü eğitimleri alan uzman tabip veya tabiptir.” şeklinde tanımlanmış; 8. Maddesinde, “Aile hekimi ve aile sağlığı çalışanlarının çalışma usul ve esasları; çalışılan yer, kurum ve statülerine göre öncelik sıralaması; aile hekimliği uygulamasına geçişe ve nakillere ilişkin puanlama sistemi ve sayıları; aile sağlığı merkezi olarak kullanılacak yerlerde aranacak fizikî ve teknik şartlar; meslek ilkeleri; iş tanımları; performans ve hizmet kalite standartları; hasta sevk evrakı, reçete, rapor ve diğer kullanılacak belgelerin şekli ve içeriği, kayıtların tutulması ile çalışma ve denetime ilişkin usul ve esaslar, Sağlık Bakanlığınca çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir.” hükmü getirilmiştir.
25.01.2013 tarih ve 28539 sayılı R.G’de yayımlanan Aile Hekimliği Uygulama Yönetmeliğinin 4. Maddesi 3. Fıkrasının (l) bendinde, “İlgili mevzuatta birinci basamak sağlık kuruluşları ve resmî tabiplerce kişiye yönelik düzenlenmesi öngörülen her türlü sağlık raporu, sevk evrakı, reçete ve sair belgeleri düzenlemek”; (n) bendinde, “, Aile hekiminin görev, yetki ve sorumlulukları arasında sayılmıştır.
Öğrenci servis araçlarında son yıllarda yaşanan sorunların çözülmesi ve ülke genelinde standardın sağlanabilmesi amacıyla İçişleri Bakanlığı koordinasyonunda davalı bakanlıklarca yapılan çalışmalar sonucunda 2007 yılında yürürlüğe giren yönetmelik kaldırılarak yeni yönetmelik yürürlüğe konulmuş ve okul servis araçlarında görev yapan şoför ve rehber personelin, fiziki ve ruhsal sağlıklarının görev yapmalarını engelleyecek bir durum içerip içermediğinin tespiti amacıyla aile hekimlerince yıllık kontrol yapılması uygulamasının getirilmesinin. öğrenci ve velilerin güveniğini sağlayacağı ve böylece çeşitli şekillerde yaşanan kazaların da azalacağı düşüncesiyle dava konusu düzenlemelerin yapıldığı görülmektedir.
Bahse konu yönetmelikte okul servislerinde çalışacak araç şoförü ve rehber personelin, hangi kriterlere göre değerlendirileceği ve hangi sağlık şartlarının aranacağı hususunda bir düzenleme yapılmaması hukuki açıdan eksik düzenleme olmakla birlikte; Sağlık Bakanlığınca bu eksikliğin giderilmesi için “Okul Servis Şoförlerinde ve Rehber Personelde Aranacak Sağlık Şartları”nın, Sürücü Adayları ve Sürücülerde Aranacak Sağlık Şartları İle Muayenelerine Dair Yönetmeliğin ilgili maddelerinde yer verilen hükümlerine de uygun olarak düzenlenerek … tarih ve … sayılı yazı ile ilgili bakanlıklara gönderildiği ve Milli Eğitim Bakanlığının … tarih ve … sayılı yazısı ile uygun bulunarak uygulamaya dahil edildiği anlaşılmakta olup; öğrenci güvenliğini sağlamak amacıyla getirilen dava konusu ibarelerde üst hukuk normlarına aykırılık bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
Dava konusu Usul ve Esasların 11. Maddesinin (b) bendinde, Ek-1’in 6-b maddesinde ve Ek-2’nin 7-e maddesinde “Sözleşme süresi içinde; şoförlerin, affa uğramış veya hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş olsa bile Türk Ceza Kanununun 81, 102, 103, 104, 105, 109, 179/3, 188, 190, 191, 226, 227 nci maddelerindeki suçlardan hüküm giymesi veya devam etmekte olan bir kovuşturması bulunması ya da kovuşturması uzlaşmayla neticelenmiş olması hâlinde sözleşme feshedilir.” hükmü getirilmiştir.
Yukarıda yazılı dava konusu maddelerde yer alan TCK maddeleri, kasten öldürme, cinsel saldırı, çocukların cinsel istismarı, reşit olmayanla cinsel ilişki, cinsel taciz, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, trafik güvenliğini tehlikeye sokma, uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti, uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanılmasını kolaylaştırma, uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanma, müstehcenlik ve fuhuş suçlarını düzenlemekte olup; Okul Servis Araçları Yönetmeliğinin 5/1, 9/1ve 9/2 maddelerinde dava konusu düzenleme ile aynı yönde düzenleme mevcuttur.
Anayasanın 10, maddesinde, “(Ek fıkra: 7/5/2010-5982/1 md.) Çocuklar, yaşlılar, özürlüler, harp ve vazife şehitlerinin dul ve yetimleri ile malul ve gaziler için alınacak tedbirler eşitlik ilkesine aykırı sayılmaz.”; 41. Maddesinde, “(Ek fıkra: 7/5/2010-5982/4 md.) Devlet, her türlü istismara ve şiddete karşı çocukları koruyucu tedbirleri alır.”; hükümleri getirilmiştir.
Birleşmiş Milletler Genel Kurulu Tarafından 20 Kasım 1989 tarihinde kabul edilen ve ülkemiz tarafından 14 Eylül 1990’da imzalanarak 9/12/1994 tarihli ve 4058 sayılı Kanunla onaylanması uygun bulunan ve 27 Ocak 1995’te Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşme’nin 3. maddesinde, “Taraf Devletler, çocukların bakımı veya korunmasından sorumlu kurumların, hizmet ve faaliyetlerin özellikle güvenlik, sağlık, personel sayısı ve uygunluğu ve yönetimin yeterliliği açısından, yetkili makamlarca konulan ölçülere uymalarını taahhüt ederler.”; 34. maddesinde, “Taraf Devletler, çocuğu, her türlü cinsel sömürüye ve cinsel suistimale karşı koruma güvencesi verirler. Bu amaçla Taraf Devletler özellikle:
1.Çocuğun yasadışı bir cinsel faaliyete girişmek üzere kandırılması veya zorlanmasını;
2.Çocukların, fuhuş, ya da diğer yasadışı cinsel faaliyette bulundurularak sömürülmesini;
3.Çocukların pornografik nitelikli gösterilerde ve malzemede kullanılarak sömürülmesini, önlemek amacıyla ulusal düzeyde ve ikili ile çok taraflı ilişkilerde gerekli her türlü önlemi alırlar.”; 35. Maddesinde, “Taraf Devletler, her ne nedenle ve hangi biçimde olursa olsun, çocukların kaçırılmaları, satılmaları veya fuhuşa konu olmalarını önlemek için ulusal düzeyde ve ikili ve çok yanlı ilişkilerde gereken her türlü önlemleri alırlar.” hükümlerine yer verilmiştir
Dava konusu Usul ve Esaslar; okul öncesi eğitim ve zorunlu eğitim kapsamında bulunan öğrencilerin taşıma faaliyetlerini düzenli ve güvenli hale getirmek, taşıma yapacak gerçek ve tüzel kişilerin yeterlilik ve çalışma şartları ile denetim işlemlerine ilişkin usul ve esasları belirlemek amacıyla çıkarılmış; gerçek ve tüzel kişilerce öğrenci taşıma faaliyetlerini ve bu faaliyetlerde kullanılacak okul servis araçlarını, taşımacıları ve bu taşıma işlerinde çalışanları düzenleme kapsamına almıştır.
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın çocukların korunmasına yönelik önerdiği tedbirler ile Çocuk Haklarına Dair Sözleşme hükümleri çerçevesinde, diğer bireylere nazaran daha çok korunmaya muhtaç olan çocuklar ve öğrenciler için pozitif ayrımcılık yapılarak okullarına güvenli bir şekilde gidip gelmelerini sağlamaya yönelik dava konusu hükümlerin getirildiği görülmektedir.
Bahse konusu maddelerde, Türk Ceza Kanununa göre hangi kişilerin taşımacı, rehber personel ve servis şoförü olamayacağına yönelik düzenleme yapıldığı görülmektedir. Çocuk ve öğrencilerin taşınması ile ilgili her türlü faaliyetin hassasiyet ve duyarlılık içinde yürütülerek taşıma güvenliğinin sağlanmasının önem taşıdığı kuşkusuzdur. Anılan düzenlemelere, okul öncesi eğitim ve zorunlu eğitim kapsamında bulunan öğrencilerin taşıma faaliyetlerinin sağlıklı ve güvenli hale getirilmesi amacıyla kamu yararı gözetilerek yer verildiği anlaşılmaktadır.
Bu bağlamda da; servis taşımacılarına ve taşımacıların çalışanı rehberler ve şoförlerin göreve uygun olup olmadığına dair kontrol mekanizmasını kuran dava konusu düzenlemenin genel kapsayıcı olmayıp, sadece okul servis araçlarını kapsadığı konusunda herhangi bir duraksama bulunmamaktadır.
Bu durumda; okul servis aracında taşınan öğrencilerin yaş grubu dikkate alındığında güvenli ve düzenli taşıma faaliyeti yapılabilmesi için okul servis aracı taşımacıları ve onların çalışanı rehberler ve şoförler yönünden özel ve istisnai düzenlemeler getirilirken kamu yararı ve hizmet gereklerinin gözetildiği ve anılan düzenlemelerin üst hukuk normlarına ve hukuka uygun olduğu sonucuna varılmıştır.
Açıklanan nedenlerle; davanın reddi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, duruşma için taraflara önceden bildirilen 09/11//2022 tarihinde, davacı vekili Av. … ‘un geldiği, davalı Milli Eğitim Bakanlığı’nı temsilen kimsenin gelmediği, Danıştay Savcısının hazır olduğu görülmekle, açık duruşmaya başlandı. Gelen tarafa usulüne uygun olarak söz verilerek dinlendikten ve Danıştay Savcısının düşüncesi alındıktan sonra gelen tarafa son kez söz verilip, duruşma tamamlandı. Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra işin gereği görüşüldü:
HUKUKİ SÜREÇ :
Okul Servis Araçlarının Çalıştırılmasına ilişkin Usul ve Esaslar, 25.10.2017 tarih ve 30221 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Okul Servis Araçları Yönetmeliği’nin 8. maddesinin 6. fıkrasına dayanılarak Milli Eğitim Bakanlığı tarafından hazırlanmış ve Bakanlığın internet sitesinde yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
Dava konusu edilen usul ve esasların dayanak Yönetmeliği olan Okul Servis Araçları Yönetmeliği’nin 9. maddenin 2. fıkrasının (b) bendinde; “Okul servis araçlarındaki rehber personel; Türk Ceza Kanununun 53 üncü maddesinde belirtilen süreler geçmiş ve affa uğramış veya hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş olsa bile;
1) Devletin güvenliğine karşı suçlar, anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar, zimmet, irtikap, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli iflas, ihaleye fesat karıştırma, edimin ifasına fesat karıştırma, suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama veya kaçakçılık suçlarından mahkum olmamış olmak veya bu suçlardan hakkında devam eden ya da uzlaşmayla neticelenmiş bir kovuşturma bulunmamak,
2) Türk Ceza Kanununun 81, 102, 103, 104, 105, 109, 179/3, 188, 190, 191, 226 ve 227 nci maddelerindeki suçlardan mahkum olmamış olmak veya bu suçlardan hakkında devam eden ya da uzlaşmayla neticelenmiş bir kovuşturma bulunmamak, … zorundadır.” hükmüne, (c) bendinde ise, “… her yıl okul servis şoförlüğüne uygun olduğuna dair aile hekiminden rapor almış olmak zorunda olduğu” kuralına yer verilmiştir.
Dava konusu Okul Servis Araçlarının Çalıştırılmasına ilişkin Usul ve Esaslar, 25.10.2017 tarih ve 30221 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Okul Servis Araçları Yönetmeliği’nin 8. maddesinin 6. fıkrasına dayanılarak Milli Eğitim Bakanlığı tarafından hazırlanmış ve Bakanlığın internet sitesinde yayımlanmış olup, usul ve esasların davaya konu “Sözleşme imzalamada taşımacıdan istenilecek belgeler” başlıklı 9. maddesinin (ç) bendinde, “Her yıl okul servis şoförlüğüne uygun olduğuna dair aile hekiminden veya ilgili sağlık sunucusundan alacağı okul servis şoförlüğü yapabileceğine ilişkin sağlık raporu,” ibaresine, (d) bendinde ise “Rehber personelin, okul servis rehber personeli olmaya uygun olduğuna dair aile hekimliğinden veya ilgili sağlık sunucusundan aldığı rapor”, hükmüne, “Sözleşmenin feshi ve iptali” başlıklı 11. Maddesinin (b) fıkrasında, “Okul servis araçları çalıştırması tip şartnamesi” başlıklı Ek-1’in 6-b fıkrasında ve “Okul servis araçları Sözleşmesi” başlıklı Ek-2’nin 7/e fıkrasında ise “Sözleşme süresi içinde; rehber personelin, affa uğramış veya hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş olsa bile Türk Ceza Kanununun 81, 102, 103, 104, 105, 109, 179/3, 188, 190, 191, 226, 227 nci maddelerindeki suçlardan hüküm giymesi veya devam etmekte olan bir kovuşturması bulunması ya da kovuşturması uzlaşmayla neticelenmiş olması hâlinde sözleşme feshedilir.” ibaresine yer verilmiştir.
Uyuşmazlık konusu olayda davacı tarafından dava dilekçesinin konu, sonuç ve istem kısımlarında söz konusu düzenlemenin “Sözleşme imzalamada taşımacıdan istenilecek belgeler” başlıklı 9. maddesinin , “Sözleşmenin feshi ve iptali” başlıklı 11. maddesinin, “Okul servis araçları çalıştırması tip şartnamesi” başlıklı EK-1 ekinin ve ” Okul servis araçları Sözleşmesi” başlıklı Ek-2 ekinin tamamının iptalinin istenildiği görülmekte ise de, dava dilekçesinde yer alan ve hukuka aykırılık iddiası bulunulan maddeler bakımından değerlendirme yapılarak, düzenlemenin 9. Maddesinin (ç) ve (d) bendi, 11. maddesinin (b) bendi, EK-1’in 6. maddesinin (b) bendi ve EK-2’nin 7. maddesinin (e) bendi yönünden hasren inceleme yapılmıştır.
İNCELEME VE GEREKÇE:
USUL YÖNÜNDEN :
Usul ve esasların “Sözleşme imzalamada taşımacıdan istenilecek belgeler” başlıklı 9. maddesinin (d) bendinde yer alan “Rehber personelin, okul servis rehber personeli olmaya uygun olduğuna dair aile hekimliğinden veya ilgili sağlık sunucusundan aldığı rapor” ibaresine ilişkin iptal istemi yönünden;
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 2. maddesinde iptal davalarının, idari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu, maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılabilecekleri hükme bağlanmıştır.
Yukarıda aktarılan hükme göre, iptal davası açılabilmesi için gerçek ya da tüzel kişiler ile dava konusu işlem arasında makul ve ciddi bir ilişkinin varlığı yeterli bulunmaktadır. Başka bir deyişle, İdare Hukuku’nun genel ilkelerine göre idari işlemin değişiklik yarattığı ya da doğmasına engel olduğu hukuki durumla menfaat bağı olan herkes bu idari işlemin iptalini isteyebilecektir.
Dolayısıyla iptal davası açılabilmesinin ön koşullarından biri davacının objektif ve subjektif dava ehliyetinin olmasıdır. Danıştay’ın istikrar bulan kararlarına göre, davacının subjektif dava açma ehliyetinin bulunduğunun kabulü için idari kararın davacının meşru, şahsi ve güncel bir menfaatini ihlal etmesi gerekmektedir. İptal davalarında, dava konusu işlemin davacının menfaatini ihlal ettiğinin saptanması sadece davacının bu davada ehliyetinin (subjektif ehliyetinin) bulunduğu, dolayısıyla davanın esasının incelenmesine geçilebileceği sonucunu yaratmaktadır.
Yukarıda belirlenen kişisel, meşru ve güncel bir menfaat alakasının varlığı taraf ilişkisinin kurulmasında yeterli sayılmakta ve bu husus davanın niteliğine ve özelliğine göre belirlenmektedir.
Somut olayda; davacının dava açma tarihi itibari ile okul servis araçlarında “şoför” olarak görev yaptığının dava dilekçesinden ve dosyada bulunan bilgi belgelerden anlaşıldığı, dava konusu düzenlemenin ise okul servis aracında rehber personel yapan kişilere yönelik bir düzenleme içerdiği görüldüğünden davacının bahse konu düzenleme açısından meşru ve güncel bir menfaat ilişkisinin bulunmadığı gerekçesiyle davanın ehliyet yönünden reddi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.
ESAS YÖNÜNDEN :
İlgili Mevzuat:
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 10. maddesinde, “Çocuklar, yaşlılar, özürlüler, harp ve vazife şehitlerinin dul ve yetimleri ile malul ve gaziler için alınacak tedbirler eşitlik ilkesine aykırı sayılmaz.” hükmüne; 41. maddesinde ise, “Devlet, her türlü istismara ve şiddete karşı çocukları koruyucu tedbirleri alır.” hükmüne yer verilmiş; 90. maddesinin beşinci fıkrasının birinci cümlesinde ise, usulüne uygun olarak yürürlüğe konulmuş milletlerarası andlaşmaların kanun hükmünde olduğu ifade edilmiştir.
Birleşmiş Milletler Genel Kurulu tarafından 20 Kasım 1989 tarihinde kabul edilen ve Ülkemiz tarafından 14 Eylül 1990’da imzalanarak 4058 sayılı Kanun’la onaylanması uygun bulunan ve 27 Ocak 1995’te Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren ve iç hukukumuzun bir parçası haline gelen Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşme’nin 3. maddesinde, kamusal ya da özel sosyal yardım kuruluşlarının, mahkemelerin, idari makamların veya yasama organlarının yaptığı ve çocukları ilgilendiren bütün faaliyetlerde çocuğun yararının temel düşünce olduğu; taraf devletlerin çocuğun ana-babasının, vasilerinin ya da kendisinden hukuken sorumlu olan diğer kişilerin hak ve ödevlerini de göz önünde tutarak, esenliği için gerekli bakım ve korumayı sağlamayı üstleneceği ve bu amaçla tüm uygun yasal ve idari önlemleri alacağı ve taraf devletlerin, çocukların bakımı veya korunmasından sorumlu kurumların hizmet ve faaliyetlerinin özellikle güvenlik, sağlık, personel sayısı ve uygunluğu ve yönetimin yeterliliği açısından yetkili makamlarca konulan ölçülere uymalarını taahhüt edeceği belirtilmektedir.
4925 sayılı Karayolu Taşıma Kanunu’nun “Yönetmelik” başlıklı 34. maddesinde, bu Kanunun yürürlüğe girmesinden itibaren altı ay içinde, taşımacılık faaliyeti yapmak isteyen gerçek ve tüzel kişilerde aranacak şartlar, verilecek yetki belgeleri, mesleki yeterlilik belgeleri ve taşıt kartları ile diğer belge ve hizmetlerin ücret, süre, kapsam, tür ve şekilleri, her belge türü için gerekli olan taşıt kapasiteleri, taşıtların yaşı, nitelikleri, istiap hadleri ve terminal hizmetlerinde öngörülecek hususları, belgelerin geçerlilik süreleri, geri alınması ve uygulanacak idarî müeyyideleri, taşımacı, acente ve taşıma işleri komisyonculuğu ile nakliyat ambarı ve kargo işletmeciliği yapacakların yükümlülükleri, bagaj ve taşımanın yardımcı hizmetleri, zaman ve fiyat tarifelerinin düzenlenmesi, yolcu bileti ve taşıma senedinin şekil ve muhtevasını, taşıma işlerinde çalışan şoför ve diğer görevlilerde aranacak şartlar ve nitelikleri, taşıma hizmetlerinin denetimi ve belge taleplerinin incelenmesi ile ilgili esasları, ücretsiz ve tarife altı uygulama esasları ve Kanunun uygulanmasıyla ilgili diğer esas ve usulleri düzenleyen yönetmeliklerin Bakanlıkça hazırlanarak Resmî Gazete’de yayımlanacağı düzenlenmiştir.
5258 sayılı Aile Hekimliği Kanunu’nun ”Tanımlar” başlıklı 2. maddesinde ise, aile hekiminin, kişiye yönelik koruyucu sağlık hizmetleri ile birinci basamak teşhis, tedavi ve rehabilite edici sağlık hizmetlerini yaş, cinsiyet ve hastalık ayrımı yapmaksızın her kişiye kapsamlı ve devamlı olarak belli bir mekânda vermekle yükümlü, gerektiği ölçüde gezici sağlık hizmeti veren ve tam gün esasına göre çalışan aile hekimliği uzmanı veya Sağlık Bakanlığının öngördüğü eğitimleri alan uzman tabip veya tabip olduğu belirtilmiş; 5. maddesinin 3. fıkrasında ise, ilgili mevzuatta birinci basamak sağlık kuruluşları ve resmî tabiplerce düzenlenmesi öngörülen her türlü rapor, sevk evrakı, reçete ve sair belgeler, aile hekimliği uygulamasına geçilen yerlerde aile hekimleri tarafından düzenleneceği kurala bağlanmıştır.
25.01.2013 tarih ve 28539 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Aile Hekimliği Uygulama Yönetmeliği’nin ”Aile hekiminin görev, yetki ve sorumlulukları” başlıklı 4. maddesinin 3. fıkrasında, ”Aile hekiminin Kurumca belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde görev, yetki ve sorumlulukları belirtilmiştir.
Öte yandan, 25.10.2017 tarih ve 30221 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Okul Servis Araçları Yönetmeliği’nin 1. maddesinde, “Bu Yönetmeliğin amacı; okul öncesi eğitim ve zorunlu eğitim kapsamında bulunan öğrenciler ile kreş, gündüz bakımevleri ve çocuk kulüplerine devam eden çocukların taşıma faaliyetlerini düzenli ve güvenli hale getirmek, taşıma yapacak gerçek ve tüzel kişilerin yeterlilik ve çalışma şartları ile denetim işlemlerine ilişkin usul ve esasları belirlemektir. Bu Yönetmelik gerçek ve tüzel kişilerce öğrenci taşıma faaliyetlerini, bu faaliyetlerde kullanılacak okul servis araçlarını, taşımacıları ve bu taşıma işlerinde çalışanları kapsar.” düzenlemesine yer verilmiştir.
Anılan Yönetmeliğin “Tanımlar” başlıklı 3. maddesinde ise; “(b) Çocuk: 0-24 ay yaş grubu kreşe devam eden çocuklar, 25-66 ay yaş grubu gündüz bakımevine devam eden çocuklar ile çocuk kulübüne kayıtlı ilkokul ve ortaokul eğitimine devam eden çocukları,
…, f) Okul servis aracı: Genel olarak okul öncesi eğitim ve zorunlu eğitim kapsamında öğrenciler ile çocukların taşınmalarında kullanılan ve bu Yönetmelikle belirlenen şartları haiz ticari tescilli yolcu taşımaya mahsus taşıtı,..h) Rehber personel: Bu Yönetmelikte verilen görevleri yapmak üzere yükseköğretim ve ortaöğretim kurumlarına öğrenci taşıyanlar hariç, okul servis araçlarında şoför dışında bulunacak görevliyi,..j) Şoför: Karayolunda ticari olarak tescil edilmiş bir motorlu taşıtı süren kişiyi, k) Taşıma: Bir ücret karşılığında okul öncesi ve zorunlu eğitim kapsamındaki öğrenciler ile çocukların karayolunda otobüs cinsi taşıtlarla evden okula/kreşe/gündüz bakımevine/çocuk kulübüne, buralardan eve taşınmasını, l) Taşımacı: Öğrenciler ve çocukların bir ücret karşılığı taşımasını üstlenen gerçek veya tüzel kişileri,..,o) Yolcu: Aracı kullanan şoför ile rehber personel dışında araçta bulunan öğrenci ve çocukları ifade eder.” hükmüne yer verilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
Usul ve Esasların dava konusu 9. maddesinin (ç) bendinde yer alan “Her yıl okul servis şoförlüğüne uygun olduğuna dair aile hekiminden veya ilgili sağlık sunucusundan alacağı okul servis şoförlüğü yapabileceğine ilişkin sağlık raporu” ibaresinin iptali yönünden;
5258 sayılı Aile Hekimliği Kanunu’nun 5. maddesinin 3. fıkrasında, ilgili mevzuatta birinci basamak sağlık kuruluşları ve resmî tabiplerce düzenlenmesi öngörülen her türlü rapor, sevk evrakı, reçete ve sair belgelerin aile hekimleri tarafından düzenleneceği hükmüne yer verildiği görülmektedir.
Bu durumda, yukarıda yer verilen mevzuat hükmü uyarınca, aile hekimlerinin rapor ve gerekli görülen durumlarda sevk evrakı düzenleme görev ve yetkisinin bulunduğu anlaşılmakta olup; okul servis şoförünün, yürütmekte olduğu kamu hizmetinin önemi ve niteliği göz önünde bulundurulduğunda, mesleğini yapmasının uygun olduğuna dair aile hekiminden rapor alması gerektiğine yönelik olarak tesis edilen dava konusu düzenlemelerde gerek yetki yönünden gerekse sebep ve maksat yönlerinden mevzuata aykırılık görülmemiştir. Bu itibarla hukuka, kamu yararı ve hizmet gereklerine aykırılık bulunmamaktadır.
Usul ve Esasların “Sözleşmenin feshi ve iptali” başlıklı 11. Maddesinin (b) fıkrasında, “Okul servis araçları çalıştırması tip şartnamesi” başlıklı Ek-1’in 6-b fıkrasında, “Okul servis araçları Sözleşmesi” başlıklı Ek-2’nin 7/e fıkrasında yer alan “Sözleşme süresi içinde; rehber personelin, affa uğramış veya hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş olsa bile Türk Ceza Kanununun 81, 102, 103, 104, 105, 109, 179/3, 188, 190, 191, 226, 227 nci maddelerindeki suçlardan hüküm giymesi veya devam etmekte olan bir kovuşturması bulunması ya da kovuşturması uzlaşmayla neticelenmiş olması hâlinde sözleşme feshedilir.” ibaresinin iptali istemi yönünden;
Davaya konu Usul ve Esasların 11. maddesinin (b) bendinde, Ek-1’in 6-b maddesinde ve Ek-2’nin 7-e maddesinde yer alan, rehber personel olmaya engel teşkil eden diğer dava konusu durum ise, Türk Ceza Kanunu’nun 81, 102, 103, 104, 105, 109, 179/3, 188, 190, 191, 226 ve 227. maddelerindeki suçlar hakkında devam eden ya da uzlaşmayla neticelenmiş kovuşturma bulunmama şartına ilişkin olup; düzenlemede belirtilen suçlar (sırasıyla) kasten öldürme, cinsel saldırı, çocukların cinsel istismarı, reşit olmayanla cinsel ilişki, cinsel taciz, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, trafik güvenliğini tehlikeye sokma, uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti, uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanılmasını kolaylaştırma, kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek veya bulundurmak ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanmak, müstehcenlik ve fuhuş suçlarıdır.
Düzenlemenin sözü edilen maddelerinde Türk Ceza Kanunu’na göre hangi kişilerin rehber personel olarak istihdam edilemeyeceğine yönelik düzenleme yapıldığı görülmektedir. Dava konusu düzenleme herhangi bir ceza uygulaması öngörmemekte; yalnızca rehber personelde bulunması gereken şartlardan birini, başka bir deyişle bu faaliyeti yürütecek kişilerde bulunması gereken niteliklerden birini hükme bağlamaktadır.
Öte yandan, dava konusu düzenlemelerin genel kapsayıcı olmayıp sadece okul servis araçlarını kapsadığı konusunda herhangi bir duraksama da bulunmamaktadır.
Çocukların fiziksel ve psikolojik olarak gelişimlerini henüz tamamlamamış olmaları nedeniyle yetişkinlere göre daha özel bir koruma altında olmaları gerektiği genel kabul gören bir anlayıştır. Bu kapsamda çocukların/öğrencilerin taşınması ile ilgili her türlü faaliyetin hassasiyet ve duyarlılık içinde yürütülerek taşıma güvenliğinin sağlanmasının önem taşıdığı kuşkusuzdur.
Bununla birlikte, Çocuk Haklarına Dair Sözleşme’nin, çocuk haklarına ilişkin olarak belirlediği temel ilkelerden biri olan “Çocuğun Üstün Yararı İlkesi”, çocukların yararlarının her zaman ve her koşulda öncelikli olarak korunmasını ve karşılaşılan tüm sorunlarda çocuk yararına çözümlerin tercih edilmesini emreden bir ilkedir.
Dava konusu düzenleme ile Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın çocukların korunmasına yönelik önerdiği tedbirler ile Çocuk Haklarına Dair Sözleşme hükümleri çerçevesinde, diğer bireylere nazaran daha çok korunmaya muhtaç olan çocuklar/öğrenciler için pozitif ayrımcılık yapılarak ve çocuğun üstün yararı gözetilerek çocukların taşıma faaliyetlerinin sağlıklı ve güvenli hale getirilmesi amacıyla okul servis araçlarına yönelik özel düzenleme getirildiği anlaşılmaktadır.
Bu durumda, okul servis aracında taşınan öğrencilerin yaş grubu dikkate alındığında güvenli ve düzenli taşıma faaliyeti yapılabilmesi için okul servis aracı şoförü yönünden öngörülen özel ve istisnai düzenlemede hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Okul Servis Araçlarının Çalıştırılmasına ilişkin Usul ve Esasların “Sözleşme imzalamada taşımacıdan istenilecek belgeler” başlıklı 9. maddesinin (d) bendinde yer alan “Rehber personelin, okul servis rehber personeli olmaya uygun olduğuna dair aile hekimliğinden veya ilgili sağlık sunucusundan aldığı rapor” hükmü yönünden oybirliğiyle DAVANIN EHLİYET YÖNÜNDEN REDDİNE,
2. Okul Servis Araçlarının Çalıştırılmasına ilişkin Usul ve Esasların 9. Maddesinin (ç) bendinde yer alan “Her yıl okul servis şoförlüğüne uygun olduğuna dair aile hekiminden veya ilgili sağlık sunucusundan alacağı okul servis şoförlüğü yapabileceğine ilişkin sağlık raporu” ibaresi yönünden oyçokluğuyla, düzenlemenin dava konusu diğer kısımları yönünden oybirliğiyle DAVANIN REDDİNE,
3. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam …-TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
4. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca …-TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,
5. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra istemi halinde davacıya iadesine,
6. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu’na temyiz yolu açık olmak üzere, 09/11/2022 tarihinde karar verildi.
KARŞI OY
(X)- Dava; servis ve taşımacılık işinde “rehber personel” olarak çalışan davacı tarafından, … tarih ve … sayılı Makam Oluru ile belirlenen Okul Servis Araçlarının Çalıştırılmasına ilişkin Usul ve Esasların 9. Maddesinin (ç) ve (d) bendinin, 11. maddesinin (b) bendinin, EK-1’in 6. maddesinin (b) bendinin ve EK-2’nin 7. maddesinin (e) bendinin iptali istemiyle Milli Eğitim Bakanlığına karşı açılmıştır.
5258 sayılı Aile Hekimliği Kanunu’nun 2. maddesinde, “Aile hekimi; kişiye yönelik koruyucu sağlık hizmetleri ile birinci basamak teşhis, tedavi ve rehabilite edici sağlık hizmetlerini yaş, cinsiyet ve hastalık ayrımı yapmaksızın her kişiye kapsamlı ve devamlı olarak belli bir mekânda vermekle yükümlü, gerektiği ölçüde gezici sağlık hizmeti veren ve tam gün esasına göre çalışan aile hekimliği uzmanı veya Sağlık Bakanlığının öngördüğü eğitimleri alan uzman tabip veya tabiptir.” şeklinde tanımlanmış; “Yönetmelikler” başlıklı 8. maddesinde, “Aile hekimi ve aile sağlığı çalışanlarının çalışma usul ve esasları; çalışılan yer, kurum ve statülerine göre öncelik sıralaması; aile hekimliği uygulamasına geçişe ve nakillere ilişkin puanlama sistemi ve sayıları; aile sağlığı merkezi olarak kullanılacak yerlerde aranacak fizikî ve teknik şartlar; meslek ilkeleri; iş tanımları; performans ve hizmet kalite standartları; hasta sevk evrakı, reçete, rapor ve diğer kullanılacak belgelerin şekli ve içeriği, kayıtların tutulması ile çalışma ve denetime ilişkin usul ve esaslar, Sağlık Bakanlığınca çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir.” hükmü getirilmiştir.
25.01.2013 tarih ve 28539 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Aile Hekimliği Uygulama Yönetmeliği’nin 3. maddesinin (f) bendinde, birinci basamak sağlık hizmetleri, sağlığın teşviki, koruyucu sağlık hizmetleri ile ilk kademedeki teşhis, tedavi ve rehabilitasyon hizmetlerinin bir arada verildiği, bireylerin hizmete kolayca ulaşabildikleri, etkin ve yaygın sağlık hizmeti sunumu olarak tanımlanmış; 4. maddesinde, aile hekiminin görev, yetki ve sorumlulukları; çalıştığı bölgenin sağlık hizmetinin planlamasında bölgesindeki toplum sağlığı merkezi ile işbirliği yapmak, hekimlik uygulaması sırasında karşılaştığı toplum ve çevre sağlığını ilgilendiren durumları bölgesinde bulunduğu toplum sağlığı merkezine bildirmek, kendisine kayıtlı kişilerin ilk değerlendirmesini yapmak için altı ay içinde ev ziyaretinde bulunmak veya kişiler ile iletişime geçmek, kişiye yönelik koruyucu sağlık hizmetleri ile birinci basamak teşhis, tedavi, rehabilitasyon ve danışmanlık hizmetlerini vermek, sağlıkla ilgili olarak kayıtlı kişilere rehberlik yapmak, sağlığı geliştirici ve koruyucu hizmetler ile ana çocuk sağlığı ve üreme sağlığı hizmetlerini vermek, periyodik sağlık muayenesi yapmak, kayıtlı kişilerin yaş, cinsiyet ve hastalık gruplarına yönelik izlem ve taramaları (kanser, kronik hastalıklar, gebe, lohusa, yenidoğan, bebek, çocuk sağlığı, adölesan (ergen), erişkin, yaşlı sağlığı ve benzeri) yapmak, evde takibi zorunlu olan engelli, yaşlı, yatalak ve benzeri durumdaki kendisine kayıtlı kişilere evde veya gezici/yerinde sağlık hizmetlerinin yürütülmesi sırasında kişiye yönelik koruyucu sağlık hizmetleri ile birinci basamak teşhis, tedavi, rehabilitasyon ve danışmanlık hizmetlerini vermek, aile sağlığı merkezi şartlarında teşhis veya tedavisi yapılamayan hastaları sevk etmek, sevk edilen hastaların geri bildirimi yapılan muayene, tetkik, teşhis, tedavi ve yatış bilgilerini değerlendirmek, ikinci ve üçüncü basamak tedavi ve rehabilitasyon hizmetleri ile evde sağlık hizmetlerinin koordinasyonunu sağlamak, tetkik hizmetlerinin verilmesini sağlamak ya da bu hizmetleri vermek, verdiği hizmetlerle ilgili olarak sağlık kayıtlarını tutmak ve gerekli bildirimleri yapmak, kendisine kayıtlı kişileri yılda en az bir defa değerlendirerek sağlık kayıtlarını güncellemek, gerektiğinde hastayı gözlem altına alarak tetkik ve tedavisini yapmak, entegre sağlık hizmetinin sunulduğu merkezlerde gerektiğinde hastayı gözlem amaçlı yatırarak tetkik ve tedavisini yapmak, ilgili mevzuatta birinci basamak sağlık kuruluşları ve resmî tabiplerce kişiye yönelik düzenlenmesi öngörülen her türlü sağlık raporu, sevk evrakı, reçete ve sair belgeleri düzenlemek, Kurumca belirlenen konularda hizmet içi eğitimlere katılmak, Kurumca ve ilgili mevzuat ile verilen diğer görevleri yapmak olarak sayılmıştır.
Yönetmeliğin “Aile sağlığı merkezinin fiziki şartları” başlıklı 23. maddesinin 1. fıkrasında ise, “Aile sağlığı merkezlerinde aşağıda belirtilen asgari fiziki şartlar aranır. a) Binanın kolay ulaşılabilir, güvenli, uygun havalandırma, ısıtma ve aydınlatma imkânlarına sahip, toplam alanının tek aile hekimi için 60 metrekare olması gerekir. Birden fazla hekimin birlikte çalışması durumunda her aile hekimi için 20 metrekare ilave edilir. Bir aile sağlığı merkezinde 2-6 aile hekimliği birimi olmasına azami dikkat gösterilir. b) Bekleme ve danışma bölümü bulunur. Bir hekim için bekleme alanında en az 5, daha sonraki her hekim için ilaveten en az 3’er adet olmak üzere yeterli sayıda bekleme koltuğu bulundurulur. Bekleme koltuğunun kolay temizlenebilir ve ergonomik yapıda olması; ahşap, PVC veya metal malzemelerden yapılmışsa oturulan ve yaslanılan alanların bir döşeme malzemesi ile kaplanmış olması gerekir. Bekleme alanında Kurumca gönderilen güncel afiş ve broşürler düzenlenmiş panoda asılı olarak bulundurulur, panoda asılamayacak olanlar çerçeveli olarak bulundurulur. Hasta ve hasta yakınlarının dilek ve önerilerini kolaylıkla ulaştırılabilmesini sağlayacak dilek ve öneri kutuları (Ek ibare:RG-11/3/2015-29292) ile hijyeni sağlamaya yönelik el antiseptiği bulundurulur. c) Muayene odasının, her aile hekimi için en az 10 metrekare olması gerekir. Muayene odasında lavabo bulunur. ç) Tıbbi müdahale odası, hastaya tıbbi girişimlerin yapılabileceği büyüklükte, lavabosu bulunan bir odadır. Bu odada aşı, enjeksiyon, küçük cerrahi müdahalelerin yapılmasına uygun muayene ve müdahale masası, muayene ve acil müdahale malzemeleri, jinekolojik muayene masası ile dezenfeksiyon ve sterilizasyon cihazlarının bulunması gereklidir. d)Laboratuvar hizmetlerinin aile hekimince merkezde verilmesi planlanıyorsa bu hizmetler için uygun bir oda bulunur. e) Aile sağlığı merkezi içerisinde kullanıma hazır, bütün aile hekimliği birimlerince de kullanılabilecek mahremiyet kurallarının uygulandığı, bebek bakım ve emzirme alanı veya odası bulunur. f) Hastaların kullanabileceği tercihen kadın-erkek için ayrı olmak üzere birbirinden ayrılmış, müstakil tuvalet ve lavaboların olması gerekir. Her lavaboda sıvı sabun, kâğıt havlu ve poşetli çöp sepeti, her tuvalette tuvalet kâğıdı ve poşetli çöp sepeti bulundurulur. Tuvaletlerde acil çağrı butonu bulundurulur. g)Tercihen binanın giriş katında kurulurlar. Engelli ve yaşlı vatandaşların giriş ve çıkışlarını mümkün kılan, kolaylaştırıcı tedbirler alınır. ğ) Tıbbi hizmet alanları ile bekleme alanlarında iç ortam sıcaklığı 18-27 0C arasında tutulur, muayene odasının iç ortam sıcaklığı için alt sınırın 20 0C olması gerekir. Isıtma soba hariç diğer araçlarla sağlanır. h) Aile sağlığı merkezinin iç alanlarının boya ve bakımı tam olmalıdır. Dış cephe boyası ve tamiratı ile ilgili gerekli talepler belirlenerek ilgili yerlere gönderilmelidir. ı) Aile sağlığı merkezinin sağlık hizmeti sunulan alanlarına ait zemin kaplamasının kolay temizlenebilir nitelikte olması gerekir.” hükmüne yer verilmiştir.
Dosyanın incelenmesinden, … tarih ve … sayılı Makam Oluru ile belirlenen Okul Servis Araçlarının Çalıştırılmasına ilişkin Usul ve Esasların 9.maddesinin (ç) bendinde okul servis araçlarında çalışan şoförlerin her yıl aile hekimlerinden bu görevler için uygun olduklarına ilişkin rapor alınması şartının getirildiği, dava dilekçesinde 5258 sayılı Kanun ve ilgili Yönetmelikte düzenlenmemiş bir görevin, dava konusu düzenlemelerle aile hekimlerine verildiği, aile hekimlerinin servis şoförlerinin psikolojik muayenesini yapma konusunda uzman olmadığı, raporların uzman hekimlerden oluşan bir kurul tarafından tam teşekküllü hastanelerce düzenlenmesi gerektiği, düzenlemelerin içeriğinde raporların niteliği net olarak belirtilmediğinden ve hastanelere sevk hakkı tanınmadığından dava konusu hükümlerin eksik düzenleme içerdiğine yönelik iddiaların yer aldığı görülmektedir.
Davalı idarelerin savunma dilekçelerinde yer alan açıklamalardan ise, dava konusu düzenlemenin okul servis araçlarında görev yapan şoförlerin, görev yapmalarını engelleyecek bir durum içerip içermediğinin tespiti amacıyla aile hekimlerince yıllık kontrol yapılması uygulamasının getirilerek öğrencilerin/çocukların güvenliğinin sağlanması amacıyla ve çeşitli şekillerde yaşanan olayların/kazaların bu şekilde azalacağı düşüncesiyle düzenleme yapıldığı anlaşılmaktadır.
Dava konusu düzenleme yapılırken; okul servis aracı şoförü ve rehber personelin, hangi kriterlere göre değerlendirileceği ve hangi sağlık şartlarının aranacağı hususunda bir düzenleme yapılmaması hukuki açıdan eksik düzenleme olmakla birlikte; Sağlık Bakanlığı’nca bu eksikliğin giderilmesi için “Okul Servis Şoförlerinde ve Rehber Personelde Aranacak Sağlık Şartları” belirlenmiş ve bu Şartlar’da göz muayenesi, diabetes mellitus, kalp-damar hastalıkları, organ yetmezliği, kulak burun boğaz muayenesi, malign (kötü huylu) tümörler, kas iskelet sistemi, ruh sağlığı hastalıkları yönünden değerlendirme öngörülmüştür.
Okul servis sürücülerinin ve personelinin daha iyi hizmet verebilmesi için sağlık raporu almalarının istenilmesinin kamu hizmetinin kalitesini artıracağı açık ise de; okul servis araçlarında şoför olarak çalışacak olan kişilerin, bu görevi ifa edebileceklerine ilişkin raporun, fiziksel ve psikolojik açıdan değerlendirme ihtiva etmesi gerektiği; nitekim dava konusu düzenleme sonrasında Sağlık Bakanlığı’nca belirlenen sağlık şartlarının da bunu öngördüğü, farklı uzmanlık alanlarında değerlendirme gerektiren bu nitelikteki bir raporun ise ancak uzman hekimlerden oluşan bir kurul tarafından tam teşekküllü hastanelerce düzenlenebileceği anlaşılmaktadır.
Bu haliyle; aile sağlığı merkezlerinin fiziki donanımı ve aile hekimlerinin belirtilen hususlarda ihtisas sahibi olmaması göz önünde bulundurulduğunda, okul servis araçlarında rehber personel olmaya uygun olunduğuna dair tek hekim raporunun, düzenlemenin getiriliş amacına ulaşılması yönünden uygun bir araç olmadığı gibi bu durum aile hekimlerinin ilgili Kanun ve Yönetmelikte belirlenen mesleki iş tanımlarını aşar mahiyette görevlendirilmesi sonucunu da doğurduğundan Okul Servis Araçlarının Çalıştırılmasına ilişkin Usul ve Esasların 9. Maddesinin (ç) bendinin iptaline karar verilmesi gerektiği düşüncesiyle çoğunluk kararına bu kısım yönünden katılmıyorum.