Danıştay 8. Daire Başkanlığı 2019/8980 E. , 2022/7009 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
SEKİZİNCİ DAİRE
Esas No : 2019/8980
Karar No : 2022/7009
DAVACILAR : 1. …’e velayeten
… ve …
2. …’e velayeten
… ve Selim …
VEKİLLERİ : Av. …
DAVALI : … Bakanlığı
VEKİLLERİ : Hukuk Müşaviri …,
Hukuk Müşaviri …
DAVANIN KONUSU :
05/09/2019 tarihli ve 30879 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Milli Eğitim Bakanlığı Özel Eğitim Kurumları Yönetmeliği’nde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 11. maddesi ile değişik asıl Yönetmeliğin “Günlük çalışma saatleri ve devam devamsızlık takibi” başlıklı 25. maddesinin 7. fıkrasının iptali ve 652 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 43. maddesinin 3. fıkrasının Anayasa’ya aykırılığı iddiasıyla Anayasa Mahkemesi’ne başvurulması istenilmektedir.
DAVACININ İDDİALARI :
Yönetmelik hükmü ile dayanağı 652 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin ilgili düzenlemesinin engelli bireylerin kişisel verileri ile ilgili olduğu, Anayasa’nın 20. maddesi uyarınca herkesin kendisiyle ilgili kişisel verilerin korunmasını isteme hakkına sahip olduğu, kişisel verilerin ancak Kanunda öngörülen hallerde veya kişinin açık rızasıyla işlenebileceği, öğrenci velisi olarak çocuklarının görüntü kayıtlarının alınmasına rıza göstermediklerini, kişisel verilerle ilgili Kanunda bir düzenleme yapılacaksa bu düzenlemenin meşru bir amaçla sınırlı olması gerektiği, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 8. maddesinin 2. fıkrasında da meşru amacın varlığının gerekliliğinden bahsedildiği, 6689 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu’nda verilerin işlenmesi ve toplanması için veri sorumlusunun meşru menfaatine dikkat çekildiği, bu menfaat kavramının dar yorumlanması gerektiği, bir başka anlatımla; meşru menfaat için kişisel verilen işlenmesinin zorunluluk arz etmesi ve kişisel veri işlenmeksizin başkaca bir yol ve yöntemle bu yararın ortaya çıkmasının mümkün olmaması gerektiği, somut durumda engelli bireylerin kamera kaydının alınması ve biyometrik kimlik doğrulama sistemi ile takibinin yapılmasını zorunlu kılan bir neden bulunmadığı, ders devam takibinin Yönetmeliğin 28. maddesi uyarınca tutulması zorunlu ders defterleri ile mümkün olduğu, ayrıca kurumların aylık bireyselleştirilmiş eğitim, çalışma ve rehabilitasyon planları düzenlemek zorunda oldukları, bu planlara göre engelli bireyin derslere katılımının gerçekleşip gerçekleşmediğinin tespit edilebileceği, 6698 sayılı Kanun’un 22. maddesi uyarınca diğer kurum ve kuruluşlarca hazırlanan ve kişisel verilere ilişkin hüküm içeren mevzuat taslakları hakkında kişisel Verileri Koruma Kurulu’nun görüşünün alınmasının zorunlu olduğu, dava konusu düzenleme için herhangi bir görüş alınmadığı, Kanunla düzenleme ilkesi gereği, düzenlenen konunun sadece ad, kavram ve kurum olarak söz edilmesi değil, bunların kanun metninde kurallaşması gerektiği, yani temel ilkelerin ve sınırların kanunda düzenlenmesi gerektiği, dava konusu düzenlemenin dayanağı 652 sayılı KHK’nın 43. maddesinin 3. fıkrasında ise usul ve esasların düzenlenmesinin Yönetmeliğe bırakıldığı, Kanunla düzenlenmesi gereken konunun yönetmelik ile düzenlendiği, bu durumun yetki gaspı oluşturduğu iddia edilmektedir.
DAVALININ SAVUNMASI :
Özel eğitim ve rehabilitasyon merkezlerinin, engelli bireylerin yetenekleri en üst seviyeye çıkarmak, temel öz yaşam becerilerini kazandırmak ve toplumsal yaşamlarını sağlamak amacıyla faaliyet gösterdikleri, bu kurumlarda yedi engel türünde bireylere destek eğitim verildiği, 652 sayılı KHK’nın 46. maddesinin 1. fıkrası uyarınca bu eğitimin finansmanının Milli Eğitim Bakanlığı tarafından karşılandığı, 652 sayılı KHK’ye 6764 sayılı Kanun ile eklenen hükmün ardından dava konusu Yönetmelik’te düzenleme yapılarak anılan Kanun hükmünün ne şekilde uygulanacağının gösterildiği, engelli bireylerin aldıkları eğitimin karşılığı olarak özel eğitim ve rehabilitasyon merkezlerine yapılan ödemelerin son zamanlarda suiistimal edildiğinin görüldüğü, bazı merkezlerde kayıtlı bireylerin eğitime katılmadıkları halde katılmış gibi gösterilerek kurumlarca ücret talep edildiği, yine kurumlarda bulunması zorunlu personelin sadece diploması kullanılarak sürece katılmadıklarının tespit edildiği, bu suistimallerle kurumların engelli bireyler üzerinden haksız kazanç elde ettikleri, engelli bireylerin metalaştırılması ve üzerlerinden haksız kazanç elde edilmesinin önlenmesi amacıyla sıkı bir takip ve denetim mekanizmasına ihtiyaç duyulduğu, 6764 sayılı Kanun’la özel eğitim ve rehabilitasyon merkezlerinde verilen eğitimlerin denetlenmesi amacıyla biyometrik kimlik doğrulama ve kameralı görüntüleme sistemi kullanılabileceğinin öngörüldüğü, dava konusu düzenlemenin 5378 sayılı Engelliler Hakkında Kanun’un “Amaç” başlıklı 1.maddesiyle de uyumlu olduğu, düzenleme ile özel eğitim ve rehabilitasyon merkezlerinin iş ve işlemlerinde karşılaşılan sorunların giderilmesi, özel eğitim ve rehabilitasyon merkezlerinde biyometrik kimlik doğrulama sistemi kurularak engelli bireylere sağlanan destek eğitimlerin verimliliğinin ve etkinliğinin artırılmasının amaçlandığı, kamu yararı gözetilerek kıt kaynakların etkin ve verimli kullanılması ve suiistimallerin önlenmesinin, düzenleme amacının meşruiyetini ortaya koyduğu, ders defterleri ile sair belgelere atılan imzaların, yapılan denetimlerde karşılaşılan sorunların çözümünde yetersiz kaldığının tespit edildiği, 652 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 43. maddesinin 3. fıkrasına uygun olarak 01/09/2018 tarihinden itibaren özel eğitim ve rehabilitasyon merkezlerinde engelli bireyler ile personelin ders devam takibinin kameralı görüntüleme sistemi ile yapıldığı, kameralı sistemin kullanılma amaçlarından bir diğerinin engelli bireylerin eğitim hakkının korunması olduğu, uygulamanın verimli ve sağlıklı bir şekilde işleyebilmesini sağlamak amacıyla muhtelif tarihlerde Bakanlık tarafından Genelgeler hazırlanarak 81 il Valiliklerine gönderildiği, düzenlemenin kamu yararı ve hizmet gereklerine uygun olduğu savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Davanın reddi gerektiği düşünülmektedir.
DANIŞTAY SAVCISI : …
DÜŞÜNCESİ : Dava, 5/09/2019 tarih ve 30879 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Milli Eğitim Bakanlığı Özel Eğitim Kurumları Yönetmeliği’nde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 11. maddesi ile değişik asıl Yönetmeliğin “Günlük çalışma saatleri ve devam devamsızlık takibi” başlıklı 25. maddesinin 7. fıkrasının iptali ve 652 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 43. maddesinin 3. fıkrasının Anayasa’ya aykırılığı iddiasıyla Anayasa Mahkemesi’ne gönderilmesi istemiyle açılmıştır.
6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu’nun ”Kişisel verilerin işlenme şartları” başlıklı 5/2. maddesinde, ” Aşağıdaki şartlardan birinin varlığı hâlinde, ilgili kişinin açık rızası aranmaksızın kişisel verilerinin işlenmesi mümkündür:
a) Kanunlarda açıkça öngörülmesi.
b) Fiili imkânsızlık nedeniyle rızasını açıklayamayacak durumda bulunan veya rızasına hukuki geçerlilik tanınmayan kişinin kendisinin ya da bir başkasının hayatı veya beden bütünlüğünün korunması için zorunlu olması.
c) Bir sözleşmenin kurulması veya ifasıyla doğrudan doğruya ilgili olması kaydıyla, sözleşmenin taraflarına ait kişisel verilerin işlenmesinin gerekli olması.
ç) Veri sorumlusunun hukuki yükümlülüğünü yerine getirebilmesi için zorunlu olması.
d) İlgili kişinin kendisi tarafından alenileştirilmiş olması.
e) Bir hakkın tesisi, kullanılması veya korunması için veri işlemenin zorunlu olması.
f) İlgili kişinin temel hak ve özgürlüklerine zarar vermemek kaydıyla, veri sorumlusunun meşru menfaatleri için veri işlenmesinin zorunlu olması” olarak belirtilmiş, aynı Kanunun 8. maddesinde , kişisel verilerin, ilgili kişinin açık rızası olmaksızın aktarılamayacağı belirtildikten sonra 5 inci maddenin ikinci fıkrasında belirtilen şartlardan birinin bulunması hâlinde, ilgili kişinin açık rızası aranmaksızın aktarılabileceği kurala bağlanmıştır.
652 sayılı Özel Barınma Hizmeti Veren Kurumlar Ve Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin 43/3 . maddesinde ”(Ek: 2/12/2016-6764/10 md.) Engelli bireylerin özel eğitim ve rehabilitasyon merkezlerine veya birimlerine kayıt ve kabul işlemleri ile engelli birey ve eğitim personelinin ders devam takibi, 1/9/2018 tarihinden itibaren biyometrik kimlik doğrulama sistemi veya kameralı görüntüleme sistemi ile yapılır. Bu yöntemlerle ders devam takibi mümkün olmayan engelli bireylerin ders devam takibi ile kimlik doğrulama sistemi veya kameralı görüntüleme sistemine ilişkin diğer usul ve esaslar yönetmelikle belirlenir.” kuralı yer almaktadır.
5/09/2019 tarih ve 30879 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Milli Eğitim Bakanlığı Özel Eğitim Kurumları Yönetmeliği’nde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 11. maddesi ile değişik asıl Yönetmeliğin “Günlük çalışma saatleri ve devam devamsızlık takibi” başlıklı 25. maddesinin 7. Fıkrası “ Kurumlarca engelli bireylerin ders devam takibi, kurumun giriş ve çıkışlarını görüntüleyen ve eğitim verilen ayın bitiş tarihinden itibaren en az 90 gün süreyle kayıt yapabilme/depolayabilme özelliği olan kameralı görüntüleme sistemleri ile yapılır.” kuralı getirilmiş, davacılar tarafından bu maddenin iptali istemiyle bu dava açılmıştır.
Özel eğitim ve rehabilitasyon merkezlerinin, engelli bireylerin yetenekleri en üst seviyeye çıkarmak, temel öz yaşam becerilerini kazandırmak ve toplumsal yaşamlarını sağlamak amacıyla faaliyet gösterdikleri, bu eğitimin finansmanının Milli Eğitim Bakanlığınca sağlandığı, 652 sayılı KHK’ya 6764 sayılı Kanun ile eklenen hükmün ardından dava konusu Yönetmelikle düzenleme yapılarak anılan Kanun hükmünün ne şekilde uygulanacağının gösterildiği, bu kurumlar tarafından, engelli bireyler üzerlerinden haksız kazanç elde edilmesinin önlenmesi amacıyla sıkı bir takip ve denetim mekanizmasına ihtiyaç duyulduğu, kameralı sistemin kullanılma amacının engelli bireylerin eğitim hakkının korunması ve bu kurumların denetlenmesi olduğu, dikkate alındığında düzenlemenin kamu yararı ve hizmet gereklerine uygun olduğu sonuç ve kanaatine varılmıştır.
Açıklanan nedenlerle, davanın gerektiği, düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince duruşma için taraflara önceden bildirilen 23/11/2022 tarihinde, davacı vekili Av. …’nın ve davalı idare vekili Hukuk Müşaviri …’nın geldiği, Danıştay Savcısının hazır olduğu görülmekle, açık duruşmaya başlandı. Taraflara usulüne uygun olarak söz verilerek dinlendikten ve Danıştay Savcısının düşüncesi alındıktan sonra taraflara son kez söz verilip, duruşma tamamlandı. Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ SÜREÇ :
05/09/2019 tarih ve 30879 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Milli Eğitim Bakanlığı Özel Eğitim Kurumları Yönetmeliği’nde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 11. maddesi ile asıl Yönetmeliğin “Günlük çalışma saatleri ve devam devamsızlık takibi” başlıklı 25. maddesinin 7. fıkrasında “ Kurumlarca engelli bireylerin ders devam takibi, kurumun giriş ve çıkışlarını görüntüleyen ve eğitim verilen ayın bitiş tarihinden itibaren en az 90 gün süreyle kayıt yapabilme/depolayabilme özelliği olan kameralı görüntüleme sistemleri ile yapılır.” düzenlemesi yapılmıştır.
Davacılar tarafından, bu düzenlemenin iptali istemiyle bakılmakta olan dava açılmıştır.
İNCELEME VE GEREKÇE:
ESAS YÖNÜNDEN:
Anayasa’ya Aykırılık İddiasının İncelenmesi:
Davacının Anayasa’ya aykırılık iddiası ciddi görülmemiştir.
İlgili Mevzuat:
Anayasa’nın 20. maddesinin üçüncü fıkrasında; herkesin, kendisiyle ilgili kişisel verilerin korunmasını isteme hakkına sahip olduğu, bu hakkın, kişinin kendisiyle ilgili kişisel veriler hakkında bilgilendirilme, bu verilere erişme, bunların düzeltilmesini veya silinmesini talep etme ve amaçları doğrultusunda kullanılıp kullanılmadığını öğrenmeyi de kapsadığı, kişisel verilerin, ancak kanunda öngörülen hallerde veya kişinin açık rızasıyla işlenebileceği, kişisel verilerin korunmasına ilişkin esas ve usullerin kanunla düzenleneceği hükmüne yer verilmiştir.
07/04/2016 tarihli ve 29677 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu’nun, “Genel ilkeler” başlıklı 4. maddesinde; (1) Kişisel verilerin, ancak bu Kanunda ve diğer kanunlarda öngörülen usul ve esaslara uygun olarak işlenebileceği, (2) Kişisel verilerin işlenmesinde; a) Hukuka ve dürüstlük kurallarına uygun olma, b) Doğru ve gerektiğinde güncel olma, c) Belirli, açık ve meşru amaçlar için işlenme, ç) İşlendikleri amaçla bağlantılı, sınırlı ve ölçülü olma, d) İlgili mevzuatta öngörülen veya işlendikleri amaç için gerekli olan süre kadar muhafaza edilme, ilkelerine uyulmasının zorunlu olduğu, “Kişisel verilerin aktarılması” başlıklı 8. maddesinde; (1) Kişisel verilerin, ilgili kişinin açık rızası olmaksızın aktarılamayacağı, (2) Kişisel verilerin; a) 5 inci maddenin ikinci fıkrasında, b) Yeterli önlemler alınmak kaydıyla, 6 ncı maddenin üçüncü fıkrasında, belirtilen şartlardan birinin bulunması hâlinde, ilgili kişinin açık rızası aranmaksızın aktarılabileceği, (3) Kişisel verilerin aktarılmasına ilişkin diğer kanunlarda yer alan hükümlerin saklı olduğu, hükmü yer almıştır.
6698 sayılı Kanuna dayanılarak hazırlanan ve 28.10.2017 tarihli ve 30224 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Kişisel Verilerin Silinmesi, Yok edilmesi veya Anonim Hale Getirilmesi Hakkında Yönetmelik’in “kişisel verileri resen silme, yok etme veya anonim hale getirilme süreleri” başlıklı 11. maddesinin 2. fıkrasında, “periyodik imhanın gerçekleştirileceği zaman aralığı, veri sorumlusu tarafından kişisel veri saklama ve imha politikasında belirlenir. Bu süre her halde altı ayı geçemez.” düzenlemesi bulunmaktadır.
02/12/2016 tarih ve 6764 sayılı Milli Eğitim Bakanlığı’nın Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ile Bazı Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 10. maddesi ile 652 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 43’üncü maddesine “Engelli bireylerin özel eğitim ve rehabilitasyon merkezlerine veya birimlerine kayıt ve kabul işlemleri ile engelli birey ve eğitim personelinin ders devam takibi, 1/9/2017 tarihinden itibaren biyometrik kimlik doğrulama sistemi veya kameralı görüntüleme sistemi ile yapılır. Bu yöntemlerle ders devam takibi mümkün olmayan engelli bireylerin ders devam takibi ile kimlik doğrulama sistemi veya kameralı görüntüleme sistemine ilişkin diğer usul ve esaslar yönetmelikle belirlenir.” hükmü eklenmiştir.
652 sayılı Milli Eğitim Bakanlığı Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’nin 36. maddesinin 1. fıkrasında, Bakanlığın, görev, yetki ve sorumluluk alanına giren ve önceden kanunla düzenlenmiş konularda idari düzenlemeler yapabileceği hüküm altına alınmıştır.
05/09/2019 tarih ve 30879 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Milli Eğitim Bakanlığı Özel Eğitim Kurumları Yönetmeliği’nde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 11. maddesi ile değişik asıl Yönetmeliğin “Günlük çalışma saatleri ve devam devamsızlık takibi” başlıklı 25. maddesine, “Kurumlarca engelli bireylerin ders devam takibi, kurumun giriş ve çıkışlarını görüntüleyen ve eğitim verilen ayın bitiş tarihinden itibaren en az 90 gün süreyle kayıt yapabilme/depolayabilme özelliği olan kameralı görüntüleme sistemleri ile yapılır.” hükmü eklenmiştir.
Hukuki Değerlendirme
Türkiye Cumhuriyeti Anayasa’nın 124. maddesinde; Cumhurbaşkanı, bakanlıklar ve kamu tüzelkişileri, kendi görev alanlarını ilgilendiren kanunların ve Cumhurbaşkanlığı Kararnamelerinin uygulanmasını sağlamak üzere ve bunlara aykırı olmamak şartıyla, yönetmelikler çıkarabilecekleri kuralı yer almıştır. Anayasanın aktarılan hükmü ve normlar hiyerarşisi bağlamında, bir yasa hükmüne dayalı olarak hazırlanan yönetmelikler ile yasa hükümlerine açıklık getirilmesi ve yasa hükümlerinin uygulamaya geçirilmesi amaçlanmaktadır.
Kanun koyucu tarafından idareye tanınan düzenleme yetkisinin başta kamu yararı olmak üzere hizmet gereklerine, hukuk devleti, hukuk güvenliği ve kazanılmış haklara riayet ilkelerine uygun olarak kullanılması gerekmektedir.
Kamu yararı kavramı, tüm devlet organlarının işlem ve eylemlerinin genel nitelikteki amacını ve aynı zamanda nedenini oluşturmakta, çeşitli hak ve özgürlükler açısından bir sınırlama nedeni niteliği de taşımakta olup bu kavram genel bir ifadeyle bireysel, özel çıkarlardan ayrı ve bunlara üstün olan toplumsal yararı ifade etmektedir.
Normlar hiyerarşisi kuramına göre; hukuk düzeni, farklı kademede yer alan Anayasa, kanun, tüzük, yönetmelik ve diğer düzenleyici işlemlerden oluşan birçok normu içermekte ve her norm geçerliliğini bir üst basamakta yer alan normdan almaktadır. Bu nitelikleri gereği, dayandıkları üst hukuk normlarına aykırı hüküm ihtiva etmeleri mümkün değildir. Bu kuramın en belirgin özelliklerinden biri de, bir düzenlemenin hiyerarşik sıralamada daha altta bulunan bir düzenleme ile değiştirilememesi ve kaldırılamamasıdır.
Anayasanın 20. maddesinde, kişisel verilerin, ancak kanunda öngörülen hallerde veya kişinin açık rızasıyla işlenebileceği, kişisel verilerin korunmasına ilişkin esas ve usullerin kanunla düzenleneceği açıkça hüküm altına alınmıştır. Bu hüküm doğrultusunda 02/12/2016 tarihli ve 6764 sayılı Milli Eğitim Bakanlığı’nın Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ile Bazı Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 10. maddesi ile 652 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 43’üncü maddesine, engelli bireylerin özel eğitim ve rehabilitasyon merkezlerine veya birimlerine kayıt ve kabul işlemleri ile engelli birey ve eğitim personelinin ders devam takibinin, 01/09/2017 tarihinden itibaren biyometrik kimlik doğrulama sistemi veya kameralı görüntüleme sistemi ile yapılacağı, bu yöntemlerle ders devam takibi mümkün olmayan engelli bireylerin ders devam takibi ile kimlik doğrulama sistemi veya kameralı görüntüleme sistemine ilişkin diğer usul ve esasların yönetmelikle belirleneceğine dair düzenleme yapılmıştır.
652 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 43. maddesine eklenen bu hüküm doğrultusunda 05/09/2019 tarih ve 30879 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Milli Eğitim Bakanlığı Özel Eğitim Kurumları Yönetmeliği’nde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 11. maddesi ile değişik asıl Yönetmeliğin “Günlük çalışma saatleri ve devam devamsızlık takibi” başlıklı 25. maddesinde yapılan düzenleme ile özel eğitim kurumlarında eğitim gören engelli bireylerin ders devam takibinin düzenli olarak tespiti amacıyla, eğitim gören öğrencilerin kuruma giriş ve çıkışlarına yönelik olan ve eğitim verilen ayın bitiş tarihinden itibaren en az 90 gün süreyle kayıt yapabilme/depolayabilme özelliği olan kameralı görüntüleme sistemleri ile yapılacağı kuralı getirilmiştir.
Kamu idarelerinin gelişen teknolojinin imkanlarından kamu hizmetlerinin etkin ve verimli yürütülmesini kolaylaştırmak amacıyla, yararlanması doğru ve hatta gerekli olmakla birlikte, teknoloji kullanılarak kişisel verilerin kayıt altına alınması uygulamasının yukarıda belirtilen hükümlere uygun olması da gerekir.
Anayasanın 13. maddesinde, temel hak ve hürriyetlerin ancak kanunla sınırlanabileceği, değişik 20/3. maddesinde de, kişisel verilerin ancak kanunda öngörülen hallerde veya kişinin açık rızasıyla işlenebileceğine dair hüküm doğrultusunda özel eğitim kurumlarında eğitim gören bireylerin ders devam takibinin kameralı görüntüleme sistemleri ile yapılacağına dair 652 sayılı Kanun Hükmünde Karaname’de orantılılık ve ölçülülük ilkeleri doğrultusunda meşru amaçla yasal bir düzenleme yapılmıştır.
Dosyada yer alan bilgi ve bilgeler ile davalı idarenin savunmasının birlikte değerlendirilmesinden, engelli bireylerin yetenekleri en üst seviyeye çıkarmak, temel öz yaşam becerilerini kazandırmak ve toplumsal yaşamlarını sağlamak amacıyla faaliyet gösteren özel eğitim ve rehabilitasyon merkezlerinin finansmanının Milli Eğitim Bakanlığınca sağlandığı, bu kurumlar tarafından, engelli bireyler üzerlerinden haksız kazanç elde edilmesinin önlenmesi amacıyla sıkı bir takip ve denetim mekanizmasına ihtiyaç duyulması nedeniyle dava konusu düzenlemenin yapıldığı, yapılan bu düzenlemenin de 652 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 43. maddesine eklenen hükmünün uygulanmasının ne şekilde yapılacağının gösterilmesi amacıyla yapıldığı görülmektedir.
Bu durumda, dava konusu edilen düzenlemenin 652 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 43. maddesine eklenen hükmün tekrarı mahiyetinde olduğu görülmekte olup, söz konusu Yönetmeliğin anılan hükümlerinde dayanağı Kanuna ve üst hukuk normlarına aykırılık bulunmamaktadır.
Öte taraftan, her ne kadar dava konusu edilen düzenlemede, bu kapsamda elde edilen verilerin ne kadar süreyle elde tutulacağı veya hangi sürede silineceğine dair herhangi bir hüküm bulunmasa da, 6698 sayılı Kanuna dayanılarak hazırlanan ve 28.10.2017 tarihli ve 30224 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Kişisel Verilerin Silinmesi, Yok Edilmesi veya Anonim Hale Getirilmesi Hakkında Yönetmelik’te yer alan süreler göz önüne alınarak elde edilecek verilerin işleneceği de tartışmasızdır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. DAVANIN REDDİNE,
2.Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam …-TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
3. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca …TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,
4. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra istemi halinde davacıya iadesine,
5. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 30/11/2022 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY :
(X)- Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin “Özel Hayatın ve Aile Hayatının Korunması” başlıklı 8. maddesinde, herkesin özel ve aile yaşamına, konutuna ve haberleşmesine saygı gösterilmesi hakkına sahip olduğu, Birleşmiş Milletler Medeni ve Siyasal Haklar Sözleşmesinin “Mahremiyet Hakkı” başlıklı 17. maddesinde de, hiç kimsenin özel ve aile yaşamına, konutuna veya haberleşmesine keyfi veya hukuka aykırı olarak müdahale edilemeyeceği; onuru veya itibarının hukuka aykırı saldırılara maruz bırakılamayacağı, herkesin bu tür saldırılara veya müdahalelere karşı hukuk tarafından korunma hakkına sahip olduğu belirtilmiştir.
İdarelerce, gelişen teknolojinin kamu hizmetlerinin etkin ve verimli yürütülmesini kolaylaştırıcı etki sağlaması amacıyla, kamu kesiminde kullanılmaya başlaması mümkün olmakla birlikte, teknoloji kullanılarak kişisel verilerin kayıt altına alınması uygulamasının yukarıda belirtilen hükümlere uygun olması gerektiği kuşkusuzdur.
Anayasanın 13. maddesinde, temel hak ve hürriyetlerin ancak kanunla sınırlanabileceği, değişik 20/3. maddesinde de, kişisel verilerin ancak kanunda öngörülen hallerde veya kişinin açık rızasıyla işlenebileceğinin belirtildiği, ancak konuyla ilgili bu aşamada yasal bir düzenleme yapılmasına rağmen, kişisel veri niteliğindeki bilgilerin alınmasına, kullanılmasına ve işlenmesine yönelik güvenceler ve temel ilkelerin kanunda yer almadığı görülmektedir.
Olayda, ilgililerden kişisel veri alınması olan “kamera görüntüleme sisteminin” kamusal alanda da olsa ” özel hayatın gizliliği” ilkesi kapsamında bulunduğunun anlaşılması karşısında uygulamanın sınırlarını, usul ve esaslarını gösteren bir yasal dayanağının bulunmaması, toplanan verilerin ileride başka bir şekilde kullanılamayacağına dair bir güvencenin mevcut olmaması gözönünde alındığında, yukarıda belirtilen temel haklar ve Anayasal ilkelerle bağdaşmayan dava konusu düzenlemede hukuka uyarlık bulunmadığı anlaşılmıştır.
Bu nedenle, dava konusu düzenlemenin iptal edilmesine dair görüşüm doğrultusunda oluşan çoğunluk kararına katılmıyorum.