Danıştay Kararı 8. Daire 2019/9234 E. 2022/6348 K. 09.11.2022 T.

Danıştay 8. Daire Başkanlığı         2019/9234 E.  ,  2022/6348 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
SEKİZİNCİ DAİRE
Esas No : 2019/9234
Karar No : 2022/6348

DAVACI : Kendi adlarına asaleten …’a velayeten … – …
VEKİLİ : Av. …

DAVALI : … Bakanlığı
VEKİLİ : Hukuk Müşaviri …

DAVANIN KONUSU :
12/09/2019 tarih ve 30886 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Milli Eğitim Bakanlığı Eğitim Kurumlan Sosyal Etkinlikler Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin
a) 1. maddesiyle 08/06/2017 tarih ve 30090 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Milli Eğitim Bakanlığı Eğitim Kurumları Sosyal Etkinlikler Yönetmeliği’nin “Amaç” başlıklı 1. maddesine ve “Kapsam” başlıklı 2. maddesine eklenen; “kamu kurum ve kuruluşları, uluslararası kuruluşlar ve sivil toplum kuruluşları tarafından eğitim kurumlarında yapılacak” ibaresi ile
b) Aynı Yönetmeliğin 3. maddesiyle değişik anılan Yönetmeliğin “Sosyal etkinliklerin alanı” başlıklı 7. maddesinin birinci fıkrasında yer alan; “ile toplumsal cinsiyet eşitliği” ibaresini kaldıran düzenlemenin iptali istemidir.

DAVACILARIN İDDİALARI :
Davacılar tarafından, lisede eğitimine devam eden kızları ve onun velisi olarak kendi adlarına dava konusu düzenlemenin hukuka aykırı olduğu, söz konusu düzenlemeyle niteliği belirsiz kişi ve kuruluşların okullarda faaliyet göstermesinin önünün açıldığı, bunun hukuka, Anayasaya, uluslararası anlaşmalara, milli eğitimin temel ilkelerine aykırı olduğu, Yönetmelik gereği yapılan düzenlemede etkinlik ve kursların çerçevesinin çizilmediği, bunun “eğitimin milli” olma niteliğine aykırı olduğu; “ile toplumsal cinsiyet eşitliği” ibaresinin yürürlükten kaldırılmasına ilişkin olarak ise; Anayasanın 2. ve 10. maddeleri ile imzalanan uluslararası sözleşmelerin davalı idareye cinsiyet eşitliğine uygun işlem yapma yükümlülüğü verdiği, davalı idarenin bu yükümlülüğü Yönetmeliğin sosyal etkinlik alanında bu konuya yer vererek yerine getirmeye çalıştığı, ancak dava konusu düzenlemeyle bu kararından vazgeçtiği, ülkemizde toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlanması amacıyla devam eden pek çok çalışmanın da olduğu, bu düzenlemenin bu çalışmaları da yok sayarak geriye bir adım olduğu ve idarenin bu kavramı yönetmelikten çıkarmasındaki hizmet gereği ve kamu yararı hususunu açıklaması gerektiği, düzenlemenin “Eğitimde Fırsat Eşitliği” ile “Çağdaş Eğitim” niteliğine aykırı olduğu iddia edilmektedir.

DAVALININ SAVUNMASI :
Yönetmeliğin 5. maddesinde, eğitim kurumunda yürütülecek sosyal etkinliklerin 1739 sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu’nda yer alan genel ve özel maçlara uygun olarak düzenleneceğinin hüküm altına alındığı, idarenin denetim ve gözetim yükümlülüğünün devam ettiği, eğitim öğretim faaliyet alanının başka kişi veya kurumlara bırakılmasının söz konusu olmadığı, okullarda okutulan ders kitapları ve öğretim programlarının değerler eğitimini esas alan, temel becerileri içeren, günlük ve sade yaşamla birleştirilebilecek şekilde güncellendiği, “kültürel farkındalık ve ifade” ile “sosyal ve vatandaşlıklarla ilgili yetkinliklerin” toplumsal cinsiyet eşitliğini kapsayan ve öğreten yetkinlikler olduğu, “toplumsal cinsiyet eşitliği” yerine “insan ve çocuk hakları” ifadesinin kullanıldığı, dava konusu düzenlemelerin hukuka uygun olduğu savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Dava konusu Yönetmeliğin “sosyal etkinlik alanı” başlıklı 7. maddesinde yer alan; “toplumsal cinsiyet eşitliği” ibaresinin yürürlükten kaldırılmasına ilişkin gerekçenin davalı idarece ortaya konulamadığı görüldüğünden davanın bu kısmı yönünden kısmen iptali, diğer kısımları yönünden kısmen reddi gerektiği düşünülmektedir.

DANIŞTAY SAVCISI : …
DÜŞÜNCESİ : Dava; 12/09/2019 tarih ve 30886 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Yönetmeliğin; Milli Eğitim Bakanlığı Eğitim Kurumları Sosyal Etkinlikler Yönetmeliği’nin 1. ve 2. maddelerinde yer alan “kapsamında sosyal” ibaresinden sonra gelmek üzere “etkinlikler ile kamu kurum ve kuruluşları, uluslararası kuruluşlar ve sivil toplum kuruluşları tarafından eğitim kurumlarında yapılacak” ibaresindeki “uluslararası kuruluşlar ve sivil toplum kuruluşları” ibaresinin eklenmesine ilişkin 1. maddesinin ve yine ana Yönetmeliğin 7. maddesinin 1. fıkrasında yer alan “ile toplumsal cinsiyet eşitliği” ibaresinin yürürlükten kaldırılmasına ilişkin 3. maddesinin iptali istemiyle açılmıştır.
Kamu yararı kavramı, tüm devlet organlarının işlem ve eylemlerinin genel nitelikteki amacını ve aynı zamanda nedenini oluşturmakta, çeşitli hak ve özgürlükler açısından bir sınırlama nedeni niteliği de taşımakta olup; bu kavram genel bir ifadeyle bireysel, özel çıkarlardan ayrı ve bunlara üstün olan toplumsal yararı ifade etmektedir.
İdareler, ortaya çıkan ihtiyaçları karşılamak ve hizmette etkinliği sağlamak amacıyla mevzuat değişikliği yapma hususunda takdir yetkisine sahiptirler. Ancak, idareye tanınan bu takdir yetkisinin, idarenin keyfi olarak hareket edebileceği anlamına gelmeyeceği de kuşkusuzdur. Zira, takdir yetkisi ile idareye hukuk kuralları içinde hareket özgürlüğü tanınmış olduğundan, yasa koyucu tarafından idareye tanınan bu yetkinin başta kamu yararı olmak üzere hizmet gereklerine, hukuk devleti, hukuk güvenliği ilkelerine uygun olarak kullanılması gerektiği de açıktır.
Başka bir deyişle; idari düzenlemeler yapılırken, Anayasa’da yer alan hukuk devleti ilkesi uyarınca, söz konusu düzenlemelerin kamu yararı ve hizmet gerekleri doğrultusunda, kamusal ve toplumsal ihtiyaçlara göre tesisi gerektiği kuşkusuzdur.
Milli Eğitim Bakanlığı Eğitim Kurumları Sosyal Etkinlikler Yönetmeliği’nin 1. ve 2. maddelerinde yer alan “kapsamında sosyal” ibaresinden sonra gelmek üzere “etkinlikler ile kamu kurum ve kuruluşları, uluslararası kuruluşlar ve sivil toplum kuruluşları tarafından eğitim kurumlarında yapılacak” ibaresindeki “uluslararası kuruluşlar ve sivil toplum kuruluşları” ibaresinin incelenmesi:
Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının “Eğitim ve öğrenim hakkı ve ödevi” başlıklı 42. Maddesinde, öğrenim hakkının kapsamının kanunla tespit edilip ve düzenleneceği düzenlenmiş; 128. maddesinde, “Devletin, kamu iktisadi teşebbüsleri ve diğer kamu tüzelkişilerinin genel idare esaslarına göre yürütmekle yükümlü oldukları kamu hizmetlerinin gerektirdiği asli ve sürekli görevler, memurlar ve diğer kamu görevlileri eliyle görülür. …” hükmü getirilmiştir.
1739 sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu’nun 14. maddesinde, “Milli eğitimin gelişmesi iktisadi, sosyal ve kültürel kalkınma hedeflerine uygun olarak eğitim insan gücü – istihdam ilişkileri dikkate alınmak suretiyle, sanayileşme ve tarımda modernleşmede gerekli teknolojik gelişmeyi sağlayacak mesleki ve teknik eğitime ağırlık verecek biçimde planlanır ve gerçekleştirilir.
Mesleklerin kademeleri ve her kademenin unvan, yetki ve sorumlulukları kanunla tespit edilir ve her derece ve türdeki örgün ve yaygın mesleki eğitim kurumlarının kuruluş ve programları bu kademelere uygun olarak düzenlenir.
Eğitim kurumlarının yer, personel, bina, tesis ve ekleri, donatım, araç, gereç ve kapasiteleri ile ilgili standartlar önceden tespit edilir ve kurumların bu standartlara göre optimal büyüklükte kurulması ve verimli olarak işletilmesi sağlanır.”; 42. maddesinde, “Genel, mesleki ve teknik yaygın eğitim alanında görev alan resmi, özel ve gönüllü kuruluşların çalışmaları arasındaki koordinasyon Milli Eğitim Bakanlığınca sağlanır.
Genel yaygın eğitim programlarının düzenleniş şekli yönetmelikle tespit edilir.
Mesleki ve teknik yaygın eğitim faaliyetlerini yürüten Bakanlıklar ile özerk eğitim kurumları ve resmi ve özel işletmeler arasında Milli Eğitim Bakanlığınca sağlanacak koordinasyon ve işbirliğinin esasları kanunla düzenlenir.”; 53. maddesinde, “Milli Eğitim Bakanlığı, kendisine bağlı eğitim kurumlarının eğitim araç ve gereçlerini, gelişen eğitim teknolojisine ve program ve metotlara uygun olarak sağlamak, geliştirmek, yenileştirmek, standartlaştırmak, kullanılma süresini ve telif haklarını ve ders kitabı fiyatlarını tespit etmek, paralı veya parasız olarak ilgililerin yararlanmasına sunmakla görevlidir.” hükmüne yer verilmiştir.
Yukarıda alıntısı yapılan mevzuat hükümlerinin birlikte değerlendirilmesinden; ülkemizde milli eğitimin bir bütün olarak, 1739 sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu’nda belirtilen amaçlar doğrultusunda salt akademik anlamda eğitim verilmesini aşan bir biçimde kişinin, birey olarak gelişimini de dikkate alan ve bu anlamda kişiye temel bilgi, beceri, davranış ve alışkanlık kazandırmayı da amaç edinen bir yapıya haiz olduğu açıktır.
Bu bakımdan; bir kamu hizmeti olan eğitim öğretim hizmetinin yürütülmesinden, gözetim ve denetiminden, eğitim ve öğretim programlarının hazırlanması, uygulanması ve güncellenmesinden asıl olarak Milli Eğitim Bakanlığı sorumludur. Belirli bir program çerçevesinde, örgün ve yaygın eğitim kapsamında bilimsel, sosyal ve kültürel etkinliklerin, idarenin hizmet alanında yine idare tarafından yürütülmesi, Anayasa ve 1739 sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu’nun gereğidir.
Diğer yandan; 08/06/2017 tarih ve 30090 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Milli Eğitim Bakanlığı Sosyal Etkinlikler Yönetmeliği’nin, 1. ve 2. maddesine 12/09/2019 tarih ve 30886 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Yönetmelik ile iptali istenilen “uluslararası kuruluşlar ve sivil toplum kuruluşları” ibaresi eklenerek; “Amaç” başlıklı 1. maddesinde; “Bu Yönetmeliğin amacı; her tür ve seviyedeki resmî ve özel (Değişik ibare:RG-1/9/2018-30522) örgün ve hayat boyu öğrenme kurumlarında; öğretim programlarının yanında öğrenci ve kursiyerlerde özgüven ve sorumluluk duygusu geliştirmeye, yeni ilgi alanları oluşturmaya, millî, manevî, ahlaki, insanî ve kültürel değerleri kazandırmaya yönelik bilimsel, sosyal, kültürel, sanatsal ve sportif alanlarda öğrenci kulübü ve toplum hizmeti kapsamındaki sosyal (Ek ibare:RG-12/9/2019-30886) etkinlikler ile kamu kurum ve kuruluşları, uluslararası kuruluşlar ve sivil toplum kuruluşları tarafından eğitim kurumlarında yapılacak sosyal etkinliklerin usul ve esaslarını düzenlemektir.” hükmü; “Kapsam” başlıklı 2. maddesinde; “Bu Yönetmelik; her tür ve seviyedeki resmî ve özel (Değişik ibare:RG-1/9/2018-30522) örgün ve hayat boyu öğrenme kurumlarında; öğretim programlarının yanında bilimsel, sosyal, kültürel, sanatsal, sportif alanlarda öğrenci kulübü ve toplum hizmeti kapsamındaki sosyal (Ek ibare:RG-12/9/2019-30886) etkinlikler ile kamu kurum ve kuruluşları, uluslararası kuruluşlar ve sivil toplum kuruluşları tarafından eğitim kurumlarında yapılacak sosyal etkinliklere ait usul ve esasları kapsar.” düzenlemesi yapılarak; hangi amaçla kurulup hangi faaliyetleri gerçekleştiren hangi uluslararası kuruluşlar ile hangi sivil toplum kuruluşlarının kastedildiği ve bu kuruluşların eğitim kurumlarında yapacakları sosyal etkinliklerin esasları belirlenmeden; bir kamu hizmeti olan eğitim öğretim hizmetinin, devletin hizmet alanı içerisinde ancak genel idare esaslarına göre memurlar ve diğer kamu görevlileri eliyle yürütülmesine ilişkin Anayasanın amir hükmüne ve Türk Milli Eğitiminin temel ilke ve kurallarına aykırı sonuçlar doğurmasına sebep olabilecek nitelikte ucu açık bir şekilde yapılan düzenlemede hukuka uyarlık bulunmadığı sonuç ve kanaatine ulaşılmıştır.
Milli Eğitim Bakanlığı Eğitim Kurumları Sosyal Etkinlikler Yönetmeliği’nin 7. maddesinin 1. fıkrasında yer alan “ile toplumsal cinsiyet eşitliği” ibaresinin yürürlükten kaldırılmasına ilişkin 3. Maddesine gelince;
Bahse konu 7. maddesinin 1. fıkrasında, 15/10/2020 tarih ve 31275 sayılı RG’de yayımlanan Yönetmelik ile değişiklik yapıldığı görülmekte ise; bahse konu hükmün özünde ve dava konbusu ibare açısından bir değişiklik yapılmamış olduğundan; esasının incelemek gerekmektedir.
1739 sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu’nun “Genel amaçlar” başlıklı 2. maddesinin 3. fıkrasında; “İlgi, istidat ve kabiliyetlerini geliştirerek gerekli bilgi, beceri, davranışlar ve birlikte iş görme alışkanlığı kazandırmak suretiyle hayata hazırlamak ve onların, kendilerini mutlu kılacak ve toplumun mutluluğuna katkıda bulunacak bir meslek sahibi olmalarını sağlamak” genel amaçlar arasında sayılmış olup; “Genellik ve eşitlik” başlıklı 4. maddesinde; “Eğitim kurumları dil, ırk, cinsiyet, engellilik ve din ayırımı gözetilmeksizin herkese açıktır. Eğitimde hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz.” hükmü; “Ferdin ve toplumun ihtiyaçları” başlıklı 5. maddesinde; “Milli eğitim hizmeti, Türk vatandaşlarının istek ve kabiliyetleri ile Türk toplumunun ihtiyaçlarına göre düzenlenir.” hükmü yer almaktadır.
08/06/2017 tarih ve 30090 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Milli Eğitim Bakanlığı Sosyal Etkinlikler Yönetmeliği’nin, “Sosyal etkinlikler alanı” “başlıklı 7. maddesinin önceki halinde; kurumlarda yapılacak sosyal etkinlikler ile öğrencilerde hangi konularda farkındalık oluşturulacağına yönelik hedefler düzenlenmiş olup, buna göre; öğrencilerde özgüven ve sorumluluk duygusu geliştirmek, öğrencileri şiddet ve zararlı alışkanlıklardan korumak, öğrencilere yeni ilgi alanları ve beceriler kazandırmak, öğrencilerin yeteneklerini sergilemesine imkân vermek, millî, manevi ve kültürel değerleri yaşatmak, yaygınlaştırmak ve bu değerlerin yeni nesillere aktarımını sağlamak, öğrencilerde gönüllülük bilincini özendirmek, engellilik, yaşlılık, insan ve çocuk hakları ve toplumsal cinsiyet eşitliği konularında farkındalık oluşturmak amaçlanmış iken; 12/9/2019 tarih ve 30886 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe giren Yönetmelik ile, kurumlarda yapılacak sosyal etkinlik faaliyetleriyle öğrencilerde oluşması hedeflenen ve beklenen farkındalık alanları arasında yer alan, “toplumsal cinsiyet eşitliği” ibaresi yürürlükten kaldırılmıştır.
Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Ulusal Eylem Planında (2008-2013) toplumsal cinsiyet kalıp yargılarını ortadan kaldırmak için en önemli etkenin eğitim olduğu ve toplumsal cinsiyet eşitliğinin bütün eğitim materyallerine yerleştirilmesinin büyük önem taşıdığı vurgulanmıştır.
Kadın-erkek eşitliğine ilişkin anayasal ilke ve bu konuda Devlete yüklenen pozitif yükümlülükler gereği “toplumsal cinsiyet eşitliği” konusunda farkındalığın arttırılmasını zorunludur.
Bu itibarla; kadın-erkek eşitliğinin, Anayasa düzeyinde ele alınan ve Devlete hayata geçirilmesi konusunda yükümlülük yüklenen bir konu olması nedeniyle, “toplumsal cinsiyet eşitliği” ibaresinin müstakil bir etkinlik olarak muhafaza edilmesi gerekirken, dava konusu edilen düzenleme ile Yönetmelikten çıkarılmasında hukuka uyarlık bulunmamaktadır. Kaldı ki, davalı idarece, bu ibarenin yürürlükten kaldırılmasına ilişkin gerekçenin ortaya konulamadığı da görülmektedir.
Öte yandan, davalı idare tarafından, okullarda okutulan ders kitapları ve öğretim programlarının değerler eğitimini esas alan, temel becerileri içeren, günlük ve sade yaşamla birleştirilebilecek şekilde güncellendiği, “kültürel farkındalık ve ifade” ile “sosyal ve vatandaşlıklarla ilgili yetkinliklerin” toplumsal cinsiyet eşitliğini kapsayan ve öğreten yetkinlikler olduğu, “toplumsal cinsiyet eşitliği” yerine “insan ve çocuk hakları” ifadesinin kullanıldığı savunulmakta ise de, Yönetmeliğin önceki halinde “insan ve çocuk hakları” ile “toplumsal cinsiyet eşitliği” ifadesinin aynı anda yer aldığı, yapılan değişiklikle “toplumsal cinsiyet eşitliği” ifadesi kaldırılarak yerine insan ve çocuk hakları ibaresinin eklenmesinin söz konusu olmadığı görülmektedir. Anayasada eşitliğin temel haklar kısmında değil genel esaslar kısmında ayrıca düzenlendiği göz önüne alındığında, toplumsal cinsiyet eşitliğinin de, insan ve çocuk hakları başlığından ayrı ve müstakil bir etkinlik olarak ele alınması gerektiğinden, idarenin bu savunmasına itibar edilemeyeceği açıktır.
Açıklanan nedenlerle; dava konusu düzenlemelerin iptali gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

HUKUKİ SÜREÇ :
Dava, davacı … Sendikası tarafından, 12/09/2019 tarih ve 30886 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Milli Eğitim Bakanlığı Eğitim Kurumları Sosyal Etkinlikler Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 1. maddesiyle 08/06/2017 tarih ve 30090 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Milli Eğitim Bakanlığı Eğitim Kurumları Sosyal Etkinlikler Yönetmeliği’nin “Amaç” başlıklı 1. maddesine ve “Kapsam” başlıklı 2. maddesine eklenen; “kamu kurum ve kuruluşları, uluslararası kuruluşlar ve sivil toplum kuruluşları tarafından eğitim kurumlarında yapılacak” ibaresi ile aynı Yönetmeliğin 3. maddesiyle değişik anılan Yönetmeliğin “Sosyal etkinliklerin alanı” başlıklı 7. maddesinin birinci fıkrasında yer alan; “ile toplumsal cinsiyet eşitliği” ibaresini kaldıran düzenlemenin iptali istemiyle açılmıştır.

İNCELEME VE GEREKÇE:
USUL YÖNÜNDEN:
Davalı idarenin davacıların menfaatlerinin bulunmadığı yönünden itirazı yerinde görülmemiştir.

ESAS YÖNÜNDEN:
İlgili Mevzuat:
1739 sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu’nun “Genel amaçlar” başlıklı 2. maddesinde; “Türk Milli Eğitiminin genel amacı,Türk Milletinin bütün fertlerini,
1. (Değişik: 16/6/1983 – 2842/1 md.) Atatürk inkılap ve ilkelerine ve Anayasada ifadesini bulan Atatürk milliyetçiliğine bağlı; Türk Milletinin milli, ahlaki, insani, manevi ve kültürel değerlerini benimseyen, koruyan ve geliştiren; ailesini, vatanını, milletini seven ve daima yüceltmeye çalışan, insan haklarına ve Anayasanın başlangıcındaki temel ilkelere dayanan demokratik, laik ve sosyal bir hukuk Devleti olan Türkiye Cumhuriyetine karşı görev ve sorumluluklarını bilen ve bunları davranış haline getirmiş yurttaşlar olarak yetiştirmek;
2. Beden, zihin, ahlak, ruh ve duygu bakımlarından dengeli ve sağlıklı şekilde gelişmiş bir kişiliğe ve karaktere, hür ve bilimsel düşünme gücüne, geniş bir dünya görüşüne sahip, insan haklarına saygılı, kişilik ve teşebbüse değer veren, topluma karşı sorumluluk duyan; yapıcı, yaratıcı ve verimli kişiler olarak yetiştirmek;
3. İlgi, istidat ve kabiliyetlerini geliştirerek gerekli bilgi, beceri, davranışlar ve birlikte iş görme alışkanlığı kazandırmak suretiyle hayata hazırlamak ve onların, kendilerini mutlu kılacak ve toplumun mutluluğuna katkıda bulunacak bir meslek sahibi olmalarını sağlamak;
Böylece bir yandan Türk vatandaşlarının ve Türk toplumunun refah ve mutluluğunu artırmak; öte yandan milli birlik ve bütünlük içinde iktisadi, sosyal ve kültürel kalkınmayı desteklemek ve hızlandırmak ve nihayet Türk Milletini çağdaş uygarlığın yapıcı, yaratıcı, seçkin bir ortağı yapmaktır.” hükmü; “Özel amaçlar” başlıklı 3. maddedinde; “Türk eğitim ve öğretim sistemi, bu genel amaçları gerçekleştirecek şekilde düzenlenir ve çeşitli derece ve türdeki eğitim kurumlarının özel amaçları, genel amaçlara ve aşağıda sıralanan temel ilkelere uygun olarak tespit edilir.” hükmü yer almakatadır.
Yine anılan Kanun’un “Genellik ve eşitlik” başlıklı 4. maddesinde; eğitim kurumlarının dil, ırk, cinsiyet, engellilik ve din ayırımı gözetilmeksizin herkese açık olduğu, eğitimde hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamayacağı; “Ferdin ve toplumun ihtiyaçları” başlıklı 5. maddesinde; milli eğitim hizmetinin, Türk vatandaşlarının istek ve kabiliyetleri ile Türk toplumunun ihtiyaçlarına göre düzenleneceği; “Yürütme, gözetim ve denetim” başlıklı 56.
maddesinde; eğitim ve öğretim hizmetinin, bu kanun hükümlerine göre Devlet adına yürütülmesinden, gözetim ve denetiminden Milli Eğitim Bakanlığı sorumlu olduğu hüküm altına alınmıştır.
08/06/2017 tarih ve 30090 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Milli Eğitim Bakanlığı Sosyal Etkinlikler Yönetmeliği’nin, “Amaç” başlıklı 1. maddesinde; “Bu Yönetmeliğin amacı; her tür ve seviyedeki resmî ve özel (Değişik ibare:RG-1/9/2018-30522) örgün ve hayat boyu öğrenme kurumlarında; öğretim programlarının yanında öğrenci ve kursiyerlerde özgüven ve sorumluluk duygusu geliştirmeye, yeni ilgi alanları oluşturmaya, millî, manevî, ahlaki, insanî ve kültürel değerleri kazandırmaya yönelik bilimsel, sosyal, kültürel, sanatsal ve sportif alanlarda öğrenci kulübü ve toplum hizmeti kapsamındaki sosyal (Ek ibare:RG-12/9/2019-30886) etkinlikler ile kamu kurum ve kuruluşları, uluslararası kuruluşlar ve sivil toplum kuruluşları tarafından eğitim kurumlarında yapılacak sosyal etkinliklerin usul ve esaslarını düzenlemektir.” hükmü; “Kapsam” başlıklı 2. maddesinde; “Bu Yönetmelik; her tür ve seviyedeki resmî ve özel (Değişik ibare:RG-1/9/2018-30522) örgün ve hayat boyu öğrenme kurumlarında; öğretim programlarının yanında bilimsel, sosyal, kültürel, sanatsal, sportif alanlarda öğrenci kulübü ve toplum hizmeti kapsamındaki sosyal (Ek ibare:RG-12/9/2019-30886) etkinlikler ile kamu kurum ve kuruluşları, uluslararası kuruluşlar ve sivil toplum kuruluşları tarafından eğitim kurumlarında yapılacak sosyal etkinliklere ait usul ve esasları kapsar.” düzenlemesi yer almakta olup; “Sosyal etkinlikler alanı” “başlıklı 7. maddesinin yürürlükteki halinde; (08/06/2017 tarih ve 30090 sayılı Resmi Gazete) kurumlarda yapılacak sosyal etkinlikler ile öğrencilerde hangi konularda farkındalık oluşturulacağına yönelik hedefler düzenlenmiş olup, buna göre; öğrencilerde özgüven ve sorumluluk duygusu geliştirmek, öğrencileri şiddet ve zararlı alışkanlıklardan korumak, öğrencilere yeni ilgi alanları ve beceriler kazandırmak, öğrencilerin yeteneklerini sergilemesine imkân vermek, millî, manevi ve kültürel değerleri yaşatmak, yaygınlaştırmak ve bu değerlerin yeni nesillere aktarımını sağlamak, öğrencilerde gönüllülük bilincini özendirmek, engellilik, yaşlılık, insan ve çocuk hakları ve toplumsal cinsiyet eşitliği konularında farkındalık oluşturmak amaçlanmış iken; 12/9/2019 tarih ve 30886 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe giren Yönetmelik ile, kurumlarda yapılacak sosyal etkinlik faaliyetleriyle öğrencilerde oluşması hedeflenen ve beklenen farkındalık alanları arasında yer alan, “toplumsal cinsiyet eşitliği” ibaresi yürürlükten kaldırılmıştır.
Anılan Yönetmeliğin “İlkeler, Sosyal Etkinlikler Kurulu ve Görevleri” başlıklı 2. Bölümünün altında yer alan “İlkeler” başlıklı 5. maddesinde de; “(1) Eğitim kurumlarında yürütülecek tüm sosyal etkinlikler 1739 sayılı Kanunda yer alan Türk millî eğitiminin genel ve özel amaçları ile temel ilkelerine uygun olarak düzenlenir.
(2) Sosyal etkinlik çalışmalarında; öğrencilerin gelişim seviyeleri, ilgi, istek, ihtiyaç ve yetenekleri göz önünde bulundurulur.
(3) Sosyal etkinlik çalışmaları, öncelikle ders saatleri dışında uygulanır. Bu çalışmalar zorunlu hâllerde ders saatleri içinde de uygulanabilir.
(4) Sosyal etkinlik çalışmaları, öğrenci kulübü ve toplum hizmeti çalışmaları kapsamında yürütülür.
(5) Her öğrenci, en az bir sanat veya spor dalında beceri kazanacak şekilde uygun bir öğrenci kulübü ile ilişkilendirilir ve bu kulübün çalışmalarına katılır.
(6) Sosyal etkinlikler kapsamında yürütülen bilimsel, sosyal, kültürel, sanatsal ve sportif alanlarda Gençlik ve Spor Bakanlığına bağlı gençlik merkezlerinden de yararlanılır.
(7) Sosyal etkinlik çalışmalarının planlanmasında eğitim kurumu bölgesinde bulunan gençlere yönelik faaliyet gösteren kamu kurum ve kuruluşları, sivil toplum kuruluşları ile işbirliği yapılabilir.
(8) Sosyal etkinliklerle ilgili gelir-gider iş ve işlemleri okul aile birliği tarafından yürütülür.” hükmü bulunmaktadır.
10/07/2018 tarih ve 30474 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin ”Ortak görevler” başlığını taşıyan 326. Maddesinde; (1) Bakanlık birimleri, sorumluluk alanlarıyla ilgili konularda aşağıdaki görevleri de yerine getirirler: … (f) Eğitim ve öğretim sürecine diğer kurum, kuruluş ve bireylerin katılımını sağlamak, düzenlemesine yer verilmiştir.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
08/06/2017 tarih ve 30090 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Milli Eğitim Bakanlığı Eğitim Kurumlan Sosyal Etkinlikler Yönetmeliği’nin “Amaç” başlıklı 1. maddesine ve “Kapsam” başlıklı 2. maddesine eklenen; “kamu kurum ve kuruluşları, uluslararası kuruluşlar ve sivil toplum kuruluşları tarafından eğitim kurumlarında yapılacak” ibaresi yönünden yapılan inceleme:
Yukarıda yer alan; Yönetmeliğin “İlkeler, Sosyal Etkinlikler Kurulu ve Görevleri” başlıklı 2. Bölümünün altında yer alan “İlkeler” başlıklı 5. maddesi uyarınca eğitim kurumlarında yürütülecek tüm sosyal etkinliklerin 1739 sayılı Kanun’da yer alan Türk millî eğitiminin genel ve özel amaçları ile temel ilkelerine uygun olarak düzenleneceği kuralı karşısında davacı Sendika’nın iddialarına itibar edilmemiştir.
Bir başka anlatımla; anılan Yönetmelik uyarınca her tür ve seviyedeki eğitim kurumu içerisinde yapılacak olan öğretim programlarının yanında bilimsel, sosyal, kültürel, sanatsal ve sportif alanlarda gerek öğrenci kulübü ve toplum hizmeti çalışmaları ile bu kapsamdaki diğer etkinliklerle gerek kamu kurum ve kuruluşları, uluslararası kuruluşlar ve sivil toplum kuruluşları tarafından eğitim kurumlarında yapılacak sosyal etkinliklerin sınırlarının Yönetmelik’te açıkça çizildiği, buna göre; söz konusu sosyal etkinliklerin tamamının Anayasaya ve 1739 sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu’nda belirtilen Milli Eğitimin genel ve özel amaçları ile ilkelerine uygun olmak zorunda olacağı görüldüğünden, davalı idarenin düzenleme yetkisi kapsamında yapılan ve gözetim, denetim yükümlülüğünde gerçekleşecek değişiklikte hukuka aykırılık görülmemiştir.
08/06/2017 tarih ve 30090 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Milli Eğitim Bakanlığı Eğitim Kurumlan Sosyal Etkinlikler Yönetmeliği’nin “Sosyal etkinliklerin alanı” başlıklı 7. maddesinin birinci fıkrasında yer alan; “ile toplumsal cinsiyet eşitliği” ibaresinin kaldırılmasına ilişkin düzenleme yönünden yapılan inceleme:
Davalı idarece okullarda okutulan ders kitapları ve öğretim programlarının değerler eğitimini esas alan, temel becerileri içeren, günlük ve sade yaşamla birleştirilebilecek şekilde güncellendiği, “kültürel farkındalık ve ifade” ile “sosyal ve vatandaşlıklarla ilgili yetkinliklerin” toplumsal cinsiyet eşitliğini kapsayan ve öğreten yetkinlikler olduğu, “toplumsal cinsiyet eşitliği” yerine daha genel ve kapsayıcı bir ifade olan “insan ve çocuk hakları” ifadesinin kullanıldığı belirtilmiş, dava konusu düzenlemede hukuka aykırılık görülmemiştir.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Milli Eğitim Bakanlığı Eğitim Kurumlan Sosyal Etkinlikler Yönetmeliği’nin “Amaç” başlıklı 1. maddesine ve “Kapsam” başlıklı 2. maddesine eklenen; “kamu kurum ve kuruluşları, uluslararası kuruluşlar ve sivil toplum kuruluşları tarafından eğitim kurumlarında yapılacak” ibaresi yönünden oybirliği ile; Yönetmeliğin “Sosyal etkinliklerin alanı” başlıklı 7. maddesinin birinci fıkrasında yer alan; “ile toplumsal cinsiyet eşitliği” ibaresinin kaldırılmasına ilişkin düzenleme yönünden oyçokluğu ile DAVANIN REDDİNE,
2. Aşağıda dökümü yapılan … TL yargılama giderinin davacılar üzerinde bırakılmasına ve karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca …. TL vekâlet ücretinin davacılardan alınarak davalı idareye verilmesine,
3. Posta giderleri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra istemi halinde davacılara iadesine,
4. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 09/11/2022 tarihinde karar verildi.

KARŞI OY :
(X) – Dava,12/09/2019 tarih ve 30886 sayılı Resmi Gazete’de yayınlarak yürülüğe giren Milli Eğitim Bakanlığı Sosyal Etkinlikler Yönetmeliği’de Değişiklik Yapılmasına Dair 3. maddesiyle değişik anılan Yönetmeliğin “Sosyal etkinliklerin alanı” başlıklı 7. maddesinin birinci fıkrasında yer alan; “ile toplumsal cinsiyet eşitliği” ibaresinin kaldırılmasına ilişkin düzenlemenin iptali istemiyle açılmıştır.
2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasa’nın “Eğitim ve öğrenim hakkı ve ödevi” başlıklı 42. maddesinde de; “Kimse, eğitim ve öğrenim hakkından yoksun bırakılamaz. Öğrenim hakkının kapsamı kanunla tespit edilir ve düzenlenir. Eğitim ve öğretim, Atatürk ilkeleri ve inkılâpları doğrultusunda, çağdaş bilim ve eğitim esaslarına göre, Devletin gözetim ve denetimi altında yapılır. Bu esaslara aykırı eğitim ve öğretim yerleri açılamaz. Eğitim ve öğretim hürriyeti, Anayasaya sadakat borcunu ortadan kaldırmaz. İlköğretim, kız ve erkek bütün vatandaşlar için zorunludur ve Devlet okullarında parasızdır. Özel ilk ve orta dereceli okulların bağlı olduğu esaslar, Devlet okulları ile erişilmek istenen seviyeye uygun olarak, kanunla düzenlenir.” hükümlerine yer verilmiştir.
1739 sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu’nun “Genel amaçlar” başlıklı 2. maddesinin 3. fıkrasında; “İlgi, istidat ve kabiliyetlerini geliştirerek gerekli bilgi, beceri, davranışlar ve birlikte iş görme alışkanlığı kazandırmak suretiyle hayata hazırlamak ve onların, kendilerini mutlu kılacak ve toplumun mutluluğuna katkıda bulunacak bir meslek sahibi olmalarını sağlamak” genel amaçlar arasında sayılmış olup; “Genellik ve eşitlik” başlıklı 4. Maddesinde; ” Eğitim kurumları dil, ırk, cinsiyet, engellilik ve din ayırımı gözetilmeksizin herkese açıktır. Eğitimde hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz.” hükmü; “Ferdin ve toplumun ihtiyaçları” başlıklı 5. maddesinde; “Milli eğitim hizmeti, Türk vatandaşlarının istek ve kabiliyetleri ile Türk toplumunun ihtiyaçlarına göre düzenlenir.” hükmü yer almaktadır.
Yine, Anayasa’nın 124. maddesinde; Cumhurbaşkanı, bakanlıklar ve kamu tüzelkişileri, kendi görev alanlarını ilgilendiren kanunların ve Cumhurbaşkanlığı Kararnamelerinin uygulanmasını sağlamak üzere ve bunlara aykırı olmamak şartıyla, yönetmelikler çıkarabilecekleri kuralı yer almıştır. Anayasanın aktarılan hükmü ve normlar hiyerarşisi bağlamında, bir yasa hükmüne dayalı olarak hazırlanan yönetmelikler ile yasa hükümlerine açıklık getirilmesi ve yasa hükümlerinin uygulamaya geçirilmesi amaçlanmaktadır.
Kanun koyucu tarafından idareye tanınan düzenleme yetkisinin başta kamu yararı olmak üzere hizmet gereklerine, hukuk devleti, hukuk güvenliği ve kazanılmış haklara riayet ilkelerine uygun olarak kullanılması gerekmektedir.
Kamu yararı kavramı, tüm devlet organlarının işlem ve eylemlerinin genel nitelikteki amacını ve aynı zamanda nedenini oluşturmakta, çeşitli hak ve özgürlükler açısından bir sınırlama nedeni niteliği de taşımakta olup bu kavram genel bir ifadeyle bireysel, özel çıkarlardan ayrı ve bunlara üstün olan toplumsal yararı ifade etmektedir.
İdareler, ortaya çıkan ihtiyaçları karşılamak ve hizmette etkinliği sağlamak amacıyla mevzuat değişikliği yapma hususunda takdir yetkisine sahiptirler. Ancak, idareye tanınan bu takdir yetkisinin, idarenin keyfi olarak hareket edebileceği anlamına gelmeyeceği de kuşkusuzdur. Zira, takdir yetkisi ile idareye hukuk kuralları içinde hareket özgürlüğü tanınmış olduğundan, yasa koyucu tarafından idareye tanınan bu yetkinin başta kamu yararı olmak üzere hizmet gereklerine, hukuk devleti, hukuk güvenliği ilkelerine uygun olarak kullanılması gerektiği de açıktır.
Yani; idarelerin düzenleyici işlemler yapabilme yetkisi Anayasa’nın 124. maddesine dayanan anayasal bir yetki olması nedeniyle, idareler tarafından mevzuatla verilen görevlerin yerine getirilmesi amacıyla düzenleyici işlemler yapılabileceği, ancak; bu düzenlemeler yapılırken, Anayasa’da yer alan hukuk devleti ilkesi uyarınca, söz konusu düzenlemelerin kamu yararı ve hizmet gerekleri doğrultusunda, kamusal ve toplumsal ihtiyaçlara binaen tesisi gerektiği kuşkusuzudur.
08/06/2017 tarih ve 30090 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Milli Eğitim Bakanlığı Sosyal Etkinlikler Yönetmeliği’nin “Sosyal etkinliklerin alanı” başlıklı 7. maddesinin 1. fıkrasında; “Eğitim kurumlarında öğrencilerde özgüven ve sorumluluk duygusu geliştirmek, öğrencileri şiddet ve zararlı alışkanlıklardan korumak, öğrencilere yeni ilgi alanları ve beceriler kazandırmak, öğrencilerin yeteneklerini sergilemesine imkân vermek, millî, manevi ve kültürel değerleri yaşatmak, yaygınlaştırmak ve bu değerlerin yeni nesillere aktarımını sağlamak, öğrencilerde gönüllülük bilincini özendirmek, engellilik, yaşlılık, insan ve çocuk hakları ile (Mülga ibare:RG-12/9/2019-30886) (…) konularında farkındalık oluşturmak amacıyla bilimsel, sosyal, kültürel, sanatsal ve sportif alanlarda sosyal etkinlik çalışmaları yapılır.” düzenlemesi yer almaktadır.
Anılan Yönetmeliğin “Sosyal etkinlikler alanı” “başlıklı 7. maddesinin yürülük halinde; (08/06/2017 tarih ve 30090 sayılı Resmi Gazete) kurumlarda yapılacak sosyal etkinlikler ile öğrencilerde hangi konularda farkındalık oluşturulacağına yönelik hedefler düzenlenmiş olup, buna göre; öğrencilerde özgüven ve sorumluluk duygusu geliştirmek, öğrencileri şiddet ve zararlı alışkanlıklardan korumak, öğrencilere yeni ilgi alanları ve beceriler kazandırmak, öğrencilerin yeteneklerini sergilemesine imkân vermek, millî, manevi ve kültürel değerleri yaşatmak, yaygınlaştırmak ve bu değerlerin yeni nesillere aktarımını sağlamak, öğrencilerde gönüllülük bilincini özendirmek, engellilik, yaşlılık, insan ve çocuk hakları ve toplumsal cinsiyet eşitliği konularında farkındalık oluşturmak amaçlanmış iken; 12/9/2019 tarih ve 30886 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe giren Yönetmelik ile, kurumlarda yapılacak sosyal etkinlik faaliyetleriyle öğrencilerde oluşması hedeflenen ve beklenen farkındalık alanları arasında yer alan, “toplumsal cinsiyet eşitliği” ibaresi yürürlükten kaldırılmıştır.
Uyuşmazlıkta davacı tarafından “toplumsal cinsiyet eşitliği” ibaresinin yürülükten kaldırılmasına ilişkin olarak; Yönetmelik ile getirilen düzenlemelerin hangi yönlerden kamu yararı ve hizmet gereği olduğunun idarece ortaya konulması gerektiği, Avrupa Birliği ile ortak yürütülen (2008-2013) ETCEP–Eğitimde Toplumsal Cinsiyet Eşitliğinin Geliştirilmesi Projesi ile 81 okulda pilot uygulamaya başlandığı, 2019-2020 eğitim öğretim döneminde bu tür projelerin yaygınlaştırılacağı ve 2019-2020 Eğitim- Öğretim Yılı Hedef Listesinde “toplumsal cinsiyet dersinin” olacağının Bakanlık tarafından duyurulduğu ancak söz konusu düzenleme ile aksi yönde girişimde bulunulduğu, ayrıca Türkiye’nin taraf olduğu (CEDAW) Kadına Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Ortadan Kaldırılması Sözleşmesi’nin bulunduğu, söz konusu düzenlemelerin hukuka ve mevzuata aykırı olduğu iddia edilmekte olup; davalı idarece okullarda okutulan ders kitapları ve öğretim programlarının değerler eğitimini esas alan, temel becerileri içeren, günlük ve sade yaşamla birleştirilebilecek şekilde güncellendiği, “kültürel farkındalık ve ifade” ile “sosyal ve vatandaşlıklarla ilgili yetkinliklerin” toplumsal cinsiyet eşitliğini kapsayan ve öğreten yetkinlikler olduğu, “toplumsal cinsiyet eşitliği” yerine “insan ve çocuk hakları” ifadesinin kullanıldığı, dava konusu düzenlemelerin hukuka uygun olduğu savunulmaktadır.
Burada; anayasal bir yetki olması nedeniyle, idareler tarafından mevzuatla verilen görevlerin yerine getirilmesi amacıyla düzenleyici işlemler yapılabileceği, ancak; bu düzenlemelerin Anayasa’da yer alan hukuk devleti ilkesi uyarınca, kamu yararı ve hizmet gerekleri doğrultusunda, kamusal ve toplumsal ihtiyaçlara binaen tesisi gerektiği, idarelerin, normlar hiyerarşisine aykırı olmayacak şekilde, ortaya çıkan ihtiyaçları karşılamak ve hizmette etkinliği sağlamak amacıyla mevzuat değişikliği yapma hususunda takdir yetkisine sahip olduğu, ancak, idareye tanınan bu takdir yetkisinin, idarenin keyfi olarak hareket edebileceği anlamına gelmeyeceği kuralı karşısında,anılan Yönetmeliğin “sosyal etkinlik alanı” başlıklı 7. maddesinde yer alan; “toplumsal cinsiyet eşitliği” ibaresinin yürürlükten kaldırılmasına ilişkin gerekçenin davalı idarece ortaya konulamadığı görüldüğünden davanın bu kısmı yönünden iptali gerektiği görüşüyle çoğunluk kararına katılmıyorum.