Danıştay 8. Daire Başkanlığı 2020/1746 E. , 2022/6908 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
SEKİZİNCİ DAİRE
Esas No : 2020/1746
Karar No : 2022/6908
DAVACI : …Sendikası
VEKİLİ : Av. …
DAVALI : … Bakanlığı
VEKİLİ : …
DAVANIN KONUSU :
1- 05/09/2019 tarih ve 30879 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Milli Eğitim Bakanlığı Ortaöğretim Kurumları Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 2. maddesiyle değişik 07/09/2013 tarih ve 28758 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Milli Eğitim Bakanlığı Ortaöğretim Kurumları Yönetmeliğinin “Ortaöğretim kurumlarının kuruluşu” başlıklı 6. maddesinin 3. fıkrasının;
2- Aynı Yönetmeliğin 4. maddesiyle kaldırılan anılan Yönetmeliğin ”Ders süresi ve günlük çalışma süreleri” başlıklı 9. maddesinin 1. fıkrasında yer alan “öğrenci temsilcisinden” ibaresinin;
3- Yönetmeliğin 14. maddesiyle değişik anılan Yönetmeliğin “Devam-devamsızlık ve ilişik kesme” başlıklı 36. maddesinin 3. fıkrasına eklenen; ”OkuI içinde veya il içinde yukarda belirtilen izinlerin dışında okul müdürü veya görevlendirmesi halinde nöbetçi müdür yardımcısı tarafından verilen faaliyet izinleri devamsızlıktan sayılmaz.” cümlesinin;
4- Yönetmeliğin 16. maddesiyle değişik anılan Yönetmeliğin “Kontenjan belirleme, başvuru ve değerlendirme” başlıklı 38. maddesinin 2. fıkrasında yer alan; “40” ibaresinin;
5- Yönetmeliğin 38. maddesiyle değişik “Öğretmenlere nöbet görevi verilmesinin esasları” başlıklı 91. maddesinin 2. fıkrasının (c) bendinde yer alan; “30 dakika” ibareleri ile;
6- Aynı maddenin (e) bendinde yer alan; “okul müdürünün onayından sonra” ibaresinin;
7- Yönetmeliğin 43. maddesiyle değişik “Öğretmenler kurulu” başlıklı 109. maddesinin 2. fıkrasında yer alan; “ilgili sektör temsilcileri, proje uzmanı, proje koordinatörü” ibarelerinin; aynı madddenin 3. fıkrasında yer alan; “diğer iletişim araçlarıyla” ibaresinin; aynı maddenin 6. fıkrasında yer alan; “kurul üyelerinin salt çoğunluğunun kararıyla” ibaresinin ve aynı maddenin 7. fıkrasının (aa) bendinden sonra olmak üzere eklenen (bb) bendinin;
8- Yönetmeliğin 44. maddesiyle değişik “Sınıf/şube öğretmenler kurulu” başlıklı 110. maddesinin 3. fıkrasında yer alan; “diğer iletişim araçlarıyla” ibaresi ile 7. fıkrasında yer alan; “salt çoğunluğun” ibaresinin;
9- Yönetmeliğin 45. maddesiyle değişik “Eğitim kurumu alan zümreleri” başlıklı 111. maddesinin 1. fıkrasında yer alan; “gerektiğinde” ibaresi ile 7. fıkrasında yer alan; “kurul üyelerinin salt çoğunluğunun kararıyla” ibaresinin;
10- Yönetmeliğin 46. maddesiyle değişik anılan Yönetmeliğin “Eğitim kurumu alan zümreleri kurulu” başlıklı 112. maddesinin 3. fıkrasında yer alan; “diğer iletişim araçlarıyla” ibaresi ile 6. fıkrasında yer alan; “salt çoğunluğun kararıyla” ibaresinin;
11- Yönetmeliğin 48. maddesiyle değişik anılan Yönetmeliğin “İl alan zümreleri kurulu” başlıklı 114. maddesinin 6. fıkrasında yer alan; “diğer iletişim araçlarıyla” ibaresinin;
12- Yönetmeliğin 52. maddesiyle değişik anılan Yönetmeliğin “Öğrencilerin uyacakları kurallar ve öğrencilerden beklenen davranışlar başlıklı 157. maddesinin 2. fıkrasının (l) bendi ile 4. fıkrasının;
13- Yönetmeliğin 56. maddesiyle değişik anılan Yönetmeliğin “Disiplin cezasını gerektiren davranış ve fiiller” başlıklı 164. maddesinin 2. fıkrasının (ç) bendinin yürütmesinin durdurulması ile iptali istemidir.
DAVACININ İDDİALARI :
Yönetmeliğin 6. maddesinin 3. fıkrasında yapılan düzenlemenin, Sosyal Bilimler Liseleri dışındaki ortaöğretim kurumlarından Bakanlıkça uygun görülen diğer merkezi sınav puanı ile öğrenci alan kurumlarda hazırlık sınıfı açılabileceğini düzenlediği; kuralın, yerel yerleştirme ile öğrenci alan kurumlar karşısında merkezi sınav puanı ile öğrenci alan ortaöğretim kurumlarını ayrıcalıklı hale getirdiği, bu durumun, 1739 sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu’nun “Yöneltme” başlıklı 6. maddesi ile “Genellik ve eşitlik” başlıklı 4. ve “Fırsat ve eşitlik” başlıklı 8. maddelerine aykırı olduğu, düzenlemenin yerel yerleştirme ile öğrenci alan kurumlar aleyhinde olduğu ve merkezi sınav puanı ile öğrenci alan kurumlar ile yerel yerleştirme ile öğrenci alan kurumlar arasında varolan eşitsizliği daha da artırdığı; derslerin başlama, bitiş ve öğle arası dinlenme sürelerinin düzenlendiği komisyondan “öğrenci temsilcilerinin” çıkarıldığı, ortaöğretim öğrencilerinin kendilerini ilgilendiren konularda söz, karar ve yönetime katılma haklarının elinden alındığı;izinlerinin verileceği faaliyetlerin, Milli Eğitim Bakanlığı Sosyal Etkinlikler Yönetmeliği’ne uygun faaliyetler olup olmadığının belli olmadığı, bu faaliyetler anılan Yönetmeliğe uygunsa bu faaliyetlerin gerçekte yapılıp yapılmadığı sorununun ortaya çıkacağı, düzenlemenin, faaliyet izinlerinin kötüye kullanılmasına ve keyfiliğe yol açacağı, madde düzenlemesinde ayrıca denetimin öngörülmemesinin bu konudaki sorunları artıracağı ve tam bir denetimsizliğin oluşacağı; şube öğrenci kontenjanının; fen liseleri, sosyal bilimler liseleri, proje okulları ile Anadolu teknik programlarında 34’ü, geçemeyeceği kurala bağlanmışken diğer okul türlerinde 40’ı geçemeyeceğinin düzenlendiği, yerel yerleştirme kapsamında öğrenci alan okullar yönünden dezavantajlı bir düzenleme olduğu, düzenlemenin fırsat eşitliği ilkesine aykırı olduğu; “30 dakika” ibareleri yönünden; dava konusu düzenleme öncesinde nöbetçi öğretmenin nöbet görevinin ilk dersten 15 dakika önce başlayacağı ve son dersten 15 dakika sonra sona ereceği düzenlenmişken dava konusu düzenlemeyle bu sürelerin 30 dakikaya çıkarıldığı, düzenlemenin öğretmenlerin nöbet görevini ağırlaştırdığı; “Okul müdürünün onayından sonra” ibaresi yönünden: Yönetmeliğin “Öğretmenler kurulu” başlıklı 109. maddesinde öğretmenler kurulu kararlarının müdürün onayı alındıktan sonra uygulamaya konulacağının düzenlendiği, dava konusu düzenlemeyle, okul müdürünü, nöbetlerde uyulması gereken kurallar konusunda, öğretmenler kurulunun karşısında göstereceği ve düzenlemenin ayrışmaya neden olacağı; “İlgili sektör temsilcileri, proje uzmanı, proje koordinatörü” ibareleri yönünden; ilgili sektör temsilcisi, proje uzmanı ve proje koordinatörü kavramları ile kimin kasdedildiğinin, bu kişilerin nasıl belirleneceğinin açık olmadığı, Yönetmeliğin tanımlar bölümünde bu kişiler ile ilgili tanımlara yer verilmediği, düzenlemenin belirlilik ilkesine aykırı olduğu, ülkemizde farklı iş insanları, dernekler, sivil toplum kuruluşlarından kişilerin bu unvanlarla öğretmenler kurulu toplantılarına katılabilecekleri, hatta herhangi bir dernek ya da oluşuma üye olmayan bir iş insanının da sektör temsilcisi olarak nitelenebileceği, bu durumun öğretmenler kurulu toplantılarında kargaşaya ve gereksiz tartışmalara neden olabileceği; “Diğer iletişim araçlarıyla” ibaresi yönünden; kavram ile hangi iletişim araçlarının kasdedildiğinin açıkça belirtilmediği, bu durumun “belirlilik ilkesine” aykırı olduğu, diğer iletişim araçlarından kasıt “whatsap” ise; bunun için akıllı telefon kullanımının zorunlu olduğu, ancak; okul yönetimince öğretmenlere akıllı telefon sağlanmadığından bu düzenlemenin uygulanabilirliğinin bulunmadığı, ayrıca düzenlemenin 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümlerine de aykırı olduğu, “diğer iletişim araçlarının” anılan Kanun’da düzenlenmediği; “Kurul üyelerinin salt çoğunluğunun kararıyla” ibaresi yönünden; öğretmenler kurulunun okulun eğitim öğretim konularının görüşüldüğü ve bu konularda kararların alındığı en önemli platform olduğu dikkate alındığında kurul üyelerinin salt çoğunluğunun kararı koşulunun bu kuruldan beklenen yarar ve işlevin gerçekleşmesi için gereğinden fazla olduğu, örneğin 40 kişilik bir öğretmenler kurulu toplantısında görüşülmek istenen konu için en az 21 personelin konunun gündeme alınmasını istemesi gerektiği, bu durumda 19 personelin talebi bulunsa dahi dikkate alınmayacağı; “Gerektiğinde” ibaresi yönünden; düzenlemeyle alan zümrelerine uzman, usta öğretici, eğitici personel ve teknisyenlerin katılımının gereklilik koşuluna bağlandığı, gereklilik konusunda kimin karar vereceği, neye göre karar vereceğinin belli olamadığı, düzenlemenin “belirlilik ilkesine” aykırı olduğu; 157. maddenin dava konusu 4. fıkrasında okul ile öğrenci ve veli arasında sözleşme imzalanacağının düzenlendiği, 2. fıkranın (l) bendinde ise; sözleşmede yer alan kurallara uyulacağının düzenlendiği, anılan sözleşmenin disiplin kuralı olarak kabul edilemeyeceği, bu durumun hukuk güvenliği ve belirlilik ilkelerine aykırı olduğu, sözleşmenin içeriğinin okuldan okula değişebileceği, okul müdürlerinin disiplin kuralı koyma işlevini üstlenmek zorunda kalacakları, kuralların birbiriyle uyumlu olamayabileceği ve bu durumun eşit işlem görme hakkını ihlal edebileceği; dava konusu 164. maddenin 2. fıkrasının (ç) bendinde yer alan düzenlemenin, barışçıl toplanma ve gösteri yapma hakkına müdahale olduğu, bu müdahalenin, Anayasa’nın 13. maddesi ve AİHS’nin 11. maddesi uyarınca Kanun’la yapılması gerektiği, barışçıl gösteri yapma ve toplanma hakkının izne bağlanmasının öngörülmesinin ise; bu hakkın kullanımının tümüyle yönetimin keyfiyetine bırakacağı iddia edilmektedir.
DAVALI İDARENİN SAVUNMASI : 1739 sayılı Kanun’un “Yöneltme” başlıklı 6. maddesinde; fertlerin eğitim süresince ilgi, istidat ve kabiliyetleri ölçüsünde ve doğrultusunda çeşitli programlara veya okullara yönlendirilerek yetiştirileceği, Milli Eğitim sisteminin, her bakımdan bu yöneltmeyi gerçekleştirecek biçimde düzenleneceği ve bu amaçla ortaöğretim kurumlarına eğitim programlarının hedefine uygun düşecek şekilde hazırlık sınıfı konulabileceğinin hüküm altına alındığı, eğitim ve öğretim hizmetlerinin Devlet adına yürütülmesinden, denetim ve gözetiminden Milli Eğitim Bakanlığı’nın sorumlu olduğu, bu yetki çerçevesinde anılan düzenlemenin yapıldığı, bu çerçevede ortaöğretim kurumlarının tamamında aynı programın uygulanmasının beklenemeyeceği, düzenlemenin, 1739 sayılı Kanun’da belirtilen kurallara aykırılık oluşturmadığı, ayrıca, düzenleme ile uluslararası program uygulamak isteyen okullar başta olmak üzere, diğer okullarda da merkezi sınav puanı ile öğrenci alacakları kontenjanın bir kısmında hazırlık programı bir kısmında da hazırlıksız program uygulanmasına imkan ve dayanak oluşturulduğu, Sosyal Bilimler Liseleri dışında hazırlık sınıfı açabilecek eğitim kurumlarının gerek akademik başarı gerekse, kaynakların etkin ve verimli kullanımı açısından merkezi sınav puanı ile öğrenci alan okullar ile sınırlı tutulduğu, yoğun bir program ile yabancı dil öğrenmek isteyen öğrenciler ve istemeyen öğrenciler için tercihlerine uygun imkan sağlandığı, yerel yerleştirme kapsamında öğrenci alan okullarda eğitim alan öğrenciler için hazırlık sınıfının ekstra bir yük getireceği, kaldı ki; bu okullardan da böyle bir talebin gelmediği; Milli Eğitim Bakanlığı Demokrasi Eğitimi Ve Okul Meclisleri Yönergesi’nin 17/04/2019 tarih ve 7821597 sayılı Bakanlık Makamı Oluru ile yürürlükten kaldırıldığı, bu bağlamda okul yöneticisi temsilcisinin artık seçilmeyeceği, fiilen olmayan temsilcinin komisyonda yer almasının hayatın olağan akışına aykırı olduğu; Milli Eğitim Bakanlığı Sosyal Etkinlikler Yönetmeliği’nin “Katılım ve düzenlemeye ilişkin izin işlemleri” başlıklı 13. maddesinde; “(1) Eğitim kurumu/ilçe/il sınırları içinde eğitim kurumunca gerçekleştirilecek sosyal etkinliklere eğitim kurumu müdürlüğünce, il sınırları dışında gerçekleştirilecek etkinliklere mülki idare amirince, yurt dışında gerçekleştirilecek etkinliklere valilikçe izin verilir. Ancak ilçe dışında yapılacak etkinliklerde eğitim kurumu müdürlüğü en az üç gün önceden resmi yazıyla il/ilçe milli eğitim müdürlüğünü bilgilendirir. (2) Eğitim kurumunda düzenlenecek sosyal etkinlikler için eğitim kurumu müdürlüğünce, ilçe düzeyinde düzenlenecek sosyal etkinlikler için ilçe milli eğitim müdürlüğünce, il düzeyinde düzenlenecek sosyal etkinlikler için il milli eğitim müdürlüğünce, birden fazla ilin katılımı ile düzenlenecek etkinlikler ile uluslararası etkinlikler için ise Bakanlıkça ilgili mevzuatına göre izin verilir.” düzenlemesinin yer aldığı, dava konusu düzenleme ile anılan Yönetmelik ile Ortaöğretim Kurumları Yönetmeliği’nin uyumlu hale getirildiği, ayrıca dava konusu düzenleme öncesinde okul içerisinde faaliyetlere kimin izin vereceğinin düzenlenmediğinden öğrencilerin devamsızlık sorunu nedeniyle bu faaliyetlere katılmak istemedikleri, bu yöndeki sorunun ortadan kaldırılması için anılan düzenlemenin yapıldığı, ayrıca okul yönetiminin izni ve bilgisi dışında öğretmenlerin, öğrencinin faaliyet nedeniyle sınıftan almalarının engellendiği; yerel yerleştirme kapsamında olan okullardaki yığılma nedeniyle kimi öğrencilerin öğretim dışına çıkmalarının engellenmesi amacıyla anılan düzenlemenin yapıldığı, aksi durumda kontenjanlar dolu diye öğrencilerin bir kısmının eğitim öğretim hakkından yararlanamayacağı; “30 dakika” ibareleri yönünden; uygulama açısından nöbet görevinin başlama süresinin 15 dakika öncesinde olup, öğretmenler kurulu kararıyla 30 dakikaya çıkarılması yerine başlama süresinin 30 dakika öncesi olarak belirlenerek öğretmenler kurulu kararıyla 15 dakikaya düşürülmesinin daha ilkesel ve kurum lehine olacağının değerlendirildiği, bu durumda taşımalı eğitim yapılan okullarda nöbet süresinin öğretmenler kurulu kararıyla 30 dakikaya çıkarılmasına gerek kalmadığından madde metninden çıkarıldığı, okulların coğrafi konumları, hazır bulunuşluğa göre öğrencilerin güvenliğini tehlikeye düşürmeyecek şekilde nöbetin 30 dakikadan 15 dakikaya düşürülmesi yetkisinin öğretmenler kuruluna devredildiği; “Okul müdürünün onayından sonra” ibaresi yönünden; düzenlemede, nöbetlerde uyulması gereken esasların belirlenmesinde öğretmenler kurulu ve müdürünün onayının öneminin vurgulandığı, zira okulu mevzuat hükümleri doğrultusunda yönetenin müdür olduğu ve okulun iş ve işlemlerinde mevzuata aykırılık söz konusu olduğunda doğrudan müdürün sorumlu olduğu, bilime ve hukuka aykırı yerel anlayışların çoğunluğun kararıyla eğitim kurumlarında hakim olmasının engellenmesinin amaçlandığı; “İlgili sektör temsilcileri, proje uzmanı, proje koordinatörü” ibareleri yönünden; söz konusu maddede öğretmenler kurulunun, müdürün bulunmadığı durumlarda müdürlük görevine vekalet edecek kişinin başkanlığında toplanacağı, gerektiğinde ilgili gündem maddelerinde görüş ve önerisine başvurulmak üzere eğitim kurumunun özelliğine göre; sektör temsilcileri, eğitici/öğretici personel usta öğretici, proje uzmanı, proje koordinatörü, teknisyen, iş sağlığı ve güvenliği uzmanı okul sağlığı hemşiresi, pansiyon öğrenci temsilcisi ve okul aile birliği başkanının da kurul toplantısına çağrılacağının düzenlendiği, maddenin tamamı gözetildiğinde iptali istenilen ibarelerin meslek liseleri ile mesleki eğitim merkezleri için getirildiğinin anlaşılacağı, zira eğitim kurumunun özelliğine göre maddede belirtilen kişilerin çağırılacağı, meslek liseleri ile mesleki eğitim merkezlerinin amacının akademik başarı yanında sektöre nitelikli eleman yetiştirmek olduğu, sektörle iç içe geçmemiş bir meslek okulunun düşünülemeyeceği, meslek liseleri ile mesleki eğitim merkezlerinin irtibat halinde olduğu sektörlerin; berber, mobilya, metal işleri, motorlu araçlar teknolojisi, turizm, sağlık gıda gibi sektörler olduğu, sektör temsilcilerinin; belirli bir meslek ve sanatı icra edenlerin oda örgütü temsilcileri, okul türüne göre eğitim verilen alanların; öğrencilerin staj ve beceri eğitimlerinin yaptıkları işletmeler, okulun birlikte çalışmalar yürüttüğü yerel paydaşlar gibi çok geniş bir yelpazede olabileceği dikkate alınarak anılan düzenlemenin yapıldığı, görüş ve düşüncelerine başvurulacak kişilerin öğretmenler kurulunun karar mekanizmalarına uygun olarak seçileceği; “Diğer iletişim araçlarıyla” ibaresi yönünden; madde metninde yer alan “diğer” ibaresinin hukuki belirlilik kavramını bertaraf edecek nitelikte olmadığı, bilakis öğretmenler kurulu gündeminin daha geniş yollarla duyurulabilmesi için istifade edilecek ekstra bir yol olduğu ve kimsenin hak kaybına uğramasına neden olabilecek nitelikte bir düzenleme olmadığı, ayrıca madde metninden de anlaşılacağı üzere; toplantının tarihi, saati, yeri, gündem içeriğinin duyurulması için bütün iletişim araçlarının kullanılabileceği, 7201 sayılı Kanun’a göre kişinin kabul etmesi halinde tebligatın her yerde yapılabileceği yolundaki hükmü dikkate alındığında iddiaların dayanaktan yoksun olduğu; “Kurul üyelerinin salt çoğunluğunun kararıyla” ibaresi yönünden; hukuki çoğunluk türlerinin; basit çoğunluk ve nitelikli çoğunluk olduğu, salt çoğunluğun da nitelikli çoğunluğun özel bir türü olduğu, öğretmenler kurulunu, üzerinde konuşulması ve karara bağlanması gereken çok sayıda ve önemli gündemler içeren kurul olduğu, böylesine önemli ve yoğun gündemler içeren kurulun, asıl görüşülmesi ve karara bağlanması gereken hususlara yeterince ve nitelikli olarak zaman ayırabilmeleri için anılan düzenlemenin yapıldığı, aksi durumda kurul üyelerinin hemen hemen her konuyu gündeme getirebilmelerinin, hem zaman kaybına neden olacağı hem de kurulun ahenginin bozulmasına neden olacağı, kaldı ki bir konunun gündeme alınmış olmasının o konuda karar verileceği anlamına gelmediği, Yönetmeliğin, öğretmenler kuruluna fazlaca görev yüklediği de dikkate alındığında her öğretmenin bir gündem belirlemesi halinde kurul toplantılarının günlerce sürebileceği, kamu yararı ve hizmet gerekleri doğrultusunda anılan düzenlemenin yapıldığı; “Gerektiğinde” ibaresi yönünden; ibarenin, “belirlilik ilkesini” bertaraf edecek nitelikte olmadığı, bilakis kurul ve zümrelerin ihtiyaç doğrultusunda, yeni toplantı zamanı gelene dek bir araya gelmelerine imkan sağladığı, gelişen ve değişen ihtiyaçlar doğrultusunda ortaya çıkabilecek yeni gündem maddelerinin tartışılıp karar bağlanabilmesi için anılan düzenlemenin yapıldığı; 157. maddede yapılan düzenlemelerde yeni bir disiplin kuralı koyma amacının bulunmadığı, aksine; öğrencilerin ve velilerin oluşabilecek olumsuz davranışlar ve sonuçları hakkında önceden bilgilendirilmesi niteliğinde olduğu, düzenlemenin “hukuki güvenlik” ve “belirlilik” ilkelerinin uygulanması niteliğinde olduğu; 164. maddenin 2. fıkrasının (ç) bendinde yer alan düzenlemenin, 01/07/2015 tarihinde yürürlüğe girdiği, davacının dava açma süresini canlandırmak amacıyla dava konusu Yönetmelik değişikliği ile anılan düzenlemenin dava konusu edildiği, düzenlemenin toplantı ve gösteri yürüyüşünü kısıtlamaya yönelik değil, okuldaki eğitim ve öğretim faaliyetlerinin insicamına yönelik olarak bir madde olduğu, eğitim öğretim faaliyetlerinin devam ettiği zaman diliminde öğrencilerin okulda bulunmaları gerektiği, aslolanın eğitim hakkı olduğu, bu bağlamda çocuğun üstün yararının gözetildiği, dava konusu düzenlemede üst hukuk normlarına aykırılık bulunmadığı savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Davanın kısmen reddi, kısmen düzenleyici işlemin iptali gerektiği düşünülmektedir.
DANIŞTAY SAVCISI : …
DÜŞÜNCESİ : Dava; 05/09/2019 tarihli ve 30879 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Milli Eğitim Bakanlığı Ortaöğretim Kurumları Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik’in 2. maddesiyle değişik 07/09/2013 tarih ve 28758 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Milli Eğitim Bakanlığı Ortaöğretim Kurumları Yönetmeliği’nin; 6. maddesinin 3. fıkrasının; 4. maddesiyle kaldırılan 9. maddesinin 1. fıkrasında yer alan “öğrenci temsilcisinden” ibaresinin; 14. maddesiyle değişik 36. maddesinin 3. fıkrasına eklenen; ”OkuI içinde veya il içinde yukarda belirtilen izinlerin dışında okul müdürü veya görevlendirmesi halinde nöbetçi müdür yardımcısı tarafından verilen faaliyet izinleri devamsızlıktan sayılmaz.” cümlesinin; 16. maddesiyle değişik 38. maddesinin 2. fıkrasında yer alan “40” ibaresinin; 38. maddesiyle değişik 91. maddesinin 2. fıkrasının (c) bendinde yer alan “30 dakika” ibareleri ile aynı maddenin (e) bendinde yer alan “okul müdürünün onayından sonra” ibaresinin; 43. maddesiyle değişik 109. maddesinin 2. fıkrasında yer alan “ilgili sektör temsilcileri, proje uzmanı, proje koordinatörü” ibarelerinin ve aynı madddenin 3. fıkrasında yer alan “diğer iletişim araçlarıyla” ibaresi ile maddenin 6. fıkrasında yer alan; “kurul üyelerinin salt çoğunluğunun kararıyla” ibaresinin; 44. maddesiyle değişik 110. maddenin 3. fıkrasında yer alan “diğer iletişim araçlarıyla” ibaresi ile 7. fıkrasında yer alan “salt çoğunluğun” ibaresinin; 45. maddesiyle değişik 111. maddesinin 1. fıkrasında yer alan “gerektiğinde” ibaresi ile 7. fıkrasında yer alan “kurul üyelerinin salt çoğunluğunun kararıyla” ibaresinin; 46. maddesiyle değişik 112. maddenin 3. fıkrasında yer alan “diğer iletişim araçlarıyla” ibaresi ile 6. fıkrasında yer alan “salt çoğunluğun kararıyla” ibaresinin; 48. maddesiyle değişik 114. maddesinin 6. fıkrasında yer alan “diğer iletişim araçlarıyla” ibaresinin; 52. maddesiyle değişik 157. maddesinin 2. fıkrasının (l) bendi ile 4. fıkrasının; 56. maddesiyle değişik 164. maddesinin 2. fıkrasının (ç) bendinin iptali istemiyle açımıştır.
Dava konusu 05/09/2019 tarihli ve 30879 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Milli Eğitim Bakanlığı Ortaöğretim Kurumları Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik’in 2. maddesiyle değişik 07/09/2013 tarih ve 28758 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Milli Eğitim Bakanlığı Ortaöğretim Kurumları Yönetmeliği’nin; 6. maddesinin 3. fıkrası ile 16. maddesiyle değişik 38. maddesinin 2. fıkrasında, 02/09/2020 tarihli ve 31232 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Yönetmelikle bazı değişiklikler yapılmış ise de, bu durumun işin esasını incelemeye engel olmadığı anlaşılmaktadır..
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Eğitim ve öğrenim hakkı ve ödevi” başlıklı 42. maddesinde, öğrenim hakkının kapsamının kanunla tespit edilip düzenleneceği yine “Yönetmelikler” başlıklı 124. maddesinde ise; Cumhurbaşkanı, bakanlıklar ve kamu tüzelkişilerinin, kendi görev alanlarını ilgilendiren kanunların ve Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinin uygulanmasını sağlamak üzere ve bunlara aykırı olmamak şartıyla, yönetmelikler çıkarabilecekleri ve hangi yönetmeliklerin Resmî Gazetede yayımlanacağının kanunda belirtileceği kurala bağlanmıştır.
1739 sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu’nun 5. maddesinde, milli eğitim hizmetinin, Türk vatandaşlarının istek ve kabiliyetleri ile Türk toplumunun ihtiyaçlarına göre düzenleneceği belirtilmiş; aynı Kanun’un, “Ortaöğretimden yararlanma hakkı” başlıklı 27. maddesinde, İlköğretimini tamamlayan ve ortaöğretime girmeye hak kazanmış olan her öğrencinin, ortaöğretime devam etmek ve ortaöğretim imkanlarından ilgi, istidat ve kabiliyetleri ölçüsünde yararlanmak hakkına sahip olduğu; “Amaç ve görevler” başlıklı 28. maddesinde, ortaöğretimin amaç ve görevlerinin, Milli Eğitimin genel amaçlarına ve temel ilkelerine uygun olarak, bütün öğrencilere ortaöğretim seviyesinde asgari ortak bir genel kültür vermek suretiyle onlara kişi ve toplum sorunlarını tanımak, çözüm yolları aramak ve yurdun iktisadi sosyal ve kültürel kalkınmasına katkıda bulunmak bilincini ve gücünü kazandırmak, öğrencileri, çeşitli program ve okullarla ilgi, istidat ve kabiliyetleri ölçüsünde ve doğrultusunda yüksek öğretime veya hem mesleğe hem de yüksek öğretime veya hayata ve iş alanlarına hazırlamak olduğu, bu görevler yerine getirilirken öğrencilerin istekleri ve kabiliyetleri ile toplum ihtiyaçları arasında denge sağlanacağı belirtilmiştir.
05/09/2019 tarih ve 30879 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Milli Eğitim Bakanlığı Ortaöğretim Kurumları Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik’in 56. maddesiyle değişik 07/09/2013 tarih ve 28758 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Milli Eğitim Bakanlığı Ortaöğretim Kurumları Yönetmeliği’nin 164. maddesinin 2. fıkrasının (ç) bendi incelendiğinde;
164. maddenin 2. fıkrasının (ç) bendinde, “İzinsiz gösteri, etkinlik ve toplantı düzenlemek, bu tür gösteri, etkinlik ve toplantılara katılmak” fiili ile (i) bendinde; “Okul binası, eklenti ve donanımlarına, arkadaşlarının araç-gerecine siyasi, ideolojik veya müstehcen amaçlı yazılar yazmak, resim veya semboller çizmek” fiili, okuldan 1-5 gün arasında kısa süreli uzaklaştırma cezasını gerektiren fiil ve davranışlar arasında; aynı maddenin 3. fıkrasının (h) bendinde, “Eğitim ve öğretim ortamına yaralayıcı, öldürücü silah ve patlayıcı madde ile her türlü aletleri getirmek veya bunları bulundurmak” ve (k) bendinde, “Eğitim ve öğretim ortamında; siyasi ve ideolojik amaçlı eylem düzenlemek, başkalarını bu gibi eylemler düzenlemeye kışkırtmak, düzenlenmiş eylemlere katılmak” fiilleri ise, okul değiştirme cezasını gerektiren fiil ve davranışlar arasında sayılmıştır.
Davacı tarafından, toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının, temel hak ve özgürlükler arasında sayılan anayasal bir hak olduğu ve ancak milli güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlığın, genel ahlakın ve başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması amacıyla ve kanunla sınırlanabileceği iddia edilmiş; davalı idare tarafından ise, anılan hükmün toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkını kısıtlamaya değil okuldaki eğitim ve öğretim faaliyetlerinin insicamını sağlamaya yönelik bir düzenleme olduğu, dava konusu maddedeki izinsiz gösteri, etkinlik ve toplantıya dair disiplin hükmünün okul sınırları içindeki davranışlara ilişkin olduğu, eğitim ve öğretim faaliyetlerinin devam ettiği zaman diliminde öğrencilerin okulda olmaları gerektiği, eğitim hakkının öncelikli olduğu ve çocuğun üstün yararının Milli Eğitim Bakanlığı tarafından korunması gerektiği savunulmuştur.
Yönetmeliğin yukarıda belirtilen diğer disiplin hükümlerinden de görüleceği üzere, okul dışında gerçekleştirilen fiil ve davranışların disiplin cezasına konu edilemeyeceğinin, ilgili hükümlere “okul binası, eklenti ve donanımları” veya “eğitim ve öğretim ortamı” gibi ifadeler konulmak suretiyle güvence altına alındığı, ancak davaya konu kuralda, bu yönde bir sınırlamaya yer verilmediği görülmektedir.
Hukuki güvenlik ile belirlilik ilkeleri, hukuk devletinin ön koşullarındandır. Kişilerin hukuki güvenliğini sağlamayı amaçlayan hukuki güvenlik ilkesi, hukuk normlarının öngörülebilir olmasını, bireylerin tüm eylem ve işlemlerinde Devlete güven duyabilmesini, Devletin de yasal düzenlemelerinde bu güven duygusunu zedeleyici yöntemlerden kaçınmasını gerekli kılar. Belirlilik ilkesi ise kanuni düzenlemelerin hem kişiler hem de idare yönünden herhangi bir duraksamaya ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde açık, net, anlaşılır ve uygulanabilir olmasını, ayrıca kamu otoritelerinin keyfi uygulamalarına karşı koruyucu önlem içermesini ifade etmektedir.
Her ne kadar, davalı idarece, izinsiz gösteri, etkinlik ve toplantıya dair disiplin hükmünün okul sınırları içindeki davranışlara ilişkin olduğu belirtilmekte ise de, bu husus düzenlemede açık bir şekilde belirtilmediğinden, maddenin uygulayıcısı konumunda bulunan idareler tarafından okul dışında gerçekleştirilen fiil ve davranışların da soruşturulmasına ve disiplin cezası uygulanmasına sebebiyet verebilecektir.
Bu durumda, dava konusu Yönetmeliğin 164. maddesinin 2. fıkrasının (ç) bendinde yer alan “İzinsiz gösteri, etkinlik ve toplantı düzenlemek, bu tür gösteri, etkinlik ve toplantılara katılmak” düzenlemesi, hukuki güvenlik ve belirlilik ilkelerine aykırılık teşkil etmektedir.
Dava konusu Yönetmeliğin diğer maddeleri yönünden yapılan incelemede ise; davacı tarafından dava konusu düzenlemeler ile; yerel yerleştirmeyle öğrenci alan okullar açısından fırsat eşitsizliğine yol açıldığı, merkezi yerleştirmeyle öğrenci alan okullara ayrıcalık tanındığı, öğrencilerin derslerin başlaması ve bitişi gibi kendileriyle ilgili alanlarda söz haklarının ve yönetime katılma imkanlarının ellerinden alındığı, izin verilen faaliyetlerin mevzuata uygunluğu, gerçekte yapılıp yapılmadığının denetlenmesine ilişkin bir mekanizma öngörülmemesi yönüyle denetimsiz bir alan yaratıldığı, okul kontenjanlarının farklı belirlenmesinin kanuni dayanağı bulunmadığı, nöbetçi öğretmenlerin nöbet sorumluluğunun ağırlaştırıldığı, ‘proje uzmanı, proje koordinatörü ve ilgili sektör temsilcileri’ ifadelerinden kimlerin kastedildiğinin anlaşılamadığı, belirsizlik oluştuğu, ayrıca ‘diğer iletişim araçlarıyla’ ibaresinin de belirsiz bir alan yarattığı, öğretmenler kurulunda gündemin salt çoğunluk ile belirlenmesinin bu kuruldan beklenen yarar ve işlevi gerçekleştiremeyeceği, alan zümrelerinde yer alan ‘gerektiğinde’ koşulunun önceki düzenlemede yer almadığı, bu gerekliliğin kim tarafından ve neye göre belirleneceğinin anlaşılamadığı, uzmanların görüş ve önerilerini iletmelerini engelleyen bir düzenleme olduğu, öğrenci ve velisi ile okul arasında imzalanacak sözleşmenin disiplin kuralı olarak kabul edilemeyeceği, ileri sürülmekte ise de; anılan düzenlemelerde yukarıda yer verilen Anayasa ve Yasa kurallarına, eğitimin temel özellikleri ile eğitimden beklenen amaca, eşitlik ilkesine, kamu yararı ve hizmet gereklerine aykırılık olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
Açıklanan nedenlerle, dava konusu Yönetmeliğin; 164. maddesinin 2. fıkrasının (ç) bendinin iptaline, diğer maddelerinin iptali istemi yönünden ise davanın reddine karar verilmesi gerektiği, düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren Danıştay Sekizinci ve İkinci Dairelerince 2575 sayılı Yasaya 3619 sayılı Yasayla eklenen Ek 1 maddesi hükmü uyarınca birlikte yapılan toplantıda işin gereği görüşüldü:
HUKUKİ SÜREÇ :
05/09/2019 tarih ve 30879 sayılı Resmi Gazete’ de yayımlanan Milli Eğitim Bakanlığı Ortaöğretim Kurumları Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 2. maddesiyle değişik 07/09/2013 tarih ve 28758 sayılı Resmi Gazete’ de yayımlanan Milli Eğitim Bakanlığı Ortaöğretim Kurumları Yönetmeliğinin “Ortaöğretim kurumlarının kuruluşu” başlıklı 6. maddesinin 3. fıkrasının; 4. maddesiyle kaldırılan anılan Yönetmeliğin ”Ders süresi ve günlük çalışma süreleri” başlıklı 9. maddesinin 1. fıkrasında yer alan; “öğrenci temsilcisinden” ibaresinin; 14. maddesiyle değişik anılan Yönetmeliğin “Devam-devamsızlık ve ilişik kesme” başlıklı 36. maddesinin 3. fıkrasına eklenen; ”Okul içinde veya il içinde yukarda belirtilen izinlerin dışında okul müdürü veya görevlendirmesi halinde nöbetçi müdür yardımcısı tarafından verilen faaliyet izinleri devamsızlıktan sayılmaz.” cümlesinin; 16. maddesiyle değişik anılan Yönetmeliğin “Kontenjan belirleme, başvuru ve değerlendirme” başlıklı 38. maddesinin 2. fıkrasında yer alan; “40” ibaresinin; 38. maddesiyle değişik anılan Yönetmeliğin “Öğretmenlere nöbet görevi verilmesinin esasları” başlıklı 91. maddesinin 2. fıkrasının (c) bendinde yer alan; “30 dakika” ibareleri ile aynı maddenin (e) bendinde yer alan; “okul müdürünün onayından sonra” ibaresinin; 43. maddesiyle değişik anılan Yönetmeliğin “Öğretmenler kurulu” başlıklı 109. maddesinin 2. fıkrasında yer alan; “ilgili sektör temsilcileri, proje uzmanı, proje koordinatörü” ibarelerinin; aynı maddenin 3. fıkrasında yer alan; “diğer iletişim araçlarıyla” ibaresinin; aynı maddenin 6. fıkrasında yer alan; “kurul üyelerinin salt çoğunluğunun kararıyla” ibaresinin, 44. maddesiyle değişik anılan Yönetmeliğin “Sınıf/şube öğretmenler kurulu” başlıklı 110. maddenin 3. fıkrasında yer alan; “diğer iletişim araçlarıyla” ibaresi ile 7. fıkrasında yer alan; “salt çoğunluğun” ibaresinin; 45. maddesiyle değişik anılan Yönetmeliğin “Eğitim kurumu alan zümreleri” başlıklı 111. maddesinin 1. fıkrasında yer alan; “gerektiğinde” ibaresi ile 7. fıkrasında yer alan; “kurul üyelerinin salt çoğunluğunun kararıyla” ibaresinin; 46. maddesiyle değişik anılan Yönetmeliğin “Eğitim kurumu alan zümreleri kurulu” başlıklı 112. maddenin 3. fıkrasında yer alan; “diğer iletişim araçlarıyla” ibaresi ile 6. fıkrasında yer alan; “salt çoğunluğun kararıyla” ibaresinin; 48. maddesiyle değişik anılan Yönetmeliğin “İl alan zümreleri kurulu” başlıklı 114. maddesinin 6. fıkrasında yer alan; “diğer iletişim araçlarıyla” ibaresinin; 52. maddesiyle değişik anılan Yönetmeliğin “Öğrencilerin uyacakları kurallar ve öğrencilerden beklenen davranışlar başlıklı 157. maddesinin 2. fıkrasının (l) bendi ile 4. fıkrasının; 56. maddesiyle değişik anılan Yönetmeliğin “Disiplin cezasını gerektiren davranış ve fiiller” başlıklı 164. maddesinin 2. fıkrasının (ç) bendinin iptali istemidir.
İNCELEME VE GEREKÇE:
İlgili Mevzuat:
Anayasa’nın 124. maddesinde; Cumhurbaşkanı, bakanlıklar ve kamu tüzelkişilerinin, kendi görev alanlarını ilgilendiren kanunların ve Cumhurbaşkanlığı Kararnamelerinin uygulanmasını sağlamak üzere ve bunlara aykırı olmamak şartıyla, yönetmelikler çıkarabilecekleri kuralı yer almıştır. Anayasanın aktarılan hükmü ve normlar hiyerarşisi bağlamında, bir yasa hükmüne dayalı olarak hazırlanan yönetmelikler ile yasa hükümlerine açıklık getirilmesi ve yasa hükümlerinin uygulamaya geçirilmesi amaçlanmaktadır.
10/07/2018 tarih ve 30474 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’nin “Milli Eğitim Bakanlığı” başlıklı onuncu bölümünde düzenlenen “Görevler” başlıklı 301. maddesinde; eğitime erişimi kolaylaştıran, her vatandaşın eğitim fırsat ve imkânlarından eşit derecede yararlanabilmesini teminat altına alan politika ve stratejilerin geliştirilmesi amacıyla çalışmalar yapmak, belirlenen politikaları uygulamak, uygulanmasını izlemek ve koordine etmek “Milli Eğitim Bakanlığının görev ve yetkileri arasında sayılmıştır.
1739 sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu’nun “Genel amaçlar” başlıklı 2. maddesinin 3. fıkrasında; “İlgi, istidat ve kabiliyetlerini geliştirerek gerekli bilgi, beceri, davranışlar ve birlikte iş görme alışkanlığı kazandırmak suretiyle hayata hazırlamak ve onların, kendilerini mutlu kılacak ve toplumun mutluluğuna katkıda bulunacak bir meslek sahibi olmalarını sağlamak” genel amaçlar arasında sayılmış olup; “Eğitim hakkı” başlıklı 7. maddesinde; “İlköğretim görmek her Türk vatandaşının hakkıdır. İlköğretim kurumlarından sonraki eğitim kurumlarından vatandaşlar ilgi, istidat ve kabiliyetleri ölçüsünde yararlanırlar.” hükmüne yer verilmiştir.
Yine, 1739 sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu’nun “Orta öğretim” başlıklı bölümün altında yer alan “kapsam” başlıklı 26. maddesinde; ” Ortaöğretim; ilköğretime dayalı dört yıllık zorunlu örgün veya yaygın öğrenim veren genel, mesleki ve teknik öğretim kurumları ile mesleki eğitim merkezlerinin tümünü kapsar. Bu okul ve kurumları bitirenlere, bitirdikleri programın özelliğine göre diploma verilir. Ancak mesleki eğitim merkezi öğrencilerinin diploma alabilmeleri için Millî Eğitim Bakanlığınca belirlenen fark derslerini tamamlaması zorunludur.” hükmü, “Ortaöğretimden yararlanma hakkı” başlıklı 27. maddesinde; “İlköğretimini tamamlayan ve ortaöğretime girmeye hak kazanmış olan her öğrenci, ortaöğretime devam etmek ve ortaöğretim imkanlarından ilgi, istidat ve kabiliyetleri ölçüsünde yararlanmak hakkına sahiptir.” “Amaç ve görevler” başlıklı 28. maddesinde ise; “Ortaöğretimin amaç ve görevleri, Milli Eğitimin genel amaçlarına ve temel ilkelerine uygun olarak;
1. Bütün öğrencilere ortaöğretim seviyesinde asgari ortak bir genel kültür vermek suretiyle onlara kişi ve toplum sorunlarını tanımak, çözüm yolları aramak ve yurdun iktisadi sosyal ve kültürel kalkınmasına katkıda bulunmak bilincini ve gücünü kazandırmak,
2. Öğrencileri, çeşitli program ve okullarla ilgi, istidat ve kabiliyetleri ölçüsünde ve doğrultusunda yüksek öğretime veya hem mesleğe hem de yüksek öğretime veya hayata ve iş alanlarına hazırlamaktır.
Bu görevler yerine getirilirken öğrencilerin istekleri ve kabiliyetleri ile toplum ihtiyaçları arasında denge sağlanır.” düzenlemeleri yer almaktadır.
Yine, anılan Kanun’un “Fırsat ve imkan eşitliği” başlıklı 8. maddesinde ise, eğitimde kadın, erkek herkese fırsat ve imkan eşitliği sağlanacağı yolunda ayrıntılı düzenlemeler yapılmıştır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
05/09/2019 tarih ve 30879 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Milli Eğitim Bakanlığı Ortaöğretim Kurumları Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 2. maddesiyle değişik 07/09/2013 tarih ve 28758 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Milli Eğitim Bakanlığı Ortaöğretim Kurumları Yönetmeliğinin “Ortaöğretim kurumlarının kuruluşu” başlıklı 6. maddesinin 3. fıkrası yönünden yapılan inceleme:
Dava konusu Yönetmeliğin “Ortaöğretim kurumlarının kuruluşu” başlıklı 6. maddenin 3 fıkrasının dava tarihi itibariyle yürürlükte olan halinde; “Sosyal bilimler liselerinde hazırlık sınıfı açılır. Ayrıca Bakanlıkça uygun görülen merkezi sınav puanıyla öğrenci alan diğer ortaöğretim kurumlarında her yıl belirlenen kontenjanın tamamında ya da belirli bir kısmında hazırlık sınıfı açılabilir. ” kuralı yer almaktayken; dava devam ederken 02/09/2020 tarih ve 31232 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Milli Eğitim Bakanlığı Ortaöğretim Kurumları Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğinin 2. maddesiyle değişiklik yapılarak; “Merkezi sınav puanıyla öğrenci alan ortaöğretim kurumlarından Bakanlıkça uygun görülenlerde her yıl belirlenen kontenjanın tamamını ya da bir kısmını kapsayacak şekilde hazırlık sınıfı açılabilir.” kuralı getirilmiştir.
Dava tarihi itibariyle; “Sosyal Bilimler Liselerinde” hazırlık sınıfının açılması konusunda idarenin bağlı yetki içerisinde; diğer merkezi sınavla öğrenci alan kurumlarda hazırlık sınıfı açılmasına ilişkin takdir yetkisine sahip olduğu, yapılan değişiklik ile artık merkezi sınav puanıyla öğrenci alan kurumlar arasında ayrım gözetmeksizin Bakanlıkça uygun görülmesi halinde hazırlık sınıfı açılabileceği görülmektedir.
Davacı Sendika tarafından, düzenlemenin, Sosyal Bilimler Liseleri dışındaki ortaöğretim kurumlarından Bakanlıkça uygun görülen diğer merkezi sınav puanı ile öğrenci alan kurumlarda hazırlık sınıfı açılabileceğini düzenlediği; kuralın, yerel yerleştirme ile öğrenci alan kurumlar karşısında merkezi sınav puanı ile öğrenci alan ortaöğretim kurumlarını ayrıcalıklı hale getirdiği, bu durumun, 1739 sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu’nun “Yöneltme” başlıklı 6. maddesi ile “Genellik ve eşitlik” başlıklı 4. ve “Fırsat ve eşitlik” başlıklı 8. maddelerine aykırı olduğu, düzenlemenin yerel yerleştirme ile öğrenci alan kurumlar aleyhinde olduğu ileri sürülmekte olup; dava konusu düzenlemenin güncel halinde “merkezi sınav puanıyla öğrenci alan okullar” ile “yerel yerleştirme kapsamında öğrenci alan okullar” yönünden ayrımın halen devam ettiği, değişikliğin merkezi sınav puanıyla öğrenci alan okullara ilişkin olduğu görüldüğünden düzenlemenin esasının incelenmesi gerekmektedir.
1739 Sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu’nun “Yöneltme” başlıklı 6. maddesinde, fertlerin, eğitimleri süresince, ilgi, istidat ve kabiliyetleri ölçüsünde ve doğrultusunda çeşitli programlara veya okullara yöneltilerek yetiştirileceği, Milli eğitim sisteminin, her bakımdan, bu yöneltmeyi gerçekleştirecek biçimde düzenleneceği, bu amaçla, ortaöğretim kurumlarına, eğitim programlarının hedeflerine uygun düşecek şekilde hazırlık sınıflarının konulabileceği ifade edilmiştir.
31/05/2006 tarih ve 26184 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Millî Eğitim Bakanlığı Yabancı Dil Eğitimi ve Öğretimi Yönetmeliği’nin 4. maddesinde, ortaöğretim kurumlarının 9 uncu sınıflarından önce, esas sınıf niteliğinde olmayan ağırlıklı olarak yabancı dil eğitimi verilen sınıfın “hazırlık sınıfı” olarak tanımlanmıştır.
14/02/2018 tarih ve 30332 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Yönetmelik değişikliği ile asıl Yönetmeliğin 20. maddesinde değişikliğe gidilerek ortaöğretime yerleştirme sisteminde değişikliğe gidilmiştir. Yeni sisteme göre ülke genelinde ortaöğretim kurumlarına beş farklı türde yerleştirme yapılmaktadır.
Buna göre; merkezi sınavla öğrenci alan okullara merkezi sınav puanı ile, merkezi sınav puanı olmayan öğrenciler ortaöğretim kayıt alanı içerisindeki tercihleri doğrultusunda yerel yerleştirme ile, merkezi sınav puanı olmayıp ortaöğretim kayıt alanı dışında kalan bir okulun tercih edilmesi halinde pansiyonlu olarak yerel yerleştirmeyle, merkezi sınav puanı ve özel yetenek sınav puanıyla, güzel sanatlar lisesi, spor lisesi, klasik sanatlar ve musiki, hafızlık, görsel sanatlar ve spor programı uygulayan Anadolu İmam Hatip liselerine özel yetenek sınav puanıyla öğrenci alınmaktadır.
Anayasa’nın 10. maddesinde belirtilen “kanun önünde eşitlik ilkesi” hukuksal durumları aynı olanlar için söz konusudur. Bu ilke ile eylemli değil, hukuksal eşitlik öngörülmüştür. Eşitlik ilkesinin amacı, aynı durumda bulunan kişilerin kanunlar karşısında aynı işleme bağlı tutulmalarını sağlamak, ayrım yapılmasını ve ayrıcalık tanınmasını önlemektir. Bu ilkeyle, aynı durumda bulunan kimi kişi ve topluluklara ayrı kurallar uygulanarak kanun karşısında eşitliğin ihlâli yasaklanmıştır. Kanun önünde eşitlik, herkesin her yönden aynı kurallara bağlı tutulacağı anlamına gelmez. Durumlarındaki özellikler, kimi kişiler ya da topluluklar için değişik kuralları ve uygulamaları gerektirebilir. Aynı hukuksal durumlar aynı, ayrı hukuksal durumlar farklı kurallara bağlı tutulursa Anayasa’da öngörülen eşitlik ilkesi zedelenmez.
Zira, Anayasa Mahkemesi’nin 08/12/2011 gün ve E:2010/119, K:2011/165 sayılı kararında, eşitlik ilkesinin amacının, hukuksal durumları aynı olanların kanunlarca aynı işleme bağlı tutulmalarını sağlamak ve kişilere kanun karşısında ayırım yapılmasını ve ayrıcalık tanınmasını önlemek olduğu, bu ilkeyle, aynı durumda bulunan kimi kişi ve topluluklara ayrı kurallar uygulanarak kanun karşısında eşitliğin çiğnenmesinin yasaklandığı ve bu ilke ile eylemli değil hukuksal eşitliğin öngörüldüğü, kanun önünde eşitliğin, herkesin her yönden aynı kurallara bağlı tutulacağı anlamına gelmeyeceği, durum ve konumlarındaki özelliklerin, kimi kişiler ya da topluluklar için değişik kuralları gerekli kılabileceği ve aynı hukuksal durumların aynı, ayrı hukuksal durumların farklı kurallara bağlı tutulmasının Anayasa’nın öngördüğü eşitlik ilkesini zedelemiş olmayacağı belirtilmiştir.
Diğer bir anlatımla, Anayasal eşitlik ilkesi farklı durumda ve statüde bulunanlar arasında benzeşim kurulması suretiyle iki ayrı halin eşit hukuki muameleye tabi kılınmasını ve aynı haklardan yararlanmasını sağlamaya yönelik bir ilke olmadığı da kabul edilmelidir.
Türk Milli Eğitim sistemi içerisinde ortaöğretim kurumlarının, her birinin kendi içerisinde uygulanan eğitim programları itibariyle farklılık arz ettiği, akademik donanım, öğrencilerin yetenek ve becerileri, mesleki hayata hazırlama ve öğrencilerden beklenen kazanımlar itibariyle oluşan farklılığın ortaöğretim kurumları açısından çeşitlilik oluşturduğu görülmektedir.
Bu durum; 1739 Sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu’nun “Yöneltme” başlıklı 6. maddesi uyarınca öğrencilere tercih imkanı sunmaktadır.
Yukarıda yer alan açıklamalar ve Anayasa Mahkemesi kararı ışığında; ortaöğretim kurumlarında uygulanan eğitim programları ile öğrencilerden beklenen temel kazanımlar itibariyle oluşan farklılık göz önüne alındığında; sosyal bilimler liselerinde ve diğer merkezi sınav puanı ile öğrenci alan okullarda, hazırlık sınıfı açılması mümkün iken; yerel yerleştirme kapsamında öğrenci alan kurumlarda benzer bir uygulamaya gidilmemesinde mevzuata ve hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
Bu itibarla; davanın bu kısmı yönünden reddi gerekmektedir.
05/09/2019 tarih ve 30879 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Milli Eğitim Bakanlığı Ortaöğretim Kurumları Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 4. maddesiyle kaldırılan 07/09/2013 tarih ve 28758 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Milli Eğitim Bakanlığı Ortaöğretim Kurumları Yönetmeliğinin “Ders süresi ve günlük çalışma süreleri” başlıklı 9. maddesinin 1. fıkrasında yer alan; “öğrenci temsilcisinden” ibaresi yönünden yapılan inceleme:
Dava konusu Yönetmeliğin “Ders süresi ve günlük çalışma saatleri” başlıklı 9. Maddesinde; “(1) (Değişik fıkra: 13.09.2014 – 29118 s. R.G. Yön./4. md.) Ortaöğretim kurumlarında bir ders saati süresi 40 dakikadır. Dersler arasındaki dinlenme süreleri okul yönetimlerince belirlenir. Derslerin başlama, bitiş ve öğle arası dinlenme süreleri il çalışma takvimine uygun olarak okul müdürünün başkanlığında okul zümre başkanları ve okul öğrenci temsilcisinden oluşan komisyon tarafından ortaöğretim kurumunun özellikleri, uygulanan programlar ile çevre ve ulaşım şartları dikkate alınarak belirlenir. Dersler arasındaki dinlenme süresi 10 dakikadan, öğle arası dinlenme süresi ise 45 dakikadan az olamaz. Ancak ikili öğretim yapan okullarda bu süreler daha kısa belirlenebilir.” kuralı yer almakta olup; 05/09/2019 tarih ve 30879 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Milli Eğitim Bakanlığı Ortaöğretim Kurumları Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 4. maddesiyle madde metninde yer alan; ” okul öğrenci temsilcisinden” ibaresi çıkarılmıştır.
Eylül 2004 tarih ve 2564 sayılı Tebliğler Dergisinde yayımlanan “Milli Eğitim Bakanlığı Demokrasi Eğitimi Ve Okul Meclisleri Yönergesi” kapsamında öğrencilerde demokrasi kültürünün oluşturulması ve çoğulculuk bilincinin geliştirilmesi , öğrencilere seçme, seçilme ve oy kullanma kültürü ile katılımcı olabilme, iletişim kurabilme ve demokratik liderliği benimseyebilme becerilerinin kazandırılması amacıyla Demokrasi Eğitimi Ve Okul Meclisleri Projesi 2004 yılından itibaren yürütülmeye başlanmıştır. Bu kapsamda Milli eğitim Bakanlığı ile Türkiye Büyük Millet Meclisi arasında imzalanan protokol ile 2013 yılına kadar Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı ile iş birliği yapılmış olup; 2013-2018 yılları arasında anılan proje Milli Eğitim Bakanlığı tarafından devam ettirilmiş olup; Milli Eğitim Bakanlığı’nın … tarih ve … sayılı Makam Olur’u ile anılan Yönerge yürürlükten kaldırılarak 2019 yılı itibariyle proje sonlandırılmıştır.
Anılan Proje kapsamında Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı resmi ve özel ilköğretim ve ortaöğretim kurumlarında okul, il ve Türkiye öğrenci meclisi oluşturularak Projenin amaçları doğrultusunda okul, il ve ülke düzeyinde temsilciler belirlenmiş ve çalışmalar yürütülmüştür.
Milli Eğitim Bakanlığı Demokrasi Eğitimi Ve Okul Meclisleri Yönergesi’nin yürürlükten kaldırılması ile okul öğrenci temsilciliği uygulamasına da son verilmiş olup; bu çerçevede Milli Eğitim Bakanlığı Ortaöğretim Kurumları Yönetmeliğinden “okul öğrenci temsilcisi” ibaresinin çıkarılmasında mevzuata ve hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
Nitekim; gelinen noktada, Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı bütün resmi ve özel ilköğretim ve ortaöğretim kurumlarında “okul öğrenci temsilcisi” seçimi de yapılmamaktadır.
Bu itibarla; davanın bu kısmı yönünden reddi gerekmektedir.
05/09/2019 tarih ve 30879 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Milli Eğitim Bakanlığı Ortaöğretim Kurumları Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 14. maddesiyle değişik 07/09/2013 tarih ve 28758 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Milli Eğitim Bakanlığı Ortaöğretim Kurumları Yönetmeliğinin “Devam-devamsızlık ve ilişik kesme” başlıklı 36. maddesinin 3. fıkrasına eklenen; ”Okul içinde veya il içinde yukarda belirtilen izinlerin dışında okul müdürü veya görevlendirmesi halinde nöbetçi müdür yardımcısı tarafından verilen faaliyet izinleri devamsızlıktan sayılmaz.” cümlesi yönünden yapılan inceleme:
Dava konusu Yönetmeliğin “Devam-devamsızlık ve ilişik kesme” başlıklı 36. maddesinin 3. fıkrasında; “(3) (Değişik fıkra: 28.10.2016 – 29871 s. R.G. Yön./12. md.) Yurt içinde ve yurtdışında, bilim, tiyatro, spor, müzik, folklor, beceri yarışması ve benzeri eğitici-kültürel faaliyetlere ve bunların hazırlık çalışmalarına katılmasına Bakanlık, mahalli mülki amirleri ve/veya milli eğitim müdürlüklerince izin verilen öğrenciler ile Gençlik ve Spor Bakanlığınca belirlenen faaliyetin hazırlık dönemi ve organizasyon sürecine katılan öğrenciler, okula devam edemedikleri sürece faaliyet izinli sayılırlar ve bu süre devamsızlık süresine dahil edilmez. Ancak faaliyet için verilen izinlerin toplamı bir eğitim ve öğretim yılının yarısından fazla olamaz. Yurt içindeki faaliyetlere katılan öğrencilere milli eğitim müdürlüklerince, yurtdışındaki faaliyetlere katılan öğrencilere ise Bakanlık ve/veya mahalli mülki idare amirlerince izin verilir. Bu öğrencilerin başarı durumlarının belirlenebilmesi için iki dönem puanı almış olmaları gerekir. (Ek 5. cümle: 05.09.2019 – 30879 s. R.G. Yön./14. md.) Okul içinde veya il içinde yukarıda belirtilen izinlerin dışında okul müdürü veya görevlendirmesi hâlinde nöbetçi müdür yardımcısı tarafından verilen faaliyet izinleri devamsızlıktan sayılmaz.” kuralı yer almaktadır.
Düzenleme ile öğrencilerin yurt içinde ve yurtdışında, bilim, tiyatro, spor, müzik, folklor, beceri yarışması ve benzeri eğitici-kültürel faaliyetlere ve bunların hazırlık çalışmalarına katılmaları halinde öğrencilere izin vermeye yetkili makamlar belirilmiş olup; 05/09/2019 tarih ve 30879 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Milli Eğitim Bakanlığı Ortaöğretim Kurumları Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik ile eklenen düzenleme uyarınca yurt içinde ve dışında anılan izinler dışında okul içinde veya il içinde yapılacak sosyal etkinliklerde öğrencilere izin verebilecek faaliyet izinleri beliriltilmiştir.
Yine 08/06/2017 tarih ve 30090 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Millî Eğitim Bakanlığı Eğitim Kurumları Sosyal Etkinlikler Yönetmeliği’nin İlkeler” başlıklı 5. maddesinde, eğitim kurumlarında yürütülecek tüm sosyal etkinliklerin 1739 sayılı Kanunda yer alan Türk millî eğitiminin genel ve özel amaçları ile temel ilkelerine uygun olarak düzenleneceği ifade edilmiş olup; “Katılım ve düzenlemeye ilişkin izin işlemleri” başlıklı 13. maddesinde; “(1) Eğitim kurumu/ ilçe /il sınırları içinde (Ek ibare:RG-12/9/2019-30886) eğitim kurumunca gerçekleştirilecek sosyal etkinliklere eğitim kurumu müdürlüğünce, il sınırları dışında gerçekleştirilecek etkinliklere mülkî idare amirince, yurt dışında gerçekleştirilecek etkinliklere valilikçe izin verilir. Ancak ilçe dışında yapılacak etkinliklerde eğitim kurumu müdürlüğü en az üç gün önceden resmî yazıyla il/ilçe millî eğitim müdürlüğünü bilgilendirir.
(2) Eğitim kurumunda düzenlenecek sosyal etkinlikler için eğitim kurumu müdürlüğünce, ilçe düzeyinde düzenlenecek sosyal etkinlikler için ilçe millî eğitim müdürlüğünce, il düzeyinde düzenlenecek sosyal etkinlikler için il millî eğitim müdürlüğünce, birden fazla ilin katılımı ile düzenlenecek etkinlikler ile uluslararası etkinlikler için ise Bakanlıkça (Ek ibare:RG-12/9/2019-30886) ilgili mevzuatına göre izin verilir.” hükmü; “Müdürün görevleri” başlıklı 14. maddesinde ise; “(1) Müdür, sosyal etkinliklerin ilgili mevzuata uygun olarak eylül ayında planlanmasından ve verimli olarak eğitim ve öğretim yılı içinde yürütülmesinden sorumludur.
(2) Bu kapsamda müdür;
a) Gerçekleştirilecek sosyal etkinlikler dosyasında yer alan tüm belgeleri inceler, uygunluğunu değerlendirir ve onaylar.
b) (Değişik:RG-1/9/2018-30522) Sosyal etkinlikler kurulunca eğitim kurumunda bir eğitim ve öğretim yılı süresince uygulanmak üzere eylül ayında hazırlanan Eğitim Kurumu Sosyal Etkinlikler Yıllık Çalışma Planı (EK-7/a) ile değişen ve gelişen şartlara, oluşan istek ve ihtiyaçlara göre sosyal etkinliklerle ilgili sonradan yapılan ek planlamaları onaylar.
c) Sosyal etkinlikler kapsamında yapılan çalışmalara ilişkin düzenlenen Sosyal Etkinlik Katılım Belgesi, Sosyal Etkinlik Başarı Belgesi ve Sosyal Etkinlik Teşekkür Belgelerini imzalar.
ç) Öğrenci kulübü ve toplum hizmeti ile ilgili örnek etkinlik çalışmalarını; eğitim kurumu panosu, gazete ve dergilerinde, gerektiğinde ilgili birimlerin resmî internet sayfalarında yayımlatabilir.” hükmü yer almaktadır.
Davacı Sendika tarafından, dava konusu düzenlemede belirtilen faaliyetlerin, Milli Eğitim Bakanlığı Sosyal Etkinlikler Yönetmeliği’ne uygun olup olmadığının belli olmadığı, düzenlemenin faaliyet izinlerinin kötüye kullanılmasına ve keyfiliğe yol açacağı, madde düzenlemesinde ayrıca denetimin öngörülmemesinin bu konudaki sorunları artıracağı iddia edilmekte ise de; 08/06/2017 tarih ve 30090 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Millî Eğitim Bakanlığı Eğitim Kurumları Sosyal Etkinlikler Yönetmeliği uyarınca, Müdür, sosyal etkinliklerin ilgili mevzuata uygun olarak eylül ayında planlanmasından ve verimli olarak eğitim ve öğretim yılı içinde yürütülmesinden sorumlu olup; gerek planlama gerek uygulama kapsamında doğrudan sorumluluğu bulunan müdürünün veya müdür tarafınca görevlendirilen nöbetçi müdür yardımcısının bu faaliyetlere katılacak öğrencilere izin vermesiyle, öğrencilerin okul içinde veya il içine katıldıkları faaliyetlerin okul yönetiminin bilgisi ve kontrolü dahilinde olacağı, bu çerçevede öğrencinin çalışmaları hakkında velinin bilgilendirilmesi, öğrencinin güvenliğinin sağlanması, öğrencilerin sosyal gelişimleri desteklenerek motivasyonlarının artırılmasının sağlanacağı görülmektedir.
Kaldı ki; faaliyet izninin amacı dışında kullanılmasının söz konusu olması halinde; ilgili mevzuat hükümleri çerçevesinde idarece gerekli inceleme ve soruşturmanın yapılacağı da açıktır.
Bu itibarla; dava konusu düzenlemede mevzuata ve hukuka aykırılık bulunmamakta olup; davanın bu kısmı yönünden reddi gerekmektedir.
05/09/2019 tarih ve 30879 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Milli Eğitim Bakanlığı Ortaöğretim Kurumları Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 16. maddesiyle değişik 07/09/2013 tarih ve 28758 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Milli Eğitim Bakanlığı Ortaöğretim Kurumları Yönetmeliğinin “Kontenjan belirleme, başvuru ve değerlendirme” başlıklı 38. maddesinin 2. fıkrasında yer alan; “40” ibaresi yönünden yapılan inceleme:
Dava konusu düzenleme uyarınca; sınıf bazındaki açık kontenjanlar her bir şube için fen liseleri, sosyal bilimler liseleri, proje okulları ile Anadolu teknik programlarında 30, diğer okullarda ise 34 öğrenci olması esastır. Ancak sınıf tekrar edenler, yargı kararına bağlı gelenler ile öğrenci yerleştirme ve nakil komisyonunca yerleştirilen ve nakilleri yapılan öğrenciler de dâhil olmak üzere şube öğrenci kontenjanının; fen liseleri, sosyal bilimler liseleri, proje okulları ile Anadolu teknik programlarında 34’ü, diğer okul türlerinde ise 40’ı, ancak tam zamanlı kaynaştırma/bütünleştirme yoluyla eğitim uygulaması yapılan okullarda özel eğitim ihtiyacı olan bireylerin gelişim özellikleri de dikkate alınarak sınıflara eşit sayıda her bir şubede 2 öğrenciyi geçmeyecek şekilde dağıtılması esastır.
Yukarıda görüldüğü üzere madde metninde okul türleri yönünden sınıf kontenjanları ayrı ayrı belirlenerek, belirlenen kontenjanların istisnai olarak; sınıf tekrarı, yargı kararına bağlı öğrenci kaydı veya nakili ile öğrenci yerleştirme ve nakil komisyonunca yerleştirme ve nakil nedeniyle oluşabilcek azami kontenjan belirlenmiştir.
Davacı Sendika tarafından; dava konusu düzenlemeyle, şube öğrenci kontenjanının; fen liseleri, sosyal bilimler liseleri, proje okulları ile Anadolu teknik programlarında 34’ü, geçemeyeceği kurala bağlanmışken diğer okul türlerinde 40’ı geçemeyeceğinin düzenlendiği, yerel yerleştirme kapsamında öğrenci alan okullar yönünden dezavantajlı bir düzenleme olduğu, düzenlemenin fırsat eşitliği ilkesine aykırı olduğu iddia edilmektedir.
Türk Milli Eğitim Sistemi içerisinde ortaöğretim kurumlarına yapılan yerleştirme işlemleri; merkezi sınav puanıyla ya da sınav puanı olmaksızın adres kayıt alanı dikkate alınarak yerel yerleştirme ile yapıldığından, bu çerçevede; anılan kurumlarda başta yerleştirme usulleri olmak üzere, kurumlarda uygulanan programları ile akademik açıdan öğrencilerden beklenen temel kazanımlar itibariyle farklıklar bulunmakta olup; sınıf kontenjanları yönünden de oluşan farklılığın eşitlik ilkesine aykırı olmadığı anlaşılmaktadır.
Nitekim; eşitlik ilkesinin amacının, hukuksal durumları aynı olanların kanunlarca aynı işleme bağlı tutulmalarını sağlamak ve kişilere kanun karşısında ayırım yapılmasını ve ayrıcalık tanınmasını önlemek olduğu dikkate alındığında; merkezi puanla yapılan yerleştirme ile adrese dayalı yerel yerleştirme usulleri ile öğrenci alan okulların hukuksal durumlarının aynı olmadığı açıktır.
Bu itibarla; dava konusu düzenlemede mevzuata ve hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
05/09/2019 tarih ve 30879 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Milli Eğitim Bakanlığı Ortaöğretim Kurumları Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 38. maddesiyle değişik 07/09/2013 tarih ve 28758 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Milli Eğitim Bakanlığı Ortaöğretim Kurumları Yönetmeliğinin “Öğretmenlere nöbet görevi verilmesinin esasları” başlıklı 91. maddesinin 2. fıkrasının (c) bendinde yer alan; “30 dakika” ibareleri ile aynı maddenin (e) bendinde yer alan; “okul müdürünün onayından sonra” ibaresi yönünden yapılan inceleme:
1739 sayılı Kanun’un “Yürütme, gözetim ve denetim” başlıklı 56. maddesinde eğitim ve öğretim hizmetinin, bu kanun hükümlerine göre Devlet adına yürütülmesinden, gözetim ve denetiminden Milli Eğitim Bakanlığı’nın sorumlu olduğu belirtilmiştir.
Dava konusu düzenleme uyarınca; nöbet görevi, ilk dersten 30 dakika önce başlar, son ders bitiminden 30 dakika sonra biter. Ancak bu süre, okulun özelliğine göre öğretmenler kurulu kararıyla 15 dakikadan az olmamak kaydıyla kısaltılabilir. İkili öğretimin yapıldığı okullarda öğretmenler tek devrede nöbet tutarlar. Nöbetlerde uyulması gereken esaslar öğretmenler kurulunda görüşülür, kararlaştırılır ve okul müdürünün onayından sonra öğretmenlere yazılı olarak duyurulur.
Dava konusu Yönetmeliğin “Müdür, görev, yetki ve sorumlulukları” başlıklı 78. maddesinde müdürün, Türk milli eğitiminin genel amaçlarına ve temel ilkelerine uygun olarak Anayasa, kanun, tüzük, yönetmelik, yönerge, genelge ve diğer ilgili mevzuat hükümleri doğrultusunda okulun amaçlarını gerçekleştirmek üzere tüm kaynakların etkili ve verimli kullanımından, ekip ruhu anlayışıyla yönetiminden ve temsilinden birinci derecede sorumlu eğitim ve öğretim lideri olduğu, okulu bünyesindeki kurul, komisyon ve ekiplerle işbirliği içinde yöneteceği, eğitim ve öğretim çalışmalarını etkili, verimli duruma getirmek ve geliştirmek, sorunlara çözüm üretmek amacıyla kurul, komisyon ve ekipleri oluşturacağı, toplantılarda alınan kararları onaylayacağı, uygulamaya koyacağı ve gerektiğinde üst makama bildireceği, öğretmenlerin ve öğrencilerin nöbet görev ve yerlerini belirleyeceği, onaylayacağı ve uygulamaya koyacağı belirtilmiştir.
Hukukumuzda, idarenin düzenleme yetkisi konu bakımından sınırlandırılmamıştır. İdareler bir kanuna dayanmak ve varsa düzenleyici işlemin bir üst normuna uygun olmak şartıyla düzenleme yapabilmektedir. Anayasanın 124 üncü maddesine göre ise; yönetmelikler, kanunların ve tüzüklerin uygulanmasını sağlamak ve bunlara aykırı olmamak şartıyla çıkarılabilmektedir.
Ancak; idarelere takdir yetkisi tanınmakla birlikte, bu yetkinin sınırsız kullanımı da söz konusu değildir. İdareler; eşitlik, kamu yararı, hizmet gerekleri, hak ve nesafet ilkelerine göre takdir yetkisini kullanmakla yükümlüdürler.
Dava konusu edilen Yönetmeliğin, öğretmenlere nöbet görevi verilmesinin esaslarını düzenleyen 91. maddesiyle; 1739 sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu’nun 56. maddesinde belirtilen eğitim öğretim hizmetinin yürütülmesi, gözetim ve denetim görevi çerçevesinde, Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı tüm ortaöğretim kurumlarındaki eğitim ve öğretimin kalitesinin arttırılması, öğrencilerin ders saatleri dışında denetim ve gözetiminin sağlanması ve bu suretle öğrencilerin güvenliğinin sağlanmasının amaçlandığı anlaşılmakta olup; nöbet görevinin, öğretmenliğin asli görevi ve eğitimin bir parçası olması, mesai ve ders saatleri içinde yapılan bir görev olması nedeniyle fazla çalışma kapsamında değerlendirilmesinin mümkün olmadığı da dikkate alındığında, bu hali ile söz konusu düzenlemenin kamu yararı ve hizmet gereklerine uygun olduğu, düzenlemede hukuka ve mevzuata aykırılık bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
Öte yandan; müdürün, okulun yönetiminden ve eğitim öğretim hizmetinin etkili ve verimli şekilde sunulmasının sağlanmasından birinci derecede sorumlu olduğu tartışmasız olup, nöbet görevi ile ilgili öğretmenler kurulunda alınan kararların uygulanmasının da yine müdürün görev ve sorumlulukları arasında olduğu açıktır.
Bu itibarla; kamu yararı ile hizmet gereklerine ve üst norm hükümlerine uygun olan dava konusu düzenlemeler yönünden davanın reddi gerekmektedir.
05/09/2019 tarih ve 30879 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Milli Eğitim Bakanlığı Ortaöğretim Kurumları Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 43. maddesiyle değişik 07/09/2013 tarih ve 28758 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Milli Eğitim Bakanlığı Ortaöğretim Kurumları Yönetmeliğinin “Öğretmenler kurulu” başlıklı 109. maddesinin 2. fıkrasında yer alan; “ilgili sektör temsilcileri, proje uzmanı, proje koordinatörü” ibareleri yönünden yapılan inceleme:
Dava konusu Yönetmeliğin “Öğretmenler kurulu” başlıklı 109. maddesinin 2. fıkrasında; “(Değişik fıkra: 05.09.2019 – 30879 s. R.G. Yön./43. md.) Kurul; müdürün, müdürün bulunmadığı durumlarda müdürlüğe vekâlet edenin başkanlığında toplanır. Gerektiğinde ilgili gündem maddelerinde görüş ve düşüncesine başvurulmak üzere eğitim kurumunun özelliğine göre; ilgili sektör temsilcileri, eğitici/öğretici personel, usta öğretici, proje uzmanı, proje koordinatörü, teknisyen, iş sağlığı ve güvenliği uzmanı, okul sağlığı hemşiresi, pansiyon öğrenci temsilcisi ile okul aile birliği başkanı da kurul toplantısına çağrılır.” kuralı yer almaktadır.
Anılan Yönetmeliğin “Tanımlar” başlıklı 4. maddesinin (şş) bendinde; proje koordinatörünün, ulusal ve/veya uluslararası proje yönetim tecrübesine ve proje döngüsü yönetimi ve uygulama bilgisine sahip, görüş ve düşüncesine başvurulacak alanda proje çalışmaları yürütmüş olan kişiyi; (tt) bendinde; proje uzmanının, ulusal ve/veya uluslararası projede görev almış ve proje döngüsü yönetimi ve uygulama bilgisine sahip, görüş ve düşüncesine başvurulacak alanda nitelikli uzmanlık deneyimi olan kişiyi; (üü) bendinde ise; sektör temsilcisinin, mesleki ve teknik eğitim kurumlarında eğitimi yapılan alan/dal ile ilgili faaliyet gösteren ve eğitim kurumu ile öğrencilerin staj ve beceri eğitimleri veya eğitim ve öğretimin geliştirilmesine ilişkin diğer konularda iş birliği içinde olan kamu veya özel kuruluşlar ile kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları veya bunlara bağlı oda ve borsaları temsil eden kişiyi ifade ettiği belirtilmiştir.
Davacı Sendika tarafından; “ilgili sektör temsilcisi, proje uzmanı ve proje koordinatörü” kavramları ile kimin kasdedildiğinin, bu kişilerin nasıl belirleneceğinin açık olmadığı, Yönetmeliğin tanımlar bölümünde bu kişiler ile ilgili tanımlara yer verilmediği, düzenlemenin belirlilik ilkesine aykırı olduğu ileri sürülmekte ise de; dava devam ederken “ilgili sektör temsilcisi, proje uzmanı ve proje koordinatörü” tanımlarının Yönetmeliğe eklendiği, bu haliyle kavramlar itibariyle herhangi bir belirsizliğin bulunmadığı görülmektedir.
Öte yandan; mesleki ve teknik eğitim kurumlarında verilen eğitim ile ülke genelinde hizmet sektörüne nitelikli personel yetiştirilmesinin amaçlandığı dikkate alındığında; ilgili sektör temsilcisi, proje uzmanı ve proje koordinatörünün gerektiğinde öğretmenler kuruluna davet edilerek görüşlerine başvurulmasının; eğitim kurumunca, sektörel bazda gelişen ve değişen teknolojinin takibinin kolaylaştırılması ile bu çerçevede verilen eğitimin çağa ve çağın ihtiyaçlarına uyarlanması sağlanarak; sektörler açısından duyulan ihtiyacın niteliğinin belirlenmesi ve anılan ortaöğretim kurumlarında verilen eğitimin kalitesinin artırılması amaçlanmıştır.
Bu itibarla; dava konusu düzenlemede hukuka aykırılık bulunmadığından davanın bu kısmı yönünden reddi gerekmektedir.
05/09/2019 tarih ve 30879 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Milli Eğitim Bakanlığı Ortaöğretim Kurumları Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 43. maddesiyle değişik 07/09/2013 tarih ve 28758 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Milli Eğitim Bakanlığı Ortaöğretim Kurumları Yönetmeliğinin “Öğretmenler kurulu” başlıklı 109. maddesinin 3. fıkrasında yer alan; “diğer iletişim araçlarıyla” ibaresinin; aynı maddenin 6. fıkrasında yer alan; “kurul üyelerinin salt çoğunluğunun kararıyla” ibaresi; 44. maddesiyle değişik anılan Yönetmeliğin “Sınıf/şube öğretmenler kurulu” başlıklı 110. maddenin 3. fıkrasında yer alan; “diğer iletişim araçlarıyla” ibaresi ile 7. fıkrasında yer alan; “salt çoğunluğun” ibaresi; 45. maddesiyle değişik anılan Yönetmeliğin “Eğitim kurumu alan zümreleri” başlıklı 111. maddesinin 7. fıkrasında yer alan; “kurul üyelerinin salt çoğunluğunun kararıyla” ibaresi; 46. maddesiyle değişik anılan Yönetmeliğin “Eğitim kurumu alan zümreleri kurulu” başlıklı 112. maddenin 3. fıkrasında yer alan; “diğer iletişim araçlarıyla” ibaresi ile 6. fıkrasında yer alan; “salt çoğunluğun kararıyla” ibaresi; 48. maddesiyle değişik anılan Yönetmeliğin “İl alan zümreleri kurulu” başlıklı 114. maddesinin 6. fıkrasında yer alan; “diğer iletişim araçlarıyla” ibaresi yönünden yapılan inceleme:
Dava konusu Yönetmeliğin “Öğretmenler Kurulu” başlıklı 109. maddesinin 3. fıkrasında; “(Değişik fıkra: 05.09.2019 – 30879 s. R.G. Yön./43. md.) Olağanüstü durumlar dışında öğretmenler kurulu; Eylül ayının ilk işgününde, ikinci dönemin ilk işgününde, ders yılı bitimini takip eden haftanın ilk işgününde konuyla ilgili hazırlanacak ve kurul üyelerine toplantı öncesi duyurulacak gündem ile toplanır. Gündemin bir örneği ayrıca öğretmenler odasına asılır. Toplantıların tarihi, yeri ve gündemi en az 5 gün önceden ilgililere yazılı olarak gerektiğinde e-posta ve/veya diğer iletişim araçlarıyla da duyurulur.”; hükmü; aynı maddenin 6. fıkrasında; “(Değişik fıkra: 05.09.2019 – 30879 s. R.G. Yön./43. md.) Ders yılı başlamadan önce, ikinci dönem başında, ders yılı sonunda ve eğitim kurumu müdürünün gerekli gördüğü durumlarda ve/veya kurul üyelerinin salt çoğunluğunun yazılı isteği doğrultusunda yapılacak olan eğitim kurumu öğretmenler kurulu toplantılarında aşağıda yer verilen maddelerden ilgili görülenler ile eğitim kurumu müdürünün gerekli gördüğü konular, kurul üyelerinin salt çoğunluğunun kararıyla gündeme alınması kararlaştırılan konular eğitim kurumlarının kademe ve türüne göre gündeme alınır, görüşülerek karara bağlanır. Kararlar oy çokluğuyla alınır. Eşitlik hâlinde kurul başkanının katıldığı görüş kabul edilir. Alınan kararlar müdürün onayından sonra uygulamaya konulur. Ders yılı sonunda yapılan toplantıda ise eğitim ve öğretim yılı boyunca alınan kararlar ve sonuçları değerlendirilir. Ayrıca, kurul tutanağı, toplantıya katılmayanlar da dâhil eğitim kurumunun ilgili tüm personeli tarafından imzalanır ve eğitim kurumu yönetimince saklanır.” hükmü; “Sınıf/şube öğretmenler kurulu” başlıklı 110. maddesinin 3. fıkrasında; “(Değişik fıkra: 05.09.2019 – 30879 s. R.G. Yön./44. md.) Kurullar; kasım ve nisan ayları içinde konuyla ilgili hazırlanacak ve kurul üyelerine toplantı öncesi duyurulacak gündem ile toplanır. Zorunlu durumlar dışında toplantıların tarihi, yeri ve gündemi en az 5 gün önceden ilgililere yazılı olarak gerektiğinde e-posta ve/veya diğer iletişim araçlarıyla da duyurulur.” aynı maddenin 7. fıkrasında; “(Değişik fıkra: 05.09.2019 – 30879 s. R.G. Yön./44. md.) Sınıf/şube öğretmenler kurulu toplantılarında aşağıda yer verilen maddelerden ilgili görülenler ile eğitim kurumu müdürünün gerekli gördüğü konular, kurul üyelerinin salt çoğunluğunun kararıyla gündeme alınması kararlaştırılan konular eğitim kurumlarının kademe ve türleri ile sınıf ve şubelerine göre gündeme alınır ve görüşülerek karara bağlanır. Kararlar oy çokluğuyla alınır. Eşitlik hâlinde kurul başkanının katıldığı görüş kabul edilir. Alınan kararlar müdürün onayından sonra uygulamaya konulur. Ayrıca, kurul toplantı tutanağı, toplantıya katılmayanlar da dâhil ilgili tüm üyeler tarafından imzalanır ve eğitim kurumu yönetimince saklanır.” hükmü; “Eğitim kurumu alan zümreleri” başlıklı 111. maddesinin 7. fıkrasında; “(Değişik fıkra: 05.09.2019 – 30879 s. R.G. Yön./45. md.) Ders yılı başlamadan önce, ikinci dönem başında, ders yılı sonunda ve eğitim kurumu müdürü/zümre başkanının gerekli gördüğü zamanlar ile kurul üyelerinin salt çoğunluğunun yazılı isteği doğrultusunda yapılacak olan eğitim kurumu zümre toplantılarında aşağıda yer verilen maddelerden ilgili görülenler ile zümre başkanının gerekli gördüğü konular, kurul üyelerinin salt çoğunluğunun kararıyla gündeme alınması kararlaştırılan konular eğitim kurumlarının kademe ve türüne göre gündeme alınır ve görüşülerek karara bağlanır. Kararlar oy çokluğuyla alınır. Eşitlik hâlinde zümre başkanının katıldığı görüş kabul edilir. Alınan kararlar müdürün onayından sonra uygulamaya konulur. Ayrıca, kurul tutanağı, toplantıya katılmayanlar da dâhil ilgili tüm zümre kurulu üyeleri tarafından imzalanır ve eğitim kurumu yönetimince saklanır. “Eğitim kurumu alan zümre başkanları kurulu” başlıklı 112. maddesinin 3. fıkrasında; “(Değişik fıkra: 05.09.2019 – 30879 s. R.G. Yön./46. md.) Eğitim kurumu alan zümre başkanları kurulu; ders yılı başlamadan önce, ikinci dönem başında ve ders yılı sonunda eğitim kurumu alan zümreleri toplantılarını takip eden işgününde veya ihtiyaç duyulması hâlinde eğitim kurumu müdürü/kurul başkanının çağrısı veya üyelerin salt çoğunluğunun yazılı talebi üzerine, konuyla ilgili hazırlanacak ve kurul üyelerine toplantı öncesi duyurulacak gündem ile toplanır. Zorunlu durumlar dışında toplantıların tarihi, yeri ve gündemi en az 5 gün önceden ilgililere yazılı olarak gerektiğinde e-posta ve/veya diğer iletişim araçlarıyla da duyurulur.” hükmü; aynı maddenin 6. fıkrasında; “(Değişik fıkra: 05.09.2019 – 30879 s. R.G. Yön./46. md.) Ders yılı başlamadan önce, ikinci dönem başında, ders yılı sonunda ve eğitim kurumu müdürü/kurul başkanının gerekli gördüğü zamanlar ile kurul üyelerinin salt çoğunluğunun yazılı isteği doğrultusunda yapılacak olan eğitim kurumu alan zümre başkanları kurulu toplantılarında aşağıda yer verilen maddelerden ilgili görülenler ile kurul başkanının gerekli gördüğü konular, kurul üyelerinin salt çoğunluğunun kararıyla gündeme alınması kararlaştırılan konular eğitim kurumlarının kademe ve türüne göre gündeme alınır ve görüşülerek karara bağlanır. Kararlar oy çokluğuyla alınır. Eşitlik hâlinde kurul başkanının katıldığı görüş kabul edilir. Alınan kararlar müdürün onayından sonra uygulamaya konulur. Ayrıca, kurul tutanağı, toplantıya katılmayanlar da dâhil kurul üyeleri tarafından imzalanır ve eğitim kurumu yönetimince saklanır.” hükmü; “İl alan zümreleri” başlıklı 114. maddesinin 6. fıkrasında; “(Değişik fıkra: 05.09.2019 – 30879 s. R.G. Yön./48. md.)Zümreler; eylül ayının beşinci işgününde, ikinci dönemin beşinci işgününde, ders yılı bitimini takip eden haftanın son işgününde konuyla ilgili hazırlanacak ve kurul üyelerine toplantı öncesi duyurulacak gündem ile toplanır. Zorunlu durumlar dışında toplantıların tarihi, yeri ve gündemi en az 5 gün önceden ilgililere yazılı olarak gerektiğinde e-posta ve/veya diğer iletişim araçlarıyla da duyurulur.” hükmü yer almaktadır.
Dava konusu düzenlemelerde yer alan; “diğer iletişim araçlarıyla” ve “salt çoğunluğun kararıyla” ibarelerinin iptali istenilmekte olup; davacı Sendika tarafından; diğer iletişim araçlarıyla ibaresi yönünden; kavram ile hangi iletişim araçlarının kasdedildiğinin açıkça belirtilmediği, bu durumun “belirlilik ilkesine” aykırı olduğu, düzenlemenin 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümlerine de aykırı olduğu, “diğer iletişim araçlarının” Kanun’da düzenlenmediği; kurul üyelerinin salt çoğunluğunun kararıyla ibaresi yönünden; öğretmenler kurulu, sınıf/şube öğretmenler kurulu, eğiitm kurumu alan zümreleri ve il alan zümrelerinin görevleri itibariyle anılan kurullarda alınan kararların alınmasında kurul üyelerinin salt çoğunluğunun kararı koşulunun aranmasının, bu kurullardan beklenen yarar ve işlevin gerçekleşmesi için gereğinden fazla olduğu iddia edilmektedir.
Dava konusu düzenlemelerde, yukarıda ifade edilen kurulların toplanması ve bu kurullarda kararların alınmasına ilişkin usul esaslar ayrıntılı olarak düzenlenmiş olup; anılan kurulların eğitim öğretim yılı içerisinde hangi dönemlerde toplanacakları her bir kurulun görev ve oluşumu dikkate alınarak ayrı ayrı belirlenmiştir.
Yine, kurulların anılan toplantıları yapılmadan önce, üyelerine toplantı öncesi duyurulacak gündem ile toplanılacağı, zorunlu durumlar dışında toplantıların tarihi, yeri ve gündeminin en az 5 gün önceden ilgililere yazılı olarak gerektiğinde e-posta ve/veya diğer iletişim araçlarıyla da duyurulacağı kuralı benimsenmiştir.
Burada, toplantı yeri ve zamanı ile toplantı konusunun en az 5 gün önceden yazılı olarak bildirilmesinin asıl olduğu, gerektiğinde ise; e-posta ve/veya diğer iletişim araçları kullanılmak suretiyle bildirimin yapılacağı görülmektedir.
İdarece, ilgili kurul üyelerinin toplantılara iştirakinin sağlanması amacıyla, hukuka uygun kabul edilen her türlü iletişim yolu ile kurul üyelerine ulaşılmasını sağlamaya yönelik düzenleme yapıldığı görülmekte olup; hayatın olağan akışı içerisinde koşullar gereği yazılı bildirimin yapılamaması halinde alternatif bilgilendirme yollarının belirlenmesinin, ilgili kurullardan beklenilen faydanın sağlanması ile hizmetin en etkili ve verimli şekilde sunulmasına yönelik olduğu anlaşılmaktadır.
Ayrıca; anılan kurullarda, kurulların görev alanları itibariyle görüşülecek konuların gündeme alınması yolunda benimsenecek çoğunluk sistemiyle ilgili idarenin takdir yetkisinin bulunduğu tartışmasız olup; bu yolda, gündem konularının belirlenmesinin üye sayısının salt çoğunluğu şartına bağlanmasının, hem kurulların işlevini artıracağı hem de kurulların görev alanları itibariyle; öncelikli, acil konuların gündeme alınarak çözüme kavuşturulmasına imkan sağlayacağı anlaşılmaktadır.
Bu itibarla; öğretmenler kurulu, sınıf/şube öğretmenler kurulu, eğitim kurumu alan zümreleri ve il alan zümreleri üyelerinin toplantıya davet usulü olarak gerektiğinde diğer iletişim araçlarının kullanılması ve anılan kurulların görevleri itibariyle; gündeme alınacak konuların kurul üyelerinin salt çoğunluğunun kararı koşulu ile belirlenmesinde hukuka aykırılık bulunmadığından, davanın bu kısmı yönünden reddi gerekmektedir.
05/09/2019 tarih ve 30879 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Milli Eğitim Bakanlığı Ortaöğretim Kurumları Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 45. maddesiyle değişik 07/09/2013 tarih ve 28758 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Milli Eğitim Bakanlığı Ortaöğretim Kurumları Yönetmeliğinin “Eğitim kurumu alan zümreleri” başlıklı 111. maddesinin 1. fıkrasında yer alan; “gerektiğinde” ibaresi yönünden yapılan inceleme:
Dava konusu Yönetmeliğin “Eğitim kurumu alan zümreleri” 111. maddesinin 1. fıkrasında; eğitim kurumu alan zümrelerinin; eğitim kurumunda alanı aynı olan öğretmenlerden oluştuğu, meslekî ve teknik eğitim veren eğitim kurumlarında gerektiğinde uzman, usta öğretici, eğitici personel ve teknisyenler de uygun olan alanlarla birlikte zümre öğretmenler kuruluna katılacağı belirtilmiştir.
Yine, anılan Yönetmeliğin “Tanımlar” başlıklı 4. maddesinde zümre öğretmenler kurulunun aynı dersi okutan öğretmenlerle varsa diğer eğitici personelden oluşan kurulu olduğu ifade edilmiştir.
Davacı Sendika tarafından; düzenlemeyle alan zümrelerine uzman, usta öğretici, eğitici personel ve teknisyenlerin katılımının gereklilik koşuluna bağlandığı, gereklilik konusunda kimin karar vereceği, neye göre karar vereceğinin belli olamadığı, düzenlemenin “belirlilik ilkesine” aykırı olduğu iddia edilmektedir.
Anayasa’nın 124. maddesinde “Cumhurbaşkanı, bakanlıklar ve kamu tüzel kişileri, kendi görev alanlarını ilgilendiren kanunların ve tüzüklerin uygulanmasını sağlamak üzere ve bunlara aykırı olmamak şartıyla, yönetmelikler çıkarabilirler. Hangi yönetmeliklerin Resmi Gazete’de yayımlanacağı kanunda belirtilir.” hükmü, idarenin özerk ve türev düzenleme yetkisinin Anayasal dayanağını oluşturmaktadır.
İdarenin düzenleme yetkisinin aslında ikincil, türev nitelikte olduğu hususunda bugün için bir duraksama bulunmamaktadır. Anayasa’ya göre, idarenin, düzenleme yetkisini kanunlar çerçevesinde ve kanunlara uygun olarak kullanmasının gereklidir.
Kanun koyucu tarafından idareye tanınan düzenleme yetkisinin başta kamu yararı olmak üzere hizmet gereklerine, hukuk devleti, hukuk güvenliği ve kazanılmış haklara riayet ilkelerine uygun olarak kullanılması gerekmektedir.
Kamu yararı kavramı, tüm devlet organlarının işlem ve eylemlerinin genel nitelikteki amacını ve aynı zamanda nedenini oluşturmakta, çeşitli hak ve özgürlükler açısından bir sınırlama nedeni niteliği de taşımakta olup, bu kavram genel bir ifadeyle bireysel, özel çıkarlardan ayrı ve bunlara üstün olan toplumsal yararı ifade etmektedir.
Bu bağlamda; hayatın olağan akışı içerisinde gelişen ve değişen koşullar, teknolojide yaşanan hızlı gelişmeler ve çeşitlenen toplum ihtiyaçları dikkate alındığında, hizmetin gerekleri doğrultusunda, kamu yararı gereği, ihtiyaç bulunması halinde, meslekî ve teknik eğitim veren eğitim kurumlarında alan ve dallar itibariyle ilgili dersin öğretmenleri yanında uzman, usta öğretici, eğitici personel ve teknisyenlerinin de zümre öğretmenler kuruluna katılmasının söz konusu olabileceği dikkate alındığında, dava konusu düzenlemede hukuka ve üst normlara aykırılık bulunmamaktadır.
Bu itibarla; davanın bu kısmı yönünden reddi gerekmektedir.
05/09/2019 tarih ve 30879 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Milli Eğitim Bakanlığı Ortaöğretim Kurumları Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 52. maddesiyle değişik 07/09/2013 tarih ve 28758 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Milli Eğitim Bakanlığı Ortaöğretim Kurumları Yönetmeliğinin “Öğrencilerin uyacakları kurallar ve öğrencilerden beklenen davranışlar başlıklı 157. maddesinin 2. fıkrasının (l) bendi ile 4. fıkrası yönünden yapılan inceleme:
Dava konusu Yönetmeliğin “Öğrencilerin uyacakları kurallar ve öğrencilerden beklenen davranışlar” başlıklı 157. maddesinin 1. fıkrasında; “Öğrencilerin; Atatürk inkılap ve ilkeleriyle, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, Türk milletinin milli, ahlaki, manevi ve kültürel değerlerini benimseyen, koruyan ve geliştiren; ailesini, vatanını, milletini seven ve yücelten, insan haklarına saygılı, Cumhuriyetin demokratik, laik, sosyal ve hukuk devleti olması ilkelerine karşı görev ve sorumluluklarını bilen ve bunları davranış haline getiren; beden, zihin, ahlak, ruh ve duygu bakımından dengeli ve sağlıklı, gelişmiş bir kişiliğe, hür ve bilimsel düşünme gücüne, geniş bir dünya görüşüne sahip topluma karşı sorumluluk duyan, yapıcı, yaratıcı ve verimli kişiler olarak yetişmeleri için okul yönetimi, öğretmenler, rehberlik servisi, veli, okul aile birliği ve ilgili diğer paydaşlarla işbirliği yapması istenir.” kuralı yer almaktadır.
Yine, aynı maddenin 2. fıkrasında ise; öğrencilerden beklenen davranışlar ayrıntılı bir şekilde sayma suretiyle belirtilmiş olup; öğrencilerden, okul ile öğrenci ve velisi arasında imzalanan sözleşmede yer alan kurallara uygun davranmaları beklenmektedir.
Bu kapsamda; öğrencilerden beklenen davranışların; derslerde, törenlerde, toplantılarda, rehberlik çalışmalarında, veli görüşme ve toplantılarıyla diğer sosyal etkinliklerde öğrencilere kazandırılmasına çalışılır ve uyulması gereken kurallar hatırlatılır. Okul yönetimi; okula yeni başlayan öğrencilerle eğitim ve öğretim yılının başında, nakil gelenlerle ise nakil geldikleri hafta içinde okul ile öğrenci ve velisi arasında sözleşme imzalar. Okul ile öğrenci ve velisi arasında imzalanan sözleşmede; öğrencilerin uyacakları kurallar ve öğrencilerden beklenen davranışlarla bunlara uyulmaması durumunda öğrencilerin karşılaşabilecekleri yaptırımlara yer verilir. Okul yönetimi, öğrencilerin uyacakları kurallar ve öğrencilerden beklenen davranışlarla bunlara uyulmaması durumunda öğrencilerin karşılaşabilecekleri yaptırımlar konusunda kendilerini ve velilerini ayrıca bilgilendirir.
Ayrıca; Yönetmeliğin “Disiplin cezaları” başlıklı 163. maddesinde; Öğrencilere, disiplin cezasını gerektiren davranış ve fiillerinin niteliklerine göre; kınama, okuldan kısa süreli uzaklaştırma, okul değiştirme, örgün eğitim dışına çıkarma cezalarından birinin verileceği belirtilmiş olup; “Disiplin cezasını gerektiren davranış ve fiiller” başlıklı 164. maddede ise; hangi fiil ve davranışın hangi disiplin suçunu oluşturduğu sayma suretiyle belirlenmiştir.
Anayasa’nın 2. maddesinde belirtilen hukuk devleti, insan haklarına dayanan, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, eylem ve işlemleri hukuka uygun olan, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, hukuk güvenliğini sağlayan, Anayasa’ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukuku tüm devlet organlarına egemen kılan, Anayasa ve yasalarla kendini bağlı sayan, yargı denetimine açık olan devlettir.
“Hukuki güvenlik” ile “belirlilik” ilkeleri, hukuk devletinin ön koşullarındandır. Kişilerin hukuki güvenliğini sağlamayı amaçlayan “hukuki güvenlik ilkesi”, hukuk normlarının öngörülebilir olmasını, bireylerin tüm eylem ve işlemlerinde devlete güven duyabilmesini, devletin de düzenlemelerinde bu güven duygusunu zedeleyici yöntemlerden kaçınmasını gerekli kılar.
“Belirlilik ilkesi” ise, düzenlemelerin hem kişiler hem de idare yönünden herhangi bir duraksamaya ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde açık, net, anlaşılır ve uygulanabilir olmasını, ayrıca kamu otoritelerinin keyfi uygulamalarına karşı koruyucu önlem içermesini ifade etmektedir. Bu bakımdan, düzenlemenin metni, bireylerin, gerektiğinde hukuki yardım almak suretiyle, hangi somut eylem ve olguya hangi hukuksal yaptırımın veya sonucun bağlandığını belli bir açıklık ve kesinlikte öngörebilmelerine imkân verecek düzeyde olmalıdır. Dolayısıyla, uygulanması öncesinde düzenlemenin, muhtemel etki ve sonuçlarının yeterli derecede öngörülebilir olması gereklidir.
Davacı tarafından; dava konusu 4. fıkrada okul ile öğrenci ve veli arasında sözleşme imzalanacağının düzenlendiği, 2. fıkranın (l) bendinde ise sözleşmede yer alan kurallara uyulacağının düzenlendiği, anılan sözleşmenin disiplin kuralı olarak kabul edilemeyeceği, bu durumun hukuk güvenliği ve belirlilik ilkelerine aykırı olduğu, sözleşmenin içeriğinin okuldan okula değişebileceği, okul müdürlerinin disiplin kuralı koyma işlevini üstlenmek zorunda kalacakları, kuralların birbiriyle uyumlu olamayabileceği ve bu durumun eşit işlem görme hakkını ihlal edebileceği iddai edilmektedir.
Yukarıda yer alan hükümlerden anlaşıldığı üzere;, disiplin cezaları ve bu cezaları gerektirir fiil ve davranışların ayrıca Yönetmelikte düzenlendiği, dava konusu edilen okul ile öğrenci ve veli arasında imzalanan sözleşmenin ise, okul sınırları içerisinde uyulması gereken kurallar ve bu kurallara uyulmaması halinde karşılaşılabilecek yaptırımların neler olduğu konusunda öğrenci ve velinin önceden bilgilendirilmesi amacını taşıyan niteliği haiz olduğu, bu haliyle Yönetmelikte belirlenen disiplin cezaları dışında ayrıca bir suç ve ceza ihdası olmadığı görülmektedir.
Kaldı ki; okula yeni başlayan öğrencilerle eğitim ve öğretim yılının başında, nakil gelenlerle ise nakil geldikleri hafta içinde anılan bilgilendirme ve hatırlatmanın yapılaması “Hukuki güvenlik” ile “belirlilik” ilkelerinin gereği olduğu tartışmasızdır.
Bu itibarla; dava konusu düzenlemede mevzuata ve hukuka aykırılık bulunmamakta olup; davanın bu kısmının reddi gerekmektedir.
05/09/2019 tarih ve 30879 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Milli Eğitim Bakanlığı Ortaöğretim Kurumları Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 56. maddesiyle değişik 07/09/2013 tarih ve 28758 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Milli Eğitim Bakanlığı Ortaöğretim Kurumları Yönetmeliğinin “Disiplin cezasını gerektiren davranış ve fiiller” başlıklı 164. maddesinin 2. fıkrasının (ç) bendi yönünden yapılan inceleme:
07/09/2013 günlü, 28758 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Milli Eğitim Bakanlığı Ortaöğretim Kurumları Yönetmeliği’nin, 01/07/2015 tarih ve 29403 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Yönetmelikle değişik 164. maddesinin ikinci fıkrasının (ç) bendinin dava konusu halinde; “İzinsiz gösteri, etkinlik ve toplantı düzenlemek, bu tür gösteri, etkinlik ve toplantılara katılmak” fiili “okuldan 1-5 gün arasında kısa süreli uzaklaştırma” cezasını gerektiren fiil ve davranışlar arasında sayılmış olup; 15/11/2022 tarih ve 32014 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Milli Eğitim Bakanlığı Ortaöğretim Kurumları Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 11. maddesiyle yapılan değişiklik ile; okul binası ve eklentilerinde izinsiz gösteri, etkinlik ve toplantı düzenlemek, bu tür gösteri, etkinlik ve toplantılara katılmak, “okuldan 1-5 gün arasında kısa süreli uzaklaştırma” cezasını gerektirdiği kuralı benimsenmiştir.
Her ne kadar değişiklik ile “izinsiz gösteri, etkinlik ve toplantı düzenlemek, bu tür gösteri, etkinlik ve toplantılara katılmak” fiilinin, okul binası ve eklentilerinde gerçekleşmesi halinde yaptırıma bağlandığı görülmekte ise de; anılan düzenlemenin Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu’nun 08/06/2016 tarih ve YD İtiraz No: 2016/320 sayılı kararı gereği olduğu anlaşıldığından işin esası hakkında karar verilmesi gerekmektedir.
Dava konusu Yönetmeliğin 164. maddesinin ikinci fıkrasının (i) bendinde, “Okul binası, eklenti ve donanımlarına, arkadaşlarının araç-gerecine siyasi, ideolojik veya müstehcen amaçlı yazılar yazmak, resim veya semboller çizmek” fiili, okuldan 1-5 gün arasında kısa süreli uzaklaştırma cezasını gerektiren fiil ve davranışlar arasında; aynı maddenin üçüncü fıkrasının (h) bendinde, “Eğitim ve öğretim ortamına yaralayıcı, öldürücü silah ve patlayıcı madde ile her türlü aletleri getirmek veya bunları bulundurmak” ve (k) bendinde, “Eğitim ve öğretim ortamında; siyasi ve ideolojik amaçlı eylem düzenlemek, başkalarını bu gibi eylemler düzenlemeye kışkırtmak, düzenlenmiş eylemlere katılmak” fiilleri ise, okul değiştirme cezasını gerektiren fiil ve davranışlar arasında yer almaktadır.
Davacı tarafından, toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının Anayasal bir hak olduğu ve ancak milli güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlığın, genel ahlakın ve başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması amacıyla ve kanunla sınırlanabileceği iddia edilmiş; davalı idare tarafından ise, izinsiz gösteri, etkinlik ve toplantıya dair disiplin hükmünün okul sınırları içindeki davranışlara ilişkin olduğu, eğitim ve öğretim kurumlarında sadece eğitim, öğretim, araştırma ve inceleme ile ilgili faaliyetlerin yürütüleceği ve bu faaliyetlerin her ne suretle olursa olsun engellenemeyeceğine ilişkin Anayasal hükme rağmen okul sınırları içinde izinsiz olarak yapılacak gösteri ve toplantıların eğitim öğretim faaliyetlerini sekteye uğratacağı ve Anayasal hak olan eğitim ve öğrenim hakkının kullanımını engelleyeceği, iznin amacının okul içinde yapılacak toplantı ve gösteri nedeniyle eğitim-öğretim faaliyetlerinin aksamaması için idarenin gerekli tedbirleri almasına imkan sağlamak olduğu savunulmuştur.
Yönetmeliğin yukarıda belirtilen diğer disiplin hükümlerinden de görüleceği üzere, okul dışında gerçekleştirilen fiil ve davranışların disiplin cezasına konu edilemeyeceğinin, ilgili hükümlere “okul binası, eklenti ve donanımları” veya “eğitim ve öğretim ortamı” gibi ifadeler konulmak suretiyle güvence altına alındığı, ancak davaya konu kuralda, okul sınırları dışında izinsiz gösteri, etkinlik ve toplantı düzenlemenin ve bu tür gösteri, etkinlik ve toplantılara katılmanın disiplin yaptırımı ile karşılaşmayacağının düzenleme altına alınmadığı görülmektedir.
Hukuki güvenlik ile belirlilik ilkeleri, hukuk devletinin ön koşullarındandır. Kişilerin hukuki güvenliğini sağlamayı amaçlayan hukuki güvenlik ilkesi, hukuk normlarının öngörülebilir olmasını, bireylerin tüm eylem ve işlemlerinde Devlete güven duyabilmesini, Devletin de yasal düzenlemelerinde bu güven duygusunu zedeleyici yöntemlerden kaçınmasını gerekli kılar. Belirlilik ilkesi ise yasal düzenlemelerin hem kişiler hem de idare yönünden herhangi bir duraksamaya ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde açık, net, anlaşılır ve uygulanabilir olmasını, ayrıca kamu otoritelerinin keyfi uygulamalarına karşı koruyucu önlem içermesini ifade etmektedir.
Her ne kadar, davalı idarece, izinsiz gösteri, etkinlik ve toplantıya dair disiplin hükmünün okul sınırları içindeki davranışlara ilişkin olduğu belirtilmekte ise de, bu husus düzenlemede açık bir şekilde belirtilmediğinden, maddenin uygulayıcısı konumunda bulunan idareler tarafından okul dışında gerçekleştirilen fiil ve davranışların da soruşturulmasına ve disiplin cezası uygulanmasına sebebiyet verebilecektir.
Bu durumda, dava konusu bu hüküm yukarıda ifade edilen hukuki güvenlik ve belirlilik ilkelerine aykırılık teşkil etmektedir.
Bu itibarla; düzenlemenin iptali gerekmektedir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle
07/09/2013 tarih ve 28758 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Milli Eğitim Bakanlığı Ortaöğretim Kurumları Yönetmeliğinin;
1. “Disiplin cezasını gerektiren davranış ve fiiller” başlıklı 164. maddesinin 2. fıkrasının (ç) bendinin İPTALİNE,
2. Diğer dava konusu düzenlemeler yönünden DAVANIN REDDİNE,
3. Dava kısmen iptal kısmen ret ile sonuçlandığından ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam … TL yargılama giderinin 1/2’si olan … TL’nin davacı üzerinde bırakılmasına, kalan 1/2’si olan … TL’nin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine,
4. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca … TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,
5. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca … TL vekâlet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra istemi halinde davacıya iadesine,
6. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere,
29/11/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.