Danıştay 8. Daire Başkanlığı 2020/3677 E. , 2022/6071 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
SEKİZİNCİ DAİRE
Esas No : 2020/3677
Karar No : 2022/6071
TEMYİZ EDEN (DAVALI): … Birliği
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVACI): …
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU: … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: İstanbul Eczacı Odası’na kayıtlı olarak eczacılık yapan davacı tarafından, … Mahallesi, … Sokak, No:… … adresindeki “… Eczanesi” isimli eczanenin muvazaalı işletildiğinden bahisle 180 gün sanat icrasından men cezası ile cezalandırılmasına ilişkin İstanbul Eczacı Odası Haysiyet Divanının … tarih ve … sayılı kararının aynen kabulüne ilişkin … tarih ve … sayılı Türk Eczacıları Birliği Yüksek Haysiyet Divanı kararının iptaline karar verilmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararında; davacının 2017 yılında işten ayrılan eski kalfasının eczanede fiilen çalışmaya devam ettiği, eczanede bulunan defterde yapılan incelemede satışların tek tek yazıldığı, davacının ve çalışanların aldığı paraların kayıt altına alındığı, davacının söz konusu defterde kendisini üçüncü bir kişi gibi gösterdiği, söz konusu deftere göre eski kalfaya üç gün içinde 6.650,00-TL para ödendiği, yine eczanede bulunan kira kontratında davacının eski kalfasının kefil olarak imzasının bulunduğu ve kira kontratında işyeri adresi olarak davacı eczanesinin adresinin gösterildiği, 15/05/2018 tarihli görüşme tutanağında kayıt altına alınan davacının beyanları ile sözkonusu tespitler birlikte değerlendirildiğinde ve muvazaa eyleminin niteliği gereği gizli anlaşmalar çerçevesinde yapılması nedeniyle kesin olarak ispatının mümkün olmadığı da gözetildiğinde, davacının sübut bulan fiiline uyan 6643 sayılı Kanun’un 45. maddesi uyarınca 180 gün sanat icrasından men cezası ile cezalandırılmasına ilişkin dava konusu Yüksek Haysiyet Divanı kararında hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesince; davacının yapılan denetimde eczanesinde bulunduğu ve eczanenin işleyişine hakim olduğu, başka bir ticari faaliyetle iştigal eden eski kalfasının eczanede halen çalışan eşinin izinli olması nedeniyle yardım amaçlı eczanede bulunduğunu beyan ettiği, eczanenin parasal işlerinin takibi için tutulan defterdeki kayıtların davacı eczacının muvazaalı eczane işlettiğine dair kanaatin dayanağını oluşturduğu anlaşılmakla birlikte, anılan incelemelerde yer verilen tespit ve iddiaların dava konusu eczanenin muvazaalı olduğu hususunu objektif bilgi ve belgeler ile şüpheden uzak bir şekilde kanıtlamaya yeterli olmadığı, dava dosyasına muvazaayı kanıtlar somut bilgi ve belge sunulamadığı, Anayasa’nın 48. ve 49. maddeleriyle güvence altına aldığı çalışma hakkının sınırlandırılmasına yönelik dava konusu işlemin sırf kanaate dayalı olarak tesis edilmesinin mümkün olmadığı, çalışma hakkını sınırlayacak bir idari tasarrufun, ancak, somut bilgi, belge ve tespitlere dayalı olarak tesis edilmesinin, temel hak ve özgürlüklerin güvence altına alındığı hukuka bağlı devlet anlayışının doğal bir sonucu olduğu, bu nedenlerle, inceleme konusu olayda, muvazaa olduğu hususunun objektif bilgi ve belgelere dayandırılmadığı, başka bir anlatımla muvazaa iddiasının kanıtlanamaması karşısında, dava konusu işlemde ve istinaf incelemesine konu İdare Mahkemesi kararında hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle davacının istinaf başvurusunun kabulüne, İdare Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, muvazaa iddiası üzerine eczanede yapılan denetimde davacının eski kalfası olan ve halihazırda çalışmıyor görünen …’nun eczanede görevinin başında olduğunun görüldüğü, eczane işleyişi ile ilgili sorulara ise davacıdan daha hakim bir şekilde cevaplar verdiğinin anlaşıldığı, öte yandan denetim esnasında tespit edilen defterde, satışların tek tek yazıldığı, davacının bu deftere hem kendisinin hem de çalışanların aldığı paraları yazdığı, defterde davacının almış olduğu paralarla ilgili olarak “ecz. şu kadar TL” aldı, “ecz. bitti” gibi ifadelerin yer aldığı, eczacının kendisinden üçüncü bir kişi gibi bahsederek kayıt açtığının görüldüğü, yine aynı defterde eski kalfa olan ve yardım için eczanede bulunduğu söylenen …’nun 3 gün içinde 6.650 TL para aldığının görüldüğü, eczanede bulunan… faturasının … adına olduğu ve adresinin eczaneye çok yakın olduğu, kefilin … olduğu kira kontratında esasen eczane çalışanı olmamasına rağmen kiracı olan … isimli kişinin iş adresi olarak … Eczanesini gösterdiği, davacının beyanına göre bu kişinin arabasını sattığı kişi olduğu, diğer taraftan …’nun eşini eczanede sigortalı olarak gösterdiği halde kendisine maaş ödemesi yapılmadığı, denetim esnasında eşinin eczanede bulunmadığı, ilaçlardan anlamadığı, dermokozmetiğe baktığı ve eczaneye yemek yaptığı, kendisine ait aracın benzininin eczane hesabından ödendiğinin anlaşıldığı, tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde davacının eczaneyi eski kalfası olarak görünen … ile birlikte muvazaalı işlettiği açık olduğundan dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı, temyize konu kararın bozulması gerektiği ileri sürülmüştür.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı hakkındaki iddiaların tek başına davacının muvazaa yolu ile eczaneyi fiilen başka bir kişiye kullandırdığını göstermeyeceği, eczanenin muvazaalı işletildiğine dair delil ve tespitlerin açık ve net olarak ortaya konulamadığı, bu hususta dosyaya tutanak ve eczacı odasının kanaatleri dışında bir bilgi ve belge sunulamadığı, çevre eczacıların ve eczane çalışanlarının dahi ifadelerine başvurulmadığı, usulüne uygun soruşturma yürütülmediği, daha önceden yapılan rutin denetimlerde bu konuda bir tespit veya iddianın da bulunmadığı dikkate alındığında muvazaadan bahsetmenin hukuken mümkün olmadığı savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle,
1. Temyiz isteminin reddine,
2. … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, posta gideri avansından artan tutarın Mahkeme tarafından iadesine,
4. Kesin olarak, 27/10/2022 tarihinde oybirliği ile karar verildi.