Danıştay 8. Daire Başkanlığı 2020/3747 E. , 2022/4269 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
SEKİZİNCİ DAİRE
Esas No : 2020/3747
Karar No : 2022/4269
TEMYİZ EDENLER : 1- (DAVALILAR)
I- … Üniversitesi Rektörlüğü
VEKİLİ : Av. …
II- … Bakanlığı
VEKİLİ : 1. Hukuk Müşaviri Yrd. V. …
2- (DAVACILAR)
I- …
II- …
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … gün ve E:…, K:… sayılı kararının, taraflarca temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacıların murisleri …’nun 20.02.2015 tarihinde Ege Üniversitesi’nde çıkan olaylarda hayatını kaybetmesinde davalı idarelerin hizmet kusuru bulunduğundan bahisle uğradıklarını iddia ettikleri, fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak şartıyla … için 10.000,00 TL maddi (ıslah sonrası 221.953,63 TL) 250.000,00 TL manevi, … için, 10.000,00 TL maddi (ıslah sonrası 130.622,34 TL) ve 250.000,00 TL manevi olmak üzere toplam olarak 20.000,00 TL maddi (ıslah sonrası 352.575,97 TL) ve 500.000,00 TL manevi zararın, olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararda; davacıların oğlu olan müteveffanın, davalı idarece alınması gereken güvenlik tedbirlerinin alınmamış olması bir başka ifade ile kamu hizmetinin kötü işletilmesi nedeniyle vefat ettiği gerekçesiyle yaşanan olayda davalı idareler kusurlu bulunarak davacılar tarafından talep edilen maddi tazminat talebinin kabulüne, 352.575,97 TL tutarlı tazminatın davalı idareler tarafından, … için 10.000,00 TL’sine 15.02.2016 tarihinden itibaren 211.953,63 TL’si için 23.07.2019 tarihinden itibaren, … için 10.000,00 TL’si için 15.02.2016 tarihinden, 120.622,34 TL’si için ise 23.07.2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davacılara ödenmesine, manevi tazminat talebinin ise kısmen kabulü ile ayrı ayrı 50.000,00 TL’şer olmak üzere toplam 100.000,00 TL manevi tazminatın idarelere başvuru tarihi olan 15.02.2016 tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faizi ile birlikte davalı idareler tarafından davacılara ödenmesine, manevi tazminatın fazlaya ilişkin kısmı yönünden davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu kararın hukuka ve usule uygun olduğu ve taraflarca ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI :
Davacı tarafından; davalı idarelerce her ne kadar gerekli önlemlerin alındığı belirtilmişse de, alınan önlemlerin önleyici nitelikte yeterli ve etkin olmadığı, ceza mahkemesi kararında da belirtildiği gibi sanığın örgüt adına cinayeti işlediğinin açıkça görüleceği, dolayısıyla olayın bir terör olayı olduğu ve münferit bir olay olmadığı, 22 yaşında bir gencin ölümüyle sonuçlanan olayda hükmedilen 100.000-TL tazminatın yetersiz olduğu ve yaşanan acıyı hiçbir şekilde karşılamadığı belirtilerek istinaf kararının maddi tazminata olan kısmı yönünden onanması, manevi tazminat istemi yönünden ise bozulması istenilmiştir.
Davalı İçişleri Bakanlığı tarafından; emniyet teşkilatının üniversite kampüslerine müdahelesinin sınırlı olduğu, ancak rektör veya dekanın acele hallerde yardım talep etmesi halinde müdahalede bulunabileceği, dolayısıyla olayın meydana gelmesinde herhangi bir kusurlarının bulunmadığı ileri sürülerek istinaf kararının bozulması istenilmiştir.
Davalı … Üniversitesi tarafından; maktülün olay günü üniversiteye sadece imza atmak için gelmediği, ellerinde kesici delici aletlerle 80-100 kişilik grupla henüz ders başlamadan önce fakülte önünde toplandıkları, ders yapılacak sınıfın henüz boş olmasına rağmen sınıfa çıkıldığı, imza atmak için gelinseydi neden dersin henüz başlamadığı sınıfa çıkıldığının anlaşılamadığı, gerek dekanlık gerekse de rektörlük olarak iki grup arasında herhangi bir husumet yaşanmasın diye sürekli irtibatta oldukları ve gerekli tedbir ve önlemleri aldıklarını, dava dilekçesinde iddia edildiği gibi yasadışı hiçbir olaya veya eyleme müsaade etmediklerini, üniversite kampusünün 1000 dönümlük araziye yayıldığı ve 7 farklı girişinin bulunması sebebiyle güvenliğin tesisinin hat safhada zor olduğu, buna rağmen güvenlik görevlilerince her türlü önlemin alınmaya çalışıldığı, olay günü de kampüste 44 güvenlik personelinin üniversite giriş ve çıkış noktalarında görevlerinde olduğu, davacılar tarafından her ne kadar maktülün derse girmesinin engellendiği belirtilse de olaya kadar maktülün derslere katıldığının görüleceği, olay tarihinde henüz mezun olmayan davacının öğretmen olarak atanacağı varsayımıyla bilirkişi tarafından hesaplanan miktarın hatalı olduğu, asgari tutar üzerinden sadece hesaplamanın yapılması gerektiği, kabul anlamına gelmemekle birlikte idarelerinin kusuru bulunduğu gerekçesiyle belirlenen tazminat miktarlarına faizin en erken davanın açıldığı tarihten itibaren hükmedilmesi gerektiği belirtilerek istinaf kararının bozulması istenilmiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’NUN DÜŞÜNCESİ : Bölge Mahkemesi kararının maddi tazminata ilişkin kısmının onanması, manevi tazminata ilişkin kısmının ise bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Sekizinci ve Onuncu Dairelerince 2575 sayılı Yasaya 3619 sayılı Yasayla eklenen Ek 1 maddesi hükmü uyarınca birlikte yapılan toplantıda işin gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY :
… Üniversitesi tarih bölümü öğrencisi müteveffa …’nun, üniversitede meydana gelen olaylar sebebiyle 20.05.2015 tarihinde hayatını kaybetmesi olayında davalı idarelerin hizmet kusuru bulunduğundan bahisle uğradıklarını iddia ettikleri maddi ve manevi zararının tazmini için yaptığı başvurunun Ege Üniversitesi ve İçişleri Bakanlığı tarafından reddi üzerine, fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak şartıyla … için 10.000,00 TL maddi (ıslah sonrası 221.953,63 TL) 250.000,00 TL manevi, … için, 10.000,00 TL maddi (ıslah sonrası 130.622,34 TL) ve 250.000,00 TL manevi olmak üzere toplam olarak 20.000,00 TL maddi (ıslah sonrası 352.575,97 TL) ve 500.000,00 TL manevi zararın, olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tazmini istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
İLGİLİ MEVZUAT:
Anayasanın 125. maddesinde; idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu kurala bağlanmıştır.
İdare kural olarak yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar İdare Hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir.
Kişilerin malvarlığında iradeleri dışında ortaya çıkan kayıp ve eksilme olarak ifade edilen maddi zarardan, idarenin sorumlu tutulabilmesi için idari işlem nedeniyle meydana gelen zararın gerçekleşmiş olması ya da gerçekleşeceğinin kesin olması gerekmektedir. Bu nedenle gerçekleşmesi olası bulunan zararların idarenin tazmin sorumluluğunu doğurmayacağı açıktır.
Öte yandan manevi tazminat, patrimuanda meydana gelen bir eksilmeyi karşılamaya yönelik bir tazmin aracı değil, tatmin aracıdır ve olay nedeniyle duyulan elem ve ızdırabı kısmen de olsa hafifletmeyi amaçlar. Manevi zararın başka türlü giderim yollarının bulunmayışı veya yetersiz kalışı manevi tazminatın parasal olarak belirlenmesini zorunlu kılmaktadır. Bu itibarla, her olayda manevi tazminat gerekip gerekmediğinin yargı merciince değerlendirilmesi, manevi tazminat verilmesi gerektiği sonucuna ulaşılırsa takdir edilecek manevi tazminatın, idarenin kusurunun ağırlığını ortaya koyacak bir oranda ve sebepsiz zenginleşmeye yol açmayacak şekilde belirlenmesi gerekmektedir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
İstinaf kararının maddi tazminata ilişkin kısmı yönünden;
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Bölge İdare Mahkemesi kararının, maddi tazminata ilişkin kısmı usul ve kanuna uygun olup bozulmasını gerektiren bir neden bulunmadığından, davalı idarelerin temyiz isteminin reddi ile anılan kararın bu kısmının onanması gerekmektedir.
İstinaf kararının manevi tazminata ilişkin kısmı yönünden;
Manevi tazminat, kişinin mal varlığında meydana gelen eksilmeyi gidermeye yönelik bir tazmin aracı değil, manevi değerlerinde bir eksilme meydana gelen ve yaşama sevinci ve zevki azalan kişinin manen tatminini sağlamaya yönelik bir tazmin aracıdır. Manevi zararın başka türlü giderim yollarının bulunmayışı veya yetersiz kalışı manevi tazminatın parasal olarak belirlenmesini zorunlu kılmaktadır. Manevi tazminat, olay nedeniyle duyulan elem ve ızdırabı kısmen de olsa hafifletmeyi amaçlamaktadır. Tam yargı davalarının ve manevi tazminatın belirtilen niteliği gereği takdir edilecek manevi tazminat miktarının, olayın, zararın ve varsa idarenin kusurunun ağırlığını ortaya koyacak, hukuka aykırılığı özendirmeyecek, bir başka ifade ile benzeri hak ihlallerinin bir daha yaşanmaması için caydırıcı ve aynı zamanda cezalandırıcı olacak şekilde belirlenmesi, bununla birlikte olayın meydana geliş şekli, idari faaliyetin niteliği, zararlı sonuca etkisi ve idarenin sorumluluk sebebi gözetilerek hakkaniyetli ve makul bir tutarı aşmaması gerekmektedir.
Buna göre, manevi tazminat takdir edilirken, davacı(lar) yönünden, manevi tatmin duygusunu sağlamaya yetecek, zarara yol açan idari faaliyet sonucu duyulan elem ve ızdırabın kişi üzerindeki etki ve ağırlığını karşılayacak düzeyde olmasına; davalı(lar) yönünden ise, hakkaniyet sınırlarını aşmayan, ölçülü, adil dengeyi sağlayacak ve aşırı mali külfet oluşturmayacak makul bir seviyede olmasına dikkat edilmesi gerektiği açıktır.
Temyiz konusu Bölge İdare Mahkemesi kararında, davacıların manevi tazminat isteminin 100.000,00 TL’lik kısmı kabul edilmiş ise de; manevi tazminatın kişinin duyduğu elem ve üzüntünün kısmen giderilmesini sağlayan manevi bir tatmin aracı olduğu ve dava konusu olay nedeniyle hayatını kaybeden oğullarının henüz 22 yaşında olduğu, idarelenin kusuru, doğurduğu sonuçlar göz önünde bulundurulduğunda, olayın ağırlığını ortaya koyacak ölçüde davacının manevi varlığında meydana gelen zararın giderilebilmesi için makul ve hakkaniyetli bir miktarda manevi tazminata hükmolunması gerekirken; Bölge İdare Mahkemesince takdir edilen 100.000,00-TL manevi tazminatın yaşanan olay karşısında yetersiz kaldığı sonucuna varılmıştır.
Bu itibarla Bölge İdare Mahkemesince, kararın manevi tazminata ilişkin kısmı yönünden yeniden bir değerlendirme yaparak makul ve hakkaniyetli bir miktarın belirlenmesi gerekmektedir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davalıların temyiz istemlerinin reddi ile … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … gün ve E:…, K:… sayılı kararının maddi tazminata ilişkin kısmı yönünden oybirliği ile ONANMASINA,
2. Davacıların temyiz isteminin kabulü ile … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … gün ve E:…, K:… sayılı kararının manevi tazminata ilişkin kısmı yönünden oy çokluğu ile BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 21/06/2022 tarihinde kesin olarak karar verildi.
KARŞI OY :
X- Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Bu nedenle, temyiz isteminin reddi ile Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği görüşüyle aksi yöndeki çoğunluk kararına katılmıyoruz.