Danıştay 8. Daire Başkanlığı 2020/3837 E. , 2022/5239 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
SEKİZİNCİ DAİRE
Esas No : 2020/3837
Karar No : 2022/5239
DAVACI : … Derneği
VEKİLİ : Av. …
DAVALI : … Başkanlığı
VEKİLİ : Av. …
DAVANIN KONUSU :
Davacı Dernek tarafından, özgül öğrenme güçlüğü yaşayan bireylerin, Yükseköğretim Kurumları Sınavı Kılavuzu’nda, “Özel Yetenek Sınavı İle Programa Alınan Engelli Bireyler” kontenjanına dahil edilmesi talebiyle yaptığı başvurunun zımnen reddine ilişkin işlemin iptali istenilmektedir.
DAVACININ İDDİALARI :
Öğrenme bozukluğu gösteren bireylerin; dinleme, düşünme, konuşma, okuma-yazma ya da matematik problemi çözme, anlama ya da yazılı ve sözlü dil kullanmadaki psikolojik süreçlerinden bir veya bir kaçında yetersizliğin ortaya çıktığı bireyler olduğunu, özgül öğrenme güçlüğü çeken öğrencilerin, Özel Yetenek Sınavı İle Programa Alınan Engelli Bireyler” kapsamına alınması talebiyle davalı kuruma başvurular yapıldığı, ancak; davalı idarece anılan başvuruların; özgül öğrenme güçlüğünün ICD 10 kodlarında özellikle otizm için tanımlanan alt gruplardan “diğer yaygın gelişimsel bozukluklar” içerisinde yer almadığı gerekçesiyle reddedildiği, ancak; özgül öğrenme güçlüğünün, ICD-10 kodlarında tanımlanan “diğer yaygın gelişimsel bozukluklar” içerisinde yer aldığı, ÇÖZGER Yönetmeliğinde ( Çocuklar İçin Özel Gereksinim Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik) “Özel Gereksinim Alanları Kılavuzu Çocuk Ve Genç Psikiyatrı Alanı” başlıklı kısmında, özgül öğrenme güçlüğü durumunun “tanıdan itibaren özel gereksinim vardır” şeklindeki açıklama ile özgül öğrenme güçlüğünün diğer yaygın gelişimsel bozukluklar statüsüne alındığı, anılan Yönetmeliğin yürürlüğe girmesiyle davalı idarenin gerekçelerinin dayanaksız kaldığı, ülke genelinde 200.000’ni aşan özgül öğrenme güçlüğü yaşayan bireyin bulunduğu, ayrıca bünyesinde Özel Eğitim Fakültesi barından Üniversite Rektörlüklerine yazı yazılarak, özgül öğrenme güçlüğü çeken bireylerin özel yetenek sınavı ile programa alınan öğrenci kontenjanına dahil edilmesi hususunda bilimsel ve hukuki görüş istendiği, görüş ve değerlendirmelerine başvurulan akademisyenlerce, özgül öğrenme güçlüğü yaşayan bireylerin “Özel Yetenek Sınavı İle Programa Alınan Engelli Bireyler” kontenjanına dahil edilmesi gerektiğinin ifade edildiği, özgül öğrenme güçlüğü yaşayan bireylerin, anılan kontenjana dahil edilmemelerinin, “hukuki güvenlik, hukuki istikrar ve fırsat eşitliği” ilkelerine aykırı olduğu, yapılan başvurunun zımnen reddi yolundaki işlemin iptali gerektiği iddia edilmektedir.
DAVALININ SAVUNMASI :
Davacı tarafından yapılan başvurunun, engelli Öğrenci Çalışma Gurubu’nun görüşü de dikkate alınarak 12/02/2020 tarihli Yükseköğretim Yürütme Kurulu toplantısında görüşüldüğü, sınav sürecinde ÖSYM’nin sağlamış oluğu imkanlar (ek süre verilmesi, tekli salonda sınava alınması, okuyucu/işaretleyici verilmesi, yanında araç gerecini getirebilmesi) göz önünde bulundurularak disleksisi bulunan bireylerin özel yetenek sınavına girmelerinde engel bulunmadığından, mevcut engel türlerine dahil edilmemesinin uygun olduğuna karar verildiği, bu kararın 14/02/2020 tarihli yazı ile davacı Derneğe tebliğ edildiği, konuya ilişkin olarak, özgül öğrenme güçlüğünün tanımlanarak bu tanının tedavi süreçlerinin irdelenmesi gerektiği, disleksinin, özgül öğrenme güçlüğünün en alt gurubu olan okuma güçlüğünü tanımladığı, özgül öğrenme güçlüğü çeken bireylerin zeka düzeyinin normal ya da normalin üzerinde olduğu, özgül öğrenme güçlüğünün bireysel bir öğrenme farklılığı olduğu ve bir hastalık, zihinsel gerilik ya da zeka problemi, işitme, görme gibi duyu organlarındaki bir bozukluk, fiziksel bir engelden kaynaklı öğrenememe ve uygulayamama durumu olmadığı, disleksi vb. özgül öğrenme güçlüğü tanısının, genel olarak küçük yaşlardan itibaren tespit edilebildiği, çeşitli tedavi yöntemleriyle belirtileri ciddi oranda azaltılabilen bir durum olduğu, bu tanıya sahip bireylerin zeka geriliği gibi bir durumu söz konusu olmadığından sınavlarda başarılı olabildikleri, konuya ilişkin olarak disleksi vb. tanısı konulan bireylere YKS/LYS de verilen imkanlara ek başkaca imkanlar tanınması talebiyle ÖSYM Kılavuzu’nun iptaline ilişkin açılan davanın Danıştay Sekizinci Dairesi’nin E:2014/4195, K:2016/3641 sayılı kararıyla reddedildiği, bu kararın Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu’nun E:2016/3754, K:2016/2756 sayılı kararıyla onandığı, disleksi tanısı konulan bireylere fırsat eşitliğinin sağlanmasına yönelik olarak; sınavlarda ek imkanlar sağlanarak diğer öğrencilerle eşit imkanlarda yarışmalarının sağlandığı, bedensel engelli, görme engelli, işitme engelli, MR (mental retardasyon) ile “yaygın gelişimsel bozukluklar” (otizm, spektrum bozuklukları(OBS), asperger sendromu, RETT sendromu, dezintegratif bozukluklar, sınıflanamayan grupta yer alan yaygın gelişimsel bozukluklar) sahip bireylerin engel türünün ağırlığı, yaşadıkları sıkıntılar, diğer engel türleri yaşayan bireylere nazaran daha zor ya da daha kalıcı olması, eğitim öğretim sürecinin diğer bireylere oranla daha yıpratıcı olması nedeniyle bu kişiler yönünden ayrı düzenleme ihtiyacının duyulduğu, özel yetenek programına başvurmak için 2020-TYT puanının en az 150; engelli adaylardan sayılan gurupta yer alanlar için en az 100 puan olması gerektiği, bu durumda 150 puan alması halinde disleksili öğrencilerin de bu sınavlara katılabilmelerinde bir engel bulunmadığı, Genel Kurul Kararında belirtilen engelli bireyler ile tıbben aynı durumda bulunmayan özgül öğrenme güçlüğüne sahip adayların, anılan engele sahip adaylar ile aynı sınava girmelerinin “fırsat eşitliği ilkesine” aykırı olduğu, öte yandan; ÇÖZGER’de özgül öğrenme güçlüğü yaşayan bireylerin özel gereksinimlerinin olmasının belirtilmesiyle dava konusu işlemin hukuka aykırı olduğu anlamına gelmediği, zira özel gereksinim ile ifade edilmek istenenin; çocuğun, işlev kısıtlılığı bulunmayan diğer bireylere oranla kendisine bir takım ek imkanlar tanınması anlamına geldiği, bu bağlamda, disleksili adaylar için ÖSYS Kılavuzu’nda gerekli ek imkanlar sağlandığı, dava konusu işlemin hukuka uygun olduğu savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Davanın reddi gerektiği düşünülmektedir.
DANIŞTAY SAVCISI : …
DÜŞÜNCESİ : Dava, (ÖSYM) Ölçme Seçme ve Yerleştirme Kılavuzlarında özgül öğrenme güçlüğü yaşayan bireylerin, “Özel Yetenekle Programa Alınan Engelli Öğrenciler” kontenjanına dahil edilmesi talebiyle davalı idareye yapılan 02/10/2019 tarihli başvurunun zımnen reddine ilişkin işlemin iptali istemiyle açılmıştır.
2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu’nun 7. maddesinde, Yükseköğretim kurumlarında ve bu kurumlara girişte imkan ve fırsat eşitliği sağlayacak önlemleri almak, Yükseköğretim Kurulunun görevleri arasında sayılmış, aynı Kanun’un 45. maddesinde ise Yükseköğretim kurumlarına giriş ve yerleştirme işlemlerinin imkân ve fırsat eşitliğini sağlayacak tedbirleri almak kaydıyla, Yükseköğretim Kurulu tarafından belirlenen usul ve esaslara göre yapılacağı düzenlenmiştir.
30/03/2017 tarihli Yükseköğretim Genel Kurul toplantısında; 19/12/2013 tarih ve 25/09/2014 tarihli Yükseköğretim Genel Kurul kararlarının “Özel yetenek sınavı ile öğrenci alan programlarda engelli öğrenciler için (bedensel engelli, görme engelli, işitme engelli, MR (mental retardasyon) ile “yaygın gelişimsel bozukluklar” (otizm, spektrum bozuklukları (OBS), asperger sendromu, RETT sendromu, dezintegratif bozukluklar, sınıflanamayan grupta yer alan yaygın gelişimsel bozukluklar) durumlarını “engelli sağlık kurulu raporu” ile belgelemeleri kaydıyla YGS puanlarından biri 100 ve üzerinde olanların, özel yetenek sınavına kabul edilmesi ve başvuruları kabul edilen adayların YGS puanları değerlendirmeye katılmadan (ÖSYS Kılavuzunda yer alan formül kullanılmadan) kendi aralarında yapılacak ayrı bir yetenek sınavı sonucuna göre değerlendirilerek, yetenek sınavını kazanan öğrencilerin kayıtlarının yapılması” şeklinde değiştirilmesinin uygun görülmesi üzerine, davacı Dernek tarafından özgül öğrenme güçlüğü yaşayan bireylerin, “Özel Yetenek Sınavı İle Programa Alınan Engelli Bireyler” kontenjanına dahil edilmesi yolunda davalı Yükseköğretim Kurulu Başkanlığına yaptığı başvuruların reddi üzerine bu dava açılmıştır.
Davalı idare tarafından davacı Derneğin çeşitli tarihlerde yaptığı başvuruları özgül öğrenme güçlüğünün ICD-10 kodlarında “diğer yaygın gelişimsel bozukluklar” kapsamında yer alamayacağı değerlendirilmesiyle reddedilmiş, davacı tarafından, 20/02/2019 tarih ve 30692 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Çocuklar İçin Özel Gereksinim Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelikle özgül öğrenme güçlüğü yaşayan bireylerin ICD-10 koduna alındığı gerekçesiyle yapılan davaya konu başvuru ise, 12/02/2020 tarihli Yükseköğretim Yürütme Kurulu toplantısında görüşülerek, sınav sürecinde ÖSYM’nin sağlamış oluğu imkanlar (ek süre verilmesi, tekli salonda sınava alınması, okuyucu/işaretleyici verilmesi, yanında araç gerecini getirebilmesi) göz önünde bulundurularak disleksisi bulunan bireylerin özel yetenek sınavına girmelerinde engel bulunmadığından, mevcut engel türlerine dahil edilmemesinin uygun olduğuna karar verilmiştir.
Davalı idarece özgül öğrenme güçlüğü yaşayan bireylere sınavlarda tanınan ek imkanların, herhangi bir tanısı bulunmayan diğer öğrencilerle aralarındaki eşitsizliği gidererek başarılı olmalarının önündeki engelleri kaldırdığı iddia edilmekteyse de, davacı tarafından dosyaya sunulan özgül öğrenme güçlüğü çeken bireylerin özel yetenek sınavı ile programa alınan öğrenci kontenjanına dahil edilmesi hususunda üniversitelerin özel eğitim fakültelerine ait bilimsel ve hukuki görüşler incelendiğinde;
-Öğrenme güçlüğü olan bireylerin, bazı bilişsel süreçlerde yaşadıkları problemler nedeniyle, tüm okul yaşamları boyunca okuma, yazma, matematik başta olmak üzere tüm akademik alanlarda önemli güçlükler yaşadıkları ve başarısız oldukları,
-Zeka düzeyleri normal veya normalin üzerinde olsa da, dikkat, algı, bellek bilgi işlemleme hızı gibi bilişsel süreçlerde yaşadıkları sınırlılığın, onların akranları düzeyinde bir öğrenme sergilemelerini ve sınavlarda başarı göstermelerini engellediği ve bu durumun onlar için üniversite giriş sınavı gibi önemli, stresli ve süreli sınavlarda büyük bir dezavantaj oluşturduğu,
-Dislektik çocukların özel yetenekli çocuklar oldukları ancak okul derslerinde genel olarak başarısız oldukları, disleksili çocukların beynin sol ön lobunu kullanmakta güçlük çektikleri için başarmayı istemelerinin yeterli olmayıp, desteklenmeleri gerektiği yolunda tespitlerde bulunularak, özgül öğrenme güçlüğü yaşayan bireylerin Çocuklar İçin Özel Gereksinim Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelikte ICD-10 koduna alınması hususu da dikkate alınarak, üniversiteye girişte özel yetenek sınavı ile öğrenci alan programlarda diğer engeli olan bireylere sağlanan haklardan yararlanmalarının yaşamış oldukları dezavantajları en aza indirme açısından uygun olacağı değerlendirilmiştir.
Öte yandan, Sağlık Bakanlığı tarafından da özgül öğrenme güçlüğünün ICD-10 sınıflandırma sistemi içinde Psikolojik Gelişimsel Bozukluklar (F80-F89) kısmında yer aldığı belirtilmiştir.
Bu durumda, özel öğrenme güçlüğü olan bireylerin, okul yaşamları boyunca akademik alanlarda önemli güçlükler yaşadıkları ve başarısız oldukları ancak farklı yeteneklerinin bulunduğu yolundaki tespitler dikkate alındığında, kendilerine uygun olan bir sınavla değerlendirilmelerinin hakkaniyete uygun olacağı sonucuna varılmaktadır.
Açıklanan nedenlerle, özgül öğrenme güçlüğü yaşayan bireylerin, “Özel Yetenek Sınavı İle Programa Alınan Engelli Bireyler” kontenjanına dahil edilmesi istemiyle davalı Yükseköğretim Kurulu Başkanlığına yapılan başvurunun reddi yolundaki işlemde hukuka uyarlık bulunmadığından dava konusu işlemin iptaline karar verilmesi gerektiği, düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ SÜREÇ :
Dava, (ÖSYM) Ölçme Seçme ve Yerleştirme Kılavuzlarında özgül öğrenme güçlüğü yaşayan bireylerin, “Özel Yetenekle Programa Alınan Engelli Öğrenciler” kontenjanına dahil edilmesi talebiyle davalı idareye yapılan 02/10/2019 tarihli başvurunun zımnen reddine ilişkin işlemin iptali istemiyle açılmıştır.
İNCELEME VE GEREKÇE:
İlgili Mevzuat:
Anayasa’nın “Yükseköğretim Üst Kuruluşları” başlıklı 131. maddesinde; “Yükseköğretim kurumlarının öğretimini planlamak, düzenlemek, yönetmek, denetlemek, yükseköğretim kurumlarındaki eğitim – öğretim ve bilimsel araştırma faaliyetlerini yönlendirmek bu kurumların kanunda belirtilen amaç ve ilkeler doğrultusunda kurulmasını, geliştirilmesini ve üniversitelere tahsis edilen kaynakların etkili bir biçimde kullanılmasını sağlamak ve öğretim elemanlarının yetiştirilmesi için planlama yapmak maksadı ile Yükseköğretim Kurulu kurulur.” hükmü yer almaktadır.
2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu’nun 6. maddesinin (a) fıkrasında, “Yükseköğretim Kurulu, tüm yüksek öğretimi düzenleyen ve yükseköğretim kurumlarının faaliyetlerine yön veren, bu kanunla kendisine verilen görev ve yetkiler çerçevesinde özerkliğe ve kamu tüzel kişiliğine sahip, bir kuruluştur…” hükmü yer almış; 7. maddesinin (a) bendinde, yükseköğretim kurumlarının bu Kanunda belirlenen amaç, hedef ve ilkeler doğrultusunda kurulması, geliştirilmesi, eğitim – öğretim faaliyetlerinin gerçekleştirilmesi, aynı maddenin (b) bendinde, yükseköğretim kurumları arasında bu Kanunda belirlenen amaç, ilke ve hedefler doğrultusunda birleştirici, bütünleştirici, sürekli, ahenkli ve geliştirici işbirliği ve koordinasyonu sağlamak, (h) bendinde ise; üniversitelerin her eğitim – öğretim programına kabul edeceği öğrenci sayısı önerilerini inceleyerek kapasitelerini tespit etmek; insangücü planlaması, kurumların kapasiteleri ve öğrencilerin ilgi ve yetenekleri doğrultusunda ortaöğretimdeki yönlendirme esaslarını da dikkate alarak öğrencilerin seçilmesi ve kabul edilmesi ile ilgili esasları tespit etmek Yükseköğretim Kurulu’nun görevleri arasında sayılmış; 12. maddesinin d fıkrasında; örgün, yaygın, sürekli ve açık eğitim yoluyla toplumun özellikle sanayileşme ve tarımda modernleşme alanlarında eğitilmesini sağlamanın Yükseköğretim kurumlarının görevi olduğu belirtilmiş ve anılan Kanun’un 43. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinde; “Yükseköğretim kurumları, örgün, yaygın ve açık öğretim yöntemleri ile her türlü eğitim – öğretim yapabilirler.” hükmüne yer verilmiştir.
Aynı Kanunun 45. maddesinde de; “Yükseköğretim kurumlarına giriş ve yerleştirme işlemleri imkân ve fırsat eşitliğini sağlayacak tedbirleri almak kaydıyla, Yükseköğretim Kurulu tarafından belirlenen usul ve esaslara göre yapılır.” hükmüne yer verilmiştir.
6114 sayılı Ölçme ve Yerleştirme Merkezi Başkanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun’nun 7. maddesinin 1. fıkrasında, sınavların, ölçme, değerlendirme ve yerleştirme işlemleri, güvenilirlik, gizlilik, tarafsızlık, bilimsellik ilkeleri çerçevesinde ve adaylara fırsat eşitliği sağlayacak biçimde yapılacağı, 2. fıkrasında ise, sınavların, adayların bilgi ve yetenek düzeylerine göre sıralanmasını sağlamak amacıyla, sıralama sınavları veya adayları belirlenen asgarî yetenek ve yeterlilikleri taşıyıp taşımadıklarına göre gruplandıran seviye tespit sınavları biçiminde yapılabileceği, 7. fıkrasında; Yükseköğretim ile ilgili sınavlar Yükseköğretim Kurulu tarafından belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde yapılacağı hükmü yer almaktadır.
20/02/2019 tarih ve 30692 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Çocuklar İçin Özel Gereksinim Değerlendirmesi Hakkında Yönetmeliğin “Tanımlar” başlıklı 4. maddesinin (d) bendinde; Çocuklar İçin Özel Gereksinim Raporunun (ÇÖZGER), sağlık kurulunca hazırlanan çocuğun özel gereksinimlerini belirten belgeyi; (n) bendinde; Özel gereksinimin, çocuğun toplumsal yaşama eşit katılabilmesi için bedensel ya da gelişimsel işlev kısıtlılığı olmayan bireylerden farklı sağlık, eğitim, rehabilitasyon, cihaz, ortez, protez, çevresel düzenlemeler ve diğer sosyal ve ekonomik haklara ve hizmetlere gereksiniminin olmasını, (ı) bendinde ise; Hastalıkların Uluslararası Sınıflandırılması (ICD) Kodunun, hastalıkların sınıflandırması ve hastalık isimlerinin kesin kriterlere göre bir araya getirilmesinden oluşan uluslararası kategorik kodlama sistemini tanımladığı ifade edilmiştir.
2020 Yükseköğretim Kurumları Sınavı (YKS) Kılavuzu’nun “7.9. Engelli/sağlık sorunu olan adaylar ve sağlık durumu/engel bilgi formunun doldurulması” başlıklı bölümünde; “Engelli/sağlık sorunu olan adayların “Engelli Salonlarında” sınava alınabilmeleri için bir üniversite veya devlet hastanesinden alacakları;
1) Engelli Sağlık Kurulu Raporu / Sağlık Kurulu Raporu / Çocuklar İçin Özel Gereksinim Raporu (ÇÖZGER) onaylı bir örneğini
2) Sağlık/Engel Bilgi Formunu (doldurulmuş olarak)
3) Sağlık/engel durumlarını belirten dilekçelerini
4) Aday Başvuru Kayıt Bilgilerinin bir fotokopisini başvuru süresi içerisinde ÖSYM’ye ulaştırmaları gerekmektedir.
Bir üniversite veya devlet hastanesinden alınmayan raporlar kabul edilmez.
Bedensel özelliklerinde ağır derecede ve sürekli olarak işlev kaybı veya bozukluğu (bütün düzeltmelere rağmen bedensel, görme veya işitme gücünde tam ya da önemli ölçüde eksiklik) olması nedeniyle eğitim-öğretim hizmetlerinden yeterince yararlanamayan adayların seçme ve yerleştirme işlemleri engel türü, engel derecesi, puanları ve tercihleri göz önünde bulundurularak yapılacaktır. Sağlık kurulu raporlarında belirtilen engel dereceleri, ÖSYM tarafından incelenecek, adayların engelleri nedeniyle ayrı bir seçme ve yerleştirme işlemine tabi tutulup tutulmayacakları bu incelemelerin sonuçlarına göre belirlenecektir. Değerlendirme işleminde engel türü ve derecesi dikkate alınarak işlem yapılan adayların Sınav Sonuç Belgesi de buna uygun olarak düzenlenmiş olacaktır.” kuralı; “Engel/sağlık durumuna ilişkin bilgiler sürekli engel grubu” başlıklı bölümde; “Görme, işitme, bedensel, zihinsel, dil ve konuşma bozukluğu, süreğen/kronik (diyabet, astım vb.) gibi sürekli engele sahip adaylar ile sınıflanamayan grupta yer alan (yaygın gelişimsel bozukluk, özgül/özel öğrenme güçlüğü, ruhsal ve duygusal vb.) adaylar bu alanı dolduracaklardır.
Sürekli engel durumuna sahip adaylar bu bölümde, engel durumlarına uygun olan seçenek/seçenekleri işaretleyecekler ve Engelli Sağlık Kurulu Raporu/Sağlık Kurulu Raporlarında belirtilen yüzdelik oranı ilgili alana yazacaklardır. Raporlarında yüzdelik oran olmayanlar bu alanı boş bırakacaklardır.
Tam Vücut Engel Oranı: Sürekli engeli olan adayların “Engelli Sağlık Kurulu Rapor”unda belirtilen toplam yüzde oranıdır.” kuralı; “Engelli/sağlık sorunu olan adaylara sınav uygulamaları” başlıklı bölümde ise; “Sağlık Durumu/Engel Bilgi Formunda Sürekli Engel Grubunda;
– Süreğen Hastalık (Kronik)
– Dil ve Konuşma Bozukluğu
– Zihinsel (MR)
– Sınıflanamayan alanlarını işaretleyen adaylar, bu grupta yer almaktadır.
Engelli Sağlık Kurulu Raporlarında/ÇÖZGER’de;
– Zihinsel MR (mental retardasyon) ile
– Sınıflanamayan grupta yer alan yaygın gelişimsel bozukluk (otizm spektrum bozuklukları (OSB), asperger sendromu, RETT sendromu, dezintegratif bozukluk vb.), özgül/özel öğrenme güçlüğü (disleksi, dikkat eksikliği, hiperaktivite vb.) olduğu belirtilen adaylara ek süre ve talepleri doğrultusunda okuyucu ve/veya işaretleyici yardımı verilir.
Bu adaylar tüm sorulardan sorumludur. Okuyucu yardımı alan adayların istedikleri takdirde sınav esnasında soruları kendilerinin de okumalarına izin verilir. Okuyucu ve/veya işaretleyici yardımı talep etmeyenler istedikleri takdirde tekli salonlarda sınava alınır.
Ruhsal ve duygusal sağlık sorunu (panikatak, depresyon, şizofreni, atipik psikoz gibi) olan adaylara talepleri doğrultusunda işaretleyici yardımı verilir. İşaretleyici yardımı talep etmeyenler de istedikleri takdirde tekli salonda sınava alınır.
Diyabet hastalarının insülin pompası, şeker ölçüm cihazı, ek gıda vb. ile engelli sınav salonlarına alınmalarına izin verilir. Sürekli sağlık sorunu nedeniyle ilaç kullanan adayların yanlarında ilaç getirmesine izin verilir. Sürekli sağlık sorunu nedeniyle ilaç vb. kullanan adayların bu durumlarını dilekçelerinde belirtmeleri gerekmektedir. Adayların bu talepleri ÖSYM tarafından değerlendirilecektir.” kuralı yer almaktadır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
Engelli öğrencilere ilişkin; 30/03/2017 tarihli Yükseköğretim Genel Kurul toplantısında 19/12/2013 tarih ve 25/09/2014 tarihli Yükseköğretim Genel Kurul kararlarının; “Özel yetenek sınavı ile öğrenci alan programlarda engelli öğrenciler için (bedensel engelli, görme engelli, işitme engelli, MR( mental retardasyon) ile “yaygın gelişimsel bozukluklar” (otizm, spektrum bozuklukları(OBS), asperger sendromu, RETT sendromu, dezintegratif bozukluklar, sınıflanamayan grupta yer alan yaygın gelişimsel bozukluklar) durumlarını “engelli sağlık kurulu raporu” ile belgelemeleri kaydıyla YGS puanlarından biri 100 ve üzerinde olanların, özel yetenek sınavına kabul edilmesi ve başvuruları kabul edilen adayların YGS puanları değerlendirmeye katılmadan (ÖSYS Kılavuzunda yer alan formül kullanılmadan) kendi aralarında yapılacak ayrı bir yetenek sınavı sonucuna göre değerlendirilerek, yetenek sınavını kazanan öğrencilerin kayıtlarının yapılması” şeklinde değiştirilmesi uygun görülmüştür.
Davacı dernek tarafından, disleksili çocukların yaşamış olduğu zorluklar dolayısıyla Anayasal güvence altına alınan “eğitim haklarına ulaşmakta zorluk yaşadıkları, özgül öğrenme güçlüğü çeken öğrencilerin, Özel Yetenek Sınavı İle Programa Alınan Engelli Bireyler” kapsamına alınması talebiyle davalı kuruma 11/10/2017 ve 12/12/2018 tarihli dilekçeler ile başvurulmuş olup; davalı idarece anılan başvurular; özgül öğrenme güçlüğünün ICD 10 kodlarında özellikle otizm için tanımlanan alt gruplardan “diğer yaygın gelişimsel bozukluklar” içerisinde yer almadığı, ancak konu ile ilgili çalışmaların devam ettiği belirtilerek reddedilmiştir.
Yine, 2019 yılı Şubat ayında ÇÖZGER Yönetmeliğinin (Çocuklar İçin Özel Gereksinim Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik) yürürlüğe girmesi üzerine, anılan Yönetmelik ile özgül öğrenme güçlüğünün ICD 10 sınıflandırmasına dahil edildiği gerekçesiyle 02/10/2019 tarihli dilekçe ile davalı idareye tekrar başvurulmuş olup; davalı idarece anılan başvuru zımnen reddi üzerine bakılmakta olan dava açılmıştır.
Olayda, özgül öğrenme güçlüğünün, ICD 10 kodlarında özellikle otizm için tanımlanan alt gruplardan “diğer yaygın gelişimsel bozukluklar” içerisinde yer alıp almadığı hususu uyuşmazlığın özünü oluşturmaktadır.
ICD 10. Sınıflandırma sistemi içinde, “Psikolojik Gelişimsel Bozukluklar” (F80-F89) kısmında yer almakta olup; “F84” alt grubunda ayrıntılı bir şekilde “Yaygın Gelişimsel Bozukluklar” sınıflandırılmıştır.
Anılan sınıflandırmada; “Karşılıklı sosyal etkileşimlerde ve iletişim biçimlerinde kalitatif anormalliklerle, sınırlı, sterotipik, tekrarlı ilgi ve aktivite repertuarı ile karakterize bozukluklar grubudur. Bu kalitatif anormallikler, tüm durumlarda bireyin işlevinin yaygın özelliğidir.
Herhangi bir ilişkili tıbbi durumu ve mental retardasyonu tanımlamak için ek kod kullanın.
F84.0 Çocukluk otizmi
İnfantil:
• otizm
• psikoz
Kanner sendromu
Otistik bozukluk
Şunlarla tanımlanan yaygın gelişimsel bozukluk tipidir: (a) 3 yaş öncesinde belirti veren anormal veya yetersiz gelişmenin varlığı ve (b) Her 3 psikopatoloji alanında anormal fonksiyonun karakteristik tipi: Karşılıklı sosyal etkileşim, iletişim ve sınırlı
Hariç: otistik psikopati (F84.5)
F84.1 Atipik otizm
Atipik çocukluk psikozu
Otistik özellikle birlikte mental retardasyon
Başlangıç yaşı veya tanısal kriterlerin 3 setini karşılamaması açısından çocukluk otizminden ayrılan yaygın bir gelişim bozukluğu tipidir. Ancak 3 yaş sonrasında bulunan anormal ve yetersiz gelişme olduğu zaman ve otizm tanısı için gereken 3 psikopatoloji
Mental retardasyonu tanımlamak için, uygunsa ek kod (F70–F79) kullanın.
F84.2 Rett sendromu
Bu güne kadar yalnızca kızlarda bulunan genellikle 7 ile 24 aylık arasında başlangıç ile birlikte kafa büyümesinde azalmanın eşlik ettiği lökomosyon ve elleri kullanma becerilerinin ve konuşmanın parsiyel veya komplet kaybının normal erken gelişmeyi izled
F84.3 Diğer çocukluk disentegratif bozukluğu
Demans infantilis
Disentegratif psikoz
Heller sendromu
Simbiyotik psikoz
Bozukluk başlamadan önce tamamen normal gelişme dönemi ardından birkaç aylık süre içerisinde birkaç gelişme alanındaki önceden edinsel becerilerin kesin kaybının izlediği yaygın gelişme bozukluğu tipidir. Tipik olarak, çevreye karşı genel ilgi kaybı, ster
Birlikte bulunan herhangi bir nörolojik durumu tanımlamak için ek kod kullanın.
Hariç: Rett sendromu (F84.2)
F84.4 Mental retardasyon ve sterotipik hareketler ile ilişkili aşırı aktif bozukluk
Belirsiz nozolojik geçerliliği olan yetersiz tanımlanmış bir bozukluktur. Kategori, stereotipik davranışların yanı sıra hiperaktivitede ve dikkatte majör problemler gösteren ciddi mental retardasyonlu (IQ 34’den küçük) çocuklar grubunu içerecek şekilde ta
F84.5 Asperger sedromu
Çocukluğun şizoid bozukluğu
Otistik psikopati
Sınırlı, stereotipik, tekrarlı ilgi ve aktivite repertuarı ile birlikte otizmi taklit eden karşılıklı sosyal etkileşimde kalitatif anormalliklerin aynı tipi ile karakterize olan, belirsiz nozolojik geçerliliği bulunan bir bozukluktur. Dilde veya kognitif
F84.8 Diğer yaygın gelişimsel bozukluklar
F84.9 Yaygın gelişimsel bozukluk, tanımlanmamış” açıklamaları yer almaktadır.
Uyuşmazlığın çözümü için Dairemizin 22/10/2020 tarih ve E:2020/3837 sayılı Ara Kararı ile davalı idareden; Özgül öğrenme güçlüğü yaşayan bireylerin, “Özel Yetenek Sınavı İle Programa Alınan Engelli Bireyler” kontenjanına dahil edilmesi yolunda Kurul’a gelen taleplerin değerlendirilmesine yönelik olarak; Engelli Çalışma Gurubu’nun görüş ve önerisini ihtiva eden rapor, çalıştay raporu vb. her türlü bilgi belgenin gönderilmesinin istenilmesine karar verilmiş olup; davalı idarece anılan Ara Karara verilen cevapta; Engelli Çalışma Gurubunun 04/10/2019 tarihli toplantı tutanağı dosyaya sunularak, anılan toplantıda, özgül öğrenme güçlüğü yaşayan bireylerin YÖK kararındaki engel gruplarına dahil edilmesi talepleriyle ilgili; anılan karardan yararlanma imkanı verilmesi durumunda bu adayların engeli bulunmayan diğer adaylar gibi özel yetenek sınavında başarılı olarak özellikle özel yetenekleri nedeniyle özel yetenek sınavıyla sisteme dahil edilmesinin, istenen engelli gruplar arasında yer alan ve engelli adaylar arasında dezavantajlı olan Otizm Spektrum Bozukluğu gibi engeli bulunan adayların sınavda başarılı olma imkanını ortadan kaldıracağı, bu çerçevede özgül öğrenme güçlüğü yaşayan bireylerin YÖK kararındaki engel gruplarına dahil edilmesi talebiyle ilgili olarak; ÖSYM’nin sağlamış olduğu imkanlar göz önünde bulundurulduğunda (ek süre, tekli salon, okuyucu/işaretleyici, yanında aparatını getirebilme) ilgili YÖK kararında yer alan engel türlerindeki adayların özel yetenek sınavıyla öğrenci alan programlara başvurması hedeflendiğinden hali hazırda disleksi olan bireylerin engel türlerine dahil edilmemesine karar verildiği ifade edilmiştir.
Yine, Dairemizin 20/01/2021 tarih ve E:2020/3837 sayılı ikinci Ara Kararı ile; Sağlık Bakanlığı’ndan …davacı Dernek tarafından özgül öğrenme güçlüğü yaşayan bireylerin, “Özel Yetenek Sınavı İle Programa Alınan Engelli Bireyler” kontenjanına dahil edilmesi yolunda davalı Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı’na yaptığı başvuruların reddi üzerine açılan davada; özgül öğrenme güçlüğü tanısının (disleksi, disgrafi, diskalkuli) sınıflanamayan grupta yer alan yaygın gelişimsel bozukluklar kapsamında olduğu iddia edildiğinden, bu bağlamda;
1-Özgül Öğrenme Güçlüğünün (alt tipleri bazında ayrı ayrı değerlendirme yapılarak) ICD KOD ve alt grupları kapsamında olup olmadığı, kapsamda ise; hangi sınıflandırma altında yer aldığının sorulmasına,
2- Özgül Öğrenme Güçlüğü tanısı konulan bireyler ile yaygın gelişimsel bozukluklar kapsamında olan otizm, spektrum bozukluğu(OBS), asperger sendromu, RETT sendromu, dezintegratif bozukluk tanısı konulan bireylerin engel oranları hakkında bilgi istenilmesine,
3- İkinci maddede belirtilen engel oranları çerçevesinde Özgül Öğrenme Güçlüğü tanısının, tanımlanamayan yaygın gelişimsel bozukluklar kategorisinde olup olmadığının sorulmasına,
4- Çocuklar İçin Özel Gereksinim Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik’te Disleksi tanısı gereksinim değerlendirmesinin “Özel gereksinimi vardır.” şeklinde olduğu görüldüğünden, bu bağlamda; anılan Yönetmeliğe göre özgül öğrenme güçlüğü tanısının tanımlanamayan yaygın gelişimsel bozukluklar kapsamında kabul edilip edilmediğinin sorulmasına ve konuya ilişkin bilgi belgenin gönderilmesinin istenilmesine karar verilmiştir.
Sağlık Bakanlığının 04/05/2021 tarihinde kayıtlara giren cevabi yazısında; “Özgül Öğrenme Güçlüğü (ÖÖG), ICD 10. Sınıflandırma sistemi içinde Psikolojik Gelişimsel Bozukluklar (F80-F89) kısmında yer almaktadır. Bu kısım içinde de Skolastik Becerilerinin Özgül Gelişimsel Bozuklukları (F81) bölümünde sınıflandırılmış ve Özgül Okuma Bozukluğu (F81.0), Özgül Heceleme Bozukluğu ((F81.1), Özgül Aritmetik Beceri Bozukluğu (F81.2), Karma Skolastik Becerilerde Bozukluk (F81.3), Diğer Skolastik Beceri Bozukluğu (F81.8) ve Skolastik becerilerinin gelişimsel bozuklukları tanımlanmış (F81.9) şeklinde alt bozukluklara yer verilmiştir. Yaygın Gelişimsel Bozukluklar ise F84 tanı kodu ile farklı bozukluklar olarak sınıflandırılmıştır. Ayrıca ÖÖG, Amerikan DSM sınıflandırılmasında da 315.00 kodu altında sınıflandırılmıştır.
20.02.2019 tarihli ve 30692 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Çocuklar İçin Özel Gereksinim Değerlendirilmesi Hakkında Yönetmelikte ÖÖG özür oranı ÖGV (özel gereksinimi vardır) (%20-39), Yaygın Gelişimsel Bozukluklar, Otizm Spektrum Bozukluğu, Asperger Bozuklulğu, Rett sentromu, Dezintegratif Bozukluk tanılarının özür oranı ise ÖKGV (özel koşul gereksinimi vardır) (%90-99) olarak belirtilmiştir.
ÖÖG, eski sınıflandırma sistemleri DSM 4 TR ya da ICD 10 ve DSM 5’te yaygın gelişimsel bozukluklar sınıflandırılmasında yer almaz. ÖÖG ve Yaygın Gelişimsel Bozukluklar ICD 10’da Psikolojik Gelişimsel Bozukluklar kısmında yer alsa da farklı bozukluklar olarak sınıflandırılmıştır. DSM %’te de benzer şekilde ÖÖG ve Yaygın Gelişimsel Bozukluklar Nörogelişimsel bozuklukların içinde yer alıp farklı bozukluklar olarak sınıflandırılmıştır.
Çocuklar İçin Özel Gereksinim Değerlendirilmesi Hakkında Yönetmelikte hem ÖÖG hem Yaygın Gelişimsel Bozukluklar’ın özel gereksinim gerektirdiği belirtilmiştir. Ancak söz konusu Yönetmeliğin eklerinde görüldüğü gibi özür oranları farklı olmasının yanında Tanı Kılavuzlarına uyumlu şekilde farklı bozukluklar olarak kabul edilmiştir. ” şeklinde açıklamaya yer verilmiştir.
Yukarıda yer alan açıklamalar dikkate alındığında; ICD 10 tablosunda, tıbbi literatürde “özgül öğrenme güçlüğü” olarak ifade edilen durumun “Psikolojik Gelişimsel Bozukluk” (F80-F89) başlığı altında yer aldığı, ancak; bu başlık altında bir alt başlık olarak ifade edilen “Yaygın Gelişimsel Bozukluklar” (F84) kapsamında yer almadığı, Skolastik Becerilerinin Özgül Gelişimsel Bozuklukları (F81) bölümünde sınıflandırıldığı anlaşılmaktadır.
Ayrıca; 2022 Yükseköğretim Kurumları Sınavı Klavuzu’nda yer alan; sınıflanamayan grupta yer alan yaygın gelişimsel bozukluk (otizm spektrum bozuklukları (OSB), asperger sendromu, RETT sendromu, dezintegratif bozukluk vb.) özgül/özel öğrenme güçlüğü (disleksi, dikkat eksikliği, hiperaktivite vb.) olduğu belirtilen adaylara ek süre ve talepleri doğrultusunda okuyucu ve/veya işaretleyici yardımı verileceği, bu adayların tüm sorulardan sorumlu olduğu, okuyucu yardımı alan adayların istedikleri takdirde sınav esnasında soruları kendilerinin de okumalarına izin verileceği, okuyucu ve/veya işaretleyici yardımı talep etmeyenlerin istedikleri takdirde tekli salonlarda sınava alınacağı, ruhsal ve duygusal sağlık sorunu (panikatak, depresyon, şizofreni, atipik psikoz gibi) olan adaylara talepleri doğrultusunda işaretleyici yardımı verileceği, işaretleyici yardımı talep etmeyenlerin de istedikleri takdirde tekli salonda sınava alınacağı kuralı dikkate alındığında, Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi Başkanlığı tarafından, özgül öğrenme güçlüğü yaşayan adaylara yönelik olarak ek süre, okuyucu, işaretleyici, tekli salon gibi imkanların sunularak adaylar arasında fırsat eşitliğinin sağlandığı görülmektedir.
Bu itibarla; özür oranları %90-99 olan ve dezavantajlı grupta yer alan; “Yaygın Gelişimsel Bozukluklar, Otizm Spektrum Bozukluğu, Asperger Bozuklulğu, Rett sentromu, Dezintegratif Bozukluk” tanısı bulunan adayların, özel yetenek sınavı ile öğrenci alan programlarda durumlarını “engelli sağlık kurulu raporu” ile belgelemeleri kaydıyla YGS puanlarından biri 100 ve üzerinde olanların, özel yetenek sınavına kabul edilmesi ve başvuruları kabul edilen adayların YGS puanları değerlendirmeye katılmadan (ÖSYS Kılavuzunda yer alan formül kullanılmadan) kendi aralarında yapılacak ayrı bir yetenek sınavı sonucuna göre değerlendirilerek, yetenek sınavını kazanan öğrencilerin kayıtlarının yapılması yolunda verilen karara özgül öğrenme güçlüğü yaşayan adayların dahil edilmemesinde hukuka, mevzuata ve hakkaniyete aykırılık bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. DAVANIN REDDİNE,
2. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam … TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
3. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca … TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,
4. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra istemi halinde davacıya iadesine,
5. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere,
29/09/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.