Danıştay 8. Daire Başkanlığı 2020/4849 E. , 2021/705 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
SEKİZİNCİ DAİRE
Esas No : 2020/4849
Karar No : 2021/705
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Belediye Başkanlığı
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVACILAR) : …’a velayeten
…
…
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:… , K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacılar çocuğu … ‘un 28/10/2009 tarihinde Nevşehir ili, Merkez ilçesi, … Mahallesi, … Sokak, No:… adresinde kain … Apartmanı önünde bulunan, iş güvenliği ve diğer koruyucu önlemler alınmadan kapakları açılan 4,5 metre yükseklikteki bina bodrum çukuruna düşmesi sonucu ağır yaralanması ve sürekli engelli hale gelmesi olayında, davalı idarenin gerekli tedbir ve önlemleri almaması nedeniyle hizmet kusuru bulunduğundan bahisle … için 500.000,00-TL maddi, 300.000,00-TL manevi, baba … için 150.000,00-TL manevi, anne … için 150.000,00-TL manevi tazminat olmak üzere toplam 500.000,00-TL maddi, 600.000,00-TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenmektedir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararında; olayda davalı idarenin sorumluluğunun olup olmadığının tespiti için 29/11/2018 tarihli ara karar ile mahallinde keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verildiği, konusunda uzman bilirkişiler marifetiyle 01/02/2019 tarihinde dava konusu olay mahallinde yapılan keşif ve bilirkişi incelemesi neticesinde hazırlanarak dosyaya sunulan 20/02/2019 havale tarihli bilirkişi raporunda özetle; “28/10/2009 tarihinde Nevşehir ili, … Mahallesi, … Sokak, No:… adresinde bulunan … Apartmanına ait bodrum kata açılan 2×2 metre ebatlarındaki saç kapakların bodrum katta devam eden mekanik tesisat tamiratından dolayı açık vaziyette bulunduğu, kazazede … ‘un bu kapaklardan yaklaşık 4,5 metre yükseklikten sert zemine düşerek yaralanması ile sonuçlanan iş kazası olayında, çalışma alanında kişilerin dikkatlerini çekmek ve bilgilendirmek amacı ile sağlık ve güvenlik uyarı levhalarının bulunmadığının dosya içeriğinden anlaşıldığı, 15/02/1985 yılında söz konusu bina için tadilatlı yapı kullanma izin belgesinin Nevşehir Belediyesi tarafından yapı sahibi vasfındaki … ve hissedarları adına düzenlendiği, söz konusu yapıda 16/07/1984 tarihinde proje tadilatı yapıldığının dosyada mevcut projelerden anlaşıldığı, tadilatlı mimari projede kazanın meydana geldiği bodrum kat kapağı kısmında herhangi bir kapak bulunmadığı, 310×50 cm ebadında pencere bulunduğu, kazanın meydana geldiği bodrum kat kapağının tadilatlı mimari projede işli olmadığı, kazazede …’un ailesinin kaza tarihinde yaşamış olduğu ev ile kazanın meydana geldiği yer arasında 60 metre (120 çocuk adımı) mesafenin olduğu, çalışma yapılırken güvenli ve uygun şekilde önlem alınmamış olması, bu konuda çalışma alanı etrafı güvenli şekilde kapatılmamış olması ve çalışma alanına sağlık ve güvenlik işaretleri yerleştirilmemiş olmasının kazaya yol açan asıl sebep olduğu, ayrıca alanın yaya kaldırımı olması nedeniyle yaya trafiğinin sürekliliğini sağlayacak alternatif güzergah oluşturulmadığı, söz konusu inşaatın yerinde projesine uygun yapılıp yapılmadığının ve sonrasında kaldırımı tamamen kaplayacak şekilde yapılan bodrum saç kapağını gerekli zabıta birimleri tarafından kontrolünü sağlamayan ve bu kontrollerden sorumlu olan idarenin Nevşehir Belediyesi olduğu, ilgili idarenin kazanın meydana geldiği yerde projede herhangi bir şekilde belirtilmeyen bodrum kat saç kapağının kaçak olarak yapılmasına engel olmadığı, söz konusu kapak açıldığı zaman yaya yolundaki güvenli yürüyüşü tamamen engelleyici nitelikte olduğu, bu kapakların zamanla korozyona maruz kalıp çürüyerek yaya trafiğini tehlikeye sokacak nitelikte yapılmasına Belediyenin engel olmadığı ve düzeltilmesi konusunda bir çalışma yapmadığı, kazaya yol açan sebeplerden birisinin de kazazedenin ebeveyninin dikkatsiz ve tedbirsiz davranması olduğu, kazazede …’un kaza tarihinde 4,5 yaşında oluşu ve evlerinden yaklaşık 120 çocuk adımı uzakta, ebeveyni olmadan hareket ettiği ve kaza geçirdiği göz önüne alındığında kazazedenin anne ve babasının da kazanın meydana gelmesinde kusurlarının bulunduğu, sonuç olarak olayın meydana gelmesinde; inşaatın yerinde projesine uygun yapılıp yapılmadığının kontrolünü sağlamayan, sonrasında kaldırımı tamamen kaplayacak şekilde yapılan bodrum sac kapağının gerekli zabıta birimleri tarafından kontrolünü sağlamayan, projede herhangi bir şekilde belirtilmeyen bodrum kat sac kapağının kaçak olarak yapılmasına engel olmayan, söz konusu kapak açıldığı zaman yaya yolundaki güvenli yürüyüşü tamamen engelleyen nitelikte yapılmasına müsaade eden, bu kapakların zamanla korozyona maruz kalıp çürüyerek yaya trafiğini tehlikeye sokacak nitelikte yapılmasına engel olmayan Nevşehir Belediyesi’nin kazanın meydana gelmesinde yüzde otuz (%30) oranında kusurlu olduğu, olaya konu apartmada iş yüklenen ve işveren konumunda olan … Isı Sistemleri Ltd.Şti.’nin kazanın meydana gelmesinde yüzde kırk (%40), … Apartmanı Yönetim Kurulu Başkanlığının yüzde yirmi (%20), kazazede … kaza tarihinde 4,5 yaşında oluşu ve evlerinden yaklaşık 120 çocuk adımı uzakta ebeveyni olmadan hareket ettiği ve kaza geçirdiği göz önüne alındığında, kazazedenin anne ve babasının (davacıların) kazanın meydana gelmesinde yüzde on (%10) oranında kusurlu olduğu” tespit, değerlendirme ve kanaatlerine yer verildiği, davalı idare Nevşehir Belediyesinin %30 oranında kusurlu olduğu dikkate alındığında, hesap bilirkişi raporunda belirlenen 1.261.338,00-TL bakıcı gideri ve sürekli iş göremezlik zararından davalı idarenin kusur oranı nispetinde hesaplanan 378.401,40-TL maddi tazminatın davalı idare tarafından idareye başvuru tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davacılara ödenmesine, 2019 yılından sonraki dönemler için yapılacak bakıcı gideri tazminatı ödemelerine ilişkin ise, bakıcı gideri zararının (davalı idarenin kusur oranına isabet eden tutarının) 01/01/2020 tarihinden itibaren, engelli kişinin yaşadığı ve bakıma muhtaç olduğu belgelendirilmek kaydıyla, her takvim yılının başında ilgili yıldaki brüt asgari ücret üzerinden yıllık peşin olarak hesaplanmak suretiyle davalı idare tarafından davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin maddi tazminat istemlerinin reddine; manevi tazminat istemi yönünden ise, davacı küçük … için takdiren 30.000,00-TL, davacı anne ve babanın her biri için ayrı ayrı 15.000,00-TL olmak üzere toplam 30.000,00-TL manevi tazminatın idareye başvuru tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle davalı idarece davacılara ödenmesine, fazlaya ilişkin manevi tazminat istemlerinin reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti:… Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve davalı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
Anılan karar davalı idare tarafından temyiz edilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, davanın süre aşımı yönünden reddi gerektiği, olayda kusur ve sorumluluklarının bulunmadığı, olaya ilişkin yapılan ceza yargılamasında alınan bilirkişi raporunda sorumluluklarının olmadığının tespit edildiği, kusur dağılımına ilişkin yapılan itirazlarının İdare Mahkemesi’nce değerlendirilmediği, hükme esas alınan hesap bilirkişi raporunda hatalı hesaplama yapıldığı, davacılara SGK tarafından herhangi bir ödeme yapılıp yapılmadığının ve adli yargıda diğer şahıslar aleyhine tazminat davası açılıp açılmadığının araştırılmadığı, bakıcı giderine hükmedilmesinin ve ileriye dönük olarak verilen kararın hukuka aykırı olduğu, manevi tazminata hükmedilmesi için gerekli şartların oluşmadığı, miktarının hukuka uygun olarak belirlenmediği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı tarafından, davanın süresinde açıldığı, davalı idarenin sorumluluğunun bilirkişi raporuyla ortaya konulduğu, davacı çocuğun tedavisinin halen devam ettiği, malul kaldığı, verilen karar hukuka uygun olduğundan davalı idarenin temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kısmen kabulü, kısmen reddi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra dosyanın tekemmül ettiği görüldüğünden davalı idarenin yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin işin gereği görüşüldü.
MADDİ OLAY:
Davacılar çocuğu …’un 28/10/2009 tarihinde Nevşehir ili, Merkez ilçesi, … Mahallesi, … Sokak, No:… adresinde kain … Apartmanı önünde bulunan, iş güvenliği ve diğer koruyucu önlemler alınmadan kapakları açılan 4,5 metre yükseklikteki bina bodrum çukuruna düşmesi sonucu ağır yaralanması ve sürekli engelli hale gelmesi olayında, davalı idarenin gerekli tedbir ve önlemleri almaması nedeniyle hizmet kusuru bulunduğundan bahisle meydana geldiği ileri sürülen maddi ve manevi zararların karşılanması istemiyle bakılmakta olan tam yargı davası açılmıştır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Temyize konu kararın hükmedilen manevi tazminat istemi yönünden incelenmesi:
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen kararın bu kısmı usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Temyize konu kararın hükmedilen maddi tazminat istemi yönünden incelenmesi:
Davacılar tarafından, davacılardan küçük …’un 4,5 metre yükseklikteki bina bodrum çukuruna düşmesi sonucu ağır yaralanması ve sürekli engelli hale gelmesi olayında, davalı idarenin gerekli tedbir ve önlemleri almaması nedeniyle hizmet kusuru bulunduğundan bahisle, … ‘un sürekli iş göremezlik ve bakıcı gideri zararlarının tazmini için 500.000,00-TL maddi tazminatın yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.
Davacı … ‘un engel durumuna ilişkin dava dosyasına iki sağlık kurulu raporu sunulduğu, hem 18.06.2014 tarihli Kayseri Eğitim ve Araştırma Hastanesi Engelli Sağlık Kurulu tarafından düzenlenen altı ay süreli birinci raporda hem de 19.07.2016 tarihli Nevşehir Devlet Hastanesi Engelli Sağlık Kurulu tarafından düzenlenen sürekli nitelikteki ikinci raporda …’un ağır engelli olmadığının belirtildiği görülmektedir.
Bakıcı gideri yönünden hüküm kurulabilmesi için öncelikle engelli kişinin bütün yaşamı boyunca bir başkasının yardımı ve desteği olmaksızın günlük yaşam aktivitelerini ve ihtiyaçlarını gideremeyecek durumda olduğunun tespit edilmesi gerekmektedir.
Bu itibarla, davacı küçüğün maluliyeti nedeniyle bakıma muhtaç olup olmadığı uzmanlardan oluşan bir kurul tarafından belirlendikten sonra bakıcı gideri tazminatı yönünden bir değerlendirme yapılması gerekmektedir.
Öte yandan, İdare Mahkemesi’nce sürekli iş göremezlik kaybından doğan zararın hesaplanması amacıyla yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen ve hükme esas alınan 25.06.2019 tarihli kök rapor ile 24.09.2019 tarihli ek raporda, olay tarihinde 4,5 yaşında olan davacı …’un olayın meydana geldiği tarihten başlayarak sürekli iş göremezlik zararının hesaplandığı görülmektedir.
Davacı …’un 18 yaşından itibaren kazanç sağlamaya başlayacağı kabul edilerek, bu yaştan itibaren hesaplama yapılması gerekirken, olayın meydana geldiği tarihten başlayarak iş göremezlik zararının hesaplanmasında da hukuki isabet bulunmamaktadır.
Bu itibarla, sürekli iş göremezlik ve bakıcı gideri zararına karşılık talep edilen maddi tazminata ilişkin İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerekmektedir.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 55. maddesinde; “Destekten yoksun kalma zararları ile bedensel zararlar, bu Kanun hükümlerine ve sorumluluk hukuku ilkelerine göre hesaplanır. Kısmen veya tamamen rücu edilemeyen sosyal güvenlik ödemeleri ile ifa amacını taşımayan ödemeler, bu tür zararların belirlenmesinde gözetilemez; zarar veya tazminattan indirilemez. Hesaplanan tazminat, miktar esas alınarak hakkaniyet düşüncesi ile artırılamaz veya azaltılamaz. Bu Kanun hükümleri, her türlü idari eylem ve işlemler ile idarenin sorumlu olduğu diğer sebeplerin yol açtığı vücut bütünlüğünün kısmen veya tamamen yitirilmesine ya da kişinin ölümüne bağlı zararlara ilişkin istem ve davalarda da uygulanır.” hükümlerine yer verilmiştir.
18 yaşından küçük engelli yakınlarının fiilen bakımından sorumlu olan şahıslara bazı koşulların gerçekleşmesi halinde yapılan aylık/ücret şeklindeki ödemelerin 2022 sayılı 65 Yaşını Doldurmuş Muhtaç, Güçsüz ve Kimsesiz Türk Vatandaşlarına Aylık Bağlanması Hakkında Kanun ile 2828 sayılı Sosyal Hizmetler Kanunu’nda düzenlendiği, bu ödemelerin Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı bütçesinden karşılanacağının belirtildiği görülmekte olup, söz konusu ödemelerin rücu edilebileceğine dair anılan Kanunlarda herhangi bir hüküm bulunmadığı gibi, yapılan bu tür ödemelerin ifa amacı da taşımadığı, sosyal devlet ilkesi kapsamında karşılıksız yardım amacıyla yapıldığı sonucuna varıldığından, davalının, İdare Mahkemesince davacılara aylık bağlanıp bağlanmadığı hususlarında araştırma yapılmadığına yönelik temyiz iddiasına ise itibar edilmemiştir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Temyiz isteminin kısmen kabulüyle, İdare Mahkemesi kararının maddi tazminata yönelik kısmına karşı yapılan istinaf başvurusunu reddeden temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesi’nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının bu kısmının BOZULMASINA,
2. İdare Mahkemesi kararının manevi tazminata yönelik kısmına karşı yapılan istinaf başvurusunu reddeden … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesi’nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının bu kısmının ise ONANMASINA,
3. Kullanılmayan …-TL yürütmeyi durdurma harcının istemi hâlinde davalıya iadesine,
4. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 09/02/2021 tarihinde oybirliği ile karar verildi.