Danıştay Kararı 8. Daire 2021/1679 E. 2022/6334 K. 08.11.2022 T.

Danıştay 8. Daire Başkanlığı         2021/1679 E.  ,  2022/6334 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
SEKİZİNCİ DAİRE
Esas No : 2021/1679
Karar No : 2022/6334

DAVACI : … Başkanlığı
VEKİLLERİ : Av. … – Av. …

DAVALILAR : 1-… Bakanlığı
VEKİLİ : Av. …
2- … Birliği
VEKİLİ : Av. …

DAVANIN KONUSU :
07.11.2020 tarih ve 31297 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Ceza Muhakemesi Kanunu Gereğince Müdafi ve Vekillerin Görevlendirilmeleri ile Yapılacak Ödemelerin Usul ve Esaslarına İlişkin Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin;
a) 2. maddesiyle aynı Yönetmeliğin 4. maddesinin birinci fıkrasına (a) bendinden sonra gelmek üzere eklenen (b) bendinin ve
b) 3. maddesiyle ana Yönetmeliğin 5. maddesine eklenen yedinci fıkrasında yer alan, “…eşitlik gözetilerek…” ibaresinin iptali ile dava konusu Yönetmeliğin dayanağı olan 1136 sayılı Avukatlık Kanununun 177. maddesinin son fıkrasının Anayasaya aykırılığı iddiasıyla itiraz yoluyla Anayasa Mahkemesine başvurulması istenilmektedir.

DAVACININ İDDİALARI :
Dava konusu Yönetmelik değişikliği ile ana Yönetmeliğin 4. maddesinin birinci fıkrasına eklenen (b) bendi yönünden; anılan düzenlemede, büronun, Avukatlık Kanununun 177 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca birden fazla baronun bulunduğu illerde oluşturulan adli yardım bürosunu ifade edeceğinin belirtildiği, 07.11.2020 tarihli ve 31297 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Türkiye Barolar Birliği Adli Yardım Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 2. maddesiyle ana Yönetmeliğin 4. maddesine eklenen ikinci ve üçüncü fıkralarla da adli yardım bürolarının teşkiline dair düzenlemeler yapıldığı, söz konusu düzenlemelerin hukuka ve Anayasaya aykırı olduğu, nitekim Avukatlık Kanununun 177. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “eşit temsil” esasının “mutlak eşitlik” olarak görülerek bir ilde birden fazla baro bulunması halinde her baronun üye sayısına bakılmaksızın eşit sayıda adli yardım bürosu üyesi seçilerek büronun teşkilinin sağlanmasının öngörüldüğü, keza Baro merkezi dışındaki yargı çevresindeki temsilciliklerden de eşit sayıda temsilin öngörüldüğü, söz konusu düzenlemelerin Anayasanın 10. maddesinde yer alan eşitlik ilkesine aykırı olduğu belirtilmiştir.
Türkiye Barolar Birliği Adli Yardım Yönetmeliği uyarınca kurulan adli yardım büroları, hukuk davalarına görevlendirme yapmak üzere kurulan bürolar iken; dava konusu Yönetmelik ile Ceza Muhakemesi Kanunu uyarınca ceza davalarına yapılacak görevlendirmelerin de idaresinin bu bürolara verildiği, gerek büro personeli gerekse büroda görevli üye avukatların sayısının adli yardım ve CMK görevlendirmelerinin idaresi ile dosyalara ilişkin incelemeler yönünden yetersiz olduğu, dava konusu Yönetmeliğin 3. maddesiyle ana Yönetmeliğin 5. maddesine eklenen yedinci fıkrasında yer alan, “…eşitlik gözetilerek…” ibaresi yönünden; mevcut sistemde puana göre sıra bekleyen ve görevlendirme alması muhtemel avukatların durumunun dava konusu düzenlemede açıklanmadığı, bu nedenle görevlendirme sırası konusunda kazanılmış haklara müdahalede bulunulduğu, öte yandan görevlendirme yapılacak herhangi bir listeden bahsedilmediği gibi muğlak ve subjektif ifadelerle büronun o ildeki avukatlar arasından eşitlik gözetilerek görevlendirme yapabileceğine yönelik getirilen düzenlemenin hukuk devleti ilkesi ile bağdaşmadığı ifade edilmiştir.
Dava konusu Yönetmeliğin dayanak maddelerinden olan Avukatlık Kanununun 177. maddesinin ikinci fıkrasının kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının Kanunla kurulacağına ilişkin Anayasanın 135. maddesine aykırı olması sebebiyle somut norm denetimi yolu ile Anayasa Mahkemesine başvurulması gerektiği ileri sürülmüştür.

DAVALILARIN SAVUNMASI:
… Bakanlığının Savunması: 15.07.2020 tarihli ve 31186 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 7249 sayılı Avukatlık Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile 1136 sayılı Avukatlık Kanununda yapılan değişiklikler uyarınca beş binden fazla avukat bulunan illerde asgari iki bin avukatla bir baro kurulabileceğine ilişkin yeni düzenlemelerin getirildiği, bahsi geçen yasal değişiklikler nedeniyle adli yardım bürolarının tanımı ve avukat görevlendirme süreçlerine dair hususların dava konusu Yönetmelikle yapıldığı, iptal istemine konu dava konusu Yönetmelik maddelerinin eşitlik ilkesine aykırı bir yönünün bulunmadığı, öte yandan Bakanlığın Yönetmelikle yetki aşımı yaptığına yönelik iddialara ise Anayasanın 124. maddesi, Avukatlık Kanununun 177. maddesi, Ceza Muhakemesi Kanununun 150., 234. ve 239. maddeleri ile Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 13. maddesindeki düzenlemeler karşısında itibar etme olanağının bulunmadığı, dava konusu düzenlemelerin hukuka uygun olduğu savunulmuştur.
…Savunması: Dava konusu Yönetmelik, Türkiye Barolar Birliği işlemi olmadığından Danıştay Sekizinci Dairesinin 02.06.2021 tarih ve E:2021/1679 sayılı ara kararı ile Türkiye Barolar Birliği’nin hasım konumuna alınmasına ilişkin kararının kaldırılmasına karar verilmesi gerektiği savunulmuştur.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Davanın reddi gerektiği düşünülmektedir.

DANIŞTAY SAVCISI : …
DÜŞÜNCESİ : Dava; 02.03.2007 tarih ve 26450 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Ceza Muhakemesi Kanunu Gereğince Müdafi ve Vekillerin Görevlendirilmeleri ile Yapılacak Ödemelerin Usul ve Esaslarına İlişkin Yönetmeliğin 4. maddesinin birinci fıkrasına, 7/11/2020 tarihli ve 31297 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan değişiklik ile eklenen (b) bendinin ve aynı değişiklikle Yönetmeliğin 5. maddesine eklenen yedinci fıkrada yer alan, “…eşitlik gözetilerek…” ibaresinin iptali istemiyle açılmıştır.
Davacı tarafın Anayasa’ya aykırılık iddiasına itibar edilmemiştir.
02.03.2007 tarih ve 26450 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Ceza Muhakemesi Kanunu Gereğince Müdafi ve Vekillerin Görevlendirilmeleri ile Yapılacak Ödemelerin Usul ve Esaslarına İlişkin Yönetmelikte, 7/11/2020 tarihli ve 31297 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan değişiklik ile Yönetmeliğin 4 üncü maddesinin birinci fıkrasına (a) bendinden sonra gelmek üzere (b) bendi eklenmiş ve diğer bentler buna göre teselsül ettirilmiştir. Yapılan değişiklik ile Yönetmeliğin 4. maddesinin birinci fıkrasına eklenen dava konusu (b) bendinde, bu Yönetmelikte yer alan “Büro” kavramının, “Avukatlık Kanununun 177 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca birden fazla baronun bulunduğu illerde oluşturulan adli yardım bürosunu,” ifade edeceği kurala bağlanmıştır.
Aynı değişiklik ile Yönetmeliğin 5. maddesine eklenen yedinci fıkrada ise, “Birden fazla baronun bulunduğu illerde, Avukatlık Kanununun 177 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca oluşturulan bürodan müdafi veya vekil görevlendirilmesi istenir. Büro, hangi baroya kayıtlı olduğuna bakılmaksızın o ildeki tüm avukatlar arasından eşitlik gözetilerek belirlediği müdafi veya vekilin kayıtlı olduğu baro tarafından görevlendirilmesini sağlar.” kuralı yer almakta olup, dava konusu edilen husus söz konusu fıkra metninde geçen “… eşitlik gözetilerek …” ifadesidir.
15 Temmuz 2020 tarihli ve 31186 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 11.07.2020 gün ve 7249 sayılı Avukatlık Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile 1136 sayılı Avukatlık Kanununda yapılan değişiklikler uyarınca beşbinden fazla avukat bulunan illerde asgari ikibin avukatla bir baro kurulabileceğine ilişkin yeni düzenlemeler getirilmiş olup, Ceza Muhakemesi Kanunu Gereğince Müdafi ve Vekillerin Görevlendirilmeleri İle Yapılacak Ödemelerin Usul Ve Esaslarına İlişkin Yönetmelik hükümlerinde de bu düzenleme doğrultusunda değişiklik yapılması ihtiyacı doğmuştur.
Bu çerçevede 07.11.2020 tarihli ve 31297 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Yönetmelik değişikliği ile ilgili Yönetmeliğin 4. maddesinin (b) bendinde yapılan “Büro” tanımlamasında da, anılan Yönetmeliğin 5. maddesinin yedinci fıkrada yer alan, “Büro, hangi baroya kayıtlı olduğuna bakılmaksızın o ildeki tüm avukatlar arasından eşitlik gözetilerek belirlediği müdafi veya vekilin kayıtlı olduğu baro tarafından görevlendirilmesini sağlar.” ibaresinde de hukuka ve üst normlara aykırılık bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle, davanın reddi gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

HUKUKİ SÜREÇ :
Dava konusu Ceza Muhakemesi Kanunu Gereğince Müdafi ve Vekillerin Görevlendirilmeleri ile Yapılacak Ödemelerin Usul ve Esaslarına İlişkin Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik 07.11.2020 tarih ve 31297 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanması üzerine bakılmakta olan dava açılmıştır.

İNCELEME VE GEREKÇE:
USUL YÖNÜNDEN:
Türkiye Barolar Birliği tarafından husumet itirazında bulunulmuş ise de; 07.11.2020 tarihli ve 31297 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Ceza Muhakemesi Kanunu Gereğince Müdafi ve Vekillerin Görevlendirilmeleri ile Yapılacak Ödemelerin Usul ve Esaslarına İlişkin Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 1. maddesi ile aynı Yönetmeliğin “Dayanak” başlıklı 3. maddesine “1136 sayılı Avukatlık Kanununun 177 nci maddesi” ibaresinin eklendiği, Avukatlık Kanununun 177. maddesinin ikinci fıkrasının ikinci cümlesinde ise, adli yardım bürosunun oluşturulmasına ve adli yardım hizmetinin yürütülmesine ilişkin usul ve esasların Türkiye Barolar Birliği Yönetim Kurulunca hazırlanan ve Adalet Bakanlığınca onaylanan yönetmelikte gösterileceğinin belirtildiği, öte yandan Yönetmeliğin dayanağı olan diğer mevzuat hükümleri incelendiğinde ise, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun uyarınca dava konusu Yönetmeliğin Türkiye Barolar Birliği’nin görüşünün alınması suretiyle Adalet Bakanlığı tarafından yayımlanacağı kuralına yer verildiği anlaşıldığından davalı Türkiye Barolar Birliği’nin husumet itirazı yerinde görülmemiştir.

ESAS YÖNÜNDEN:
Anayasa’ya Aykırılık İddiasının İncelenmesi:
Davacının Anayasa’ya aykırılık iddiası ciddi görülmemiştir.

İlgili Mevzuat:
15.07.2020 tarih ve 31186 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7249 sayılı Avukatlık Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 15. maddesi ile 1136 sayılı Avukatlık Kanununun 77. maddesinde yapılan değişiklik ile beşbinden fazla avukat bulunan illerde asgari ikibin avukatla bir baro kurulabilmesine olanak sağlanmıştır.
1136 sayılı Avukatlık Kanununun “Adli yardım bürosu” başlıklı 177. maddesinin birinci fıkrasında, “Adli yardım hizmeti, baro merkezlerinde, baro yönetim kurullarınca avukatlar
arasından oluşturulan adli yardım bürosu tarafından yürütülür. Baro yönetim kurulu, ayrıca baro merkezi dışında avukat sayısı beşten çok olan her yargı çevresinde de bir avukatı adli yardım bürosu temsilcisi olarak görevlendirebilir. Büro ve temsilciler, baro yönetim kurulunun gözetimi altında çalışırlar.”; ikinci fıkrasında, “Birden fazla baronun bulunduğu illerde adli yardım bürosu, baroların eşit olarak temsili esas alınarak oluşturulur. Büroda görevlendirme, o ildeki avukatlar arasında eşitlik gözetilerek yapılır. Adli yardım bürosunun oluşturulmasına ve adli yardım hizmetinin yürütülmesine ilişkin usul ve esaslar Türkiye Barolar Birliği Yönetim Kurulunca hazırlanan ve Adalet Bakanlığınca onaylanan yönetmelikte gösterilir.” hükmü yer almış; 11.06.2022 tarih ve 31863 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 7409 sayılı Avukatlık Kanunu ile Türk Borçlar Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 2. maddesi ile 1136 sayılı Kanunun 177. maddesinin 2. fıkrası, “Birden fazla baronun bulunduğu illerde her bir baro tarafından adli yardım bürosu oluşturulur. Yargı mercilerinin talebi üzerine yapılacak görevlendirmeler, Türkiye Barolar Birliği tarafından oluşturulan elektronik bilişim sistemi üzerinden o ildeki avukatlar arasında eşitlik gözetilerek yapılır.” şeklinde değiştirilmiştir.
07.11.2020 tarih ve 31297 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Ceza Muhakemesi Kanunu Gereğince Müdafi ve Vekillerin Görevlendirilmeleri ile Yapılacak Ödemelerin Usul ve Esaslarına İlişkin Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin Dava Konusu Edilen Kısımlarının İncelenmesi;
a- 2. maddesiyle aynı Yönetmeliğin “Tanımlar” başlıklı 4. maddesinin birinci fıkrasına (a) bendinden sonra gelmek üzere eklenen (b) bendinde, “Büro: Avukatlık Kanununun 177 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca birden fazla baronun bulunduğu illerde oluşturulan adli yardım bürosunu”;
b- 3. maddesiyle aynı Yönetmeliğin “Müdafi veya vekillerin görevlendirilmesi” başlıklı 5. maddesine eklenen yedinci fıkrasında, “Birden fazla baronun bulunduğu illerde, Avukatlık Kanununun 177 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca oluşturulan bürodan müdafi veya vekil görevlendirilmesi istenir. Büro, hangi baroya kayıtlı olduğuna bakılmaksızın o ildeki tüm avukatlar arasından eşitlik gözetilerek belirlediği müdafi veya vekilin kayıtlı olduğu baro tarafından görevlendirilmesini sağlar.” hükmü yer almıştır.
Dava konusu düzenlemeler hakkında davacı tarafından, Avukatlık Kanununun 177. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “eşit temsil” esasının dava konusu Yönetmelikle “mutlak eşitlik” olarak düzenlenmesinin Anayasanın 10. maddesine aykırı olduğu, gerek büro personeli gerekse büroda görevli üye avukatların sayısının adli yardım ve CMK görevlendirmelerinin idaresi ile dosyalara ilişkin incelemeler yönünden yetersiz olduğu, mevcut sistemde puana göre sıra bekleyen ve görevlendirme alması muhtemel avukatların durumunun dava konusu düzenlemede açıklanmadığı, bu nedenle görevlendirme sırası konusunda kazanılmış haklara müdahalede bulunulduğu, öte yandan görevlendirme yapılacak herhangi bir listeden bahsedilmediği gibi muğlak ve subjektif ifadelerle büronun o ildeki avukatlar arasından eşitlik gözetilerek görevlendirme yapabileceğine yönelik getirilen düzenlemenin hukuk devleti ilkesi ile bağdaşmadığı ileri sürülmüştür.
Davaya konu edilen düzenlemelerin, 7249 sayılı Avukatlık Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 15. maddesi ile 1136 sayılı Avukatlık Kanununun 77. maddesinde yapılan değişiklik ile beşbinden fazla avukat bulunan illerde asgari ikibin avukatla bir baro kurulabilmesi yönünde getirilen yasal değişikliğin bir gereği olarak düzenlendiği anlaşılmakta olup Avukatlık Kanununun 177. maddesi gereği birden fazla baronun bulunduğu illerde eşit temsil esasıyla oluşturulan adli yardım bürolarına adli yardım hizmeti yanında CMK görevlendirmeleri de verilmektedir. Büro, hangi baroya kayıtlı olduğuna bakılmaksızın o ildeki tüm avukatlar arasından eşitlik gözeterek belirlediği müdafi veya vekilin kayıtlı olduğu baro tarafından görevlendirilmesini sağlamakta, müdafi veya vekilin Tarifede belirlenen meblağı almaya hak kazanması durumunda ise görevlendirme yazısı, soruşturma veya kovuşturma evresine ilişkin tutanak, zorunlu yol giderlerine ilişkin belge, gider pusulası veya rayice uygun yazılı beyanı ile serbest meslek makbuzunu birden fazla baronun bulunduğu illerde büroya vermektedir. Büro tarafından gerekli incelemeler yapıldıktan sonra ilgili bilgi ve belgeler soruşturma veya kovuşturmanın yapıldığı yer Cumhuriyet başsavcılığına tevdi edilmekte, Cumhuriyet başsavcılığınca gerekli inceleme yapıldıktan sonra da müdafi veya vekile Tarife gereği ödenmesi gerekli meblağ ile zorunlu yol giderlerini kapsayan toplam ücret ödeme emri belgesiyle birlikte ilgili müdafi veya vekilin bildireceği banka hesabına ödenmektedir.
Bir ilde birden fazla baro kurulmasını öngören 7249 sayılı Avukatlık Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un incelendiği Anayasa Mahkemesinin 10.12.2020 tarih ve 31330 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 01.10.2020 tarih ve E:2020/60 K:2020/54 sayılı kararında; ” (…) Barolar, Anayasa’nın 135. maddesi anlamında kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarıdır. Anayasa Mahkemesinin 10/1/2013 tarihli ve E.2012/95, K.2013/9 sayılı kararında da ifade edildiği üzere Anayasa’da kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının aynı bölgede birden fazla olamayacağı yönünde getirilmiş anayasal bir sınırlama bulunmamaktadır. Bu nedenle aynı ilde birden fazla baronun kurulmasına anayasal açıdan herhangi bir engel bulunmamaktadır. Bu çerçevede aynı ilde birden fazla baronun kurulmasının Anayasa’da belirtilen; belli bir mesleğe mensup olanların müşterek ihtiyaçlarını karşılamak, mesleki faaliyetlerini kolaylaştırmak, mesleğin genel menfaatlere uygun olarak gelişmesini sağlamak, meslek mensuplarının birbirleri ile ve halk ile olan ilişkilerinde dürüstlüğü ve güveni hâkim kılmak şeklindeki görevlerin yerine getirilmesi bakımından bir engel oluşturacağı söylenemez. Dava konusu kurallarda, aynı ilde birden fazla baronun kurulabilmesi için gerekli olan avukat sayısı belirlenmiş, baronun kuruluşuna yönelik usul ve esaslar ayrıntılı bir şekilde düzenlenerek aynı ilde birden fazla baronun kuruluşuna ilişkin temel hususlar kanunla belirlenmiştir. Dolayısıyla aynı ilde birden fazla baro, ancak Kanun’da belirtilen koşulların gerçekleşmesi durumunda mümkün olup baroların kuruluşunun avukatların iradesine bırakılması söz konusu değildir. Bu nedenle aynı ilde birden fazla baronun kurulmasına yönelik düzenlemelerin, meslek kuruluşlarının kanunla kurulacağına yönelik anayasal ilkeye aykırı olduğu da değerlendirilemez. (…) Kuralların yer aldığı Kanun’a konu teklifin komisyon görüşmeleri sırasında dile getirilen görüşlerde özellikle İstanbul, Ankara ve İzmir gibi illerde barolara kayıtlı avukat sayısının; aynı baroya kayıtlı avukatların iletişim kurmasını, mesleki dayanışmasını, stajyer avukatların ve mesleğin başındaki avukatların gerekli eğitimleri almasını ciddi anlamda aksatacak boyutlara ulaştığı, avukat sayısının çok fazla olmasından kaynaklı bu tür sorunların çözülmesi, avukatlık hukukuna ilişkin iş ve işlemlerin yürütülmesinde yaşanan gecikmelerin ortadan kaldırılması ve baro hizmetlerinin daha sağlıklı bir şekilde yürütülebilmesi amacıyla beş binden fazla avukat bulunan illerde asgari iki bin avukatla yeni bir baronun kurulabilmesine imkân tanındığı ifade edilmiştir. Bu yönüyle kuralın kamu yararı dışında başka bir amaç güttüğü söylenemez. (…) Bu itibarla aynı ilde birden fazla baronun kurulmasına imkân tanıyan kurallar kanun koyucunun takdir yetkisi kapsamında olup kuralların Anayasa’ya aykırı bir yönü bulunmamaktadır.” gerekçelerine yer verilerek 1136 sayılı kanun’un 77. maddesinin birinci fıkrasına eklenen 3 ila 12. cümleler ile üçüncü fıkrasına eklenen ikinci cümle yönünden; ” (…) Kuralla, birden fazla baro uygulamasına uyum sağlama amacıyla birden fazla baro bulunan illerde adlî yardım bürolarının oluşturulmasına ilişkin usul ve esaslar düzenlenmiştir. Kurala göre birden fazla baro bulunan illerde adli yardım bürolarında barolar eşit şekilde temsil edilecektir. Adlî yardım hizmetlerini koordine etmekle görevli olan adli yardım bürolarında baroların eşit şekilde temsil edilmesini öngören kural kanun koyucunun takdir yetkisi kapsamında olup birden fazla baro uygulamasına uyum sağlama amacıyla ihdas edilen kuralın kamu yararı dışında başka bir amaç güttüğü söylenemez. Diğer taraftan, kuralda adli yardım kapsamında avukat görevlendirmesinin o ildeki avukatlar arasında eşitlik gözetilerek yapılacağı belirtilerek ilde görev yapan tüm avukatların eşit bir şekilde adlî yardım hizmetlerinde görev almasına imkân tanınmıştır. Bu yönüyle kuralın avukatlar arasında herhangi bir adaletsizliğe sebebiyet verdiği de değerlendirilemez. Kuralda demokratik hukuk devleti ilkesini veya Anayasa’nın 135. maddesinde yer alan kuralları zedeleyen bir yön bulunmamaktadır.” gerekçesiyle de 7249 sayılı Kanun’un 20. maddesiyle 1136 sayılı Kanun’un 177. maddesine eklenen ikinci fıkra yönünden iptal isteminin reddine karar verilmiştir.
Buna göre, Anayasa yargısı denetiminden geçerek Anayasaya aykırı olmadığına karar verilen 7249 sayılı Kanunun 15. ve 20. maddeleriyle 1136 sayılı Avukatlık Kanununda yapılan bir ilde birden fazla baro kurulabilmesine olanak tanıyan yasal düzenlemelerin gereğini ve uygulamaya konulmasını sağlama amacıyla CMK görevlendirmelerinde uygulanacak usul ve esaslara ilişkin hükümler ihtiva eden dava konusu düzenlemelerde üst hukuk normlarına aykırı bir yön bulunmadığı sonucuna varılmıştır.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. DAVANIN REDDİNE,
2. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam … TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
3. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca …- TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idarelere verilmesine,
4. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra istemi halinde davacıya iadesine,
5. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere,
08/11/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.