Danıştay Kararı 8. Daire 2021/2903 E. 2021/3525 K. 30.06.2021 T.

Danıştay 8. Daire Başkanlığı         2021/2903 E.  ,  2021/3525 K.

T.C.
D A N I Ş T A Y
SEKİZİNCİ DAİRE
Esas No : 2021/2903
Karar No : 2021/3525

Temyiz İsteminde Bulunanlar : 1- (Davacı) …
Vekili : Av. …
2- (Davalı) … Belediye Başkanlığı
Vekili : Av. …

İstemin Özeti : … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:.. sayılı kararının hukuka aykırı olduğu öne sürülerek, taraflarca 2577 sayılı Kanunun 49. maddesi uyarınca temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

Savunmaların Özeti : Taraflarca savunma verilmemiştir.

Danıştay Tetkik Hakimi : …
Düşüncesi : Mahkemece takdir edilen manevi tazminat miktarı yetersiz bulunduğundan, Mahkeme kararının manevi tazminata ilişkin kısmının bozulması, maddi tazminata ilişkin kısmının ise onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren Danıştay Sekizinci Dairesince işin gereği görüşüldü:
Dava, davacının 18/01/2012 tarihinde davalı idareye ait pazar yerinin çatısının çökmesi sonucu yaralanmasında davalı idarenin hizmet kusuru bulunduğundan bahisle 260.000,00 TL maddi, 100.000,00 TL manevi olmak üzere toplam 360.000,00 TL tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte tazmini istemiyle açılmıştır.
İdare Mahkemesince; davacının maddi ve manevi tazminat istemi yönünden davanın kısmen kabulü ve kısmen reddine ilişkin Mahkemelerinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararına yönelik Danıştay Sekizinci Dairesince verilen 02/07/2019 tarih ve E:2014/6877, K:2019/6394 sayılı bozma kararında, daha öncesinde davacının sevk edildiği hastanece özür oranının farklılaştığına ilişkin değerlendirmelerde bulunulması nedeniyle davacının engellilik oranının açık ve net olarak belirlenmesine yönelik mevcut çelişkileri giderecek şekilde hastaneye sevki yapılıp yeniden bir sağlık kurulu raporu alınması gerektiği belirtilmiş ise de, gerek Mahkemece verilen ara kararları uyarınca alınan sağlık kurulu raporu ile dosya kapsamında bulunan yakın tarihli diğer raporlarda belirtilen engel oranlarında eksiklik ve çelişki bulunması, gerekse bu çelişki ve eksikliklerin giderilmesine yönelik Mahkemenin muhtelif tarihli ara kararları ile davacının sağlık kuruluşuna sevkine karar verilmesine rağmen davacı tarafından dosyaya sunulan 30/06/2020 tarihli dilekçede, sevk edilen hastaneye gidilmeyip dosya muhteviyatındaki mevcut raporların dikkate alınmasının istenilmesi, ayrıca Mahkemenin … tarih ve K:… sayılı kararına esas alınan … tarih ve … sayılı sağlık kurulu raporunda “Balthazard formulü” kullanılarak hesaplanan engel oranında maddi hata bulunmadığının anlaşılması karşısında, somut uyuşmazlığın çözümüne yönelik dosya kapsamında bulunan hükme esas alınabilecek nitelikteki bilgi ve belgelere göre karar verilmesi gerektiği sonucuna varıldığı; bu kapsamda dava konusu olaya yönelik olarak … Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma kapsamında alınan 13/11/2012 tarihli bilirkişi raporunun incelemesinden, projedeki bazı unsurların standart dışı kullanıldığı, imalatın hatalı yapıldığı ve diğer olumsuz etkenlerin bir araya gelmesi ile bunlara ilaveten kar yükü, rüzgar etkisi birleştiğinde sistemin mukavemetinin zayıflaması dolayısıyla çatı sisteminin çöktüğü, ihale ile yaptırılan işin kesin kabulünden sonra projeye aykırı imalatlar yapıldığı, sonradan yapılan bu imalatları yapanlar ile kesin kabulden sonra projeye aykırı olarak yapılan imalatlara izin veren belediye yetkililerinin, çatının bakımından sorumlu belediye elemanlarının, çatının altında kurulan pazar yerinin işleyişinden sorumlu belediye yetkililerinin, pazardaki çatının kenarına branda vb. malzeme seren pazar esnafının çatı sisteminin yıkılmasından sorumlu olduğunun belirtildiği, bu haliyle davaya konu tazminat istemine neden olan pazar yeri çatısının çökmesinde çatının bakımını gereği gibi yapmayan, pazar yerinin işletilmesi sırasında çatının kenarına branda vs. seren esnafın güvenlik nedeniyle sıkıntı oluşturan bu durumuna engel olmayan davalı idarenin kusurlu olduğu, meydana gelen zararın, mevzuat uyarınca davalı idareye verilen görevlerin gereği gibi yerine getirilmemesi nedeniyle idarenin hizmet kusurundan kaynaklandığı sonucuna varılmış olup kamu hizmetinin iyi işlememesinden kaynaklanan eylemle meydana gelen zarar arasında illiyet bağı bulunması karşısında davacının uğradığı zararın idarece tazmini gerektiği; Mahkemece, davacının yaralanması neticesinde uğradığı kazanç kaybının tespiti amacıyla dosya üzerinde yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen 23/05/2013 tarihli raporda, olay tarihinde 57 yaşında olan davacının zararının 52.813,46 TL olarak belirlendiği, bu durumda yukarıda yer verilen açıklamalar ile davacı hakkında düzenlenen sağlık raporları dikkate alındığında, 52.813,46 TL maddi tazminatın idareye başvuru tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı idarece davacıya ödenmesine; davacının manevi tazminat talebi yönünden ise, olayın vuku buluş şekli ve davacının yaralanmasının ve özürlü kalmasının bundan sonraki yaşamı üzerindeki neticeleri, davalı idarenin manevî zararı doğuran eylemin işlenmesindeki etkisi ve niteliği, hizmet kusurunun ağırlığı ve hukuka aykırılığın derecesi, duyulan elem ve ızdırabın şiddeti de dikkate alındığında sebepsiz zenginleşmeye yol açmayacak düzeyde davacıya 10.000,00 TL manevi tazminatın idareye başvuru tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı idarece davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin maddi ve manevi tazminat istemlerinin ise reddine karar verilmiştir.
Mahkeme kararının, maddi tazminata ilişkin kısmının bozulması istemleri yönünden;
İdare ve vergi mahkemeleri tarafından verilen kararların temyiz yolu ile incelenip bozulabilmeleri 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinin 1. fıkrasında yazılı nedenlerin bulunması halinde mümkün olup, davalı idare ve davacı tarafından öne sürülen hususlar, Mahkeme kararının, maddi tazminata ilişkin kısmının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Mahkeme kararının, manevi tazminata ilişkin kısmının bozulması istemleri yönünden;
Anayasa’nın 125. maddesinin ilk fıkrasında; “İdarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolu açıktır.” hükmü yer almakta olup, aynı maddenin son fıkrasında; idarenin, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmıştır.
Manevi tazminata hükmedilebilmesi için idarenin hukuka aykırı bir işlemi veya eylemi sonucu ağır bir elem ve üzüntünün duyulmuş olması ya da ilgilinin şeref ve onurunun zedelenmesi veya kişinin fizik yapısını zedeleyen, yaşama ve kazanma gücünün azalması sonucunu doğuran olayların meydana gelmesi gerekmekte olup; doktrinde de kabul edildiği üzere, manevi tazminat ilgilinin malvarlığında meydana gelen bir eksilmeyi karşılamaya yönelik bir tazmin aracı olmayıp, manevi tatmin aracıdır. Başka türlü giderim yollarının bulunmayışı veya yetersiz kalışı, manevi tazminatın parasal olarak belirlenmesini zorunlu hale getirmektedir.
Bununla birlikte; manevi zararın tazminine hükmedilirken ilgililerin sosyal ve ekonomik durumu dikkate alınarak olay nedeniyle duyduğu elem ve ızdırabın kısmen giderilmesini ifade edecek, manevi tatmin aracı olmasından dolayı zenginleşmeye yol açmayacak, idarenin hukuka aykırılığını ortaya koyacak ve hukuka aykırılığı özendirmeyecek bir miktarın belirlenmesi gerekmektedir.
Dava konusu olayda, olayın gerçekleşme şekli ve davacının uğradığı zararın niteliği dikkate alındığında, mahkemece takdir edilen manevi tazminat miktarının, uğranılan zarara göre orantısız ve düşük kaldığı, duyulan elem ve ızdırabı kısmen de olsa giderecek düzeyde olmadığı görülmektedir. Dolayısıyla mahkemece takdir edilen manevi tazminat miktarı yetersiz bulunduğundan, manevi tazminatın amaç ve niteliği dikkate alınarak yukarıda belirtilen ölçütlere göre manevi tazminat miktarının mahkemece yeniden belirlenmesi gerekmektedir.
Öte yandan, Mahkeme kararının manevi tazminat miktarının az bulunarak bozulmuş olması davacının talebinin tamamının karşılanması gerektiği anlamına gelmemektedir.
Açıklanan nedenlerle; …İdare Mahkemesinin temyize konu kararının maddi tazminata ilişkin kısmının onanmasına, manevi tazminata ilişkin kısmının bozulmasına, dosyanın yeniden bir karar verilmek üzere anılan Mahkemeye gönderilmesine, bu kararın tebliğ tarihini izleyen 15 (onbeş) gün içerisinde kararın düzeltilmesi yolu açık olmak üzere, 30/06/2021 tarihinde oybirliği ile karar verildi.