Danıştay Kararı 8. Daire 2021/4540 E. 2022/4569 K. 01.07.2022 T.

Danıştay 8. Daire Başkanlığı         2021/4540 E.  ,  2022/4569 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
SEKİZİNCİ DAİRE
Esas No : 2021/4540
Karar No : 2022/4569

TEMYİZ EDENLER : 1- (DAVACI) …
VEKİLİ : Av. …
2- (DAVALI) … Bakanlığı
VEKİLİ : Av. …
DAVALI YANINDA MÜDAHİLLER : 1- …
2- …

İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesi’nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının, taraflarca temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı tarafından, Düzce Borsa İstanbul Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde 16/03/2015 tarihinde ders gereçlerinin taşınması sırasında örs diye tabir edilen iş makinasının forkliftin üzerinden kayarak ayağının üzerine devrilmesi ve yaşanan kaza sonucu yaralanarak ayak baş parmağını kaybetmesi nedeniyle idarenin hizmet kusuruna binaen uğranılan zarara karşılık fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla 10.000,00-TL maddi ve 100.000,00-TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmektedir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararda; kazada davalı idarenin hizmet kusurunun bulunduğu, dava konusu olay nedeniyle maddi zararın hesaplanması için dosya üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verildiği, hazırlanan raporun hükme esas nitelikte bulunduğu, davacıda oluşan zararın tespitinin aktüerya bilirkişi raporundaki hesaplamayla işgöremezlik tazminat tutarının 364.569,01-TL olduğu, manevi tazminata ilişkin olarak 40,000,00-TL tazminatın davalı idarece davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesince; manevi tazminatın sınırının onun amacına göre belirlenmesi gerektiği, takdir edilecek miktarın, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olması ve sebepsiz zenginleşmeye yol açmaması gerektiği, davacının yaşadığı olay nedeniyle 5.000,00-TL manevi tazminat ödenmesi gerektiği gerekçesiyle davacının istinaf isteminin reddine, davalı istinaf isteminin kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, takdir edilen manevi tazminatın düşük olduğu, faizin başlangıç tarihinde hata olduğu, kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
Davalı idare tarafından, kişinin engel oranı esas alınarak yapılan bilirkişi hesaplamasının hukuka aykırı olduğu, olayda idarenin hizmet kusurunun bulunmadığı, kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı tarafından savunma verilmemiş olup, davalı idare tarafından istemin reddi gerektiği savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Temyiz istemlerinin kısmen kabulü ile kararın maddi tazminata ilişkin kısmının bozulması; manevi tazminata ilişkin kısmının düzeltilerek onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, işin gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY:
Davacı tarafından, Düzce Borsa İstanbul Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde 16/03/2015 tarihinde ders gereçlerinin taşınması sırasında örs diye tabir edilen iş makinasının forkliftin üzerinden kayarak ayağının üzerine devrilmesi ve yaşanan kaza sonucu yaralanarak ayak baş parmağını kaybetmesi nedeniyle idarenin hizmet kusuruna binaen uğranılan zarara karşılık fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla 10.000,00-TL maddi ve 100.000,00-TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte ödenmesi istemiyle bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.

İLGİLİ MEVZUAT:
Anayasanın ‘Yargı yolu’ başlıklı 125. maddesinin 7. fıkrasında; “İdare, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür.” hükmüne yer verilmiştir.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Davanın hükmedilen manevi tazminata ilişkin kısmının temyiz istemleri yönünden:
Temyize konu Bölge İdare Mahkemesinin hüküm fıkrasında; “takdiren 5.000,00 TL manevi tazminatın idareye başvuru tarihi olan 23.10.2015 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davacıdan alınarak davacıya verilmesine,” ibaresinin “takdiren 5.000,00 TL manevi tazminatın idareye başvuru tarihi olan 23.10.2015 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davalı idareden alınarak davacıya verilmesine,” şeklinde düzeltilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmaktadır.
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçelerde ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Davanın maddi tazminata ilişkin kısmının temyiz istemleri yönünden:
Dava dosyasının incelenmesinden, meydana gelen olay nedeniyle davacı için “işgücü kaybı ile iş göremez/engel oranının” heyet raporuyla tespit edilmesi, engellilik durumunun sürekli olup olmadığı, oranın matematiksel oran olarak ne olduğu, ortopedik ve/veya ruhsal olup olmadığı hususlarının açıklığa kavuşturulabilmesini teminen Bolu Abant İzzet Baysal Üniversitesi İzzet Baysal Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nden rapor istenildiği, anılan Hastane tarafından verilen bir yıl süreli raporda; davacı hakkında Ruh Sağlığı ve Hastalıkları için %20, Ortopedi ve Travmatoloji için %10 olmak üzere engel oranının %28 olarak belirlendiği, belirlenen engel oranı üzerinden yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen raporda; bilirkişi tarafından, %28 oranının mesleki kazanma gücü kayıp oranı olmadığı, engel oranı olduğu ancak talimat gereğince bu oran üzerinden hesaplama yapıldığı belirtilmiştir.
Tazminat hukukunda, çağın gereklerine uygun olarak geliştirilen içtihatlarla, kişinin kalıcı sakatlığı nedeniyle uğramış olduğu beden gücü kaybına bağlı olarak gelirinde ve dolayısıyla mal varlığında bir eksilme meydana gelmemiş olsa dahi “güç (efor) kaybı tazminatı” olarak adlandırılan tazminatın ödenmesi gerektiği kabul edilmiştir. Beden gücü kaybına uğrayan kişinin günlük yaşamını ve çalışma hayatını sürdürebilmesi için zarardan önceki durumuna ve diğer kişilere göre daha fazla bir güç (efor) sarf ettiği gerçeğinden hareket edilerek zararı, bir anlamda, bu “fazladan sarf edilen gücün” oluşturduğu esası benimsenmiştir. Bu doğrultuda, idari faaliyetlerin neden ve etkisiyle kişilerin güç (efor) kaybına dayanan maddi zararının idare hukukunun ilke ve kuralları uyarınca idarece tazmin edilmesi gerektiği hususunda bir duraksama bulunmamaktadır. İdare hukuku ilkelerine göre maddi zarar; idari işlem veya eylem nedeniyle kişinin mal varlığının (patrimuanın) aktifinde meydana gelen azalma nedeniyle uğranılan zarar ile elde edilmesi kesin olan gelirden yoksun kalma sonucu uğranılan toplam zarar olup, bedensel nitelikteki maddi zarar ise, kişinin sağlığına kavuşmak için yaptığı tedavi giderleri ile çalışma gücünün azalması ya da yok olması nedeniyle elde edeceği gelirde ve gücünde meydana gelen azalmayı ifade etmektedir.
Uyuşmazlıkta, davacının tazminat istemine konu zararın nedeni olan 16/03/2015 tarihli kaza sonucunda ayak baş parmağını kaybetmesi ile nedenselliği bulunan; işlev bozukluğu ve hastalıklarının neler olduğu, bu işlev bozukluğu ve hastalıkların “sürekli işgöremezlik” ve “çalışma gücü kaybı” oluşturup oluşturmadığı, oluşturuyor ise “Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği” kapsamında ilgili cetvellerden yararlanılarak ve “Balthazard Formülü” kullanılarak davacının “işlev kaybı oranı” ile “çalışma gücü kaybı oranının” belirlenmesi için Adli Tıp Kurumu’ndan ya da hastanelerin sağlık kurulları tarafından verilecek raporda belirlenecek oran dikkate alınarak, davacının güç (efor) kaybından doğan zararının belirlenmesi gerekmektedir.
Öte yandan; faiz, idarenin tazmin borcu bağlamında, kişilerin, idarenin eylem ve/veya işlemlerinden dolayı uğradıkları zararların giderilmesi istemiyle başvurmalarına karşın, idarenin zararı kendiliğinden ödemeyip, yargı kararıyla tazminata mahkûm edilmesi sonucunda, idarenin temerrüde düştüğü tarihten tazminatın ödendiği tarihe kadar geçen süre için 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun’a göre hesaplanacak tutarı ifade etmektedir.
Uğranılan zararın gerçek miktarının Mahkeme tarafından yapılan inceleme sonucunda net bir şekilde ortaya çıkması durumunda, ortaya çıkan bu gerçek zararın tamamının tazmini amacıyla verilen miktar artırımına (ıslah) ilişkin dilekçenin yeni bir dava niteliğinde olmayıp, mevcut davada talep edilen tazminat miktarının ıslah suretiyle artırımına olanak sağlayan yasal bir hakkın kullanımına ilişkin olduğu da göz önünde bulundurulduğunda, artırılan tazminat miktarı yönünden davanın kabul edilmesi halinde, yasal faizin başlangıcının bu miktar yönünden de, idarenin uyuşmazlığın esasında ihtilafa, bir başka anlatımla temerrüde düştüğü tarih olduğu anlaşılmaktadır.
Bu itibarla; meydana gelen zararların tespiti amacıyla İdare Mahkemesince yaptırılan bilirkişi incelemesi neticesinde tespit edilen ve davacılar tarafından ıslah edilen bu yeni zarar miktarının; olay tarihi veya idareye başvurma tarihi veya dava tarihi itibarıyla elde etmek istedikleri gerçek zararları olduğu açıktır.
Bu kapsamda, bozulan kısım yönünden yapılacak yargılama neticesinde yeniden bir karar verileceğinden, yasal faiz yönünden bu aşamada inceleme yapılmamıştır.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. 2577 sayılı Kanun’un 49. maddesine uygun bulunan temyiz isteminin kısmen kabulüne,
2. … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesi’nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının; hükmedilen maddi tazminata ilişkin kısmının oybirliğiyle BOZULMASINA, hükmedilen manevi tazminata ilişkin kısmının yasal faiz yönünden oyçokluğuyla DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
3. Bozulan kısım hakkında yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesi’ne gönderilmesine kesin olarak, 01/07/2022 tarihinde karar verildi.

KARŞI OY :
(X)- Dava; davacı tarafından, Düzce Borsa İstanbul Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde 16/03/2015 tarihinde ders gereçlerinin taşınması sırasında örs diye tabir edilen iş makinasının forkliftin üzerinden kayarak ayağının üzerine devrilmesi ve yaşanan kaza sonucu yaralanarak ayak baş parmağını kaybetmesi nedeniyle idarenin hizmet kusuruna binaen uğranılan zarara karşılık fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla 10.000,00-TL maddi ve 100.000,00-TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte ödenmesi istemiyle açılmıştır.
Davaya konu uyuşmazlık, hukuka aykırı haksız fiilden kaynaklanmaktadır. Haksız fiilden doğan tazminat borçlarında temerrüt, haksız fiil tarihinde kendiliğinden gerçekleşir. Bu itibarla ayrıca bir bildirim yapılmasına gerek yoktur.
Bu durumda, davacı tarafından da talep edildiği üzere, hükmedilen manevi tazminata olay tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesi ve temyize konu kararın manevi tazminata işletilecek yasal faizin başlangıç tarihine ilişkin kısmının belirtilen şekilde düzeltilmesi gerektiği görüşüyle bu kısma yönelik çoğunluk kararına katılmıyorum.