Danıştay Kararı 8. Daire 2021/5040 E. 2022/6066 K. 27.10.2022 T.

Danıştay 8. Daire Başkanlığı         2021/5040 E.  ,  2022/6066 K.
T.C.

D A N I Ş T A Y

SEKİZİNCİ DAİRE

Esas No : 2021/5040

Karar No : 2022/6066

DAVACILAR : 1- …



11- …

VEKİLİ : Av. …

DAVALILAR : 1- … Bakanlığı

VEKİLİ : Av. …

2- … Birliği

VEKİLİ : Av. …

DAVANIN KONUSU :

24/11/2020 gün ve 31314 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 2021 yılı Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin “Seri davalarda ücret” başlıklı 22. maddesinin iptali istenilmektedir.

DAVACININ İDDİALARI :

Dava konusu Tarifenin 22. maddesinde yer alan seri dava kavramının kanunlarda herhangi bir tanımının yapılmadığı, idarenin düzenleme yetkisinin türevsel nitelikte olduğu, dolayısıyla önceden kanunla düzenlenmemiş bir alanda idare tarafından ilk elden düzenleme yapılamayacağı, bu nedenle dava konusu düzenlemenin normlar hiyerarşisine aykırılık oluşturduğu iddia edilmektedir.

Dava konusu düzenlemede, seri davaların ihtiyari dava arkadaşlığının bir türü olarak açıklanmış olmasının hukuki belirlilik ilkesine aykırı olduğu, nitekim ihtiyari dava arkadaşlığında tüm davaların birbirinden bağımsız olarak açıldığı ve her bir dava yönünden ayrı ayrı yargılama giderlerine hükmedildiği, konuya ilişkin Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 21.02.2000 tarih ve E:2000/1383 K:2000/1683 sayılı kararında ihtiyari dava arkadaşlığına konu davalarda yargılama giderleri yönünden hüküm kurulurken ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğinin belirtildiği, ihtiyari dava arkadaşlığının her zaman seri dava anlamına gelmediği, dolayısıyla dava konusu Tarife maddesi ile ihtiyari dava arkadaşlığının bir türü olarak seri dava tanımlaması yapılmasının hukuka uygun olmadığı, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 57. maddesinde, davaya konu olan hak veya borcun ortak olması, birden fazla kişinin ortak bir işlemle borç altına girmeleri, davanın birden fazla kişi hakkında aynı veya benzer sebepten doğmuş olması hallerinde ihtiyari dava arkadaşlığının bulunduğu belirtilmiş iken; somut olayda davacıların açmış olduğu işçilik alacaklarına ilişkin davalar açısından ihtiyari dava arkadaşlığı bulunmadığı halde salt bu davaların aynı gün açılmış olması ve esas numaralarının birbirini takip etmesi sebebiyle seri dava gibi görülerek istinaf incelemesinde dava konusu Tarife maddesi uygulanarak lehlerine daha az yargılama giderine (vekalet ücretine) hükmedildiği, oysa işçilik alacaklarının tahsili istemiyle açılan davalarda her bir işçinin talep ettiği alacak kalemi birbirinden farklı olacağından ve mahkemece ayrı değerlendirmeye tabi tutulması gerektiğinden seri dava kapsamında görülemeyeceği, uygulamada, seri davaların en tipik örneğinin vergi davaları olduğu, hesap dönemleri itibariyle her ay için ayrı ayrı düzenlenen ödeme emirleri veya vergi/ceza ihbarnamelerine karşı ayrı ayrı dava açılabileceği gibi her yıl için tek bir dilekçeyle de dava açılabileceği, dolayısıyla bu davalarda ihtiyari dava arkadaşlığı bulunmamasına rağmen bu davaların seri dava kapsamında görüldüğü ifade edilmektedir.

Türkiye Barolar Birliğinin, Tarife ile düzenleme yetkisine sahip olduğu alanlarda önceki hukuki durum çerçevesinde hak kayıplarını önleyici düzenlemeler yapmayarak ve dava konusu Tarife maddesinde seri dava sayısını yıllar itibariyle azaltarak idari istikrar ilkesine aykırı davrandığı, vekalet ücretinin belirlenmesinde avukatların gösterdiği emek ve çabanın, uyuşmazlığın niteliğinin ve çözüme kavuşturulma şeklinin dikkate alınmadığı, her ne kadar Danıştay Sekizinci Dairesinin iptal kararının gereği olarak dosya sayısında azaltıma gidilmiş ise de karar gerekçesinde vurgulanan davaların idari davalar ve vergi davaları olduğu; somut olayda işçilik alacaklarının tahsili istemiyle açılan davaların 2017 tarihli olduğu, bu davaların açıldığı tarihte yürürlükte olan Tarife hükümleri uyarınca 20 davaya kadar ayrı ayrı tam vekalet ücretine hak kazanılabilecek iken; davaya konu Tarifenin üç yıl önce açılmış davalara uygulanmasının kanunların ve idari işlemlerin geriye yürümezlik ilkesine aykırı olduğu belirtilmektedir.

Dava konusu Tarife maddesinde ücret belirlemesi yapılırken dosya sayıları arasında yapılan kademelendirmenin ölçülü ve orantılı olmadığı, avukatlık hizmetinin karşılığı olarak 10 dosya için 10 tam vekalet ücreti alınırken; 11. dosyadan itibaren vekalet ücretinin yarı yarıya düşürülmesinin Anayasanın 18. maddesinde yer alan zorla çalıştırma yasağına ve ücrette adaletin sağlanması hususunda Devlete pozitif yükümlülük yükleyen 55. maddesine aykırı olduğu diğer taraftan, dava konusu düzenlemenin uygulanması durumunda, avukatların 10 dosyadan az olacak şekilde farklı tarihlerde farklı mahkemelerde dava açma yoluna gitmek durumunda kalabileceği, bu durumun da daha fazla emek, çaba ve yargılama giderinin ortaya çıkması sonucunu doğuracağından usul ekonomisi ilkesine de aykırılık oluşturacağı iddia edilmektedir.

DAVALILARIN SAVUNMASI :

… BAKANLIĞI’NIN SAVUNMASI: Usule ilişkin olarak, bakılan davada derdestlik, kesin hüküm ve davanın süresinde açılıp açılmadığı hususlarının araştırılması gerektiği; esasa ilişkin olarak, seri davalarda karşı taraf vekalet ücretinin kademeli şekilde belirlenmesinin usul ve yasaya uygun olduğuna ilişkin Danıştay Sekizinci Dairesi’nin bir çok kararının bulunduğu, söz konusu kararlarda seri davalarda harcanan emek ve çabanın oldukça üstünde avukatlık ücretine hükmedilerek taraflara ölçüsüz yükümlülük getirilmemesi amacıyla kademelendirme yapılması gerektiğine hükmedildiği, dava konusu Tarifenin “davaların en az masrafla çözümlenmesi” ilkesi gereği hazırlandığı, yine Tarifenin 3. maddesi gereği avukatlık ücretinin belirlenmesinde avukatın emeği, çabası, işin önemi ve niteliği ile dava süresinin göz önünde bulundurulması gerektiği yönünde kurala yer verildiği, dolayısıyla seri davalarda kademeli ücret belirlenmesinin yasal ilkelere ve hakkaniyete uygun olduğu, öte yandan Avukatlık Kanununun 168. maddesinin son fıkrasında, avukatlık ücretinin takdirinde hukuki yardımın tamamlandığı veya dava sonunda hüküm verildiği tarihte yürürlükte olan Tarifenin esas alınacağı kuralına yer verildiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Tarifenin uygulanmasının hukuka aykırı herhangi bir yönünün bulunmadığı savunulmuştur.

… BİRLİĞİ’NİN SAVUNMASI: Uygulamada seri dava olarak isimlendirilen davaların, hukuk tekniği açısından ihtiyari dava arkadaşlığı kapsamında kaldığı, yargılama giderleri açısından bu davaların her birini ayrı dava olarak kabul edip harç, bilirkişi ücreti vb. giderleri her bir dava için ayrı ayrı hükme bağlanırken yargılama giderleri kapsamında kalan karşı taraf vekalet ücreti yönünden ayrı bir kural uygulanarak avukatın emeğinin azımsanmasının doğru bir yaklaşım olmadığı, seri dava da olsa avukatın her bir dava için ayrı çalışma yaparak ve her dosya için ayrı emek sarf ederek dosyaların oluşumuna katkı sağladığı, dosya sayısının çokluğunun avukatın emeğinin karşılığı olan ücretin sınırlandırılması için haklı sebep oluşturmayacağı, Tarife maddesi hazırlanırken takdir hakkının kullanımında ilgili yargı kararları ile kamu yararının gözetildiği savunulmuştur.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : …

DÜŞÜNCESİ : Dava konusu düzenlemede yer alan kademelendirmenin, Dairemizin kararları gözönüne alınmak suretiyle gerek dosya sayısı açısından, gerekse hükmedilecek ücretin oranı açısından makul bir şekilde yapıldığı anlaşılmakta birlikte, kademelendirme yapılırken baz alınan dosya sayısına ilişkin ödenecek vekalet ücretinin, avukatın hukuki yardımı ve harcadığı emek ve mesaisi dikkate alınarak sabit kalması gerekirken, yani “toplamda elli dosyaya kadar açılan seri davalarda” ifadesinden sonra gelmek üzerine, “ilk on dosyadan sonra gelen” ifadesine, “toplamda yüz dosyaya kadar açılan seri davalarda” ifadesinden sonra gelmek üzerine, “ilk elli dosyadan sonra gelen” ifadesine, “toplamda yüzden fazla açılan seri davalarda” ifadesinden sonra gelmek üzerine, “ilk yüz dosyadan sonra gelen” ifadesine yer verilmesi gerekirken, bu husus gözardı edilerek yapılan düzenlemenin bu kısımlarının eksik düzenleme sebebiyle iptaline, diğer kısımları yönünden davanın reddine karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.

DANIŞTAY SAVCISI : …

DÜŞÜNCESİ : Dava; 24/11/2020 gün ve 31314 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 2021 yılı Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin “Seri davalarda ücret” başlıklı 22. maddesinin iptali istemiyle açılmıştır.

1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun “Avukatlık ücret tarifesinin hazırlanması” başlıklı 168. maddesinin 1. fıkrasında, “Baronun yönetim kurulları, her yıl Eylül ayı içerisinde, yargı yerlerindeki işlemler ile diğer işlemlerden alınacak avukatlık ücretinin asgari hadlerini gösteren birer tarife hazırlayarak Türkiye Barolar Birliğine gönderirler.”; 2. fıkrasında, “Türkiye Barolar Birliği Yönetim Kurulunca, baro yönetim kurullarının teklifleri de göz önüne alınmak suretiyle uygulanacak tarife o yılın Ekim ayı sonuna kadar hazırlanarak Adalet Bakanlığına gönderilir. Şu kadar ki hazırlanan tarifede; genel bütçeye, il özel idareleri, belediye ve köylere ait vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülükler ve bunların zam ve cezaları ile tarifelere ilişkin davalar ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun uygulanmasından doğan her türlü davalar için avukatlık ücreti tutarı maktu olarak belirlenir. Bu tarife Adalet Bakanlığına ulaştığı tarihten itibaren bir ay içinde Bakanlıkça karar verilmediği veya tarife onaylandığı takdirde kesinleşir. Ancak Adalet Bakanlığı uygun bulmadığı tarifeyi bir daha görüşülmek üzere, gösterdiği gerekçesiyle birlikte Türkiye Barolar Birliğine geri gönderir. Geri gönderilen bu tarife, Türkiye Barolar Birliği Yönetim Kurulunca üçte iki çoğunlukla aynen kabul edildiği takdirde onaylanmış, aksi halde onaylanmamış sayılır; sonuç Türkiye Barolar Birliği tarafından Adalet Bakanlığına bildirilir. (…) ” hükmüne yer verilmiştir.

Dava konusu Tarifenin “Seri davalarda ücret” başlıklı 22. maddesinde; “İhtiyari dava arkadaşlığının bir türü olan seri davalar ister ayrı dava konusu yapılsın ister bir davada birleştirilsin toplamda on dosyaya kadar açılan seri davalarda her bir dosya için ayrı ayrı tam avukatlık ücretine, toplamda elli dosyaya kadar açılan seri davalarda her bir dosya için ayrı ayrı tam ücretin %50’si oranında avukatlık ücretine, toplamda yüz dosyaya kadar açılan seri davalarda her bir dosya için ayrı ayrı tam ücretin %40’ı oranında avukatlık ücretine, toplamda yüzden fazla açılan seri davalarda her bir dosya için ayrı ayrı tam ücretin %25’i oranında avukatlık ücretine hükmedilir. Duruşmalı işlerde bu şekilde avukatlık ücretine hükmedilmesi için dosyaya ilişkin tüm duruşmaların aynı gün aynı mahkemede yapılması gerekir.” kuralı getirilmiştir.

Anayasa’nın 141. maddesinin son fıkrasında, davaların en az giderle ve olanaklı olan çabuklukla sonuçlandırılmasının, yargının görevi olduğu belirtilmiş; 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun “Avukatlığın Amacı” başlığını taşıyan 2. maddesinde, avukatlığın amacının; hukuki münasebetlerin düzenlenmesini, her türlü hukuki mesele ve anlaşmazlıkların adalet ve hakkaniyete uygun olarak çözümlenmesini ve hukuk kurallarının tam olarak uygulanmasını her derecede yargı organları, hakemler, resmi ve özel kişi, kurul ve kurumlar nezdinde sağlamak olduğu; “Avukatlık Ücreti” başlıklı 164. maddesinde, avukatlık ücretinin, avukatın hukuki yardımının karşılığı olan tutarı veya değeri ifade ettiği bildirilmiş; Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin 3’üncü maddesinin birinci fıkrasında da, yargı yerlerince avukata ait olmak üzere karşı tarafa yükletilecek avukatlık ücretinin belirlenmesinde, avukatın emeği ve çabasının, işin önemi ve niteliğinin ve davanın süresinin göz önünde tutulacağı belirtilmiştir.

Diğer taraftan; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “Dürüst davranma ve doğruyu söyleme yükümlülüğü” başlığını taşıyan 29. maddesinin birinci fıkrasında, tarafların, dürüstlük kuralına uygun davranmak zorunda oldukları; “Usul ekonomisi ilkesi” başlıklı 30. maddesinde, hâkimin, yargılamanın kabul edilebilir süre içinde ve düzenli bir biçimde yürütülmesini ve gereksiz gider yapılmamasını sağlamakla yükümlü olduğu; 323. maddesinde, vekille takip edilen davalarda kanun gereğince takdir olunacak vekâlet ücretinin yargılama giderlerinden olduğu; 332. maddesinde, yargılama giderlerine, mahkemece kendiliğinden hükmedileceği yönünde düzenleme yapılmıştır.

Avukatlık Kanunun 164. maddesinin son fıkrasında ayrıca “Dava sonunda, kararla tarifeye dayanılarak karşı tarafa yüklenecek vekâlet ücreti avukata aittir. Bu ücret, iş sahibinin borcu nedeniyle takas ve mahsup edilemez, haczedilemez.” hükümleri yer almaktadır.

Anılan düzenlemeler karşısında Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hükmedilen karşı taraf vekalet ücretinin, yargılama giderleri arasında olduğu, belirtilen ücretin taraf lehine hükmedildiği ancak avukata ait olduğu açık olup, seri davalarda karşı taraf vekalet ücretinin kademeli olarak belirlenmesinde herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmaktadır.

24.11.2020 tarih ve 31314 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin “Avukatlık ücretinin aidiyeti, sınırları ve ortak veya değişik sebeple davanın reddinde davalıların avukatlık ücreti” başlıklı 3. maddesinin 1.fıkrasında “Yargı yerlerince avukata ait olmak üzere karşı tarafa yükletilecek avukatlık ücreti, bu Tarifede yazılı miktardan az ve üç katından çok olamaz. Bu ücretin belirlenmesinde, avukatın emeği, çabası, işin önemi, niteliği ve davanın süresi göz önünde tutulur.” esasları belirlenmiş olup; belirtilen hükümler karşısında, yargılama gideri olan karşı taraf vekalet ücretinin Anayasada yer alan davaların en az giderle çözümlenmesi ilkesi ve avukatın emeği, çabası, işin önemi, niteliği ve davanın süresi göz önünde bulundurularak belirlenmesi esası çerçevesinde seri davalarda karşı taraf vekalet ücretinin kademeli olarak belirlenmesinin yasal ilkelere ve hakkaniyete aykırı olmadığı görülmektedir.

6100 sayılı Kanunun 57.maddesinde İhtiyari dava arkadaşlığına ilişkin düzenlemelere yer verilmiş; Kanunda, davacılar ile davalılar arasında dava konusu olan hak veya borcun elbirliği mülkiyeti dışındaki bir sebeple ortak olması, ortak bir işlemle herkes hakkında hak doğmuş ve yükümlülük altına girilmiş olması ve davaların temelini oluşturan olay ve hukuki sebeplerin aynı veya birbirine benzer olması durumlarında ihtiyari dava arkadaşlığı durumunun gerçekleşebileceği belirtilmiştir. İlgili madde gereğince ihtiyari dava arkadaşlığı durumunda, ilgili kişiler birlikte dava açabilecekleri gibi, bu kişilere karşı da birlikte dava açılabilecektir.

Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin “Seri davalarda ücret” kenar başlıklı 22. maddesinde ise, seri dava ihtiyari dava arkadaşlığının bir türü olarak tanımlamıştır.

Anılan mevzuat hükümlerinin değerlendirilmesinden, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinde seri davalarda karşı taraf vekalet ücreti, Avukatlık Kanunun verdiği yetkiye istinaden ve Hukuk Muhakemeleri Kanunun 57. maddesinde düzenlenen “ihtiyari dava arkadaşlığı” kapsamında düzenlenmiş olduğu ve hukuka aykırılık içermediği görülmektedir .

Diğer yandan, kademeli ücret uygulaması yönünden “kademelendirmenin gerek dosya sayısı açısından gerekse hükmedilecek ücretin oranı açısından başta usul ekonomisi olmak üzere, pratikteki uygulamalara ilişkin istatistiksel verilerin de hesaba katılmasıyla, belirtilen ilkeler ve gerçekte avukatın hukuki yardımının karşılığı oranı göz önüne alınarak makul bir şekilde yapılması gerektiği yönündeki yargı karaları da dikkate alınarak, seri davalarda karşı taraf vekalet ücretinin, avukatın hukuki yardımı ve harcadığı emek ve mesaisi uyarınca kademeli olarak belirlendiği de dikkate alındığında iptal istemine konu edilen düzenlemede hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmaktadır.

Açıklanan nedenlerle, davanın reddi gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince duruşma için taraflara önceden bildirilen 26/10/2022 tarihinde, davacı vekili Av. …’ün ve davalı Adalet Bakanlığı vekili Av. …’ın, davalı Türkiye Barolar Birliği Başkanlığı vekili Av…in geldiği, Danıştay Savcısının hazır olduğu görülmekle, açık duruşmaya başlandı. Taraflara usulüne uygun olarak söz verilerek dinlendikten ve Danıştay Savcısının düşüncesi alındıktan sonra taraflara son kez söz verilip, duruşma tamamlandı. Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

HUKUKİ SÜREÇ :

02/01/2019 tarih ve 30643 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 2019 Yılı Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin “Seri davalarda ücret” başlıklı 22. maddesinde; “İhtiyari dava arkadaşlığının bir türü olan seri davalar ister ayrı dava konusu yapılsın ister bir davada birleştirilsin toplamda onbeş dosyaya kadar açılan seri davalarda her bir dosya için ayrı ayrı tam avukatlık ücretine, toplamda altmış dosyaya kadar açılan seri davalarda her bir dosya için ayrı ayrı tam ücretin %60’ı oranında avukatlık ücretine, toplamda yüzelli dosyaya kadar açılan seri davalarda her bir dosya için ayrı ayrı tam ücretin %50’si oranında avukatlık ücretine, toplamda yüzelliden fazla açılan seri davalarda her bir dosya için ayrı ayrı tam ücretin %30’u oranında avukatlık ücretine hükmedilir. Duruşmalı işlerde bu şekilde avukatlık ücretine hükmedilmesi için dosyaya ilişkin tüm duruşmaların aynı gün aynı mahkemede yapılması gerekir.” düzenlemesine yer verilmiş olup, bu düzenlemenin iptali istemiyle Dairemizde açılan davada, … tarih ve E:… sayılı kararımız ile, “… getirilen düzenleme ile, onbeş olarak belirlenen ilk kademeye kadar pratikte seri olarak özellikle idari yargıda çok az dava bulunduğu göz önüne alındığında, getirilen bu düzenlemenin esasen uygulanabilirliğinin pek az olacağı, diğer taraftan, toplamda altmış dosyaya kadar açılan seri davalarda her bir dosya için ayrı ayrı tam ücretin %60’i oranında avukatlık ücretine hükmedileceği yolundaki düzenleme ile seri davalarda harcanan emek ve çabanın oldukça üstünde avukatlık ücretine hükmedilerek taraflara ölçüsüz bir yükümlülük getirilmesine yol açılacağı kuşkusuzdur.

Bu nedenle, kademelendirmenin gerek dosya sayısı açısından gerekse hükmedilecek ücretin oranı açısından başta usul ekonomisi olmak üzere, pratikteki uygulamalara ilişkin istatistiksel verilerin de hesaba katılmasıyla, belirtilen ilkeler ve gerçekte avukatın hukuki yardımının karşılığı oranı göz önüne alınarak makul bir şekilde yapılması gerekirken, seri davalarda ilk olarak 15’ten başlar şekilde ve tam ücretin %60’i oranında avukatlık ücretine hükmedileceği şeklindeki düzenleme, hukuka ve hak arama özgürlüğüne aykırı olduğundan” yürütmenin durdurulması isteminin kabulü karar verilmiştir.

24/11/2020 tarihli ve 31314 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 2021 yılı Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin “Seri davalarda ücret” başlıklı 22. maddesinde ise, “İhtiyari dava arkadaşlığının bir türü olan seri davalar ister ayrı dava konusu yapılsın ister bir davada birleştirilsin toplamda on dosyaya kadar açılan seri davalarda her bir dosya için ayrı ayrı tam avukatlık ücretine, toplamda elli dosyaya kadar açılan seri davalarda her bir dosya için ayrı ayrı tam ücretin %50’si oranında avukatlık ücretine, toplamda yüz dosyaya kadar açılan seri davalarda her bir dosya için ayrı ayrı tam ücretin %40’ı oranında avukatlık ücretine, toplamda yüzden fazla açılan seri davalarda her bir dosya için ayrı ayrı tam ücretin %25’i oranında avukatlık ücretine hükmedilir. Duruşmalı işlerde bu şekilde avukatlık ücretine hükmedilmesi için dosyaya ilişkin tüm duruşmaların aynı gün aynı mahkemede yapılması gerekir.

” kuralına yer verilmiştir.

Davacı asillerin vekili Av. … tarafından işçilik alacaklarının tahsili istemiyle açılan davalarda, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesince dava konusu Tarife maddesi uygulanarak işçilik alacaklarının tahsili istemiyle açılan 11 adet davanın seri dava kapsamında görülüp İş Mahkemesince takdir edilen vekalet ücretinin oranı yönünden davalı işverenin istinaf isteminin kabul edilerek %50 oranında vekalet ücretine hükmedilmesine karar verilmiştir.

Bunun üzerine, Tarife düzenlemesinin iptali istemiyle dava açılmıştır.

İNCELEME VE GEREKÇE:

USUL YÖNÜNDEN:

Davalı Adalet Bakanlığı’nın usule ilişkin itirazları yerinde görülmeyerek işin esasına geçildi:

ESAS YÖNÜNDEN:

İLGİLİ MEVZUAT:

Anayasa’nın 2. maddesinde, Türkiye Cumhuriyeti’nin bir hukuk devleti olduğu vurgulanmış; 138. maddesinin 4. fıkrasında, “Yasama ve yürütme organları ile idare, mahkeme kararlarına uymak zorundadır; bu organlar ve idare, mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremez ve bunların yerine getirilmesini geciktiremez.”; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun “Kararların sonuçları” başlıklı 28. maddesinin 1. fıkrasında, “Danıştay, bölge idare mahkemeleri, idare ve vergi mahkemelerinin esasa ve yürütmenin durdurulmasına ilişkin kararlarının icaplarına göre idare, gecikmeksizin işlem tesis etmeye veya eylemde bulunmaya mecburdur. Bu süre hiçbir şekilde kararın idareye tebliğinden başlayarak otuz günü geçemez.” kurallarına yer verilmiştir.

1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun “Avukatlık ücreti” başlıklı 164. maddesinde; “(Değişik: 2/5/2001-4667/77 md.) Avukatlık ücreti, avukatın hukukî yardımının karşılığı olan meblâğı veya değeri ifade eder.

Yüzde yirmibeşi aşmamak üzere, dava veya hükmolunacak şeyin değeri yahut paranın belli bir yüzdesi avukatlık ücreti olarak kararlaştırılabilir.

İkinci fıkraya göre yapılacak sözleşmeler, dava konusu para dışındaki mal ve haklardan bir kısmının aynen avukata ait olacağı hükmünü taşıyamaz.

Avukatlık asgarî ücret tarifesi altında vekâlet ücreti kararlaştırılamaz. Ücretsiz dava alınması halinde, durum baro yönetim kuruluna bildirilir.(Değişik üçüncü ve dördüncü cümle:13/1/2004-5043/5 md.) Avukatlık ücretinin kararlaştırılmamış olduğu veya taraflar arasında yazılı ücret sözleşmesinin bulunmadığı yahut ücret sözleşmesinin belirgin olmadığı veya tartışmalı olduğu veya ücret sözleşmesinin ücrete ilişkin hükmünün geçersiz sayıldığı hallerde; değeri para ile ölçülebilen dava ve işlerde asgari ücret tarifelerinin altında olmamak koşuluyla ücret itirazlarını incelemeye yetkili merci tarafından davanın kazanılan bölümü için avukatın emeğine göre ilâmın kesinleştiği tarihteki müddeabihin değerinin yüzde onu ile yüzde yirmisi arasındaki bir miktar avukatlık ücreti olarak belirlenir. Değeri para ile ölçülemeyen dava ve işlerde ise avukatlık asgari ücret tarifesi uygulanır.

Dava sonunda, kararla tarifeye dayanılarak karşı tarafa yüklenecek vekâlet ücreti avukata aittir. Bu ücret, iş sahibinin borcu nedeniyle takas ve mahsup edilemez, haczedilemez.” hükmü ile 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun “Avukatlık ücret tarifesinin hazırlanması” başlıklı 168. maddesinin 1. fıkrasında, “Baronun yönetim kurulları, her yıl Eylül ayı içerisinde, yargı yerlerindeki işlemler ile diğer işlemlerden alınacak avukatlık ücretinin asgari hadlerini gösteren birer tarife hazırlayarak Türkiye Barolar Birliğine gönderirler.”; 2. fıkrasında, “Türkiye Barolar Birliği Yönetim Kurulunca, baro yönetim kurullarının teklifleri de göz önüne alınmak suretiyle uygulanacak tarife o yılın Ekim ayı sonuna kadar hazırlanarak Adalet Bakanlığına gönderilir. Şu kadar ki hazırlanan tarifede; genel bütçeye, il özel idareleri, belediye ve köylere ait vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülükler ve bunların zam ve cezaları ile tarifelere ilişkin davalar ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun uygulanmasından doğan her türlü davalar için avukatlık ücreti tutarı maktu olarak belirlenir. Bu tarife Adalet Bakanlığına ulaştığı tarihten itibaren bir ay içinde Bakanlıkça karar verilmediği veya tarife onaylandığı takdirde kesinleşir. Ancak Adalet Bakanlığı uygun bulmadığı tarifeyi bir daha görüşülmek üzere, gösterdiği gerekçesiyle birlikte Türkiye Barolar Birliğine geri gönderir. Geri gönderilen bu tarife, Türkiye Barolar Birliği Yönetim Kurulunca üçte iki çoğunlukla aynen kabul edildiği takdirde onaylanmış, aksi halde onaylanmamış sayılır; sonuç Türkiye Barolar Birliği tarafından Adalet Bakanlığına bildirilir. (…) ” hükmüne yer verilmiştir.

Dava konusu Tarife düzenlemesinin incelenmesi;

Davacılar tarafından, Tarifenin 22. maddesinde yer alan seri dava kavramının kanunlarda herhangi bir tanımının yapılmadığı, seri davaların ihtiyari dava arkadaşlığının bir türü olarak açıklanmış olmasının hukuki belirlilik ilkesine aykırı olduğu, nitekim ihtiyari dava arkadaşlığında tüm davaların birbirinden bağımsız olarak açıldığı ve her bir dava yönünden ayrı ayrı yargılama giderlerine hükmedildiği iddia edilmektedir.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 57. maddesinde İhtiyari dava arkadaşlığına ilişkin düzenlemelere yer verilmiş; Kanunda, davacılar ile davalılar arasında dava konusu olan hak veya borcun elbirliği mülkiyeti dışındaki bir sebeple ortak olması, ortak bir işlemle herkes hakkında hak doğmuş ve yükümlülük altına girilmiş olması ve davaların temelini oluşturan olay ve hukuki sebeplerin aynı veya birbirine benzer olması durumlarında ihtiyari dava arkadaşlığı durumunun gerçekleşebileceği belirtilmiştir. İlgili madde gereğince ihtiyari dava arkadaşlığı durumunda, ilgili kişiler birlikte dava açabilecekleri gibi, bu kişilere karşı da birlikte dava açılabilecektir.

Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin “Seri davalarda ücret” kenar başlıklı 22. maddesinde ise, seri dava ihtiyari dava arkadaşlığının bir türü olarak tanımlamıştır.

Avukatlık Asgari Ücret Tarifesindeki seri davalarda karşı taraf vekalet ücretinin, Avukatlık Kanunun verdiği yetkiye istinaden ve Hukuk Muhakemeleri Kanunun 57. maddesinde düzenlenen “ihtiyari dava arkadaşlığı” kapsamında düzenlenmiş olduğu ve hukuka uygun olduğu anlaşılmaktadır.

Diğer yandan, dava konusu Tarife düzenlemesinin kademeli ücret uygulaması yönünden, Dairemizin kademelendirmenin gerek dosya sayısı açısından gerekse hükmedilecek ücretin oranı açısından başta usul ekonomisi olmak üzere, pratikteki uygulamalara ilişkin istatistiksel verilerin de hesaba katılmasıyla, belirtilen ilkeler ve gerçekte avukatın hukuki yardımının karşılığı oranı göz önüne alınarak makul bir şekilde yapılması gerektiği yönündeki kararları da dikkate alınarak makul bir şekilde belirlendiği anlaşıldığından, düzenlemenin bu kısımlarında hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmaktadır.

Davacılar tarafından, dava konusu Tarife maddesinde, avukatlık hizmetinin karşılığı olarak 10 dosya için 10 tam vekalet ücreti alınırken; 11. dosyadan itibaren vekalet ücretinin yarı yarıya düşürülmesinin Anayasanın 18. maddesinde yer alan zorla çalıştırma yasağına ve ücrette adaletin sağlanması hususunda Devlete pozitif yükümlülük yükleyen 55. maddesine aykırı olduğu iddia edilmektedir.

Dava konusu düzenlemede, seri davalarda karşı taraf vekalet ücretinin, kademelendirme yapılırken baz alınan dosya sayısına ilişkin ödenecek vekalet ücretinin, avukatın hukuki yardımı ve harcadığı emek ve mesaisi dikkate alınarak sabit kalması gerekirken, yani “toplamda elli dosyaya kadar açılan seri davalarda” ifadesinden sonra gelmek üzerine, “ilk on dosyadan sonra gelen” ifadesine, “toplamda yüz dosyaya kadar açılan seri davalarda” ifadesinden sonra gelmek üzerine, “ilk elli dosyadan sonra gelen” ifadesine, “toplamda yüzden fazla açılan seri davalarda” ifadesinden sonra gelmek üzerine, “ilk yüz dosyadan sonra gelen” ifadesine yer verilmesi gerekirken, bu husus gözardı edilerek yapılan düzenlemenin, eksik düzenleme sebebiyle iptaline karar verilmesi gerekmektedir.

KARAR SONUCU:

Açıklanan nedenlerle;

1. 24/11/2020 gün ve 31314 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 2021 yılı Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin “Seri davalarda ücret” başlıklı 22. maddesinde, “toplamda elli dosyaya kadar açılan seri davalarda” ifadesinden sonra gelmek üzerine, “ilk on dosyadan sonra gelen” ifadesine, “toplamda yüz dosyaya kadar açılan seri davalarda” ifadesinden sonra gelmek üzerine, “ilk elli dosyadan sonra gelen” ifadesine, “toplamda yüzden fazla açılan seri davalarda” ifadesinden sonra gelmek üzerine, “ilk yüz dosyadan sonra gelen” ifadesine yer verilmeyerek eksik düzenleme yapılması sebebiyle İPTALİNE,

2. Düzenlemenin diğer kısımları yönünden DAVANIN REDDİNE,

3. Dava kısmen iptal, kısmen ret ile sonuçlandığından ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam … TL yargılama giderinin yarısı olan … TL tutarın davacılar üzerinde bırakılmasına ve karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca … TL vekâlet ücretinin davacılardan alınarak davalı idarelere verilmesine,

4. Yargılama giderinin yarısı olan … TL tutar ile karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca … TL vekâlet ücretinin davalı idarelerden alınarak davacılara verilmesine,

5. Posta giderleri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra istemi halinde davacıya iadesine,

6. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere,

27/10/2022 tarihinde oybirliği ile karar verildi.