Danıştay Kararı 8. Daire 2021/5662 E. 2022/6016 K. 26.10.2022 T.

Danıştay 8. Daire Başkanlığı         2021/5662 E.  ,  2022/6016 K.
T.C.

D A N I Ş T A Y

SEKİZİNCİ DAİRE

Esas No : 2021/5662

Karar No : 2022/6016

DAVACI : … Sendikası

VEKİLİ : Av. …

DAVALI : 1- … Bakanlığı

VEKİLİ : Av. …

2- … Bakanlığı

VEKİLİ : …

3- … Bakanlığı

VEKİLİ : Av. …

4- … Bakanlığı

VEKİLİ : Av. …

DAVANIN KONUSU :

1- 25/08/2021 gün ve 31579 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Okul Servis Araçları Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 1. maddesi ile 25/10/2017 gün ve 30221 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Okul Servis Araçları Yönetmeliğin 4. maddesinin 1. fıkrasının (o) bendinde yapılan değişikliğin,

2- Yönetmeliğin 2. maddesi ile asıl Yönetmeliğin 5. maddesinin 2. fıkrasının (b) bendinde yapılan değişikliğin,

3- Yönetmeliğin 4. maddesi ile asıl Yönetmeliğin 9. maddenin 2. fıkrasının (a) bendinde yapılan değişikliğin,

4- Yönetmeliğin 5. maddesi ile asıl Yönetmeliğin Geçici 2. maddesinin 1. fıkrasında yapılan değişikliğin ve aynı maddenin 4. fıkrasında yer alan “yeni üretilen” ibaresinin yürürlükten kaldırılmasına ilişkin değişikliğin,

5- Yönetmeliğin 6. maddesi ile asıl Yönetmeliğin Geçici 3. maddesinde yapılan değişikliğin iptali istenilmektedir.

DAVACININ İDDİALARI :

Okul Servis Araçları Yönetmeliğinin 4. maddesinin 1. fıkrasının (o) bendinde yapılan değişiklik yönünden; maddenin değişiklik öncesi halinin okul servis aracının içinin görünmesine, dışarıdan denetlenebilir olmasına olanak sağladığı, şeffaf camın ne düzeyde şeffaf olacağının özel teknik bilgi sahibi olmayan veliler, öğretmenler tarafından kolaylıkla anlaşılır nitelikte olmadığı, beyaz cam niteliğinde olmayan şeffaf camın araç dışından izleme imkanını ortadan kaldırdığı, araç camlarının iç mekanı gösteren beyaz cam olması gerektiği, 5. maddesinin 2. fıkrasının (b) bendinde yapılan değişiklik yönünden; ortaokul ve lise öğrencilerine taşıma hizmeti veren servis araçlarında rehber bulundurulmamasının tehlikeli bir durum olduğu, 9. maddenin 2. fıkrasının (a) bendinde yapılan değişiklik ile rehber personellerde niteliksizlik ve yetersizliğin teşvik edildiği, rehber personellerin niteliklerinin arttırılması için en az lise mezunu olmanın yanı sıra Milli Eğitim Bakanlığı kursunu başarı ile tamamlama kriterinin birlikte aranması gerektiği, Geçici 2. maddesinin 1. fıkrasında yapılan değişiklik yönünden; 1/1/2018 tarihinden önce okul servis aracı olarak tescil edilmiş araçlarda anılan teknik donanım ve güvenlik tedbirlerine ilişkin özelliklerin aranmamasının öğrencilerin eğitim hakkı başta olmak üzere gelişim, vücut bütünlüğünün korunması ve yaşam hakkının ihlali niteliğinde olduğu, servis aracı kazalarının önüne geçilmesi için eski servis araçları yerine son teknoloji ile donatılmış güvenlik sistemi gelişmiş olan araçların hizmet vermesinin son derece önemli olduğu, trafik kazalarının en az zarar görecek düzeyde atlatılması için servis araçlarının bu hizmete mahsus üretilerek gövde iç mekanı ve tavanlarının tek panelden oluşmasının gerekli olduğu, 10 yaşından büyük araçların öğrenci taşıma hizmetinde kullanılmaması gerekirken Yönetmeliğin 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (i), (l), (m) ve (o) bentleri kapsamındaki şartların dahi 1/1/2018 tarihi öncesi okul servis aracı olarak tescil edilmiş araçlarda aranmamasının son derece tehlikeli olduğu, Geçici 3. maddesinde yapılan değişiklik yönünden ise; araç muayene istasyonlarının muayene sonucu vardığı sonuçla yetinmenin yetersiz olduğu, bilimsel ve teknik anlamda uzmanlık gerektiren bu konuyla ilgili olarak Sanayi ve Ticaret Bakanlığı ile TMMOB gibi kurumların görüşünün alınmasına ihtiyaç duyulduğu, bu uygulama ile eski araçlarla taşınacak çocukların güvenliğinin daha fazla tehlike altına gireceği, bu değişikliğin öğrencilerin ihtiyacı ve eğitsel kaygılarıyla değil meslek odalarının baskısıyla Covid 19 önlemleri sürecinde olumsuz etkilenen servis hizmetleri sağlayıcıları lehine yapıldığı, daha önce okul servis aracı olarak kullanılacak araç yaşının üst sınırı 10 iken 2007 değişikliği ile 12’ye ve dava konusu değişiklik ile 15’e fiilen 16’ya çıkarıldığı ileri sürülerek dava konusu düzenlemelerin hukuka aykırı olduğu iddia edilmektedir.

DAVALI İDARELERİN SAVUNMASI :

… BAKANLIĞI’NIN SAVUNMASI: Dava konusu Yönetmeliğin yayımlandığı 25/10/2017 tarihinden itibaren yapılan değerlendirmeler ve sektörden gelen bilgiler doğrultusunda okul servis aracı olarak kullanılan araçların ancak %15-20’si kadarının Yönetmelikte aranılan şartları sağladığı, sektörden de bu bağlamda anılan şartlar için devamlı surette erteleme talep edildiği, şeffaf cam şeklindeki düzenlemenin yalnızca redaksiyonel değişiklik olmakla birlikte anılan düzenlemenin beyaz cam ifadesinin farklı uygulamalara sebep oluşturmaması amacıyla hazırlandığı, öğrencilerin mağduriyetine sebep olmadığı, 1/1/2018 tarihinden itibaren okul servis aracı olarak trafik tescili yapılması talep edilen araçların Yönetmeliğin bütün şartlarını sağlaması gerektiği açık olmasına rağmen halihazırda kullanılan araçlar için bütün zorlukların devam ettirilmesi halinde okul servisi sorununun yaşanacağı, özellikle pandemi döneminde okulların kapalı olması nedeniyle sektörde faaliyet gösteren taşımacıların mali sorunlar yaşadığı da değerlendirilerek dava konusu düzenlemelerin yapıldığı savunulmaktadır.

… BAKANLIĞI’NIN SAVUNMASI: Okul Servis Araçları Yönetmeliğinin 4. maddesinin 1. fıkrasının (o) bendinde yapılan düzenlemenin teknik içerikli olduğu, bu alanı düzenleyen mevzuat metinleri esas alınarak hukuki zeminin sağlamlaştırıldığı, okul servis araçlarında her öğrenci ve çocuk için üç nokta emniyet kemeri ve gerekli tertibat bulundurulması, oturmaya duyarlı sensörlü sistemler bulundurulması, iç ve dış kamera ile en az otuz gün süreli kayıt yapabilen kayıt cihazı bulundurulması ve iç mekanı gösteren beyaz cam dışında cam kullanılmaması şartlarının getirildiği, bu şartları haiz olmayan mevcut araçların imalat aşamasında planlanmadığı için teknik olarak yenilenme zorlukları içermesi nedeniyle araçların belirtilen şartlara dönüştürülmesinde zorluklar yaşandığı, diğer taraftan Covid 19 salgını nedeniyle yaklaşık 2 yıldır servis hizmeti verilmediğinden araçların bu süreçte kullanılamadığı, bahsedilen nedenlerle Yönetmelikte yer alan bu şartların 1/1/2018 tarihinden önce okul servis aracı olarak tescil edilmiş araçlarda aranmaması hükmünün getirildiği, Yönetmeliğin yürürlüğe girdiği tarihten sonra üretilen ve okul servis aracı olarak kullanılacak taşıtlarda belirtilen şartların aranacağı, yeni üretilen ibaresinin çıkarılması ile yeni üretilmiş olmakla birlikte okul servis aracı olarak tescil edilmemiş araçların bu düzenlemeden faydalanmalarının önüne geçilmesinin amaçlandığı, Geçici 3. maddede yer alan düzenleme ile kapsamdaki araçların iki yıl atıl kalmasının dikkate alındığı, muayeneden geçmiş olmak koşulu ve araçların güvenli olması hususunun dikkate alındığı savunulmaktadır.

… BAKANLIĞI’NIN SAVUNMASI: İptali istenilen düzenlemelerin düzenlemenin dayanağı olan Kanuna ve Anayasaya uygunluğu sebebiyle hukuki ve yasal dayanaktan yoksun istemin ve davanın reddi gerektiği savunulmaktadır.

… BAKANLIĞI’NIN SAVUNMASI: Mevcut yönetmelikte düzenlenen ve okul servis araçlarında her öğrenci ve çocuk için üç nokta emniyet kemeri ve gerekli tertibat bulundurulması, oturmaya duyarlı sensörlü sistemler bulundurulması, iç ve dış kamera ile en az otuz gün süreli kayıt yapabilen kayıt cihazı bulundurulması ve iç mekanı gösteren beyaz cam dışında cam kullanılmaması şartlarının araç sahiplerine getirdiği yüksek maliyet ve teknik olarak yenileme zorlukları nedeniyle talepler doğrultusunda müteaddit kere ertelendiği ve uygulamaya konulamadığı, beyaz cam ibaresi uygulamada tereddüte yol açtığı için Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından belirlenen standartlara uygun şeffaf cam dışında cam kullanılamayacağı, Yönetmeliğin 5/2-b bendinde yapılan düzenleme ile servis aracında okul öncesi eğitim, ilköğretim ile kreş gündüz bakımevleri ve çocuk kulüplerine devam eden öğrencilerin bulunması durumunda rehber personel bulundurma zorunluluğunun getirildiği, rehber personel için öngörülen şartların sınırlı süreyle çalıştırılma sebebiyle istihdamda tercih edilmediği, iş sürekliliğini engellediği, çalıştırılacak personel bulmada sıkıntılar yaşandığı, tereddüte düşülen hususlar ile rehber personelin eğitim şartı, ihtiyaçlar ve alandan gelen talepler dikkate alınarak yeniden düzenlendiği, Yönetmeliğin 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (i), (l), (m) ve (o) bentleri kapsamındaki şartların 1/1/2018 tarihinden önce okul servis aracı olarak tescil edilmiş araçlarda aranmaması hükmünün getirildiği, bu şartların Yönetmeliğin yürürlüğe girdiği tarihten sonra üretilen araçlarda aranması şartı getirilerek araç sahiplerinin Covid 19 salgını nedeniyle ağırlaşan ekonomik şartlarının iyileştirilmesi ve yeni maliyetler getirilmemesinin amaçladığı, Covid 19 salgını nedeniyle ekonomik zorluklar yaşayan ve yaklaşık 2 yıldır servis hizmeti veremeyen araç sahiplerinin ekonomik kayıplarının önüne geçilmesi için salgın nedeniyle okul servis aracı olarak kullanılacak taşıtların fabrikasınca imal edildiği tarihten sonra gelen ilk takvim yılı esas alınmak şartıyla oniki yaşından küçük olması zorunluluğu, muayeneden geçmiş olması kaydıyla 1/7/2023 tarihine kadar onbeş yaşından küçük olması şeklinde uygulanacağı ve bu iki yıllık kayıplarının telafi edilmesinin amaçlandığı savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : …

DÜŞÜNCESİ : Davanın ehliyet yönünden reddine karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE :

İLGİLİ MEVZUAT:

4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları Kanunu’nun 3 (f) maddesinde; sendika, kamu görevlilerinin ortak ekonomik, sosyal ve mesleki hak ve menfaatlerini korumak ve geliştirmek için oluşturdukları tüzel kişiliğe sahip kuruluşlar olarak tanımlanmış; aynı Kanun’un 19. maddesinde de; üyelerin idare ile ilgili doğacak ihtilaflarında, ortak hak ve menfaatlerinin izlenmesinde veya hukuki yardım gerekliliğinin ortaya çıkması durumunda üyelerini veya mirasçılarını her düzeyde ve derecedeki yönetim ve yargı organları önünde temsil etmek veya ettirmek, dava açmak ve bu nedenle açılan davalarda taraf olmak sendikaların görevleri arasında sayılmıştır.

Öte yandan, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun “İdari dava türleri ve idari yargı yetkisinin sınırı” başlıklı 2. maddesinde iptal davası; yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı oldukları ileri sürülen idari işlemlerin iptalleri amacıyla menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılan dava olarak tanımlanmıştır.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:

Bir iptal davasının açılabilmesi ve idari yargı yerlerinin bu davayı ön koşullar yönünden kabul edebilmesi için 2577 sayılı Kanun’un 14. maddesi uyarınca dava dilekçeleri “ehliyet” yönünden de incelenmektedir. Danıştayın istikrar bulan kararlarına göre, davacının subjektif dava açma ehliyetinin bulunduğunun kabulü için idari kararın davacının meşru, şahsi ve güncel bir menfaatini ihlal etmesi gerekmektedir.

Belirtilen çerçevede, davacı Sendikanın ve diğer Sendikaların, tüzel kişiliklerinden kaynaklanan genel hak ve fiil ehliyetine dayanarak menfaatlerini ihlal eden idari işlemlere karşı idari yargıda dava açabilecekleri açıktır.

Konuya ilişkin yasa kuralları ile yargı kararları birlikte değerlendirildiğinde, kamu görevlileri sendikalarının, tüzel kişiliklerinden kaynaklanan genel hak ve fiil ehliyetine dayanarak menfaatlerini ihlal eden idari işlemlere karşı bizzat dava açabilmeleri, üyelerinin ortak çıkarlarının korunması için ve hukuki yardım gerekliliğinin ortaya çıkması durumunda ise üyelerini veya bunların mirasçılarını temsil ederek idari yargıda dava açabilmeleri konusunda tartışma bulunmadığı anlaşılmaktadır.

Dava konusu Yönetmelik hükümlerine karşı, … Sendikasının, ancak, tüzel kişiliğinden kaynaklanan genel hak ve fiil ehliyetine dayanarak menfaatinin ihlal edilmesi, üyelerinin ortak çıkarlarını etkilemesi ya da dava konusu Yönetmeliğe dayanılarak üyelerinden birinin menfaatini ihlal eden bir işlem tesisi ve hukuki yardım gerekliliğinin ortaya çıkması durumunda üyesini temsil ederek dava açması mümkün olduğuna göre, bu koşulların bakılan davada gerçekleşip gerçekleşmediğinin belirlenmesi gereklidir.

Davacı Sendikanın Tüzüğüne göre, Sendika, Eğitim, Öğretim ve Bilim Hizmet Kolunda kurulmuştur. Bu hizmet koluna, 4688 sayılı Kanun’un 41/(a) maddesine göre hazırlanan Kamu Görevlileri Sendikaları Kanunu Kapsamına Giren Kurum ve Kuruluşların Girdikleri Hizmet Kollarının Belirlenmesine İlişkin Yönetmelik kurallarına göre, üniversiteler dahil olmak üzere eğitim ve öğretim kurum ve kuruluşları girmektedir. Tüzüğün 6. maddesinde Sendikanın, hizmet koluna dahil işyerlerinde çalışan herkesi hiçbir ayrım gözetmeksizin ve hizmet kolunda çalışıyor olmaktan başka bir nitelik aranmaksızın üyeliğe kabul edeceği düzenlenmiş, aynı Tüzüğün 3. maddesinde ise, Sendikanın, üyelerinin, emeğinin hakkını alıp insanca yaşayacak ücret almaları ve daha iyi çalışma koşullarına kavuşturulmaları, sendikal hakların en az uluslararası sözleşmeler düzeyinde olması ve bu sözleşmelerin iç hukuktaki bağlayıcılığından hareket ederek Anayasa ve yasaların çağdaş ve emekten yana değişmesi, üyelerinin sendikal ve demokratik amaçlar doğrultusundaki mücadelesinde hak ve çıkarlarının ihlal edildiği her durumda her türlü demokratik fiili ve meşru mücadele hakkının kullanılması, onlar adına gerekli hukuksal girişimde ve yardımda bulunulması, emeğin ve örgütlenmenin toplumsal yaşamdaki işlevini ve değerini, ulusal ve uluslararası düzeyde barışın, dostluğun, dayanışmanın ve işbirliğinin önemini kavramış bilinçli bir üye topluluğu ve kamuoyu yaratmak amacıyla kültürel, sanatsal, eğitsel toplantılar, şenlikler, işyeri, salon ve açık hava toplantıları ve benzeri etkinlikler düzenlenmesi, üyelerinin ve aile bireylerinin bakım, eğitim ve sağlık koşullarının düzeltilmesi, hizmet kolunda güçlü bir sendikal birlik, ülkede ve dünyada güçlü bir sendikal hareket yaratabilmek amacıyla gerekli çalışmaların yürütülmesi, işverence yürütülen eğitim, öğretim ve bilim hizmetlerinin planlanmasına, programlanmasına, yönetilmesine ve denetimine taraf olarak katılım sağlanması, eğitim ve bilim emekçilerin siyaset yapması önündeki engellerin kaldırılması, başta nitelikli eğitim ve bilim insanı olmak üzere, personel eğitiminin ve alternatif eğitim geliştirilmesini sağlamak için projeler üretilmesi ve uygulanması, üyelerini ilgilendiren atama, yer değiştirme, değerlendirme, görevde yükselme ve kararlara katılma gibi konularda adil bir düzenleme yapılması, eğitimin içeriğinin ve yönetiminin demokratikleşmesi, her kademedeki yöneticilerin işyerinde çalışanlar tarafından demokratik bir şekilde seçimle ve süreli görev almasının savunulması, eğitim emekçilerinin iş güvencesiz çalışmalarına karşı mücadele edilmesi, öğrenci ve velilerin örgütlü olarak okul süreçlerine katılmaları için çalışmalar yürütülmesi, ekolojik dengenin, tarihi ve kültürel çevrenin korunması, engelli eğitim ve bilim emekçilerinin çalışma koşullarını iyileştirici tedbirlerin alınması, okul müfredatlarına, okul öncesi eğitimden başlayarak tüm eğitim süreçlerinde kadın hakları ve kadın özgürlüğü, toplumsal cinsiyet eşitliği vb. derslerin konulmasına çalışacağı belirtilmiştir.

Dava konusu Yönetmelik; okul öncesi eğitim ve zorunlu eğitim kapsamında bulunan öğrenciler ile kreş, gündüz bakımevleri ve çocuk kulüplerine devam eden çocukların taşıma faaliyetlerini düzenli ve güvenli hale getirmek, taşıma yapacak gerçek ve tüzel kişilerin yeterlilik ve çalışma şartları ile denetim işlemlerine ilişkin usul ve esasları belirlemek amacıyla yayımlanmıştır.

Dava konusu edilen düzenlemenin kapsamı dikkate alındığında; davacı Sendikanın tüzel kişiliği ya da üyelerinin ortak ekonomik, sosyal ve mesleki hak ve menfaatleri ile ilgisi bulunmayan, okul öncesi eğitim ve zorunlu eğitim kapsamında bulunan öğrenciler ile kreş, gündüz bakımevleri ve çocuk kulüplerine devam eden çocukların taşıma faaliyetlerini düzenli ve güvenli hale getirmesi, taşıma yapacak gerçek ve tüzel kişilerin yeterlilik ve çalışma şartları ile denetim işlemlerine ilişkin usul ve esasları belirlemesine yönelik dava konusu düzenlemelerin iptali konusunda, davacının dava açma ehliyetinin bulunmadığı sonucuna varılmaktadır.

KARAR SONUCU :

Açıklanan nedenlerle;

1. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 14/3-c ve 15/1-b maddeleri uyarınca DAVANIN EHLİYET YÖNÜNDEN REDDİNE,

2. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam …-TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,

3. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca … TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idarelere verilmesine,

4.Posta giderleri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine,

5. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu’na temyiz yolu açık olmak üzere, 26/10/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

T.C.

D A N I Ş T A Y

SEKİZİNCİ DAİRE

Esas No : 2021/5662

Karar No : 2022/6016

MÜDAHALE İSTEMLERİ HAKKINDA KARAR

Davacı … Sendikası vekili Av. … tarafından, 25/08/2021 gün ve 31579 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Okul Servis Araçları Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 1. maddesi ile 25/10/2017 gün ve 30221 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Okul Servis Araçları Yönetmeliğin 4. maddesinin 1. fıkrasının (o) bendinde yapılan değişikliğin, Yönetmeliğin 2. maddesi ile asıl Yönetmeliğin 5. maddesinin 2. fıkrasının (b) bendinde yapılan değişikliğin, Yönetmeliğin 4. maddesi ile asıl Yönetmeliğin 9. maddenin 2. fıkrasının (a) bendinde yapılan değişikliğin, Yönetmeliğin 5. maddesi ile asıl Yönetmeliğin Geçici 2. maddesinin 1. fıkrasında yapılan değişikliğin ve aynı maddenin 4. fıkrasında yer alan “yeni üretilen” ibaresinin yürürlükten kaldırılmasına ilişkin değişikliğin, Yönetmeliğin 6. maddesi ile asıl Yönetmeliğin Geçici 3. maddesinde yapılan değişikliğin iptali verilmesi istemiyle … Bakanlığı, … Bakanlığı, … Bakanlığı ve … Bakanlığı’na karşı açılan davada; … Federasyonu ve … Odası tarafından davalı idareler yanında davaya katılma isteminde bulunulduğu anlaşılmış olup, işin gereği görüşüldü:

2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 31. maddesinde, üçüncü kişilerin davaya katılması konusunda 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu hükümlerinin uygulanacağı öngörülmüş; 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nu yürürlükten kaldıran 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 447. maddesinin 2. fıkrasında, “Mevzuatta, yürürlükten kaldırılan 18/6/1927 tarihli ve 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’na yapılan yollamalar, Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun bu hükümlerin karşılığını oluşturan maddelerine yapılmış sayılır.” kuralına yer verilmiş olup; 6100 sayılı Kanunun “Fer’i müdahale” başlıklı 66. maddesinde, üçüncü kişinin, davayı kazanmasında hukukî yararı bulunan taraf yanında ve ona yardımcı olmak amacıyla, tahkikat sona erinceye kadar, fer’î müdahil olarak davada yer alabileceği; 67. maddesinde ise, müdahale talebinde bulunan üçüncü kişinin, yanında katılmak istediği tarafı, müdahale sebebini ve bunun dayanaklarını belirten bir dilekçeyle mahkemeye başvuracağı ve müdahale dilekçesinin davanın taraflarına tebliğ edileceği, mahkemenin, gerekirse taraflarla birlikte üçüncü kişiyi de dinlemek üzere davet edeceği ve gelmeseler dahi müdahale talebi hakkında bir karar vereceği kuralı yer almıştır.

Bu kapsamda, müdahale isteminde bulunulmasına ilişkin dilekçelerin incelenmesinden, … Federasyonu ve … Odasının fer’i müdahil olarak davaya katılmalarında inceleme tarihi itibariyle, davanın ehliyet yönünden reddine karar verildiği hususu da göz önüne alındığında hukuki yarar bulunmadığı anlaşılmaktadır.

Açıklanan nedenlerle, Kanunda yer alan koşulların oluşmadığı anlaşıldığından, davaya katılma istemlerinin reddine, 26/10/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.