Danıştay 8. Daire Başkanlığı 2021/625 E. , 2022/4231 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
SEKİZİNCİ DAİRE
Esas No : 2021/625
Karar No : 2022/4231
Kararın Düzeltilmesi İsteminde Bulunanlar : 1- (Davacılar) 1) …
2) …
Vekili : Av. …
2- (Davalı) … Valiliği
Vekili : Av. …
İstemin Özeti : Danıştay Sekizinci Dairesinin 22/09/2020 tarih ve E:2016/14880, K:2020/3693 sayılı kararının hukuka aykırı olduğu öne sürülerek, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 54. maddesi uyarınca düzeltilmesi istenilmektedir.
Savunmanın Özeti : Savunma verilmemiştir.
Danıştay Tetkik Hakimi : …
Düşüncesi : Kararın; faizin başlangıç tarihi ve reddedilen maddi-manevi tazminatlara ilişkin hükmedilmeyen vekalet ücretleri yönünden düzeltilerek onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren Danıştay Sekizinci Dairesince işin gereği görüşüldü:
Dava, Hakkari ili … Kız Öğrenci Pansiyonu’nda kalan ve … Anadolu Lisesi’nde 10. sınıf öğrencisi olan 1998 doğumlu … ‘un 06/05/2014 tarihinde kayalıklardan atlamak suretiyle intihar etmesi olayında idarenin hizmet kusuru bulunduğu ileri sürülerek (fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla) baba için 500,00-TL maddi, 50.000,00-TL manevi, anne için 500,00-TL maddi, 50.000,00-TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yüksek reeskont faiziyle birlikte tazmini istemiyle açılmıştır.
Davanın maddi ve manevi tazminatlara ilişkin karar düzeltme istemi yönünden:
Danıştay dava daireleri ve İdari veya Vergi Dava Daireleri Kurulları tarafından verilen kararlar hakkında karar düzeltilmesi yoluna başvurulabilmesi 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 54. maddesinde yazılı nedenlerin bulunmasına bağlıdır.
Davacı ve davalı idare tarafından öne sürülen düzeltme nedenleri sözü edilen maddede belirtilen nedenlerden hiçbirisine uymadığından maddi ve manevi tazminatlara ilişkin düzeltme istemlerinin reddine karar verilmesi gerekmektedir.
Kararın yasal faize ilişkin kısmı yönünden:
Tam yargı davalarında istemle bağlı olma kuralının sebep olduğu hak kayıplarının giderilmesi amacıyla 2577 sayılı Kanunun 16. maddesinin 4. fıkrasına, 30/04/2013 tarihinde yürürlüğe giren 6459 sayılı Kanun’un 4. maddesi ile; “Ancak, tam yargı davalarında dava dilekçesinde belirtilen miktar, süre veya diğer usul kuralları gözetilmeksizin nihai karar verilinceye kadar, harcı ödenmek suretiyle bir defaya mahsus olmak üzere artırılabilir ve miktarın artırılmasına ilişkin dilekçe otuz gün içinde cevap verilmek üzere karşı tarafa tebliğ edilir.” cümlesi; aynı Kanun’un 5. maddesi ile de, 2577 sayılı Kanun’a geçici 7. madde ile “Bu maddeyi ihdas eden Kanunla, bu Kanunun 16. maddesinin dördüncü fıkrasına eklenen hüküm, kanun yolu aşaması dâhil, yürürlük tarihinde derdest olan davalarda da uygulanır.” hükmü eklenmiştir.
Nitekim, 6459 sayılı Kanun’un 4. maddesinin gerekçesinde; “AİHM, devletin sorumluluğuna ilişkin tazminat davalarında, davacıların yargılamanın yavaş işlemesinden doğan zararlarını ortadan kaldıracak yeterli bir çözüm bulunmadığı yönünde Ülkemiz aleyhinde ihlal kararları vermektedir. Düzenlemeyle, idarî yargıda açılan tam yargı davalarında talep edilen tazminatın daha yüksek olduğunun dava devam ederken anlaşılması durumunda, davacıya talep edilen miktarı arttırma hakkı verilmemesinin adil yargılama hakkının ihlali olarak kabul edilmesi sebebiyle, nihai karar verilinceye kadar ıslah suretiyle talep edilen tazminat miktarını arttırma hakkı tanınmaktadır.” ifadesine yer verilmiştir.
Faiz, idarenin tazmin borcu bağlamında, kişilerin, idarenin eylem ve/veya işlemlerinden dolayı uğradıkları zararların giderilmesi istemiyle başvurmalarına karşın, idarenin zararı kendiliğinden ödemeyip, yargı kararıyla tazminata mahkûm edilmesi sonucunda, idarenin temerrüde düştüğü tarihten tazminatın ödendiği tarihe kadar geçen süre için 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun’a göre hesaplanacak tutarı ifade etmektedir.
Yapılan bu açıklamalar karşısında, uğranılan zararın gerçek miktarının Mahkeme tarafından yapılan inceleme sonucunda net bir şekilde ortaya çıkması durumunda, ortaya çıkan bu gerçek zararın tamamının tazmini amacıyla verilen miktar artırımına (ıslah) ilişkin dilekçenin yeni bir dava niteliğinde olmayıp, mevcut davada talep edilen tazminat miktarının ıslah suretiyle artırımına olanak sağlayan yasal bir hakkın kullanımına ilişkin olduğu da göz önünde bulundurulduğunda, artırılan tazminat miktarı yönünden davanın kabul edilmesi halinde, yasal faizin başlangıcının bu miktar yönünden de, idarenin uyuşmazlığın esasında ihtilafa, bir başka anlatımla temerrüde düştüğü tarih olduğu anlaşılmaktadır.
Bu itibarla; meydana gelen zararların tespiti amacıyla İdare Mahkemesince yaptırılan bilirkişi incelemesi neticesinde tespit edilen ve davacılar tarafından ıslah edilen bu yeni zarar miktarının; olay tarihi veya idareye başvurma tarihi veya dava tarihi itibarıyla elde etmek istedikleri gerçek zararları olduğu açıktır.
Bu durumda; temyize konu kararda, “ıslah öncesi 1.000-TL maddi tazminatın idareye başvuru tarihi olan 01/12/2014 tarihinden itibaren, kalan 56.955,335-TL maddi tazminatın ise ıslah tarihi olan 28/03/2016 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davacılara verilmesine” ibaresinin “57.955,335-TL maddi tazminatın idareye başvuru tarihi olan 01/12/2014 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davacılara verilmesine” şeklinde düzeltilerek onanması gerektiği sonucuna ulaşılmaktadır.
Kararın reddedilen maddi ve manevi tazminatlara ilişkin hükmedilmeyen vekalet ücretlerine yönelik kısmının incelenmesi:
21/12/2015 tarih ve 29569 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren ve Mahkeme kararı tarihi itibariyle uyuşmazlığa uygulanan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin ‘Manevi tazminat davalarında ücret’ başlıklı 10. maddesinde; “Manevi tazminat davalarında avukatlık ücreti, hüküm altına alınan miktar üzerinden Tarifenin üçüncü kısmına göre belirlenir. Davanın kısmen reddi durumunda, karşı taraf vekili yararına Tarifenin üçüncü kısmına göre hükmedilecek ücret, davacı vekili lehine belirlenen ücreti geçemez. Bu davaların tamamının reddi durumunda avukatlık ücreti, Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümüne göre hükmolunur…” düzenlemesine, ‘Tarifelerin üçüncü kısmına göre ücret’ başlıklı 13. maddesinde; “Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde gösterilen hukuki yardımların konusu para veya para ile değerlendirilebiliyor ise avukatlık ücreti, davanın görüldüğü mahkeme için Tarifenin ikinci kısmında belirtilen maktu ücretlerin altında kalmamak kaydıyla (7 nci maddenin ikinci fıkrası, 9 uncu maddenin birinci fıkrasının son cümlesi ile 10 uncu maddenin son fıkrası hükümleri saklı kalmak kaydıyla) Tarifenin üçüncü kısmına göre belirlenir. Ancak, hükmedilen ücret kabul veya reddedilen miktarı geçemez.” düzenlemesine yer verilmiştir.
Dava dosyasının ve İdare Mahkemesi kararının incelenmesinden; davacıların destekten yoksun kalmaları sebebiyle uğradıkları maddi zararın tespiti amacıyla bilirkişi incelemesi yaptırıldığı, hazırlanan raporda baba için 45.783,05-TL, anne için ise 70.127,62-TL destekten yoksun kalma zararının bulunduğunun tespit edildiği, bilirkişi raporunun hükme esas alınabilecek nitelikte bulunduğu, davacı vekili tarafından 28/03/2016 tarihinde kayıtlara alınan yazı ile davanın değerinin 114.910,67-TL arttırılmak suretiyle ıslah edildiği, ancak kararda; intihar olayının nedeninin idarenin bir eylemi olmaması sebebiyle, müterafik kusur bulunduğundan hesaplanan maddi tazminat miktarının yarısı olan 22.891,52-TL’nin babaya, 35.063,81-TL’nin ise anneye davalı idarece ödenmesi gerektiği gerekçesine yer verildiği, hüküm fıkrasında ise; kabul edilen 57.955,335-TL maddi tazminat ile 60.000,00-TL manevi tazminat üzerinden hesaplanan nispi vekalet ücretlerinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine karar verildiği halde reddedilen 57.955,335-TL maddi tazminat ile 40.000,00-TL manevi tazminat üzerinden davalı idare lehine vekalet ücretlerine hükmedilmediği anlaşılmaktadır.
Bu durumda; yukarıda yer verilen Tarife hükümleri uyarınca “reddedilen 40.000,00-TL manevi tazminat üzerinden hesaplanan 4.750,00-TL nispi vekalet ücreti ile reddedilen 57.955,335-TL maddi tazminat üzerinden hesaplanan 6.725,09-TL nispi vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalı idareye verilmesine” şeklinde ibarenin karara eklenmesi gerektiği sonucuna ulaşılmaktadır.
Açıklanan nedenlerle, maddi ve manevi tazminatlara ilişkin olarak oybirliğiyle karar düzeltme istemlerinin reddine, reddedilen maddi ve manevi tazminatlara ilişkin hükmedilmeyen vekalet ücretleri yönünden oybirliğiyle düzeltilerek onanmasına, yasal faizin başlangıç tarihi yönünden oyçokluğuyla düzeltilerek onanmasına, davacıların adli yardım istemi Mahkemece kabul edildiğinden karar düzeltme aşamasında alınmayan karar düzeltme yargılama giderlerinin davacılardan tahsili için Mahkemesince ilgili tahsil dairesine müzekkere yazılmasına, davalı idarenin karar düzeltme giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 17/06/2022 tarihinde karar verildi.
KARŞI OY :
(X)- Dava; Hakkari ili … Kız Öğrenci Pansiyonu’nda kalan ve … Anadolu Lisesi’nde 10. sınıf öğrencisi olan 1998 doğumlu …’un 06/05/2014 tarihinde kayalıklardan atlamak suretiyle intihar etmesi olayında idarenin hizmet kusuru bulunduğu ileri sürülerek (fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla) baba için 500,00-TL maddi, 50.000,00-TL manevi, anne için 500,00-TL maddi, 50.000,00-TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yüksek reeskont faiziyle birlikte tazmini istemiyle açılmıştır.
Davaya konu uyuşmazlık, hukuka aykırı haksız fiilden kaynaklanmaktadır. Haksız fiilden doğan tazminat borçlarında temerrüt, haksız fiil tarihinde kendiliğinden gerçekleşir. Bu itibarla ayrıca bir bildirim yapılmasına gerek yoktur.
Bu durumda, davacılar tarafından da talep edildiği üzere, hükmedilen tazminata olay tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesi ve karar düzeltme istemine konu kararın tazminata işletilecek yasal faizin başlangıç tarihine ilişkin kısmının belirtilen şekilde düzeltilmesi gerektiği görüşüyle bu kısma yönelik çoğunluk kararına katılmıyorum.