Danıştay Kararı 8. Daire 2021/6359 E. 2022/6315 K. 07.11.2022 T.

Danıştay 8. Daire Başkanlığı         2021/6359 E.  ,  2022/6315 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
SEKİZİNCİ DAİRE
Esas No : 2021/6359
Karar No : 2022/6315

TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Bakanlığı
VEKİLİ : Av. …

KARŞI TARAF (DAVACI) : … Gıda Nak. San. Tic. Ltd. Şti.
VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … gün ve E:…, K:… sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı şirket tarafından, trafik tescil kayıtlarına göre satın alınan ancak sonradan gümrük kaçağı olduğundan bahisle el konulan … plakalı (yeni … plakalı) aracın satın alma bedeli olan 193.400,00 TL’nin hizmet kusuru bulunduğu öne sürülen davalı idarece, noter satış tarihinden (30.11.2012) geçerli olmak üzere yasal faizi ile birlikte tazmin edilmesine karar verilmesi istemiyle dava açılmıştır.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesi’nce verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararda; dava konusu araç için düzenlenen faturanın, tarih ve sayısı değiştirilmeden aracın Türkiye’de serbest dolaşıma girişi sırasında ilgili gümrük idaresine sadece tutarı düşük yazılıp tanzim edilmek suretiyle ibraz edildiği dikkate alındığında, bu durumun yapılan soruşturma kapsamındaki araştırma ve incelemeler sonucunda anlaşılabildiği, idarelerin hileli işlemlerle yanıltıldığının anlaşıldığı, davalı idarelerin açık bir ihmalinin de tespit edilemediği, davacının aracı ithal ederken uygunsuz işlem yaparak kendisini aldatan firma veya firmalara karşı varsa uğradığı zararların tazmini için dava açabileceği ve dava konusu olayda, davalı idareye, davacıya tazminat ödenmesini gerektirecek nitelikte bir hizmet kusuru izafe edilemeyeceği anlaşıldığından, tazmin istemi yerinde görülmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesince; Dava konusu olayda, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 5.maddesi uyarınca tescilinde sorumlu olan, İstanbul Emniyet Müdürlüğü Trafik Tescil Şube Müdürlüğünün yapmış olduğu araç tescilinden sonra trafiğe çıkan araç ile ilgili, ilk tescile dayalı olarak İçel, Afyon, Eskişehir ve Kütahya Trafik Tescil Şubeleri tarafından tescil görmüş en son davacının Konya’da noter satış sözleşmesine dayalı olarak adına tescil işlemini gerçekleştirdiği, davacının sözü edilen ilk ve son tescil işlemlerinde üzerine atfı kabil bir kusurun bulunmadığı, el konulan aracın davalı idare ve yine davalı idarenin tescil işlemine esas ithal kayıtları oluşturan Gümrük İdaresinin yeterli özen ve dikkati göstermemek nedeniyle oluşan kusurdan kaynaklandığı; davacının, … Noterliğinin 30.11.2012 tarihli Araç Satış Sözleşmesinde yazılı satış tutarı olan 193.400,00TL maddi zararının, davalı idareye başvuru tarihi olan 15.07.2015 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte hizmet kusuru ilkesine göre davacıya ödenmesi gerektiği; diğer taraftan, uyuşmazlık konusu aracın yargı kararı ile el konulduğu tarih itibariyle üzerinde bulunan kamu ve özel kişiler lehine haciz şerhi bulunduğundan, tazminatın bu husus dikkate alınmak suretiyle ve davacının kendisine karşı hukuki sorumluluğu bulunan kişilere karşı adli yargı merciilerinde dava açıldığı ve bu davalarda zararın bir kısmının veya tamamının tazmin edildiği tespit edilirse, davalı idarece bu hususun dikkate alınacağı açıktır.” gerekçesiyle istinaf isteminin kabulüne, … İdare Mahkemesi’nin … tarih ve E:…, K:… kararının kaldırılmasına karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, husumetin … Bakanlığına yöneltilmesi gerektiği, işlemde kusurlarının bulunmadığı belirtilerek İstinaf mahkemesi kararının temyizen bozulması talep edilmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’NIN DÜŞÜNCESİ : Doğru hasım teşkili sağlanamaması nedeni ile temyiz isteminin kabulü ve mahkeme kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE:

MADDİ OLAY :
Audi marka 2008 model aracın, 14.03.2008 tarihinde İstanbul İli, Gaziosmanpaşa Trafik Tescil Büro Amirliğince tescil edildiği, söz konusu aracın birden fazla değişik illerde trafik tescilinin yapıldığı, en son davacının … Noterliğinin 30.11.2012 tarihli Araç Satış Sözleşmesi ile davacı şirket tarafından satın alınarak, davacı adına tescil edildiği, daha sonra … Sulh Ceza Mahkemesinin … tarih ve … D.İş sayılı kararı ile, tescil edilen aracın kullanılmış olarak ve düşük bedel beyan edilerek, yurt dışından ithal edildiği ve … İhtisas Gümrük Müdürlüğü tarafından tescil edildiğinden el konulduğu, konuyla ilgili davanın en son … Ağır Ceza Mahkemesi nezdinde yargılamanın devam ettiği, diğer taraftan araç üzerinde muhtelif tarihlerde kamu ve özel kişiler lehine konulmuş haciz şerhlerinin konulduğu anlaşılmıştır.

İLGİLİ MEVZUAT:
2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 125. maddesinin 1. fıkrasında idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtilmiş, son fıkrasında ise, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararları ödemekle yükümlü olduğu hükmüne yer verilmiştir.
İdarenin hukuki sorumluluğunun kabulü için, kusursuz sorumluluğa ilişkin istisna halleri dışında, idarenin yürüttüğü kamu hizmetinin, kötü işlemesi, geç işlemesi yada hiç işlememesi sebeplerinden birisiyle kusurlandırılmış olması gerekmektedir. Hizmet kusuru, iradi bir işlem yada eylemden kaynaklanabileceği gibi, idarenin dikkatsizliğinden, tedbirsizliğinden ve ihmalinden de kaynaklanabilir. Yine zarar ile idari eylem veya işlem arasında uygun illiyet bağının da bulunması gerekmektedir.
Davaya konu aracın ilk tescilinin yapıldığı 14/03/2008 tarihinde yürürlükte bulunan mülga 485 sayılı Gümrük Müsteşarlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin “Görev” başlıklı 2. maddesinde 1. fıkrasının (d) bendinde, “Gümrük kontroluna tabi kişi eşya ve araçların muayene ve kontrolunu yapmak bu işlemlerin etkin ve süratli yapılmasını sağlayacak tedbirleri almak,” hükmüne, (e) bendinde “Gümrüklerle ilgili istatistiki bilgileri toplamak ve değerlendirmek,” hükmüne, (f) bendinde “Gümrük denetimine tabi eşya ve araçların muhafazasını sağlamak, gümrükte giriş ve çıkış işlemlerine tabi eşyanın, saptanmış olan norm ve standartlara uygunluğunu denetlemek,” hükmüne yer verilmiştir.
10.07.2018 tarihli ve 30474 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 1 Numaralı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin, Ticaret Bakanlığının Görevlerine ilişkin 441. maddesinin (ğ) bendinde “Gümrüklü yer ve sahalarda münhasıran, Türkiye Cumhuriyeti Gümrük Bölgesinde gerektiğinde ilgili kuruluşlarla işbirliği yapmak suretiyle kaçakçılığı önlemek, izlemek ve soruşturmak,” (h) bendinde “Kara ve demiryolu kapıları ile gümrük teşkilatı bulunan hava ve deniz limanlarında, serbest bölgeler, antrepolar ile gümrüklü yer ve sahalarda ve Türkiye Cumhuriyeti Gümrük Bölgesinde gümrük muhafaza görevlerini yerine getirmek,” hükmüne, (ı) bendinde “Gümrüklü yer ve sahalarda koordinasyonu sağlamak ve kamu düzeninin bozulmasını önleyecek tedbirleri almak” hükmü, Gümrükler Muhafaza Genel Müdürlüğü (10.01.2019 tarih ve 30651 sayılı R.G. CK 27 ile değişik) ” başlıklı 451. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde, ” Deniz ve hava limanlarıyla kara sınırlarındaki gümrük kapılarında ve diğer gümrüklü yer ve sahalarda giriş ve çıkış yapan kişi, eşya ve taşıtların muhafazası ile gümrüğe sevk edilmesini sağlamak ve gümrük işlemleri bitirilmeden buralardan çıkmalarını önlemek,” hükmüne, (d) bendinde ise “Türkiye Cumhuriyeti Gümrük Bölgesinde kişi, eşya ve taşıtların kaçakçılıkla mücadele kapsamında takibini yapmak,” hükmüne yer verilmektedir.
5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu’nun “Kaçakçılığı önleme, izleme ve araştırmakla görevli olanlar” başlıklı 19. maddesinin 1. fıkrasında; mülkî amirler, Gümrük Müsteşarlığı personeli ile Emniyet Genel Müdürlüğü, Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığına bağlı personelin, bu Kanunla yaptırım altına alınan fiilleri önleme, izleme ve araştırmakla yükümlü olduğu hüküm altına alınmıştır.
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanun’nun 5. maddesinin (b) fıkrasının 7. bendinde, Emniyet Genel Müdürlüğüne bağlı ve illerde kurulan Trafik Tescil Şubelerinin, araçların tescil işlemlerini yaparak belge ve plakalarını vermek görevleri arasında sayılmıştır.
Karayolları Trafik Yönetmeliğinin 30. maddesinin 3. fıkrasında; taşıtların tescil işlemleri yapılırken araç sahibince müracaat formunda bildirilen bilgilerden taşıta ait olanların, ibraz edilen belgelerle karşılaştırılarak doğruluğunun yetkili memurca tetkik edileceği hükmü yer almıştır.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 14. maddesinin 3. fıkrasının (f) bendinde dava dilekçelerinin husumet yönünden inceleneceği, 15/1-c maddesinde ise; davanın hasım gösterilmeden veya yanlış hasım gösterilerek açılması durumunda dava dilekçesinin belirlenecek gerçek hasma tebliğ edileceği, aynı Kanunun 14. maddesinin 6. fıkrasında; yukarıda belirtilen usule aykırılığın ilk incelemeden sonra tespit edilmesi halinde davanın her aşamasında 15. madde hükümlerinin uygulanacağı belirtilmiş, yine aynı Kanunun 49/1-c maddesinde ise; usul hükümlerine uyulmamış olunması, kararın bozulmasını gerektiren sebepler arasında sayılmıştır.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Motorlu araçların trafiğe tescili amacı, bu araçlar üzerinde tasarruf güvenliğinin sağlanmasıdır. Böylece, çalıntı ve kaçak araçların bir başkası adına tescili önlenmiş olacaktır. Bu nedenle idarenin bu hizmeti yerine getirirken, kayıtları düzenli tutarak, taşıtların model, motor ve şasi numaraları ile tescili istenen aracı karşılaştırması ve sunulan belgelerin doğruluğunu araştırması gerekmektedir.
Bu itibarla; aracın yurtdışından ülkeye girişi yapılırken yapılan işlemlerin usulüne uygun olmadığı davacı tarafından belirlenemeyeceğinden, hem yurda giriş esnasında hem de tescil aşamasında yetkili birimlerin araç bilgilerinin doğruluğunu kontrol etmesi, şüpheli bir durum oluştuğunda bu işlemi gerçekleştirmemesi gerekmektedir. Kaldı ki, araç bilgilerinin araştırılması idarenin denetim görevinin gereğidir.
Yukarıda belirtilen mevzuat hükümlerinin birlikte değerlendirilmesinden, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 5. maddesi uyarınca bahse konu aracın tescilinde sorumlu olan İstanbul Emniyet Müdürlüğü Gaziosmanpaşa Trafik Tescil Şube Müdürlüğünün yapmış olduğu araç tescilinden sonra trafiğe çıkan araç ile ilgili, ilk tescile dayalı olarak İçel, Afyon, Eskişehir ve Kütahya Trafik Tescil Şubeleri tarafından da tescil işlemi yapılmış ve en son davacının Konya’da noter satış sözleşmesine dayalı olarak davacı adına tescil işlemini gerçekleştirdiği, davacının sözü edilen ilk ve son tescil işlemlerinde üzerine atfı kabil bir kusurun bulunmadığı, el konulan aracın davalı idare ve yine davalı idarenin tescil işlemine esas ithal kayıtları oluşturan Gümrük İdaresinin yeterli özen ve dikkati göstermemek nedeniyle oluşan kusurdan kaynaklandığı tespit edilmiştir.
Dava konusu olayda, kusuru bulunan idarelerin ve bunlara bağlı olarak husumet yöneltilen tarafların açık ve kesin bir şekilde dava dilekçesinde belirtileceği, yargı yerince yapılan inceleme sonucunda ise, davanın konusu esas alınmak suretiyle, davalı tarafın hatalı gösterilmiş olması halinde husumetin düzeltilmesine re’sen karar verileceği ve varsa dava konusu işlemin tesisinde ilgisi olmayan tarafın husumet mevkiinden çıkartılarak davanın doğru hasım belirlenerek görülmesine karar verileceği tabii olup, davaya konu uyuşmazlığın incelenmesi ve sonuçlandırılmasının ancak husumetin doğru olarak tespit edilmesine bağlı olması nedeniyle husumete yönelik eksiklik ya da yanlışlık içeren bir kararın bu yönden usul hükümlerine aykırılık taşıyacağı açıktır.
Zarara birden fazla idarenin eylem ve işlemleriyle sebebiyet vermiş olmaları durumunda kusur oranlaması yapılmak suretiyle, zararın tazmininin kusurlu olunan oran nispetinde olmak üzere, sorumlu idarelerden ayrı ayrı tahsil edilmesi, sorumluluk ve tazminat hukukunun en temel prensiplerindendir.
Bu durumda dava konusu olay nedeniyle meydana gelen zararın, olayda kusurlu olduğu tespit edilenler tarafından kusurları oranında tazmini gerektiğinden, davanın hizmet kusurları bulunan İçişleri Bakanlığı ve Gümrük Muhafaza Müdürlüğünü bünyesinde barındıran Ticaret Bakanlığı husumetiyle görülmesi gerekirken, Ticaret Bakanlığı hasım konumuna alınmadan sadece İçişleri Bakanlığı yönünden tazminata hükmedilerek verilen temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında usul hükümlerine uyarlık bulunmamaktadır.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. 2577 sayılı Kanun’un 49. maddesine uygun bulunan temyiz isteminin kabulüne,
2. … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … gün ve E:…, K:… sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 07/11/2022 tarihinde kesin olarak oybirliği ile karar verildi.