Danıştay 8. Daire Başkanlığı 2022/1828 E. , 2022/6198 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
SEKİZİNCİ DAİRE
Esas No : 2022/1828
Karar No : 2022/6198
MÜDAHALE İSTEMİNİN REDDİ KARARI
Davacılar … ve … vekili Av. … tarafından 01/03/2022 tarih 31765 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Maden Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin iptali istemiyle … Bakanlığı’na karşı açılan davada, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, … tarafından, davacılar yanında davaya katılma talebinde bulunulduğu görüldüğünden, Danıştay Sekizinci Dairesi’nce işin gereği görüşüldü:
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 31. maddesinin atıfta bulunduğu 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 66. maddesinde, üçüncü kişinin, davayı kazanmasında hukuki yararı bulunan taraf yanında ve ona yardımcı olmak amacıyla, tahkikat sona erinceye kadar, fer’i müdahil olarak davada yer alabileceği düzenlenmiştir.
Dava konusu uyuşmazlıkta ise, davacı yanında davaya fer’i müdahale talebinde bulunan yukarıda adı geçen şahısların davaya konu karara karşı müstakilen dava açabileceği açıktır.
Açıklanan nedenlerle, yukarıda aktarılan Yasa maddesindeki koşulların oluşmadığı anlaşıldığından, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …’ın fer’i müdahale isteminin reddine, 02/11/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
T.C.
D A N I Ş T A Y
SEKİZİNCİ DAİRE
Esas No : 2022/1828
Karar No : 2022/6198
DAVACILAR : 1- …
2- …
VEKİLİ : Av. …
DAVALI : … Bakanlığı
VEKİLİ : Av. … – Hukuk Müşaviri …
DAVANIN ÖZETİ : 01/03/2022 tarih 31765 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Maden Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin iptali istenilmektedir.
DAVACININ İDDİALARI :
Dava konusu düzenlemenin; Anayasanın 45. maddesine aykırı bir düzenleme olduğu, tapuda zeytinlik olarak kayıtlı alanların madencilik faaliyetlerine açılması sonucunu doğuracağı ve binlerce yıllık zeytinlik alanlarda var olan tarihi, kültürel, ekonomik ve turistik değerlere zarar vereceği ileri sürülmüştür.
3573 sayılı Zeytinciliğin Islahı ve Yabanilerinin Aşılattırılması Hakkında Kanun’un 20. maddesi uyarınca, zeytinlik sahaları içinde ve bu sahalara en az 3 km mesafede zeytinyağı fabrikası hariç zeytinliklerin vegatatif ve generatif gelişmesine mani olacak kimyevi atık bırakan, toz ve duman çıkaran tesis yapılamayacağı ve işletilemeyeceği, nitekim Danıştay Sekizinci Dairesinin daha önce de bu yönde kararının bulunduğu öne sürülmüştür.
DAVALININ SAVUNMASI :
Anayasanın 124. maddesi uyarınca yönetmelik çıkarma yetkisinin kullanılmasında kamu hukuku yönünden herhangi bir engel bulunmadığı, yeni ekonomik ve sosyal gelişmeler ile birlikte ülkenin artan enerji ihtiyacının öncelikle yerli kaynaklardan karşılanması ve bu yöndeki faaliyetlerin zeytinlik alanlarda kayıp yaşanmadan, dengeli bir biçimde sürdürülmesi amacıyla dava konusu Yönetmeliğin yayınlandığı savunulmaktadır.
Zeytinlik sahaların düzenleme altına alındığı 3573 sayılı Zeytinciliğin Islahı ve Yabanilerinin Aşılattırılması Hakkında Kanun’un yürürlüğe girdiği 1939 yılında zamanın şartları dahilinde yurt çapında bulunan yabani zeytinlerin aşılattırılması ve bu suretle zeytin ve zeytinyağı üretiminin arttırılarak ülke ekonomisine katkı sağlamasını temin ve teşvik maksadıyla hazırlandığı, enerji kaynaklarına duyulan ülke gereksiniminin de kamu yararına haiz olduğu, enerji kaynaklarının günlük yaşamın ve üretimin en önemli yapı taşı olduğu, enerjinin kesintisiz, güvenilir ve en uygun şekilde temini ve bu faaliyetlerin uygun fiyatlarla sağlanabilmesi gerektiği belirtilmektedir.
Dava konusu düzenlemenin 3573 sayılı Zeytinciliğin Islahı ve Yabanilerinin Aşılattırılması Hakkında Kanuna aykırı olmadığı, düzenlemede zeytin alanlarının daraltılması değil zeytin ağaçlarının taşınmasının söz konusu olduğu, zeytin ağaçlarının taşınmasının zeytin sahasının daraltılması anlamına gelmediği, sahanın taşınmasının mümkün olmadığı durumlarda ise madencilik faaliyeti bitiminde sahanın rehabilite edilerek eski hale getirileceğinin taahhüt edilmesinin zorunlu olduğu ve böylelikle zeytin alanlarının daraltılmasının önüne geçildiği belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : 2577 sayılı Kanunun 5. maddesine uygun bulunmayan dava dilekçesinin reddi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren Danıştay Sekizinci ve Onuncu Dairelerince 2575 sayılı Yasaya 3619 sayılı Yasayla eklenen Ek 1 maddesi hükmü uyarınca birlikte yapılan toplantıda işin gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
USUL YÖNÜNDEN:
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 5. maddesinde “(1) Her idari işlem aleyhine ayrı ayrı dava açılır. Ancak, aralarında maddi veya hukuki yönden bağlılık ya da sebep sonuç ilişkisi bulunan birden fazla işleme karşı bir dilekçe ile de dava açılabilir.
(2) Birden fazla şahsın müşterek dilekçe ile dava açabilmesi için davacıların hak veya menfaatlerinde iştirak bulunması ve davaya yol açan maddi olay veya hukuki sebeplerin aynı olması gerekir.” hükmü düzenlenmiştir.
Aynı Kanunun 14. maddesinin üçüncü fıkrasının (g) bendinde, dilekçeler üzerinde bu Kanun’un 5. maddesine uygun olup olmadığı yönünden inceleme yapılacağı; 15. maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinde, bu yönlerden Kanuna aykırılık görülür ise otuz gün içinde 5. maddeye uygun şekilde yeniden düzenlenmek veya noksanları tamamlanmak üzere dilekçelerin reddine karar verileceği; 15. maddesinin beşinci fıkrasında, bu yönlerden dilekçenin reddedilmesi üzerine yeniden verilen dilekçelerde aynı yanlışlıklar yapıldığı takdirde davanın reddedileceği hükümlerine yer verilmiştir.
İdari yargılama usulünde geçerli olan resen araştırma ve yazılılık ilkesi gereği dava dilekçelerinin, 2577 sayılı Kanun’da belirtilen şekil kurallarına uygun bir biçimde ve yargılamanın gerektirdiği bilgileri içerecek nitelikte düzenlenmesi gerekmektedir.
Dava dilekçesinin incelenmesinden, dava konusu Maden Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 1. maddesinin iptali istemiyle iki gerçek şahsın birlikte dava açtığı, Dairemizin 31/05/2022 tarihli Ara Kararı ile davacı vekilinden, davacılar adına tapuda zeytinlik olarak kayıtlı taşınmazın bulunup bulunmadığının, davacıların zeytincilik faaliyetinde bulunup bulunmadığının sorulmasına, davacı adına tapuda zeytinlik olarak kayıtlı taşınmazın bulunması veya dava konusu düzenleme ile davacılar arasındaki menfaat ilişkisini ortaya koyacak her türlü bilgi ve belgenin aslı veya onaylı örneklerinin istenildiği, anılan karara cevaben 24/10/2022 tarihinde kayda giren dilekçe ile davacılar adına kayıtlı taşınmazların bilgilerine yer verildiği, UYAP üzerinden yapılan incelemede ise davacılardan Senih Özay’ın malik olduğu belirtilen taşınmazlara dava dışı başka şahısların malik olduğu görülmüştür.
Yukarıda ilgili kısmına yer verilen mevzuata göre, birden fazla şahsın müşterek dilekçe ile dava açabilmesi için davacıların hak ve menfaatlerinde iştirak bulunması zorunludur.
Bu durumda, davaya yol açan maddi olay veya hukuki sebeplerin aynı olması şartı yanında, müşterek dilekçe ile dava açılabilmesi için davacıların hak ve menfaatlerinde de birliktelik bulunması gerekmekte olup, dava konusu işlem açısından davacıların hak ve menfaatlerinde iştirak bulunmadığından, müşterek dilekçeyle açılan davanın 2577 sayılı Kanunun 5. maddesine aykırı olduğu sonucuna varılmıştır.
Bu itibarla, her bir davacı bakımından ayrı ayrı dava açılması gerektiğinden, dava dilekçesinde her bir davacı yönünden dava konusu işlemin iptalini istemek açısından sahip olunan hak veya menfaatin açıkça ortaya konulması gerekmektedir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. 2577 sayılı Kanunun 15. maddesi uyarınca bu kararın tebliğinden itibaren 30 (otuz) gün içinde 5. maddeye uygun olarak ayrı ayrı dilekçelerle, gerekli harç ve masrafları yatırılmak suretiyle dava açmakta serbest olmak üzere DAVA DİLEKÇESİNİN REDDİNE,
2- 2577 sayılı Kanun’un 15/5. maddesi hükmüne göre dilekçenin reddi üzerine yeniden verilen dilekçede de aynı yanlışlıklar yapıldığı takdirde davanın reddine karar verileceğinin davacı vekiline bildirilmesine,
3. Aşağıda dökümü yapılan … TL yargılama giderinin davacılar üzerinde bırakılmasına, yürütmenin durdurulması istemi hakkında karar verilmediğinden … TL yürütmeyi durdurma harcının ve artan posta giderinin istemi halinde davacılara iadesine, 02/11/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.