Danıştay Kararı 8. Daire 2022/2437 E. 2022/7276 K. 07.12.2022 T.

Danıştay 8. Daire Başkanlığı         2022/2437 E.  ,  2022/7276 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
SEKİZİNCİ DAİRE
Esas No : 2022/2437
Karar No : 2022/7276

Temyiz İsteminde Bulunanlar : 1- (Davacı) …
Vekili : Av. …
2- (Davalı) … Üniversitesi
Vekili : Av. …

İstemin Özeti : … İdare Mahkemesinin … gün ve E:…, K:… sayılı kararının hukuka aykırı olduğu öne sürülerek, 2577 sayılı Kanunun 49. maddesi uyarınca temyizen incelenerek bozulması istemidir.

Savunmanın Özeti : Davalı idare tarafından istemin reddi gerektiği savunulmakta olup davacı tarafından savunma verilmemiştir.

Danıştay Tetkik Hakimi : …
Düşüncesi : İstemin reddi gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren Danıştay Sekizinci Dairesince işin gereği görüşüldü:
Dava; davacı tarafından, Balıkesir Üniversitesi Tıp Fakültesi Dahili Tıp Bilimleri Bölümü Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı’nda ilan edilen bir adet yardımcı doçent kadrosuna atamasının yapılmamasına ilişkin işlemin iptali istemiyle açılmıştır.
İdare Mahkemesince; Mahkemelerinin … tarih ve E:…, K:… sayılı davanın reddine ilişkin kararının, Danıştay 8. Dairesi’nin 04/11/2020 tarih ve E:2016/8857, K:2020/4787 sayılı kararı ile bozulması üzerine, bozma kararına uyulmak suretiyle, adayın başvurduğu kadronun Balıkesir Üniversitesi Tıp Fakültesi Dahili Tıp Bilimleri Bölümü Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı’nda ilan edilen Yardımcı Doçent kadrosu olduğu, mevzuat hükmü uyarınca, ilan edilen akademik kadro için, öncelikle bu birimin yöneticisinin de yer aldığı üç profesör veya doçent tespit edilerek rapor alınması gerektiği, usule aykırı davranılarak hazırlanan rapor dayanak alınmak suretiyle tesis edilen dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
Temyize konu Mahkeme kararının esasının incelenmesi:
İdare ve vergi mahkemeleri tarafından verilen kararların temyiz yolu ile incelenip bozulabilmeleri 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesinin 1. fıkrasında yazılı nedenlerin bulunmasına bağlıdır.
İdare Mahkemesince verilen karar ve dayandığı gerekçe usul ve kanuna uygun olup, bozulmasını gerektiren bir neden bulunmamaktadır.
Temyize konu Mahkeme kararının, hükmedilmeyen vekalet ücretine yönelik kısmı yönünden incelenmesi:
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 31. maddesinin atıfta bulunduğu 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun ‘Yargılama giderlerinden sorumluluk’ başlıklı 326. maddesinde; “Kanunda yazılı hâller dışında, yargılama giderlerinin, aleyhine hüküm verilen taraftan alınmasına karar verilir…” hükmü, ‘Vekâlet ücretinin taraf lehine hükmedilmesi’ başlıklı 330. maddesinde; “Vekil ile takip edilen davalarda mahkemece, kanuna göre takdir olunacak vekâlet ücreti, taraf lehine hükmedilir.” hükmü yer almıştır.
1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun ‘Avukatlık ücreti’ başlıklı 164. maddesinde; “Avukatlık ücreti, avukatın hukukî yardımının karşılığı olan meblâğı veya değeri ifade eder…” hükmüne yer verilmiştir.
Uyuşmazlıkta, Danıştay 8. Dairesi’nin 04/11/2020 tarih ve E:2016/8857, K:2020/4787 sayılı bozma kararı sonrasında, davacı vekili tarafından 16/02/2021 tarihinde dava dosyasına vekaletname sunulduğu, davalı idare tarafından yapılan karar düzeltme başvurusuna davacı vekili tarafından 04/03/2021 tarihine kayıtlara alınan ile dilekçe ile cevap verildiği görülmekle birlikte, yukarıda yer verilen mevzuat hükümleri uyarınca, davacı vekilinin davaya fiili katkısının ya da hukuki yardımının bulunmadığı, sadece karar düzeltme başvurusuna cevap verilmesinin davacı lehine vekalet ücreti hükmedilmesine yol açmayacağı anlaşıldığından, davacı lehine vekalet ücretine hükmedilmemesine yönelik Mahkeme kararında hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna ulaşılmaktadır.
İdare ve vergi mahkemeleri tarafından verilen kararların temyiz yolu ile incelenip bozulabilmeleri 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesinin 1. fıkrasında yazılı nedenlerin bulunmasına bağlıdır.
Açıklanan nedenlerle; … İdare Mahkemesince verilen karar ve dayandığı gerekçe usul ve kanuna uygun olup, bozulmasını gerektiren bir neden bulunmadığından, temyiz istemlerinin reddi ile anılan kararın yukarıda belirtilen açıklama ile onanmasına ve temyiz giderlerinin istemde bulunanlar üzerinde bırakılmasına, bu kararın tebliğ tarihini izleyen 15 (onbeş) gün içerisinde kararın düzeltilmesi yolu açık olmak üzere, 07/12/2022 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.

KARŞI OY :
(X-) 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun ‘Avukatlık ücreti’ başlıklı 164. maddesinin 1. fıkrasında; “Avukatlık ücreti, avukatın hukukî yardımının karşılığı olan meblâğı veya değeri ifade eder.” hükmü, ‘Avukatlık ücret tarifesinin hazırlanması’ başlıklı 168. maddesinin 3. fıkrasında ise; “Avukatlık ücretinin takdirinde, hukukî yardımın tamamlandığı veya dava sonunda hüküm verildiği tarihte yürürlükte olan tarife esas alınır.” hükmü yer almıştır.
… İdare Mahkemesi kararının verildiği tarih itibariyle yürürlükte bulunan 2022 yılı Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin ‘Amaç ve kapsam’ başlıklı 1. maddesinde; “Mahkemelerde, tüm hukuki yardımlarda, taraflar arasındaki uyuşmazlığı sonlandıran her türlü merci kararlarında ve ayrıca kanun gereği mahkemelerce karşı tarafa yükletilmesi gereken avukatlık ücretinin tayin ve takdirinde, 19/3/1969 tarihli ve 1136 sayılı Avukatlık Kanunu ve bu Tarife hükümleri uygulanır…”, ‘Avukatlık ücretinin kapsadığı işler’ başlıklı 2. maddesinde; “Bu Tarifede yazılı avukatlık ücreti, kesin hüküm elde edilinceye kadar olan dava, iş ve işlemler ücreti karşılığıdır. Avukat tarafından takip edilen dava veya işle ilgili olarak düzenlenen dilekçe ve yapılan diğer işlemler ayrı ücreti gerektirmez. Hükümlerin tavzihine ilişkin istemlerin ret veya kabulü halinde de avukatlık ücretine hükmedilemez.”, ‘Ücretin tümünü hak etme’ başlıklı 5. maddesinde; “Hangi aşamada olursa olsun, dava ve icra takibini kabul eden avukat, bu Tarife hükümleri ile belirlenen ücretin tamamına hak kazanır…” düzenlemesine yer verilmiştir.
Uyuşmazlıkta; Danıştay 8. Dairesi’nin 04/11/2020 tarih ve E:2016/8857, K:2020/4787 sayılı bozma kararı sonrasında, davacı vekili tarafından 16/02/2021 tarihinde vekaletname sunulduğu anlaşıldığından, yukarıda yer verilen mevzuat düzenlemeleri uyarınca davayı vekil aracılığıyla takip eden davacı lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği görüşü ile çoğunluk kararına katılmıyoruz.