Danıştay Kararı 8. Daire 2022/2866 E. 2022/7156 K. 06.12.2022 T.

Danıştay 8. Daire Başkanlığı         2022/2866 E.  ,  2022/7156 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
SEKİZİNCİ DAİRE
Esas No : 2022/2866
Karar No : 2022/7156

Temyiz İsteminde Bulunanlar : 1- (Davacı) …
2- (Davalı) … Üniversitesi
Vekili : Av. …

İstemin Özeti: … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının hukuka aykırı olduğu öne sürülerek, 2577 sayılı Kanunun 49. maddesi uyarınca temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

Savunmaların Özeti : İstemin reddi gerektiği savunulmaktadır.

Danıştay Tetkik Hakimi : …
Düşüncesi:İstemin reddi ile Kararın vekalet ücretine ilişkin kısmının düzeltilerek onnaması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren Danıştay Sekizinci Dairesince işin gereği görüşüldü:
Dava; … Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı’nda öğretim üyesi olarak görev yapan davacı tarafından, 26.11.2014 tarih ve 29187 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6569 sayılı Kanun’un 32. maddesiyle 2547 sayılı Kanun’a eklenen Geçici 70. madde uyarınca, mesai saatleri dışında serbest meslek faaliyetinde bulunan veya özel sağlık kuruluşlarında çalışmakta olanlara bu faaliyetlerini sona erdirinceye kadar üniversite ödeneği ve ek ödeme ödenmemesi yönünde tesis edilen … tarih ve … sayılı Hacettepe Üniversitesi Yönetim Kurulu kararının iptali ile 6569 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren maaşından yapılan kesintilerin yasal faiziyle tarafına ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılmıştır.
İdare Mahkemesince, 15/12/2014 ile 21/09/2016 tarihleri arası döneme isabet eden döner sermaye ödenmesi istemi açısından dava konusu işlemin iptaline, davacının 15/12/2014 ile 21/09/2016 tarihleri arasında yoksun kaldığı döner sermaye ödemesinin, davacının fiili katkısı oranında, davanın açıldığı 13/01/2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine, 15/12/2014 ile 21/09/2016 tarihleri arası döneme isabet eden üniversite ödeneği açısından davanın reddine, 21/09/2016 tarihinden sonraki döneme isabet eden döner sermaye veya ek ödeme yönünden dava konusu işlemin iptaline, davacının 21/09/2016 tarihinden sonrası dönemde yoksun kaldığı döner sermaye veya ek ödemeden birinin davacının fiili katkısı oranında, davanın açıldığı 13/01/2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine, dava kısmen iptal kabul, kısmen ret ile sonuçlandığından Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenip takdir edilen 2.550,00.-TL avukatlık ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine, karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenip takdir edilen 2.550,00.-TL avukatlık ücretinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Anılan karar, davalı idare tarafından davanın tamamının reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle, davacı tarafından ise Anayasa’nın 152. maddesi uygulanarak davanın tamamının iptaline karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle temyiz edilmektedir.
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Anayasaya aykırılığın diğer mahkemelerde ileri sürülmesi” başlıklı 152. maddesinde, “Bir davaya bakmakta olan mahkeme, uygulanacak bir kanun veya Cumhurbaşkanlığı kararnamesinin hükümlerini Anayasaya aykırı görürse veya taraflardan birinin ileri sürdüğü aykırılık iddiasının ciddi olduğu kanısına varırsa, Anayasa Mahkemesinin bu konuda vereceği karara kadar davayı geri bırakır…
Anayasa Mahkemesi, işin kendisine gelişinden başlamak üzere beş ay içinde kararını verir ve açıklar. Bu süre içinde karar verilmezse mahkeme davayı yürürlükteki kanun hükümlerine göre sonuçlandırır. Ancak, Anayasa Mahkemesinin kararı, esas hakkındaki karar kesinleşinceye kadar gelirse, mahkeme buna uymak zorundadır.
” düzenlemesi; “Anayasa Mahkemesinin kararları” başlıklı 153. maddesinde, “Anayasa Mahkemesinin kararları kesindir. İptal kararları gerekçesi yazılmadan açıklanamaz…
İptal kararları geriye yürümez.” düzenlemesi yer almaktadır.
Dosyanın incelenmesinden, 24/11/2014 tarih ve 29187 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6569 sayılı Kanun’un 32. maddesiyle 2547 sayılı Kanun’a eklenen Geçici 70. maddesinde, mesai saatleri dışında serbest meslek faaliyetinde bulunan tabip, diş tabibi ve tıpta uzmanlık mevzuatına göre uzman olan öğretim üyelerine, faaliyetlerini sona erdirinceye kadar üniversite ödeneği ve ek ödemenin ödenmeyeceğinin düzenlendiği, davacının 13/01/2015 tarihli dilekçesiyle üniversite ödeneği ve döner sermaye ek ödemesinin kesilmesine ilişkin işlemin iptali ile anılan Kanun maddesinin Anayasa Mahkemesi’ne götürülmesi istemiyle … İdare Mahkemesi’nin E:… sayılı esasına kayıtlı dava açtığı, Mahkeme tarafından ilgili Kanun maddesinin iptali istemiyle Anayasa Mahkemesi’ne itiraz yoluna başvurulmadığı ve iş bu dosya hakkında bekletme kararı da verilmediği, Askeri Yüksek İdare Mahkemesi … Dairesi (E:…), … Bölge İdare Mahkemesi (Birinci Kurul) (E….), … İdare Mahkemesi (E….) ve … İdare Mahkemesi (E….)’nin ilgili Kanun hükmünün iptali istemiyle itiraz yoluna başvurması üzerine Anayasa Mahkemesi’nin 22/06/2016 tarih ve E:2016/13, K:2016/127 sayılı kararıyla 2547 sayılı Kanun’un geçici 70. maddesinin iptaline karar verildiği anlaşılmaktadır.
Bu durumda, yukarıda aktarılan Anayasa’nın 152. maddesinin, sadece dosya kendisine gelen Mahkeme tarafından Anayasa Mahkemesi’ne itiraz yoluna başvurulması halinde uygulanacağı, iş bu dosyada Zonguldak İdare Mahkemesi’nce Anayasa Mahkemesi’ne itiraz yoluna başvurulmadığı ve Anayasa Mahkemesi kararının beklenilmesine de karar verilmediği görüldüğünden, Anayasa’nın 152. maddesinin uygulanmasına hukuken olanak bulunmamaktadır.
Bununla birlikte, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 31. maddesinin atıfta bulunduğu 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun ‘Yargılama giderlerinden sorumluluk’ başlıklı 326. maddesinde; yargılama giderlerinin, aleyhine hüküm verilen taraftan alınacağı, ‘Vekâlet ücretinin taraf lehine hükmedilmesi’ başlıklı 330. maddesinde; vekil ile takip edilen davalarda mahkemece, kanuna göre takdir olunacak vekâlet ücretinin, taraf lehine hükmedileceği, ‘Yargılama giderlerinin kapsamı’ başlıklı 323. maddesinde ise; vekille takip edilen davalarda kanun gereğince takdir olunacak vekâlet ücretinin yargılama giderlerinden olduğu hükme bağlanmıştır.
Yine 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 31. maddesinin atıfta bulunduğu 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “Adli yardımdan yararlanacak kişiler” başlıklı 334. maddesinde; kendisi ve ailesinin geçimini önemli ölçüde zor duruma düşürmeksizin, gereken yargılama veya takip giderlerini kısmen veya tamamen ödeme gücünden yoksun olan kimseler, iddia ve savunmalarında, geçici hukuki korunma taleplerinde ve icra takibinde, taleplerinin açıkça dayanaktan yoksun olmaması kaydıyla adli yardımdan yararlanabilirler hükmü yer almış, “Adli yardımın kapsamı” başlıklı 335. maddesinde; adli yardım kararının ilgiliye sağlayacağı hususlar (yapılacak tüm yargılama ve takip giderlerinden geçici olarak muafiyet, yargılama ve takip giderleri için teminat göstermekten muafiyet, dava ve icra takibi sırasında yapılması gereken tüm giderlerin Devlet tarafından avans olarak ödenmesi, davanın avukat ile takibi gerekiyorsa, ücreti sonradan ödenmek üzere bir avukat temini) düzenlenmiş, “Adli yardım talebi” başlıklı 336. maddesinde; adli yardımın asıl talep veya işin karara bağlanacağı mahkemeden isteneceği, “Adli yardımla ertelenen yargılama giderlerinin tahsili” başlıklı 339. maddesinde; adli yardım kararından dolayı ertelenen tüm yargılama giderleri ile Devletçe ödenen avansların dava veya takip sonunda haksız çıkan kişiden tahsil olunacağı hükmüne yer verilmiştir.
Dava dosyası incelendiğinde; … İdare Mahkemesi’nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararına karşı yapılan karar düzeltme başvurusu neticesinde Dairemizin 01/12/2021 tarih ve E:2020/1379, K:2021/5845 sayılı kararı ile anılan kararın bozulması üzerine, Mahkemece bozma kararına uyularak, dava konusu işlemin kısmen iptaline, iptal edilen kısım yönünden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen 2.550,00-TL vekalet ücretinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 330. maddesinde; vekil ile takip edilen davalarda mahkemece, kanuna göre takdir olunacak vekâlet ücretinin, taraf lehine hükmedileceği düzenlemesi göz önüne alındığında, dava sürecinde davacının herhangi bir vekile vekaletname vermediği ve davanın açılış ve takibinin de vekil tarafından yapılmadığı, dolayısıyla davada davacı lehine vekalet ücretine hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğu sonucuna varıldığından, temyize konu kararın hüküm fıkrasında yer alan “Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen 2.550,00-TL vekalet ücretinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine” ibaresinin karardan çıkarılması ve kararın bu şekilde düzeltilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.
İdare Mahkemesince verilen karar ve dayandığı gerekçe usul ve kanuna uygun olup, bozulmasını gerektiren bir neden bulunmadığından, temyiz istemlerinin reddi ile anılan kararın yukarıda belirtilen açıklama ile vekalet ücreti yönünden düzeltilerek onanmasına ve temyiz giderlerinin istemde bulunanlar üzerinde bırakılmasına, bu kararın tebliğ tarihini izleyen 15 (onbeş) gün içerisinde kararın düzeltilmesi yolu açık olmak üzere, 06/12/2022 tarihinde oybirliği ile karar verildi.