Danıştay 8. Daire Başkanlığı 2022/3442 E. , 2022/4096 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
SEKİZİNCİ DAİRE
Esas No : 2022/3442
Karar No : 2022/4096
YETKİLİ YARGI YERİNİN BELİRLENMESİ
Davacı tarafından, Devletin yaşamındaki ve vücudundaki olumsuzluklardan sorumlu olduğu, eğitim hakkını engellediği, Adli Tıp Kurumuna sevk etmek suretiyle özgürlüğünü kısıtladığı, 1995-1998 yılları arasında Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Sınavlarında (ÖSS ve ÖYS) haksızlık yapılarak hak ettiği öğretim kurumu yerine başka bir öğretim kurumuna yerleştirildiği, binlerce kişinin iltimaslı olarak yüksek öğretim kurumlarına yerleştirilmesine sebebiyet verildiği, bu durumun Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 12. ve 14. maddelerini ihlal ettiği gibi ek 12 nolu protokolün 1. maddesi ile Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 5, 10, 11, 13, 17, 19, 25, 26, 35, 36, 38, 49, 55, 56, 57 ve 81. maddelerini ihlal ettiği ileri sürülerek bu hususlara aykırı işlem ve uygulamalardan dolayı zarara uğradığından bahisle, şimdilik 5,00.-TL maddi tazminatın (2577 İdari Yargılama Usulü Kanununun 16/4. maddesi uyarınca sonradan 10.000.000,00-TL artırılmak üzere) davalı idarelerden tahsiline karar verilmesi istemiyle Cumhurbaşkanlığı ile Hazine ve Maliye Bakanlığına karşı açılan dava sonucunda; İstanbul 13. İdare Mahkemesinin, 2577 sayılı Kanun hükümleri ile tazmine dayanak gösterilen işlem ve eylemlerin (uygulamaların) niteliği dikkate alınarak uyuşmazlığın görüm ve çözümünde, 2577 sayılı Kanun’un 36. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendi uyarınca zararı doğuran idari uyuşmazlığı çözümlemeye yetkili yer İdare Mahkemesi olan Ankara İdare Mahkemesinin yetkili olduğuna ilişkin 25/03/2022 tarih ve E:2022/532, K:2022/521 sayılı yetki ret kararı ile Ankara 3. İdare Mahkemesinin; 2577 sayılı Kanun’un 36. maddesinin 1. fıkrasının (a) ve (b) bentlerinin uygulanmasına olanak bulunmayan uyuşmazlığın görüm ve çözümünde; 2577 sayılı Kanun’un 36. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendi uyarınca davacının ikamet ettiği yer idare mahkemesi olan İstanbul İdare Mahkemesinin yetkili olduğuna ilişkin 27/04/2022 tarih ve E:2022/720, K:2022/939 sayılı yetki ret kararı üzerine ortaya çıkan yetki uyuşmazlığında, 2577 sayılı Kanunun ”Görevsizlik ve yetkisizlik hallerinde yapılacak işlem” başlıklı 43. maddesi uyarınca dava dosyası incelenerek işin gereği görüşüldü:
2577 sayılı Kanunun ”Tam yargı davalarında yetki” başlıklı 36. maddesinde; “İdari sözleşmelerden doğanlar dışında kalan tam yargı davalarında yetkili mahkeme, sırasıyla: a) Zararı doğuran idari uyuşmazlığı çözümlemeye yetkili, b) Zarar, bayındırlık ve ulaştırma gibi bir hizmetten veya idarenin herhangi bir eyleminden doğmuş ise, hizmetin görüldüğü veya eylemin yapıldığı yer, c) Diğer hallerde davacının ikametgahının bulunduğu yer idare mahkemesidir.” hükmüne yer verilmiştir.
Dava dosyası ile eklerinin incelenmesinden; Davacının, Haziran 2018 ayında, Devlet tarafından eşitlik ilkesine aykırı davranıldığı, eğitim hakkının engellendiği gerekçesiyle talepte bulunduğu, talep sonucunda dilekçesinin gönderildiği İzmir Cumhuriyet Başsavcılığınca takipsizlik kararı sonrasında 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 405. maddesi uyarınca İzmir 9. Sulh Hukuk Mahkemesine vesayet ihbarında bulunulduğu, Mahkemece hastanelerden alınan sağlık kurulu raporları arasında çelişki bulunması nedeniyle İstanbul Adli Tıp Kurumundan kendisinin hiçbir hastalığın bulunmadığına ilişkin rapor alındığı, istediği lise yerine başka bir lisede okuduğu, ÖSYM’nin 1990 ila 2000 arası sınavlarında iltimas yapıldığı, bu nedenle kendisinin yerine başkalarının üniversite sınavlarını kazanmalarının sağlandığı, üniversite sınavını 4 yıl sonra kazandığı ve istediği hukuk fakültesi yerine başka bir hukuk fakültesinde okumak durumunda bırakıldığı, okuldan geç mezun edildiği, istediği ilde baroya üye olamadığı, 2008 yılından beri avukatlık yaptığı ancak aile kurmasının engellendiği, bahsedilen nedenlerden ötürü herhangi bir taşınır ve taşınmaz mala sahip olamadığı, dolayısıyla hayatının gerek eğitim ve mesleki alanında gerekse de özel alanına ilişkin birçok konuda devlet tarafından sistematik olarak haksızlıklar yapılmak suretiyle zarara uğramasına neden olunduğu ileri sürülerek devletten 10.000.000,00 TL maddi, 10.000.000,00 TL manevi tazminat alacağının bulunduğu, manevi tazminata ilişkin hakkının saklı tutularak, şimdilik 5,00 TL’lik maddi tazminat isteminin, yargılama sırasında Mahkeme tarafından alınacak olan bilirkişi raporu akabinde artırılarak 10.000.000,00 TL maddi tazminatın davalı idarelerden tahsil edilmesi istemi ile davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Olayda, davacının maddi tazminat istemine konu sebeplerin idarelerin bir tek idari işlem veya eylemden kaynaklanmayıp davacının hayatının geneline şamil, devlet tarafından uğradığını iddia ettiği haksızlıklara ilişkin konular olduğu anlaşıldığından kanun hükümleri ile maddi tazminata dayanak gösterilen işlem, eylem ve uygulamaların niteliği de göz önüne alındığında, davanın 2577 sayılı Kanunun 36. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendi uyarınca, davacının ikametgahının bulunduğu ve zarara uğradığını iddia ettiği yerdeki idare mahkemesinin yetkili yargı yeri olması karşısında, uyuşmazlığın görüm ve çözümünün İstanbul İdare Mahkemesi’nin yetkisinde olduğu sonucuna varılmıştır.
Açıklanan nedenlerle; dava konusu uyuşmazlığın görüm ve çözümünde İstanbul İdare Mahkemesinin yetkili olduğunun belirlenmesine, dava dosyasının İstanbul 13. İdare Mahkemesine gönderilmesine, kararın birer örneğinin Ankara 3. İdare Mahkemesi’ne ve taraflara bildirilmesine, 14/06/2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.