Danıştay Kararı 8. Daire 2022/3500 E. 2022/5330 K. 30.09.2022 T.

Danıştay 8. Daire Başkanlığı         2022/3500 E.  ,  2022/5330 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
SEKİZİNCİ DAİRE
Esas No : 2022/3500
Karar No : 2022/5330

DAVACI : …
VEKİLİ : Av. …

DAVALI : … Birliği … Odası
VEKİLİ : Av. …

DAVANIN KONUSU :
1- Elektrik Mühendisleri Odası Serbest Müşavir Mühendislik Hizmetleri Yönetmeliği’nin 12. maddesi ile;
2- Elektrik Mühendisleri Odası En Az Ücret ve Mesleki Denetim Uygulama Esasları Yönetmeliği’nin 7. maddesinin iptali istenilmektedir.

DAVACININ İDDİALARI :
Türkiye Mimar ve Mühendisler Odaları Birliği Elektrik Mühendisleri Odasına kayıtlı serbest müteahhitlik proje cizimleri ve inşaat işleri yaptığı, çizmiş olduğu projeleri ilgili kurumların onayına sunup ilgili kurum ve kuruluşlar gerekli onayı verdilerinde gerekli olan inşaat işlerine başladığı, ancak Türkiye Mühendis ve Mimar Odalarının EMO Serbest Müşavir Mühendislik hizmetleri Yönetmeliğinin 12. maddesi ve EMO En az Ücret ve Mesleki Denetim Uygulama Esasları Yönetmeliği’nin 7. maddeleri gereğince çizmiş oldukları projeleri oda denetimine sunmadığı gerekçesi ile bir çok defa soruşturma geçirdiği ve bundan dolayı ağır para cezaları ödemek zorunda kaldığı, 03/05/1985 tarihli 3194 sayılı İmar Kanunun 8. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin dördüncü cümlesi ile ikinci fıkrasının üçüncü cümlesinde yapılan 6495 sayılı Kanun değişikliği ile bentler eklendiği, yeni getirilen düzenlemenin gayet açık ve net bir biçimde açıkça belirtilen kuruluşlar dışında meslek odaları dahil demek sureti ile başka kurum veya kuruluşun onayına tabi tutulmaz şeklinde kesin hüküm ifade ettiği, meslek odasının bu madde fıkrasını hiçe sayarak üyelerinden proje başına ücret almaya ve yine onaya sunulmayan projelere ilişkin de ağır para cezaları kesmeye devam ettiği, meslek odalarının çıkartmış oldukları yönetmeliklerin Anayasa, Kanuna ve Kanun Hükmünde Kararnamelere aykırı olmasının mümkün olmadığı, ancak Türkiye Mimar ve Mühendisler Odaları Birliği Elektrik Mühendisleri Odasının EMO Serbest Müşavir Mühendislik Hizmetleri Yönetmeliğinin 12. maddesi ve EMO En az Ücret ve Mesleki Denetim Uygulama Esasları Yönetmeliği’nin 7. maddeleri kanuna aykırı bir şekilde ülke genelinde halen uygulama alanı bulmakta ve ilgili meslek odası denetime tabi tutmuş olduğu her projeden makbuz karşılığında ücret talep ettiği, denetim yaptırmadan ilgili devlet kurumlannın denetimine sunalan projelerin tespiti halinde ise ilgili oda disiplin kurulu tarafından kanuna aykırı bir şekilde ağır para cezalarının kesildiği iddia edilmektedir.

DAVALININ SAVUNMASI :
Usule ilişkin olarak; Serbest Müşavir Mühendislik Hizmetleri Yönetmeliği’nin 18.03.2004 tarihinde 25406 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdiği, En Az Ücret ve Mesleki Denetim Uygulama Esasları Yönetmeliği’nin ise 09.12.2010 tarih ve 27780 sayılı Resmi Gazete’de yayımlandığı her iki yönetmelik düzenlemesi açısından da dava açma süresinin geçtiği bu nedenle davanın reddi gerektiği belirtilmektedir.
Esasa ilişkin olarak; 6235 sayılı TMMOB Kanunu’nun 2. maddesinde kendisine verilen görevler gereği, serbest olarak çalışan üyelerin gözetim ve denetim görev ve sorumluluğu kapsamında yapılmış düzenlemeler olduğu, İmar Yasası’nın 8/ı maddesi ile getirilen düzenlemelerin ilgili idareler olan belediye ve valilikler açısından yükümlülük getirdiğinden dava konusu Yönetmelik hükümleri ile herhangi bir ilişkisi olmadığı gibi, mesleki denetim uygulamasını hukuka aykırı kılacak bir nedenin de bulunmadığı, meslek odalarının, İmar Yasasında belirtilen süreçler dışında, oda-üye ilişkisi çerçevesinde ve meslek odalarına verilen kamusal görevler kapsamında mesleki denetim uygulamasını yürüttükleri, mesleki faaliyetle ilgili kural koyan, sicil tutan, belgeleme yapan kuruluşların, üyelerini denetlememesi ve bu denetimle ilgili kurallara aykırı hareket edilmesi halinde yaptırım uygulanmaması halinde meslek odalarına Anayasa ile belirlenmiş işlevlerin yerine getirilmesinin olanaksızlaşacağı, yapılan denetimin içeriği bakımından ise mühendislik hizmetlerinin, esas olarak hizmeti üreten kişinin yetkili mühendis olup olmadığı, yetkili mühendisin kısıtlılığının bulunup bulunmadığı, hizmetin tescilli büro adına üretilip üretilmediği yönleriyle incelendiği, yapılan denetimin şekli nitelikte bir denetim olduğu belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesine göre Danıştay’ın ilk derece mahkemesi olarak baktığı davalarda, temyiz incelemesi sonucu bozulan kararlar üzerine ısrar olanağı tanınmadığından ve Danıştay İdari ve Vergi Dava Daireleri Kurulları’nın kararlarına uyulması mecburi olduğundan Dairemiz kararının bozulan kısmı yönünden Kurul kararında belirtilen gerekçeyle iptal kararı verilmesi gerektiği düşünülmektedir.

DANIŞTAY SAVCISI : …
DÜŞÜNCESİ : Dava, 6235 sayılı Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği Kanunu hükümlerine dayanılarak hazırlanmış olan Elektrik Mühendisleri Odası Serbest Müşavir Mühendislik Hizmetleri Yönetmeliği’nin 12. maddesi ile yine aynı Kanununun 39 uncu maddesine dayanılarak hazırlanmış olan Elektrik Mühendisleri Odası En Az Ücret ve Mesleki Denetim Uygulama Esasları Yönetmeliği’nin 7. maddesinin iptali istemiyle açılmıştır
İncelenen dava daha önce Danıştay 8. Dairesinin 09/12/2020 tarih ve E:2016/5416, K:2020/5489 sayılı kararıyla dava reddedilmiş ise de, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun temyiz incelemesi sonucunda verdiği 09/02/2022 gün ve E:2021/3305; K:2022/377 sayılı kararla Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği Elektrik Mühendisleri Odası En Az Ücret ve Mesleki Denetim Uygulama Esasları Yönetmeliği’nin 7. maddesinin 1. fıkrasının (a) ve (b) bentleri ile Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği Elektrik Mühendisleri Odası Serbest Müşavir Mühendislik Hizmetleri Yönetmeliği’nin 12. maddesinin; 1. fıkrasının (b) bendinde yer alan “ve EMO tarafından belirlenmiş en az ücret tanımlarına” ibaresi, (c) bendinde yer alan “EMO tarafından belirlenen mühendislik hizmetleri en az ücretlerinin uygulanması” ibaresi, (d) bendinin (3) numaralı alt bendinde yer alan “Oda tarafından belirlenen en az ücret tanımlamaları üzerinden düzenlenmiş” ibaresi ve (e) bendinde yer alan “EMO en az ücretlerine göre” ibaresi dışında kalan kısımları yönünden ve Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği Elektrik Mühendisleri Odası En Az Ücret ve Mesleki Denetim Uygulama Esasları Yönetmeliği’nin 7. maddesinin 1. fıkrasının (c) ve (ç) bentleri yönünden davanın reddine ilişkin kısmının onanmasına, anılan Daire kararının, Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği Elektrik Mühendisleri Odası Serbest Müşavir Mühendislik Hizmetleri Yönetmeliği’nin 12. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde yer alan “ve EMO tarafından belirlenmiş en az ücret tanımlarına” ibaresi, (c) bendinde yer alan “EMO tarafından belirlenen mühendislik hizmetleri en az ücretlerinin uygulanması” ibaresi, (d) bendinin (3) numaralı alt bendinde yer alan “Oda tarafından belirlenen en az ücret tanımlamaları üzerinden düzenlenmiş” ibaresi ve (e) bendinde yer alan “EMO en az ücretlerine göre” ibaresi yönünden davanın reddine ilişkin kısmı bozulmuş ve bu Kurul kararı da kesinleşmiştir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 50. maddesi uyarınca, Danıştay’ın ilk derece mahkemesi olarak baktığı davaların temyizen incelenmesi sonucunda Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu’nca verilen bozma kararlarına Danıştay Dava Dairelerince uyulması zorunlu olduğundan, kararın bozulan kısmında yer alan gerekçelerle iptali gerektiği düşünülmektedir.
Açıklanan nedenlerle anılan Daire kararının, Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği Elektrik Mühendisleri Odası Serbest Müşavir Mühendislik Hizmetleri Yönetmeliği’nin 12. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde yer alan “ve EMO tarafından belirlenmiş en az ücret tanımlarına” ibaresi, (c) bendinde yer alan “EMO tarafından belirlenen mühendislik hizmetleri en az ücretlerinin uygulanması” ibaresi, (d) bendinin (3) numaralı alt bendinde yer alan “Oda tarafından belirlenen en az ücret tanımlamaları üzerinden düzenlenmiş” ibaresi ve (e) bendinde yer alan “EMO en az ücretlerine göre” ibaresi yönünden iptali gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince; Dairemizin 09/12/2020 tarih ve E:2016/5416, K:2020/5489 sayılı davanın reddine dair kararının, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu’nun 09/02/2022 tarih ve E:2021/3305, K:2022/377 sayılı kararı ile Dairemiz kararının kısmen onanması, kısmen gerekçeli onanması, kısmen bozulması üzerine, 2575 sayılı Danıştay Kanunu’nun 38. maddesi ile 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 46. ve 49. maddeleri uyarınca bozulan kısım yönünden dosya yeniden incelenmek suretiyle gereği görüşüldü:

HUKUKİ SÜREÇ :
Dava; 6235 sayılı Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği Kanunu hükümlerine dayanılarak hazırlanmış olan Elektrik Mühendisleri Odası Serbest Müşavir Mühendislik Hizmetleri Yönetmeliği’nin 12. maddesi ile yine aynı Kanununun 39 uncu maddesine dayanılarak hazırlanmış olan Elektrik Mühendisleri Odası En Az Ücret ve Mesleki Denetim Uygulama Esasları Yönetmeliği’nin 7. maddesinin iptali istemiyle açılmıştır.
Dairemizin 09/12/2020 tarih ve E:2016/5416, K:2020/5489 sayılı davanın reddine karar verilmiştir. Dairemiz kararının temyiz edilmesi üzerine Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu’nun 09/02/2022 tarih ve E:2021/3305, K:2022/377 sayılı kararıyla; Dairemiz kararının, Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği Elektrik Mühendisleri Odası En Az Ücret ve Mesleki Denetim Uygulama Esasları Yönetmeliği’nin 7. maddesinin 1. fıkrasının (a) ve (b) bentleri ile Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği Elektrik Mühendisleri Odası Serbest Müşavir Mühendislik Hizmetleri Yönetmeliği’nin 12. maddesinin; 1. fıkrasının (b) bendinde yer alan “ve EMO tarafından belirlenmiş en az ücret tanımlarına” ibaresi, (c) bendinde yer alan “EMO tarafından belirlenen mühendislik hizmetleri en az ücretlerinin uygulanması” ibaresi, (d) bendinin (3) numaralı alt bendinde yer alan “Oda tarafından belirlenen en az ücret tanımlamaları üzerinden düzenlenmiş” ibaresi ve (e) bendinde yer alan “EMO en az ücretlerine göre” ibaresi dışında kalan kısımları yönünden davanın reddine ilişkin kısmının onanmasına; Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği Elektrik Mühendisleri Odası En Az Ücret ve Mesleki Denetim Uygulama Esasları Yönetmeliği’nin 7. maddesinin 1. fıkrasının (c) ve (ç) bentleri yönünden davanın reddine ilişkin kısmının belirtilen gerekçeyle onanmasına; Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği Elektrik Mühendisleri Odası Serbest Müşavir Mühendislik Hizmetleri Yönetmeliği’nin 12. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde yer alan “ve EMO tarafından belirlenmiş en az ücret tanımlarına” ibaresi, (c) bendinde yer alan “EMO tarafından belirlenen mühendislik hizmetleri en az ücretlerinin uygulanması” ibaresi, (d) bendinin (3) numaralı alt bendinde yer alan “Oda tarafından belirlenen en az ücret tanımlamaları üzerinden düzenlenmiş” ibaresi ve (e) bendinde yer alan “EMO en az ücretlerine göre” ibaresi yönünden davanın reddine ilişkin kısmının bozulmasına karar verilmiştir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun ‘Temyiz’ başlıklı 46. maddesinin 1. fıkrasında, Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının Danıştay’da temyiz edilebileceği; 2575 sayılı Danıştay Kanunu’nun ‘İdari ve vergi dava daireleri kurullarının görevleri’ başlıklı 38. maddesinde, İdari Dava Daireleri Kurulunca idari dava dairelerinden ilk derece mahkemesi olarak verilen kararların temyizen inceleneceği; 2577 sayılı Kanun’un ‘Temyiz incelemesi üzerine verilecek kararlar’ başlıklı 49. maddesinin 4. fıkrasında da, Danıştayın ilk derece mahkemesi olarak baktığı davaların temyizen incelenmesinde bu madde ile ısrar hariç 50. madde hükümlerinin kıyasen uygulanacağı kurala bağlanmıştır.
Yukarıda aktarılan mevzuat hükümleri uyarınca Danıştay Dava Dairelerinin ilk derece mahkemesi olarak verdiği kararların temyizen bozulması durumunda ısrar olanağı tanınmamıştır.
Bu nedenle, bozma kararı gözönünde bulundurularak, bozulan kısım yönünden yeniden bir karar verilmesi gerekmektedir.

İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY :
Elektrik Mühendisleri Odası Onur Kurulunun … tarih ve … sayılı kararıyla, davacının mühendislik hizmetlerini mesleki denetime sunmadığından bahisle 891,00 TL ağır para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
Söz konusu ceza, Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği Yüksek Onur Kurulunun … tarih ve … sayılı kararı ile onanmıştır.
Davacı tarafından, 6235 sayılı Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği Kanunu hükümlerine dayanılarak hazırlanmış olan Elektrik Mühendisleri Odası Serbest Müşavir Mühendislik Hizmetleri Yönetmeliği’nin 12. maddesi ile yine aynı Kanununun 39 uncu maddesine dayanılarak hazırlanmış olan Elektrik Mühendisleri Odası En Az Ücret ve Mesleki Denetim Uygulama Esasları Yönetmeliği’nin 7. maddesinin iptali istenilmektedir.

İLGİLİ MEVZUAT :
Anayasa’nın “Yönetmelikler” başlıklı 124. maddesinin 1. fıkrasının işlem tarihinde yürürlükte bulunan halinde, “Başbakanlık, bakanlıklar ve kamu tüzelkişileri, kendi görev alanlarını ilgilendiren kanunların ve tüzüklerin uygulanmasını sağlamak üzere ve bunlara aykırı olmamak şartıyla, yönetmelikler çıkarabilirler.”; “Kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları” başlıklı 135. maddesinin 1. fıkrasında, “Kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları ve üst kuruluşları; belli bir mesleğe mensup olanların müşterek ihtiyaçlarını karşılamak, mesleki faaliyetlerini kolaylaştırmak, mesleğin genel menfaatlere uygun olarak gelişmesini sağlamak, meslek mensuplarının birbirleri ile ve halk ile olan ilişkilerinde dürüstlüğü ve güveni hakim kılmak üzere meslek disiplini ve ahlakını korumak maksadı ile kanunla kurulan ve organları kendi üyeleri tarafından kanunda gösterilen usullere göre yargı gözetimi altında, gizli oyla seçilen kamu tüzelkişilikleridir.” hükümlerine yer verilmiştir.
6235 sayılı Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği Kanunu’nun 2. maddesinde, “Birliğin kuruluş amacı ile yapamayacağı faaliyetler ve işler aşağıda gösterilmiştir.
Birliğin kuruluş amacı:
a) Bütün mühendis ve mimarları ihtisas kollarına ayırmak ve her kol için bir oda kurulmasına karar vermek;
Bu suretle aynı ihtisasa mensup meslek mensuplarını bir Odanın bünyesinde toplamak; merkezde idare heyeti, haysiyet divanı ve murakıplar gibi görevlilere yetecek kadar üyesi bulunmayan Odanın merkezini, Umumi Heyetin belirleyeceği yerde açmak;
b) Mühendislik ve mimarlık mesleği mensuplarının, müşterek ihtiyaçlarını karşılamak, mesleki faaliyetlerini kolaylaştırmak, mesleğin genel menfaatlere uygun olarak gelişmesini sağlamak, meslek mensuplarının birbirleriyle ve halk ile olan ilişkilerinde dürüstlüğü ve güveni hakim kılmak üzere meslek disiplinini ve ahlakını korumak için gerekli gördüğü bütün teşebbüs ve faaliyetlerde bulunmak;
c) Meslek ve menfaatleriyle ilgili işlerde resmi makamlarla işbirliği yaparak gerekli yardımlarda ve tekliflerde bulunmak, meslekle ilgili bütün mevzuatı normları, fenni şartnameleri incelemek ve bunlar hakkındaki görüş ve düşünceleri ilgililere bildirmektir.
Birlik ve organları, kuruluş amaçları dışında faaliyette bulunamazlar.” hükmü yer almıştır.
6235 sayılı Kanun’un 19. maddesinde, “Odalar, bu kanunun 2 nci maddesinde belirtilen amaç için Birlik Umumi Heyetince kararlaştırılan işlerden yalnız odalarını ilgilendiren kısımlar ile görevlidirler. Odalar va organları, kuruluş amaçları dışında faaliyette bulunamazlar.”; 33. maddesinde, “Türkiye’de mühendislik ve mimarlık meslekleri mensupları mesleklerinin icrasını iktiza ettiren işlerle meşgul olabilmeleri ve mesleki tedrisat yapabilmeleri için ihdisasına uygun bir odaya kaydolmak ve azalık vasfını muhafaza etmek mecburiyetindedirler. Kamu Kurumu ve Kuruluşları ile İktisadi Devlet Teşekkülleri ve Kamu İktisadi Kuruluşlarında asli ve sürekli olarak çalışan mühendislik ve mimarlık meslekleri mensuplarının meslek ve ihtisaslarıyla ilgili odaya girmeleri isteklerine bağlıdır. Ancak bunlar görevlerinin gereği olan işleri yaparken, mesleki bakımdan, Odaya kayıtlı meslekdaşlarının yetkileriyle haklarına sahip ve onların ödevleriyle yükümlüdürler. Bu konuda Türk Silahlı Kuvvetleri mensupları ile ilgili hükümler saklıdır.”; 39. maddesinde, “Bu kanun hükümleri müteşebbis heyetlerce ihzar ve Birlik Umumi Heyetince tasvip edilecek bir talimatname ile tatbik olunur.” hükümlerine yer verilmiştir.
4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’un “Amaç” başlıklı 1. maddesinde, “Bu Kanunun amacı, mal ve hizmet piyasalarındaki rekabeti engelleyici, bozucu veya kısıtlayıcı anlaşma, karar ve uygulamaları ve piyasaya hakim olan teşebbüslerin bu hakimiyetlerini kötüye kullanmalarını önlemek, bunun için gerekli düzenleme ve denetlemeleri yaparak rekabetin korunmasını sağlamaktır.” hükmüne yer verilmiş, 3. maddesinde, teşebbüsün “Piyasada mal veya hizmet üreten, pazarlayan, satan gerçek ve tüzelkişilerle, bağımsız karar verebilen ve ekonomik bakımdan bir bütün teşkil eden birimleri”; teşebbüs birliğinin “Teşebbüslerin belirli amaçlara ulaşmak için oluşturduğu tüzelkişiliği haiz ya da tüzelkişiliği olmayan her türlü birlikleri” ifade edeceği belirtilmiştir.
4054 sayılı Kanun’un “Rekabeti Sınırlayıcı Anlaşma, Uyumlu Eylem ve Kararlar” başlıklı 4. maddesinde, “Belirli bir mal veya hizmet piyasasında doğrudan veya dolaylı olarak rekabeti engelleme, bozma ya da kısıtlama amacını taşıyan veya bu etkiyi doğuran yahut doğurabilecek nitelikte olan teşebbüsler arası anlaşmalar, uyumlu eylemler ve teşebbüs birliklerinin bu tür karar ve eylemleri hukuka aykırı ve yasaktır.
Bu haller, özellikle şunlardır:
a) Mal veya hizmetlerin alım ya da satım fiyatının, fiyatı oluşturan maliyet, kar gibi unsurlar ile her türlü alım yahut satım şartlarının tesbit edilmesi,
b) Mal veya hizmet piyasalarının bölüşülmesi ile her türlü piyasa kaynaklarının veya unsurlarının paylaşılması ya da kontrolü,
c) Mal veya hizmetin arz ya da talep miktarının kontrolü veya bunların piyasa dışında belirlenmesi,
d) Rakip teşebbüslerin faaliyetlerinin zorlaştırılması, kısıtlanması veya piyasada faaliyet gösteren teşebbüslerin boykot ya da diğer davranışlarla piyasa dışına çıkartılması yahut piyasaya yeni gireceklerin engellenmesi,
e) Münhasır bayilik hariç olmak üzere, eşit hak, yükümlülük ve edimler için eşit durumdaki kişilere farklı şartların uygulanması,
f) Anlaşmanın niteliği veya ticari teamüllere aykırı olarak, bir mal veya hizmet ile birlikte diğer mal veya hizmetin satın alınmasının zorunlu kılınması veya aracı teşebbüs durumundaki alıcıların talep ettiği bir malın ya da hizmetin diğer bir mal veya hizmetin de alıcı tarafından teşhiri şartına bağlanması ya da arz edilen bir mal veya hizmetin tekrar arzına ilişkin şartların ileri sürülmesi,
…” hükmü yer almıştır.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği Elektrik Mühendisleri Odası Serbest Müşavir Mühendislik Hizmetleri Yönetmeliği’nin 12. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde yer alan “ve EMO tarafından belirlenmiş en az ücret tanımlarına” ibaresi, (c) bendinde yer alan “EMO tarafından belirlenen mühendislik hizmetleri en az ücretlerinin uygulanması” ibaresi, (d) bendinin (3) numaralı alt bendinde yer alan “Oda tarafından belirlenen en az ücret tanımlamaları üzerinden düzenlenmiş” ibaresi ve (e) bendinde yer alan “EMO en az ücretlerine göre” ibaresine ilişkin kısmı yönünden;
Dava konusu Yönetmelik hükümlerinde, üyelerin Oda tarafından belirlenmiş asgari ücret tanımlamalarına uyacağı ve mesleki denetim uygulamasında bu yönde denetim yapılacağı kurala bağlanmıştır.
Mesleki hizmetlerin karşılığı olan asgari ücretlerin belirlenmesi konusunda, 6235 sayılı Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği Kanunu, 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun ve Anayasa’nın 48. maddesinde düzenlenen sözleşme özgürlüğü çerçevesinde bir değerlendirme yapılması gerekmektedir.
1 – 6235 sayılı Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği Kanunu yönünden;
Mesleki hizmetlerin karşılığı olan asgari ücretleri belirleme konusunda davalı idarenin yasal dayanağının bulunup bulunmadığının öncelikle değerlendirilmesi gerekmektedir.
Uyuşmazlığın çözümü için, genel olarak, idarenin düzenleme yetkisinin kapsamı ve bu bağlamda idarenin özerk ve türev düzenleme yetkisi üzerinde durulmalıdır.
Anayasa’nın 124. maddesinde, kamu tüzel kişilerinin, kendi görev alanlarını ilgilendiren kanunların ve tüzüklerin uygulanmasını sağlamak üzere ve bunlara aykırı olmamak şartıyla, yönetmelikler çıkarabileceği düzenlenmiştir. Bu düzenleme, idarenin özerk ve türev düzenleme yetkisinin anayasal dayanağını oluşturmaktadır.
İdarenin düzenleme yetkisinin aslında ikincil, türev nitelikte olduğu hususunda bugün için bir duraksama bulunmamaktadır. Anayasa’ya göre, idarenin, düzenleme yetkisini kanunlar çerçevesinde ve kanunlara uygun olarak kullanması gereklidir. Kanunun öngördüğü düzenleme yetkisinin yine kanunda belirtildiği gibi kullanılması, kanun hükmü, bir konunun yönetmelikle düzenlenmesini öngörüyorsa, düzenlemenin yönetmelikle yapılması zorunludur.
Ayrıca, normlar hiyerarşisi olarak bilinen temel hukuk ilkesine göre, normlar arasında altlık ve üstlük ilişkisi söz konusu olmakta ve her norm geçerliliğini bir üst hukuk normundan almaktadır. Başka bir anlatımla normlar hiyerarşisi, her türlü normun hiyerarşik olarak bir sıra dahilinde sıralanması ve birbirine bağlı olması anlamına gelmekte olup; bunun doğal sonucu olarak, hiyerarşik sıralamada daha altta yer alan normun, kendisinden üstte bulunan norma aykırı hükümler içeremeyeceği, bir başka deyişle alt norm niteliğindeki düzenleyici işlemlerin, bir hakkın kullanımını üst normda öngörülmeyen bir şekilde daraltamayacağı veya kısıtlayamayacağı; dolayısıyla, düzenleyici bir işlemin kendinden önce gelen kanun ve yönetmelik hükümlerine aykırı düzenlemeler getiremeyeceği kabul edilmektedir.
Bu açıklamalar ışığında uyuşmazlığa bakıldığında, davalı idarenin dava konusu alandaki düzenleme yetkisinin ve bu yetkinin hukuka uygun olarak kullanılıp kullanılmadığının irdelenmesi gerekmektedir.
6235 sayılı Kanun’un 39. maddesinde, bu Kanun hükümlerinin müteşebbis heyetlerince ihzar ve Birlik Umumi Heyetince tasvip edilecek eki bir talimatname yani bir Yönetmelik ile tatbik olunacağı hükme bağlanmıştır.
6235 sayılı Kanun’un 2. maddesinde ise, mühendislik ve mimarlık mesleği mensuplarının, müşterek ihtiyaçlarını karşılamak, mesleki faaliyetlerini kolaylaştırmak, mesleğin genel menfaatlere uygun olarak gelişmesini sağlamak, meslek mensuplarının birbirleriyle ve halk ile olan ilişkilerinde dürüstlüğü ve güveni hakim kılmak üzere meslek disiplinini ve ahlakını korumak için gerekli gördüğü bütün teşebbüs ve faaliyetlerde bulunmak; meslek ve menfaatleriyle ilgili işlerde resmi makamlarla işbirliği yaparak gerekli yardımlarda ve tekliflerde bulunmak, meslekle ilgili bütün mevzuatı normları, fenni şartnameleri incelemek ve bunlar hakkındaki görüş ve düşünceleri ilgililere bildirmek, Birliğin kuruluş amaçları arasında sayılmış, Birlik ve organlarının, kuruluş amaçları dışında faaliyette bulunamayacağı belirtilmiştir.
Görüldüğü üzere, dava konusu Yönetmeliklerin dayanağı olan 6235 sayılı Kanun’da, mesleki hizmetlerin karşılığı olan asgari ücretlerin belirlenmesine ilişkin bir düzenlemeye yer verilmemiştir.
2 – 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun yönünden;
Serbest çalışan elektrik mühendislerinin esas itibarıyla serbest meslek sahibi olduğu, serbest meslek faaliyetinin, sermayeden ziyade şahsî mesaiye, ilmî veya meslekî bilgiye veya ihtisasa dayanan işlerin bir işverene bağlı olmaksızın bağımsız olarak, şahsî sorumluluk altında ve bir ücret karşılığı yapıldığı göz önüne alındığında, hizmetini ücret karşılığı sunan serbest meslek mensubu mühendislerin 4054 sayılı Kanun kapsamında birer teşebbüs oldukları açıktır.
4054 sayılı Kanun’un 3. maddesinde, teşebbüslerin belirli amaçlara ulaşmak için oluşturduğu tüzel kişiliği haiz ya da tüzel kişiliği olmayan her türlü birlik teşebbüs birliği olarak tanımlanmıştır. Kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarına ilişkin olarak herhangi bir istisnaya yer verilmediğinden ve teşebbüs birliklerinin 4054 sayılı Kanun’a tâbi olabilmesi için özel hukuk veya kamu hukuku tüzel kişisi olmaları ya da kanunla veya iradî olarak kurulmuş olmaları önem taşımadığından, davalı Odanın 4054 sayılı Kanun uygulamasında “teşebbüs birliği” sayılması gerekmektedir.
Bu çerçevede; davalı Oda tarafından elektrik mühendisliği hizmetlerine ilişkin piyasa düzenleyiciliği kapsamında yürürlüğe konulan dava konusu Yönetmelikler birer teşebbüs birliği kararı niteliğinde olduğudan, 4054 sayılı Kanun’a aykırı olmamaları gerekmektedir.
4054 sayılı Kanun’un 4. maddesinde, belirli bir mal veya hizmet piyasasında doğrudan veya dolaylı olarak rekabeti engelleme, bozma ya da kısıtlama amacını taşıyan veya bu etkiyi doğuran yahut doğurabilecek nitelikte olan teşebbüsler arası anlaşmalar, uyumlu eylemler ve teşebbüs birliklerinin bu tür karar ve eylemlerinin hukuka aykırı ve yasak olduğu belirtildikten sonra, aynı maddenin 1. fıkrasının (a) bendinde, mal veya hizmetlerin alım ya da satım fiyatının, fiyatı oluşturan maliyet, kâr gibi unsurlar ile her türlü alım yahut satım şartlarının tespit edilmesinin rekabeti engelleyici ve yasak olduğu kurala bağlanmıştır.
Dava konusu Yönetmelik hükümlerinde, elektrik mühendisliği hizmetlerinin karşılığı olan asgari ücretlerin belirlenmesi öngörülmekte ve bu çerçevede hazırlanan asgari ücret tarifeleriyle mühendislerin, hizmetin fiyatını belirleme serbestisi hizmet alanlar (tüketici) aleyhine engellenmekte, bu suretle satım fiyatı davalı Oda tarafından tespit edilmektedir.
Bu itibarla, dava konusu Yönetmelik hükümlerinin, elektrik mühendisliği hizmeti piyasasında doğrudan rekabeti engelleme, bozma ve kısıtlama amacını taşıdığı anlaşıldığından, 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesinin (a) bendine açıkça aykırı olduğu sonucuna varılmıştır.
Davalı Oda tarafından, elektrik mühendisleri arasında haksız rekabeti önlemek ve hizmet standartlarını yükseltmek amacıyla dava konusu Yönetmelik hükümlerinin yürürlüğe konulduğu ileri sürülmektedir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun “Haksız Rekabet” bölüm başlığı altında düzenlenen 54. maddesinde, haksız rekabete ilişkin hükümlerin amacı, bütün katılanların menfaatine, dürüst ve bozulmamış rekabetin sağlanması olarak belirtilmiş, rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına aykırı davranışlar ile ticarî uygulamalar yasaklanmıştır. 4054 sayılı Kanun’da düzenlenen rekabetin korunmasına ilişkin düzenlemelerle ise, kamusal fayda da gözetilerek fiyat ve kâr gibi göstergelerin müdahalelerden uzak olarak serbest piyasa şartlarında belirlenmesi amaçlanmıştır. Bu itibarla, anılan kuralların yer yer iç içe ve birlikte uygulanma imkânı bulunmakla birlikte, birbirinden farklı amaçları hedeflediği anlaşılmaktadır.
Bununla birlikte; Rekabet Hukuku kuralları kamusal ve soyut bir koruma sağladığından ve haksız rekabet hükümlerine nazaran daha kapsayıcı olduğundan, asgarî ücret belirlenmesinin haksız rekabeti engelleyeceği ihtimalinden hareketle; 4054 sayılı Kanun’da hedeflenen tüketicinin ve kamunun korunması esasının ortadan kalkmayacağı ve dava konusu Yönetmeliklerin denetiminde anılan Kanun’un uygulanmasına engel bir durumun bulunmadığı açıktır.
3 – Anayasa’nın 48. maddesinde düzenlenen sözleşme özgürlüğü yönünden;
Anayasa’nın 48. maddesinde, çalışma ve sözleşme hürriyeti düzenlenmiştir. Buna göre, herkesin dilediği alanda çalışma ve sözleşme hürriyetine sahip olduğu, özel teşebbüsler kurmanın serbest olduğu, Devletin, özel teşebbüslerin millî ekonominin gereklerine ve sosyal amaçlara uygun yürümesini, güvenlik ve kararlılık içinde çalışmasını sağlayacak tedbirleri alacağı belirtilmiş; Anayasa’nın 13. maddesinde de, temel hak ve hürriyetlerin, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasa’nın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabileceği, bu sınırlamaların, Anayasa’nın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve laik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamayacağı kurala bağlanmıştır.
Dava konusu Yönetmelik hükümlerine göre, elektrik mühendisliği hizmeti alacak gerçek veya tüzel kişilerin, meslek alanında faaliyette bulunabilmek için davalı Odaya üye olmak zorunluluğunda bulunan bir meslek mensubu ile Oda tarafından belirlenen en az ücrete uygun bir sözleşme yapmaları gerekmektedir.
Yapılacak sözleşmenin unsurlarından biri de sözleşmenin bedelidir. Sözleşmedeki bedelin taraflarca serbest olarak belirlenmesi asıldır. Nitekim, bedeli kararlaştırma konusundaki anlaşma serbestisi de sözleşme özgürlüğü kapsamında olup, anayasal koruma altındadır. Sözleşme serbestisini sınırlayacak nitelikteki bir kuralın ise, yine Anayasa’da tanımlanan sınırlama sebeplerine uygun olarak kanunla konulması gerekmektedir.
Kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşu olan davalı Odaya 6235 sayılı Kanun’da mensupları için asgarî ücret belirleme yetkisi veren bir kural bulunmamaktadır. Dolayısıyla, anılan Kanun’da yer verilmeyen bir yetkinin Yönetmelik hükümleri ile düzenlenmesi açıkça hukuka aykırıdır.
Anayasal koruma altındaki sözleşme özgürlüğünün ancak kanunla sınırlanabilmesi mümkün olduğundan, taraflar arasında serbestçe belirlenmesi gereken sözleşmenin bedel unsuruna, kanuni dayanağı bulunmaksızın, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşu olan davalı Oda tarafından asgarî ücret tarifesi ve alınacak ücret esaslarının belirlenmesi suretiyle müdahale edilemeyeceği açıktır.
Bu durumda; üyelerin Oda tarafından belirlenmiş asgari ücret tanımlamalarına uyacağını ve mesleki denetim uygulamasında bu yönde denetim yapılacağını düzenleyen dava konusu Yönetmelik hükümlerinde hukuka uygunluk görülmemiştir.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1- Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği Elektrik Mühendisleri Odası Serbest Müşavir Mühendislik Hizmetleri Yönetmeliği’nin 12. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde yer alan “ve EMO tarafından belirlenmiş en az ücret tanımlarına” ibaresi, (c) bendinde yer alan “EMO tarafından belirlenen mühendislik hizmetleri en az ücretlerinin uygulanması” ibaresi, (d) bendinin (3) numaralı alt bendinde yer alan “Oda tarafından belirlenen en az ücret tanımlamaları üzerinden düzenlenmiş” ibaresi ve (e) bendinde yer alan “EMO en az ücretlerine göre” ibaresi yönünden İPTALİNE,
2- Dava sonuç olarak kısmen iptal, kısmen ret ile sonuçlandığından; ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam … TL yargılama giderinin yarısı olan … TL’nin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine, kalan yarısı olan … TL’nin davacı üzerinde bırakılmasına,
3- Bakılan davanın, kesinleşen kısmı için davalı idare lehine vekalet ücretine hükmedildiğinden, bu aşamada yeniden vekalet ücretine hükmedilmemesine,
4- Karar verildiği tarihte yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca … TL vekalet ücretinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine,
5- Posta gideri avanslarından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra istemi halinde davacıya iadesine,
6-Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere,
30/09/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.