Danıştay Kararı 8. Daire 2022/4737 E. 2022/4856 K. 15.09.2022 T.

Danıştay 8. Daire Başkanlığı         2022/4737 E.  ,  2022/4856 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
SEKİZİNCİ DAİRE
Esas No : 2022/4737
Karar No : 2022/4856

TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av…

KARŞI TARAF (DAVALILAR) : 1- … Bakanlığı
VEKİLİ : Av. …
2- … Birliği
VEKİLİ : Av….
.
3- … Barosu Başkanlığı
VEKİLİ : Av…

İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi …. İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: … Barosunda … – … tarihleri arasında avukatlık stajını tamamlayan davacı tarafından, Baro levhasına avukat olarak yazılmasına ilişkin … Barosu Yönetim Kurulu’nun … tarih ve … sayılı kararının uygun bulunmasına ilişkin … Yönetim Kurulu’nun … gün ve … sayılı kararının, davacının stajının haklı sebeplere dayanmaksızın, yasaya uygun olmayan bir sebeple kesintiye uğradığı ve geçerli sayılamayacağından bahisle bir daha görüşülmek üzere geri gönderilmesine ilişkin … tarih ve … sayılı …Bakanlığı işlemine uyulmasına ilişkin … Yönetim Kurulu’nun … gün ve … sayılı kararı üzerine davacının avukatlık stajının hükümsüz sayılmasına ilişkin … Barosu Yönetim Kurulu’nun … tarih ve … sayılı kararının iptaline karar verilmesi istenilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: …. İdare Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararda; davacının stajının Mahkemeler aşamasındaki altı aylık bölümünü… Adli Yargı İlk Derece Mahkemesi Adalet Komisyonu Başkanlığı nezdinde …-… tarihleri arasında tamamladığı, … tarihli dilekçesinde … Adli Yargı İlk Derece Mahkemesi Adalet Komisyonu Başkanlığı’nın … tarih ve …sayılı kararı ile izinli sayıldığı, …-… tarihleri arasındaki günleri tamamlamadığını ve eksik kalan 6 günlük stajını tamamlamak istediğini beyan etmesi üzerine anılan Komisyonun … tarih ve … sayılı kararı ile ikinci altı aylık staj bitiminde eksik kalan stajının tamamlatılmasına karar verildiği ve …-… tarihleri arasında da … Asliye Hukuk Mahkemesi’nde eksik kalan 6 günlük stajını tamamladığı; stajının Avukat yanı altı aylık bölümünü ise, Avukat … yanında …-… tarihleri arasında tamamladığı, davacının …Barosu Başkanlığı’na sunduğu … tarihli dilekçesinde, … tarihinde avukat yanında staja başladığını, stajını tamamlamadan … ailesinin yanına gittiğini, yasal iznin bir aya kadar verildiğini bildiği için izin almadığını, bilahare … oturum hakkıyla ilgili kimlik değişimi işlemleri nedeniyle ancak … tarihinde Türkiye’ye dönebildiğini ve staj sekreterliğinin kendisine …-… tarihleri arasında yapması gereken … günlük stajının eksik olduğunu bildirdiğini belirterek mazeretine ilişkin herhangi bir belge ibraz etmeden kalan stajını tamamlamak istemesi üzerine … Barosu Yönetim Kurulu’nun … tarih ve … sayılı kararı ile kalan stajını …-… tarihleri arasında tamamladığının görüldüğü, 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun 23. maddesindeki, stajyerin, staja ara vermesi hususundaki haklı nedenin varlığı halinde ise 30 günü geçmemek üzere izin verilebileceğine ilişkin düzenlemede belirtilen haklı nedenin bulunup bulunmadığı hususunun Adalet Komisyonu Başkanı veya Baro Başkanı tarafından takdir edilebilecek ise de, somut olayda, davacı tarafından haklı neden belirterek herhangi bir izin başvurusunda bulunmadığı ve izin başvurusunda bulunamayacak bir zaruret hali bulunmadığı gibi, davacının stajını tamamlamadan kimlik işlemlerini tamamlamak ve yurt dışında elde ettiği ya da edeceği bazı haklara halel gelmemesi için Belçika’ya ailesinin yanına gittiği ve bu sebeple 53 günlük bir ara vermenin oluştuğu, bu durumun ise stajda bir zaruret hali olmaksızın kesinti yapıldığı anlamına geldiği, kesintisiz olarak avukatlık stajını tamamlamadığı anlaşılan davacının stajının hükümsüz sayılmasına ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve davacı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, hukuka ve usule aykırı olduğu belirtilen temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği ileri sürülmüştür.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idareler tarafından, temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu, bozulmasını gerektiren bir neden bulunmadığından temyiz isteminin reddi ile anılan kararın onanması gerektiği savunulmuştur.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ … DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin incelenmeksizin reddi gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra işin gereği görüşüldü:

İLGİLİ MEVZUAT:
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun “İstinaf” başlıklı 45. maddesinde, “1) İdare ve vergi mahkemelerinin kararlarına karşı, başka kanunlarda aksine hüküm bulunsa dahi, mahkemenin bulunduğu yargı çevresindeki bölge idare mahkemesine, kararın tebliğinden itibaren otuz gün içinde istinaf yoluna başvurulabilir. Ancak, konusu beş bin Türk lirasını geçmeyen vergi davaları, tam yargı davaları ve idari işlemlere karşı açılan iptal davaları hakkında idare ve vergi mahkemelerince verilen kararlar kesin olup, bunlara karşı istinaf yoluna başvurulamaz.
3) Bölge idare mahkemesi, yaptığı inceleme sonunda ilk derece mahkemesi kararını hukuka uygun bulursa istinaf başvurusunun reddine karar verir. Karardaki maddi yanlışlıkların düzeltilmesi mümkün ise gerekli düzeltmeyi yaparak aynı kararı verir.
6) Bölge idare mahkemelerinin 46 ncı maddeye göre temyize açık olmayan kararları kesindir.” hükmüne yer verilmiştir.
Aynı Kanun’un “Temyiz” başlıklı 46. maddesinin 1. fıkrasında; “Danıştay dava dairelerinin nihai kararları ile bölge idare mahkemelerinin aşağıda sayılan davalar hakkında verdikleri kararlar, başka kanunlarda aksine hüküm bulunsa dahi Danıştayda, kararın tebliğinden itibaren otuz gün içinde temyiz edilebilir:
a) Düzenleyici işlemlere karşı açılan iptal davaları.
b) Konusu yüz bin Türk lirasının aşan vergi davaları, tam yargı davaları ve idari işlemler hakkında açılan davalar.
c) Belli bir meslekten, kamu görevinden veya öğrencilik statüsünden çıkarılma sonucunu doğuran işlemlere karşı açılan iptal davaları.
d) Belli bir ticari faaliyetin icrasını süresiz veya otuz gün yahut daha uzun süreyle engelleyen işlemlere karşı açılan iptal davaları.
e) Müşterek kararnameyle yapılan atama, naklen atama ve görevden alma işlemleri ile daire başkanı ve daha üst düzey kamu görevlilerinin atama, naklen atama ve görevden alma işlemleri hakkında açılan iptal davaları.
f) İmar planları, parselasyon işlemlerinden kaynaklanan davalar.
g) Tabiat Varlıklarını Koruma Merkez Komisyonu ve Kültür Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulunca itiraz üzerine verilen kararlar ile 18/11/1983 tarihli ve 2960 sayılı Boğaziçi Kanununun uygulanmasından doğan davalar.
h) Maden, taşocakları, orman, jeotermal kaynaklar ve doğal mineralli sular ile ilgili mevzuatın uygulanmasına ilişkin işlemlere karşı açılan davalar.
ı) Ülke çapında uygulanan öğrenim ya da bir meslek veya sanatın icrası veyahut kamu hizmetine giriş amacıyla yapılan sınavlar hakkında açılan davalar.
i) Liman, kruvaziyer limanı, yat limanı, marina, iskele, rıhtım, akaryakıt ve sıvılaştırılmış petrol gazı boru hattı gibi kıyı tesislerine işletme izni verilmesine ilişkin mevzuatın uygulanmasından doğan davalar.
j) 8/6/1994 tarihli ve 3996 sayılı Bazı Yatırım ve Hizmetlerin Yap-İşlet-Devret Modeli Çerçevesinde Yaptırılması Hakkında Kanunun uygulanmasından ve 16/7/1997 tarihli ve 4283 sayılı Yap-İşlet Modeli ile Elektrik Enerjisi Üretim Tesislerinin Kurulması ve İşletilmesi ile Enerji Satışının Düzenlenmesi Hakkında Kanunun uygulanmasından doğan davalar.
k) 6/6/1985 tarihli ve 3218 sayılı Serbest Bölgeler Kanununun uygulanmasından doğan davalar.
l) 3/7/2005 tarihli ve 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanununun uygulanmasından doğan davalar.
m) Düzenleyici ve denetleyici kurullar tarafından görevli oldukları piyasa veya sektörle ilgili olarak alınan kararlara karşı açılan davalar.” hakkında verilen kararların Danıştay’da, kararın tebliğinden itibaren otuz gün içinde temyiz edilebileceği kurala bağlanmıştır.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Yukarıda yer verilen mevzuat hükümlerinin değerlendirilmesinden; İdare Mahkemelerinin konusu beş bin Türk lirasını geçmeyen tam yargı davaları ve idari işlemlere karşı açılan iptal davaları dışında kalan bütün kararlarına karşı mahkemenin bulunduğu yargı çevresindeki bölge idare mahkemesine istinaf başvurusunda bulunulabileceği, bölge idare mahkemesince istinaf incelemesi üzerine verilen kararlara karşı ise sadece 2577 sayılı Kanun’un 46. maddesinde yer alan konular ile sınırlı olarak Danıştay’a temyiz başvurusunda bulunulabileceği, bölge idare mahkemelerince istinaf incelemesi üzerine verilen ve 46. madde kapsamı dışında olan kararların ise kesin olduğu görülmektedir.
Buna göre,
temyiz istemine esas teşkil eden kararın Bölge İdare Mahkemesinin 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunun 46. maddesine göre temyiz yolu açık olmayan “kesin” kararlarından olduğu sonucuna varılmakta olup temyiz isteminin incelenmesine yasal olanak bulunmamaktadır.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1- TEMYİZ İSTEMİNİN İNCELENMEKSİZİN REDDİNE,
2- Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,
Kesin olarak, 15/09/2022 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.

KARŞI OY :

(X)- 2577 sayılı Kanun’un “Temyiz” başlıklı 46’ncı maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinde; belli bir meslekten, kamu görevinden veya öğrencilik statüsünden çıkarılma sonucunu doğuran işlemlere karşı açılan iptal davaları hakkında bölge idare mahkemelerince verilen kararların Danıştay’da, kararın tebliğinden itibaren otuz gün içinde temyiz edilebileceği kurala bağlanmıştır.
Uyuşmazlığın temyize açık olup olmadığının belirlenebilmesi için 2577 sayılı Kanunun 46. maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinde belirtilen “belli bir meslek” ibaresinden ne anlaşılması gerektiğinin açıklığa kavuşturulması gerekmektedir.
1136 sayılı Avukatlık Kanununun 3. maddesinde, avukatlık stajını tamamlayarak staj bitim belgesi almış bulunmanın avukatlığa kabul şartları arasında düzenlendiği, 9. maddesinin ikinci ve üçüncü fıkralarında, avukatlığa kabulün, ruhsatnamenin verildiği andan itibaren hüküm ifade edeceği, adayın böylece avukatlığa kabul edildikten sonra Avukat unvanını kullanma hakkını kazanacağı, 15. maddesinin birinci fıkrasında, avukatlık stajının bir yıl olduğu; 23. maddesinin birinci fıkrasında, stajın kesintisiz yapılacağı; aynı maddenin ikinci fıkrasında, stajyerin, avukatla birlikte duruşmalara girmek, avukatın mahkemeler ve idari makamlardaki işlerini yapmak, dava dosyaları ve yazışmaları düzenlemek, baroca düzenlenen eğitim çalışmalarına katılmak, baro yönetim kurulunca verilen ve yönetmelikte gösterilecek diğer ödevleri yerine getirmekle yükümlü olduğu, stajyerlerin, meslek kurallarına ve yönetmeliklerde belirlenen esaslara uymak zorunda oldukları; 66. maddesinde ise, her avukatın, bölgesi içinde sürekli olarak avukatlık edeceği yerin baro levhasına yazılmakla yükümlü olduğu kurala bağlanmıştır.
Buna göre, avukatlığa ait mesleki yetki ve unvanın kullanılabilmesi baro levhasına yazılmayı zorunlu kıldığı, levhaya yazılabilmek için de avukatlık stajının usulüne uygun olarak 1 yıl boyunca ve kesintisiz yapılması gerektiği, staj ile stajyerin avukatlık hukuku ve meslek kuralları bilgilerini edinebilmesi, soyut hukuk kurallarını somut olaylara uygulayabilme yetisinin geliştirilebilmesinin amaçlandığı, bu amaç çerçevesinde stajyerin avukat yanında staja başladıktan sonra, avukatın yazılı muvafakati ile ve onun gözetimi ve sorumluluğu altında, sulh hukuk mahkemeleri, sulh ceza mahkemeleri ile icra tetkik mercilerinde avukatın takip ettiği dava ve işlerle ilgili duruşmalara girebileceği ve icra müdürlüklerindeki işleri yürütebileceğinin belirtildiği (1136 sayılı Kanun m. 26/1); ayrıca stajyerlerin tıpkı avukatlar gibi meslek kurallarına da uymakla yükümlü tutuldukları dikkate alındığında staj aşamasının avukatlık mesleğinden bağımsız düşünülemeyeceği açıktır.
Bu durumda, davacının stajının haklı sebeplere dayanmaksızın, yasaya uygun olmayan bir sebeple kesintiye uğradığı ve geçerli sayılamayacağı, ilgilinin avukatlık mesleğine kabul edilebilmesi için Kanun ve Yönetmelik hükümlerine uygun olarak yeniden ve kesintisiz olarak bir yıl süreyle avukatlık stajı yapması gerektiğinden bahisle Adalet Bakanlığı Hukuk İşleri Genel Müdürlüğü’nün 08.06.2020 tarihli yazısına uyulduğuna ilişkin Türkiye Barolar Birliği Yönetim Kurulu’nun 23/07/2020 gün ve 4142 sayılı kararı üzerine davacının avukatlık stajının hükümsüz sayılmasına dair Ankara Barosu Yönetim Kurulu’nun 16.09.2020 tarih ve 117/10 sayılı kararının iptali istemiyle açılan işbu davada; davacının istinaf isteminin reddine ilişkin … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesince verilen kararın 2577 sayılı Kanunun 46/1-c bendi gereği temyiz edilebilen kararlardan olduğunun kabulü ile temyiz isteminin incelenmeksizin reddi yönünde oluşan çoğunluk kararına katılmıyoruz.