Danıştay 8. Daire Başkanlığı 2022/5113 E. , 2022/5063 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
SEKİZİNCİ DAİRE
Esas No : 2022/5113
Karar No : 2022/5063
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVALILAR) : 1- … Birliği
VEKİLİ : Av. …
2- … Odası
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : …Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: 03.11.2018 tarihli …Gazetesi’nin “…” sayfasında yer alan “Bir Operasyonla KOAH Hastalığını Bitirebilirim” başlıklı röportajda davacının, KOAH hastalığının ülkemize yıllık maliyeti konusunda abartılı bilgi verdiğinden bahisle uyarma cezasıyla cezalandırılmasına, hasta yönlendirme amaçlı kişisel reklam niteliğinde bilgi verdiğinden bahisle 1.575,00-TL para cezasıyla cezalandırılmasına, soruşturma gideri 580,00-TL ile birlikte toplam 2.155,00-TL’nin tahsil edilmesine, bilimselliği kanıtlanmamış bir tedavi yöntemi uyguladığından bahisle 1 ay süreyle geçici olarak mesleki faaliyetten alıkoyma cezasıyla cezalandırılmasına yönelik İstanbul Tabip Odası Onur Kurulunun … tarihli……sayılı işleminin ve bu işleme karşı yaptığı itirazın, uyarma cezası yönünden uygulama maddesi düzeltilerek onanmak suretiyle reddine ilişkin TTB Yüksek Onur Kurulunun … tarihli … sayılı işleminin iptaline karar verilmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararda; uyarma cezasına dayanak olan fiil açısından; SGK verilerine göre 500 milyon dolar civarında olan yıllık KOAH giderleri 10 milyar dolar olarak belirtilerek, mesleki ciddiyete yakışmayacak şekilde abartılı bilgi verdiği hususunun açık olduğu; para cezasına dayanak olan fiil açısından; ilaç kesin çözüm değil, ben tünelciyim. 1 operasyonla KOAH’ı bitirebilirim, yurtdışından çağrılar geliyor vb. söylemlerin reklam ve kendisine yönlendirme amacı olduğu; geçici olarak mesleki faaliyetten alıkoyma cezasına dayanak olan fiil açısından; davacının idari savunmasında ileri sürdüğü İnsanlar Üzerinde Yapılan Tıbbi Araştırmalarla İlgili Etik İlkelerine ilişkin Dünya Tabipleri Birliği Helsinki Bildirgesinin “Klinik Uygulamada Kanıtlanmamış Müdahalelerin Kullanımı” başlıklı 37.maddesinde “Bir hastalığın tedavisinde kanıtlanmış müdahaleler mevcut değilse ya da bilinen diğer müdahaleler etkili olamıyorsa hekim; hayat kurtarma, sağlığı düzeltme ya da acıyı hafifletme konusunda işe yarayacağı kanaatinde olursa uzman görüşüne başvurmak ve hastanın veya yasal temsilcisinin bilgilendirilmiş olurunu almak kaydıyla, kanıtlanmamış bir müdahaleyi gönüllüye uygulayabilir. Güvenlilik ve etkililiği değerlendirilmek üzere bu yöntem bir araştırma konusu yapılmalıdır. Bütün vakalarda, yeni bilgiler kayıt edilmeli ve uygun olduğunda yayımlanmalıdır.” düzenlemesinin bulunduğu, davacının da yaptığı müdahalenin kanıtlanmamış olduğunu kabul ettiğini göstermekte olup, bu durumlarda da uyguladığı yöntemle ilgili araştırmanın yapılması gerektiği, davacının gerek idari savunmasında gerekse dava dosyasında, bilimsel bir çalışmada yapılması gereken faz çalışmalarını usulüne uygun olarak yaptığına dair bilgi belge sunmadığı dikkate alındığında bilimselliği kanıtlanmış bir çalışmadan söz edilemeyeceği, henüz bilimselliği kanıtlanmamış bir çalışmayı tüm sonuçları alınmış bir uygulama gibi, ulusal basında tanıtarak, son ihtimal değil ilk anda her zaman başvurulabilecek yol olarak göstererek uygulamanın, Helsinki Bildirgesi ile amaçlanan uygulama tarzı olmadığı da dikkate alındığında dava konusu işlemlerde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesince; uyuşmazlık konusu yazıda yer alan ifadeleriyle davacının Türk Tabipleri Birliği Disiplin Yönetmeliği’nin belirtilen maddelerini ihlal ettiği açık ise de “Non Bis İn İdem (aynı fiilden dolayı iki kez yargılama olmaz)” prensibi uyarınca, davacının söz konusu ifadeleri tek bir fiil olarak değerlendirilmek suretiyle ağır cezayı gerektiren mevzuat hükmü uygulanmak suretiyle davacıya sadece bir ay geçici olarak meslekten alıkoyma cezası verilmesi gerekirken, bunun yanında anılan Yönetmelik uyarınca ayrı bir uyarma ve para cezası cezası verilmesinin “Non Bis İn İdem (Aynı fiilden dolayı iki kez yargılama olmaz)” ilkesine aykırılık oluşturduğu, bu nedenle davacıya Türk Tabipleri Birliği Disiplin Yönetmeliği uyarınca uyarma, para cezası ve bir ay geçici olarak meslekten alıkoyma cezası verilmesine ilişkin dava konusu işlemin, uyarma ve para cezası verilmesine ilişkin kısmında belirtilen nedenle hukuka uyarlık aksi yöndeki İdare Mahkemesi kararında ise yasal isabet görülmediği, bir ay geçici olarak meslekten alıkoyma cezasına ilişkin kısmında ise hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle İdare Mahkemesince verilen kararın TTB Yüksek Onur Kurulunun … tarihli … sayılı işleminin uyarma ve para cezasına ilişkin kısmı yönünden davacının istinaf isteminin kabulüne, bir ay geçici olarak meslekten alıkoyma cezasına ilişkin kısmı yönünden davacının istinaf başvurusunun reddine, Mahkeme kararının davacının uyarma ve para cezasıyla cezalandırılmasına ilişkin kısmının kaldırılarak, TTB Yüksek Onur Kurulunun … tarihli … sayılı işleminin uyarma ve para cezasına ilişkin kısmının iptaline karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, dava konusu işlemin bir ay geçici olarak mesleki faaliyetten alıkoyma cezasına ilişkin kısmı yönünden istinaf başvurusunun reddedilmesine ilişkin Bölge İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule aykırı olduğu belirtilerek bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ … DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin incelenmeksizin reddi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra işin gereği görüşüldü:
İLGİLİ MEVZUAT:
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun “İstinaf” başlıklı 45. maddesinde, “1) İdare ve vergi mahkemelerinin kararlarına karşı, başka kanunlarda aksine hüküm bulunsa dahi, mahkemenin bulunduğu yargı çevresindeki bölge idare mahkemesine, kararın tebliğinden itibaren otuz gün içinde istinaf yoluna başvurulabilir.
3) Bölge idare mahkemesi, yaptığı inceleme sonunda ilk derece mahkemesi kararını hukuka uygun bulursa istinaf başvurusunun reddine karar verir. Karardaki maddi yanlışlıkların düzeltilmesi mümkün ise gerekli düzeltmeyi yaparak aynı kararı verir.
6) Bölge idare mahkemelerinin 46 ncı maddeye göre temyize açık olmayan kararları kesindir.” hükmüne yer verilmiştir.
Aynı Kanun’un “Temyiz” başlıklı 46. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinde, belli bir meslekten, kamu görevinden veya öğrencilik statüsünden çıkarılma sonucunu doğuran işlemlere karşı açılan iptal davaları hakkında verilen kararların Danıştay’da, kararın tebliğinden itibaren otuz gün içinde temyiz edilebileceği kurala bağlanmıştır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Yukarıda yer verilen mevzuat hükümlerinin değerlendirilmesinden; İdare Mahkemelerinin tek hakim sınırı dışında kalan bütün kararlarına karşı mahkemenin bulunduğu yargı çevresindeki bölge idare mahkemesine istinaf başvurusunda bulunulabileceği, bölge idare mahkemesince istinaf incelemesi üzerine verilen kararlara karşı ise sadece 2577 sayılı Kanun’un 46. maddesinde yer alan konular ile sınırlı olarak Danıştay’a temyiz başvurusunda bulunulabileceği, bölge idare mahkemelerince istinaf incelemesi üzerine verilen ve 46. madde kapsamı dışında olan kararların ise kesin olduğu görülmektedir.
Olayda, doktor olarak görev yapan davacının uyarma, para cezası ve 1 ay süreyle geçici olarak mesleki faaliyetten alıkoyma cezasıyla cezalandırılmasına yönelik İstanbul Tabip Odası Onur Kurulu kararının ve bu karara karşı yaptığı itirazın, uyarma cezası yönünden uygulama maddesi düzeltilerek onanmak suretiyle reddine ilişkin TTB Yüksek Onur Kurulun kararının, davacının belli bir meslekten veya kamu görevinden süresiz olarak çıkarılma sonucunu doğuran işlem niteliğinde olmadığı anlaşılmaktadır.
Bu durumda, temyiz istemine esas teşkil eden kararın 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 46. maddesinde tahdidi olarak sayılan davalardan hiçbirine uymadığı, Bölge İdare Mahkemesinin temyiz yolu açık olmayan “kesin” kararlarından olduğu anlaşıldığından, temyiz isteminin incelenmesine yasal olanak bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1- TEMYİZ İSTEMİNİN İNCELENMEKSİZİN REDDİNE,
2- Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, kullanılmayan … TL yürütmenin durdurulması harcı ile fazladan yatırılan … TL harcın ve varsa posta gideri avansından artan tutarın istemi halinde Mahkeme tarafından davacıya iadesine,
Kesin olarak, 22/09/2022 tarihinde oybirliği ile karar verildi.