Danıştay Kararı 8. Daire 2022/5273 E. 2022/6206 K. 02.11.2022 T.

Danıştay 8. Daire Başkanlığı         2022/5273 E.  ,  2022/6206 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
SEKİZİNCİ DAİRE
Esas No : 2022/5273
Karar No : 2022/6206

Temyiz İsteminde Bulunanlar : 1- (Davacı) … Sigorta Şirketi
Vekili : Av. …
2- (Davalılar)
I- … Genel Müdürlüğü
Vekili : Av. …
II- … Belediye Başkanlığı
Vekili : Av. …
III- … Belediye Başkanlığı
Vekili : Av. …
IV- … Genel Müdürlüğü
Vekili : Av. …

İstemin Özeti : … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:… , K:… sayılı kararının hukuka aykırı olduğu öne sürülerek, 2577 sayılı Kanunun 49. maddesi uyarınca temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

Savunmanın Özeti : Savunma verilmemiştir.

Danıştay Tetkik Hakimi : …

Düşüncesi : İstemin kabulü ile Mahkeme kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren Danıştay Sekizinci ve Onuncu Dairelerince 2575 sayılı Yasaya 3619 sayılı Yasayla eklenen Ek-1 maddesi hükmü uyarınca birlikte yapılan toplantıda dosyanın tekemmül ettiği anlaşıldığından davalı Canik Belediye Başkanlığı’nın yürütmeyi durdurma istemi hakkında karar verilmeyerek işin gereği görüşüldü:
Dava, davacı şirketçe sigortalanan alışveriş merkezi ve otel inşaatının 03-04/07/2012 gününde Samsun ilinin genelinde yağan aşırı yağışlar sonrasında Yılanlı Derenin taşması üzerine hasar görmesi nedeniyle oluştuğu öne sürülen 1.446.521,00 TL maddi zararın rücuen tazmini istemiyle açılmıştır.

İdare Mahkemesince, … İdare Mahkemesinin E:… sayılı dosyasında aldırılan ve Danıştay’ın da bozma kararında hükme esas alınabileceğini belirttiği raporda özetle; taşkın durumu ile ilgili analiz ve etütlerin, görev ve sorumlulukları doğrultusunda Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü tarafından yapıldığı ve bu belirlemeler ışığında gerek DSİ tarafından gerek Büyükşehir Belediyeleri tarafından tedbir niteliğinde projeler geliştirildiği, yağmur suları ve kanalizasyon sistemleri dışında, dere ıslahları için genelde tavsiye edilenin açık yatak düzeni olduğu, bir yerin yerleşime açılmadan önce yapılacak imar planı çalışmalarında: gerek derelerin gerekse yamaç sularında gelen taşkınların tahliyesinin güvenle sağlanabilmesi için DSİ Genel Müdürlüğü’nün belirlediği tedbirlere ve tavsiyelere titizlikle uyulması ve yerleşim yeri içinde ya da dışında dere yataklarına yapılacak her müdahale öncesinde DSİ görüşünün alınması gerektiği, Canik yerleşimini de içine alan ilk 1/5000 ölçekli Samsun Kent Bütünü Nazım İmar Planının 19.12.1980 tarihinde; 1/1000 ölçekli uygulama imar planının ise 05.10.1987 tarihinde onaylanarak yürürlüğe girdiği; ancak; söz konusu planlara ait plan paftalarında taşkın riski taşıyabilecek alanların planda gösterilmediği; derelerin mevcut güzergâhlarının sağ ve sol kısımlarında konut, sanayi, ticaret gibi kullanımlar önerilerek yapılaşmaya açılmış olduğu, Samsun Büyükşehir Belediyesi’nin 1993 yılında kurulmasının ardından mevcut planların revize edilmesi gereğinin ortaya çıktığı, bu bağlamda Yılanlı Dere ve çevresinin de dahil edildiği revizyon uygulama imar planının Canik Belediye Meclisinin … tarih ve … sayılı kararı ile onaylandığı; davaya konu alandaki ilk taşkın durumu analizinin da söz konusu revizyon imar planlarının yapımı aşamasında, Canik Belediye Başkanlığının talebi doğrultusunda, Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü tarafından 1998 yılında hazırlanmış olduğu; yapılan bu çalışmada 2012 yılında meydana gelen taşkından etkilenmiş olan davaya konu alanın, Yerleşime Kapatılması Gereken Alanların Dışında bırakılmış olduğu, dolayısıyla; 2000 yılında onaylanan revizyon imar planı ve bu tarihten sonra onaylanan nazım ve uygulama imar planlarında, dava konusu alanın yerleşime kapatılmayıp; alanda onaylanmış ilk planlardakine benzer plan kararları getirilmiş olmasının ilgili mevzuat hükümleri ile çelişmediği, ancak DSİ’nin taşkından etkilenebilecek alan değerlendirmesinin taşkın sonrası fotoğraflarla ve bilirkişi taşkın alanı haritasıyla ciddi hidrolik hatalar içerdiği ve örtüşmediği, tespit edildiği, DSİ tarafından yapılan dere ıslahının fiili olarak arazide mevcut olduğu ve yatağın sonradan daraltılmasının da söz konusu olmadığı; ancak, Samsun Büyükşehir Belediyesi’nce TOKİ aracılığıyla yaptırılan konutların akarsu kesitini daraltacak şekilde dere yatağına bitişik olması ve konutların inşası sırasında dere tarafına çevre duvarı yapılmaması nedeniyle dere ıslahının amacına ulaşmayarak sel baskın riskinin artmasına neden olunduğu, Yılanlı Dere ile aynı havzada bulunan diğer iki dere üzerinde sel kapanının bulunmamasının da felaketin artmasında etkili olduğu, söz konusu sel hadisesinde, meskûn mahallerde oluşan zararlar bakımından davalı idarelerin, sel hadisesinin oluşumunda ve zararlarının önlenmesinde üstlenilen kamu hizmetlerinin niteliğine uygun denetimleri ve önlemleri, gerekli analizleri yaparak, sel kapanı, köprü ve yağmursuyu kanallarını boyutlandırmayarak almadığı, Yılanlıdere üzerinde yapılan sel kapanının, 2012 yılında meydana gelen sel hadisesinde; dip ve dolu savakların tıkanma-kot farkı-boyutlandırma eksiklikleri nedenleri ile kısa sürede tutulan suların kret seviyesine kadar birikmesi sürecinde başlangıçta selin etkisini azaltarak meydana gelen zararların azaltılması yönünde, Artan su seviyesine bağlı hidrostatik ve hidrodinamik devirici ve kaydırıcı etkilerin artması ile dolgu stabilitesinde meydana gelen sorunlar ve dolgu malzemesinin ayrışmaya müsait kayaçlardan oluşması sonucu bir kısmının yıkılması ile sonrasında selin etkisini arttırarak meydana gelen zararların artması yönünde fonksiyon üstlendiği, Sel kapanının projelendirilmesi ve uygulama aşamasında boyutlandırma ve malzeme seçiminde yanlış/eksikliklerin olması ve 1998 yılında DSİ tarafından hazırlanan taşkın durumu analizinde davaya konu alanın Yerleşime Kapatılması Gereken Alanların dışında bırakıldığı halde 2012 yılındaki selden etkileşmiş olması nedenleriyle DSİ’nin %60 oranında kusurunun bulunduğu, Dere yatağında düşük kotta yer alan ve selden zarar gören kaçak yapıların 3194 sayılı İmar Kanununun 32’nci maddesi gereğince Canik Belediyesince zamanında yıkılmaması ve Büyükşehir Belediyesince 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanununun 11 inci maddesindeki denetim yükümlülüğünün yerine getirilmeyerek gerekli tedbirlerin alınmaması nedeniyle Büyükşehir ve Canik Belediyelerinin kusurlu olduğu, 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu ve 3194 sayılı İmar Kanunu gereğince görevlerin gereklerinin yerine getirilmediğinden Samsun Büyükşehir Belediye Başkanlığının kusurunun %20 olduğu, 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Yasası gereğince ruhsat ve yapı kullanma izin belgesinin yapılaşma koşulları ve kotlandırmaların ilçe belediyelerinin sorumluluk ve yetkisinde olduğu, TOKİ konutlarının Yılanlıdere cephesinde çevre duvarı yapılmadan ruhsatlandırılması ve inşa edilmesinin sel baskını riskini artırdığı, bu nedenle Yılanlıdere’nin taşması sonucu konut ve işyerlerinde oluşan zararda Canik Belediyesi’nin kusurunun %10 oranında olduğu, görev ve yetkilerinin tanımlandığı bila tarih ve sayılı Yönetmelik ile kendisine tanımlanan görevlerinin gereklerini yerine getirmediğinden ve kanalizasyon sistemindeki projelendirme-yapım-işletme yanlış ve eksikliklerinden dolayı SASKİ Genel Müdürlüğü’nün %10 kusurlu olduğu görüş ve kanaatlerine yer verildiği, Samsun ilinde 03.07.2012 tarihinde meydana gelen sel nedeniyle, davacının sigortalısının iş yerinde meydana gelen zararda, davalıların hizmet kusurlarının bulunduğu, ancak davacının da kusurlu olduğu ve zarar görenin kusur oranının takdiren %50 olarak değerlendirildiği, DSİ’nin %60 oranında kusurunun bulunduğu, Samsun Büyükşehir Belediye Başkanlığının kusurunun %20 olduğu, Canik Belediyesi’nin kusurunun %10 oranında olduğu, SASKİ Genel Müdürlüğü’nün %10 kusurlu olduğu sonucuna varıldığı, sigorta hukukunda, tazminat yükümlüğünün belirlenmesi açısından hukuki bir statü kazandırılan sigorta ekspertizi tarafından hazırlanılan ekspertiz raporunun hukuken geçerli belge niteliği taşıdığı, bu niteliğe haiz olan 26.07.2012, 14.08.2012, 06.09.2012, 17.09.2012 ve 16.01.2013 tarihli ekspertiz raporları ile ortaya konulan maddi zararın yani 1.446,521,00-TL’nin, davacının kusuru dikkate alınarak yarısının davalı idareler tarafından yukarıda belirtilen kusur oranları nispetinde davacıya ödenmesi gerektiğine karar verilmiştir.
Kamu idarelerinin, görmekle yükümlü bulundukları kamu hizmetlerini yürütürken kanunlara ve hukuka uygun hareket etmek zorunda oldukları, idare hukukunun önemli bir ilkesi olup, idarelerin bu ilkeye aykırı davranışları nedeniyle kişilerin uğrayacakları zararları tazminle yükümlü olmaları Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 125. maddesi hükmü gereğidir.
İdare yasalarla kendi yetki ve sorumluluğuna bırakılan kamu hizmetini yasal yetkileri içinde ve gereği gibi yürütmek amacıyla önceden gerekli teşkilatı kurmak ve bu teşkilatın ve hizmetin gerektirdiği araç, gereç ve personeli her an hizmete hazır tutmak ve hizmetin iyi bir şekilde yürütülmesi için gerekli tüm özeni göstermekle yükümlüdür. Hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi yüzünden kişilerin zarara uğramaları halinde idarenin hukuksal sorumluluğu söz konusu olur ve uğranılan zararın hizmeti yürütmekle görevli idarece tazmini gerekir.
Kamu hizmetinin yürütülmesi dolayısıyla idarenin, tazminat ödemekle yükümlü tutulabilmesi için, ortada bir idari eylemin veya işlemin (idare tutum ve davranışı) bulunması, bu eylem veya işlemden zarar meydana gelmesi, bu idari eylem ve işlem ile zarar arasında nedensellik bağının bulunması gerekir. Zarar doğuran eylemin idareye bağlanabilmesi durumunda, kusurlu ve kusursuz sorumluluk ilkelerine göre tazmini cihetine gidilmesi icap etmektedir.
Tazminat hukukunun amacının idarenin hizmeti kusurlu yürütmüş olması nedeniyle kişilerin uğradığı zararların karşılanması olduğu şüphesizdir. Söz konusu zararların karşılanabilmesi için oluşmuş olması ve idarenin hizmeti kusurlu yürütmüş olması nedeniyle meydana gelmiş olması gerekmektedir. Başka bir anlatımla, henüz meydana gelmemiş zararlar ile idarenin yürüttüğü hizmetle makul bir nedensellik bağı olmayan ya da doğrudan doğruya hizmetin kusurlu yürütülmesi nedeniyle meydana gelmeyen zararların tam yargı davası yoluyla giderilmesine olanak bulunmamaktadır.
Tam yargı davalarında, öncelikle zarara yol açtığı öne sürülen idari işlem veya eylemin hukuka uygunluğunun denetlenmesi esas olduğundan, olayın oluşumu ve zararın niteliğinin irdelenip, idarenin hizmet kusuru olup olmadığının araştırılması, hizmet kusuru yoksa kusursuz sorumluluk ilkelerinin ya da daha ayrı bir anlayış ve amaçtan kaynaklanan sosyal risk ilkesinin uygulanıp, uygulanmayacağının belirlenmesi gerekmektedir.
Dosyanın incelenmesinden, davacı sigorta şirketi nezdinde … nolu inşaat sigorta poliçesi ile korumalı sigortalı … Teknik İnşaat Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi’ne ait Samsun İli, Canik İlçesi, … Caddesi, No. … adresinde yapımı gerçekleştirilmekte olan “Alışveriş Merkezi ve Otel Kompleksi” inşaatında 03-04/07/2012 günlerinde Samsun ilinin genelinde yağan aşırı yağışlar sonrasında meydana gelen zarar nedeniyle davacı şirketçe sigortalıya ödenen 1.446.521,00 TL hasar bedelinin hizmet kusuru bulunduğu iddia olunan davalı idarelerce rücuen tazmini istemiyle bakılmakta olan işbu davanın açıldığı; İdare Mahkemesince keşif ve bilirkişi incelemesi yapıldığı ve bilirkişi raporunda DSİ’nin %50, Samsun Büyükşehir Belediye Başkanlığının %30, Canik Belediyesi’nin ise %20 oranında kusurlu olduğu sonucuna varıldığı, tazminat isteminin kabul edilerek davalı idarelerin kusurları oranında tazminine karar verildiği ve kararın temyiz edilmesi üzerine Danıştay Sekizinci ve Onuncu Dairelerinden oluşan Müşterek Kurulca; taşan derenin bakımı ve yağmur sularının tahliyesi konusunda Samsun Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğünün birlikte sorumlu olduğu, sigortalının yapı ruhsatının araştırılarak yeni bir bilirkişi raporuyla bulunacak kusur oranları çerçevesinde ve davacının gerçek zararının araştırılması sonrasında (sigorta primleri zarardan mahsup edilerek) tahsilde tekerrür olmamak üzere karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle kararın bozulması üzerine İdare Mahkemesince bozma kararına uyularak Alışveriş Merkezi ve Otel Kompleksi inşaatının iş yeri açma ve çalışma ruhsatı olmadığı gerekçesiyle tazminat isteminin reddine karar verdiği, verilen kararın onanması üzerine karar düzeltme istemi Müşterek kurulca; hasara konu muhteviyatın ‘kaba inşaat halinde inşaat, inşaat malzemeleri, vb.’ olduğu ,yapılan araştırma neticesinde geçerlilik süresi 5 yıl olan 10/01/2008 tarihli yapı ruhsatı bulunduğu gerekçesiyle kararın bozulması üzerine, bozma kararına uyularak İdare Mahkemesince aynı sel felaketi sebebiyle açılan davada … İdare Mahkemesinin E:… sayılı dosyasında aldırılan ve Danıştay’ın da bozma kararında hükme esas alınabileceğini belirttiği raporda; DSİ’nin %60, Samsun Büyükşehir Belediye Başkanlığı’nın %20, Canik Belediyesi’nin %10, SASKİ Genel Müdürlüğü’nün %10 kusurlu oldukları, iş yerinde meydana gelen zararda, davalıların hizmet kusurlarının bulunduğu, ancak davacının da kusurlu olduğu ve zarar görenin kusur oranının Mahkemece takdiren %50 olarak değerlendirildiği sigorta hukukunda, tazminat yükümlüğünün belirlenmesi açısından hukuki bir statü kazandırılan sigorta ekspertizi tarafından hazırlanılan ekspertiz raporunun hukuken geçerli belge niteliği taşıdığı, bu niteliğe haiz olan 26.07.2012, 14.08.2012, 06.09.2012, 17.09.2012 ve 16.01.2013 tarihli ekspertiz raporları ile ortaya konulan maddi zararın yani 1.446,521,00-TL’nin, davacının kusuru dikkate alınarak yarısının (723.260,50-TL) davalı idareler tarafından yukarıda belirtilen kusur oranları nispetinde davacıya ödenmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabul kısmen reddine karar verilmiştir.
İdare Mahkemesince verilen ve temyize konu olan kararda davalı idarelerin kusur oranlarının tespitine yönelik aynı olay sebebiyle … İdare Mahkemesinin E:… sayılı dosyasında yaptırılan bilirkişi raporunun esas alındığı, esas alınan bu raporda bilirkişilerce yapılan inceleme sonucunda davalı idarelerden DSİ’nin %60, Samsun Büyükşehir Belediye Başkanlığı’nın %20, Canik Belediyesi’nin %10 ve SASKİ Genel Müdürlüğü’nün %10 kusurlu bulunduklarının belirlendiği, hüküm fıkrasında ise yaşanan sel hadisesinde zarara
konu konuta ait yapı ruhsatı ve yapı kullanım izin belgesi bulunmaması nedeniyle davacının Mahkemece takdiren %50 kusurlu olduğu olduğu belirtilerek kararın verildiği görülmektedir.
Müterafik kusur, zarara uğrayanın zararın doğumunda veya artmasında etkisinin bulunduğu hallerde söz konusu olmaktadır. Bir başka anlatımla müterafik kusur, zarar görenin kusurlu veya özensiz davranışıyla zarara katılımı demektir.
Dosyada bulunan bilgi ve belgelerden, davacı sigorta şirketinin sigortalı … Teknik İnşaat Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketine davalı Canik Belediyesi tarafından sel felaketinin yaşandığı tarihte geçerli olan 10/01/2008 tarihli yapı ruhsatının verildiği ve sel felaketi tarihinde belgenin geçerli olduğu görülmektedir.
Bu durumda İdare Mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporunun karara uygulanmasında herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığı dolayısıyla kusur oranlarının tespitinde esas alınabileceği açık olmakla birlikte, söz konusu bilirkişi raporunda meydana gelen zararda sel tarihinde söz konusu konuta ait yapı ruhsatı ve yapı kullanma izin belgesi bulunmaması sebebi ile davacının kusurlu olduğu ve kusur oranının Mahkemece %50 olarak belirlendiği, oysaki iş bu dosyada sigortalı inşaata ait 10/01/2008 tarihli ve 10/01/2013 tarihine kadar geçerli yapı ruhsatı belgesinin bulunduğu tespit edildiğinden yaşanılan sel felaketi sebebiyle oluşan zararda davacının herhangi bir kusurunun bulunmaması nedeniyle, Mahkemece davacının %50 oranında kusurlu bulunarak hüküm verilen kararında hukuka uyarlık bulunmamaktadır.
Öte taraftan 09/02/2016 tarih E:2015/8962, K:2016/761 sayılı bozma kararımızda da belirtildiği üzere davacının gerçek zararının araştırılması sırasında sigorta primleri zarardan mahsup edilerek tazminat miktarının belirlenmesi gerektiği de tartışmasızdır.
Açıklanan nedenlerle; … İdare Mahkemesinin temyize konu kararının bozulmasına, dosyanın yeniden bir karar verilmek üzere anılan Mahkemeye gönderilmesine, yürütmenin durdurulması istemi hakkında karar verilmediğinden kullanılmayan … -TL yürütmenin durdurulması harcının istemi halinde iadesine, bu kararın tebliğ tarihini izleyen 15 (onbeş) gün içerisinde kararın düzeltilmesi yolu açık olmak üzere, 02/11/2022 tarihinde oybirliği ile karar verildi.