Danıştay 8. Daire Başkanlığı 2022/5439 E. , 2022/5077 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
SEKİZİNCİ DAİRE
Esas No : 2022/5439
Karar No : 2022/5077
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVALILAR): 1- …
VEKİLİ : Av. …
2- …
İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:.., K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: … Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler Odası’na kayıtlı Serbest Muhasebeci Mali Müşavir olarak görev yapan davacının, Serbest Muhasebecilik ruhsatının iptaline ilişkin, Türkiye Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler ve Yeminli Mali Müşavirler Odaları Birliği Yönetim Kurulu’nun … tarihli toplantısında alınan kararın, ruhsatı iptal edilen meslek mensuplarının üye kayıtlarının silinmesi ile ilgililere ait ruhsat, kimlik ve varsa kaşelerin iadesine ilişkin … tarih, … sayılı işleminin, ruhsat iptaline ilişkin kararın davacıya bildirimine ilişkin … Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler Odası’nın … tarih, … sayılı işleminin iptaline karar verilmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: …. İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla, Danıştay kararlarında memnu hakların iadesi kararının ister Türk Ceza Kanunundan, ister özel bir yasadan kaynaklansın kamu hizmetlerinden yasaklanma, memuriyetten mahrumiyet, seçme ve seçilme hakkından yoksun kılınma gibi temel hak ve özgürlükler alanındaki ehliyetsizlikleri gelecek için ortadan kaldıran bir karar olarak tanımlandığı, memnu hakların iadesinin ilgiliye kullanılması menedilen hakları kullanma yetkisi verdiğinin kabul edildiği, gerek 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 53. maddesi, gerek uyuşmazlığın doğduğu tarihte yürürlükte bulunan 5352 sayılı Adli Sicil Kanunu hükümleri bir arada değerlendirildiğinde, yasaklanmış hakların geri verilmesinde özel bir usulün öngörülmediğinin anlaşıldığı, buna göre, 5237 sayılı Kanunun 53. maddesinde belirtildiği gibi, infazın tamamlanması ile mahkumiyete dayalı olarak yasaklanmış olunan hakların kendiliğinden kullanılmasının mümkün olduğu sonucuna varıldığı, yasaklanmış hakların iadesine ilişkin hüküm bulunmayan bu dönemde yasaklanmış bulunan hakların iadesi için yapılan çeşitli başvurularda bazı Mahkemelerin, yasaklanmış hakların iadesi için bir yargı kararına gerek bulunmadığı gerekçesiyle başvuruları reddettiğinin görüldüğü, uyuşmazlık bu açıdan değerlendirildiğinde, davacı tarafından hakkında verilen mahkumiyet kararlarına ilişkin olarak memnu hakların iadesi talebi ile yapılan başvuruların …. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 3 değişik kararı ile davacının mahkeme kararına bağlı bir hak yoksunluğunun bulunmadığı gerekçesiyle reddine karar verildiği, ayrıca davacının herhangi bir adli sicil kaydının bulunmadığının anlaşıldığı, bu durumda, davacının memnu hakların iadesi talepleri hakkında mahkeme kararına bağlı bir hak yoksunluğunun bulunmadığı gerekçesiyle taleplerinin reddi yönünde kararlar verildiği ve mahkumiyete ilişkin adli sicil kayıtlarının da silindiği hususları gözetildiğinde, davacının hukuki durumu nedeniyle aktarılan madde kapsamında değerlendirilemeyeceğinden, söz konusu durum dikkate alınmaksızın mahkumiyete dayalı olarak 3568 sayılı Kanunun 4/d bendi kapsamında mahkumiyeti bulunduğu ve hakkında da yasaklanmış hakların iadesi kararı bulunmadığı gerekçesiyle tesis edilen dava konusu işlemlerde hukuki isabet görülmediği gerekçesiyle dava konusu işlemlerin iptaline karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: … Bölge İdare Mahkemesi …. İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:… K:… sayılı kararı ile; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve davalı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesinin bahsi geçen kararının temyiz edilmesi üzerine Dairemizin … tarih ve E:… K:… sayılı kararı ile dava konusu işlemin tesis edildiği tarih itibarıyla güveni kötüye kullanma suçundan üç ayrı mahkumiyeti bulunan ve bu mahkumiyetleri de kesinleşerek adli sicil kaydında görünen davacı hakkında, yapılan denetim sonucunda 3568 sayılı Kanunun 4/d maddesinde belirtilen meslek mensubu olabilmenin genel koşullarını karşılamadığı, verilen süre zarfında da yasaklanmış hakların geri verilmesi kararı sunmadığından bahisle meslek ruhsatının iptal edilmesine, bu işlemin davacıya bildirilmesi ile TÜRMOB tarafından meslek ruhsatları iptal edilen meslek mensuplarının üye kayıtlarının silinmesi, ilgililere ait ruhsat, kimlik ve varsa kaşelerinin iadesinin istenilmesine ilişkin işlemlerde davacı yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı, öte yandan 3568 sayılı Kanunun 4/d maddesinden kaynaklanan engel halin yasaklanmış hakların geri verilmesi kararı ile birlikte ortadan kaldırılabileceği, anılan kararın davalı idareye sunulması durumunda davacının yeniden ruhsat başvurusunda bulunabileceğinin açık olduğu gerekçesiyle temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Bunun üzerine … Bölge İdare Mahkemesi …. İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:… K:… sayılı kararı ile Dairemizin bozma kararına uyularak davalı … Birliği’nin istinaf başvurusunun kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından memnu hakların iadesi kararının sunulmasının istenilmesine yönelik yazının davacıya ulaşmasını müteakiben mahkumiyetine ilişkin mahkeme kararlarında herhangi bir hak mahrumiyetinin bulunmadığının davalı Birliğe bildirildiği, hak mahrumiyetinin bulunmaması durumunda herhangi bir işlem yapmasına gerek bulunmadığına ilişkin Birlik tarafından cevap verilmesi üzerine memnu hakların iadesi kararı almaya yönelik herhangi bir girişimde bulunulmadığı, öte yandan memnu hakların iadesi kararı alabilmek için daha sonradan yapılan başvuruların da ceza mahkemesi kararlarında herhangi bir hak yoksunluğuna hükmedilmediği gerekçesiyle reddedildiği, bu kararların temyiz edilmesi üzerine …. Ceza Dairesinin … tarih ve E:… K:…; … tarih ve E:… K:… sayılı kararlarıyla bozulması üzerine …. Asliye Ceza Mahkemesince 5253 sayılı Kanunun 13/A maddesi gereğince memnu hakların iadesine karar verildiği, buna göre hukuki yorum farklılığından kaynaklanan mahkeme kararı sebebiyle davacı hakkında dava konusu işlemlerin düzenlendiği açık olduğundan … Ceza Dairesince verilen bozma kararları üzerine …. Asliye Ceza Mahkemesinin memnu hakların iadesine yönelik kararlarının işlem tarihi içerisinde yorumlanarak dava konusu işlemin iptaline karar verilmesi gerekirken aksi yöndeki temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği ileri sürülmüştür.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : İdari işlemlerin yargısal denetiminin tesis edildikleri anda yürürlükte bulunan maddi ve hukuki durum dikkate alınarak yapıldığı, davacının ruhsatının iptal edildiği tarihe değin kendisinden istenen bilgi ve belgeleri Odaya sunmadığı açık olduğundan, meslek mensubu olmanın genel şartını taşımadığı gerekçesiyle davacı hakkında tesis edilen işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı, bu nedenle temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin süre aşımı sebebiyle reddi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun ‘Temyiz’ başlıklı 46. maddesinde; Danıştay dava dairelerinin nihai kararları ile bölge idare mahkemelerinin sayılan davalar hakkında verdikleri kararların, başka kanunlarda aksine hüküm bulunsa dahi Danıştay’da, kararın tebliğinden itibaren otuz gün içinde temyiz edilebileceği, ‘Temyiz dilekçesi’ başlıklı 48. maddesinin 6. fıkrasında; temyizin kanuni süre geçtikten sonra yapılması veya kesin bir karar hakkında olması halinde de kararı veren merci, temyiz isteminin reddine karar vereceği, İlgili merciin bu kararları ile bu maddenin 2 nci fıkrasında belirtilen temyiz isteminde bulunulmamış sayılmasına ilişkin kararlarına karşı, tebliğ tarihini izleyen günden itibaren yedi gün içinde temyiz yoluna başvurulabileceği, 7. fıkrasında; temyizin kanuni süre içinde yapılmadığı veya kesin bir karar hakkında olduğunun anlaşıldığı hâllerde, 2 ve 6 ncı fıkralarda sözü edilen kararların, dosyanın gönderildiği Danıştayın ilgili dairesi ve kurulunca, kesin olarak verileceği hükme bağlanmıştır.
7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun “Elektronik tebligat” başlıklı 7/a maddesinin 4. fıkrasında, “Elektronik yolla tebligat, muhatabın elektronik adresine ulaştığı tarihi izleyen beşinci günün sonunda yapılmış sayılır.” kuralına yer verilmiştir.
Dosyanın incelenmesinden, temyiz istemine konu … Bölge İdare Mahkemesi …. İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:… K:… sayılı kararının, 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 7/a maddesinin dördüncü fıkrası gereği … tarihinde davacının avukatına tebliğ edilmiş sayıldığı, davacı vekili tarafından … tarihinde Mahkeme kaydına giren dilekçe ile temyiz isteminde bulunulduğu dosyadaki mevcut bilgi ve belgelerden anlaşılmaktadır.
Bu durumda, temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının 15/05/2022 tarihinde davacı vekiline usulüne uygun olarak tebliğ edildiği, yapılan tebligatta herhangi bir usulsüzlük görülmediği, karara karşı tebliğ tarihini izleyen günden itibaren 30 gün içinde temyiz yoluna başvurulması gerektiği, bu sürenin de … (Salı günü) tarihinde sona erdiği, davacının ise … tarihinde Bölge İdare Mahkemesi kayıtlarına giren dilekçesi ile temyiz isteminde bulunduğu görüldüğünden, temyiz isteminin süreaşımı nedeniyle incelenmesine olanak bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle,
1. TEMYİZ İSTEMİNİN SÜRE AŞIMI NEDENİYLE REDDİNE,
2. Temyiz aşamasındaki yargılama giderlerinin istemde bulunan taraf üzerinde bırakılmasına, 2577 sayılı Kanun’un 48. maddesinin 7. fıkrası uyarınca kesin olarak, 22/09/2022 tarihinde oybirliği ile karar verildi.