Danıştay Kararı 9. Daire 2018/6570 E. 2021/3135 K. 20.05.2021 T.

Danıştay 9. Daire Başkanlığı         2018/6570 E.  ,  2021/3135 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
DOKUZUNCU DAİRE
Esas No : 2018/6570
Karar No : 2021/3135

TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Vergi Dairesi Başkanlığı
VEKİLİ : Av….
KARŞI TARAF (DAVACI) : …
İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi …. Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:.., K:… sayılı kararının aleyhe olan kısmının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: … İnşaat Gıda Turizm Ticaret Sanayi Limited Şirketi’nin vergi borçlarının tahsili amacıyla şirket ortağı sıfatıyla davacı adına düzenlenen … tarih ve …. sayılı ödeme emrinin iptali istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … Vergi Mahkemesinin … tarih ve E;…, K:… sayılı kararıyla; asıl borçlu şirket adına ödeme emri düzenlenerek usulüne uygun olarak tebliğ edildiği, şirket hakkında yapılan mal varlığı araştırması sonucu borcu karşılayacak mal varlığının bulunmadığının tespit edildiği ve davacının 25/12/1997 tarihinde tescil edilen şirket kuruluş ana sözleşmesine göre şirketin % 50 hisse ile ortağı olduğu ve 29/03/2005 tarihli Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde ilan edilen 09.03.2005 tarihli hisse devri sözleşmesi ve aynı tarihli ortaklar kurulu kararı ile şirketteki hisselerinin tamamını …’a devrederek ortaklıktan ayrıldığı görüldüğünden, davacının …. İnşaat Gıda Turizm Ticaret Sanayi Limited Şirketi’nin 25/12/1997-09/03/2005 tarihleri arasındaki vergi borçlarından şirket ortağı sıfatıyla sorumlu olduğunun anlaşıldığı, bu durumda; davacı adına düzenlenen dava konusu ödeme emri içeriğindeki amme alacaklarının doğduğu dönemler dikkate alınarak 25/12/1997-09/03/2005 dönemine isabet eden amme alacaklarına ilişkin kısmında hukuka aykırılık, 09/03/2005 tarihinden sonraki döneme isabet eden kısmında ise hukuka uygunluk bulunmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine; ödeme emrinin içeriğindeki amme alacaklarının doğduğu dönemler dikkate alınarak 09/03/2005 tarihinden sonraki döneme isabet eden kısımlarının iptaline karar verilmiştir.

Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Davacının istinaf başvurusu; dava konusu ödeme emrinin 2004/Ağustos dönemine ait katma değer vergisi, vergi ziyaı cezası ve gecikme faizine dair kısmında, davacının ortağı olduğu şirketin 2001 ve 2002 yıllarına ilişkin hesap ve işlemlerinin incelenmesi sonucunda tespit edilen hasılat farkı nedeniyle beyanlarının düzeltilmesi sonucu doğduğu, bu borçların adına tescilli iki taşıt bulunan şirketten tahsil imkanının kalmadığından bahisle davacı adına şirketin ortağı sıfatıyla ödeme emri düzenlendiğinin anlaşıldığı, asıl borçlu olan şirket adına tescilli iki taşıt mevcut ise de, taşıtların ayınlarından doğan kamu alacaklarının bulunması ve rehinli olmaları; eşyanın aynından doğan alacakların rehinli alacaktan da önce gelmesi ve alacakları rehinli olanların ise rüçhan hakkının bulunması alacağın şirketten tahsili imkanı olmadığını gösterdiği, bu durumda davacının şirketten tahsili imkanı olmayan anılan döneme ait borçlardan sorumlu tutulmasında hukuka aykırılık bulunmadığı, davalı idarenin istinaf başvurusu ise; dava konusu ödeme emri içeriği 2005/Ocak-Mart dönemlerine ait katma değer vergisi, vergi ziyaı cezası ve gecikme faizi, 2005 yılı özel usulsüzlük cezasının davacının ortaklığının sona ermesinden sonra istenilen defter ve belgelerin incelemeye ibraz edilmemesi nedeniyle doğduğundan, bu borçların doğduğu dönemde şirket ortağı olmayan davacının bu borçlardan sorumlu tutulmasının hukuka uygun olmadığı, 2004/Ağustos dönemi yargı harcı yönünden de, .. Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:… K:… sayılı kararıyla hükmedilen karar ve ilam harcı olduğu anlaşıldığından, anılan mahkemenin 23/10/2008 tarihli kararıyla doğmuş bulunması karşısında, davacının şirket ortaklığının sona ermesinden sonra verilen kararla doğan yargı harcından sorumlu tutulmasında da hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle reddedilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Asıl borçlu şirket hakkında yapılan mal varlığı araştırmaları neticesinde amme alacağının şirketten tahsil imkanının kalmadığının ortaya konulduğu, davacının asıl borçlu şirketin 25/12/1997-09/03/2005 tarihleri arasında %50 hisse ile ortağı olduğu, vergilendirmenin ait olduğu dönemde şirket ortağı olan davacının şirketten tahsil imkanı olmayan kamu alacağından sorumlu olduğu iddialarıyla kararın aleyhe olan kısmının bozulması istenilmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK …’IN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dokuzuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY:
… İnşaat Gıda Turizm Ticaret Sanayi Limited Şirketi’nin vergi borçlarının tahsili amacıyla şirket ortağı sıfatıyla davacı adına düzenlenen … tarih ve … sayılı ödeme emrinin iptali istenilmektedir.
İLGİLİ MEVZUAT:
6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un olay tarihinde yürürlükte bulunan 55. maddesinde; amme alacağını vadesinde ödemeyenlere, yedi (7) gün içinde borçlarını ödemeleri veya mal bildiriminde bulunmaları lüzumunun bir “ödeme emri” ile tebliğ olunacağı, yine olay tarihinde yürürlükte bulunan 58. maddesinde de; kendisine ödeme emri tebliğ olunan şahsın böyle bir borcu olmadığı veya kısmen ödediği veya zaman aşımına uğradığı hakkında tebliğ tarihinden itibaren yedi gün içinde vergi mahkemesi nezdinde dava açabileceği, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 35. maddesinde de limited şirket ortaklarının, şirketten tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacağından sermaye hisseleri oranında doğrudan doğruya sorumlu olacakları ve bu Kanun hükümleri gereğince takibe tabi tutulacakları, ortağın şirketteki sermaye payını devretmesi halinde, payı devreden ve devralan şahısların devir öncesine ait amme alacaklarının ödenmesinden birinci fıkra hükmüne göre müteselsilen sorumlu tutulacağı, amme alacağının doğduğu ve ödenmesi gerektiği zamanlarda pay sahiplerinin farklı şahıslar olmaları halinde bu şahısların, amme alacağının ödenmesinden birinci fıkra hükmüne göre müteselsilen sorumlu tutulacağı hükümleri yer almaktadır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Bölge İdare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.
Bölge İdare Mahkemesi kararının; dava konusu ödeme emri içeriği … Vergi Makemesi’nin … tarih ve E…, K:… sayılı kararından kaynaklanan 2004/Ağustos dönemi yargı harcı ile özel usulsüzlük cezasına ilişkin kısmına yönelik davalı idare tarafından ileri sürülen temyiz nedenleri kararın belirtilen kısmının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının, dava konusu ödeme emri içeriği 2005/Ocak-Mart dönemlerine ait katma değer vergisi, vergi ziyaı cezası ve gecikme faizine ilişkin kısma yönelik temyiz istemine gelince;
Yukarıda yer verilen Kanun hükümlerinin birlikte değerlendirilmesinden; limited şirket ortaklarının şirketten tahsil olanağı bulunmayan amme alacağından hisseleri oranında ve doğrudan doğruya, diğer bir ifade ile kusurlu olmaları aranmaksızın sorumlu tutuldukları; limited şirket ortaklarının sorumluluğunun, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 10. maddesinde kanuni temsilciler için kabul edilen vergisel yükümlülüklerin yerine getirilmemesinden doğan kusurlu sorumluluktan farklı olarak kusursuz sorumluluktan kaynaklandığı sonucuna ulaşılmaktadır.
Nitekim Dairemizin 19/03/2021 tarih ve E:2020/2913, K:2021/2073 sayılı kararı ile Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulunun, 18/09/2019 tarih ve E:2019/212, K:2019/588 sayılı kararı da bu yöndedir.
Limited şirket ortaklarının ve kanuni temsilcilerin sorumluluklarının farklı içerikler taşıdığı, kanuni temsilcilerin vergi ile ilgili ödevlerin yerine getirilmemesi nedeniyle sorumlu tutuldukları ve sonraki dönemlerdeki kanuni temsilcilerin bu ödevleri yerine getirmemeleri nedeniyle önceki kanuni temsilcilere sorumluluk yüklenmeyeceğinin kural olarak belirlendiği, limited şirket ortakları için benzer bir hüküm bulunmadığı ve limited şirket borcundan doğrudan doğruya sorumlu tutuldukları, kanuni temsilcilerin borcun tamamından müteselsilen sorumlu oldukları halde, ortakların sorumluluğunun sermaye payına isabet eden borçla sınırlandığı ve kanuni temsilcilere rücu olanağı tanınmış olmasına karşın ortaklara böyle bir rücu olanağı tanınmaması karşısında şirket ortaklarının ve kanuni temsilcilerin takibinin ayrı değerlendirilmesi gerektiği sonucuna varılmış ve ortak olan şahsın devirden önceki dönemlere ait amme alacağından doğan sorumluluğunun kusursuz sorumluluk ilkesine dayanması nedeniyle şirketten ayrıldıktan sonra ibraz yükümlülüğü gibi diğer bir takım vergisel ödevlerin yerine getirilmemesi nedeniyle ortaya çıkacak vergi ve cezai sorumluluğun borcun ait olduğu dönemde ortak olanları da kapsayacağına karar verilmiştir.
Davacı adına şirket ortağı sıfatıyla düzenlenen … tarih ve … sayılı ödeme emri içeriğinde yer alan 2005/Ocak-Mart dönemlerine ait katma değer vergisi, vergi ziyaı cezası ve gecikme faizinin; davacının şirketteki hisselerini devretmesinden sonra görev yapan kanuni temsilci tarafından defter belgelerin incelemeye ibraz edilmemesinden kaynaklandığı görülmekle birlikte; 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun “Limited şirketlerin amme borçları başlıklı” 35. maddesinde limited şirket ortaklarının, şirketten tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacağından sermaye hisseleri oranında doğrudan doğruya sorumlu olacakları ve bu Kanun hükümleri gereğince takibe tabi tutulacakları kuralı gereğince, şirket ortağı için, şirket yetkilisinin sorumluluğundan farklı olarak borcun doğmasında herhangi bir kusurunun olup olmadığına bakılmaksızın, hissedar olmasının, hissesi oranında borçtan sorumlu olması için yeterli olduğu ve kendi dönemi ile hissesi oranında doğan borçtan sorumlu olduğu sonucuna varılmıştır.
Bu nedenle; ödeme emri içeriği 2005/Ocak-Mart dönemlerine ait katma değer vergisi, vergi ziyaı cezası ve gecikme faizi yönünden davanın kabulüne ilişkin kısma yönelik olarak davalı tarafından yapılan istinaf başvurusunu, davacının ortaklık sıfatının sona ermesinden sonra görev yapan kanuni temsilci ve ortakların defter ve belge ibraz etmeme eyleminden sorumlu tutulamayacağı gerekçesiyle reddeden Bölge İdare Mahkemesi kararının bu kısmında isabet görülmemiştir.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davalının temyiz isteminin kısmen reddine, kısmen kabulüne,
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle kısmen kabulüne, kısmen reddine ilişkin Vergi Mahkemesi kararına yönelik tarafların istinaf başvurularının gerekçeli reddi yolundaki … Bölge İdare Mahkemesi …. Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının dava konusu ödeme emri içeriği 2004/Ağustos dönemi yargı harcı ile 2005 yılı özel usulsüzlük cezasına ilişkin kısmının ONANMASINA, 2005/Ocak-Mart dönemlerine ait katma değer vergisi, vergi ziyaı cezası, gecikme faizine ilişkin kısmının BOZULMASINA,
3. Bozulan kısım hakkında yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın … Bölge İdare Mahkemesi …. Vergi Dava Dairesine gönderilmesine, 20/05/2021 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.