Danıştay Kararı 9. Daire 2019/2784 E. 2022/2871 K. 09.06.2022 T.

Danıştay 9. Daire Başkanlığı         2019/2784 E.  ,  2022/2871 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
DOKUZUNCU DAİRE
Esas No : 2019/2784
Karar No : 2022/2871

TEMYİZ EDENLER : 1- (DAVACI) …

2- (DAVALI) … Vergi Dairesi Başkanlığı
VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının taraflarca temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: Asıl borçlu … Orman Ürünleri İnş. Mad. Turz. San. Tic. Ltd. Şti.’ne ait vergi borçlarının tahsili amacıyla ortak sıfatıyla davacı adına düzenlenen … tarih ve … sayılı ödeme emirlerinin iptali istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla; dava konusu … tarih ve … ana takip no’lu ödeme emri, … tarih ve … ana takip no’lu ödeme emri, … tarih ve … ana takip no’lu ödeme emrinin 2015/Mayıs dönemine ilişkin 0015 ve 1048 kodlu amme alacağı dışında kalan kısımları, … tarih ve … ana takip no’lu ödeme emri ve … tarih ve … ana takip no’lu ödeme emrinin 2017/Temmuz-Eylül dönemine ilişkin 1047 ve 1048 kodlu amme alacağı ile 2017/Ekim dönemine ilişkin 1048 kodlu amme alacağı dışında kalan kısımları yönünden, anılan ödeme emirleri ile asıl borçlu şirket adına düzenlendiği belirtilen bütün ödeme emirlerinin karşılaştırılması sonucunda, usulüne uygun olarak asıl borçlu şirkete tebliğ edilen ve dava açılmayarak kesinleşen amme alacağının yapılan araştırmalar neticesinde asıl borçlu şirketten tahsil edilemeyeceği anlaşıldığından, şirket hakkında tüm takip yollarının tüketildiği ve amme alacağının şirketten tahsil imkanının bulunmadığı sonucuna varılarak, şirket ortağı sıfatıyla davacı hakkında takibe geçilmesinde ve ödeme emri düzenlenmesinde yasal isabetsizlik görülmediği, ayrıca … tarih ve … ana takip no’lu ödeme emri ile … tarih ve … ana takip no’lu ödeme emri bakımından amme alacaklarının ait olduğu dönemler davacının ortaklık döneminden öncesine ilişkin olsa da 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un 35’inci maddesinin 2’nci fıkrasına göre davacının söz konusu dönemlerden sorumlu olduğu; dava konusu … tarih ve … ana takip no’lu ödeme emrinin 2015/5 dönemine ilişkin 0015 ve 1048 kodlu amme alacağına ilişkin kısımları yönünden, anılan ödeme emrinde takibe konulan 2015/Mayıs dönemine ilişkin 0015 ve 1048 kodlu amme alacaklarının asıl borçlu şirket adına düzenlenen … tarih ve … ana takip no’lu ödeme emrinde takibe konulduğu, ancak, … tarihinde Mahkeme kayıtlarına giren davalı idare dilekçesinde asıl borçlu şirket adına düzenlendiği belirtilen … ana takip no’lu ödeme emrinin tebliğine ilişkin tebliğ alındısının bulunmadığının belirtildiği, hal böyle olunca, davalı idare tarafından asıl borçlu şirket adına düzenlendiği belirtilen … ana takip no’lu ödeme emrinin usulüne uygun olarak tebliğ edildiğinin kanıtlanamadığı, bu durumda usulüne uygun olarak asıl borçlu şirkete tebliğ edilmiş bir amme alacağı bulunmadığından, asıl borçlu şirket hakkındaki tüm takip yollarının tüketilmediği sonucuna varılmış olup, … ana takip no’lu ödeme emrinin 2015/Mayıs dönemine ilişkin 0015 ve 1048 kodlu amme alacağına ilişkin kısımlarında yasal isabet görülmediği; dava konusu … tarih ve … ana takip no’lu ödeme emrinin 2017/Temmuz-Eylül dönemine ilişkin 1047 ve 1048 kodlu amme alacağı ile 2017/Ekim dönemine ilişkin 1048 kodlu amme alacağına ilişkin kısımları yönünden, dava konusu … ana takip no’lu ödeme emrinde takibe konulan 2017/Temmuz-Eylül dönemine ilişkin 1047 ve 1048 kodlu amme alacakları ile 2017/Ekim dönemine ilişkin 1048 kodlu amme alacağının asıl borçlu şirket adına düzenlenen … tarih ve … ve … ana takip no’lu ödeme emirlerinde takibe konulduğu, söz konusu ödeme emirleri 26/12/2017 tarihinde usulüne uygun olarak e-tebliğ yoluyla asıl borçlu şirkete tebliğ edildiği, dava konusu ödeme emrinin düzenlenme tarihinin 21/12/2017 tarihi, asıl borçlu şirket adına düzenlenen ödeme emirlerinin düzenlenme tarihlerinin ise 26/12/2017 tarihi olduğu dikkate alındığında, asıl borçlu şirket adına düzenlenen ödeme emirlerinin kesinleşmesi beklenilmeden davacı hakkında ortak sıfatıyla takibata geçildiği, asıl borçlu şirket hakkındaki tüm takip yolları henüz tüketilmediğinden ortak sıfatıyla davacı hakkında takibe geçilemeyeceğinden, … ana takip no’lu ödeme emrinin 2017/Temmuz-Eylül dönemine ilişkin 1047 ve 1048 kodlu amme alacakları ile 2017/Ekim dönemine ilişkin 1048 kodlu amme alacağına ilişkin kısımlarında yasal isabet görülmediği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine, dava konusu … tarih ve … ana takip no’lu ödeme emirlerinin, … ana takip no’lu ödeme emrinin 2015/Mayıs dönemine ilişkin 0015 ve 1048 kodlu amme alacakları dışında kalan kısımlarının ve 2017/10 ana takip no’lu ödeme emrinin 2017/Temmuz-Eylül dönemine ilişkin 1047 ve 1048 kodlu amme alacakları ile 2017/Ekim dönemine ilişkin 1048 kodlu amme alacağı dışında kalan kısımları bakımından davanın reddine, dava konusu … ana takip no’lu ödeme emrinin 2015/Mayıs dönemine ilişkin 0015 ve 1048 kodlu amme alacaklarına ilişkin kısımlarının ve … ana takip no’lu ödeme emrinin 2017/Temmuz-Eylül dönemine ilişkin 1047 ve 1048 kodlu amme alacakları ile 2017/Ekim dönemine ilişkin 1048 kodlu amme alacağına ilişkin kısımlarının ise iptaline karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusuna konu Vergi Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve taraflarca ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanun’nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI:
DAVACININ İDDİALARI: Kanuni temsilcilik sıfatının bulunmadığı, bu nedenle tüm borçtan sorumlu tutulmasının yasaya aykırı olduğu; kaldı ki, asıl borçlu şirketten tahsil olanağı kalmadığı yolunda bir saptama yapılmadan şirket ortağı olarak amme alacağının tahsili amacıyla aleyhine düzenlenen ödeme emrinin yasal olmadığı; yine, ortaklık payının devredilmesi halinde vergi borçlarından sorumlu olunmayacağı; öte yandan ödeme emrinde hangi sebebe dayanıldığı, hangi sıfatla takip başlatıldığı ve miktara ilişkin belgelerin olması gerektiği, oysa adına düzenlenen ödeme emrinin kanunda yazan şartları taşımadığı gibi yapılan tebligatların da usulsüz olduğu; ayrıca, limited şirketin borçlarından ilk önce ortaklığın, daha sonra kanuni temsilcinin üçüncü derecede de ortakların sorumlu olduğu iddiasıyla kararın aleyhe olan kısmının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

DAVALININ İDDİALARI: Asıl borçlu … Orman Ürün. Ltd. Şti.’nin 2012-2013-2014-2015-2016-2017 dönemler amme borçlarını ödemediği, söz konusu vergi borçlarını vadesinde ödemeyen asıl amme borçlusu şirket hakkında ödeme emirleri ile takip yapıldığı ve ödeme emirlerinin zamanaşımı süreleri içinde tebliğ edildiği, vadesinde ödenmeyen vergi borçları için vergi dairesince borçlu şirket adına yapılan mal varlığı araştırmasında da şirket adına kayıtlı araç, gayrimenkul, menkul ve bankalardan yapılan e-haciz işlemleri sonucu borcu karşılayacak herhangi bir varlığa rastlanılmadığı, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un 35 inci maddesinde, limited şirket ortaklarının, şirketten tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacağından sermaye hisseleri oranında doğrudan doğruya sorumlu olacaklarının ve bu Kanun hükümleri gereğince takibe tabi tutullacaklarının düzenlendiği, şirket ortağı olma sıfatını taşıyan davacı adına ödeme emri düzenlenmesinde hukuka aykırılık bulunmadığı, yapılan işlemlerin usul ve yasaya uygun olduğu iddiasıyla kararın aleyhe olan kısmının bozulması istenilmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMALARI: Taraflarca savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’İN DÜŞÜNCESİ: Temyiz istemlerinin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dokuzuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçelerde ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
Tarafların temyiz isteminin reddine,
… Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının ONANMASINA,
Temyiz isteminde bulunan davacıdan …-TL maktu harç alınmasına,
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 50. maddesi uyarınca, onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın … Vergi Mahkemesine gönderilmesine, 09/06/2022 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.