Danıştay 9. Daire Başkanlığı 2019/3923 E. , 2022/2782 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
DOKUZUNCU DAİRE
Esas No : 2019/3923
Karar No : 2022/2782
TEMYİZ EDENLER : 1- (DAVALI) … Vergi Dairesi Başkanlığı
(… Vergi Dairesi Müdürlüğü)
VEKİLİ : Av. …
2- (DAVACI) …
İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının taraflarca temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ:
Dava Konusu İstem: … Özel Eğitim Araçları San. Tic. A.Ş’ den tahsil edilemeyen vergi borçlarının tahsili amacıyla şirket kanuni temsilci sıfatıyla davacı adına düzenlenen … tarih ve … ,…,…,…,…,…,…,…,… sayılı ödeme emirlerinin iptali istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla; dava konusu … sayılı ödeme emri yönünden yapılan değerlendirmede; ödeme emri içeriğinde yer alan amme alacağını ihtiva eden ve asıl borçlu şirket adına düzenlenen ödeme emri tebliğ alındısının dosyaya sunulamadığı ve amme alacağının asıl borçlu şirket nezdinde usulüne uygun kesinleştiğinin ortaya konulamadığı görüldüğünden davacı adına düzenlenen … sayılı ödeme emrinde hukuka uyarlık bulunmadığı, dava konusu … sayılı ödeme emri yönünden yapılan değerlendirmede; ödeme emri içeriğinde yer alan 2005/4 dönemi KDV ve 2004/12 dönemi gelir stopaj vergisinin tahsili için asıl borçlu şirket adına düzenlenen ödeme emirlerinin 15.11.2005 tarihinde şirket daimi çalışanına tebliğ edilerek kesinleştirildiği, ancak vadeleri 2005 yılına rastlayan bu alacakların 15.11.2005 tarihinde yapılan tebliğ ile kesilen zamanaşımı süresinin idare tarafından 11.9.2008 tarihli araç haczi ile tekrar kesildiği ve 01.01.2009’da işlemeye başlayan zamanaşımı süresinin 31.12.2013 tarihine kadar uzadığı, bu tarihten sonra zamanaşımını kesen herhangi bir halin bulunmaması nedeniyle zamanaşımına uğrayan bu borçların davacıdan tahsile çalışılmasında hukuka uyarlık görülmediği, ödeme emri içeriğinde yer alan diğer amme alacaklarında da, asıl borçlu şirket adına düzenlenen ödeme emirleri ve tebliğ alındılarının dosyaya sunulamadığı ve amme alacaklarının asıl borçlu şirket nezdinde usulüne uygun kesinleştiğinin ortaya konulamadığı görüldüğünden hukuka uyarlık görülmediği, dava konusu … sayılı ödeme emri yönünden yapılan değerlendirmede; ödeme emri içeriğinde yer alan amme alacaklarını ihtiva eden ve asıl borçlu şirket adına düzenlenen ödeme emirleri tebliğ alındılarının dosyaya sunulamadığı ve amme alacaklarının asıl borçlu şirket nezdinde usulüne uygun kesinleştiğinin ortaya konulamadığı görüldüğünden anılan … sayılı ödeme emrinde hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varıldığı, dava konusu … sayılı ödeme emri yönünden yapılan değerlendirmede; ödeme emri içeriğinde yer alan 2007/1,2,3,4 dönemlerine ait ve vadeleri 2007 yılına rastlayan gelir stopaj vergileri bakımından; anılan vergileri içeren ve asıl borçlu şirket adına düzenlenen ödeme emirlerinin 19.03.2008 tarihinde şirket sekreteri …’a tebliğ edildiği, amme alacaklarına ilişkin 19.03.2008 tarihinde yapılan tebliğ ile kesilen zamanaşımı süresinin idare tarafından 11.9.2008 tarihli araç haczi ile tekrar kesildiği ve 01.01.2009 tarihinde işlemeye başlayan zamanaşımı süresinin 31.12.2013 tarihine kadar uzadığı, bu tarihten sonra zamanaşımını kesen herhangi bir halinde bulunmadığı ve anılan amme alacaklarının zamanaşımına uğradığı görüldüğünden dava konusu … sayılı ödeme emrinde anılan amme alacakları yönünden hukuka uyarlık bulunmadığı, ödeme emri içeriğinde yer alan 2006/12, 2007/11 dönemi gelir stopaj vergileri bakımından; anılan vergileri içeren ve asıl borçlu şirket adına düzenlenen ödeme emirlerinin ilk tebliğ alındısının ‘firma taşınmıştır’ şerhi düşülerek sadece dağıtıcı tarafından imzalandığı, ikinci tebliğ alındısının ‘muhatabın adresten adres bırakmadan taşındığı, imza atmaktan imtina ederek sözlü beyan etti, evrak iade’ şerhi düşülerek sadece dağıtıcı tarafından imzalandığı, tebliğ alındısının 213 sayılı Yasanın 102. maddesinde belirtilen kişilere imzalatılıp bir tutanak haline getirilmeden sadece dağıtıcı tarafından imzalandığı ve doğrudan ilanen tebliğ yoluna gidilerek amme alacaklarının usulüne uygun tebliğ ile kesinleştirilemediği görüldüğünden dava konusu … sayılı ödeme emrinde bu amme alacakları yönünden hukuka uyarlık görülmediği, ödeme emri içeriğinde yer alan diğer amme alacakları bakımından; asıl borçlu şirket adına düzenlenen ödeme emirlerinin de 17/12/2007 tarihinde şirket sekreteri …’a tebliğ edildiği, amme alacaklarına ilişkin 17.12.2007 tarihinde yapılan tebliğ ile kesilen zamanaşımı süresinin idare tarafından 11.9.2008 tarihli araç haczi ile tekrar kesildiği ve 01.01.2009 tarihinde işlemeye başlayan zamanaşımı süresinin 31.12.2013 tarihine kadar uzadığı, bu tarihten sonra zamanaşımını kesen herhangi bir halin de bulunmadığı ve anılan amme alacaklarının zamanaşımına uğradığı görüldüğünden anılan bu amme alacakları yönünden de dava konusu … sayılı ödeme emrinde hukuka uyarlık bulunmadığı, dava konusu … sayılı ödeme emri yönünden yapılan değerlendirmede; ödeme emri içeriğinde yer alan …,…,…,…,… takip numaralı amme alacakları bakımından; asıl borçlu şirket adına düzenlenen ödeme emirlerinin 03.01.2012 tarihinde İflas Müdürlüğünde Katip …’e tebliğ edildiği ve anılan amme alacaklarının asıl borçlu şirket nezdinde usulüne uygun kesinleştiği görüldüğünden anılan dönemlerde kanuni temsilci olan davacı adına düzenlenen … sayılı ödeme emrinin bu amme alacaklarına ilişkin kısmında hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varıldığı, ödeme emri içeriğinde yer alan …,…,…,…,…,…,…,…,…,… takip numaralı amme alacakları bakımından ise; asıl borçlu şirket adına düzenlenen ödeme emirlerinin ilk tebliğ alındısının ‘firma taşınmıştır’ şerhi düşülerek sadece dağıtıcı tarafından imzalandığı, ikinci tebliğ alındısının ‘muhatabın adresten adres bırakmadan taşındığı, imza atmaktan imtina ederek sözlü beyan etti, evrak iade’ şerhi düşülerek sadece dağıtıcı tarafından imzalandığı ve tebliğ alındılarının 213 sayılı Yasanın 102. maddesinde belirtilen kişilere imzalatılıp bir tutanak haline getirilmeden sadece dağıtıcı tarafından imzalandığı ve doğrudan ilanen tebliğ yoluna gidilerek amme alacaklarının usulüne uygun tebliğ ile kesinleştirilemediği görüldüğünden … sayılı ödeme emrinin anılan amme alacakları yönünden hukuka uygun olmadığı sonucuna varıldığı, dava konusu … sayılı ödeme emri yönünden yapılan değerlendirmede; ödeme emri içeriğinde yer alan amme alacaklarını içeren ve asıl borçlu şirket adına düzenlenen ödeme emirlerinin 07.01.2013 tarihinde İflas Müdürlüğü Katibi …’e tebliğ edildiği görüldüğünden usulüne uygun tebliğ ile kesinleştirilen amme alacaklarının ilgili bulunduğu dönemde kanuni temsilci olan davacı adına düzenlenen … sayılı ödeme emrinde hukuka aykırılık bulunmadığı, dava konusu … sayılı ödeme emri yönünden yapılan değerlendirmede; ödeme emri içeriğinde yer alan amme alacaklarını ihtiva eden ve asıl borçlu şirket adına düzenlenen ödeme emirleri tebliğ alındılarının dosyaya sunulamadığı ve amme alacaklarının asıl borçlu şirket nezdinde usulüne uygun kesinleştiği ortaya konulamadığından anılan … sayılı ödeme emrinde hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varıldığı, dava konusu … sayılı ödeme emri yönünden yapılan değerlendirmede; ödeme emri içeriğinde yer alan ve …,…,…,…,… takip numaralı amme alacaklarına ilişkin asıl borçlu şirket adına düzenlenen ödeme emirleri ve tebliğ alındılarının dosyaya sunulamadığı ve amme alacaklarının asıl borçlu şirket nezdinde usulüne uygun kesinleştiği ortaya konulamadığından anılan alacaklar yönünden hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varıldığı, ödeme emri içeriğinde yer alan diğer amme alacaklarında ise, asıl borçlu şirket adına düzenlenen ödeme emirlerinin İflas Müdürlüğü’nde Katip …’e 7.1.2013 ve 28.2.2014 tarihlerinde tebliğ edilerek amme alacaklarının asıl borçlu şirket nezdinde usulüne uygun kesinleştirildiği görüldüğünden bu alacakların ilgili bulunduğu dönemlerde kanuni temsilci olan davacıdan tahsili amacıyla düzenlenen … sayılı ödeme emrinde anılan alacaklar yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı, dava konusu … sayılı ödeme emri yönünden yapılan değerlendirmede; dava konusu … sayılı ödeme emri içeriğinde yer alan … takip numaralı amme alacağına ilişkin asıl borçlu şirket adına düzenlenen ödeme emri tebliğ alındısının dosyaya sunulamadığı ve amme alacağının asıl borçlu şirket nezdinde usulüne uygun kesinleştiği hususunun ortaya konulamadığı görüldüğünden … sayılı ödeme emrinde anılan alacak yönünden hukuka uyarlık bulunmadığı, dava konusu … sayılı ödeme emri içeriğinde yer alan diğer amme alacaklarına ait asıl borçlu şirket adına düzenlenen ödeme emirlerinin İflas Müdürlüğü’nde Katip …’e 28.2.2014 tarihinde tebliğ edilerek amme alacaklarının asıl borçlu şirket nezdinde usulüne uygun kesinleştirildiği görüldüğünden bu amme alacaklarının ilgili bulunduğu dönemlerde kanuni temsilci olan davacıdan tahsili amacıyla düzenlenen … sayılı ödeme emrinde anılan alacaklar yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusuna konu Vergi Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve taraflarca ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanun’nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI:
DAVACININ İDDİALARI: Böyle bir borcu bulunmadığı, asıl borçlu şirketten ve asıl borçlu şirketein ortaklarından tahsil edilmesi gerektiği ileri sürülerek kararın bozulması istenilmektedir.
DAVALININ İDDİALARI: iflas eden şirketten tahsil edilemeyeceği anlaşılan vergi borçlarının davacıdan tahsilinin usul ve yasaya uygun olduğunu ileri sürerek kararın bozulması istenilmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMALARI: Taraflarca savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’İN DÜŞÜNCESİ: Temyiz istemlerinin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dokuzuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçelerde ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
Tarafların temyiz isteminin reddine,
Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle kısmen kabulü, kısmen reddine ilişkin Vergi Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurularının reddi yolundaki … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının ONANMASINA,
Temyiz isteminde bulunan davacıdan …-TL maktu harç alınmasına,
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 50. maddesi uyarınca, onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın … Vergi Mahkemesine gönderilmesine, 09/06/2022 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.