Danıştay Kararı 9. Daire 2019/5699 E. 2021/1375 K. 03.03.2021 T.

Danıştay 9. Daire Başkanlığı         2019/5699 E.  ,  2021/1375 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
DOKUZUNCU DAİRE
Esas No : 2019/5699
Karar No : 2021/1375

Kararın Düzeltilmesini İsteyen Taraflar: 1- … Enerji Ürt. İnş. Nak. Tic. Ltd. Şti.

2- … Vergi Dairesi Başkanlığı-…(… Vergi Dairesi Müdürlüğü)
Vekili : Av. …

İstemin Özeti : Danıştay Dokuzuncu Dairesinin 30/04/2019 tarih ve E:2016/12176, K:2019/1930 sayılı kararının; dilekçelerde ileri sürülen sebeplerle karşılıklı olarak düzeltilmesi istenilmektedir.

Cevapların Özeti : Davacı tarafından cevap verilmemiştir. Davalı idarenin cevabı kararın düzeltilmesi isteminin reddi gerektiği yolundadır.

Tetkik Hakimi …’in Düşüncesi : Davalı idarenin Karar düzeltme isteminin, cezalı tarhiyat yönünden kabulü; davacının karar düzeltme isteminin ise, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun mük.355. maddesi uyarınca kesilen özel usulsüzlük cezası yönünden kabulü gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren Danıştay Dokuzuncu Dairesince işin gereği görüşüldü:
Danıştay dava daireleri ile İdari veya Vergi Dava Daireleri Kurulları tarafından verilmiş olan kararlar hakkında kararın düzeltilmesi isteminin kabulü ancak, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 54. maddesinde yazılı sebeplerden birinin bulunması ile mümkündür.
Karar düzeltme dilekçelerinde; davalı idarenin 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 353/1. maddesi uyarınca davacının ise 353/6 maddesi uyarınca kesilen özel usulsüzlük cezalarına yönelik iddiaları, kararın bu kısımlarının düzeltilmesini gerektirecek nitelikte bulunmamaktadır.
Davalı idarenin vergi ziyaı cezalı katma değer vergisine ilişkin karar düzeltme istemi ile davacının 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun mük.355. maddesi uyarınca kesilen özel usulsüzlük cezasına ilişkin karar düzeltme istemine yönelik ileri sürülen iddialar ise 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 54’üncü maddesine göre yerinde görüldüğünden Danıştay Dokuzuncu Dairesinin 30/04/2019 tarih ve E:2016/12176; K:2019/1930 sayılı kararının bu hususlara ilişkin hüküm fıkrası ortadan kaldırıldıktan sonra temyiz istemi bu hususlar yönünden incelendi;
3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanununun 29. maddesinin 1/(a) bendinde; mükelleflerin, yaptıkları vergiye tabi işlemler üzerinden hesaplanan katma değer vergisinden kendilerine yapılan teslim ve hizmetler dolayısıyla hesaplanarak düzenlenen fatura ve benzeri vesikalarda gösterilen katma değer vergisini indirebilecekleri belirtilmiştir.
213 sayılı Vergi Usul Kanununun 3. maddesinin (B) bendinde; vergilendirmede vergiyi doğuran olay ve bu olaya ilişkin muamelelerin gerçek mahiyetinin esas olduğu, vergiyi doğuran olay ve bu olaya ilişkin muamelelerin gerçek mahiyetinin yemin hariç her türlü delille ispatlanabileceği, ancak vergiyi doğuran olayla ilgisi tabii ve açık bulunmayan şahit ifadesinin ispatlama vasıtası olarak kullanılamayacağı, iktisadi, ticari ve teknik icaplara uymayan veya olayın özelliğine göre normal ve mutad olmayan bir durumun iddia olunması halinde ispat külfetinin bunu iddia eden tarafa ait olduğu hükümlerine yer verilmiştir.
213 sayılı Vergi Usul Kanununun mükerrer 257. maddesinin birinci fıkrasının (2) numaralı bendinde, Maliye Bakanlığına, mükelleflere, muameleleri ile ilgili tahsilat ve ödemelerini banka, benzeri finans kurumları veya posta idarelerince düzenlenen belgelerle tevsik etme zorunluluğunu getirme ve bu zorunluluğun kapsamını ve uygulamaya ilişkin usul ve esaslarını belirleme yetkisi verilmiş; anılan Yasa’nın mükerrer 355. maddesinin 4. fıkrasında ise tahsilat ve ödemelerini banka, benzeri finans kurumları veya posta idarelerince düzenlenen belgelerle tevsik etme zorunluluğuna uymayan mükelleflerden her birine, her bir işlem için bu maddeye göre uygulanan cezalardan az olmamak üzere işleme konu tutarın % 5’i nispetinde özel usulsüzlük cezası kesileceği ifade edilmiştir.
Anılan madde hükümlerinin değerlendirilmesinden, vergilendirme işlemi yapılırken, Kanuna uygun olarak biçimlendirilen muamelelerin bu biçimselliğinin ötesine geçilerek, muamelenin tarafları arasında oluşan maddi ve hukuki ilişkinin gerçek mahiyetinin araştırılması gerektiği sonucuna ulaşılmaktadır. Kanun, gerçek mahiyetin ortaya çıkarılmasında yemin hariç her türlü delile izin vermiştir. Bu deliller, tarafların ikrarı, vergiyi doğuran olayla ilişkisi doğal ve açık bulunan tanık ifadesi, muamelenin taraflarının ekonomik ve ticari konumları, işyerlerinin durumu, arandığında bulunup bulunamamasına ilişkin tespitler olabilir.
Davacıya fatura düzenleyen Ostim Vergi Dairesi Müdürlüğü’nün … vergi numaralı mükellefi Tas. Hal. … Pet. ve Akaryakıt Ür. Nak. İn. Tur. San. Tic.Ltd. Şti hakkında düzenlenen … tarih ve … sayılı vergi tekniği raporunda; şirketin 100.000 TL sermaye ile … ve … tarafından kurulduğu, ancak şirket müdürü …’ya gönderilen defter belge isteme yazısının eşine tebliğ edilmesi üzerine, vergi dairesine gönderdiği yazıda “şirketle hiçbir ilişkisinin olmadığını, şirket kuruluşunda sigortalı işçi yapacaklarını söyleyerek kendisine noterde bir takım evrakı imzalattırdıklarını, daha sonra da bana göre iş olmadığını söyleyerek gönderdiklerini” ifade ettiği, şirket ortağı …’e gönderilen defter belge isteme yazısı üzerine vergi dairesine gönderdiği yazıda ise, “şirketle bir bağı olmadığını, kendisini kandırdıklarını” ifade ettiği, şirketin Kulu/Konya adresinde 15/12/2009 tarih ve 10/02/2011 tarihleri arasında mükellefiyetsiz şubesi bulunduğu, şirket müdür ve ortağı … ile ortağı …’ün hakkında sahte fatura düzenlemekten dolayı vergi tekniği raporu bulunan şirketlerin de ortak ve yöneticisi oldukları, mükellefin 2009 ve 2010 dönemlerinde faaliyette bulunmuş olmak imajı vermek adına göstermelik düzeyde katma değer vergisi ödediği diğer ödemelerinin büyük çoğunluğunun cüzi miktardaki damga vergisinden oluştuğu, 11/09/2009 tarhinde yapılan işe başlama yoklamasında adreste bir buz dolabı, bir ufo ısıtıcı, bir faks makinası bulunduğu, şirketin merkez işyerinde yapılan yoklamada 3 çalışma masası, 1 bilgisayar ve telefonun olduğu, çalışan sayısının toplam 4 kişi olduğunun tespit edildiği, 11/02/2011 tarihinde şube işyerinde yapılan yoklamada farklı bir mükellefin faal olduğunun görüldüğü, adına kayıtlı herhangi bir taşıt bulunmadığı, 2009/Aralık döneminde ilk kez katma değer vergisi matrahı beyan etmiş olmasına rağmen 2.552.637,99-TL gibi yüksek bir tutar beyan ettiği, 2009 yılında mal ve hizmet aldığını beyan etmiş olduğu … Pet. Ltd. Şti. hakkında sahte belge düzenleme yönünden olumsuz tespit bulunduğu, Ba-Bs analizi incelendiğinde 2009 yılında alışların %91 inin 2010 yılında %95 inin 2011 yılında %97’sinin hakkında sahte belge düzenleme yönünden olumsuz tespitler bulunan … Pet. Ltd. Şti’den yaptığı, mükellef kurumun kuruluş (10/09/2009) tarihinden itibaren düzenlemiş olduğu faturaların gerçek bir mal ve hizmet teslimi içermeyen sahte belgeler olarak değerlendirilmesi gerektiği tespitlerine yer verilmiştir.
Yukarıdaki tespitlerin değerlendirilmesinden, adı geçen şirketin fatura düzenlediği dönemlerde gerçek bir ticari faaliyetinin olmadığı, dolayısıyla davacıya düzenlenen faturaların gerçekte yapılan bir mal satın alımı veya hizmet ifasını yansıtmadığı sonucuna ulaşıldığından, dava konusu cezalı tarhiyatı kaldıran Vergi Mahkemesi kararında hukuka uyarlık görülmemiştir.
Öte yandan, satılan mal ve yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı tutarı göstermek üzere işi yapan tacir tarafından düzenlenip müşteriye verilen ticarî vesika olarak tanımlanan faturanın, gerçek bir muamele veya durum olmadığı halde bunlar varmış gibi düzenlendiğinin; başka bir ifadeyle sahte olduğunun kabul edilmesi halinde bu sahte belgede yer alan bedellerin finans kurumları aracılığıyla ödenmesinin beklenmesi ise olayın özelliğine göre normal olmayan, hayatın olağan akışına aykırı bir sonuç doğuracaktır.
Bu durumda; Tas. Hal. … Pet. ve Akaryakıt Ür. Nak. İn. Tur. San. Tic.Ltd. Şti’nden alınan faturaların sahte olduğu sonucuna ulaşılması nedeniyle bu fatura bedellerinin yukarıda yer verilen şekil şartlara uygun ödenmediğinden söz edilmeyeceğinden, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun mükerrer 355. maddesi uyarınca kesilen özel usulsüzlük cezasında ve bu kısım yönünden davayı reddeden Vergi Mahkemesi kararında hukuka uygunluk görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle, davalının temyiz isteminin cezalı tarhiyat yönünden, davacının temyiz isteminin 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun mük.355. maddesi uyarınca kesilen özel usulsüzlük cezasın yönünden kabulüne, … Vergi Mahkemesi’nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının cezalı tarhiyata ilişkin hüküm fıkrası ile 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun mük.355. maddesi uyarınca kesilen özel usulsüzlük cezasına ilişkin hüküm fıkrasının bozulmasına, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 353/1 ve 353/6 maddeleri uyarınca kesilen özel usulsüzlük cezalarına ilişkin karar düzeltme istemlerinin reddine, 03/03/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.