Danıştay 9. Daire Başkanlığı 2020/2386 E. , 2022/5579 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
DOKUZUNCU DAİRE
Esas No : 2020/2386
Karar No : 2022/5579
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Başkanlığı
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVACI) : … Ltd.
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı tarafından, 2012-2016 yılları arasında Kuzey Kıbrıs Türk Barış Kuvvetleri Komutanlığı’nca ihaleleri yapılan ve uhdesinde kalan ihtiyaç malzemeleri temini işlerinden dolayı Kıbrıs Türk Askeri Birliği Saymanlık Müdürlüğünce sözleşme, ihale kararı ve hak edişe ilişkin ödeme belgeleri üzerinden tahsil edilen toplam 600.000-TL damga vergisinin iadesi istemiyle yaptığı başvuru sonucu 282.802-TL tutarında eksik ödemede bulunulduğu ve ayrıca faiz de ödenmediği belirtilerek, eksik ödemenin ve toplam kesintiye dair yasal faizin ödenmesi talebiyle 22/01/2018 tarihinde davalı idareye yapılan başvurunun zımnen reddine ilişkin işlemin iptali ile yasal faizi ile birlikte iadesi istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla; 18/01/2019 tarihli ara kararı üzerine dava dosyasına sunulan Kıbrıs Türk Barış Kuvvetleri Komutanlığı’nın … tarih ve …sayılı yazı ve eki belgeleri incelendiğinde, davacıdan 01/01/2012-31/12/2016 tarihleri arasında ihalesini aldığı muhtelif işlere ilişkin olarak ilgili yıllar için uygulanan hak edişleri üzerinden kesilen damga vergisi, sözleşme damga vergisi, ve ihale damga vergisi oranları ile hesaplanmak suretiyle toplam 398.595,71-TL tutarında damga vergisinin belirli tarihlerde tahsil edildiği, Maliye Bakanlığı Muhasebat Genel Müdürlüğü’nün … tarih ve …sayılı yazısına istinaden, tahsil edilen damga vergisinin binde 5 oranını aşan kısmına isabet eden 317.198,86-TL’sinin 04/12/2017 tarihinde Kıbrıs Türk Askeri Birliği Saymanlık Müdürlüğü’nce faiz eklenmeksizin davacıya iade edildiği, eksik iade edilen kesinti tutarının davacı tarafından iddia edildiği gibi 282.802-TL olmayıp 398.595,71-TL-317.198,86-TL=81.396,85-TL olduğu, bu tutarın 500 sayılı Kıbrıs’a Gönderilecek Türk Askeri Birliği Mensuplarının Aylık ve Ücretleriyle Çeşitli İstihkakları ve Birliğin Başka Giderleri Hakkında Kanuna istinaden çıkarılan ve 20/07/1981 tarih ve 17406 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kıbrıs’a Gönderilecek Türk Askeri Birliğinin Yiyecek, Giyecek, Yakacak, Donatım, Tedavi ve Sair Her Türlü Giderlerinin Tutarı ve Satın Alma İşlerinin Şekli ve Ödeme Biçimlerini Gösterir Yönetmeliğin 15. maddesinin 5. fıkrasına dayanılarak Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde uygulanan binde 5 oranındaki damga vergisi olarak tahsil edildiğinin bildirildiği, 500 sayılı Kanunda, Kıbrıs Türk Barış Kuvvetleri Komutanlığı’nca düzenlenecek belgelerden damga vergisi tahsil edileceğine dair herhangi bir hükme yer verilmediği gibi Türkiye Cumhuriyeti ile Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti arasında Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetinde düzenlenecek belgelerden Türkiye Cumhuriyeti devletinin damga vergisi alabileceğine ilişkin bir anlaşma da bulunmadığı, 500 sayılı Yasa dayanak alınarak çıkarılan Yönetmeliğe istinaden davacıdan binde 5 oranında damga vergisi tahsil edilmesinde verginin kanuniliği ilkesi gereği hukuka uyarlık görülmediğinden, kanuni bir dayanağı olmaksızın tahsil edilen binde 5 oranına isabet eden damga vergilerinin de davacıya iadesi gerekmekte olduğu, bu tutar Kıbrıs Türk Barış Kuvvetleri Komutanlığının … tarih ve …sayılı yazısına göre 81.396,85-TL olduğundan, davacının talebinin bu tutara ilişkin kısmının kabulü, aşan kısmının ise reddi gerektiği sonucuna varıldığı, davacıdan hukuka aykırı olarak tahsil edilen damga vergisinin, tahsil edildiği tarihten düzeltme fişinin mükellefe tebliğ edileceği tarihe kadar geçecek süre için aynı dönemde 6183 sayılı Kanuna göre belirlenen tecil faizi oranında hesaplanacak faiz ile birlikte iade edilmesi gerektiği, hukuki yardımın, dosya tekemmül ettikten sonra verilen dilekçeyle yerine getirildiğinin kabul edilemeyeceğinden, davacının lehine avukatlık ücretine hükmedilmesine imkan olmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine, iade edilmeyen 81.396,85-TL damga vergisinin, tahsil tarihinden düzeltme fişinin mükellefe tebliğ edileceği tarihe kadar geçen süre için 6183 sayılı Kanuna göre belirlenen tecil faizi oranında hesaplanacak faizle birlikte davacıya iadesine, daha önce iade edilen toplam 317.198,86-TL üzerinden, tahsilatın yapıldığı tarihten iadenin yapıldığı tarihe kadar 6183 sayılı Kanuna göre belirlenen tecil faizi oranında hesaplanacak faizin de davacıya iadesine, 201.405,15-TL’lik kısmı yönünden ise kısmen reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Davalının istinaf başvurusu dilekçesinde ileri sürülen iddiaların, mahkeme kararının davanın kabulüne dair hüküm fıkrasının kaldırılmasını sağlayacak durumda bulunmadığından, davalının istinaf isteminin reddi gerektiği, davacının kendilerine iadesine karar verilen damga vergisine uygulanacak faiz oranına ve vekalet ücretine ilişkin hüküm fıkrasına yönelik istinaf istemi yönünden ise; devletle bireyin çıkarları arasındaki adil dengenin; mükellefe iade edilecek vergilere de, devletin kendi alacaklarına uyguladığı gecikme faizi oranının esas alınması suretiyle kurulması gerekir ki, bunun aynı zamanda Hukuk devletinde adil dengenin sağlanması için zorunlu olduğu, 6183 sayılı Kanunun 112/4 maddesinde, dava öncesi aşamada ortaya çıkarılacak vergilendirme hataları kapsamında iadesi gereken vergiler için öngörülen tecil faizi oranının, mahkeme kararıyla iadesine hükmedilen vergilere uygulanacak faiz olarak kabul edilmesinin, anılan dengeyi sağlayamayacağından davacıya iadesine karar verilen tutara 6183 sayılı Kanuna göre tespit edilen gecikme zammı oranında faizin uygulanmasının kanuna ve hukuka uygun olacağı, davacının vekilinin istinaf başvurusunda yapılan hukuki yardım nedeniyle, bu aşamada vekalet ücretine hak kazandığından, davacının vekili lehine vekalet ücreti hükmedilmemesinde usule aykırılık görülmediği gerekçesiyle davacının istinaf başvurusunun kısmen reddine, kısmen kabulüne, mahkeme kararının faize ilişkin hüküm fıkrasının kaldırılmasına, 2577 sayılı Kanunun değişik 45. maddesinin 4. fıkrası uyarınca, eksik ödenen 81.396,85-TL tutarında damga vergisi ile tahsil edilen toplam 317.198,86-TL damga vergisi tutarı üzerinden, tahsil tarihinden itibaren 6183 sayılı Kanuna göre uygulanan gecikme zammı oranında hesaplanacak faiziyle birlikte iadesine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Kararda hukuki isabet bulunmadığı ileri sürülerek bozulması istenilmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Yasal dayanaktan yoksun olan temyiz isteminin reddi gerektiği yolundadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’IN DÜŞÜNCESİ : Temyize konu kararın gecikme faizine ilişkin kısmının bozulması, diğer kısmının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dokuzuncu Dairesi’nce, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY:
Davacı tarafından, 2012-2016 yılları arasında Kuzey Kıbrıs Türk Barış Kuvvetleri Komutanlığı’nca ihaleleri yapılan ve uhdesinde kalan ihtiyaç malzemeleri temini işlerinden dolayı Kıbrıs Türk Askeri Birliği Saymanlık Müdürlüğünce sözleşme, ihale kararı ve hak edişe ilişkin ödeme belgeleri üzerinden tahsil edilen toplam 600.000-TL damga vergisinin iadesi istemiyle yaptığı başvuru sonucu 282.802-TL tutarında eksik ödemede bulunulduğu ve ayrıca faiz de ödenmediği belirtilerek, eksik ödemenin ve toplam kesintiye dair yasal faizin ödenmesi talebiyle 22/01/2018 tarihinde davalı idareye yapılan başvurunun zımnen reddine ilişkin işlemin iptali ile yasal faizi ile birlikte iadesi istenilmektedir.
İLGİLİ MEVZUAT:
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 1. maddesinin 2. fıkrasında, kanunda uygulanabilir bir hüküm yoksa, hakimin, örf ve adet hukuka göre, bu da yoksa kendisi kanun koyucu olsaydı nasıl bir kural koyacak idiyse ona göre karar vereceği öngörülmüş; 4. maddesinde de hakimin takdir yetkisi düzenlenmiştir. Buna göre, kanunun takdir yetkisi tanıdığı veya durumun gereklerini ya da haklı sebepleri göz önünde tutmayı emrettiği konularda hakim, hukuka ve hakkaniyete göre karar verir.
Anayasanın 148. maddesinin 1. fıkrasında, Anayasa Mahkemesinin, kanunların, Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinin, Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün Anayasaya şekil ve esas bakımında uygunluğunu denetleyeceği ve bireysel başvuruları karara bağlayacağı düzenlenmiş; 152. maddesinde de bir davaya bakmakta olan mahkemenin, uygulanacak bir kanun veya Cumhurbaşkanlığı kararnamesinin hükümlerini Anayasaya aykırı görürse veya taraflardan birinin ileri sürdüğü aykırılık iddiasının ciddi olduğu kanısına varırsa, Anayasa Mahkemesinin bu konuda vereceği karara kadar davayı geri bırakacağı öngörülmüştür.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “Taleple Bağlılık İlkesi” başlıklı 26. maddesinin 1. fıkrasında: “Hakim, tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır; ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Duruma göre, talep sonucundan daha azına karar verebilir.” hükmüne yer verilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Bölge İdare Mahkemesi kararının, eksik ödenen 81.396,85-TL damga vergisinin iadesine ilişkin hüküm fıkrası usul ve hukuka uygun olup, davalı idare tarafından dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bu kısmının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının, faize ilişkin kısmına yönelik temyiz istemine gelince;
Yukarıda yer verilen düzenlemelerde görüleceği üzere, Türk Medeni Kanunu’nun 1. maddesinde hakime hukuk yaratma yetkisi tanınmış ve bu yetkinin kullanılacağı koşullar ve sınırlar belirlenmiş bulunmaktadır. Buna göre, bu yetkinin kanunda ve örf ve adet hukukunda kural olmaması durumda kullanılması öngörülmüş ve hakimin kanun koyucu gibi hareket etmesi gereği vurgulanmıştır. Bu kapsamda, keyfilikten ve o anın koşullarının etkisinden uzak bir şekilde, eşitlik ve hukuk güvenliği çerçevesinde, hukuk devletinin gerekleri ile sonradan diğer olaylar için de temel olabilecek şekilde kullanılması gerekmektedir.
Türk Medeni Kanunu’nun 4. maddesinde ise, hakimin takdir yetkisi düzenlenmiştir. Hakimin takdir yetkisi, hukuk yaratma yetkisinden farklıdır. Burada, hakimin önündeki somut olaya uygulayacağı bir kural bulunmakta olup, olayın önceden bilinmeyen özellikleri dolayısıyla hakime bir değerlendirme, tercih yapma yetkisi tanınmış bulunmaktadır.
Hakimin takdir yetkisi de sınırsız değildir. Hakim bu yetkisini, ancak kendisine kanunen açık yahut zımni olarak bu hakkın tanınmış olduğu durumlarda, kanunun çizdiği sınırlar içerisinde, hakkaniyet ve nefaset kurallarına göre kullanması gerekmektedir.
Bu açıklamalar kapsamında, somut olaya ilişkin bir kanun hükmünün bulunması ve kanun hükmünde hakime açık ya da zımni olarak takdir yetkisi tanınmamış olduğu durumlarda, hakimin hukuk yaratma ya da takdir yetkisini kullanması mümkün değildir. Başka bir anlatımla, bu durumda hakimin, ilgili kanun hükmünü ihmal etme yetkisi bulunmamaktadır. Aksi bir tutum, keyfiliğe, ayrımcılığa, hukuk düzeninin bozulmasına yol açacaktır.
Ancak böyle bir durumda, söz konusu kanun hükmünün Anayasaya aykırı olduğu kanısına varılması halinde, hakime, Anayasanın 152. maddesinde, ilgili kanun hükmünün Anayasaya aykırı olduğu gerekçesiyle, kanunların Anayasaya aykırılığını denetlemekle görevli Anayasa Mahkemesine itiraz yoluna başvurma imkanı tanınmıştır.
Mükelleflerden fazla ve yersiz olarak tahsil edilen vergilerin iadesi durumunda, iade edilen tutarlara hangi oranda faiz ödeneceği konusunda açık bir düzenleme bulunmadığından, hukuk yaratma yetkisi kapsamında yerleşik Danıştay içtihatları ile 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun uyarınca hesaplanacak faiz oranının uygulanması öngörülmüş bulunmaktaydı. Ancak, 15/06/2012 tarihinde yürürlüğe giren 6322 sayılı Kanun ile 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 112/4. maddesi yeniden düzenlenmiş ve fazla ve yersiz tahsil edilen vergilerin 6183 sayılı Kanuna göre belirlenen tecil faiziyle iade edileceği açıkça düzenlenmiş bulunmaktadır. Bununla birlikte, 112. maddesinin 4. fıkrasının, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten sonra fazla veya yersiz olarak tahsil edilen vergilerin iadesinde uygulanacağı öngörülmüştür.
Bu durumda davacı tarafından anılan Kanun’un yürürlüğe girdiği 15/06/2012 tarihinden önce ödenen damga vergilerinin davacının kullanımından mahrum kaldığı dönemlere ilişkin olarak Kanunun yürürlüğe girdiği tarihe kadar Danıştay yerleşik içtihatları uyarınca 3095 sayılı Kanuni Faiz Ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun uyarınca hesaplanacak faiz oranıyla; bu tarihten sonraki dönemlere isabet eden kısım ile bu tarihten sonra tahsil edilen tutarların ise iadenin yapıldığı tarihe kadar tecil faizi oranında hesaplanacak faizi ile iadesi gerekirken, Bölge İdare Mahkemesince, kanunun açık hükmü bulunmasına rağmen hukuk devletinin adil dengesinin korunması gerektiğinden bahisle devlet tarafından kendi alacaklarına uygulanan faiz oranı olan 213 sayılı Kanunu’nun 112/3.maddesi uyarınca 6183 sayılı Kanuna göre tespit edilen gecikme zammı oranında faizin uygulanması gerektiği yolunda verilen kararda hukuka uyarlık bulunmamaktadır.
Öte yandan, davacıdan 2012 yılında tahsil edilen vergilerin 15/06/2012 tarihinden önce mi sonra mı tahsil edildiğine ilişkin dava dosyasında herhangi bir bilgi ve belge bulunmadığından, 2012 yılında haksız olarak tahsil edilen vergilerin hangi tarihlerde tahsil edildiği araştırılarak, bu hususun yeniden verilecek kararda gözetilmesi gerekmektedir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
Davalının temyiz isteminin kısmen kabulüne, kısmen reddine,
… Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının; faize ilişkin hüküm fıkrasının BOZULMASINA, diğer kısmının ONANMASINA,
Bozulan kısım hakkında yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesine gönderilmesine, 09/11/2022 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.